SAĞLIK
Bingöl UMKE’ye Dünya Sağlık Örgütü bayrağı: Tarihi başarı tescillendi 23 Nisan 2026 Perşembe - 21:22:32 Bingöl UMKE Lojistik, Eğitim ve Operasyon Merkezi’nin uluslararası verifikasyon sürecini başarıyla tamamlaması dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü bayrak teslim töreni düzenlendi. Bingöl Valisi Cahit Çelik, Dünya Sağlık Örgütü Acil Tıbbi Ekipler (EMT) programı kapsamında uluslararası verifikasyon sürecini tamamlayan Bingöl UMKE için düzenlenen bayrak teslim törenine katıldı. Programda konuşan Vali Çelik, elde edilen başarının hem Bingöl hem de Türkiye adına büyük önem taşıdığını belirterek, "İlimiz adına son derece önemli, gurur verici ve uluslararası düzeyde büyük anlam taşıyan bir başarıyı birlikte paylaşmanın memnuniyetini yaşıyoruz" dedi. Bingöl’ün deprem açısından hassas bir bölgede yer aldığına dikkat çeken Çelik, UMKE merkezinin bu anlamda büyük bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade etti. Bingöl UMKE’nin uluslararası alanda önemli bir konuma ulaştığını vurgulayan Çelik, "Merkezimiz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen değerlendirmeler neticesinde uluslararası acil sağlık ekipleri arasında yerini almıştır. Bingöl UMKE, dünyanın en büyük lojistik, eğitim ve operasyon merkezlerinden biri haline gelmiştir. Dünyada bir ilke imza atan UMKE EMT Tip-1 mobil, Tip-1 sabit ve Tip-2 olmak üzere üç ayrı yapının aynı anda kurularak uluslararası verifikasyon aldığı dünyadaki tek merkez Bingöl olmuştur. Bu başarı tarihi bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca Bingöl’de kurulan bu altyapının sadece il ve ülke için değil, ihtiyaç duyulan tüm coğrafyalarda hizmet verebilecek kapasitededir" diye konuştu.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:33 Ünlüler minik kalplere dokundu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören çocuklar umut ve neşe dolu anlar yaşadı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Prof. Dr. Reyhan Dedeoğlu öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, çok sayıda ünlü isim minik hastalarla bir araya geldi. Hastane odalarını tek tek ziyaret eden ünlüler, çocuklara hediyeler dağıtarak onlarla sohbet etti, gün boyunca vakit geçirerek bayram sevincini paylaştı. Gülsim Ali, Demet Işıl, Aslı Turanlı, Ceren Benderlioğlu, Kaan Turgut, Büşra Develi, Görkem Sevindik, Mehmet Özdemir, Gökhan Keskin, Selda Topal, Buçe Buse Kahraman, Didem Balçin, Eylül Tumbar, Feyza Civelek, Nilay Erdönmez, Yunus Emre Yıldırımer, milli basketbolcular Elif Bayram, Gökşen Fitik ve Sehernaz Cidal’ın katıldığı etkinlikte, çocuklar unutulmaz anlar yaşadı. Etkinlik sonunda katılımcılara teşekkür belgeleri takdim eden Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Böylesine anlamlı ve umut dolu bir bayramı ziyaretlerinizle taçlandırdığınız, çocuklarımızın yüzünde bir tebessüm olduğunuz için sizlere minnettarız" ifadelerini kullandı. Demet Işıl, çocuklar için hastaneye onlarca balon getirdi. Işıl, çocuklarla birlikte balonları gökyüzüne bıraktı. Kanseri atlatan Işıl, tüm çocuklarla tek tek ilgilendi. Işıl, "Eşim ve ben bu hastanede doğduk. Böyle bir organizasyonda olduğumuz için çok mutluyuz. Son dönemde çocukların çocukluğunu yaşamalarının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Balonlar uçuruldu, umutlar gökyüzüne bırakıldı" diye konuştu. Hastalık atlatan Işıl, "5-6 yıl önce kanser hastalığıyla mücadele ettim. O dönemde iyileşmek için verdiğim sözleri tutmaya devam ediyorum" dedi. Aslı Turanlı, "Ailesine önem veren ve çocukları seven milletiz. Bizim için çocuklar çok önemli. Onlara güven vermek çok önemli... Size güven duyan bir çocuk, mutlu oluyor. Mutlu çocuk mutlu gelecek demek. Bizde elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Anlamlı bir günde buradayız. Burada olduğum için çok mutluyum. Çocukları çok seviyorum. Olabildiğince onların yanında olmaya çalışıyorum" dedi. Turanlı, çocuklar ile tek tek ilgilenecek onlara kitap hediye etti. Etkinliğe annesiyle katılan Gülsim Ali, "Burada olduğumuz için çok mutluyuz. Dün galadaydım ama bugün burada çocukların yanında olmak istedim. Onların yanında olmak ve gülümsetmek çok önemli. Annem de gelmek istedi" dedi. Nilay Erdönmez, "Çocukluğumu hatırladım. Herkese Allah şifa versin. Bütün çocuklar çocukluğunu çok güzel yaşasın. 23 Nisan’da mevsimleri temsil ettiğimiz tören vardı. Ben sarı ile sonbaharı temsil ediyordum. Çocukları çok severim" dedi. Çocukken etkinliklere katıldığını belirten oyuncu, "Bayramlarda şiir okuyan, sunuculuk yapan ve sahneye çıkan çocuklardan biriydim" diye konuştu. ’Yeraltı’ dizisi için Erdönmez, "Çok mutluyum. Güzel bir ekip. Diziyle ilgili bolca soru soruyor seyirci. Seyircinin güzel tepkisi güzel" açıklamasını yaptı. Oyuncu, "Güçlü rakipler vardı, sezon ortası gibi yayına girdiniz. Boşluğu iyi doldurdunuz" sözlerine, "Boşluk varmış ki doldurduk" ifadelerini kullandı. Ceren Benderlioğlu, "Çocuk diyince bende akan sular duruyor. Bizim geleceğimiz onlar. Burada olmak benim için zor. Yeğenimle ilgili en son buradayım. Biraz duygusalım. Buradaki çocukların mutlu olması ve sağlıklarına kavuşmasından başka hiçbir dileğim yok. Çocukken statta gösteri yapardık. Aylarca çalışıp Fenerbahçe stadının çimlerinde herkese gösteri sunardık. Keyifle yaptım" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:05 Nazilli’de "Gebe Okulu" ile anne adaylarına kapsamlı eğitim Aydın’ın Nazilli ilçesinde Gebe Okulu kapsamında anne adaylarına gebelikten doğum sonrasına kadar birçok konuda eğitim veriliyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu’nda anne adaylarına yönelik eğitim çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı, konforlu ve bilinçli geçirmelerini amaçlayan program kapsamında, gebeliğin oluşumu ve bebeğin anne karnındaki gelişim süreci detaylı şekilde anlatılıyor. Eğitimlerde ayrıca gebelik döneminde yapılması gereken düzenli sağlık kontrolleri, bağışıklama süreci ve rutin tetkikler hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Uzman ekip tarafından verilen eğitimlerde, gebelik sürecinde anne adayının bedeninde meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişimlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da ele alınıyor. Kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, beslenme, uyku düzeni ve diğer yaşam aktiviteleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken, gebelikte sık karşılaşılan rahatsızlıklar ve çözüm önerileri de aktarılıyor. Program kapsamında anne adaylarına, gebelikte tehlike belirtileri ve acil durumlarda izlenmesi gereken yollar anlatılırken, doğum eyleminin evreleri, doğum yöntemleri ve normal doğumun anne ile bebek açısından faydaları da detaylandırılıyor. Eğitimlerde ayrıca lohusalık süreci, yenidoğan bakımı ve doğum sonrası kullanılabilecek aile planlaması yöntemleri de yer alıyor. Öte yandan fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde ise doğru nefes teknikleri, bedensel farkındalık, kas-iskelet sistemini destekleyen güvenli hareketler ve doğum öncesi zihinsel hazırlık konularında anne adaylarına pratik bilgiler sunuluyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yaptığı açıklamada tüm anne adaylarını Gebe Okulu’na davet ederek sağlıklı nesillerin yetişmesi için bilinçli gebelik sürecinin önemine dikkat çekti.
Van’da 25 dakika kalbi duran hasta bypass ameliyatıyla kurtarıldı
13 Nisan 2026 Pazartesi - 13:40 Van’da 25 dakika kalbi duran hasta bypass ameliyatıyla kurtarıldı Van’ın Erciş ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede kalbi duran ve 25 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürülen 58 yaşındaki Harbi Dağlarer, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan riskli bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Erciş ilçesinde yaşayan 5 çocuk babası Harbi Dağlarer (58), göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği sağlık merkezinde anjiyo işlemi sırasında "kardiyak arrest" (kalp durması) yaşadı. Yaklaşık 25 dakika boyunca kalp masajı yapılan Dağlarer, müdahalenin ardından kalbinin yeniden çalıştırılmasıyla acil bypass ameliyatı için Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezine sevk edildi. 5 gün komada kaldı Hastaneye getirildiğinde bilinci kapalı ve koma halinde olan hasta, 5 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde takip edildi. Düşük kalp kasılma oranı nedeniyle yüksek riskli görülen operasyonda, hastanın 4 damarına bypass, 2 damarına ise endarterektomi işlemi uygulandı. Ameliyat sonrası hızla toparlanarak aynı gün solunum cihazından ayrılan ve ikinci gün servise alınan hasta, taburculuk aşamasına geldi. "25 dakika boyunca kalp masajı uygulandı" Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tahir Olgaç, hastanın durumunun oldukça kritik olduğunu belirtti. Hastanın komadan çıkıp bilinci yerine geldikten sonra ameliyat kararı aldıklarını ifade eden Op. Dr. Olgaç, "Göğüs ağrısı şikayetiyle dış bir merkeze başvuran hastaya acil koroner anjiyografi yapıldı. İşlem esnasında ‘kardiyak arrest’ olarak adlandırılan kalp durması gerçekleşen hastaya, yaklaşık 25 dakika boyunca kalp masajı uygulandı. Müdahalenin ardından kalbi yeniden çalıştırılan hasta, acil bypass ameliyatı ihtiyacı nedeniyle merkezimize sevk edildi. Merkezimize getirildiğinde bilinci kapalı ve koma halinde olan hasta, yaklaşık 5 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde takip edildi. Komadan çıkıp bilinci yerine geldikten sonra hastamız için ameliyat kararı alındı. Bu süreçte hastayı psikolojik olarak operasyona hazırlamaya başladık. Kalp kasılma oranı normal bir bireyde yüzde 55-60 civarındayken, hastamızda bu oran yüzde 25-30 seviyelerindeydi. Bu durum, ameliyatı bizim açımızdan oldukça yüksek riskli bir kategoriye taşıyordu" dedi. Tüm riskleri göze alarak gerçekleştirilen operasyonda 4 damar bypass ameliyatı yapıldığını dile getiren Olgaç, "Ayrıca 2 damarına da endarterektomi işlemi uygulandı. Başarıyla sonuçlanan ameliyatın ardından yoğun bakıma alınan hasta, aynı gün uyandırılarak solunum cihazından ayrıldı. Yoğun bakımdaki ikinci gününde servise çıkarılan hastamız, bugün itibarıyla taburculuk seviyesine gelmiş bulunmaktadır" diye konuştu. "Kendi mezarımı gördüğümü hatırlıyorum" Yaşadığı süreci "Öbür dünyaya gidip gelmek" olarak nitelendiren Harbi Dağlarer ise operasyonu gerçekleştiren ekibe teşekkür etti. Dağlarer, "Tahir Olgaç hocamıza çok teşekkür ederim, beni Allah’ın izniyle kurtardı. Kalbim durduğu anları, hatta kendi mezarımı dahi hatırlıyorum. O an sanki mezarlığa doğru gidiyordum ve kendi mezarımı gördüm. Çok şükür şu an iyiyim" şeklinde konuştu.
Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması
13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:39 Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir
13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:39 Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Az konuşacağız çok icraat yapacağız"
13 Nisan 2026 Pazartesi - 11:21 İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Dünyanın en büyük tabip odalarından birisi, meslektaşlarımızı kucaklayan bir meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. Az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz" dedi. İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilecek olan seçimi öncesi Değişim Grubu adına Başkan Adayı olan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun açıklamalarda bulundu. ‘İstanbul Tabip Odası dünyanın en büyük tabip odalarından birisi’ diyerek sözlerine başlayan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun, "Biz de Değişim Grubu olarak İTO’yu tüm meslektaşlarımızı kucaklayan, hekim kimliği adı altında bir araya getirebileceğimiz bir oda, meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. İstanbul Tabip Odası’nın mevcut durumunu tespit etmemiz lazım. Meslektaşlarımızın yıllar içerisinde biriken birçok sorunu var" dedi. "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" Hekimlerin görüşlerini alarak yapılan çalışmaları bu şekilde şekillendirmeyi hedeflediklerini aktaran Uzm. Dr. Uzun, iş birliğine önem veren bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini aktardı. Uzm. Dr. Uzun, "Meslektaşlarımızın psikolojik, sosyal açıdan iyi olmalarını sağlayacak bir mücadele vereceğiz. Seçimi kazanırsak asıl iş kazandıktan sonra başlayacak, en genç aday benim. Genç meslektaşlarımızla yorulmadan koşmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın tüm sorunlarını 13 başlıkta ve alt başlıklarda ele aldık ve hazırladık. Yönetime geldiğimizde öncelik sıralamasına göre bu sorunların çözümüyle ilgili mücadelemizi vermeyi planlayacağız. Biz az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz. Tabip Odası’nın, meslek kuruluşumuzun meslektaşlarımızın hayatına dokunan, somut, sonuç alan icraatlarla bundan sonra gündeme gelmesi gerekiyor, kazanırsak bunu vaad ediyoruz" şeklinde konuştu.
Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:57 Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, "Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor" dedi. Kıştan çıkarken cilt kusurlarının daha belirgin hale geldiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Artık kış mevsiminin yavaş yavaş kendini bahara ve devamında yaz mevsimine bırakmasıyla birlikte ciltte meydana gelen belli değişiklikler var. Kıştan çıkarken cildimizde özellikle gözenekli görüntü, lekelerin daha belirgin hale gelmesi, matlaşma, bulanık görüntü gibi cilt rahatsızlıkları, cilt ton eşitsizlikleri, renk tonu eşitsizlikleri gibi belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Özellikle kış mevsiminden çıkarken. Dolayısıyla hastalarımızın yaza girerken ciltlerini, derilerini, deri kalitelerini toparlamak yönünde belli talepleri olur bizden. Tabi ki bu döneme girmemiz ile birlikte yazın yapabileceğimiz uygulamalarda biz iyileşme süresinin uzun olduğu yahut ağır cilt soyucu tedavileri ağır tedavileri tercih etmiyoruz. Çünkü güneşin daha dik açı ile gelmesiyle birlikte bu uygulamalarla komplikasyon riskimiz artmaktadır. Neler yapabiliriz? Özellikle bu bahar döneminde yaza geçiş döneminde cildimizi hazırlamak için diye soracak olursak, bu dönemde özellikle kimyasal peelingler derin değil, hafif peeling, hafif soyucu işlemleri kullanabiliriz. Yine nem aşıları gibi uygulamaları rahatlıkla kullanabiliyoruz. Leke mezoterapileri dediğimiz özellikle görünen derin ve yüzey tabakalarındaki lekelenmelere yönelik mezoterapi işlemlerimizi yapabiliriz. Yine botoks uygulamalarını rahatlıkla bu mevsimde yaza geçiş aşaması da kullanabiliriz. Cilt tipine göre yine medikal cilt bakımlarını kullanabiliriz. Akneli ciltlerde yine rozalı ciltlerde özelliğine göre bakım rutininde hastalarımızın kullandığı ürünleri değiştirmekle birlikte bunları da yine kullanabiliriz" dedi. Dr. Yücel, bahar ve yaz aylarına girerken özellikle güneş kreminin kullanılmasının önemli olduğunu söyleyerek, "Tabi ki bu yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte işlemlerimizi yapabiliyoruz ama hastalarımızdan da talep ettiğimiz şeyler oluyor. Bunlar ne olabilir? Özellikle güneş kremini çok sık ve etkili şekilde kullanımını mutlaka öneriyoruz. Çünkü her yaptığımız işlem cildimizi birazcık daha hassas hale getirdiği için güneş ışınlarından komplikasyonlardan korunmamız için mutlaka SPF 30 yada 50 güneş kremlerini gün içerisinde 2-3 kere yenileyecek şekilde kullanmamız şart. Hatta tatil dönemlerinde tatilde gidilen dönemlerde de mutlaka şapka ve güneşi şeffaf şekilde geçirmeyen kıyafetlerle yani fiziksel bariyer dediğimiz kıyafetlerle de destekleyerek istenmeyen ultraviyole ışınlarının istenmeyen yan etkilerinden de kurtulmayı planlıyoruz. Bunlar da bizim hastalarımızdan talep işlemler oluyor" ifadelerini kullandı. "Sosyal medya yöntemleri her cilde uygun olmayabilir" Dr. Muhammed Burak Yücel, sosyal medyada popüler olarak görülen uygulamaların her hastaya ve cilde uygun olmadığını söyleyerek, "Belki bir diğer dikkat edeceğimiz nokta her işlemi sosyal medyada özellikle şu an popüler olan her işlemin her hastaya uygun olmadığını bilmek ve bunu mutlaka ehil ellerde dermatoloji uzmanların da mutlaka hastaların beklentilerini ve cilt özelliklerini, deri özelliklerini de bir araya getirerek yapabileceğimiz optimum şeyleri mutlaka doktor kontrolünde yapmak. Çünkü internette bazı görülen sosyal medyada popüler olan hemen sonuç aldığımız önce-sonra fotoğrafları arasında bizim ne yapıldığını bilmediğimiz ama mükemmel sonuç alınan işlemlerin bir o kadar da komplikasyon oranının arttığını bilmekte fayda var. Çünkü bizim için önemli olan Sürdürülebilir ve uzun süreli iyilik halleridir. Hemen yapılan işlemlerde bizim de sonuç alabildiğimiz uygulamalar olabilir. Ancak uzun dönemde 2 ay sonra 3 ay sonra tekrar kış aylarında yeniden girdiğimizde aynı sorunla örnek veriyorum leke tedavisi yapıldıysa o lekenin çok daha artmış ve nüksetmiş bir biçimde yahut roza hastalarında yahut akne hastalarında çok daha komplike ve nüksetmiş bir şekilde hastalar bize geri geldiği zaman bundan ne hasta hoşnut olacaktır ne hekimin istediği bir sonuç olacaktır. Önemli olan uzun süreli sürdürülebilir iyilik halidir sağlık uygulamalarında, dermokozmetik uygulamalarında. Dolayısıyla sosyal medyada popüler olan her işlemin her hasta grubu için uygun olmadığını bilmek çok önemli. Mutlaka doktor kontrolünde cildin ihtiyacına göre, ihtiyaçlarına göre uygun her iki tarafında hastanın ve hekimin beklentilerini karşılayacak şekilde bir planlama yaparak uzun süreli iyilik halini sürdürmek ve yaz dönemini geçirerek tekrardan sonbahar döneminde cildimiz hazırlamak önemlidir diyebiliriz" dedi.
Muğla’da gençlere sağlıklı yaşam anlatıldı
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:53 Muğla’da gençlere sağlıklı yaşam anlatıldı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gençlerin sağlıklı bir geleceğe adım atması amacıyla düzenlenen "Sağlıklı Gençlik Etkinlikleri" kapsamında anlamlı bir eğitime ev sahipliği yaptı. Uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerindeki hayati rolü masaya yatırıldı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde düzenlenen eğitim programında, Fizyoterapist Erkan Alp gençlerle bir araya gelerek kapsamlı bir bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi. "Sağlıklı Yaşam, Egzersiz ve Enerjik Kalmanın Önemi" başlığı altında düzenlenen etkinlikte, modern çağın en büyük sağlık tehditlerinden biri olan "hareketsiz yaşam" ve bununla mücadele yöntemleri detaylandırıldı. Eğitimde, özellikle modern yaşamın beraberinde getirdiği kronik yorgunluk ve gün içindeki enerji düşüklüğü konularına dikkat çekildi. Bu semptomların temel kaynağının fiziksel aktivite eksikliği olduğunu belirten uzmanlar, katılımcılara bu olumsuz durumlarla baş etmenin en etkili ve doğal yolunun düzenli egzersiz olduğunu aktardı. Fizyoterapist Erkan Alp, düzenli egzersizin sadece fiziksel görünüm veya formda kalmakla sınırlı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Düzenli hareket etmek, vücut direncini artırarak hastalıklara karşı güçlü bir kalkan oluşturur. Doğru egzersiz programları sadece bugünü değil, uzun vadede dinç bir yaşlılık sürecini de beraberinde getirir" Sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyen her bireyin, fiziksel aktiviteyi günlük rutinlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesi gerektiğinin bir kez daha hatırlatıldığı eğitim, gençlerin merak ettiği soruların uzmanlar tarafından yanıtlanmasıyla sona erdi.
Günde 30 dakika ile 10 yıl genç kalmak mümkün
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:39 Günde 30 dakika ile 10 yıl genç kalmak mümkün Yapılan bilimsel çalışmalar, günde sadece 30 dakikalık fiziksel aktivitenin sağlıklı yaşam için kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, yaşla beraber gelişen kas kaybının (sarkopeni) yalnızca fiziksel gücü azaltmakla kalmayıp, hücresel düzeyde yaşlanmayı da tetiklediğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Günde, hareket etmek için ayrılan 30 dakika, aslında 10 yıl sonraki kendinize verebileceğiniz en değerli hediyedir" diye konuştu. Takvimler kronolojik yaşınız hakkında bilgi verse de bedeninizin aslında kaç yaşında olduğunu kaslar söylüyor. Bu noktada takvim yaprakları eksilse dahi bilinenin aksine daha genç ve sağlıklı görünmenin yolu, kasları güçlü tutmaktan geçiyor. Bu nedenle aktif yaşamında fiziksel aktiviteyi dahil eden kişilerin zamana meydan okuyabileceğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Bu durum yalnızca doğal bir yaşlılık belirtisi olarak görülmemelidir. Kas kaybı, tüm vücudu etkileyen sistemik yaşlanma sürecinin önemli bir parçasıdır. Kas dokusu sadece hareketi sağlayan bir yapı değildir; metabolizma, hormon dengesi, bağışıklık sistemi ve beyin sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle kas kaybı, yaşlanmanın pasif bir sonucu olmaktan çok, süreci hızlandıran bir etken olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum kaçınılmaz değildir. Düzenli fiziksel aktivite, özellikle direnç egzersizleri, yeterli protein alımı ve aktif bir yaşam tarzı ile kas kaybı büyük ölçüde yavaşlatılabilir" açıklamasını yaptı. Sarkopeni biyolojik yaşlanmayı hızlandırıyor Yaşın ilerlemesiyle birlikte sarkopeninin (kas kaybı) yalnızca fiziksel gücü azaltmakla kalmadığını aynı zamanda metabolik ve hücresel düzeyde yaşlanmayı da hızlandırdığını aktaran Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Kas dokusu, vücudun en aktif metabolik yapılarından biridir. Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı düşer, bu da yağ oranının artmasına ve insülin direncinin gelişmesine zemin hazırlar. Bu süreç, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalık riskini artırır. Kas kaybı ayrıca hareket kabiliyetini ve dengeyi bozarak düşme ve yaralanma riskini yükseltir. Hücresel düzeyde ise kas dokusunun azalması, inflamasyonun artmasına ve vücudun onarım kapasitesinin zayıflamasına neden olur. Tüm bu süreçler, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasına katkıda bulunur. Bu nedenle kas kütlesini korumak, yalnızca güçlü kalmak için değil, daha genç ve sağlıklı bir biyolojik yaşı sürdürebilmek için büyük önem taşır" sözlerini kaydetti. Hareket hücresel yaşlanmayı da yavaşlatabiliyor Fiziksel aktivitenin sadece dış görünüşü değil, hücrelerin en derinindeki "yaşlanma saatini" de etkilediğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, telomer korumasının önemine dikkat çekti. Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Kromozomlarımızın uçlarında bulunan ve her hücre bölünmesinde kısalan telomerler, biyolojik yaşlanmanın en net göstergelerinden biridir. Bilimsel çalışmalar, düzenli egzersizin bu yapıları koruyabildiğini gösteriyor. Özellikle haftada en az 4 gün yapılan tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi orta şiddetli aerobik aktiviteler, hücrelerimizin daha uzun süre genç kalmasına yardımcı olabilir. Yani her gün ayıracağınız 30-40 dakika, aslında hücrelerinizin ömrünü uzatmak için verdiğiniz bir mücadeledir" diye konuştu. Hareketsizliğin sadece kasları değil, zihni de körelttiğini vurgulayan Keskin, "Kaslarımızı korumak aslında zihnimizi korumaktır. Egzersiz sırasında beyne giden oksijen miktarının artması; hafıza, dikkat ve öğrenme gibi işlevleri doğrudan güçlendirir. Hareketsizlik, hormon dengesizliğini tetikleyerek hem fiziksel hem de zihinsel çöküşü hızlandırır. Bu yüzden egzersizi sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçası, koruyucu bir yöntem olarak değerlendirmeliyiz" dedi. Günde 30 dakika egzersiz yapmak yeterli Sadece yürümenin biyolojik saati geri döndürmek için yeterli olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Biyolojik yaşı yavaşlatmak için hareketin çeşitlendirilmesi şarttır. Tek başına yürüyüş sağlıklı bir alışkanlıktır ancak tam bir ’gençleşme’ için programa direnç, esneklik ve tempo eklenmelidir. Kalp hızını artıran kardiyo egzersizleri dayanıklılığı artırırken, ağırlık veya direnç çalışmaları kas kütlesini korur. Esneme hareketleri ise sakatlık riskini azaltarak vücudun esnekliğini muhafaza eder. Vakti kısıtlı olanlar için gün içine yayılan kısa ’hareket molaları’ iyi bir başlangıç olsa da, kalıcı sonuç için planlı ve düzenli 30 dakikalık rutinden vazgeçilmemelidir" açıklamasını yaptı. Geleceğe yapılacak en büyük yatırımın bugünden atılan adımlar olduğunu hatırlatan Keskin, "Bugün hareket etmek için ayrılan o 30 dakika, aslında 10 yıl sonraki kendinize verebileceğiniz en değerli hediyedir. Bu hediye; daha bağımsız, daha enerjik ve kronolojik yaşından çok daha genç bir biyolojik yaşa sahip olmanızı sağlayacaktır" mesajını verdi.
Kalple ilgili en büyük tehdit önlenebilir riskler
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:31 Kalple ilgili en büyük tehdit önlenebilir riskler Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında bilgilendirme yapan uzmanlar, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayati önem taşıdığını vurguladı. Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, bilgilendirme çalışmalarının hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden sürdürüldüğü belirtildi. "Risklerin büyük bölümü önlenebilir" Alaşehir Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ezgi Us, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Us, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesiyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini söyledi. Sağlıklı yaşam vurgusu Kalp sağlığını korumak için dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve ideal kilonun korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Us, tansiyon ve kolesterol değerlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini kaydetti. Düzenli sağlık kontrollerinin erken teşhis açısından kritik rol oynadığını ifade eden Us, bu sayede risk faktörlerinin erken dönemde belirlenerek gerekli önlemlerin alınabileceğini dile getirdi. "Kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır" Açıklamasında topluma çağrıda bulunan Us, "Unutmayalım; kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır. Bu vesileyle tüm vatandaşlarımıza sağlıklı ve kalp dostu bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.