SAĞLIK
Bingöl UMKE’ye Dünya Sağlık Örgütü bayrağı: Tarihi başarı tescillendi 23 Nisan 2026 Perşembe - 21:22:32 Bingöl UMKE Lojistik, Eğitim ve Operasyon Merkezi’nin uluslararası verifikasyon sürecini başarıyla tamamlaması dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü bayrak teslim töreni düzenlendi. Bingöl Valisi Cahit Çelik, Dünya Sağlık Örgütü Acil Tıbbi Ekipler (EMT) programı kapsamında uluslararası verifikasyon sürecini tamamlayan Bingöl UMKE için düzenlenen bayrak teslim törenine katıldı. Programda konuşan Vali Çelik, elde edilen başarının hem Bingöl hem de Türkiye adına büyük önem taşıdığını belirterek, "İlimiz adına son derece önemli, gurur verici ve uluslararası düzeyde büyük anlam taşıyan bir başarıyı birlikte paylaşmanın memnuniyetini yaşıyoruz" dedi. Bingöl’ün deprem açısından hassas bir bölgede yer aldığına dikkat çeken Çelik, UMKE merkezinin bu anlamda büyük bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade etti. Bingöl UMKE’nin uluslararası alanda önemli bir konuma ulaştığını vurgulayan Çelik, "Merkezimiz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen değerlendirmeler neticesinde uluslararası acil sağlık ekipleri arasında yerini almıştır. Bingöl UMKE, dünyanın en büyük lojistik, eğitim ve operasyon merkezlerinden biri haline gelmiştir. Dünyada bir ilke imza atan UMKE EMT Tip-1 mobil, Tip-1 sabit ve Tip-2 olmak üzere üç ayrı yapının aynı anda kurularak uluslararası verifikasyon aldığı dünyadaki tek merkez Bingöl olmuştur. Bu başarı tarihi bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca Bingöl’de kurulan bu altyapının sadece il ve ülke için değil, ihtiyaç duyulan tüm coğrafyalarda hizmet verebilecek kapasitededir" diye konuştu.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:33 Ünlüler minik kalplere dokundu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören çocuklar umut ve neşe dolu anlar yaşadı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Prof. Dr. Reyhan Dedeoğlu öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, çok sayıda ünlü isim minik hastalarla bir araya geldi. Hastane odalarını tek tek ziyaret eden ünlüler, çocuklara hediyeler dağıtarak onlarla sohbet etti, gün boyunca vakit geçirerek bayram sevincini paylaştı. Gülsim Ali, Demet Işıl, Aslı Turanlı, Ceren Benderlioğlu, Kaan Turgut, Büşra Develi, Görkem Sevindik, Mehmet Özdemir, Gökhan Keskin, Selda Topal, Buçe Buse Kahraman, Didem Balçin, Eylül Tumbar, Feyza Civelek, Nilay Erdönmez, Yunus Emre Yıldırımer, milli basketbolcular Elif Bayram, Gökşen Fitik ve Sehernaz Cidal’ın katıldığı etkinlikte, çocuklar unutulmaz anlar yaşadı. Etkinlik sonunda katılımcılara teşekkür belgeleri takdim eden Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Böylesine anlamlı ve umut dolu bir bayramı ziyaretlerinizle taçlandırdığınız, çocuklarımızın yüzünde bir tebessüm olduğunuz için sizlere minnettarız" ifadelerini kullandı. Demet Işıl, çocuklar için hastaneye onlarca balon getirdi. Işıl, çocuklarla birlikte balonları gökyüzüne bıraktı. Kanseri atlatan Işıl, tüm çocuklarla tek tek ilgilendi. Işıl, "Eşim ve ben bu hastanede doğduk. Böyle bir organizasyonda olduğumuz için çok mutluyuz. Son dönemde çocukların çocukluğunu yaşamalarının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Balonlar uçuruldu, umutlar gökyüzüne bırakıldı" diye konuştu. Hastalık atlatan Işıl, "5-6 yıl önce kanser hastalığıyla mücadele ettim. O dönemde iyileşmek için verdiğim sözleri tutmaya devam ediyorum" dedi. Aslı Turanlı, "Ailesine önem veren ve çocukları seven milletiz. Bizim için çocuklar çok önemli. Onlara güven vermek çok önemli... Size güven duyan bir çocuk, mutlu oluyor. Mutlu çocuk mutlu gelecek demek. Bizde elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Anlamlı bir günde buradayız. Burada olduğum için çok mutluyum. Çocukları çok seviyorum. Olabildiğince onların yanında olmaya çalışıyorum" dedi. Turanlı, çocuklar ile tek tek ilgilenecek onlara kitap hediye etti. Etkinliğe annesiyle katılan Gülsim Ali, "Burada olduğumuz için çok mutluyuz. Dün galadaydım ama bugün burada çocukların yanında olmak istedim. Onların yanında olmak ve gülümsetmek çok önemli. Annem de gelmek istedi" dedi. Nilay Erdönmez, "Çocukluğumu hatırladım. Herkese Allah şifa versin. Bütün çocuklar çocukluğunu çok güzel yaşasın. 23 Nisan’da mevsimleri temsil ettiğimiz tören vardı. Ben sarı ile sonbaharı temsil ediyordum. Çocukları çok severim" dedi. Çocukken etkinliklere katıldığını belirten oyuncu, "Bayramlarda şiir okuyan, sunuculuk yapan ve sahneye çıkan çocuklardan biriydim" diye konuştu. ’Yeraltı’ dizisi için Erdönmez, "Çok mutluyum. Güzel bir ekip. Diziyle ilgili bolca soru soruyor seyirci. Seyircinin güzel tepkisi güzel" açıklamasını yaptı. Oyuncu, "Güçlü rakipler vardı, sezon ortası gibi yayına girdiniz. Boşluğu iyi doldurdunuz" sözlerine, "Boşluk varmış ki doldurduk" ifadelerini kullandı. Ceren Benderlioğlu, "Çocuk diyince bende akan sular duruyor. Bizim geleceğimiz onlar. Burada olmak benim için zor. Yeğenimle ilgili en son buradayım. Biraz duygusalım. Buradaki çocukların mutlu olması ve sağlıklarına kavuşmasından başka hiçbir dileğim yok. Çocukken statta gösteri yapardık. Aylarca çalışıp Fenerbahçe stadının çimlerinde herkese gösteri sunardık. Keyifle yaptım" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:05 Nazilli’de "Gebe Okulu" ile anne adaylarına kapsamlı eğitim Aydın’ın Nazilli ilçesinde Gebe Okulu kapsamında anne adaylarına gebelikten doğum sonrasına kadar birçok konuda eğitim veriliyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu’nda anne adaylarına yönelik eğitim çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı, konforlu ve bilinçli geçirmelerini amaçlayan program kapsamında, gebeliğin oluşumu ve bebeğin anne karnındaki gelişim süreci detaylı şekilde anlatılıyor. Eğitimlerde ayrıca gebelik döneminde yapılması gereken düzenli sağlık kontrolleri, bağışıklama süreci ve rutin tetkikler hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Uzman ekip tarafından verilen eğitimlerde, gebelik sürecinde anne adayının bedeninde meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişimlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da ele alınıyor. Kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, beslenme, uyku düzeni ve diğer yaşam aktiviteleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken, gebelikte sık karşılaşılan rahatsızlıklar ve çözüm önerileri de aktarılıyor. Program kapsamında anne adaylarına, gebelikte tehlike belirtileri ve acil durumlarda izlenmesi gereken yollar anlatılırken, doğum eyleminin evreleri, doğum yöntemleri ve normal doğumun anne ile bebek açısından faydaları da detaylandırılıyor. Eğitimlerde ayrıca lohusalık süreci, yenidoğan bakımı ve doğum sonrası kullanılabilecek aile planlaması yöntemleri de yer alıyor. Öte yandan fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde ise doğru nefes teknikleri, bedensel farkındalık, kas-iskelet sistemini destekleyen güvenli hareketler ve doğum öncesi zihinsel hazırlık konularında anne adaylarına pratik bilgiler sunuluyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yaptığı açıklamada tüm anne adaylarını Gebe Okulu’na davet ederek sağlıklı nesillerin yetişmesi için bilinçli gebelik sürecinin önemine dikkat çekti.
Dijital bağımlılık artıyor: Uzmanlar uyarıyor
13 Nisan 2026 Pazartesi - 08:38 Dijital bağımlılık artıyor: Uzmanlar uyarıyor Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, akıllı telefon kullanımının kontrolden çıkmasıyla birlikte "dijital bağımlılık" sorununun her geçen gün büyüdüğünü belirterek, özellikle gençler arasında durumun dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi. Uzm. Dr. Dinççağ, sürekli telefonla meşgul olan kişilerde unutkanlık, dikkat azalması ve uykusuzluk gibi ciddi belirtiler görüldüğünü vurgulayarak, buna rağmen dijital bağımlılığın artmaya devam ettiğini ifade etti. Günlük yaşamın her alanında insanların telefon ekranına odaklanarak dış dünyayla bağını zayıflattığını dile getiren Dinççağ, trafik geçişlerinde dahi kulaklık ve telefonla meşgul olan kişilerin güvenliğini riske attığını belirtti. Toplu taşıma araçlarında, kafelerde ve ev ortamında insanların büyük bölümünün çevresinden kopuk şekilde ekran başında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dinççağ, cep telefonlarının bireyleri yalnızlaştırdığını ve bunun geleceğin en önemli toplumsal sorunlarından biri olabileceğini kaydetti. Uzun süre internet kullanımı ve ekran karşısında geçirilen zamanın; baş ağrısı, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı, göz sorunları gibi fiziksel etkilerin yanı sıra uykusuzluk ve depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine yol açtığını ifade eden Dinççağ, dijital bağımlılığın artık önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıktığını söyledi. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla 62,3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunduğunu hatırlatan Dinççağ, bu sayının nüfusun yaklaşık yüzde 70,9’una karşılık geldiğini belirtti. Günlük internet kullanımının 7 saat 13 dakika, haftalık sosyal medya kullanımının ise 25 saat 4 dakika olduğunu aktaran Dinççağ, web trafiğinin yüzde 76’sının mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre gençler arasında internet kullanım oranının oldukça yüksek olduğunu dile getiren Dinççağ, genç erkeklerde bu oranın yüzde 98,8, genç kadınlarda ise yüzde 96,5 seviyesinde olduğunu söyledi. Gençlerin daha çok kısa video ve görsel içerik odaklı platformlara yöneldiğini, özellikle YouTube’un yüzde 93 erişim oranıyla en yaygın platform olduğunu belirtti. Dijital bağımlılıkla mücadelede "dijital detoks"un önemine değinen Dinççağ, cep telefonlarından belirli sürelerle uzaklaşmanın, sosyal ilişkileri güçlendirdiğini ve ruh sağlığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Yapılan araştırmalara göre iki haftalık dijital detoksun dikkat süresini artırdığı, ruh sağlığını iyileştirdiği ve genel iyilik halini yükselttiği tespit edildi. Kısa süreli kullanım azaltımının bile önemli faydalar sağladığını vurgulayan Dinççağ, bir haftalık telefon kullanımındaki azalmanın kaygıyı yüzde 16,1, depresyonu yüzde 24 ve uykusuzluğu yüzde 14,5 oranında düşürdüğünü belirtti. Dijital detoksun yaşam kalitesini artırdığını söyleyen Uzm. Dr. Dinççağ, toplumda farkındalık oluşturulmasının ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi
12 Nisan 2026 Pazar - 15:18 Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor
12 Nisan 2026 Pazar - 13:41 Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, genç yaşta kalp krizi görülme oranlarının arttığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yeni nesilde artış gösteren sigara ve elektronik tütün ürünleri kullanımıyla birlikte obezite ve modern yaşamın getirdiği psikolojik faktörlerin gençleri ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doğan, "Ben gencim, kalp krizi geçirmem" algısının yanlış olduğuna dikkat çekti. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı can kayıpları dünya genelinde ilk sırada yer almaya devam ederken, kalp krizinin "yaşlı hastalığı" olduğu algısı her geçen gün değişmeye devam ediyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, özellikle gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sigara, elektronik tütün ürünleri ve hareketsiz yaşamın yanı sıra psikolojik faktörlerin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan; yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını ifade etti. "Genç nesilde kalp krizinin artmasının en önemli nedenleri sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması" Son dönemde modern yaşamın getirmiş olduğu olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risk faktörlerinin de kalp kirizine olan etkisinin sürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, şunları söyledi: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda." "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir" Kalp krizinin çoğu zaman öncesinde belirti verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. ’Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır’ diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında" şeklinde konuştu. "Şüphe varsa hemen 112 aranmalı" Doç. Dr. Doğan kalp krizi belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır" dedi. "Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun" Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu belirten ve dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, ’Ben gencim, kalp krizi geçirmem’ anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle ’Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin’."
Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur"
12 Nisan 2026 Pazar - 13:12 Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Büyükşehir Belediyesi’nden Parkinson hastalarına özel eğitim
12 Nisan 2026 Pazar - 11:53 Büyükşehir Belediyesi’nden Parkinson hastalarına özel eğitim Antalya Büyükşehir Belediyesi, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında Parkinson hastalarına yönelik eğitim programı düzenledi. Atatürk Antalya Spor ve Fitness Merkezleri’nde (ASFİM) gerçekleştirilen etkinlikte kurslara katılan Parkinson hastaları ve yakınlarına hastalığa ilişkin bilgilendirme yapılırken, günlük hayatı kolaylaştıracak yöntemler ve egzersiz teknikleri anlatıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü nedeniyle Antalya Spor ve Fitness Merkezleri’nde (ASFİM) Parkinson hastalarına yönelik eğitim düzenledi. Eğitime katılan Parkinson hastalarına ve yakınlarına Doktor Feride Ekimler Şahin Süslü tarafından hastalık hakkında bilgiler verilirken, faydalı egzersizler ve günlük yaşamı kolaylaştıracak yöntemler anlatıldı. Eğitimin ardından ise faydalı egzersiz programları uygulamalı olarak gösterildi. Parkinson’un genellikle 65 yaş üzerinde ki bireylerde yüzde 1 oranında görüldüğünü belirten Dr. Feride Ekimler Süslü, "Hastalık; yürüme bozuklukları, hareketlerde yavaşlama ve günlük aktivitelerde kısıtlılık gibi sorunlara yol açabiliyor. Uygulanan tedavilerin yanı sıra egzersizlerle hastaların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı amaçlıyoruz" dedi. "Derslerin faydasını görüyorum" ASFİM eğitmeni Yeliz Durak ise Parkinson’un yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumu da etkileyen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, "Küçük bir hareket bile büyük fark oluşturur. Büyükşehir Belediyesi olarak Parkinson hastalarına destek olmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Parkinson dersi kursiyeri Emine Demir, "Önceden ileri yaş grubu derslerine geliyordum. Sonrasında Parkinson teşhisi konulunca Parkinson hastalarına özel olan derslere gelmeye başladım. Bu derslerin çok faydasını görüyorum. Günlük yaşantımdaki hareketlerimde önemli değişiklikler oluyor, kendime güvenim artıyor. Daha önce birçok farklı kursa gittim ama en son burada aradığımı buldum" diye konuştu. "Çok fazla gelişme katettim" Parkinson dersi kursiyeri Hüseyin Uluışık ise, "Bir süredir burada çalışmalara geliyorum ve çok fazla faydasını gördüm. Sağ olsun hocalarımız bizim için çok farklı çalışmalar yapıyorlar. İlk geldiğim günden bu yana çok gelişme katettim. 5 yıllık bir Parkinson geçmişim var, burada çok artılar kazandım. Buraya herhangi bir ücret ödemiyoruz, tamamen ücretsiz şekilde bu harika hizmeti alıyoruz" dedi.
AOSB Semt Polikliniği’nde hizmet yelpazesi genişliyor
12 Nisan 2026 Pazar - 11:50 AOSB Semt Polikliniği’nde hizmet yelpazesi genişliyor AOSB sınırları dâhilinde bölge çalışanlarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla 2023 yılında hizmete açılan ve 7/24 acil hizmet dâhil 12 branşta sağlık hizmeti verilen AOSB Semt Polikliniği’nin hizmetlerine yeni halkalar eklendi. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Semt Polikliniği, yeni branşların eklenmesiyle hizmet kapasitesini genişletti. AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, sanayiciler ve çalışanlar için sağlık hizmetlerini güçlendirmeye devam ettiklerini söyledi. OSB Semt Polikliniği’nde sağlık hizmetlerinin yeni branşlarla genişletildiğini belirten Akpınar, şu bilgileri paylaştı: "Sigara Bırakma Polikliniği, KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) ve Obezite Polikliniği hizmetleri devreye alındı. Bu yeni hizmetlerle birlikte sanayicilerin ve çalışanların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kapsamlı şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Akpınar, AOSB’de yalnızca üretimin değil, çalışanların sağlığının da öncelikli konular arasında yer aldığını söyledi. Akpınar, "Sanayimizin sürdürülebilirliği için çalışanlarımızın sağlığı büyük önem taşıyor. Bu anlayışla AOSB Semt Polikliniğimizde hizmet çeşitliliğini artırmaya devam ediyoruz." dedi. Akpınar, poliklinikte sunulan hizmetlerin erken teşhis, sağlıklı yaşam bilinci ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade etti. Yeni Hizmetler ve Çalışma Günleri Akpınar, AOSB Semt Polikliniği’nde hizmet vermeye başlayan yeni branşlara ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sigara Bırakma Polikliniği, her salı günü 09.00-15.30 saatleri arasında hizmet verecek. KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) ve Obezite Poliklinikleri ise her pazartesi ve cuma günü 09.00-15.30 saatleri arasında hasta kabul edecek." Randevu Sistemi Akpınar, muayene ve tarama işlemleri için randevu sisteminin aktif şekilde kullanılması gerektiğini söyledi. Akpınar, MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi), Alo 182 ve doğrudan poliklinikten randevu alınmasıyla bu hizmetlere erişilebileceğini kaydetti. Akpınar, "AOSB Semt Polikliniğimizde genişletilmiş hizmet kapasitemizle tüm sanayicilerimizin ve çalışanlarımızın yanındayız. Sağlıklı bir yaşam için herkesin düzenli kontrollerini yaptırmasını öneriyoruz." dedi.
Uzmanından uyarı: "Sıkılabilen çocuklar geleceği kurtaracak"
12 Nisan 2026 Pazar - 10:49 Uzmanından uyarı: "Sıkılabilen çocuklar geleceği kurtaracak" Psikolog Doğancan Dursun, dijital dünyanın çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, ebeveynleri "dijital bakıcılar" konusunda uyardı. Dursun, aşırı dijitalleşmenin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, "Sıkılabilen çocuklar bu çağda avantajlı olacak" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Doğancan Dursun dünyanın her geçen gün daha hızlı bir tempoya sürüklendiğini, bu hızın çocukların gelişim sürecinde "gürültü etkisi" oluşturduğunu söyledi. Özellikle kısa ve hızlı içeriklerin yer aldığı "reels" videolarının çocukları yoğun bir uyaran bombardımanına maruz bıraktığını kaydeden Dursun, bunun dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dürtü kontrol sorunları ve çeşitli bağımlılık risklerini artırabileceğini vurguladı. "Tablet karşısında yemek yedirmeyin" İnsan beyninin anne karnından itibaren gelişmeye başlayan ve doğum sonrası ilk yıllarda en hızlı dönemini yaşayan kümülatif bir sistem olduğunu belirten Dursun, bakım verenle kurulan tutarlı bağın beyin gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Günümüzde bu bağın yerini telefon ve tabletlerin aldığını ifade eden Dursun, "Tablet ve telefon gibi dijital cihazlarla oyalanan çocuklar aşırı uyarana maruz kalırlar ve ekran karşısında adeta donuklaşırlar. Bu sağlıklı bir durum değildir" diye konuştu. Yemek sırasında eline tablet verilen bir çocuğun yediği besinin tadını ve o anın hazzını deneyimleyemediğini kaydeden Dursun, doğal yollarla elde edilmeyen bu hazzın ilerleyen yaşlarda daha fazla tüketim isteği, obezite ve bağımlılıklara yönelik riskleri artırabileceğini belirtti. Dursun, çaba sarf etmeden ulaşılan "aşırı dopaminin" beynin ön bölgesinde duyarsızlaşmaya yol açabileceğini ifade etti. "Anne canım sıkıldı" sözü yeniden gündemde Çocukların sıkılmasına izin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dursun, geçmişte sıkça duyulan "Anne canım sıkıldı" sözünün bugün bilimsel araştırmalarla desteklendiğini söyledi. Sıkılmanın üretkenliği, içsel motivasyonu ve odaklanmayı artıran önemli bir eşik olduğunu belirten Dursun, hazırlanmış bir çevrede kum, çamur ve sokak oyunları gibi doğal etkinliklerin çocuk gelişimine katkı sağladığını ifade etti. Haftalık "ekransız sürelerin" beynin doğal dengesini korumaya yardımcı olacağını dile getirdi. "Az oyuncak, çok hayal gücü" Güncel araştırmaların, çok fazla oyuncağa sahip çocukların da odaklanma süresinin kısaldığını; daha az oyuncağı olan çocukların ise daha uzun süreli ve geliştirici oyunlar kurabildiğini gösterdiğini belirten Dursun, ebeveynlerin nicelik yerine niteliğe odaklanması gerektiğini söyledi. "20 oyuncak kuralı"nın yeterli olabileceğini kaydeden Dursun, "20’den fazla oyuncak çocuğa yarar yerine zarar getirir, doyumsuzluğa yol açar. Her istenen oyuncağın hemen alınmaması ve mahrumiyetin de gelişimin bir parçası olduğunun bilinmesi gerekir" diye konuştu. Ailelere öneriler Çocuklukta başlayan bağımlılıkların ömür boyu sürebilecek yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dursun, "Bugün yavaşlamaya ve çocukların sıkılmasına izin vermeliyiz" dedi ve ebeveynlere, "Haftada en az 2 gün ’ekransız detoks’ uygulayın. Hafta içi sanal oyunlar olmasın. Çocuklarla dijitalden arınmış ortamlarda düzenli ve gerçek iletişim kurun. Takım sporları ve fiziksel aktivite gerektiren sokak oyunlarına yönlendirin" önerilerinde bulundu.
Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: "Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır"
12 Nisan 2026 Pazar - 10:06 Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: "Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır" Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var" ifadelerini kullandı.
Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi
12 Nisan 2026 Pazar - 09:41 Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı. Kanserin temelinde DNA’da meydana gelen mutasyonların yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi’nden Prof. Dr. Sezgin, bu değişimlerin iki ana grupta incelendiğini ifade ederek, "Kalıtsal (germline) mutasyonlar anne veya babadan geçerek bireyin tüm hücrelerinde bulunur ve nesilden nesile aktarılabilir. Somatik mutasyonlar ise yaşam boyunca çevresel faktörler veya yaşlanma sonucu oluşur ve yalnızca belirli dokularda görülür" dedi. "Her hastanın kanseri farklıdır" Kanserin artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmediğini belirten Sezgin, "Her kanser hastası moleküler düzeyde kendine özgü bir profile sahiptir. Bu nedenle tedavi yaklaşımı da kişiye özel olmalıdır" dedi. Genetik testler teşhis ve tedavide yol gösteriyor Tümörden alınan örneklerle yapılan genetik analizlerin, hastalığın nedenini ortaya koyduğunu ifade eden Sezgin, şu bilgileri paylaştı: "Genetik testler sayesinde kanserin moleküler alt tipi belirlenir, erken evrede risk tespiti yapılabilir ve özellikle bazı kan hastalıklarında tanı netleştirilebilir. Ayrıca kişiye özel tarama programları oluşturmak da mümkün hale gelir." Aile öyküsü kritik önemde Kanserlerin yaklaşık yüzde 5 ila 10’unun kalıtsal olduğunu hatırlatan Sezgin, aile öyküsünün önemine dikkat çekerek, "Ailede kanser öyküsü bulunan bireylerde genetik testler, hastalık ortaya çıkmadan riskin belirlenmesini sağlar. Bu sayede erken tarama ve önleyici tedbirler planlanabilir. Aynı zamanda diğer aile bireylerinin de değerlendirilmesine imkan tanır" ifadelerini kullandı. Kişiselleştirilmiş tedavi dönemi Modern onkolojide artık standart tedavi yaklaşımlarının yerini kişiselleştirilmiş tıbbın aldığını belirten Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde birçok kanser türünde, belirli genetik mutasyonları hedef alan akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Genetik testler, hangi hastanın hangi tedaviden fayda göreceğini gösteren bir yol haritası sunar. Böylece gereksiz kemoterapilerden kaçınılabilir, en etkili tedaviye hızlıca başlanabilir." Genetik analizlerin, hastalığın agresifliğini, metastaz riskini ve tedaviye yanıtı öngörmede kritik rol oynadığını vurgulayan Sezgin, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçiminde de bu testlerin belirleyici olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu imkanların her geçen gün geliştiğini belirterek, "Artık hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz" dedi.