SAĞLIK
Anmal: "Eşit işe eşit ücret olmadığı sürece bayram eksik kalır" 22 Mart 2026 Pazar - 15:02:32 Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, adil ücret vurgusu yaptı. Anmal, aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret farklılıklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığı gün bizlerin bayramı olur" dedi. Sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade eden Anmal, "Ülkemizin sağlık alanında ortaya koyduğu başarıda sizlerin emeği, fedakârlığı ve insanlara şifa olma gayreti büyük rol oynamaktadır. Bu kararlı duruş ve dayanışma, sadece ülkemizde değil dünyada da takdir toplamaktadır" ifadelerini kullandı. Sendikal mücadelede temel hedeflerinin adaletli bir ücret politikası ve çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması olduğunu vurgulayan Anmal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ne zaman ki adaletsizliklerin yok edildiği ve çalışanlar arasında iş barışının sağlandığı gün, işte o gün bizim bayramımız olacaktır. Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığımız gün bizler için gerçek bayram olacaktır. Örgütlü mücadelenin verdiği güçle, hak ettiğimiz saygınlığı ve adil ücret düzenini hep birlikte sağlayacağımıza inanıyoruz." Anmal, tüm sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramını kutlayarak, "Değerli meslektaşlarımın ve çalışma arkadaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 14:38 Siirt EAH Endokrinoloji Polikliniğinde tanı ve tedavi süreçleri titizlikle yürütülüyor Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti. Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:35 Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:01 Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Yalova İl Sağlık Müdürlüğünden su uyarısı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 22:27 Yalova İl Sağlık Müdürlüğünden su uyarısı Yalova İl Sağlık Müdürlüğü, kentte yapılacak su kesintileri nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklarla ilgili vatandaşlara uyarılarda bulunuldu. Yalova’da il merkezi, ilçe ve köylerde 20.00 ile 05.00 saatleri arasında su kesintisi yapılması kararı, bu akşam itibariyle başladı. İl Sağlık Müdürlüğünden konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, halkın güvenli suya sağlıklı erişiminin sağlanmasında suyun içme ve kullanma niteliklerine sahip olma durumunun denetiminin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından günlük, haftalık, aylık ve 3 aylık periyotlarla takip edildiği bildirildi. Açıklamada, Gökçe Barajı’ndan suyun arıtma ve dezenfeksiyon sonrası evlere ulaştığı belirtilerek, "Hem yerinde hem de uç noktalarda düzenli ve sürekli izlenmekte vatandaşlarımızın güvenli suya erişimi sağlanmaya çalışılmaktadır. İnsan sağlığını tehdit etmesi muhtemel bulgular elde edilmesi halinde gerekli uyarılar hızlıca su temininden sorumlu kuruluşlarla paylaşılmaktadır" denildi. 26 Kasım 2025 tarihinden itibaren Yalova’da gerçekleştirilecek planlı su kesintileri ile kritik seviyelere inen Gökçe Barajı suyunun daha uzun süreli yeterliliğinin sağlanmasının amaçlandığı ifade edilen açıklamada, "Yaşamımızın temel unsuru su kaynaklarımızın etkin verimli kullanılması, su tasarrufu konusunda bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları ile toplum olası tehlikeye karşı uyarılmakta ve konuyla ilgili topyekün mücadele gerektiği tüm taraflarca dile getirilmektedir. Geldiğimiz noktada düzenli su kesintilerinin bir zorunluluk haline gelmiş olması üzüntü vericidir. Bu durumda halkımızın düzenli kesintiler süresince su tüketim alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmesi ve su kullanımına yönelik maksimum verimlilikte ve hijyen öncelikli tasarrufu ön plana alan yaklaşımlar benimsemesi uygun olacaktır" ifadelerine yer verildi. Bu süreçte vatandaşların dikkate alması gereken hususlar konusunda ise şunlar kaydedildi: "Kaynağı bilinmeyen sular kesinlikle tüketilmemelidir. Kaynağı bilinen ve kontrolü yapılan musluk suyunun tüketilmesi güvenlidir. Suyumuzu israf etmemeli ve boşa akan suların önüne geçmeliyiz. Kontrolsüz mahalle çeşmelerinden su tüketilmemeli, "İçilmez" yazısı bulunan çeşmelerden asla su içilmemelidir. Musluktan akan suyun koku, renk, tat ve görünümünde olumsuzluk gözlenmesi halinde su sadece tuvalet temizliği veya bahçe sulamasında kullanılmalıdır. Yetkililere hemen bilgi verilmelidir. Kesintiden önce, içme ve kişisel hijyen gibi temel ihtiyaçlar için yeterli miktarda temiz suyu (kapalı ve temiz kaplarda), güneş almayan yerlerde ve açık renkli kaplarda depolayın. (El yıkama, diş fırçalama, yemek yapımı vb) Gereğinden fazla depolamayın. El yıkama önceliğini hiçbir zaman ikinci plana atmayın. Tuvaletten sonra, yemek hazırlamadan/yemek yemeden önce, dışarıdan eve geldiğinizde, Duş sürelerinin kısaltın (örneğin 5 dakikayla sınırlandırın) ve suyun sabunlanma sırasında kapatılmasını sağlayın. Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolulukta ve mümkünse ekonomi programında çalıştırın. Su kesintisi sürecinde içme-kullanma suyu konusunda yetkili kurum ve kuruluşların bilgilendirmelerini takip edin. Kesinti sonrasında yetkililerin uyarıları doğrultusunda su kullanılmalı, musluk ilk açıldığında birkaç dakika akıtılarak şebekede biriken kirli su sadece tuvalette kullanılmak üzere bir kaba alınmalıdır. Kesinti sonrasında şebekede yüksek dozda klorlama yapılabileceğinden yetkililerin uyarıları dikkate alınmalıdır. Bina içindeki su depoları sürekli aktif kullanılmalıdır. Aktif olarak kullanılmayan depolardaki sular tüketilmemelidir. Su depolarının bakım, temizlik ve dezenfeksiyonu mutlaka yaptırılmış olmalıdır. Ambalajlı su tüketimini tercih eden vatandaşlarımız ise ambalajlı suların etiketlerinin sağlam ve okunaklı, Valiliklerce izinlendirilmiş, imal ve son kullanma tarihlerine dikkat ederek ürünleri satın almaları gerekmektedir. Herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaştığınızda size en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz."
Kütahya’da mikrocerrahi operasyonla büyük başarı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 18:35 Kütahya’da mikrocerrahi operasyonla büyük başarı Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ve Kütahya Şehir Hastanesi hekimleri, 1,5 yıldır iyileşmeyen ve kapanmayan sağ bacak kırığı bulunan bir hastayı, ileri düzey mikrocerrahi teknikleriyle gerçekleştirilen operasyonla yeniden yürütmeyi başardı. 1,5 yıl önce açık parçalı tibia kırığı geçiren ve bu süreçte farklı merkezlerde toplam 12 ameliyat olan hastanın, kemik tespiti ve cilt dokusunun kapatılması sağlanamadı. Sürecin ilerlemesiyle bacağını kaybetme riski artan hastaya, KSBÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Turan Cihan Dülgeroğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Kaan Öner ile Kütahya Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Servet Yekta Aydın tarafından 15 saat süren kritik bir operasyon yapıldı. Operasyonda, hastanın sağlam bacağından fibula kemiği ve ilgili cilt dokusu, damar yapılarıyla birlikte hasarlı bacak bölgesine mikrocerrahi yöntemle nakledildi. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulanabilen bu ileri cerrahi teknik, uzmanlık ve yüksek deneyim gerektiriyor. Başarılı operasyonun ardından hastanın uzun vadede bacağına yük verebilmesi ve yeniden günlük yaşamına dönebilmesi hedefleniyor. KSBÜ, bu nitelikli müdahaleyle hem akademik hem de sağlık hizmetlerindeki yetkinliğini bir kez daha gösterdi. KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, operasyonu gerçekleştiren ekibi tebrik ederek, "Böylesine zorlu bir ameliyatın başarıyla sonuçlanması, üniversitemizin sağlık hizmetlerindeki gücünü ve bölgeye katkısını bir kez daha ortaya koymuştur. Başarılı ekibimizi kutluyorum" dedi.
Bakan Memişoğlu: "Türkiye, tıbbı cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaşmıştır"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:06 Bakan Memişoğlu: "Türkiye, tıbbı cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaşmıştır" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Türkiye Güçlü sağlık veri altyapısı ve dijital kapasitesi sayesinde artık yapay zeka destekli tıbbı cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaşmıştır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2025 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Memişoğlu, Üreten sağlık anlayışlarının merkezinde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın (TÜSEB) yer aldığını belirtti. Memişoğlu, "TÜSEB’i sağlıkta inovasyonun beyni, yerli üretimin itici gücü ve bilimsel kapasitemizin stratejik üssü haline getirdik. Akademiyi, sanayiyi, girişimcileri ve sahadaki uygulamaları aynı hedef doğrultusunda buluşturan fikirden ürüne portalini kurduk. Yerli ve milli üretim kapsamında fikirden ürüne, klinik araştırmalardan sertifikasyona, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri ilk kez tek bir çatı altında yönetmeye başladık" ifadelerine yer verdi. "Türkiye, tıbbı cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaşmıştır" Türkiye’nin tıbbi cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebildiğine değinen Memişoğlu, "Türkiye Güçlü sağlık veri altyapısı ve dijital kapasitesi sayesinde artık yapay zeka destekli tıbbı cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaşmıştır. Cumhurbaşkanım, liderliğinizde yürütülen milli teknoloji hamlesi doğrultusunda biyoteknoloji kişiselleştirilmiş tıp ve genom alanlarında Türkiye’yi stratejik bir konuma taşıyoruz. Ulusal genom projesiyle erken tanı ve hedefe yönelik tedaviler için güçlü bir altyapıyı oluşturduk" ifadelerini kullandı. "Sağlık bugün sosyal adalet anlayışının ve insan merkezli kalkınma yaklaşımının en güçlü yansımalarından biri haline gelmiştir" Sağlığın bugün insan merkezli kalkınma yaklaşımının en güçlü yansımalarından biri haline geldiğini dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti: "Üreten sağlık vizyonumuz sağlık alanında kendi ilacını ve teknolojisini üreten, bilgisini geliştiren ve bunu dünyaya ihraç eden güçlü bir Türkiye idealinin en somut göstergesidir. Sizin öncülüğünüzde sağlık bugün devlet aklının, sosyal adalet anlayışının ve insan merkezli kalkınma yaklaşımının en güçlü yansımalarından biri haline gelmiştir. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sağlığı önceleyen, insana yatırım yapan ve geleceği planlayan bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Sağlık Bakanlığı olarak amacımız hastalıklar ortaya çıkmadan vatandaşımızı koruyan şekilde erişim sağlayan, sağlık ürünlerini kendi üreten ve dünyaya da sunabilen bir sistem inşa etmektir. Sayın Cumhurbaşkanım, talimatlarınız doğrultusunda sağlıklı Türkiye yüzyılı yolunda yürümeye devam edeceğiz."
12. hafta muayenesi anne ve bebek sağlığı için kritik öneme sahip
26 Kasım 2025 Çarşamba - 14:06 12. hafta muayenesi anne ve bebek sağlığı için kritik öneme sahip Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebeliğin 12. haftasında yapılan muayenenin anne ve bebek sağlığı açısından taşıdığı hayati önemi vurguladı. Gebeliğin ilk trimesterinin sonuna denk gelen 12. hafta muayenesi, bebeğin gelişiminin detaylı bir şekilde değerlendirildiği, ihtimallerin risklerin erken dönemde tespit edildiği en önemli kontrol aşamalarından biri olarak kabul ediliyor. Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, bu haftada yapılan incelemelerin hem genetik risk değerlendirmesi hem de annenin gebelik sürecine uyumunun takip edilmesi açısından kritik olduğunu belirterek, "Bebekteki yapısal gelişim ilk kez detaylı değerlendirilir" dedi. Op. Dr. Bulgan, "Hafta ultrasonunda bebeğin baş-popo uzunluğu (CRL), ense kalınlığı (NT) ölçümü, burun kemiği varlığı, karın duvarı kapanması, kol ve bacak gelişimi gibi temel anatomik yapılar incelenir."Bu hafta, bebeğin organ gelişiminin önemli bir bölümü değerlendirilerek ilk ayrıntılı muayenesi yapılır, organ gelişimi ise ilerleyen haftalarda da devam eder" ifadelerini kullandı. Kan testleri ile risk analizi yapılır Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gerekli durumlarda **Fetal DNA Testi (NIPT)**in de önerilebileceğini belirterek bu testin önemine dikkat çekerek, "Hafta muayenesi kapsamında yapılan ikili tarama testi ile anne kanından alınan biyokimyasal değerler değerlendirilir. Down sendromu (Trizomi 21). Edwards sendromu (Trizomi 18). Patau sendromu (Trizomi 13). gibi genetik riskler yüzdesel olarak hesaplanabilir. Fetal DNA Testi (NIPT) ile daha hassas tarama imkanı. Anne kanından elde edilen serbest fetal DNA’nın analizine dayanan bu test, kromozomal anomaliler için oldukça yüksek doğruluk oranına sahiptir. NIPT, özellikle ikili testte risk oluşturan veya ileri anne yaşı gibi ek risk faktörleri bulunan gebelerde olmayan ama güvenilir bir tarama yöntemi olarak değerlendiriliyor" şeklinde konuştu. Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, bu kontrolün sadece bebeğe yönelik olmadığını, annenin sağlık durumunun da bu haftada ayrıntılı olarak ele alındığını belirterek, "NIPT ile başta: Trizomi 21 (Down sendromu), Trizomi 18 (Edwards sendromu), Trizomi 13 (Patau sendromu) olmak üzere bazı cinsiyet kromozomu anomalilerine yönelik risk düzeyi de belirlenebiliyor. Kan basıncı, tiroit fonksiyonları, hemoglobin düzeyi, gebelik diyabeti için erken riskleri gibi birçok parametre bu süreçte değerlendiriliyor" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis gebeliğin seyrini değiştirir" Bulgan, 12. hafta muayenesinin atlanmaması gerektiğini belirterek, "Bu dönemde tespit edilen bazı riskler, zamanında müdahale edildiğinde gebeliğin gidişatını olumlu yönde değiştirir. Bu nedenle tüm anne adaylarının 11-14 hafta aralığındaki kontrolünü mutlaka yaptırmasını öneriyoruz" diye konuştu.
"Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı Karabük’te öğrencilerle buluştu
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:39 "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı Karabük’te öğrencilerle buluştu Karabük Valisi Mustafa Yavuz’un koordinasyonunda, Karabük İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı, bu kez Karabük merkezde bulunan Anayasa İlkokulu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Çocukların sağlık bilincini erken yaşta geliştirmeyi hedefleyen programa; Karabük İl Sağlık Müdür Vekili Uzm. Dr. Bekir Poçan, Safranbolu İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü Oktay Köse, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, yöneticiler ve program ekip sorumluları katıldı. Açılış konuşmasında programın önemine vurgu yapan İl Sağlık Müdür Vekili Uzm. Dr. Bekir Poçan, şu ifadeleri kullandı: "Sağlık bilinci erken yaşlarda şekillenir ve bireyin yaşam boyu sağlıklı kalmasını sağlar. Bu program, çocuklarımızın sağlık okuryazarlığını artırmak ve günlük yaşamlarında sağlıklı seçimler yapmalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Burada kurulan istasyonlar sayesinde çocuklarımız hem eğlenerek öğrenecek hem de sağlıklı yaşam alışkanlıklarını daha yakından keşfedecek." Program kapsamında çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını interaktif olarak öğrenebilmeleri için okul bahçesinde çeşitli bilgilendirme ve etkinlik istasyonları kuruldu. Öğrenciler, aile hekimliği, ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel hijyen ve hastalıklardan korunma, UMKE ve 112 Acil sağlık hizmetleri ile geleneksel çocuk oyunları başlıkları altında uygulamalı eğitim aldı. Etkinlik boyunca öğrenciler hem eğlendi hem de temel sağlık bilgilerini pekiştirdi. Program sonunda ise aktif katılım sağlayan öğrencilere "Sağlık Elçisi" belgeleri verildi. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, kurumlar arası güçlü iş birliğiyle çocukların daha sağlıklı ve bilinçli bir geleceğe hazırlanması amacıyla yürütülen programın, kentte sağlıklı nesiller yetiştirilmesine önemli katkı sunduğunun altını çizdi.