Son Dakika
|
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı
Ordu’da sahile insansız araç olduğu değerlendirilen cisim vurdu
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Trump: "NATO ülkeleri, İran konusunda hiçbir şey yapmadı, bunu asla unutmayın"
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
İran, İsrail'e misilleme saldırılarını sürdürüyor
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Diyarbakır'da patlama: Valilikten açıklama geldi
Montella: "İnşallah ülkemiz adına Dünya Kupası’na katılabiliriz ve herkesi mutlu edebiliriz''
Rubio: "İran, küresel deniz ticaretini tehdit etmeyi bırakırsa, boğaz yarın açılabilir"
Trump: "İran hükümetinin talebi üzerine enerji tesislerine yönelik saldırıları 10 gün daha erteledim"
Fikret Orman: "İtibar suikastı yapıldığını düşünüyorum’’
Sakarya’da sahile dron parçası vurdu
Kastamonu’da 9 öğrenci zehirlendi, işletme mühürlendi
SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21
Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
Hatay’da Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi, faaliyete başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin hastaya hizmet vererek 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. Asrın felaketinin ardından Defne ilçesine kısa sürede inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, bölgedeki afetzede vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi; 2 fizik tedavi uzman hekimi, 11 fizyoterapist, 2 fizik tedavi teknikeri ve 1 ergoterapi teknikeriyle vatandaşlara hizmet sunuyor. Fizik Tedavi Ünitesi; yaklaşık 20 bin hastaya hizmet sunarken, hasta başına ortalama 15 seans olmak üzere toplamda 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. 15 yatak kapasitesi, 4 yataklı egzersiz odası ve 1 ESWT odası ile donatılan fizik tedavi ünitesi; halen aylık ortalama 500 hastaya fizik tedavi hizmeti veriyor. Açıldığı günden bu yana mesai saatleri dışında da hizmet sunan fizik tedavi ünitesi, akşam saatlerinde de tedavi imkanı sağlayarak özellikle gündüz saatlerinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için büyük kolaylık oluşturuyor. Bu yönüyle fizik tedavi ünitesi, sunduğu akşam hizmeti ile bölgede örnek ve öncü bir birim olma özelliğini taşıyor.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58
Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü
Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56
Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi
Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
2
25 Mart 2026 Çarşamba- 21:00
Hekimsen duyurdu: Sağlık camiasında ortak iktisadi yapı
3
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:05
Şaphane’de kahvehane ve çay ocaklarında gıda denetimi
Kütahya’nın Şaphane İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü gıda kontrol görevlilerince, ilçe genelinde bulunan kahvehane ve çay ocaklarında denetimler gerçekleştirildiği bildirildi. Gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla yapılan denetimlerde hijyen, temizlik ve gıda güvenliği kurallarına uyum kontrol edilerek vatandaşların sağlıklı gıdaya erişimi için bilgilendirmeler yapıldı.
09 Kasım 2025 Pazar - 15:51
Van’da sağlık yöneticileri afet farkındalık kampında buluştu
Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun’un başkanlığında, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı koordinatörlüğünde Gevaş ilçesinde "Sağlık Yöneticileri Afet Farkındalık Kampı" gerçekleştirildi. Van İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı koordinatörlüğünde düzenlenen kamp programına, il genelindeki tüm sağlık yöneticileri katıldı. 9 Kasım Van depreminin yıl dönümünde gerçekleştirilen kamp, hem depremde hayatını kaybedenleri anmak hem de afet bilincini canlı tutmak amacıyla düzenlendi. Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan etkinlikler, pazar sabahı saat 07.00’de sona erdi. Program kapsamında muhtemel afetlere yönelik masa başı tatbikatı, saha tatbikatı ve teorik eğitimler gerçekleştirildi. Katılımcılar, afet çadırlarının kurulduğu alanda konaklayarak çadır kurma ve toplama uygulamaları ile gece alan taraması etkinliklerine katıldı. Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan araçların tanıtımının da yapıldığı programda, UMKE ve acil sağlık ekipleri organizasyonu yürütürken, AFAD ve jandarma ekipleri ise dış paydaş olarak kampa destek verdi. Kamp boyunca sağlık yöneticilerinin afet farkındalığının artırılması, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve sahada ekip uyumunun pekiştirilmesi amaçlandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 13:40
Prof. Dr. Alihan Gürkan: "Sigara ve obezite pankreas kanseri riskini artırıyor"
Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, pankreas kanserinin en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, sigara ve obezite gibi risk faktörlerinin hastalığın görülme sıklığını her geçen gün artırdığını söyledi. Modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olarak kabul edilen pankreas kanseri, geç belirti vermesi ve düşük erken teşhis oranı nedeniyle "sessiz katil" olarak adlandırılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 500 bin yeni vaka teşhis edilirken, Türkiye’de yıllık yeni vaka sayısının 5 bini aştığı bildirildi. Uzmanlar, özellikle sigara kullanımı ve obezitenin hastalığın en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurguluyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, "1-30 Kasım Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında pankreas kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. "İleri evrede belirti veriyor" Pankreasın midenin arkasında yer alan, sindirim enzimleri ve insülin gibi hormonlar salgılayan bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Gürkan, pankreas kanserinin genellikle bezin hücrelerinde başlayan kontrolsüz bir büyüme sonucu geliştiğini söyledi. Gürkan, "Hastalık erken evrede belirti vermez. İlerlediğinde karın ağrısı, sarılık, iştahsızlık, ani kilo kaybı ve sindirim sorunları gibi şikayetlerle ortaya çıkar. Ne yazık ki çoğu zaman teşhis edildiğinde hastalık ileri evrededir" dedi. "Sigara ve obezite riski katlıyor" Pankreas kanserinde bazı grupların daha yüksek risk altında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gürkan, "Sigara içenlerde risk 2-3 kat artıyor. Türkiye’de sigara, tüm kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 30’undan sorumludur. Obezite ve tip 2 diyabet hastalarında da risk iki katına çıkıyor" diye konuştu. Gürkan, yaş, genetik faktörler, kronik pankreatit ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının da riski artırdığını belirtti. "Basit önlemlerle risk azaltılabilir" Pankreas kanserlerinin yaklaşık yüzde 30-50’sinin önlenebilir nedenlere bağlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gürkan, "En etkili adım sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bıraktıktan 10 yıl içinde risk yarı yarıya azalır. Ayrıca Akdeniz diyetini benimsemek, ideal kiloyu korumak, alkolü sınırlamak ve diyabeti kontrol altında tutmak hastalığın önlenmesinde büyük rol oynar" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis hayat kurtarır" Erken teşhisin pankreas kanserinde yaşam süresini uzattığını belirten Gürkan, "50 yaş üstü bireylerin düzenli check-up yaptırmaları, karın ağrısı, sarılık, ani kilo kaybı gibi belirtileri ciddiye almaları gerekir. Şüpheli durumlarda BT, MR veya endoskopik ultrasonografi gibi yöntemlerle tarama yapılmalıdır" dedi. "Cerrahi başarı oranı erken evrede yüzde 50’ye ulaşabiliyor" Pankreas kanserinde cerrahinin hastalığın erken evrelerinde en etkili tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan, "Whipple prosedürü adı verilen cerrahiyle tümörlü dokuların tamamen çıkarılması hedeflenir. Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 20-30’a kadar çıkabiliyor" diye konuştu. Gürkan, ameliyat sonrası dönemde pankreas yetmezliği, diyabet ve beslenme sorunlarının görülebileceğini belirterek, "Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşımla hastaların takibi çok önemlidir" ifadelerini kullandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 13:39
Beynindeki metastazdan ameliyatla kurtuldu
Kahramanmaraş’ta bir kadın beynindeki metastaz ve kistik lezyon nedeniyle görme problemi yaşarken, Özel HG Hospital Hastanesi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdris Altun tarafından gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Hastaneye başvurduğunda beyni ve farklı bölgelerinde metastatik lezyonlar tespit edilen Mukaddes Ardıç isimli kadın, özellikle bir bölgedeki geniş ve kistik yapılı lezyonun problem oluşturduğu belirtildi. Küçük bir kafatası penceresi oluşturularak yapılan işlemde 3 milimetre çapındaki ince bir iğne ile kistik lezyon stereotaktik olarak hedeflenip tamamen boşaltıldı. Operasyonu değerlendiren Prof. Dr. İdris Altun, "Hastamızda birden fazla alanda metastaz vardı, özellikle bir alandaki lezyon geniş ve kistik yapıdaydı. Küçük bir kafatası penceresi oluşturarak, stereotaktik yöntemle 3 milimetre çapındaki ince bir iğneyle kisti boşalttık. Bu sayede beyin dokusuna zarar vermeden lezyonu ortadan kaldırdık ve hastamızın ameliyat öncesi yaşadığı görme problemi tamamen düzeldi. Hastamız kısa sürede mobilize olabilecek duruma geldi. Hastanemizde stereotaktik biyopsi ve aspirasyon gibi benzer girişimleri güvenle uygulayabiliyoruz" dedi. Ameliyat sonrası konuşan Ardıç, "Şükür rahatım. Görmem düzeldi. Artık duvara çarpmıyorum. Kafam eskisi gibi değil, her şey daha iyi" diye konuştu.
09 Kasım 2025 Pazar - 13:15
Siirt’te vatandaşlar organ bağışı hakkında bilgilendirildi
Siirt’te kurulan stantta vatandaşlar, organ bağışı hakkında bilgilendirildi. Bir alışveriş merkezinde organ bağışı standı kuruldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği stantta, organ bağışının önemi hakkında bilgilendirmeler yapıldı ve birçok gönüllü bağışta bulundu. Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Gökhan Çiflikli, standı ziyaret ederek görevli sağlık personelinden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Organ bağışının, hayat kurtarmanın en anlamlı yollarından biri olduğunu vurgulayan Çiflikli, emeği geçen tüm sağlık personeline teşekkür etti. Vatandaşların ilgisi ve duyarlılığı sayesinde etkinlik boyunca çok sayıda bağış talebi alındı. Organ bağışına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen bu etkinlik, toplumda büyük bir memnuniyetle karşılandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 12:54
Sağlık Bakanlığından Uşak Üniversitesine ‘Beslenme Dostu İş Yeri’ belgesi
Uşak Üniversitesi Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından verilen "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi"ni Almaya hak kazan ilk kurum oldu. Uşak Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından tüm Türkiye genelinde yürütülen "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı" kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi" almaya hak kazandı. Program, iş yerlerinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi, obezitenin önlenmesi, fiziksel aktivitenin artırılması ve çalışanların sağlıklı yaşam biçimlerinin desteklenmesi amacıyla Türkiye genelinde uygulanıyor. Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, üniversite olarak çalışan sağlığını, iyi yaşam alışkanlıklarını ve hareketli yaşamı önceliklendirdiklerini vurguladı: "Uşak Üniversitesi, çalışanların sağlıklı yaşamını destekleyen uygulamaları ve fiziksel aktiviteyi teşvik eden faaliyetleriyle ‘Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı’nın kriterlerini başarıyla yerine getirerek bu belgeyi almaya hak kazandı. Kaliteyi bir çalışma biçimi haline getirmiş bir kurum olarak, sağlıklı ve hareketli yaşamı destekleyen örnek kurumlar arasında yerimizi aldık." dedi. Program kapsamında yapılan değerlendirmelerde, iş yerlerinin beslenme ortamlarının uygunluğu, fiziksel aktiviteyi teşvik eden uygulamaları, çalışanlara yönelik sağlık farkındalığı faaliyetleri ve sağlıklı yaşamı destekleyen kurumsal politikaları dikkate alındı. Rektör Savaş, belgeye ilişkin değerlendirmesinde şunları da söyledi:"Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını yaygınlaştırmayı ve fiziksel aktiviteyi destekleyen işyeri ortamlarını teşvik etmeyi amaçlayan bu ulusal program, belirli sağlık, beslenme ve fiziksel aktivite kriterlerini yerine getiren kurumlara veriliyor. Üniversitemiz Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nca oluşturulan ekibin titiz çalışmaları sonucunda belgeyi almaya hak kazandık. Belgemiz, Uşak Üniversitesi Bir Eylül Kampüsünü kapsamakta olup, 3 yıl süreyle geçerli olacaktır." dedi. Rektör Savaş, "Üniversitemizde, çalışanlarının fiziksel aktiviteye katılımını artırmak amacıyla kampüs içerisinde bisiklet yolları, yürüyüş alanları ve spor salonları var. Bu çalışmalarla birlikte Uşak Üniversitesi, sadece eğitimde değil, çalışan sağlığı ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamalarıyla da öncü bir yükseköğretim kurumu olmayı sürdürüyor." dedi.
09 Kasım 2025 Pazar - 12:53
Yangın tahliyesinde hasta ve yakını rolündeki hastane çalışanlarından ’Oscar’lık performans
Manavgat Devlet Hastanesi’nde, muhtemel afet ve acil durumlara hazırlık amacıyla Hastane Afet Planı (HAP) kapsamında bir tatbikat gerçekleştirildi. Tatbikatta, senaryo gereği çıkan yangından etkilenen yoğun bakım ünitesindeki hastaların tahliyesinde 2 hastane çalışanının Oscarlık performansları dikkat çekti. Hasta ve hasta yakını rolündeki çalışanlar güvenlik görevlilerine zor anlar yaşatırken güçlükle sakinleştirilebildiler. Manavgat Devlet Hastanesi’nde 2025 yılı Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde afet ve acil durum uygulama tatbikatı gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, senaryo gereği yoğun bakım ünitesinin bulunduğu katta çıkan yangın sırasında hastane personeli, UMKE ve itfaiye ekipleri koordineli bir şekilde çalıştı. Senaryo gereği yoğun bakım ünitesinin de bulunduğu ikinci katta yangın çıktı. Yangın alarmıyla birlikte yangına ilk müdahaleyi hastane personeli yaparken, olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahalede bulunarak kısa sürede diğer ünitelere yayılmadan söndürdü. Hastaneye gelen Manavgat Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler de çevre güvenliği önlemi aldı. Senaryo gereği ikinci katta çıkan yangında, dumandan etkilenen yoğun bakım ünitesinde bulunan hastalar acil koduyla güvenli şekilde tahliye edildi. Tahliye sırasında fenalaşan hasta ve hasta yakını hastane çalışanları ve güvenlik güçlerine zor anlar yaşattı. Rolünün hakkını veren hasta ve hasta yakını rolündeki 2 hastane çalışanı oscarlık bir performans sergilerken yoğun bakım ünitesi önünde bekleyen hasta yakınlarının tatbikatı gerçek zannetmelerini sağladılar. Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Deniz, "Gerçeği aratmayan tatbikatta görev alan arkadaşlarımıza, UMKE ve itfaiye ekiplerine çok teşekkür ediyorum. Yapılan tatbikat ile muhtemel afet durumlarına karşı hazırlık seviyemizi artırarak hastane çalışanlarımızın afetlere karşı koordinasyon ve müdahale yeteneğini geliştirmiş olduk" dedi.
09 Kasım 2025 Pazar - 11:37
Böbrek nakli olan hastalar buluştu
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde böbrek nakli olup, sağlığına kavuşan vatandaşlar hastanede düzenlenen etkinlikte hekimleriyle bir araya geldi. Organ Bağışı Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinliğe Organ Nakli Sorumlu Cerrahı Prof. Dr. Murat Demirbaş, İç Hastalıkları A.B.D. Başkanı Prof. Dr. Serdar Kahvecioğlu, Nefroloji Uzmanı Dr. Okan Akacı, Radyoloji Uzmanı Dr. Nurcan Kat, sağlık çalışanları ve hem kadavradan hem de canlıdan nakil sayesinde hayat tutunan vatandaşlar katıldı. Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Murat Demirbaş, Türkiye’de ilk böbrek naklinin yapıldığı 3 Kasım 1975 tarihinden sonra her yıl 3-9 Kasım tarihlerinin Organ Bağışı Haftası kapsamında kutlandığının bilgisini verdi. Organ bağışına yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Demirbaş, "Böbrek nakli olan hastalarımızı buraya davet ettik. Hepsinin ne kadar keyifli olduğunu gördük. Bu vesile ile tekrar hatırlatmak istiyorum. Lütfen organlarınızı bağışlayın" dedi. "Kana kana su içiyorum" Böbrek nakli olup sağlığına kavuşan 15 yaşındaki Medine Taş ise, "Organ naklinden önce 1,5 ay diyalize girdim ve diyaliz biraz zor sürecim geçti. Sonra nakil oldum. Nakil olduktan sonra hayatım daha güzel olmaya başladı. Ayrıca kana kana su içmeye başladım. 1,5 sene oldu hayatımdan aşırı mutluyum. Organ nakli için çok teşekkür ederim. Herkese de böbrek nakli için bağışta bulunması için rica ederim" şeklinde konuştu. Yakın süreçte babasının bağışladığı böbrek sayesinde hayata tutunan 13 yaşındaki Ubeydullah Fehmi Toğay ise, "Nakil öncesinde hastaneye girip, diyaliz görüyordum. Birkaç ay öyle devam ettim. Sonra nakil oldum. Şimdi kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Çok şükür başarılı bir ameliyat geçirdim" diye konuştu.
09 Kasım 2025 Pazar - 11:24
Pansiyonda kalan 12 öğrenci akşam yemeği sonrası hastanelik oldu
Antalya’nın Akseki ilçesinde, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Akseki Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin kaldığı özel pansiyonda 12 öğrenci karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Serum tedavisi uygulanan öğrenciler tedavilerinin ardından taburcu edildi. Edinilen bilgiye göre, pansiyonda kalan öğrenciler akşam yemeğinde yayla çorbası, makarna, schnitzel ve kakaolu puding tüketti. Yemekten bir süre sonra bazı öğrencilerde karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma şikayetleri başladı. Yurtta toplam 145 öğrenci bulunduğu, bunlardan 2’si kız, 10’u erkek olmak üzere 12 öğrencinin karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma şikayetiyle Akseki Devlet Hastanesi’ne başvurduğu öğrenildi. Saat 21.00 ile 02.00 saatleri arasında yaşanan olayda hastanede öğrencilerden kan ve gaita örnekleri alındı, olayla ilgili adli vaka kaydı açıldı. Serum tedavisi uygulanan öğrenciler, yapılan gözlemlerin ardından taburcu edildi. Yetkililer, zehirlenmenin nedeninin belirlenmesi için inceleme başlattı.
09 Kasım 2025 Pazar - 11:19
Kütahya İl Sağlık Müdürü Durmuş’tan "Sahte Mesaj" uyarısı
Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, son günlerde bazı vatandaşlara gönderilen sahte mesajlar konusunda uyarıda bulundu. Durmuş, vatandaşların "borcunuz nedeniyle randevu alamayacaksınız" veya "e-Nabız hesabınıza erişiminiz kısıtlanacaktır" gibi ifadeler içeren ve para talep eden mesajlar aldıklarını belirterek, bu mesajların dolandırıcılık amaçlı olduğunu söyledi. Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü ya da bağlı kurumların vatandaşlardan hiçbir şekilde para talebinde bulunmadığının altını çizen Durmuş, "Bu tür mesajlara kesinlikle itibar edilmemelidir. Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamamaları için dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 10:45
Manyetik titreşimlerle, bağımlılığa karşı ’Sil baştan tedavi’
Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında bilgiler verdi. Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir" dedi. Bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar bilgi verdi. Bağımlılıkta, beyindeki ödül devresinin prefrontal korteks dopamin aracılığıyla aşırı uyarıldığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, TMS tedavisinde beynin madde arama davranışını tetikleyen nörokimyasal yolların sessizleştirilerek, bağımlılığın sonlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir. Bu uyarılar sinaptik plastisiteyi yani yeniden yapılanmayı etkileyerek, özellikle karar verme merkezimiz olan prefrontal korteks ve duygu motivasyon bölgemiz olan limbik sistem arasındaki iletişimi düzenleyebilmektedir. TMS ile beyin uyarıldığında, sinir hücreleri arasında bilgi alışverişini sağlayan serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerinde ve bunların reseptörlerinde, sinir hücrelerinin kendini yenilemede kullandıkları yolaklarda olumlu yönde değişimler sağlanabiliyor" açıklamasını yaptı. Bağımlılığı tetikleyen yolları sessizleştiriyor Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık sürecinde beynin ödül devresinin adeta kontrolsüz çalıştığını belirterek, TMS’nin bu devreyi yeniden düzenlemeye odaklandığını anlattı. Özellikle mantıklı düşünme, karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks ile haz ve motivasyon merkezleri arasındaki iletişimin normalleşmesini sağladığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "TMS ile amaç, madde arayışını ve anlık haz beklentisini azaltarak kişinin öz denetimini güçlendirmektir. Böylece kişi, bir maddeye ya da davranışa yönelmeden önce durup düşünebilme kapasitesi kazanır" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin ilaçsız ve girişimsel olmayan yapısının, özellikle ilaç kullanmak istemeyen ya da ilaç tedavisine direnç gösteren bireyler için önemli bir avantaj oluşturduğunu aktardı. TMS tedavisinin her hasta için uygun olmadığını da belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, değerlendirme ve planlamanın psikiyatrist tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi. Epilepsi öyküsü bulunanlar, kafatasında metal implant veya kalp pili taşıyanlar ve gebeler için şu an için önerilmediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bunun dışında birçok hasta grubu TMS’den yararlanabilmektedir. Önemli olan, kişinin klinik değerlendirmesinin doğru yapılması ve tedavi hedeflerinin net belirlenmesidir" dedi. Hastalar seans sonrası günlük hayatına devam ediyor Hastaların tedavi sırasında konforlu bir süreç yaşadığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, seansların ayaktan uygulandığını, anestezi ya da sedasyon gerektirmediğini kaydetti. Tedavi sırasında hastanın rahat bir koltukta oturduğunu, baş bölgesine yerleştirilen elektromanyetik bobin aracılığıyla hafif tıklama sesleri ve yüzeysel bir titreşim hissi oluştuğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu his kısa sürer, rahatsız edici değildir ve hasta seans biter bitmez normal hayatına dönebilir" dedi. Bağımlılık vakalarında genellikle günde bir seans olacak şekilde haftanın beş günü uygulandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplam sürenin ise 20-30 seans arasında değiştiğini vurguladı. Öte yandan TMS’nin en verimli sonuçlarını psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte uygulandığında verebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyindeki biyolojik süreçleri TMS düzenleyebiliyor, terapi ise bu yeni öğrenmeleri pekiştirmede etkili olabiliyor. Kişinin sadece madde isteğinin azalması değil, aynı zamanda hayatı yeniden yapılandırması da önemlidir. Bu nedenle çoklu yaklaşım kalıcılığı artırabilir" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavi sonrası bağımlılığın yeniden nüks etmesi konusuna da ışık tutarak, "Her hastanın tepkisi farklı olmakla birlikte, craving yani madde isteğinde anlamlı bir azalma gözlemleniyor. Bazı hastalarda ilerleyen dönemlerde destekleyici seanslar planlanabiliyor. Amaç, beynin yeniden kazandığı dengeyi korumasını sağlamak" dedi. Türkiye’de kullanım artıyor TMS’nin özellikle Avrupa ve ABD’de bağımlılık tedavisi protokollerinde yer almaya başladığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, Türkiye’de de son yıllarda daha fazla merkezde uygulanır hale geldiğini belirtti. Büyük şehirlerde erişimin daha kolay olduğunu, bağımlılık alanında farkındalığın giderek arttığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Önümüzdeki yıllarda TMS’nin bağımlılık tedavilerinde destekleyici standart yöntemlerden biri olması beklenmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Son olarak TMS’ye dair doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin zihin kontrolü ya da hafıza silme tekniği olmadığına dikkat çekti. "TMS, kişinin özgür iradesini ortadan kaldırmaz; tam aksine bilişsel kontrolünü güçlendirir" diyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavinin beynin doğal iyileşme kapasitesini desteklediğini ifade etti.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:53
Doç. Dr. Erden: "Dünyada her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır"
Akciğer kanserinin en önemli risk faktörünün sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, "Dünyada yaklaşık her yıl 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Akciğer kanseri teşhisi koyulan insanların her yıl 2 milyonu hayatını kaybetmektedir" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, akciğer kanseri farkındalık ayı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Akciğer kanserinin gerek dünyada gerekse de Türkiye’de giderek sayısı artan ve yüksek ölüm oranlarına sahip çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, "Dünyada yaklaşık her yıl 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Akciğer kanseri teşhisi koyulan insanların her yıl 2 milyonu hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde duruma bakacak olursak her yıl yaklaşık 40 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edilmektedir. Akciğer kanserleri, hücre tipine bağlı olarak 2 ana gruba ayrılmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücre dışı akciğer kanserleridir. Küçük hücreli akciğer kanseri, yaklaşık vakaların yüzde 10-15’ini oluşturmaktadır. Küçük hücre dışı akciğer kanserleri ise vakaların yüzde 85-90’ını oluşturmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanserleri oldukça hızla seyirli ve kötü promozlu türü oluşturmaktadır. Küçük hücre dışı akciğer kanserleri ise küçük hücreli akciğer kanserine göre daha yavaş gelişim göstermektedir" diye konuştu. Çoğu vakanın erken dönemde sessiz olduğunu aktaran Erden, "Herhangi bir şikayete sebep olmaz. Akciğer kanseri; 3 haftadan fazla süren öksürük, daha önceden var olan öksürüğün karakter değiştirmesi, balgam çıkarma, kanlı balgam çıkarma, öksürükle ağızdan kan gelmesi, nefes darlığı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, omuz ağrısı ve sırt ağrısı gibi birçok şikayete sebebiyet vermektedir. Akciğer kanserinin teşhisinde öncelikli olarak hastanın ilgili hekime başvurması gerekmektedir. Hekim tarafından hastanın başlangıçta muayenesi yapılmakta, kan tahlilleri alınmakta ve akciğer grafisi çekilmektedir. Akciğer grafisinde herhangi bir şüphe tespit edilen hastalarda akciğer tomografisi çekilmektedir. Gerekli vakalarda pet-ct kullanılabilmektedir. Akciğer kanserinin en önemli risk faktörü sigara kullanımıdır. Vakaların yüzde 90’ında etken sigara olmaktadır. Sigara dışında yine kansere sebep olacak risk faktörleri, pasif sigara içimi, radon gazı, asbest maruziyeti, arsenik maruziyeti ve herhangi bir sebeple göğüs bölgesine daha önceden radyoterapi görmesi ve verem gibi hastalıkların bıraktığı izler akciğer kanseri açısından risk faktörlerini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder