Son Dakika
|
Gürsel Tekin göreve devam edecek
Kazakistan’da kafede gaz tüpü patladı: 7 ölü, 19 yaralı
Sanatçı Edis Görgülü İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı
Pakistan, Afganistan'a savaş ilan etti
İstanbul’da yasadışı bahis ve POS tefeciliği soruşturması: 10 gözaltı
MİT ve Emniyetten bombalı eylem hazırlığındaki DHKP-C’lilere operasyon
Adana’da 17 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı: 2 şüpheli tutuklu, diğerleri firar
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
ABD’li Özel Temsilcisi Barrack, Irak Başbakanı Sudani ile bir araya geldi
Gözaltına alınan şarkıcı Edis hakkında karar
Milano’da tramvay raydan çıktı: 1 ölü, 39 yaralı
Bakan Gürlek: "Artık yeni anayasaya ihtiyacımız var"
Esenler’de 4 katlı binada yangın: Daire küle döndü
Brezilya'daki sel ve toprak kaymalarında can kaybı 59'a yükseldi
DEM Parti, Öcalan’ın mesajını paylaştı
SAĞLIK
Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34:21
Hamilelik ve emzirme sürecinin vücutta bıraktığı değişimlerin tek bir bütünsel cerrahi planlama ile düzeltilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, toplumda ‘mommy makeover’ olarak bilinen anne estetiği hakkında merak edilenleri paylaştı. Doğum sonrası karın, meme ve vücut hatlarında oluşan değişimlerin tek bir anestezi altında gerçekleştirilen kombine estetik cerrahi uygulamalarla planlandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, bu cerrahi planlamayla iyileşme sürecinin daha verimli yönetilebildiğini ve kadının kendisini fiziken ve ruhen iyi hissetmesine destek olmanın amaçlandığını söyledi. Dal, "Doğum sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında karın kaslarında ayrışma, memelerde sarkma ve hacim kaybı ile bölgesel yağlanmalar yer alır. Anne estetiği ile gevşeyen karın bölgesi sıkılaştırılır ve karın duvarı güçlendirilir. Böylece yalnızca estetik bir iyileşme değil, duruş bozukluğuna bağlı bel ve karın ağrılarında da azalma sağlanabilir. Meme dikleştirme, küçültme ya da silikon protez uygulamaları ile daha dik ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Liposuction sayesinde ise bel, basen ve karın yan bölgeleri şekillendirilerek daha orantılı bir vücut formu oluşturulur" ifadelerini kullandı. Kişiye özel planlanmalı Aynı anda tüm işlemlerin uygulanması iyileşme sürecine dair zaman yönetimi açısından avantaj sağlayabilse de her hasta için uygun olamayacağını belirten Dal, "Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler mutlaka detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilmelidir. Genel anestezi altında yapılan ve ortalama 4-6 saat sürebilen bu ameliyatlarda, hastanın genel sağlık durumu büyük önem taşır. Uzun süren cerrahiler anestezi risklerini artırabileceği gibi iyileşme sürecini de zorlaştırabilir. Bu nedenle bazı hastalarda işlemler iki aşamalı planlanabilir. Yoğun sigara kullanımı da yara iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğinden ameliyat öncesi mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" açıklamasında bulundu. Doğum sonrası hormonların dengelenmesi, meme dokusunun hacim değişikliklerinin tamamlanması ve karın bölgesinin toparlanması sonrası ameliyatın uygun olduğunun altını çizen Dal, "Daha kalıcı ve öngörülebilir sonuçlar elde edebilmek için ameliyatın doğumdan en az 6 ay sonra planlanması önerilir. Emzirme bittikten sonra ise en az 3-6 ay geçmesi beklenmelidir. Yakın zamanda yeniden gebelik planlayan kadınlara karın germe ve meme ameliyatları önerilmez. Çünkü yeni bir gebelikte karın kasları yeniden gevşeyebilir, meme hacmi değişebilir ve tekrar sarkma oluşabilir" diye konuştu. İyileşme süresi 2 hafta Dal, ameliyat sonrası iyileşme sürecine dair şu ifadeleri kullandı: "Sadece meme ameliyatı veya düşük hacimli liposuction uygulanan hastalarda genellikle 1 gece yatış yeterlidir. Karın germe ameliyatı eklenen hastalar ise çoğunlukla 2 gece hastanede takip edilir. İlk günlerde özellikle karın germe sonrası ağrı daha belirgin olabilir. Bu nedenle ağrı kontrolü sağlanmadan taburculuk önerilmez. Ortalama 1. haftada drenler alınır ve eriyen dikişler kullanıldığı için ayrıca dikiş alma işlemi gerekmez. Hastalar yaklaşık 2 hafta içinde günlük ve sosyal yaşamlarına büyük ölçüde dönebilir. 3. haftada seroma kontrolü, 3. ayda ise yara iyileşmesi ve iz değerlendirmesi yapılır. Uygun bakım ve düzenli kontrollerle iyileşme süreci genellikle kontrollü ve konforlu ilerler."
27 Şubat 2026 Cuma - 21:05
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir"
Kastamonu’da şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde buluşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gönül Sofrası" iftar programına katıldı. İftarda şehit aileleri, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya gelen Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir" Son 23 yılda Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde tarihi dönüşüm olduğunu kaydeden Memişoğlu, "Bu değişimin temelinde; güçlü bir irade, milletine adanmış bir liderlik ve insanı merkeze alan bir vizyon vardır. Hep birlikte sadece tedavi eden değil, koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemi inşa ettik. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdık. Birinci basamağı ve aile hekimliğini güçlendirdik. Şehir hastanelerimizle modern ve güçlü bir altyapı kurduk. Dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarıyla sistemi sürekli yeniledik. Yerli ve milli üretim hamleleriyle sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini büyüttük ve kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir. Çünkü biliyoruz ki sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir. Sağlıklı birey güçlü ailedir, güçlü aile güçlü toplumdur. Güçlü toplum ise güçlü Türkiye’dir. Bu anlayışla koruyucu ve önleyici hizmetleri daha da yaygınlaştırıyoruz. Bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalıkların önlenmesine kadar vatandaşımızı sürecin merkezine alan proaktif bir yaklaşımı benimsiyoruz. Biz, sadece bugünün değil, geleceğin de sağlık sistemini planlıyoruz. İşte bu yüzden sağlıklı Türkiye yüzyılı diyoruz" dedi. "Memnuniyet oranı son bir yılda yüzde 69,4’e yükselmiştir" Verilerin sağlık hizmetlerinde doğru yolda olunduğunu gösterdiğini dile getiren Memişoğlu, "Sağlık çalışanlarımız bu sistemin omurgasıdır. Pandemide gösterdikleri fedakarlıklar, afetlerde ortaya koydukları gayret ve her gün sağlık tesislerimizde verdikleri emek milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Bu güven, memnuniyet oranlarına da yansımaktadır. Sağlık hizmetleri memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükselmiştir. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaşılmıştır. Bu tablo, doğru yolda olduğumuzun somut bir göstergesidir" diye konuştu. "Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz" Daha güçlü sağlık sistemi için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bu ilk iftar sofrasında bir kez daha sözlerimizi yineliyoruz. Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha erişilebilir, daha güçlü bir sağlık sistemi için durmadan ilerleyeceğiz. Bu yol inanç yoludur, hizmet yoludur, milletimize adanmışlık yoludur" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu tarafından Bakan Memişoğlu’na, bir yetimin 6 aylık masraflarının karşılandığını gösteren bağışın yer aldığı sertifika takdim edildi. Kastamonuspor yönetimi tarafından da Bakan Memişoğlu’na forma hediye edildi. İftar programına Vali Meftun Dallı, AK Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Kastamonu Emniyet Müdürü Tamer Taş, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:27
Karapınar’da sağlık okuryazarlığı programı
Konya’nın Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen Sağlık Okuryazarlığı Ramazan’da Sağlık Programı kapsamında, Karapınar Devlet Hastanesi bünyesinde bilgilendirme standı kuruldu. Ramazan ayı dolayısıyla vatandaşların sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan program, ilçe halkından yoğun ilgi gördü. Kurulan stantlarda vatandaşlara Koruyan Sağlık, Tedaviye Erişim, Acil Müdahale ve Yaşam Kurtarma istasyonlarında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Sağlık personelleri tarafından özellikle Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme düzeni, kronik hastalıkların takibi ve acil durumlarda doğru müdahale konularında bilgiler verildi. Program kapsamında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirilerek vücut kitle indeksleri hesaplandı ve gerekli durumlarda ilgili birimlere yönlendirme yapıldı. Ayrıca tansiyon ve kan şekeri ölçümleri de yapılarak riskli değerlere sahip vatandaşlar uygun branş polikliniklerine yönlendirildi. Yetkililer, toplum sağlığını koruma ve sağlık okur yazarlığını artırma amacıyla benzer etkinliklerin yıl boyunca devam edeceğini belirtti.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:22
Nazilli’de anne sütünün önemi anlatıldı
Aydın’ın Nazilli ilçesinde sağlık personeline yönelik düzenlenen farkındalık eğitimi ile emzirme danışmanlığı, doğru teknikler ve Bebek Dostu Hastane uygulamaları konusunda farkındalık artırıldı. Nazilli Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık personeline yönelik "Anne Sütünün Önemi ve Bebek Dostu Hastane Farkındalık Eğitimi" düzenlendi. Gerçekleştirilen programda anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmesindeki kritik rolü ele alınırken, doğru emzirme teknikleri hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Eğitimde ayrıca Bebek Dostu Hastane uygulamaları çerçevesinde doğumdan hemen sonra emzirmenin erken başlatılmasının önemi, anne ve bebeğin aynı ortamda kalmasının gerekliliği ile annelere etkin ve doğru emzirme danışmanlığı sunulması konuları değerlendirildi. Eğitim çalışmalarıyla sağlık personelinin bilgi düzeyi ve farkındalığının artırılmasının hedeflendiği belirtilirken, anne ve bebek sağlığının korunmasına yönelik uygulamaların hastane bünyesinde kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Şubat 2026 Cuma- 11:10
Kütahya Şehir Hastanesi’nde anne karnındaki bebeğe kan nakli yapıldı
2
27 Şubat 2026 Cuma- 10:21
SATKOF ve USTKON’dan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’na ziyaret
3
26 Şubat 2026 Perşembe- 12:16
Doktor çiftin zor anları! Pazı olarak aldıkları ot, tirşik otu çıktı
4
27 Şubat 2026 Cuma- 11:06
Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu
5
23 Şubat 2026 Pazartesi- 12:40
Op. Dr. Öztaş’tan hamilelere oruç uyarıları
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:52
Zor denilen ameliyat Van’da başarıyla yapıldı
VAN (İHA) – Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul ve Ankara’da yüksek riskli görülerek korkutulan iki hastayı Van’da başarıyla ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu. Ağrılı olup uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan 53 yaşındaki Neriman Kılıç ile Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar da İstanbul ve Ankara’da hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın’ gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel’in ikna çalışmaları sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. "En büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, özellikle büyük şehirlerde hastaların gereğinden fazla korkutulduğuna dikkat çekerek, "İlk hastamız Neriman Hanım aslında Ağrılı ancak uzun süredir İstanbul’da yaşıyor. Yaklaşık 4–5 ay önce kendisine glomus tümörü tanısı konulmuş. Bu süreçte maalesef hastamız fazlasıyla korkutulmuş. Ameliyatın muhtemel komplikasyonları sürekli anlatılmış. Gittiği her hekim farklı tetkikler istemiş; anjiyolar, biyopsiler yapılmış. E-Nabız üzerinden kayıtlarını incelediğimde, hastaya yapılmaması gereken pek çok işlemin yapıldığını gördüm. Tümör 6 santimetre büyüklüğündeydi. Açıkçası en büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" dedi. "Felç kalırsın denilmiş, masada kalma korkusu yaşatılmış" Hastanın ve ailesinin ciddi bir psikolojik baskı altında Van’a geldiğini belirten Başel, süreci şu sözlerle aktardı: "Bilinçli bir oğlu vardı. Bana, ‘Hocam burada gittiğimiz hekimlerin hiçbiri sizin anlattıklarınızı söylemiyor, hep en kötü senaryolar anlatılıyor, biz çok korkuyoruz’ dedi. En son çekilen bir film sonrası hastaya, ‘Bu tümörü aldırırsan kesin felç olursun, masada kalma ihtimalin çok yüksek’ denilmiş. Bu tür söylemler hastayı tamamen yıpratmış." "Bir saatlik ameliyatla 6 santimlik tümör alındı" Hastanın Van’a gelmesinin ardından sürecin hızlı ve başarılı ilerlediğini ifade eden Başel, "Hastamızı İstanbul’dan Van’a getirmek en zor aşamaydı. Geldikleri gün tetkiklerini yaptık, ertesi gün ameliyata aldık. Ameliyat yaklaşık bir saat sürdü ve 6 santimetrelik tümörü tamamen çıkardık. Allah’a şükür hiçbir komplikasyon gelişmedi. Bu tür ameliyatlarda bazen ses kısıklığı olur ama bu bile yaşanmadı. Hastamız taburcu aşamasına geldi" diye konuştu. "Gözünü açtığında felç olmadığını görünce mutluluğu bize de yansıdı" Ameliyat sonrası anları da paylaşan Prof. Dr. Başel, sözlerini şöyle tamamladı: "Yoğun bakımda gözünü açtığında felç olmadığını fark etti ve çok mutlu oldu. Onun bu mutluluğu bizleri de son derece mutlu etti." "Bize ‘felç olursun’ dediler" Ameliyat sonrası konuşan Neriman Kılıç ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok hastane gezdim. Bana ‘felç kalırsın, konuşamazsın’ dediler. Aylarca çok kötü günler geçirdim. Halil Hocayı bulduk, tümörümü başarılı bir şekilde çıkardı. Allah razı olsun." Neriman Kılıç’ın eşi Kıyasettin Kılıç ise "İstanbul’da yüzde 100 felç riski dediler. Önce Allah’a, sonra Halil Hocaya güvendik. Ameliyat çok başarılı geçti" ifadelerini kullandı. Hakkari’den Ankara’ya, oradan Van’a umut yolculuğu Prof. Dr. Halil Başel, ikinci hastanın ise Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar olduğunu belirterek, "Hakkari’de ameliyat yapılamaz denilerek Ankara’ya yönlendirilmiş. Orada da hastane hastane gezmişler. Bir yakınının tavsiyesiyle bize ulaştılar. Tümörü büyük ve iki taraflıydı. Hastayı Van’a aldık ve başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Yarın taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi. "Bizi çok korkuttular ama şimdi çok mutluyuz" Şükriye Açar da, Ankara’ya kadar gittiğini belirterek, "Onlarca doktora gittim. Beni çok korkuttular. ‘Masadan kalkamazsın’ dediler. Halil Hoca tümörümü çıkardı, hiçbir sıkıntı yaşamadım. Önce Allah, sonra hocamdan razıyım" şeklinde konuştu.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:37
Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor
Sigaranın yalnızca içeni değil, çocuklardan yetişkinlere kadar herkesi etkileyen ciddi bir sağlık tehdidi olduğuna dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigarayı bırakmanın güçlü bir iradenin yanında profesyonel destek gerektiren bir tedavi süreci olduğunu vurguluyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek sigaranın masum bir alışkanlık değil, kronik ve ölümcül sonuçlar doğurabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor. Sigaranın içinde yedi binden fazla kimyasal madde bulunduğunu ve bunların en az 81’inin kansere neden olduğunu belirten Tülücü, "Sigarayı deneyen her üç çocuktan biri bağımlı hale geliyor" açıklaması yaptı. Bireyler arasındaki genetik farklılıkların bağımlılık derecesinden hastalık riskine kadar birçok etkide belirleyici olabildiğini de ekledi. "2030’a kadar hayatını kaybeden sayısı 8’5 milyona ulaşabilir" Doç. Dr. Tülücü, "Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her gün yaklaşık 14 bin, her yıl ise 5,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının 2030 yılına kadar yılda 8,5 milyona ulaşacağını öngörüyor" dedi. Sigara tüm organlarda kalıcı hasar bırakıyor Sigaranın başta akciğer olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasara yol açtığını belirten Doç. Dr. Tülücü, KOAH, akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa neden olduğunu ifade etti. Sigaranın damarları daraltarak kalp krizi riskini artırdığını, bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara karşı savunmasız bıraktığını vurgulayan Tülücü, uzun süreli kullanımın yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürdüğünü söyledi. Sadece içeni değil, çevresindekini de etkiliyor Pasif içiciliğin en az aktif içicilik kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, özellikle sigara içilen ortamlarda büyüyen çocuklarda bronşit, zatürre ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirtti. Bu maruziyetin çocukların akciğer gelişimini yavaşlatabileceğini ve akciğer kapasitesinde azalmaya yol açabileceğini ifade etti. Pasif sigara dumanına maruz kalan erişkinlerde akciğer kanseri riskinin yüzde 21, kalp ve damar hastalıkları riskinin ise yüzde 27 oranında arttığını vurgulayan Doç. Dr. Fadime Tülücü, uzun yıllar süren maruziyette bu risklerin iki katına kadar çıkabileceğini belirtti. Kadınlarda pasif içiciliğe bağlı meme kanseri riskinin yüzde 70 oranında yükseldiğini, genel ölüm riskinin ise 2 ila 10 kat arttığını da sözlerine ekledi. Büyüme geriliği, boy kısalıpına yol açabilir Gebelikten ileri yaşlara kadar süren etkiler Gebelik döneminde sigara kullanımı ya da çocukların sigara dumanına maruz kalmasının büyüme geriliği ve boy kısalığı gibi gelişimsel sorunlara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Tülücü, sigaranın nörotoksik etkilerinin öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri ve gençlerde okul başarısında düşüş gibi sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. İleri yaşlarda ise bu etkilerin demans ve Alzheimer riskini artırabileceğini vurguladı. Sigarayı bırakmak için istek yetmez, destek gerekir Sigara bırakma sürecinde "istek, destek ve tedavi" unsurlarının hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Tülücü, her 10 kişiden 7’sinin sigarayı bırakmak istediğini ancak yalnızca yüzde 40’ının bunu başarıyla gerçekleştirebildiğini ifade etti. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünde bir tedavi süreci yürütmesi gerektiğini vurgulayan Tülücü, tekrar başlama riskinin yüksek olduğunu ve bu nedenle düzenli takibin şart olduğunu söyledi. En etkili sonuçların ise ilaç tedavisi ile davranışsal terapi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla elde edildiğini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nden kurulan Sigarayı Bırakma Polikliniği’nin bu yönüyle önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, bırakılan her sigaranın daha sağlıklı bir yaşamın başlangıcı olduğunu vurgulayarak sigara kullanan herkesi profesyonel destek almaya çağırdı.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:30
Köşk’te okul kantinleri denetlendi
Aydın’ın Köşk ilçesinde öğrencilerin okulda sağlıklı gıda tüketmeleri ve hijyenik ortamlarda alışveriş yapmaları amacıyla okul kantinleri denetlendi. Her gün binlerce öğrenciye hizmet veren okul kantinlerinde Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince denetimler aralıksız sürüyor. Bu çerçevede Köşk’te de okul kantinleri denetlendi. Muhtemel gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesi ve öğrencilerin hijyenik ortamlarda alışveriş yapması amacıyla kontroller gerçekleştirilirken, ekipler gıda ürünlerini tek tek inceledi. Ürünlerin "okul gıdası" standartlarına uygun olup olmadığı da bakılırken ürünlerin son tüketim tarihi ve etiket kontrolleri yapıldı. Hijyen, çalışma ortamı gibi konularda denetimler de gerçekleştirilirken kantin işletmecilerine öğrenci sağlığını tehdit eden ürünlerin satışına müsaade edilmediği hatırlatıldı. Yönetmeliğe aykırı hareket eden kantincilere ise cezai işlem uyguladı. Öğrencilerin okulda sağlıklı gıda tüketmeleri ve hijyenik ortamlarda alışveriş yapmaları adına kantin denetimlerinin yıl boyunca devam edeceği öğrenildi. Denetimler ile ilgili Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Okul Kantinlerinde Satılacak Gıda ve Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Hijyen Yönünden Denetlenmesi Genelgesi kapsamında, ilçemiz eğitim kurumlarında bulunan kantin ve gıda işletmelerinde İlçe Gıda İşletmeleri Deneti Ekibi tarafından denetimlerimizi gerçekleştirdik. Sevgili öğrencilerimizin gıdaya ulaşmasında sağlık ve hijyen kuralları konusunda hassasiyet ve duyarlılığımız devam edecek" ifadeleri yer aldı.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:20
Göz muayenesi kalpteki tehlikeyi açığa çıkardı
Kalbe giden üç ana damarda yüzde 95’in üzerinde darlık saptanan Alptekin, minimal invaziv bypass ameliyatıyla tedavi edildi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:18
Uzman Dr. Dinç: "Erken tanı konulan çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranı yüksek"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, çocuklarda uzayan ve nedeni bilinmeyen şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, erken başvurunun tedavi sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, çocukluk çağı kanserlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çocukluk çağında görülen kanser türlerinin yetişkinlere oranla daha nadir olduğunu belirten Dinç, erken teşhis sayesinde yüz güldürücü sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti. Konuya ilişkin konuşan Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, ailelerin özellikle uzun süren ve nedeni açıklanamayan belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Dr. Dinç, "Çocukluk çağı kanserleri, yetişkinlere kıyasla daha nadir görülmekle birlikte erken tanı konulduğunda başarılı tedavi sonuçları elde edilebilmektedir. Burada dikkat çekmek istediğim en önemli nokta erken tanıdır. Aileler, uzayan ya da nedeni bilinmeyen yakınmalar konusunda dikkatli olmalıdır. Özellikle solukluk, halsizlik, nedeni açıklanamayan karın ağrısı, karında ele gelen kitle, boyun ve koltuk altındaki lenf bezlerinde şişlik, vücutta travma olmaksızın morarma ya da kolay kanama gibi durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Bu tür belirtilerin bir hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. İlk başvurunun çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniklerine yapılması gerektiğini dile getiren Dinç, "Çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında lösemi, merkezi sinir sistemi tümörleri ve lenfomalar yer almaktadır" diye konuştu.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:15
Sevgililer Günü’nde hayat veren bağ: Bağışladığı karaciğeriyle sevdiğine umut oldu
İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı, ani karaciğer yetmezliği teşhisi konulan ve nakil listesine alınan sevgilisi Ömer Gökhan Karagöz’e donör oldu. Tahtacı, karaciğerinin yüzde 70’ini bağışlayarak Karagöz’e yeniden yaşam umudu verdi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:00
Kaplıca sular altında, vatandaşlar şifa peşinde
Muğla’da bir haftadır aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Muğla genelinde birçok noktada su baskınları ve taşkınlar yaşanırken, derelerden taşınan yağmur suları nedeniyle Köyceğiz Gölü’nün su seviyesi yükseldi. Artan su seviyesi sonucu Köyceğiz kıyı şeridi kısmen sular altında kaldı. İlçenin hemen karşısında bulunan Sultaniye Kaplıcaları da taşkından etkilenen bölgeler arasında yer aldı. Açık alandaki kükürtlü su havuzlarının tamamen su altında kaldı. Kapalı havuz bölümünde ise faaliyetlerin sürdürürken, taşkına rağmen kaplıcada şifa arayan vatandaşların yoğunluk oluşturduğu görüldü. Kaplıcada şifa arayan yerli ve yabancı vatandaşlar, su altında kalan kaplıcanın kapalı bölümüne bellerinin yarısına kadar gelen suda yürüyerek tehlikeyi aldırış etmeden ulaşıyor. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği kaplıcaya karadan ulaşımın yanında, Köyceğiz ve Dalyan’dan tekne turları ile de kaplıcaya ulaşan vatandaşlar açık ve kapalı havuzlarda kükürtlü suya girerek şifa arıyor. Alanya’dan geldi, kaplıcaya giremedi Kaplıcaya tedavi amacıyla Antalya Alanya ilçesinden gelen Yaşar Yıldız, "Alanya’dan buraya Sultaniye kaplıcalarını görmek için geldim ama sel baskınlarından dolayı da göremiyoruz. İnşallah bir-iki gün içerisinde balık kapağı açılır, su çekilir, biz de görebiliriz belki" dedi. Alman vatandaş romatizma tedavisi için geldi Sırtında ağrılar olduğunu ve romatizması bulunduğunu belirten Alman vatandaşı Oliver, "Evet, gerçekten çok güzeldi. Kaynak çok sıcak ve gerçekten harika. Frankfurt’un yakınlarından geliyorum. Karavanla seyahat ediyoruz ve uzun süredir yoldayız. Bir yıldan uzun süredir. Buradan Kazakistan’a doğru seyahat ediyoruz. Almanya’dan İtalya’ya feribotla gittik, sonra Yunanistan’a, Yunanistan’dan da Türkiye’ye geldik. Şimdi Türkiye’de iki ay kalacağız. Ondan sonra Gürcistan, Ermenistan, Rusya ve Kazakistan’a gideceğiz. Her şey yolunda giderse belki Moğolistan’a da gideceğiz. Termal su bana iyi geliyor. Sıcaklık iyi geliyor. Sırtımda ağrılarım var ve romatizmam var, bu da bana yardımcı oluyor" dedi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 08:48
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde ERAS Sempozyumu
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ERAS Türkiye Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Multidisipliner İş Birliğiyle Cerrahide Yeni Bir Dönem: ERAS Uygulaması" başlıklı sempozyum, Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programa; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, ERAS Türkiye Derneği Başkanı Prof. Dr. Neslihan Alkış, Araştırma Hastanesi Başhekimi Atila Eroğlu ile akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve çok sayıda davetli katıldı. Rektör Hacımüftüoğlu: "ERAS Yaklaşımı Cerrahi Bakım Sürecinde Kaliteyi Artıran Bir Model" Sempozyumun açılışında konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin sağlık alanındaki yenilikçi yaklaşımları yakından takip ettiğini ve bilimsel gelişmeleri sahaya yansıtmayı temel öncelikleri arasında gördüğünü ifade etti. ERAS (Enhanced Recovery After Surgery) yaklaşımının, cerrahi bakım süreçlerinde kaliteyi artıran, hasta güvenliğini güçlendiren ve iyileşme sürecini hızlandıran çağdaş bir model olduğuna dikkat çeken Rektör Hacımüftüoğlu, bu sistemin multidisipliner iş birliğini esas aldığını vurguladı. Anestezi, cerrahi, hemşirelik, beslenme ve rehabilitasyon başta olmak üzere birçok disiplinin eşgüdüm içinde çalışmasını gerektiren ERAS modelinin yalnızca ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltmadığını, aynı zamanda komplikasyon oranlarını azaltarak sağlık hizmetlerinde sürdürülebilirliğe katkı sunduğunu belirten Hacımüftüoğlu, Araştırma Hastanesi bünyesinde yürütülen kalite odaklı çalışmaların, enfeksiyon kontrol programlarının ve hasta güvenliği protokollerinin bu anlayışla örtüştüğünü kaydetti. Cerrahi kliniklerde kanıta dayalı tıp uygulamalarının yaygınlaştırılması ve perioperatif bakım süreçlerinin standardizasyonu yönünde önemli adımlar atıldığını dile getiren Rektör Hacımüftüoğlu, sağlık bilimleri fakülteleri ile hastane arasındaki güçlü iş birliğinin teorik bilginin klinik uygulamayla bütünleşmesini sağladığını söyledi. Sempozyumun kurumlar arası yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağını belirten Hacımüftüoğlu, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek toplantının ülke sağlık sistemine hayırlı katkılar sunmasını temenni etti. Başkan Alkış: "Üniversite Hastaneleri Bu Dönüşümde Öncü Rol Üstleniyor" Programda değerlendirmelerde bulunan ERAS Türkiye Derneği Başkanı Prof. Dr. Neslihan Alkış ise ERAS yaklaşımının cerrahide paradigma değişimini temsil ettiğini belirtti. Kanıta dayalı uygulamaların sistematik biçimde hayata geçirilmesiyle hasta konforunun arttığını, hastanede kalış süresinin kısaldığını ve komplikasyon oranlarının anlamlı ölçüde azaldığını ifade eden Alkış, bu sürecin başarısında ekip çalışmasının belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’de ERAS protokollerinin giderek daha fazla merkezde uygulanmaya başlandığını aktaran Alkış, üniversite hastanelerinin bu dönüşümde öncü rol üstlendiğini belirterek, Atatürk Üniversitesinin multidisipliner yaklaşımı ve güçlü akademik altyapısıyla bu sürece önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. Bilimsel toplantıların bilgi paylaşımını artırdığını ve genç araştırmacılar için yol gösterici olduğunu ifade eden Alkış, sempozyumun verimli sonuçlar doğuracağına inandığını söyledi. İki gün süren sempozyum kapsamında; ERAS’ın felsefi temellerinden hasta kan yönetimine, prehabilitasyon uygulamalarından torasik cerrahide ERAS deneyimlerine kadar birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirildi. Perioperatif süreçte hemşirelik bakımının dönüştürücü etkisi ve klinik uygulamalara yönelik rehberler de ele alınarak katılımcılarla güncel bilimsel veriler paylaşıldı. Sempozyum, soru-cevap oturumlarının ardından ERAS uygulamalarının yerinde gözlemlenmesine yönelik klinik ziyaret programıyla sona erdi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 03:33
Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı
Resmi Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği ile Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri arasındaki iş birliği süreçleri yeniden tanımlandı. Sağlık Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine sahip Sağlık Bakanlığı tesisleri ile üniversite hastaneleri arasında köprü kurarak, nitelikli sağlık personelinin ve kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını hedefliyor. Yayımlanan yönetmelik, kurumlar arası bürokrasiyi azaltarak şeffaf, güvenli ve esnek bir çalışma modelini esas alıyor. Düzenleme ile diş tabibi ve uzman sağlık personeli; iki kurum arasında planlı, süreli veya vaka bazlı (belirli bir ameliyat veya tedavi için) görevlendirilebilecek. Hekimlerin ve personelin hizmet sundukları tesisteki idari, mesleki ve hukuki sorumlulukları, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenecek. Tüm klinik süreçlerin, uluslararası hasta güvenliği ve kalite standartlarından ödün verilmeden yürütülmesi yasal zemine oturtulacak. "Bütçelerin ayrı olması" ilkesi korunarak, kurumlar arasındaki mali işleyişin tamamen şeffaf ve izlenebilir olması sağlanacak. Bu yönetmelik, sürdürülebilir bir başarı hedeflenirken ayrıca yeni model ile uluslararası sağlık hizmetlerinde kurumsal koordinasyonun maksimize edilmesi, Türkiye’nin sahip olduğu nitelikli insan kaynağının en etkin şekilde değerlendirilmesi, hizmet sunum kapasitesinin artırılarak daha fazla uluslararası hastaya ulaşılması. Türkiye’nin sağlık turizmindeki lider konumunun sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesi amaçlanacak.
13 Şubat 2026 Cuma - 17:41
Uzmanı çocuk kanseri ile ilgili uyardı: "En temel sebep genetik yatkınlıktır"
Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Şeyma Ünüvar Gök, çocuklarda görülebilen kansere ilişkin açıklamalarda bulundu. Gök, "Genetik yatkınlık olsa da mutlaka tetiği çeken bir risk faktörünün olması gerekiyor" Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Şeyma Ünüvar Gök, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Çocukluk çağı kanserlerinde neden-sonuç ilişkisi erişkinlerdeki kadar net olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Çocukluk çağı kanserlerinde neden-sonuç ilişkisi erişkinlerdeki kadar net değildir ve bu nedenle erişkin dönemde önerilen mamografi, kolonoskopi gibi tarama programları çocukluk çağında uygulanamıyor. Bu tanığı ile karşılaşılan ailelerin ilk sorusu nedendir. Bildiğimiz en temel sebep genetik yatkınlıktır. Ancak genetik yatkınlık olsa da mutlaka tetiği çeken bir risk faktörünün olması gerekiyor. Bildiğimiz en temel risk faktörü, iyonize radyasyona uzun süreli maruz kalınması, kötü beslenme, stresli hayat şartları ve özellikle BBV gibi onkojenik yani maling hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilecek virüslere sık sık maruz kalınmasıdır" dedi. Bu belirtiler var ise hekime gösterilmeli Birçok belirtilerin yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Çocukluk çağı kanserleri için birçok belirti ve semptom bulunabilir. Halk arasında en yaygın bilineni uzun süre sebat eden ateşler, gece terlemeleri, kilo kayıpları ve ortaya çıkan morlukları hiçbiri kansere özgü değildir. Ancak bunları fark eden aile elbette de çocuğunu bir hekime göstermelidir. Çocukluk çağı kanserlerindeki temel korunma mekanizmasının çocuğunuzu takip eden sabit bir çocuk doktorunun olmasını ve sadece acil hastalık durumlarında değil, rutin tarama programlarında da hastanelere başvurulması gerektiği hatırlatalım" dedi. Erken tanı, tedavide başarıyı artırıyor Tedavi başarısının gelişmiş ülkelerde aynı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dr. Şeyma Ünüvar Gök, "Lösemilerin temel tedavisi kemoterapi ilaçları olmakla beraber solid organ tümörlerinde gerek kemoterapiler, gerekçe cerrahi tedaviler gerekse radyoterapiler söz konusu olabilir. Hastalık erken dönemde tanı aldığında başarı oranları oldukça yüksek olacak olmakla birlikte, elbette hastalığın tipine göre bu değişebilir. Çocukluk çağ kanserlerinde, 0-18 yaş döneminde hayatın erken döneminde bu tanı ile karşılaşmış çocukların ailelerinin en temel ihtiyacı, toplumdan izole olmamaları ve gerekli sosyal desteği alabilmeleridir. Bu hastalık ile mücadelede ailelere bu sosyal desteği vermek ise hepimizin temel vazifesidir" şeklinde konuştu.
13 Şubat 2026 Cuma - 17:20
CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi, Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hizmete girdi
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi’nin hizmete girdiğini duyurdu. "Bilgisayar destekli tarama, tasarım ve üretim teknolojisiyle protezler artık daha hızlı, daha hassas ve yüksek kaliteyle hazırlanacak" ifadeleriyle müjdeyi veren Başkan Büyükkılıç açıklamasında; "Bir tıp hekimi olarak, bu modern sağlık yatırımının şehrimize kazandırılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu önemli yatırımda desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, Sağlık Bakan Yardımcımız Halim Özçevik’e, Valimiz Gökmen Çiçek’e, milletvekillerimize, İl Sağlık Müdürümüz Dr. Mehmet Erşan’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
13 Şubat 2026 Cuma - 17:05
Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı"
Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi. Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu. "14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir" Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti. "Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir" Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı. "Aşk başlar, bağ zamanla oluşur" Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi: "Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar." "14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil" Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder