Son Dakika
|
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
Doha'ya düşen füze enkazı patlamaya yol açtı
Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"
AB Başkanlarından İran’a saldırının ardından azami itidal çağrısı
İran Dışişleri: "Bu saldırıya karşılık vermek, İran’ın meşru hakkı''
İran'daki ilkokul saldırısında hayatını kaybeden öğrenci sayısı 85'e yükseldi
Medvedev: "Barış elçisi bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi"
THY'den Ortadoğu seferlerine yönelik iptal duyurusu
Gürsel Tekin göreve devam edecek
Kazakistan’da kafede gaz tüpü patladı: 7 ölü, 19 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan Dışişleri Bakanları ile telefonda görüştü
İletişim Başkanı Duran: "Sıcak çatışma kabul edilemez bir durumdur"
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Şikarçi: "Bölgedeki tüm ABD üsleri hedef alınacak"
THY'den Ortadoğu seferlerine yönelik iptal duyurusu
Ordu’da heyelan: Evler yıkıldı, yol çöktü!
Evde çıkan yangında elektrik kabloları patladı
SAĞLIK
Kars’ta hasta kadın için ekipler seferber oldu
28 Şubat 2026 Cumartesi - 15:31:53
Kars’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Köyde rahatsızlanan kadın için sağlık ve özel idare ekipleri adeta zamanla yarıştı. Edinilen bilgilere göre, Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Melikköy de yaşayan ve aniden fenalaşan hasta kadın için yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ambulans, yoğun kar yağışı ve kapanan köy yolu nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Bir süre sonra kara saplanan ambulans hareket edemeyince durum yetkililere bildirildi. Bunun üzerine İl Özel İdaresi ekipleri iş makinesiyle olay yerine yönlendirildi. Kısa sürede ambulansın bulunduğu noktaya ulaşan ekipler, kar küreme ve kurtarma çalışması başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda kara saplanan ambulans bulunduğu yerden çıkarıldı. Yolun açılmasının ardından sağlık ekipleri köye ulaşarak ilk müdahaleyi evde gerçekleştirdi. Durumu kontrol altına alınan hasta kadın, daha sonra ambulansa alınarak Kars Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 15:28
Kars’ta hasta kadın için ekipler seferber oldu
Kars’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Köyde rahatsızlanan kadın için sağlık ve özel idare ekipleri adeta zamanla yarıştı. Edinilen bilgilere göre, Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Melikköy de yaşayan ve aniden fenalaşan hasta kadın için yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ambulans, yoğun kar yağışı ve kapanan köy yolu nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Bir süre sonra kara saplanan ambulans hareket edemeyince durum yetkililere bildirildi. Bunun üzerine İl Özel İdaresi ekipleri iş makinesiyle olay yerine yönlendirildi. Kısa sürede ambulansın bulunduğu noktaya ulaşan ekipler, kar küreme ve kurtarma çalışması başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda kara saplanan ambulans bulunduğu yerden çıkarıldı. Yolun açılmasının ardından sağlık ekipleri köye ulaşarak ilk müdahaleyi evde gerçekleştirdi. Durumu kontrol altına alınan hasta kadın, daha sonra ambulansa alınarak Kars Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32
Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri
Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:17
Babaeski’de şubat ayı gebe okulu eğitimleri tamamlandı
Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen Şubat Ayı Gebe Okulu eğitim programı tamamlandı. Anne adaylarının bilinçli, güvenli ve sağlıklı bir gebelik süreci geçirmelerini amaçlayan eğitim programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, Gebe Okulunda anne adaylarına gebelik süreci, doğuma hazırlık, nefes ve gevşeme egzersizleri, doğum sonrası bakım ile bebek bakımı konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verildiği belirtildi. Uzman sağlık personelleri eşliğinde gerçekleştirilen eğitimlerde katılımcılar, merak ettikleri sorulara yanıt bulma imkânı da elde etti. Eğitim programı çerçevesinde anne adaylarına doğru emzirme teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, doğum sürecine ilişkin bilgilendirmeler ve egzersiz çalışmaları da yapıldı. Program sonunda katılımcılara sertifikaları takdim edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Şubat 2026 Cuma- 11:10
Kütahya Şehir Hastanesi’nde anne karnındaki bebeğe kan nakli yapıldı
2
27 Şubat 2026 Cuma- 10:21
SATKOF ve USTKON’dan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’na ziyaret
3
27 Şubat 2026 Cuma- 11:06
Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu
4
26 Şubat 2026 Perşembe- 12:16
Doktor çiftin zor anları! Pazı olarak aldıkları ot, tirşik otu çıktı
5
23 Şubat 2026 Pazartesi- 12:40
Op. Dr. Öztaş’tan hamilelere oruç uyarıları
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:31
Vali Köşger, Denizli Acil Durum Hastanesi inşaatının son durumu hakkında bilgi aldı
Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde yapımı süren 500 yataklı Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Çalışmalar hakkında bilgi alan Vali Köşger, hastanenin titizlikle yürütülen çalışmalarının yakın zamanda tamamlanacağını ve hizmete açılacağını duyurdu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Vali Yardımcısı Nurettin Ateş ve Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk ile birlikte Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde hizmete açılması planlanan Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Çalışmaların son durumu hakkında yetkililerden bilgi alan Vali Köşger, poliklinik alanları ile yoğun bakım ünitelerini yerinde inceleyen Köşger, yürütülen çalışmaları detaylı şekilde değerlendirdi. Denizli’de sağlık altyapısını ve hizmet kapasitesini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini belirten Vali Köşger, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmanın öncelikli hedefleri arasında yer aldığını ifade etti. Toplam 47 bin metrekare kapalı alana sahip olan Acil Durum Hastanesi, zemin + 2 kat şeklinde planlanan 7 bloktan oluşuyor. 450 araçlık otopark kapasitesine sahip hastane, 104’ü yoğun bakım olmak üzere toplam 500 yatak kapasitesiyle hizmet verecek. İleri teknoloji tıbbi donanımlarla donatılan hastanede 106 poliklinik, 14 ameliyathane, 2 anjiyografi ünitesi, MR, 2 BT, mamografi, 5 röntgen, 8 ultrasonografi (USG), kemik dansitometri ve ERCP ünitesi yer alacak. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte Denizli’nin sağlık altyapısının önemli ölçüde güçlenmesi hedefleniyor.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:46
Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunun altını çizerek bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil de mekanik bel ağrısından kaynaklıdır" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel fıtığı hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan hasta gruplarından birinin omurga hastaları olduğunu belirten Prof. Dr. Erol, "Boyun ve sırt omurlarının yanı sıra en çok bel bölgesiyle ilgili sorunlar görülüyor. Bel fıtığı önemli bir hastalıktır. Bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklanıyor. Mekanik bel ağrısının kaslar, eklemler, iskelet sistemi ve bu yapıları birbirine bağlayan bağların uzun süreli zorlanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumun hastalarda şiddetli bel ağrısına neden olabilir. Mekanik bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması gerekiyor. Bel fıtığına kıyasla mekanik bel ağrıları çok daha sık görülüyor. Bir diğer önemli hasta grubu ise omurilik kanal darlığı olan hastalardır. Bu hastalıkta dejeneratif süreçler sonucunda omurilik kanalında ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanallarda daralma ve kireçlenme meydana geliyor. Bu durumun omurilik ve sinir köklerinde sıkışmaya yol açar. Hastaların ayakta dururken ya da yürürken bel, kalça ve bacaklara yayılan şiddetli ağrılar hissettiğini, yürüyüş mesafesi arttıkça oturup dinlenme ihtiyacı duyarlar. Tedavi sürecinin doğru tanıya göre belirleniyor. Bel ve bacak ağrısı şikayeti olan hastaların mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerekiyor. Hastaların şikayetlerinin dinlenmesi, gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmasının ardından hastalıkların birbirinden ayırt edilebildiğini ve buna uygun tedavi planının oluşturulur" cümlelerini kullandı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:07
Aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat
Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat çekerek, "Bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır" dedi. ‘Aşk’ konusunun son yıllarda psikolojinin çalışma alanı içinde yer alan ana temalardan biri olduğunu belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla aşık olma duygusu hakkında bilgilendirmede bulundu. Dopamin hormonunu aşık olmayı etkilediğine dikkat çeken Psikolog Enise Öziç, "Aşkın tanımının kültürden kültüre ve kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Aşk; yakınlık, bağlanma, güven, saygı ve sevgi gibi duyguları beraberinde getiriyor. Aşk duygusunun bireyde duygusal değişimlerin yanı sıra hormonal değişimler de oluşturuyor. Örneğin aşık birinin karşısındaki insanı aklından çıkaramaması ve ona büyük bir tutkuyla bağlı olması, dopamin hormonu aracılığı ile meydana gelmektedir. Beyindeki bazı biyokimyasalların aşkla ilişkili olduğu ve insan beyninin sevdiği kişinin acısını algılayabildiği söylenebilir. Bu bakış açısına göre, aşk sürecinin genetik, hormonlar ve psikolojik deneyimlerle oluştuğu söylenebilir" diye konuştu. "Sağlıklı ilişkinin formülü bağımlı olmamak" Aşkın insanlarda birçok süreçte etkili olurken bireyin davranışlarına da yön verebildiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, "Aşkın mutluluğu, bir yandan bireye yaşama hazzı verirken öte yandan bireyin duygu hissettiği kişiye karşı bağımlı olması gibi bir sonuç da doğurabilmektedir. Bu durumun yoğunluğu elbette kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak sağlıklı olmaması sebebiyle bağımlı bir ilişki yaşanmaması adına bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır. Sevginin, aşkın bireyin yaşamında her daim var olabileceği, yılın birkaç gününe sığmayacağı ve hediyenin büyüklüğü ile ölçülemeyeceği de gözden kaçmaması gereken bir gerçektir" şeklinde konuştu.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:54
Eskişehir’in sağlık serüveni ve güncel verileri kayıt altına alındı
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hazırlanan "Maziden İstikbale Asırlık Şifa Eskişehir" adlı eser ile 2025 yılına ait faaliyet raporları yayımlandı. Yayın Komisyonu tarafından son iki yıl içerisinde yürütülen çalışmalar neticesinde, kentin sağlık tarihine ışık tutan iki ciltlik başvuru kaynağı yayımlandı. Hazırlanan eser ile sağlık kurumlarının tarihi gelişimini ve kurumsal hafızayı gelecek nesillere aktarmayı hedefleniyor. Çalışmalar çerçevesinde ayrıca, halkı bilgilendirmeye yönelik 4 adet Halk Sağlığı Bülteni ile kurum faaliyetlerini içeren raporlar paylaşıldı. Bu yayınlar aracılığıyla hem koruyucu sağlık hizmetleri konusunda farkındalık artırıldı hem de müdürlüğün faaliyetlerinin izlenebilirliği güçlendirildi. Güncel verilerin yer aldığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda ise bir yıllık performans çıktıları detaylandırıldı. Raporda; hastane yatırımlarından personel istatistiklerine, denetim faaliyetlerinden koruyucu hizmetlere kadar tüm süreçler şeffaflık ilkesi doğrultusunda dijital erişime açıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:48
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’ne İleri Dijital Görüntüleme Sistemleri kazandırıldı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, ileri görüntüleme sistemlerini klinik hizmet altyapısına kazandırarak tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir aşamaya geçti. MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi mevcut temel dental görüntüleme sistemlerine ek olarak hizmete alınan Dental Volümetrik Tomografi (DVT) cihazı ile bundan sonra çene ve çevresindeki sert dokuların üç boyutlu olarak değerlendirilmesine imkan tanıyacak. Geleneksel iki boyutlu görüntüleme yöntemlerine kıyasla daha yüksek görüntü kalitesi ve doğruluk sunan bu sistem sayesinde, cerrahi ve protetik işlemler başta olmak üzere birçok tedavi daha güvenli ve etkin şekilde planlanabilecek. Ayrıca sefalometrik radyografi cihazı, diş ve çene yapılarının büyüme ve gelişim sürecinin değerlendirilmesinde önemli avantajlar sunacak. Özellikle alt ve üst çene arasındaki iskeletsel uyumsuzlukların ve dişlerdeki çapraşıklıkların ayrıntılı analizine imkân sağlayacak bu cihaz, ortodontik tedavilerin planlanması ve tedavi sürecindeki değişimlerin izlenmesinde etkin rol oynayacak. İleri görüntüleme sistemlerinin MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde aktif olarak kullanılmasıyla birlikte, hastaların şehir dışındaki merkezlere yönlendirilme ihtiyacı ortadan kalkacak.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:33
Iğdır’da şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı
Tarım ve Orman Bakanlığı Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Iğdır Üniversitesi iş birliğinde, Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda "İneklerde Döl Verimi ve Buzağı Yaşama Gücünü Artırmaya Yönelik Yetiştirici Eğitim Çalıştayı" düzenlendi. Yoğun katılımla başlayan çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla açıldı. Programda konuşan Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı için çalıştayı düzenlendiklerini belirterek; "İlimizde özellikle ineklerde döl verimi ve buzağı kayıplarıyla alakalı olarak Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi akademisyenlerimiz ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün iş birliğinde bir program gerçekleştirdik. Özellikle şap hastalığından sonra ilimizde görülen döl tutmama sorunlarını çözmek ve hayvancılığımızın verimliliğini artırmak amacıyla bu faaliyeti başlattık. Bakanlığımızın imkanları ve üniversitelerimizin değerli akademisyenlerinin desteğiyle ilimizdeki hayvan varlığını daha iyi seviyelere taşımak ve artırmak istiyoruz. Özellikle döl verimi kayıplarını minimuma indirerek, sağlıklı genleri ilimize kazandırmayı; süt ve et verimi yüksek hayvan varlığını artırarak hem sayı hem de verimlilik açısından gelişim sağlamayı hedefliyoruz. Bugün de bu kapsamda eğitim çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çalıştay süresince üreticilerimizin A’dan Z’ye yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve problemleri ele aldık. Devamında ise çözüm önerilerini gündeme getireceğiz. Üreticilerimizin üretimden kesime, hasada kadar her aşamada yanındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Özellikle şap hastalığından sonra bazı hayvanlarda döl tutmama problemlerinin arttığına dair sahadan geri bildirimler aldık. Birinci ve ikinci tohumlamadan sonra gebelik elde edilememesi gibi sorunların artması üzerine bu çalıştayı düzenleme kararı aldık. Bu kapsamda, sorunların nedenlerini akademisyenlerimizle birlikte inceleyip değerlendirerek çözüm önerileri geliştireceğiz. Besleme, embriyo transferi ve suni tohumlama başta olmak üzere teknik konularda yapılacak çalışmalarla bu sorunları kökünden çözmeyi ve Iğdır’ımızın hayvan varlığını hem artırmayı hem de daha verimli hâle getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda çalıştayımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi. Hayvancılığın bölge ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel ise "Hayvancılık bölgemizin ekonomik ve sosyal yapısının temel dinamiklerinden birisidir. Iğdır’ımızın sahip olduğu Coğrafik avantajlar ve üretim kültürü doğru bilgi bilimsel yöntemler ve nitelikli eğitimle birleştiğinde çok daha güçlü bir potansiyele dönüşmektedir. İşte bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay tam da bu dönüşümün bir parçası niteliğindedir. Döl veriminin artırılması ve buzağı yaşama gücünün yükseltilmesi işletme karı açısından oldukça önemli bir unsurdur. Aynı Zamanda bu durum işletme karlılığının ötesinde sürdürülebilir hayvancılık, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi açısından da büyük bir önem taşımaktadır." dedi. Çalıştayda, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı, ineklerde döl veriminin artırılması, buzağı kayıplarının azaltılması ve modern yetiştiricilik yöntemleri hakkında uzmanlar tarafından katılımcılara bilgiler verildi. Eğitim programının, bölgedeki hayvancılığın gelişimine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Düzenlenen çalıştaya Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, akademisyenler, ilgili kurum temsilcileri, yetiştiriciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06
RSV kışın zirve yapıyor: Prematüre ve 8 aydan küçük bebekler tehlike altında
RSV’nin her yıl milyonlarca çocuğu etkilediğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, prematüre doğan ve kronik rahatsızlığı bulunan çocukların RSV’ye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Dr. Sert, "RSV mevsimi başlamadan hamileler ve 8 aydan küçük bebekler için koruyucu aşı ihmal edilmemeli" uyarısında bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) genellikle sonbaharda başladığını ve kış aylarında zirve yaptığını söyledi. RSV’nin dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, küresel verilerin her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görüldüğünü, 3 milyondan fazla hastane yatışı yaşandığını ve özellikle küçük çocuklarda ciddi can kayıplarına yol açabildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’ye yakalanan çocukların büyük çoğunluğunun hafif semptomlar gösterdiğini, prematüre doğan veya belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çocukların daha ciddi hastalığa yakalanma riski taşıdığını da belirtti. "Gebelikte yapılan aşı ilk 6 ayı koruyor" RSV aşısının anne adaylarına gebeliğin uygun haftalarında uygulanabildiğini belirten Dr. Sert, "Anneye yapılan aşı sayesinde oluşan koruyucu antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer. Bu durum, özellikle yaşamın ilk 6 ayında ağır RSV enfeksiyonu riskini önemli ölçüde azaltır. Gebelerin mutlaka kadın doğum ve çocuk hekimlerine danışarak aşıyı değerlendirmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin yalnızca bebekler için değil ileri yaş grupları için de ciddi risk oluşturduğunu belirterek, 50-74 yaş arası kronik kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar, ek kronik rahatsızlığı olan bireyler ile huzurevi ve uzun süreli bakım tesislerinde yaşayanların da tek doz aşı ile korunması gerektiğini vurguladı. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçının RSV’nin damlacık yoluyla hızla bulaştığını ifade eden Dr. Sert, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin arttığını el hijyeni, ortamların havalandırılması ve hasta kişilerle temastan kaçınılmasının bulaş riskini azalttığını vurguladı. (GD-BÇGEN - Ahmet Yiğit Yıldırım: "Bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" (Fotoğraflı) Hasan Fehmi Demir RİZE (İHA) - Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, "Gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" dedi. Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından illerde düzenlenen bilgi yarışmasının ardından bölge yarışmaları etabına geçildi. Karadeniz Bölgesi Ortaöğretim Teşkilatları arası bilgi yarışması da Rize’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Bölge yarışmasına Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Düzce, Gümüşhane, Giresun, Karabük, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak ve Rize’nin de aralarında olduğu 18 katıldı. Yarışmada konuşan Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, gençlerin ahlaki değerlerle birlikte teknolojiye ve çağa ayak uydurmasını sağlamak için çalıştıklarını dile getirerek, "Bilgi ayrışmamız sade bir yarışma değildir. Bugün burada geleceğin kadrolarına da şahitlik edeceğiz. Buradaki arkadaşlarımız hem bilgileriyle hem ahlaklarıyla hem duruşlarıyla hepsi bizi gururla temsil edecekler. Platon’a göre cesaret olacak ama bilgiyle birleşecek. Yoksa o cesaret yıkıcı olur. Biz o yüzden gençlerimizi o minvalde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Hem cesaretli hem de bilgili bir gençlik yetiştirmek için çalışıyoruz. Ama bugün bilgi, teknoloji artarken ahlaki değerlerimi maalesef koruyamıyoruz. Bizim muasırlaşma anlayışımız Gökalp’in dediği gibi batıyı körü körüne taklit etmek değil, ilmi almak, ahlakı korumaktır. O yüzden biz Ülkü Ocakları’nda hem bilgili hem cesaretli hem de ahlaklı bir gençlik yetiştiriyoruz. Bizim yol pusulamız çift başlı Selçuklu Kartalı’dır. Bir başı doğuya bakar, köklerimize, inancımıza, ahlakımıza, bir başı batıya bakar, ilim, bilim, teknolojiye ve çağa. Biz kökü mazide olan bir atiyiz. Ne geçmişimizden kopacağız, ne çağın gerisinde kalacağız. Ülkü Ocakları olarak Türklüğü koruyup yüceltmeyi, İslam’ın ahlakıyla yaşamayı ve çağın ilmi ile yükselmeyi bir ülkü haline getirdik. Bu yüzden yapacağımız her çalışmada bu değerleri önümüze koyup bu çerçevede ilerlememiz gerekiyor" dedi. Gençler için en büyük tehlikenin uyuşturucu, alkol, sanal kumar ve dijital bağımlılıklar olduğunun altını çizen Genel Başkan Yıldırım, "Ülkü Ocakları sadece bir eğitim kurumu değildir. Ülkü Ocakları aynı zamanda bir koruma kalkanıdır. Bugün karşımızda yeni bir cephe vardır. Bu cephe tankla, tüfekle gelmiyor. Bu cephe uyuşturucuyla, alkolle, sanal kumarla, dijital bağımlılıklarla geliyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki bir gencimizi uyuşturucuya teslim etmek bir vatan toprağını kaybetmekten farksızdır. Çünkü bir gencimizi kurtarmak demek bir aileyi kurtarmaktır, bir mahalleyi kurtarmaktır, bir milleti kurtarmaktır ve bir geleceği kurtarmaktır. Biz Ülkü Ocakları’nda gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır. O yüzden biz hiçbir gencimizi yalnız bırakmıyoruz ve Ülkü Ocakları’nın bu boşluğu doldurduğunu çok iyi biliyoruz. Burada gençlerimiz yalnız, sahipsiz, yönsüz, başıboş değildir. Biz gençlerimizi bağımlılıkla mücadelede yalnız değildir. Sanatla, bilimle, teknolojiyle, ahlakla donatıyoruz. Gencin enerjisini sokağa değil istiklale yönlendiriyoruz. Ve diyoruz ki ’Ülkü Ocakları varsa umut vardır, Ülkü Ocakları varsa gelecek vardır’ ifadelerini kullandı. Yarışmanın sonunda etkinliğe katılan tüm öğrencilere sertifika verilirken dereceye giren illere ödül verildi. Rize’de bir otelde 2 gün süren yarışmalara Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, genel merkez yöneticileri, Ülkü Ocakları İl Başkanları ve yönetimleri, MHP İl Başkanları ve yönetimleri katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:37
Elazığ’da 52 yaşındaki hasta kapalı yöntemle yapılan kalp ameliyatıyla sağlığına kavuştu
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine göğüs ağrısı ve kalp damarı tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, klasik açık ameliyat yerine kapalı by-pass yöntemiyle tedavi edildi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne göğüs ağrısı ve damar tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, yapılan tetkikler sonucunda kalp damarlarının kapalı olduğu tespit edilince ameliyata alındı. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Sefa Şenol ve Doç. Dr. Davut Azboy tarafından gerçekleştirilen operasyonda, Türkiye’de sayılı merkezde uygulanan minimal invaziv cerrahi yöntemi uygulandı. Başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan ve halk arasında "kapalı ameliyat" olarak bilinen, göğüs kafesi kesilmeden yapılan bu yöntemle hasta, kısa sürede taburcu olma imkanına kavuştu. Gerçekleştirilen bu özel operasyonun detayları hakkında bilgi veren Op. Dr. Sefa Şenol, "Koronel artr hastalığı ve damar tıkanıklığı olması sebebiyle hastamıza normal açık kalp cerrahisi dışında halk arasında kapalı yöntem denilen minimal invaziv girişimle by-pass ameliyatı gerçekleştirdik. Ekip arkadaşım doktor Davut bey ile beraber bu işlemi yaptık. Birinci hastamızı taburcu ettik. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Bu yöntemin avantajı, hasta bir an önce kendi yaşantısına geçebilmekte, yük kaldırabilmekte ve ağrısı az olabilmekte" dedi. Diyabet hastası olduğu için sağlık bakımında yaşadığı sıkıntılara değinen hasta, Elazığ’da geçirdiği başarılı operasyon sonrası iyi durumda olduğunu dile getirdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:14
Sinop’ta akılcı ilaç kullanımına dikkat çekildi
Sinop Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından toplumda sağlık okuryazarlığını artırmak ve bilinçli ilaç kullanımına dikkat çekmek amacıyla, "Akılcı İlaç Kullanımı" konulu söyleşi gerçekleştirildi. Durağan Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümünden Öğr. Gör. Bahar Tan Özay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, Durağan Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümünden Öğr. Gör. Kübra Konaklı konuşmacı olarak yer aldı. Öğr. Gör. Konaklı, akılcı ilaç kullanımının temel ilkelerini, gereksiz ve yanlış ilaç kullanımının bireysel ve toplumsal sonuçlarını, antibiyotik direnci başta olmak üzere ilaçların bilinçsiz kullanımına bağlı gelişen sorunları ele aldı. Söyleşide ayrıca ilaçların doğru dozda, doğru sürede ve hekim önerisi doğrultusunda kullanılmasının önemi vurgulandı. Söyleşi kapsamında katılımcıların soruları yanıtlanarak günlük yaşamda sık karşılaşılan ilaç kullanım hataları örneklerle açıklandı. Hatıra fotoğrafı çekiminin ardından program sona erdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:33
Kapasitesi büyütülen TÖTM hemodiyaliz ünitesi yeni yerinde hizmete açıldı
Hasta konforunu ve hizmet kapasitesini artırmak amacıyla modernize edilen İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Hemodiyaliz Ünitesi, taşınan yeni yerinde açılışı gerçekleştirildi. Toplam bin 110 metrekarelik alana sahip olan yeni ünite, bölgedeki diyaliz hastalarına daha nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış törenine; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, AFAD İl Müdürü Serdal Türker, İl Sağlık Müdürlüğü personeli ve sağlık çalışanları katıldı. "Hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurduk" Açılış konuşmasını yapan Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özkan Ulutaş, ünitenin daha iyi hizmet verme hedefinde olduğunu söyledi. Konuşmasında Ulutaş, "Yeni ünitemizde hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurmaya çalıştık. Enfeksiyon kontrolü, teknik altyapı ve çalışma şartları bu anlayışla planlandı. Amacımız daha nitelikli ve güvenilir bir hizmet sunmaktır" dedi. Ünitenin tıp öğrencileri ve asistanlar için önemli bir öğrenme ortamı oluşturacağını belirten Ulutaş, süreçte emeği geçen üniversite yönetimine ve sağlık personeline teşekkür etti. "Hijyen ve hasta konforu temel esasımız oldu" Başhekim Prof. Dr. Erol Karaaslan, eski diyaliz ünitesinin fiziksel olarak yetersiz kalmaya başladığını belirtti. Karaaslan, "Hijyen ve hasta konforu, hatta hasta yakınlarının konforu büyük önem arz ediyor. Yeni ünitemizi bu esaslar üzerine yaptık. Süreç boyunca hastalarımızın mağdur olmaması için destek veren Sağlık Müdürlüğümüze ve Eğitim Araştırma Hastanemize de ayrıca teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. AFAD İl Müdürü Serdar Türker de projenin hayata geçirilmesinde sağlanan kurumsal iş birliğine değindi. Afet süreçlerinde sağlık çalışanlarının en önemli paydaşları olduğunu ifade eden Türker, diyaliz ünitesinin bölge için hayırlı olmasını diledi. "Mekânsal kapasite 2,5 kat artırıldı" Son olarak konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise Turgut Özal Tıp Merkezinin sağlık alanında marka haline geldiğini ve bu değeri korumak için yatırımlara devam ettiklerini söyledi. Hastanedeki iyileştirme çalışmalarının hızla devam ettiğini ifade eden Rektör Akpolat, "465 metrekare olan ünitemizi bin 110 metrekareye çıkararak mekansal kapasiteyi 2,5 katından fazla artırdık. Şu an aktif 24 diyaliz cihazımızla hizmet veriyoruz. En önemli değişiklik ise hastalarımızın bölünmüş ünitelerde mahremiyetlerinin ve konforlarının korunması oldu" diye konuştu. Rektör Akpolat, ünitenin 5 yılda 75 bin hastaya hizmet verdiğine dikkat çekerek açılışta emeği geçen tüm birimlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek yeni Hemodiyaliz Ünitesinin açılışı gerçekleştirildi. Kurdele kesimi sonrası Rektör Akpolat ve beraberindekiler üniteyi gezdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:25
Prostat kanseri tedavisinde yeni yöntem tescillendi
Kastamonu Üniversitesi’nde metastatik prostat kanserinin tedavisinde kullanılan kemoterapi ilacının etkinliğini artırmaya yönelik geliştirilen yeni yöntem, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırma kapsamında, prostat kanserinde yaygın olarak kullanılan kemoterapi ilacının etkisini artırmaya yönelik yeni bir yöntem geliştirildi. Üniversite adına yapılan patent başvurusunda, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Asuman Özgöz ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nesrin İçli’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler de yer aldı. Çalışmada, kemoterapi ilacının bitkisel kökenli doğal bir madde olan sambucus nigra agglutinin (SNA) ile birlikte kullanımı incelendi. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, SNA’nın tek başına kanser hücreleri üzerinde belirgin bir etki oluşturmadığı, ancak kemoterapi ilacı ile birlikte uygulandığında tedavinin etkinliğini önemli ölçüde artırdığı belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre, 2 maddenin birlikte kullanımı kanser hücrelerinin daha etkili şekilde yok edilmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ilerleyen süreçte daha düşük kemoterapi dozlarıyla tedavi imkanı sunarak hastalarda görülebilecek yan etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Patentle tescillenen yöntemin, klinik çalışmalarla desteklenmesi halinde prostat kanseri tedavisine yönelik yeni ve tamamlayıcı uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Bitkisel kökenli SNA maddesinin kemoterapiyle birlikte kullanımının prostat kanseri özelinde literatürde ilk kez ele alınması da çalışmayı bilimsel açıdan dikkat çekici kılıyor. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yaptığı açıklamada, üniversitelerde üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin önemine değinerek, geliştirilen her patentin bilimsel bilginin uygulamaya aktarılmasının somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Prostat kanseri gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir alanda yürütüldüğünün anlatan Topal, bu çalışmanın akademik bilgi birikiminin sağlık alanına katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Topal, üniversite olarak nitelikli ve yenilikçi araştırmaları desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:08
HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet"
Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 12 Şubat, HG Hospital’ın kuruluşunun birinci yılına da ev sahipliği yaptı. HG Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy, yayımladığı mesajda 12 Şubat’ın yalnızca tarihi bir gün olmadığını belirterek, aynı zamanda şehrin yeniden ayağa kalkışının ve kararlılığının sembolü olduğunu ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde sağlık hizmetlerinin öneminin daha da arttığını vurgulayan Gürsoy, HG Hospital’ın bu sorumluluk bilinciyle hizmet verdiğini kaydederek, hastanenin bugün 800 personel ve 80 hekim kadrosuyla Kahramanmaraş ve bölge halkına kesintisiz sağlık hizmeti sunduğunu belirtti. Kısa sürede bölgesel ölçekte güçlü bir sağlık merkezi konumuna ulaştıklarını aktaran Gürsoy, HG Hospital bünyesinde Acil Ünitesi, KVC ameliyatlarının yapılabildiği ameliyathaneler, erişkin, yenidoğan, çocuk ve KVC yoğun bakım üniteleri, koroner yoğun bakım, fizik tedavi ünitesi, uyku laboratuvarı, inme merkezi, kalp merkezi, göz ünitesi, tıbbi onkoloji, endoskopi, radyoloji ile biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvarlarının hizmet verdiğini bildirdi. "Şehrimizin sağlık yükünü omuzlamaya devam edeceğiz" 12 Şubat’ın kurtuluş ruhunun bugün sağlıkta ve insan hayatına dokunan her alanda yaşatıldığını dile getiren Gürsoy, HG Hospital’ın birinci kuruluş yıl dönümünü Kahramanmaraş’ın kurtuluş günüyle aynı tarihte idrak etmenin ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Gürsoy açıklamasında, kurtuluş mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andıklarını, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediklerini belirterek, HG Hospital olarak insan hayatını merkeze alan anlayışla şehrin yaralarını sarmaya ve bölgenin sağlık yükünü omuzlamaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder