SAĞLIK
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32 Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:08 HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet" Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 12 Şubat, HG Hospital’ın kuruluşunun birinci yılına da ev sahipliği yaptı. HG Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy, yayımladığı mesajda 12 Şubat’ın yalnızca tarihi bir gün olmadığını belirterek, aynı zamanda şehrin yeniden ayağa kalkışının ve kararlılığının sembolü olduğunu ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde sağlık hizmetlerinin öneminin daha da arttığını vurgulayan Gürsoy, HG Hospital’ın bu sorumluluk bilinciyle hizmet verdiğini kaydederek, hastanenin bugün 800 personel ve 80 hekim kadrosuyla Kahramanmaraş ve bölge halkına kesintisiz sağlık hizmeti sunduğunu belirtti. Kısa sürede bölgesel ölçekte güçlü bir sağlık merkezi konumuna ulaştıklarını aktaran Gürsoy, HG Hospital bünyesinde Acil Ünitesi, KVC ameliyatlarının yapılabildiği ameliyathaneler, erişkin, yenidoğan, çocuk ve KVC yoğun bakım üniteleri, koroner yoğun bakım, fizik tedavi ünitesi, uyku laboratuvarı, inme merkezi, kalp merkezi, göz ünitesi, tıbbi onkoloji, endoskopi, radyoloji ile biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvarlarının hizmet verdiğini bildirdi. "Şehrimizin sağlık yükünü omuzlamaya devam edeceğiz" 12 Şubat’ın kurtuluş ruhunun bugün sağlıkta ve insan hayatına dokunan her alanda yaşatıldığını dile getiren Gürsoy, HG Hospital’ın birinci kuruluş yıl dönümünü Kahramanmaraş’ın kurtuluş günüyle aynı tarihte idrak etmenin ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Gürsoy açıklamasında, kurtuluş mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andıklarını, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediklerini belirterek, HG Hospital olarak insan hayatını merkeze alan anlayışla şehrin yaralarını sarmaya ve bölgenin sağlık yükünü omuzlamaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:55 ‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:54 ‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
Kayırlı köyünde vatandaşlara mobil sağlık hizmeti
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 Kayırlı köyünde vatandaşlara mobil sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nce oluşturulan mobil sağlık timleri; kent merkezine uzak köy ve beldelerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda mobil ekiplerin son durağı Kayırlı köyü oldu. Merkezdeki hastanelere ulaşımda güçlük yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan çalışma çerçevesinde köyde çok sayıda branşta muayene, tetkik, tarama ve danışmanlık hizmeti verildi. Mobil sağlık ekipleri; Sigara Bırakma Polikliniği çalışmaları kapsamında yerinde danışmanlık sağlarken, diş hekimleri de mobil diş üniteleri aracılığıyla ağız ve diş sağlığı hizmeti sundu. Programda anne ve gebe sağlığı hizmetleri istikametinde riskli gebelere yönelik muayene ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülürken, 2-6 yaş arası çocukların büyüme ve gelişimleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından değerlendirildi. Diyetisyenler sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık verirken, aşılamaya yönelik bilgilendirme çalışmaları da gerçekleştirildi. Evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlıların sağlık durumları ise uzman hekimlerce yerinde kontrol edildi. Kanserle mücadele kapsamında KETEM tarafından meme, serviks ve kolon kanserlerine yönelik tarama testleri ücretsiz olarak uygulandı. ’Erken teşhis hayat kurtarır’ ilkesi istikametinde yapılan taramalarla erken tanı imkanının artırılması hedeflendi. Muayene için mobil sağlık noktasına gelen vatandaşlar, sağlık hizmetlerine ulaşmakta zaman zaman zorluk yaşadıklarını belirterek, köylerinde sunulan hizmetten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini esas alan mobil sağlık uygulamalarıyla vatandaşların sağlık hizmetlerine zamanında ve eşit şekilde erişimi sağlanırken, toplum sağlığının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Beyin kanaması geçiren çocuk ameliyatsız tedavi ile hayata tutundu
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 Beyin kanaması geçiren çocuk ameliyatsız tedavi ile hayata tutundu Balıkesir’de ani bilinç değişikliğiyle hastaneye kaldırılan 11 yaşındaki çocukta beyin kanaması tespit edildi. Çocukluk çağında nadir görülen beyin anevrizmasına bağlı beyin kanaması anjiyo yöntemiyle açık cerrahiye gerek duyulmadan tedavi edildi. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi’nde, beyin kanaması geçiren 11 yaşındaki Devran Fırat, ameliyatsız şekilde anjiyo müdahalesi ile hayata döndü. Futbol oynadığı esnada bayılarak hastaneye kaldırılan Fırat’a hastanede yapılan ilk müdahalede çocukluk çağında az rastlanan anevrizma tespit edildi. Buna bağlı beyin kanaması geçiren çocuğun tedavisi başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mert Nazik, Doç. Dr. Özcan Kocatürk ve Op. Dr. Yaser Özgündüz’ün yer aldığı ekip anjio yoluyla kanamaya sebep olan anevrizmayı tıkayarak hastayı açık cerrahi girişime ihtiyaç duymadan tedavi etti. Yaklaşık 5 yıldır 300’den fazla erişkin yaş grubunda anevrizma tedavisi yapılan Atatürk Şehir Hastanesi’nde ilk defa çocuk yaş grubunda bir hasta tedavi edilmiş oldu. Bu tür durumların çocuk yaş grubunda nadir görüldüğünü belirten Atatürk Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mert Nazik, detaylı incelemeler sonrası beyin damarında anevrizma (beyin baloncuğu) tespit edildiğini söyledi. Hastaya uygulanan tedavi süreci hakkında bilgi veren Nazik, "Hastamız ani şuur kaybı ile başvurmuştu. Tomografide beyin kanaması tespit ettik. Bu yaş grubunda çok beklediğimiz bir durum değildi. Yaptığımız anjiyografik incelemede, beyin damarında anevrizma olduğunu gördük. Çocuklarda, travma olmaksızın bu tür anevrizmalar oldukça nadirdir" dedi. Anevrizmanın açık cerrahiye gerek kalmadan, anjio yöntemiyle özel cihazlar kullanılarak tedavi edildiğini ifade eden Nazik, "Uyguladığımız işlemle hastamızın tekrar kanama riskini ortadan kaldırdık. Takiplerinde herhangi bir sorun yaşanmadı. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" şeklinde konuştu. Ayrıca bu tür vakaların genellikle travma sonrası veya beyin damar yumağına bağlı olarak görüldüğünü belirten Nazik, kendiliğinden gelişen anevrizmaların çok düşük ihtimal olduğunu vurgulayarak, genetik tetkiklerin de istendiğini ve sonuçların beklendiğini kaydetti. Anne Duygu Fırat ise yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı: "Oğlumuz beyin kanaması geçirdiği için bu hastaneye geldik. Burada Mert hocamızla tanıştık ve bizi hızlıca anjioya aldı. Gerekli tüm işlemleri yaptı. Çok yakından ilgilendi. Hastane personeli ve doktorlarımızdan Allah razı olsun. Hepsine çok teşekkür ediyorum" Tedavisi sonrası müşahede odasına alınan Devran Fırat’ın sağlık durumu iyiye gidiyor. Fırat’ın bugün taburcu edilmesi bekleniyor.
Siverek’te 5 ton bozuk ürün imha edildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:18 Siverek’te 5 ton bozuk ürün imha edildi Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş ürün imha edildi. Siverek Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, rutin denetimlerin yanı sıra yaklaşan Ramazan ayı öncesinde denetimlerini sıklaştırdı. İlçe genelinde özellikle vatandaşların yoğun olarak alışveriş yaptığı işletmelere yönelik gerçekleştirilen kontrollerde, bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş çok sayıda ürüne el konuldu. Denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton ürün, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerince zabıta ekiplerinin gözetiminde imha edildi. Zabıta Müdürü Tarık Kızılkeçi, halk sağlığını tehdit eden hiçbir ürüne müsamaha gösterilmeyeceğini belirterek, denetimlerin aralıksız devam edeceğini söyledi. Kızılkeçi, "Halkımızın sağlığını tehdit eden hiçbir ürüne mahal vermeyeceğiz. Bu durumları önlemeye yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ekiplerimizce yapılan denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton bozuk ve son kullanma tarihi geçen ürünü imha ediyoruz. Yaklaşan mübarek Ramazan ayına yönelik de çalışmalarımız var. Özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak kullandığı işletmelere yönelik denetimlerimizi sıklaştırdık. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Halk sağlığının korunmasına yönelik Zabıta Müdürlüğü olarak sahadayız" dedi. Vatandaşlara alışveriş sırasında dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulunan Kızılkeçi, ürünlerin son kullanma tarihinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı. Kızılkeçi, yaşanabilecek olumsuz durumların Zabıta Müdürlüğüne bildirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Özsaraç: "Yanlış alışkanlıklar cildi sessizce yıpratıyor"
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:15 Dermatoloji Uzmanı Dr. Özsaraç: "Yanlış alışkanlıklar cildi sessizce yıpratıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Dermatoloji Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç, son dönemde özellikle sosyal medyada popüler olan gece bakım rutinlerine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Özsaraç, ""eceleri yapılan cilt bakımı, uzun zamandır "altın kural" olarak görülüyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Her gece bakım, cilt için fayda anlamına gelmiyor. Yanlış ürün seçimi ve bilinçsiz uygulamalar, cilt sağlığını tehdit eden ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. "Cilt gece yenilenir ama bu sınırsız ürün kullanımı demek değildir" Uzm. Dr. Özsaraç, gece saatlerinde cildin kendini onarma sürecine girdiğini belirterek, "Gece bakımında yapılan en büyük hata, birden fazla aktif içeriğin aynı anda ve kontrolsüz şekilde kullanılmasıdır. Asitler, retinoidler ve yoğun içerikli ürünler bilinçsizce uygulandığında cilt bariyerini zayıflatır. Her cilt tipinin ihtiyacı farklıdır. Komşuya, influencera ya da trendlere göre bakım yapmak cilde iyilik değil, zarar getirir" dedi. Gece boyunca cildin nefes alması gerektiğine dikkat çeken Özsaraç, özellikle kalın tabakalar halinde sürülen ürünlerin gözenekleri tıkayarak akne, kızarıklık ve hassasiyet oluşturabileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç, "Cilt tipine uygun nazik bir temizleyici. Gerekiyorsa tek bir aktif içerik. Cilt bariyerini destekleyen hafif bir nemlendirici. Bu üç adımın çoğu zaman yeterli olduğunu belirten Özsaraç, "Daha fazlası her zaman daha iyi değildir" uyarısında bulundu. Özellikle genç yaş grubunda görülen bilinçsiz bakım alışkanlıklarının ilerleyen dönemlerde kalıcı cilt problemlerine neden olabileceğini söyleyen Özsaraç, cilt bakımının da tıbbi bir konu olduğunun altını çizdi.
Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:56 Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor Kış sezonunda viral solunum yolu enfeksiyonları salgın halinde görülürken, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ağır tablolar ve hastane yatışlarında artış yaşanıyor. Kış aylarının etkisini sürdürdüğü bu günlerde viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları yaygın şekilde görülürken, poliklinik başvurularında ve hastanede yatarak tedavi edilen hasta sayısında belirgin artış yaşandığı belirtildi. "Grip oldum, geçer" düşüncesiyle hekime başvurunun geciktirilmesi ise, özellikle 65 yaş üstü ve kalp, akciğer, böbrek ya da diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu hastalarda enfeksiyonlar kısa sürede ağır tabloya dönüşebiliyor ve ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, en sık görülen tablonun zatürre olduğuna dikkat çekerek, "Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor" dedi. "Griptir, geçer dememek gerekiyor" Hastaların genellikle "Grip oldum, geçer" diyerek durumu ciddiye almayabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Özlü, "Kış sezonu devam ederken, özellikle viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları salgın şeklinde görülüyor. Bu nedenle hem poliklinik başvurularında hem de hastanede servise yatırılarak tedavi edilen hasta sayısında artış yaşanıyor. Burada en önemli nokta, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyredebildiğini unutmamak. Hastalar genellikle ’Grip oldum, geçer’ diyerek durumu ciddiye almayabiliyor ve hekime başvuru süreci gecikebiliyor. Eğer kişi genç ve sağlıklıysa, kronik bir hastalığı yoksa bu enfeksiyonlar çoğu zaman hafif şekilde ayakta atlatılabiliyor. Ancak zeminde kalp, akciğer, böbrek ya da şeker hastalığı gibi kronik bir rahatsızlık varsa ve kişi 65 yaşın üzerindeyse ’Griptir, geçer’ dememek gerekiyor. Çünkü bu hastalarda ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Hasta o an iyi görünse bile kısa sürede ağır bir tabloya ilerleyebiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki hastaların uzman hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. En sık görülen tablo zatürre En sık görülen tablonun "zatürre" olduğunu belirten Özlü, "Enfeksiyon akciğere inebiliyor, bazen de bronşit şeklinde karşımıza çıkıyor. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste tıkanma hissi, balgam çıkaramama ve öksürük krizleri görülebiliyor. Gece boyunca süren öksürük hastayı uyutmayabiliyor. Bazı vakalarda yüksek ateş, nefes darlığı ve morarma gibi zatürre belirtileri ortaya çıkabiliyor. Göğüs ağrısı da eşlik edebiliyor. Bunun yanı sıra enfeksiyonlar, kronik hastalıkların alevlenmesine de yol açabiliyor. Örneğin şeker hastalarında kan şekeri birden kontrolden çıkabiliyor. Kronik böbrek hastalığı olanlarda üre ve kreatin değerleri yükselip vücutta ödem ve şişlik oluşabiliyor. KOAH, astım ya da akciğer sertliği gibi hastalığı olanlarda öksürük, balgam ve nefes darlığında belirgin artış görülebiliyor. Kalp yetmezliği bulunan hastalarda ise ödem, nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı tabloya eklenebiliyor. Bu nedenle viral solunum yolu enfeksiyonlarını özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde ciddiye almak gerekiyor. Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor. Genç ve sağlıklı kişilerde ise tablo genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenza, rinovirüs ve RSV gibi virüsler çoğu zaman ağır bir tabloya yol açmıyor. Genç hastalarda 3-4 gün süren hafif ateş, üşüme ve titreme görülebiliyor, ardından belirtiler gerileyebiliyor. Ancak gençlerde sık karşılaşılan bir durum da uzayan öksürük. Hastalar genellikle ’Bir hafta, 10 gün ya da bir ay önce grip oldum ama öksürüğüm geçmedi’ şikâyetiyle başvuruyor. Bu durum genellikle hava yolu aşırı duyarlılığına bağlı gelişiyor. Ateş, üşüme, titreme ve halsizlik gibi diğer belirtiler geçmiş olsa da kuru ve inatçı bir öksürük devam edebiliyor. Bunun da ayrı bir tedavi yaklaşımı bulunuyor" şeklinde konuştu. "Bal öksürüğü azaltabiliyor" Balın öksürüğü azaltabileceğine dikkat çeken Özlü, "Bilinmeyen karışımlar konusunda öneride bulunmak doğru değil. Ancak viral solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı akut öksürükte etkisi bilinen doğal ürünlerden biri baldır. Özellikle doğal çiçek balı ya da kestane balı tüketimi öksürüğü azaltabiliyor. Bal tek başına tüketilebileceği gibi ıhlamur veya adaçayı gibi bitki çaylarına eklenerek de kullanılabilir. Zerdeçal ve zencefilin de solunum yolu enfeksiyonları üzerinde destekleyici etkileri bulunuyor ve kontrollü şekilde kullanılabilir" diye konuştu.