Son Dakika
|
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İstanbul Park 5 dönem boyunca yarışlara ev sahipliği yapacak"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Fenerbahçe’de tek hedef; derbi galibiyetiyle yarışa tutunmak
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Munir ile görüştü
Saldırının yaşandığı okul önünde Kur’an-ı Kerim okuyup gözyaşı döktü
Antalya’da patates üretim tesisinde yangın
ABD, Doğu Pasifik’te uyuşturucu taşıyan bir tekneyi daha vurdu: 2 ölü
Bakan Fidan’dan ABD-İran gerilimi için kritik mesaj
Kadın Güreş Milli Takımı, Avrupa ikincisi
SAĞLIK
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:43:30
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu. Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı. Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı. Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu. Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu. Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi. Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:08
TOGÜ Hastanesi’nde radyoterapi cihazı törenle hizmete girdi
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’nde törenle hizmete hizmete alınan ileri teknoloji radyoterapi cihazı sayesinde kanser hastaları artık şehir dışına gitmeden hızlı, hassas ve konforlu tedavi alabilecek. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Kanser tedavisinde ileri teknoloji imkânlar sunan radyoterapi cihazı düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine il protokolünün yanı sıra TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ve hastane personeli katıldı. Bölge sağlığı için stratejik yatırım Açılış töreninde konuşan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversite hastanesinin sağlık alanındaki kapasitesini her geçen gün güçlendirdiklerini vurguladı. Rektör Yılmaz, göreve geldikleri günden bu yana en önemli önceliklerinden birinin, bölge halkına daha nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak olduğunu belirterek, bu kapsamda hastaneye kazandırılan ileri teknoloji radyoterapi cihazının büyük bir ihtiyaca cevap vereceğini ifade etti. Kanser tedavisinde kullanılan bu yeni sistemin yalnızca Tokat için değil, çevre iller için de önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Yılmaz; "Bu cihaz sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitme zorunluluğu büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Artık ileri düzey kanser tedavileri üniversite hastanemizde, en güncel teknolojiyle yapılabilecektir" dedi. Kanser tedavisinde yüksek hassasiyet dönemi Hastanede hizmete alınan Varian TrueBeam radyoterapi sistemi, dünya genelinde birçok ileri merkezde kullanılan son teknoloji cihazlar arasında yer alıyor. Sistem hem klasik radyoterapiyi hem de "nokta atışı tedavi" olarak bilinen radyocerrahiyi aynı platformda sunabiliyor. Tedavi süreleri kısalıyor, konfor artıyor Yeni cihaz sayesinde radyoterapi seans süreleri önemli ölçüde kısalıyor. Geleneksel cihazlarda 15-20 dakika süren ışın tedavileri, TrueBeam ile 5 dakikanın altına düşebiliyor. Hastaların günlük tedavi süreci ise giriş-çıkış dahil yaklaşık 10 dakika içinde tamamlanabiliyor. Bu durum hem hasta konforunu artırıyor hem de tedavi sırasında hareket kaynaklı hataların önüne geçilmesini sağlıyor.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, "Ebeler Haftası" dolayısıyla bir kutlama programı düzenlendi. Hastane yönetimi, doğum ünitesi ve kadın doğum servisinde görev yapan ebeleri çalışma alanlarında ziyaret ederek günlerini kutladı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi, Ebeler Haftası kapsamında hastane bünyesinde görev yapan ebelerle bir araya geldi. Doğum ünitesi ve kadın doğum servislerine gerçekleştirilen ziyaretlerde, ebelerin sağlık sistemindeki kritik rolüne vurgu yapıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Gönül Korkmaz, ebelik mesleğinin kutsallığına değinerek "Ebelik, hayatın başlangıcına tanıklık edilen, sevgi, sabır ve özveri gerektiren çok kıymetli bir meslektir. Ebelerimiz, anne ve bebek sağlığının korunmasında üstlendikleri önemli sorumluluklarla sağlık sistemimizin vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. Gösterdikleri fedakârlık ve üstün gayretlerinden dolayı tüm ebelerimize teşekkür ediyor, Ebeler Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Etkinlik kapsamında görev başındaki ebelere çeşitli ikramlar sunulurken, samimi bir ortamda geçen ziyaretler günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu. Hastane yönetimi, özverili çalışmalarıyla sağlık hizmetlerine değer katan tüm ebelere teşekkürlerini ileterek, meslek hayatlarında başarılar diledi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
24 Nisan 2026 Cuma- 11:16
Samsun’un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:01
Van’da ‘Her Gebeye Bir Ebe’ dönemi: 6 bin anne adayına ulaşıldı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
5
24 Nisan 2026 Cuma- 11:33
Bahar yorgunluğuna karşı 10 süper besin
08 Nisan 2026 Çarşamba - 13:15
Kanser hastalarına sosyal ve psikolojik destek verilecek
Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde kanser tanısı almış bireyler ile yakınlarının, hastalık sürecini daha iyi anlayabilmeleri, tedaviye uyumlarını arttırmaları ve yaşam kalitelerini yükseltmeleri amacıyla "Onkoloji Hasta Okulu" açıldı. Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde "Onkoloji Hasta Okulu" açıldı. Hastaların tedavi sürecini doğru ve güvenilir bilgilerle öğrenmesi hedeflenen "Onkoloji Hasta Okulu" için hastane konferans salonunda açılış töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Onkoloji Hasta Okulu’nda tıbbi onkolog, hematolog, diyetisyen, psikolog gibi alanında uzman birçok sağlık profesyonelinin hasta ve hasta yakınlarına eğitim vereceğini belirtti. Kanserin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmasının yanında sosyal ve psikolojik yönleri de olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Akın, "Kanser, aileyi ve çevreyi de ilgilendiriyor. O duygusal süreçleri iyi yönetmek gerekiyor. Biz burada size sadece ders anlatmayacağız. Bu tedavi süresi boyunca da yoldaşlık edeceğiz, size destek olmaya çalışacağız. Çünkü özellikle kemoterapi tedavisi başlanan hastalarımızın; ‘Başıma neler gelecek? Günlük hayatım nasıl etkilenecek? Ne gibi yan etkilerle karşılaşacağım?’ gibi birçok soru kafalarını meşgul ediyor. Bizim amacımız da bu derslerde doğru ve güvenilir bilgileri sunarak, onlara bu süreçte karşılaşacakları ufak tefek problemlerle, yan etkilerle nasıl daha doğru bir şekilde başa çıkabileceklerini anlatmak, göstermek. Gerçekten çok ufak müdahalelerle bu yan etkiler atlatılabiliyor ve gereksiz yere tedavilerimiz yarım kalmamış oluyor" dedi. "Dayanışma sergileyeceğiz" Kanser tedavisini eksiksiz tamamlamanın çok önemli olduğunun altını çizen Akın, "Bazen üzülerek görüyoruz ki bazı hastalarımız bu süreçte işin psikolojik boyutunda pes ederek kemoterapiyi yarıda bırakabiliyorlar. Bunu yapmamamız gerekiyor. Bunlarla ilgili hem eğitim hem dayanışma sergileyeceğiz. Bu eğitimler süresince ve burada Kanserle Savaş Derneği’nin de destekleriyle haftada bir gün, 8 saat boyunca ders anlatmayı planlıyoruz. Bu derslerde hem konular anlatılacak hem de hastalarımızın yaşadığı farklı deneyimler konuşulacak ve bunlarla ilgili çözüm önerileri üzerine konuşacağız" şeklinde konuştu. Akademik çalışmalarla desteklenecek Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Onkoloji Hasta Okulu’nu hayata geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise, "Bu okuldan çıktıktan sonra hastalarımızın sağlık okuryazarlığı artacak, sağlık okuryazarlığı artan bir kanser hastasının da tedaviyle uyumu çok iyi hale gelecektir. Biz bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü olarak Bakanlığımızdan aldığımız ilhamla sahada bu tür uygulamalarımızı, iyi uygulama örneklerimizi artıracağız ve bunu akademik çalışmalarla destekleyeceğiz. Bu akademik çalışmalar ışığında yeni verilerin ortaya çıkacağına ve sonraki çalışmalarımızı daha üst seviyelere çıkaracağından eminiz. Bu okulumuzun, bize sunduğu bu imkanların vatanımıza, milletimize, Bursa’mıza ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyorum." İfadelerini kullandı. Çetin son olarak, kanser tedavisi sürecinin zorlu ancak rehberlik eşliğinde yürünürse çok kolay atlatılacak bir süreç olduğuna dikkat çekerek; yeni teşhis almış bütün kanser hastaları, bu okuldan hizmet almaya davet etti. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Melike Savaş, Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş, hastane personeli ve kanser tanısı almış hasta ile yakınları katıldı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:30
Kahramanmaraş’ta otizme dikkat çeken konferans
KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, otizme dikkat çekmek amacıyla konferans düzenledi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi ve Özel Gereksinimli Çocuklar ve Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÖGÇAD) iş birliğiyle otizme dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla konferans düzenlendi. Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler otizmi bilimsel ve sosyal yönleriyle ele aldı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, otizmin nörolojik temellerinden eğitim süreçlerine, erken tanının öneminden günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara kadar birçok başlık kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programa konuşmacı olarak Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Dilber, KSÜ Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hatice Altun, ÖGÇAD Başkanı Hatice Güzel ve Özel Eğitim Uzmanı Dr. Mehmet Küçükgöz katıldı. Uzman isimler, özellikle erken tanının otizmli çocukların gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurgularken, ailelerin bilinçlendirilmesi, eğitimcilerin donanımı ve toplumun duyarlılığının artırılmasının önemine dikkat çekti. Otizmli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlayabilmesi için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve aileler arasında güçlü bir iş birliği gerektiği ifade edildi. Etkinlik boyunca katılımcılar, uzmanların aktardığı bilimsel veriler ve saha deneyimleri sayesinde otizme ilişkin bilgi düzeylerini artırma fırsatı buldu. Program, soru-cevap bölümüyle interaktif şekilde tamamlandı. Düzenlenen konferansın, otizme yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve aileler ile eğitimcilerin bilinçlendirilmesi açısından önemli bir katkı sağladığı belirtildi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:00
Bozüyük Devlet Hastanesi’ne yeni uzman doktor atamaları
Bilecik’in Bozüyük ilçesinde Bozüyük Devlet Hastanesi’ne atanan yeni uzman doktorlar hasta kabulüne başladı. Bozüyük Devlet Hastanesi’ne yeni doktor atamaları devam ediyor. Bu kapsamda hastaneye atanan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Deniz Koca Yiğit, Çocuk Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Samet Ateş ve Kadın Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Birinci hasta kabulüne başladı. Öte yandan hastanede ihtiyaç duyulan branşlara yönelik doktor atamalarının devam edeceği belirtildi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:59
Muğla Büyükşehir’in Fizyoterapi hizmeti hastaların ayağına gidiyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında fizyoterapi desteğini sürdürerek bugüne kadar 560 hastaya toplam bin 850 seans hizmet verdi. Vatandaşların sağlık ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi; evde bakım, pansuman, şeker ölçümü, kişisel bakım, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hasta ve engelli nakil ile Kısa Mola hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Özellikle yatağa bağımlı hastaların tedavisine öncelik veren ekipler, ihtiyaç sahiplerinin evlerine giderek destek sağlıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin fizyoterapi hizmetinden yararlanan Abdullah Demir’in kızı Behice Çınar, sunulan hizmetlerden memnun olduklarını belirtti. Çınar, babasının geçirdiği kaza sonrası ameliyat olduğunu ve doktorun önerisiyle evde fizyoterapi hizmeti almaya başladıklarını ifade ederek, "Ağaçtan düşerek kaza geçirdi, yani beli kırıldı, ameliyat oldu. Ameliyatlık sıkıntısı geçti, şimdi fizyoterapiye ihtiyacı var. Evde yataklı yaptırabilirsiniz dedi hastanede doktorumuz. Sağ olsun belediyemizin bu verdiği imkandan yararlanıyoruz. Sağ olun. Gelen fizyoterapistten memnunuz. Teşekkür ederiz. Hasta kar yolası da, evet, Büyükşehir’den geldi. Büyükşehir’in başkanımıza, hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Fizyoterapi hizmeti alan Abdullah Demir ise köyde ağaçlarla ilgilenirken düşerek yaralandığını ve ameliyat sonrası fizik tedaviye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Demir, "Haftada bir gün belediyeden geliyor. Buradan iki sefer hastaneye dikiş aldırmaya gittik. Belediyenin hasta nakil aracını aradık. Geldi, sağ olsun. Bizi götürdü, getirdi. Ben herkesten memnunum. Allah bunda geçenlere, Cenab-ı Allah onlara acı vermesin" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fizyoterapisti Yaren Merve Eymir, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalara evlerinde hizmet verdiklerini belirterek, "Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın öncülüğünde yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyacı olan hastalarımıza evde fizik tedavi hizmeti sunuyoruz. Hastalarımız genelde inme hastaları, nörolojik rehabilitasyona ihtiyaçları oluyor. Onlara destek oluyoruz evde. Bin 850 seans yaptık son bir buçuk yılda. 560 hastaya ulaştık. 3 fizyoterapistiz. Ortaca, Bodrum ve Menteşe olarak çalışıyoruz. Hastalarımızı haftada bir ziyaret ediyoruz. Onların ihtiyaçlarını gideriyoruz. Egzersizlerini değiştiriyoruz. Bağımsızlıklarını kazandıklarında da yürümelerine yardımcı oluyoruz ve seansı sonlandırıyoruz. Hastalar 444-4801 çağrı merkezinden bizlerden randevu alabiliyorlar. Aynı zamanda evde bakım hizmetlerimizin uygun gördüğü hastalar da bizlere ulaşabiliyor hemşireler aracılığıyla" dedi. Vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimine önem verdiklerini vurgulayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya büyük önem verdiklerini, özellikle yatağa bağımlı, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan vatandaşların evlerinde destek alabilmesinin kendileri için çok kıymetli olduğunu açıkladı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
İzmir’de bebeklik döneminde kanser tanısı alan ve zorlu tedavi sürecini tamamlayarak sağlıkla büyüyen çocuklar ve aileleri ile tedavileri başarıyla tamamlanan yetişkin hastalar özel bir etkinlikte bir araya geldi. Aynı hastalıkla mücadele edip sağlığına kavuşan ve şampiyonalara hazırlanan Dolunay Elmacı’nın hikayesi ise benzer süreçleri yaşayan aileler için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Minik Dolunay, "Ben bu hastalığı yendim, iyileştim. Bunu herkes başarabilir" diye umut dolu konuşma yaptı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:39
Uzmanından hipospadias uyarısı: Sünnet yaptırmadan önce dikkat
Cerrahisi Ana Bilim Dalı Uzman Dr. Galib Baıramovı, hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisinin yama olarak kullanıldığının altını çizerek, "Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Uzman Dr. Galib Baıramovı, erkek çocuklarda görülen hipospadias hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Baıramovı, hipospadiasın erkek çocuklarında idrar deliğinin olması gereken yer olan penisin uç kısmında değil, daha aşağıda ve penisin alt yüzeyinde bulunması durumu olduğunu kaydederek, "Bazı çocuklarda anne karnındaki gelişim sürecinde yaşanan bir duraksama nedeniyle deli daha geride kalıyor. Yaklaşık her 250-300 erkek doğumunun birinde görülen hipospadiasın nedeni çoğu zaman tam olarak bilinmiyor. Genetik faktörler, hormonal etkiler ve çevresel etkenlerin rolü bulunabilir. Ailede özellikle babada ya da erkek kardeşlerde bu durumun görülmesi halinde hipospadiasın görülme sıklığı biraz daha artabilir" dedi. Hastalığın belirtilerine de değinen Baıramovı, en temel belirtinin idrar deliğinin normal yerinden daha aşağıda bulunması olduğunu söyleyerek, "Bunun yanında bazı çocuklarda iki önemli durum daha görülebilir. Bunlardan biri penisin aşağı doğru eğri olması, yani "kordi" adı verilen durum; diğeri ise sünnet derisinin ön tarafının eksik olması nedeniyle oluşan yarım sünnet görünümüdür. Ailelerin doktora başvurma nedenlerinden biri de çocuklarının idrarını yaparken karşıya değil ayaklarına doğru yapması. Bu idrar deliğinin aşağıda olmasının en somut göstergelerinden biri" diye konuştu. Hipospadias olan çocuklarda sünnet konusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Dr. Galib Baıramovı, ailelere uyarıda bulunarak, "Çocuklarında böyle bir durum fark eden ailelerin kesinlikle normal sünnet yaptırmaması gerekir. Hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisi yama olarak kullanılmaktadır. Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi. Hipospadiasın tedavisinin cerrahi olduğunu vurgulayan Baıramovı, "Bu hastalığın ilaçla veya kendiliğinden düzelme şansı bulunmuyor. Ameliyatta üç temel hedef vardır: Birincisi, idrar deliğini olması gereken yere, yani penisin uç kısmına taşımak; ikincisi, varsa penis eğriliğini düzeltmek; üçüncüsü ise estetik olarak tamamen normal bir görünüm sağlamaktır. Hipospadias ameliyatı her yaşta yapılabilse de bezli çocuğun bakım kolaylığı ve psikolojik boyut sebebiyle ameliyat için en uygun zaman bebeğin 6 ay ile 18 ay arasındaki dönemidir. Çocuğun vücudunu tam olarak tanımadan ve cinsel kimlik farkındalığının başladığı fallik dönemden önce ameliyat yapılırsa çocuk bu süreci hatırlamaz ve ruhsal bir iz oluşmaz. Ancak her çocuğun durumu farklıdır ve ameliyat için en doğru zaman, çocuğu muayene eden doktor tarafından aile ile birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir" diye konuştu. Ameliyat sonrası sürecin, ailelerin düşündüğü kadar zor olmadığını ve başarı oranlarının da oldukça yüksek olduğunu belirten Baıramovı, "Genellikle birkaç gün boyunca idrarın yeni oluşturulan kanaldan rahat geçmesi için küçük bir sonda kullanılır. Çocuklar bu süreçte bandajlı olur ve genellikle kısa süre içinde normal hayatlarına dönebilirler" dedi. Bebek doğduğunda genital bölgenin dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen ve hipospadias tedavi edilmezse ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çeken Baıramovı, "Çocuk ayakta idrar yapamayabilir. Bu durum özellikle okul çağında sosyal hayatta özgüven sorunlarına yol açabilir. Daha da önemlisi, yetişkinlik döneminde özellikle ağır hipospadias vakalarında kısırlık gibi ciddi problemler görülebilir. Bu nedenle aileler ‘büyüyünce geçer’ düşüncesiyle beklememeli, böyle bir şüphe varsa sünnet yaptırmadan mutlaka bir uzmana danışmalıdır" şeklinde konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
Kahramanmaraş’ta 11 yıllık bebek hasreti çeken çift, Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan riskli abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu. Kahramanmaraş’ta yaşayan Hacer ve Halil Kırkıl çiftinin 11 yıllık bebek hasreti Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan abdominal serklaj ameliyatıyla sona erdi. Türkiye’de sayılı hastanelerde yapılan ve riskli olarak kabul edilen abdominal serklaj ameliyatı bölgede ilk defa Afşin Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Daha önce 3 kez erken doğum öyküsü olan Hacer Kırkıl, gerçekleşen ameliyat sayesinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. "Sağlıklı bir bebeğimiz oldu" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gökhan Yavaş, Kırkıl ailesinin çocuk sahibi olmak için bu riskli ameliyatı ve süreci göze aldığını belirterek, "Hastamız kliniğimize, üç kez erken doğum ve bu süreçte uygulanan çeşitli tedavi ile cerrahi girişimlere rağmen sonuç alınamaması öyküsü ile başvurdu. Yaptığımız muayene ve değerlendirmeler neticesinde Abdominal serklaj ameliyatının hasta için neredeyse tek seçenek olduğu kanaatine vardık. Abdominal serklaj ameliyatı bildiğimiz kadarıyla bölgemizde daha önce hiç yapılmamış ve yüksek riskli bir ameliyattı. Hastamıza bu konuda özelleşmiş bir merkeze gitmesini önerdik. Hastamız bize güvendiğini ve burada olmak istediğini belirtti. Karşılıklı güven olunca da biz bu ameliyatı Afşin’de yapmaya karar verdik. Ameliyatımız riskli olmasına rağmen güzel bir ameliyat süreci geçti. Sonrasında gelen gebelik sürecinde de takiplerimiz sık ve başarılı bir şekilde devam etti. Medikal, fizyolojik ve psikolojik destekle hastamızı bütüncül olarak değerlendirdik. Gerek gördüğümüz kısımlarda müdahale ettik. Hastamızın kendine güveni, burada kendini güvende hissetmesi ve tedaviye son derece uyumlu olması bize günün sonunda güzel bir bebekle dönmüş oldu. 37. haftada gebeliğimizi tamamladık. Sağlıklı bir bebeğimiz oldu" dedi. "Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık" Daha öncesinde gebelik sürecinin 3 defa erken sonlandığını belirten 34 yaşındaki Hacer Kırkıl, "Son 6 yılımız tedavi süreciyle geçti. Bu 6 yılda 3 perde ameliyatı, 1 vajinal serklaj ameliyatı oldum. Bu süreçlerin sonunda da bir önceki gebeliğim 24. haftada sonlandı maalesef. Daha sonra Doktor Gökhan Yavaş hocamızla yollarımız kesişti. O da abdominal serklaj ameliyatını önerdi. Ameliyatımızı olduk çok şükür. Ameliyattan sonra gebe kaldım ve 37. hafta sonunda sağlıklı çocuğumuzu kucağımıza almak nasip oldu. Biz son 6 yıllık süreçte farklı illerde farklı merkezlerde tedavi gördük. Hocamızın yaptığı ameliyatı hiç duymadık, bize de bahsetmediler sanırım riskli olduğu için. Gökhan hocam bu ameliyatı yapmak için bize teklif etti biz de kabul ettik. Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık" dedi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:28
Bayburt’ta vatandaşlara kanser tarama programları anlatıldı
Ulusal Kanser Haftası kapsamında Bayburt’ta düzenlenen eğitimde, mevcut kanser tarama programları hakkında vatandaşlara bilgi verildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünce gerçekleştirilen programda Kanser Birimi hemşiresi Esranur Yıldırım Akdoğan, kanserle mücadelede erken teşhisin önemine ve tarama uygulamalarına ilişkin katılımcılara bilgilendirmede bulundu. Programda, toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik sunum yapılırken, mevcut tarama programlarının kapsamı da ele alındı. Eğitimde, kanser taramalarının yaygınlaştırılması ve erken tanının önemine dikkat çekildi
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:08
MEAH’ta kapalı sistemle yüksek riskli 4 hastanın kalp kapağı değiştirildi
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nde, açık kalp cerrahisi açısından yüksek risk taşıyan dört hastaya, kapalı yöntemle kalp kapağı değişimi olarak bilinen TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemi başarıyla uygulandı. İşlemler; Doç. Dr. Oğuzhan Çelik, Doç. Dr. Volkan Doğan ve İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Can Yücel Karabay’ın yer aldığı ekip tarafından gerçekleştirildi. Kritik durumdaki hastalara uygulanan bu ileri düzey yöntem sayesinde, hastaların büyük cerrahi müdahaleye gerek kalmadan başarılı bir şekilde kalp kapak değişimleri gerçekleştirildi. İşlem sonrası yapılan değerlendirmede hastaların genel sağlık durumlarının iyi olduğu ve kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilecekleri bildirildi. Kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir alternatif olan TAVI yöntemi, özellikle ameliyat riski yüksek hastalar için hayati önem taşıdığı açıklandı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:53
Kütahya Şehir Hastanesi’nde ’Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmete başladı
Kütahya Şehir Hastanesi bünyesinde sigarayla mücadele kapsamında Sigara Bırakma Polikliniği hizmet vermeye başladı. Hastane Başhekimi Halil İbrahim Şişman, polikliniğin toplum sağlığı açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Başhekim Şişman yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı öncülüğünde yürütülen sağlıklı yaşam çalışmalarına dikkat çekerek, sigara bağımlılığını azaltmayı hedeflediklerini belirtti. Polikliniğin, hastanenin T2 Blok zemin katında her çarşamba günü hizmet verdiğini ifade etti. Sigara bırakmak isteyen vatandaşların ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve MHRS Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden randevu alabileceğini belirten Şişman, süreçte uzman hekimler eşliğinde kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu söyledi. Poliklinikte; sigara bırakma yöntemleri hakkında bilgilendirme, yoksunluk belirtilerine yönelik tedavi desteği, nikotin yerine koyma tedavileri ve ilaç desteği, beslenme ve diyet danışmanlığı hizmetleri sunuluyor. Başhekim Halil İbrahim Şişman, sigarayı bırakma sürecinde profesyonel desteğin önemine dikkat çekerek, "Kendi başına sigarayı bırakma oranı yalnızca yüzde 7 iken, rehberlik ve düzenli takip ile bu oran yüzde 56’ya kadar çıkmaktadır" dedi. Toplum sağlığını koruma ve geliştirme hedefiyle çalışmaların sürdüğünü belirten Şişman, tüm vatandaşları sağlıklı yaşam için sigarayı bırakmaya davet etti.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:53
Ömrünü tamamlamış içme su hatları yenileniyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde ömrünü tamamlamış su isale hatlarını yenileme çalışmasını sürdürürken, vatandaşların tapulu arazisi içinde kalan su isale hatlarını da şahıs arazisi dışına çıkarıyor. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "İlimiz genelinde kullanım ömrünü tamamlamış ve arıza kaynaklı kesintilere neden olan içme suyu hatlarını yenileme çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda Ortaca ilçemizde, Muğla Büyükşehir Belediyesinin sıcak asfalt çalışmaları öncesinde, Güzelyurt ve Fevziye mahalleleri arasında yer alan, vatandaşlarımızın arazilerinden geçen ve arıza durumlarında müdahaleyi zorlaştıran toplam 4 bin 250 metrelik hattın Bin 500 metrelik kısmını tamamladık. Çalışmalar kapsamında hattı yol güzergâhına alarak arızalara daha hızlı müdahale edilmesini sağlarken, basınç ve kesinti sorunlarını da ortadan kaldırıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın vatandaşlarımıza kesintisiz içme suyu sağlanması yönündeki hassasiyeti doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" denildi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:50
"Gebelik zehirlenmesi hem anneyi hem bebeği tehdit ediyor"
Halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsinin gebelikte görülebilen ciddi bir komplikasyon olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, "Preeklampsi genellikle gebeliğin 20’nci haftasından sonra ortaya çıkar. Yüksek tansiyon ile idrarda protein kaçağıyla seyreden bir durumdur. Bu tabloya böbrek, karaciğer ve diğer organ sistemlerini etkileyen bazı bulgular da eşlik edebilir. Preeklampsinin temelinde plasentanın gelişimindeki bazı bozuklukların rol oynadığı düşünülmektedir. Bu durum anne damarlarında daralmaya ve tansiyon yükselmesine yol açabilir" dedi. Gebelikte hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebilen önemli sağlık sorunlarından biri olan preeklampsi, halk arasında "gebelik zehirlenmesi" olarak biliniyor. Özellikle gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkabilen bu durumun erken tanı ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceğini kaydeden VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum (Jinekoloji) Uzmanı Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, anne adaylarının gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi. "Genellikle 20’nci haftadan sonra ortaya çıkar" Preeklampsinin gebelikte görülebilen ciddi bir komplikasyon olduğunu ifade eden Doç. Dr. Koç, "Gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi, genellikle gebeliğin 20’nci haftasından sonra ortaya çıkan ve yüksek tansiyon ile idrarda protein kaçağıyla seyreden bir durumdur. Bu tabloya böbrek, karaciğer ve diğer organ sistemlerini etkileyen bazı bulgular da eşlik edebilir. Preeklampsinin temelinde plasentanın gelişimindeki bazı bozuklukların rol oynadığı düşünülmektedir. Bu durum anne damarlarında daralmaya ve tansiyon yükselmesine yol açabilir" diye konuştu. "Gebeliğin ikinci yarısında daha sık görülür" Preeklampsinin çoğunlukla gebeliğin ikinci yarısında görüldüğünü belirten Doç. Dr. Koç, "Bu durum özellikle 32’nci haftadan sonra daha sık görülmekle birlikte bazı gebeliklerde daha erken haftalarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle gebelik sürecinde düzenli kontrollerin yapılması hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır" şeklinde konuştu. "Bebeğin anne karnında kaybına yol açabilir" Preeklampsinin erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini dile getiren Doç. Dr. Bergen Koç, şu bilgileri paylaştı: "Anne adayında yüksek tansiyon, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma, pıhtılaşma sorunları ve görme problemleri gelişebilir. Nadir durumlarda ise preeklampsi adı verilen ve nöbetlerle seyreden hayati risk taşıyan bir tablo ortaya çıkabilir. Bebek açısından da bazı riskler söz konusu olabilir. Preeklampsi durumunda plasentaya giden kan akımı azalabilir. Bu durum bebeğin yeterli oksijen ve besin alamamasına bağlı olarak gelişme geriliğine, erken doğuma ve bazı durumlarda bebeğin anne karnında kaybına yol açabilir. Bu yüzden preeklampsi, gebelik takibinde özellikle dikkat edilmesi gereken durumlardan biridir." "Bu belirtiler varsa doktora başvurun" Anne adaylarının bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Koç, "Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görmede bulanıklık veya ışık çakmaları, yüz ve ellerde ani şişlik, hızlı kilo artışı, mide üst kısmında ağrı ve nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir. Bu bulgular her zaman preeklampsi anlamına gelmeyebilir ancak özellikle şiddetli baş ağrısı, görme değişiklikleri ve ani gelişen ödem durumlarında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi. "Bazı anne adaylarında risk daha yüksek" Preeklampsi gelişme riskinin bazı durumlarda daha yüksek olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Koç, "İlk gebelik, önceki gebelikte preeklampsi öyküsü, kronik hipertansiyon, diyabet veya böbrek hastalığı, obezite, ileri anne yaşı ve çoğul gebelikler risk faktörleri arasında yer alır. Ayrıca ailede preeklampsi öyküsünün bulunması da riski artırabilir. Bu yüzden risk grubundaki anne adaylarının gebelik takiplerinin daha yakından yapılması gerekir" açıklamasında bulundu. "Düzenli kontroller erken tanı sağlar" Gebelik kontrollerinin preeklampsinin erken teşhisinde kritik rol oynadığını belirten Doç. Dr. Bergen Koç, "Her kontrolde yapılan tansiyon ölçümü ve idrar testleri sayesinde preeklampsi çoğu zaman henüz ciddi belirtiler ortaya çıkmadan fark edilebilir. Ayrıca ultrason ve doppler incelemeleri ile bebeğin gelişimi ve plasentaya giden kan akımı değerlendirilebilir. Risk faktörü olan gebelerde gebeliğin erken döneminde düşük doz aspirin tedavisi gibi koruyucu yaklaşımlar da uygulanabilir. Bu nedenle gebelik sürecinde kontrollerin aksatılmaması hem anne hem de bebek sağlığı açısından hayati önem taşır" dedi. "Tedavide gebelik haftası belirleyici" Preeklampsi tanısı konulduğunda tedavi sürecinin gebeliğin haftasına ve hastalığın şiddetine göre planlandığını söyleyen Doç. Dr. Koç, "Preeklampsinin kesin tedavisi çoğu zaman doğumdur. Ancak hafif olgularda anne ve bebeğin durumu yakından izlenerek gebeliğin güvenli şekilde devam etmesi sağlanabilir. Bu süreçte tansiyon kontrolü, kan ve idrar testleri ile bebeğin gelişimi düzenli olarak takip edilir. Daha ağır durumlarda ise anne adayının hastanede yatırılarak izlenmesi ve gerekli tedavilerin uygulanması gerekebilir" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşam riski azaltabilir" Anne adaylarının bazı önlemlerle riskleri azaltabileceğini belirten Doç. Dr. Bergen Laleli Koç, "Düzenli gebelik kontrollerini aksatmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, aşırı kilo alımından kaçınmak ve doktorun önerdiği fiziksel aktiviteyi sürdürmek önemlidir. Sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulması ve tansiyon kontrollerinin düzenli yapılması da büyük önem taşır" dedi. Preeklampsinin günümüzde düzenli takip ve erken tanı sayesinde çoğu gebelikte güvenli şekilde yönetilebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Koç, "Anne adaylarının gebelik boyunca vücutlarında fark ettikleri değişiklikleri mutlaka hekimleriyle paylaşmaları hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder