SAĞLIK
Hastalık haritası değişti: RSV düşüşte, grip tırmanışta 06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:23:25 Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilgili bilgi verdi. RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarında gerileme yaşanırken, nezle ve özellikle grip vakalarında belirgin bir artış gözlemlendiğini belirten Evirgen, mevsim kaymasının hastalıkların seyrini doğrudan etkilediğini vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Kış aylarında sık gördüğümüz RSV enfeksiyonları artık etkisini kaybetmeye başladı. Ancak bu durum, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, grip ve diğer viral enfeksiyonlar daha baskın hale gelmiş durumda" dedi. Mevsim kayması hastalık dağılımını değiştiriyor İklimsel değişiklikler ve mevsim geçişlerindeki düzensizliklerin enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını etkilediğini belirten Evirgen, "Mevsimlerin kaymasıyla birlikte virüslerin dolaşım süresi uzuyor ve hangi hastalığın ne zaman görüleceği öngörülemez hale geliyor. Bu da hem tanı hem de tedavi süreçlerini zorlaştırıyor" ifadelerini kullandı. Yanlış tedavi uyarısı Hastaların benzer belirtiler nedeniyle kendi kendine tedaviye yönelmesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Evirgen, "Grip, nezle ve RSV enfeksiyonları benzer semptomlarla seyredebilir. Ancak her hastalığın tedavi yaklaşımı farklıdır. Özellikle antibiyotiklerin gereksiz kullanımı hem hastaya fayda sağlamaz hem de antibiyotik direncine yol açar. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Risk grupları daha dikkatli olmalı Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğunu belirten Evirgen, bu grupların kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durması ve hijyen kurallarına özen göstermesi gerektiğini ifade etti. Korunma yöntemleri önemini koruyor Doç. Dr. Ömer Evirgen, mevsimsel hastalıklardaki değişime karşı toplumun bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, erken teşhis ve doğru tedavinin sağlık açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Ellerin sık sık yıkanması. Kapalı ve kalabalık alanların düzenli havalandırılması. Maske kullanımının ihmal edilmemesi. Bağışıklık sistemini güçlendirecek dengeli beslenme ve uyku düzeni" diye konuştu.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:14 ADÜ Hastanesi kardiyolojide bölgenin yükünü taşıyor Aydın’da Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi bünyesinde hizmet veren Kardiyoloji Kliniği, ileri teknolojik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle bölgesel sağlık hizmetlerinde güçlü konumunu sürdürüyor. Ege Bölgesi’nde öne çıkan merkezlerden biri haline gelen klinik, yalnızca Aydın’dan değil çevre illerden gelen hastalara da hizmet vererek referans merkez olma özelliğini koruyor. Klinikte tanı ve tedavi süreçleri modern tıbbi cihazlarla yürütülürken, 50 servis yatağı ve 10 koroner yoğun bakım yatağı ile kesintisiz sağlık hizmeti sunuluyor. İki koroner anjiyografi cihazının yanı sıra ekokardiyografi, transözofageal ekokardiyografi, EKG, tansiyon ve ritim holter ile tilt testi gibi birçok ileri tanı yöntemi aktif olarak kullanılıyor. Radyoloji birimiyle koordineli şekilde koroner BT anjiyografi ve kardiyak MR görüntülemeleri de etkin biçimde gerçekleştiriliyor. Girişimsel kardiyoloji alanında özellikle TAVI ve elektrofizyolojik ablasyon işlemlerinin yüksek başarı oranlarıyla uygulandığı klinikte, ritim bozukluklarının tedavisinde önemli sonuçlar elde ediliyor. Yüksek riskli hastalar için alternatif bir yöntem olan TAVI işlemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlanıyor. Yeni nesil anjiyografi cihazı ile kalp pili, kapak ve kompleks damar işlemleri ileri düzeyde yapılabilirken, koroner anjiyografilerin büyük kısmı el bileğinden gerçekleştiriliyor. Kalp krizi geçiren hastalara 7 gün 24 saat müdahale edilen klinikte günlük 20’nin üzerinde girişimsel işlem yapılıyor. Üniversite yönetimi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Kardiyoloji Kliniği’nin altyapısının güçlendirildiği, hizmet kapasitesinin artırıldığı ve sağlık hizmetlerinin niteliğinin sürdürülebilir şekilde geliştirildiği belirtilirken; bu doğrultuda kliniğin, bölgedeki sağlık hizmetlerinde öncü rolünü sürdürmesi hedefleniyor.
Menopoz döneminde kemik erimesi ve kalp hastalığı riski artıyor
17 Ekim 2025 Cuma - 13:47 Menopoz döneminde kemik erimesi ve kalp hastalığı riski artıyor Kadınlarda menopoz döneminin genellikle 45–55 yaş aralığında görüldüğünü belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Bulut Aydemir, "Kadınların genellikle 45–55 yaş aralığında yaşadığı menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıyla birlikte adet döngüsünün kalıcı olarak sonlanması anlamına geliyor. Hormon seviyelerinin azalmasıyla birlikte kemik erimesi, kalp-damar hastalıkları ve kilo alımı da daha sık görülebilir. Bu nedenle menopoz sürecinin mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından takip edilmesi gerekir" dedi. Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Bulut Aydemir, Dünya Menopoz Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Menopozun her kadının yaşayabileceği doğal bir süreç olduğunu söyleyen Opr. Dr. Aydemir, "Kadınların genellikle 45–55 yaş aralığında yaşadığı menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıyla birlikte adet döngüsünün kalıcı olarak sonlanması anlamına geliyor. Menopoz; tıpkı ergenlik gibi bir geçiş dönemidir, ancak bu dönemde kadınların fiziksel ve ruhsal dengelerinin desteklenmesi çok önemlidir" diye konuştu. Menopoz döneminde en sık karşılaşılan şikâyetlerin sıcak basması, uyku düzensizliği, sinirlilik, terleme ve odaklanma güçlüğü olduğunu ifade eden Aydemir, "Hormon seviyelerinin azalmasıyla birlikte kemik erimesi, kalp-damar hastalıkları ve kilo alımı da daha sık görülebilir. Bu nedenle menopoz sürecinin mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından takip edilmesi gerekir. Düzenli kontroller, uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde medikal destek, bu dönemin daha rahat geçirilmesini sağlar. Sağlıklı bir menopoz süreci için dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkol tüketiminden uzak durmak oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.
Sanatla Umuda Dokunuş etkinliği hastalara moral oldu
17 Ekim 2025 Cuma - 12:02 Sanatla Umuda Dokunuş etkinliği hastalara moral oldu Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, tarafından düzenlenen "Sanatla Umuda Dokunuş" etkinliğinde hastalar moral buldu. Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık etkinlikleri kapsamında anlamlı bir programa imza attı. "Sanatla Umuda Dokunuş" adıyla düzenlenen etkinlik, günü Onkoloji Ek Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Meme kanserinde erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekilen etkinlikte, hastalara moral vermenin ve onları yalnız hissettirmemenin önemi vurgulandı. Katılımcılar, sanatın tedavi sürecine kattığı pozitif enerjiyi doyasıya yaşadı. Programın "Yaşama Dokunan Notalar" bölümünde, Manisa CBÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencileri Öğr. Gör. Aras Poyraz Açıkgöz’ün eşliğinde mini bir konser verdi. Ayaktan Tedavi Ünitesi’nde gerçekleşen dinleti, hastalara ve yakınlarına umut dolu anlar yaşattı. Etkinliğin "Ebru Sanatıyla Farkındalık ve Dayanışma" bölümünde ise Manisa CBÜ Sağlık Hizmetleri MYO öğrencileri, Öğr. Gör. Dr. Pınar Arpacı eşliğinde katılımcılarla birlikte ebru çalışmaları yaptı. Ortaya çıkan rengârenk eserler, umudu, dayanışmayı ve farkındalığı simgeledi. Meme kanserini atlattıktan sonra meslek hayatına devam eden Öğr. Gör. Dr. Pınar Arpacı, "Ebru sanatı suyun ve renklerin uyumuyla insanlara huzur veriyor. Öğrencilerimizle birlikte hastalarımızın yanında olmak, onlara dayanışma duygusunu hissettirmek bizim için çok kıymetliydi." dedi. Etkinliğe katılan hastalar ise müzik ve sanatın tedavi sürecine kattığı moralin önemine dikkat çekti. Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Atike Pınar Erdoğan ise bu tür etkinliklerin farkındalık oluşturmanın yanı sıra hastalara moral vermek açısından büyük önem taşıdığını belirterek, benzer projelerin ilerleyen dönemde de sürdürüleceğini ifade etti. Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı tarafından düzenlenen etkinlik, sağlık çalışanları, öğrenciler, hastalar ve hasta yakınlarının birlik içinde gerçekleştirdiği umut dolu bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.
Mobil ekipler vatandaşları sigara bırakmaya teşvik ediyor
17 Ekim 2025 Cuma - 11:21 Mobil ekipler vatandaşları sigara bırakmaya teşvik ediyor Sağlık Bakanlığı tarafından, tütün ürünleri kullanan bireyleri bırakmaya teşvik etmek ve bulunduğu yerde hekimle buluşturarak, gerekli poliklinik hizmetini vermek amacıyla ülke genelinde ’Mobil Sigara Bırakma Poliklinikleri’ uygulaması hayata geçirildi. Bu kapsamda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda oluşturulan "Tütün ile Mücadele Timleri" şehrin birçok noktasında vatandaşları tütün ürünlerini bırakmaya teşvik ediyor. 17 ilçede görev yapan "Tütün ile Mücadele Timleri" aracılığıyla vatandaşlar, tütün ürünlerinin zararları hakkında bilgilendiriliyor. Ayrıca tütün ürünü kullananların, tütün bağımlılığı skorları tespit edilerek, bağımlılık düzeylerine göre yönlendirmeler yapılıyor. Yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Birim Sorumlusu Dr. Bedia Altıntaş, tütünle mücadelenin il genelinde büyük bir hassasiyetle devam ettiğini dile getirdi. 4207 sayılı kanun kapsamında kapalı alan tütün denetimlerinin aralıksız sürdüğünü vurgulayan Dr. Altıntaş, "Öte yandan, özellikle tütün ürünü kullanan vatandaşlara hizmet vermek için sigara bırakma polikliniği hizmetlerimiz devam etmekte ve her geçen gün sayıları arttırılmaktadır" dedi. Bırakmak için başvurun Sağlık Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda eylül ayından itibaren Bursa’da mobil sigara bırakma poliklinikleri ve mobil timlerini oluşturduklarını belirten Altıntaş, "Tüm vatandaşlarımızın erişimini kolaylaştırmak için 17 ilçe sağlık müdürlüğümüzde mobil tim ve poliklinik hizmetimiz devam etmektedir. Yine aynı şekilde bakanlığımız talimatları doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarında yerinde sigara bırakma polikliniği hizmetine devam etmekteyiz. Bu doğrultuda tütün ürünü kullanan tüm vatandaşlarımızı bırakmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu.
Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tıpta uzmanlık eğitimi veren anabilim dalı sayısı arttı
17 Ekim 2025 Cuma - 11:17 Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tıpta uzmanlık eğitimi veren anabilim dalı sayısı arttı Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde tıpta uzmanlık eğitimi veren Anabilim Dalı sayısı artırıldı. Daha önce 9 olan Anabilim Dalı sayısı 20’ye ulaştı. Hastanede mevcut akademisyen sayısı da arttı. Akademisyen sayısı 100 öğretim üyesi ve 5 öğretim görevlisi olmak üzere 105’e yükseldi. Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Tıp Fakültesinde okuyan öğrencilerin iyi bir eğitim almalarını çok önemsediklerini belirterek, "İyi bir eğitim alan öğrencilerin alanında iyi bir hekim olacağına inanıyoruz. Bu nedenle tıpta uzmanlık eğitimi sayısını sürekli artırmak için çaba verdik. Daha önce 9 olan Anabilim Dalı sayımızı 20’ye çıkardık. Tıpta uzmanlık eğitimi için anabilim dalı sayımızı daha artırmamız gerekir. Bu konuda çalışmalarımıza devam edeceğiz." dedi. Öğrencinin eğitimi kadar akademisyenlerin nicelik ve nitelik olarak sayısını artırmayı önemsediklerini vurgulayan Rektör Savaş, akademisyen sayısını 100 öğretim üyesi ve 5 öğretim görevlisi olmak üzere 105’e çıkardıklarını ifade etti. Sağlık Bakanlığı’nın Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne araştırma görevlisi tahsis etmesiyle birlikte hastanenin hizmet alanında daha da güçleneceğine dikkat çeken Rektör Savaş, Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne destek vermeyi sürdüreceklerini ifade etti. Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hanefi Özbek, tıpta uzmanlık eğitimi veren anabilim ve bilim dalı sayılarının artmasının hem Üniversitemizin hem de Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin prestijini daha da artıracağını, hocalarımızın eğitim ve araştırmaya daha fazla yoğunlaşacaklarını belirterek, uzmanlık eğitimi yapmak isteyen öğrencilere daha fazla seçenek sunmak için çalıştıklarını söyledi.
Osmaniye’de "Hasta, Yaşlı ve Engelli Dostu Ulaşım Hizmeti" başlatıldı
17 Ekim 2025 Cuma - 10:52 Osmaniye’de "Hasta, Yaşlı ve Engelli Dostu Ulaşım Hizmeti" başlatıldı Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde "Hasta, Yaşlı ve Engelli Dostu Ulaşım Hizmeti" başlatıldı. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hastaların poliklinik, laboratuvar, görüntüleme ve servis alanlarına güvenli ve konforlu şekilde ulaşım sağlayabilmeleri amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Hastane bünyesinde 2 ring hasta taşıma aracı ve 3 elektrikli taşıma aracıyla, "Hasta, Yaşlı ve Engelli Dostu Ulaşım Hizmeti" başlatıldı. Uygulama kapsamında, hastaneye başvuran yaşlı, engelli, hamile ve hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşların; poliklinik, laboratuvar, görüntüleme ve servis alanlarına güvenli ve konforlu şekilde ulaşmaları sağlanıyor. "Hasta memnuniyetini artırmak, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendirmek amacıyla çalışmalarımız devam ediyor" diyen Hastane Destek ve Kalite Hizmetleri Müdürü Muharrem Serhat Vural, "Yaşlı ve engelli hastalarımıza hastane içerisinde daha rahat ve hızlı hizmet alabilmeleri için ulaşım desteği sağlamaktayız. Amacımız, hastalarımıza güvenli, konforlu ve erişilebilir bir sağlık hizmeti sunmaktır" ifadelerini kullandı. Hastaneden yapılan açıklamada, "Vatandaşlarımızın memnuniyetini artırmak, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendirmek adına çalışmalarımıza aralıksız devam etmekteyiz" denildi. Hizmetten memnun olduklarını belirten vatandaşlar emeği geçenlere teşekkür etti.
Kırgızistanlı minik Baihan, Türkiye’de yapılan kemik iliği nakliyle hayata tutundu
17 Ekim 2025 Cuma - 10:51 Kırgızistanlı minik Baihan, Türkiye’de yapılan kemik iliği nakliyle hayata tutundu Aslen Kırgızistanlı olan ve Türkiye’de yaşayan ailenin 2 yaşındaki oğlu Baihan Baktybekova, kemik iliği nakli olarak sağlığına kavuştu. Kırgızistanlı bir ailenin oğlu Baihan Baktybekova, 2 yaşında lösemi tanısı aldı. Sakarya’da bir hastanede 6 ay tedavi gören Baihan , ardından kemik iliği nakli için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne geldi. Burada muayene edilen minik Baihan’ın kemik iliği nakli olmasına karar verildi. Nakil olan Baihan, şu anda 5 buçuk yaşında ve nakil sayesinde hayatına sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Uzmanlar, imkanı olan herkesi bir başkasının hayatına umut olabilmeleri için kök bağışçısı olmaya çağırıyor. Kırgızistanlı hastanın 2 yaşında lösemi tanısı aldığını aktaran Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde görev yapan Doç. Dr. Özlem Arman Bilir, "Bu hastamız 2 yaşında lösemi tanısı alıp, Sakarya’da ilk lösemi tedavisini alan bir hastamız. 2 yaşında tanı alıyor, 6 aylık tedavisini aldıktan sonra yüksek risk grubunda olduğu için kemik iliği nakli ihtiyacı doğuyor ve bu nedenle bizim kemik iliği nakli ünitelerimize yönlendiriliyor. Hasta aslen Kırgızistanlı, ancak şu an Türkiye’de yaşıyorlar. Hastamız 2,5 yaşındayken kemik iliği nakli yaptık ve hasta şu an sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor. Şu an 5 buçuk yaşında" ifadelerini kullandı. "Nakil sonrası dönemde enfeksiyona yatkın olunabiliyor" Hastalarda nakil sonrası sürecin çok kritik olduğunu belirten Bilir, "Nakil sonrası erken dönemde hastalarımız enfeksiyonlara çok yatkın olabiliyorlar bağışıklık sistemleri de çöktüğü için. Bu nedenle hastalarda enfeksiyon görebiliyoruz. Enfeksiyonlara bağlı ateş görebiliyoruz. Bunun yanında kemoterapinin yan etkisi olarak ağız içinde yaralar, boğazlarında yaralar oluşabiliyor. İshal olabiliyorlar. Yine aynı şekilde bağırsaklarında da yaralar oluşabiliyor. Bu dönem biraz sıkıntılı atlatabiliyoruz. Yaklaşık 15-20 gün içerisinde artık verdiğimiz kemik iliği hücreleri kemik iliğine yerleşip yeni sağlıklı kan hücreleri üretmeye başladıktan sonra enfeksiyon riskimiz bir miktar azalmakla beraber iliğin reddedilmemesi için biz bu hastalara immünsüpresif tedavi veriyoruz. Bu immünsüpresif tedavi nedeniyle halen hastalar kan değerleri iyi olsa bile enfeksiyonları açık durumda yaşıyorlar. Bunu immünsüpresif tedavi kesilene kadar ailelere çocuklarının enfeksiyon kapmaması için dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz" şeklinde konuştu. 5 buçuk yaşındaki Baihan’ın annesi Nuriye Baktybekova, tatile gittiklerinde çocuğunun vücudunda morluklar çıktıktan sonra hastaneye gittiklerini aktararak, "Tatile gitmiştik morlaşma oldu vücudunda 2 yaşını doldurduğu için pediatri doktoruna gittik orada öğrendik" dedi. "Başka ülkede ailemizden uzakta çok zor geçti" Hastalığını öğrendikten sonra çok zor bir süreçten geçtiklerini anlatan Baktybekova, şu ifadeleri kullandı: "Öğrendikten sonra şok olduk sonra bir soru geldi aklıma ne için benim çocuğum hastalandı? Zor günler yaşadık. Burada yalnız olduğumuz için çok zor oldu hastalıkla karşılaşmak çok zormuş başka ülkede ailenden uzakta çok zor geçti. Ama sağ olsun hastanedeki arkadaşlarımız hasta çocukların anneleri doktorlarımız çok destek oldular. Böyle bir hastalık yaşamasaydık başka insanlara başka hasta çocuklara ve anne babalarına empati kuramayacaktık. Kendin hasta olduğunda normal gibi geçecek ama çocuğun hasta olduğunda hepsi, bitmiş gibi hissediyorsun onun için annelere hep sarılmak istiyorum onlara ne kadar güçlü olduğunu söylemek istiyorum. Çocuğun tedavi süreci çok zor oluyor. 2-3 ay hastanede olduğumuz zamanlar oldu. Küçücük odada kalıyorduk çıkmadan. Şimdi de onları düşünüyorum. Dünyanın bir yerinde küçücük bir odada çocuğuna sarılarak ağlayan bir anneyi düşünüyorum ve ona çok sarılıyorum. Onlara hep dua ediyorum. Şimdi 5 buçuk yaşında oğlum şimdi çok şükür çok iyi. Okula gidiyor kendi yaşındaki çocuklarla oynuyor o çok güzel bir duygu."
İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı
17 Ekim 2025 Cuma - 10:39 İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı Tarihi Bergama Vapuru, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ev sahipliğinde meme kanserine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe sahne oldu. Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz!" başlıklı söyleşide, hastanenin uzman hekimleri meme kanseri hakkında güncel bilgiler paylaştı. Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte katılımcılar hem bilinçlenme fırsatı buldu hem de İzmir Körfezi’nin eşsiz manzarasında keyifli bir yolculuk yaptı. Etkinlikte, erken teşhisin önemine dikkat çekilerek, meme kanserine karşı farkındalık oluşturma amaçlandı. Medicana International İzmir Hastanesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ’in destekleriyle "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz" başlıklı söyleşi düzenledi. Kentin simgelerinden biri olan Bergama Vapuru’ndaki söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi’nin Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül ve Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Murat Keser, yaklaşık 200 kadına meme kanseri hakkında bilgi verdi. Söyleşinin ardından katılımcılar Tarihi Bergama Vapuru’ndan kentin silüetini seyretti. Kansere karşı başta sigarayı bırakmalısınız Kansere karşı önlenemeyen ve önlenebilen riskler olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, "Muayene, tarama testleri gibi rutin kontrolleri yaptırmak gerekiyor. Bunun yanında sigara, alkol, gereksiz hormon ilaçları, obezite gibi nedenler de kansere yakalanılmasına neden olabilir. Kadınlar menopoza girdikten sonra yağ hücreleri östrojen salgılamaya başlıyor. Bu süreçte de kansere yakalanma riski artar. Çünkü bir kadın ne kadar uzun süre östrojene maruz kalırsa kanser olma ihtimali artıyor. Bir de ‘70 yaşındayım kanser olmam bu yaştan sonra’ diye düşünmemek gerekiyor. Risk belki bir miktar düşüyor ama ‘asla kanser olmam’ diye bir şey yok" açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Koray Topgül, günlük hayatta kullanılan temizlik ürünlerinden kozmetik ürünlerine kadar birçok noktada kimyasala maruz kalındığını belirterek, bu kimyasalların büyük bir çoğunluğunun kanserojen içerdiğini hatırlattı. Erken tanı alan hastaların yüzde 90’ı iyileşiyor Meme kanserine karşı kadınların 20’li yaşlardan itibaren kendilerini elle muayene etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, özellikle adet döneminden 5-6 gün önce elle muayene yapılmasının daha uygun olduğunu hatırlattı. Mamografi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken tanı araçları, meme ultrasonu ve mamografi. Genç kadınlarda mamografi çekilmiyor. Çünkü meme dokusu çok yoğun olduğu için fikir vermiyor. Genelde 35-40’tan sonra mamografiye yönlendiriliyor. Mamografinin zararlı olduğunu düşünenler var. Mamografi radyasyon içeren bir şey ama günlük hayatımızda alınan birkaç günlük radyasyonla aynı ölçüde. Yani getirdiği yarar, verdiği zarardan çok çok fazla. Çünkü tümörü, mamografide yakalıyoruz. Kanser ilerlediğinde tedavi noktasında hekimlerin işi çok zorlaşıyor. Erken tanı alan hastalar yüzde 90 iyileşiyor. Erken tanı alan hastalar, çoğu zaman kemoterapi bile almadan sadece cerrahi müdahale ile iyileşebilir. Bu yüzden mutlaka yıllık kontrollerinizi aksatmayın." Gençlerde kansere yakalanma oranları artıyor Teknolojinin ilerlemesi ve sağlık alanındaki olumlu gelişmeler sayesinde insan ömrünün giderek uzadığına vurgu yapan Uzm. Dr. Murat Keser, bu durumun kanser hastası görülme sıklığının artmasına neden olabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Murat Keser, "2030 yılında dünya çapında en az bir 40 milyon insana kanser tanısı konulacağı düşünülüyor" dedi. Öte yandan 40 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış gözlemlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, "İstatistiklerde Türkiye’de özellikle 40 yaş altı kanser görülme sıklığı Amerika ve Avrupa’nın da ötesinde gibi görünüyor. İstatistikler biraz zayıf, ama klinik gözlemlerde 20’li yaşlarda çok fazla meme kanseri tanısı almış hasta olduğunu biliniyor. Kanser artık sadece 60-65 yaş üstünde görülmüyor. Kanser teşhisi alanların yaşı giderek düşüyor" mesajını verdi. Stresin kansere neden olduğu yönünde ortaya konan net bir bilimsel çalışmanın olmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Murat Keser de, "Stresin direkt kanser yaptığını net ispatlanamadı ama vücut stresle baş edemediğinde alarm sinyalleri veriyor" diye konuştu. Genetik testlerle yatkınlık saptanabiliyor Meme kanserinin çeşitleri olduğunu ve bu çeşitlere göre tedavi şeklinin belirlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, bu tespitin yapılabilmesi için biyopsinin çok önemli olduğunu dile getirdi. "Biyopsi altın standartları veriyor" diyen Uzm. Dr. Murat Keser, "Biyopsiden korkmayın. Bazı hastalıklarda kitlenin temizlenmesi çok önemli. Biyopsi hekime, bunun için yol haritası sunuyor" ifadesini kullandı. Ayrıca genetik testlerle de meme kanseri olma ihtimalinin tahmin edilebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, şöyle konuştu: "Genetik testlerle bazı kanser türlerine yatkınlık saptanabiliyor. Örneğin BRCA1 geninin pozitif olması, yaşam boyu meme kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 80’e kadar çıkabileceği anlamına gelir. Ancak her genin taşıdığı risk oranı farklıdır. Ailede bu genin bulunması yalnızca kadınlar için değil, erkeklerde prostat kanseri riskini de artırabilir. Ayrıca bazı genetik mutasyonlar, aile içinde birden fazla kanser türünün görülmesine yol açabilir. Bu nedenle, genetik değerlendirmelerin bireysel değil, aile düzeyinde yapılması büyük önem taşır. Bununla birlikte meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 70’inde bilinen herhangi bir risk faktörü yoktur. Yani kanser her zaman önceden uyarı vermez; "geliyorum" demez. Bu nedenle düzenli kontroller ve taramalar, erken tanı ve etkili tedavi için hayati önem taşır." Söyleşinin son bölümünde katılımcılardan bazıları kendi kanser öykülerini paylaşırken, bazıları da meme sağlığına dair soruların yanıtlarını alma fırsatı buldu. Ardından Konak İskelesi’nden kalkan vapur, misafirlerine eşsiz bir Körfez turu yaptırdı.