Son Dakika
|
Dışişleri Bakanlığı’ndan ABD-İran arasındaki geçici ateşkese ilişkin açıklama
İstanbul Levent’teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 10’a yükseldi
Brent petrol 100 doların altına geriledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Başbakanı Sanchez ile telefonda görüştü
Levent’teki çatışmada kurşunlar çevredeki binalara isabet etti
İran: "ABD kırmızı çizgileri aşarsa yanıtımız bölgenin ötesine geçecek"
Levent’teki çatışma ile ilgili gözaltı sayısı 5’e yükseldi
Trump: "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek"
Bakan Gürlek’ten İsrail Konsolosluğu önündeki çatışmayla ilgili açıklama
MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan tutuklandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
D100’de şaşırtan görüntü: Pikapta zeytin ağacı taşıdılar
Bağdat'ta bir İHA'nın eve isabet etmesi sonucu 2 sivil hayatını kaybetti
Abdurrahim Albayrak: "Şu anki milli takımın temelini Lucescu attı"
Brent petrol 100 doların altına geriledi
Kadıköy’de plakasız motosikletin tehlikeli yolculuğu kamerada
Bayern Münih ve Arsenal avantajı kaptı
Ateşkesin ardından İran’dan İsrail’e yeni füze saldırıları
SAĞLIK
Muğla Büyükşehir’in Fizyoterapi hizmeti hastaların ayağına gidiyor
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:59:20
Muğla Büyükşehir Belediyesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında fizyoterapi desteğini sürdürerek bugüne kadar 560 hastaya toplam bin 850 seans hizmet verdi. Vatandaşların sağlık ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi; evde bakım, pansuman, şeker ölçümü, kişisel bakım, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hasta ve engelli nakil ile Kısa Mola hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Özellikle yatağa bağımlı hastaların tedavisine öncelik veren ekipler, ihtiyaç sahiplerinin evlerine giderek destek sağlıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin fizyoterapi hizmetinden yararlanan Abdullah Demir’in kızı Behice Çınar, sunulan hizmetlerden memnun olduklarını belirtti. Çınar, babasının geçirdiği kaza sonrası ameliyat olduğunu ve doktorun önerisiyle evde fizyoterapi hizmeti almaya başladıklarını ifade ederek, "Ağaçtan düşerek kaza geçirdi, yani beli kırıldı, ameliyat oldu. Ameliyatlık sıkıntısı geçti, şimdi fizyoterapiye ihtiyacı var. Evde yataklı yaptırabilirsiniz dedi hastanede doktorumuz. Sağ olsun belediyemizin bu verdiği imkandan yararlanıyoruz. Sağ olun. Gelen fizyoterapistten memnunuz. Teşekkür ederiz. Hasta kar yolası da, evet, Büyükşehir’den geldi. Büyükşehir’in başkanımıza, hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Fizyoterapi hizmeti alan Abdullah Demir ise köyde ağaçlarla ilgilenirken düşerek yaralandığını ve ameliyat sonrası fizik tedaviye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Demir, "Haftada bir gün belediyeden geliyor. Buradan iki sefer hastaneye dikiş aldırmaya gittik. Belediyenin hasta nakil aracını aradık. Geldi, sağ olsun. Bizi götürdü, getirdi. Ben herkesten memnunum. Allah bunda geçenlere, Cenab-ı Allah onlara acı vermesin" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fizyoterapisti Yaren Merve Eymir, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalara evlerinde hizmet verdiklerini belirterek, "Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın öncülüğünde yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyacı olan hastalarımıza evde fizik tedavi hizmeti sunuyoruz. Hastalarımız genelde inme hastaları, nörolojik rehabilitasyona ihtiyaçları oluyor. Onlara destek oluyoruz evde. Bin 850 seans yaptık son bir buçuk yılda. 560 hastaya ulaştık. 3 fizyoterapistiz. Ortaca, Bodrum ve Menteşe olarak çalışıyoruz. Hastalarımızı haftada bir ziyaret ediyoruz. Onların ihtiyaçlarını gideriyoruz. Egzersizlerini değiştiriyoruz. Bağımsızlıklarını kazandıklarında da yürümelerine yardımcı oluyoruz ve seansı sonlandırıyoruz. Hastalar 444-4801 çağrı merkezinden bizlerden randevu alabiliyorlar. Aynı zamanda evde bakım hizmetlerimizin uygun gördüğü hastalar da bizlere ulaşabiliyor hemşireler aracılığıyla" dedi. Vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimine önem verdiklerini vurgulayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya büyük önem verdiklerini, özellikle yatağa bağımlı, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan vatandaşların evlerinde destek alabilmesinin kendileri için çok kıymetli olduğunu açıkladı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
İzmir’de bebeklik döneminde kanser tanısı alan ve zorlu tedavi sürecini tamamlayarak sağlıkla büyüyen çocuklar ve aileleri ile tedavileri başarıyla tamamlanan yetişkin hastalar özel bir etkinlikte bir araya geldi. Aynı hastalıkla mücadele edip sağlığına kavuşan ve şampiyonalara hazırlanan Dolunay Elmacı’nın hikayesi ise benzer süreçleri yaşayan aileler için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Minik Dolunay, "Ben bu hastalığı yendim, iyileştim. Bunu herkes başarabilir" diye umut dolu konuşma yaptı. Henüz bebekken kanser teşhisi konulan ve günümüzde tedavilerini başarıyla tamamlayarak kimi eğitim hayatına adım atan kimi ise oyun çağının tadını çıkaran çocuklarla yetişkin hastalar 1-7 Nisan Kanser Haftası nedeniyle Acıbadem İzmir Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü tarafından düzenlenen "Bir umut da sizden olsun" başlıklı etkinlikte buluştu. Yetişkin, çocuk hastalar ve aileleri tanıdan tedaviye kanser yolculuklarını, acı tatlı hatıralarını, deneyimlerini dinleyicilerle paylaştı. Bu özel etkinlikte renkli kostümler giyen maskotlar eşliğinde oyunlar oynayan çocuklar, yüz boyama aktivitesiyle keyifli anlar yaşadı. Hastane odalarındaki ağır tedavileri geride bırakan minikler ve aileleri, umutlarını dilek ağacına astı. Uzman hekimlerin de katıldığı anlamlı etkinliğin sonunda, çocukların sağlıkla büyümesi temennisiyle gökyüzüne rengarenk balonlar uçuruldu. Henüz 4-5 aylık bir bebekken nöroblastom tanısı konulan ve iki yıllık zorlu tedavinin ardından sağlığına kavuşan 10 yaşındaki Dolunay Elmacı da cimnastikte kazandığı madalyalarıyla organizasyonda yer aldı. Minik sporcunun kanseri yenerek şampiyonalara uzanan bu hikayesi, zorlu süreci yaşayan aileler için adeta bir umut ışığı oldu. "Erken müdahale başarıyı artırıyor" Etkinlikte Acıbadem İzmir Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü Koordinatörü Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Karabulut "Günümüz kanser tedavisinde yeni yaklaşımlar ve umut veren gelişmeler", Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nur Olgun da "çocukluk çağı kanserlerinde dünden bugüne gelişmeler" başlıklı konuşmalar yaptı. Kanserde farkındalığı artırmanın, korkuları yenerek erken teşhis ve tedaviye odaklanmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Bülent Karabulut, "Her yıl nisanın ilk haftası Kanser Haftası olarak anılıyor. Bizler senenin her günü kanser hastalığıyla mücadele içindeyiz ve şifa bulan çok sayıda hastamız var. Bu mücadeleyi yalnızca bir haftaya sığdırmasak da bu dönemlerde toplumsal farkındalık daha da yükseliyor. Amacımız kanserden korunma, erken teşhis ve tedavi süreçlerinde toplumdaki korkuları yenerek hastaların vakit kaybetmeden hekimlere ulaşmasını sağlamaktır. Türkiye’de kanser genellikle ölümle özdeşleştirilen fobik bir hastalık olsa da artık bu algının değişmesi gerekiyor. İnsanlarımıza ’Ya kötü bir şey çıkarsa?’ korkusundan kurtularak, hastalığın tedavisinin mümkün olduğu bilincini yerleştirmeye çalışıyoruz. Günümüzde cerrahi, radyoterapi, tanı ve tedavi yöntemleri çok gelişti. Özellikle akıllı ilaçlar ve immünoterapiler, iyileşmez denilen hastalara dahi umut oluyor. Bu nedenle halkımızın süreci donanımlı merkezlerdeki uzman hekimlere bırakarak, korkmadan ve cesurca hastalıklarıyla yüzleşmelerini istiyoruz. Bu bilimsel yaklaşımın sonunda, dışarıdan bakıldığında olağanüstü gibi görünen ama bizim için sıradan olan büyük başarılar elde ediliyor." ifadelerini kullandı. "Yaşam oranları yüzde 75’lere dayandı" Kanser Haftası kapsamında düzenlenen halka açık panelde erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nur Olgun, "Türkiye’deki bütün erişkin ve çocuk onkoloji klinikleri erken tanının önemini vurgulayarak kanserden korkulmaması gerektiği yönünde umut dolu mesajlar veriyor. Şu anda Türkiye çapında çocukluk çağı kanserlerinde geldiğimiz nokta çok iyi; yaşam oranları yüzde 70’leri geçerek yüzde 75’lere dayandı. Çocukların sağlık güvencesi altına alınmasının ve gelişen tedavi yöntemlerinin bu başarıdaki payını artırıyor. 0-18 yaş arasındaki tüm çocukların sağlık güvencesinde olması ve SGK kapsamında tedavi ediliyor olmaları çok önemli bir adımdır. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi tekniklerdeki yenilikler bu başarılı sonuçları getirdi. 2025 yılı itibarıyla baktığımızda, önceleri yüzde 5 seviyesinde olan ileri evre hastalıklardaki yaşam oranları bugün yüzde 70-71’leri zorluyor. Hedefe yönelik tedavilerin ve immünoterapilerin de devreye girmesiyle bu tablonun daha da iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Sonuç itibarıyla Türkiye olarak çocuk onkolojisinde çok iyi bir konumdayız" dedi. "Hedefi Türkiye şampiyonluğu" Hastalıkla mücadele edenlere umut olmak için etkinliğe katılan Dolunay Elmacı, 4-5 aylıkken kendisine nöroblastom tanısı konulduğunu ve iki yıl boyunca tedavi gördüğünü belirtti. Şu anda 10 yaşında olduğunu ifade eden Elmacı, cimnastik sporuna devam ettiğini ve Türkiye şampiyonalarına hazırlandığını kaydetti.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:39
Uzmanından hipospadias uyarısı: Sünnet yaptırmadan önce dikkat
Cerrahisi Ana Bilim Dalı Uzman Dr. Galib Baıramovı, hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisinin yama olarak kullanıldığının altını çizerek, "Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Uzman Dr. Galib Baıramovı, erkek çocuklarda görülen hipospadias hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Baıramovı, hipospadiasın erkek çocuklarında idrar deliğinin olması gereken yer olan penisin uç kısmında değil, daha aşağıda ve penisin alt yüzeyinde bulunması durumu olduğunu kaydederek, "Bazı çocuklarda anne karnındaki gelişim sürecinde yaşanan bir duraksama nedeniyle deli daha geride kalıyor. Yaklaşık her 250-300 erkek doğumunun birinde görülen hipospadiasın nedeni çoğu zaman tam olarak bilinmiyor. Genetik faktörler, hormonal etkiler ve çevresel etkenlerin rolü bulunabilir. Ailede özellikle babada ya da erkek kardeşlerde bu durumun görülmesi halinde hipospadiasın görülme sıklığı biraz daha artabilir" dedi. Hastalığın belirtilerine de değinen Baıramovı, en temel belirtinin idrar deliğinin normal yerinden daha aşağıda bulunması olduğunu söyleyerek, "Bunun yanında bazı çocuklarda iki önemli durum daha görülebilir. Bunlardan biri penisin aşağı doğru eğri olması, yani "kordi" adı verilen durum; diğeri ise sünnet derisinin ön tarafının eksik olması nedeniyle oluşan yarım sünnet görünümüdür. Ailelerin doktora başvurma nedenlerinden biri de çocuklarının idrarını yaparken karşıya değil ayaklarına doğru yapması. Bu idrar deliğinin aşağıda olmasının en somut göstergelerinden biri" diye konuştu. Hipospadias olan çocuklarda sünnet konusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Dr. Galib Baıramovı, ailelere uyarıda bulunarak, "Çocuklarında böyle bir durum fark eden ailelerin kesinlikle normal sünnet yaptırmaması gerekir. Hipospadias ameliyatında eksik olan idrar kanalını oluşturmak için çocuğun kendi sünnet derisi yama olarak kullanılmaktadır. Çocuğun önceden sünnet edilmesi durumunda ameliyat için en değerli doku kaybedilir ve cerrahi süreç çok daha zor hale gelebilir" dedi. Hipospadiasın tedavisinin cerrahi olduğunu vurgulayan Baıramovı, "Bu hastalığın ilaçla veya kendiliğinden düzelme şansı bulunmuyor. Ameliyatta üç temel hedef vardır: Birincisi, idrar deliğini olması gereken yere, yani penisin uç kısmına taşımak; ikincisi, varsa penis eğriliğini düzeltmek; üçüncüsü ise estetik olarak tamamen normal bir görünüm sağlamaktır. Hipospadias ameliyatı her yaşta yapılabilse de bezli çocuğun bakım kolaylığı ve psikolojik boyut sebebiyle ameliyat için en uygun zaman bebeğin 6 ay ile 18 ay arasındaki dönemidir. Çocuğun vücudunu tam olarak tanımadan ve cinsel kimlik farkındalığının başladığı fallik dönemden önce ameliyat yapılırsa çocuk bu süreci hatırlamaz ve ruhsal bir iz oluşmaz. Ancak her çocuğun durumu farklıdır ve ameliyat için en doğru zaman, çocuğu muayene eden doktor tarafından aile ile birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir" diye konuştu. Ameliyat sonrası sürecin, ailelerin düşündüğü kadar zor olmadığını ve başarı oranlarının da oldukça yüksek olduğunu belirten Baıramovı, "Genellikle birkaç gün boyunca idrarın yeni oluşturulan kanaldan rahat geçmesi için küçük bir sonda kullanılır. Çocuklar bu süreçte bandajlı olur ve genellikle kısa süre içinde normal hayatlarına dönebilirler" dedi. Bebek doğduğunda genital bölgenin dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen ve hipospadias tedavi edilmezse ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çeken Baıramovı, "Çocuk ayakta idrar yapamayabilir. Bu durum özellikle okul çağında sosyal hayatta özgüven sorunlarına yol açabilir. Daha da önemlisi, yetişkinlik döneminde özellikle ağır hipospadias vakalarında kısırlık gibi ciddi problemler görülebilir. Bu nedenle aileler ‘büyüyünce geçer’ düşüncesiyle beklememeli, böyle bir şüphe varsa sünnet yaptırmadan mutlaka bir uzmana danışmalıdır" şeklinde konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
Kahramanmaraş’ta 11 yıllık bebek hasreti çeken çift, Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan riskli abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu. Kahramanmaraş’ta yaşayan Hacer ve Halil Kırkıl çiftinin 11 yıllık bebek hasreti Afşin Devlet Hastanesi’nde yapılan abdominal serklaj ameliyatıyla sona erdi. Türkiye’de sayılı hastanelerde yapılan ve riskli olarak kabul edilen abdominal serklaj ameliyatı bölgede ilk defa Afşin Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Daha önce 3 kez erken doğum öyküsü olan Hacer Kırkıl, gerçekleşen ameliyat sayesinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. "Sağlıklı bir bebeğimiz oldu" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gökhan Yavaş, Kırkıl ailesinin çocuk sahibi olmak için bu riskli ameliyatı ve süreci göze aldığını belirterek, "Hastamız kliniğimize, üç kez erken doğum ve bu süreçte uygulanan çeşitli tedavi ile cerrahi girişimlere rağmen sonuç alınamaması öyküsü ile başvurdu. Yaptığımız muayene ve değerlendirmeler neticesinde Abdominal serklaj ameliyatının hasta için neredeyse tek seçenek olduğu kanaatine vardık. Abdominal serklaj ameliyatı bildiğimiz kadarıyla bölgemizde daha önce hiç yapılmamış ve yüksek riskli bir ameliyattı. Hastamıza bu konuda özelleşmiş bir merkeze gitmesini önerdik. Hastamız bize güvendiğini ve burada olmak istediğini belirtti. Karşılıklı güven olunca da biz bu ameliyatı Afşin’de yapmaya karar verdik. Ameliyatımız riskli olmasına rağmen güzel bir ameliyat süreci geçti. Sonrasında gelen gebelik sürecinde de takiplerimiz sık ve başarılı bir şekilde devam etti. Medikal, fizyolojik ve psikolojik destekle hastamızı bütüncül olarak değerlendirdik. Gerek gördüğümüz kısımlarda müdahale ettik. Hastamızın kendine güveni, burada kendini güvende hissetmesi ve tedaviye son derece uyumlu olması bize günün sonunda güzel bir bebekle dönmüş oldu. 37. haftada gebeliğimizi tamamladık. Sağlıklı bir bebeğimiz oldu" dedi. "Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık" Daha öncesinde gebelik sürecinin 3 defa erken sonlandığını belirten 34 yaşındaki Hacer Kırkıl, "Son 6 yılımız tedavi süreciyle geçti. Bu 6 yılda 3 perde ameliyatı, 1 vajinal serklaj ameliyatı oldum. Bu süreçlerin sonunda da bir önceki gebeliğim 24. haftada sonlandı maalesef. Daha sonra Doktor Gökhan Yavaş hocamızla yollarımız kesişti. O da abdominal serklaj ameliyatını önerdi. Ameliyatımızı olduk çok şükür. Ameliyattan sonra gebe kaldım ve 37. hafta sonunda sağlıklı çocuğumuzu kucağımıza almak nasip oldu. Biz son 6 yıllık süreçte farklı illerde farklı merkezlerde tedavi gördük. Hocamızın yaptığı ameliyatı hiç duymadık, bize de bahsetmediler sanırım riskli olduğu için. Gökhan hocam bu ameliyatı yapmak için bize teklif etti biz de kabul ettik. Elhamdülillah çocuğumuzu kucağımıza aldık" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:30
Malatya vertigo tedavisinde bölgenin referans noktası
2
06 Nisan 2026 Pazartesi- 11:29
’Kırlangıç otu kullanımı’na dikkat, uzmanlar uyarıyor: "Gözlerine suyunu damlattı, göremez hale geldi"
3
07 Nisan 2026 Salı- 10:31
Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu
4
07 Nisan 2026 Salı- 10:27
Kütahya’da 4 yaşındaki hastaya umut olan başarılı beyin ameliyatı
5
07 Nisan 2026 Salı- 16:41
İbrahim Tatlıses hastanede, "Tedbiren yoğun bakıma servisine alınmıştır"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
Mükemmelliyetçi beklentiler estetik bağımlılığına yol açabiliyor
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Mutluhan Temizsoy, sosyal medyanın etkisiyle estetik yaptıran erkek sayısının arttığını ve yaş sınırının düştüğünü belirtirken; sürekli yeni operasyon taleplerinin ciddi bir estetik bağımlılığı riski taşıdığını vurguladı. Dr. Mutluhan Temizsoy, Estetik cerrahideki hasta profilinin sosyal medya ile birlikte değiştiğini ifade etti. Artık erkeklerin de estetik ameliyatlar için yoğun başvuru yaptığını ve bu durumun sosyal medyanın popülerliğinin doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti. Ayrıca Temizsoy, güzellik algısının değişmesiyle estetik yaptırma yaşının düştüğüne dikkat çekerek, özellikle mükemmeliyetçi beklentilerle başlayan sürecin, hastaların küçük deformiteler nedeniyle bile tekrar tekrar ameliyat olma isteği veya farklı vücut bölgelerine yönelme eğilimiyle "estetik bağımlılığına" ilerleyebileceği konusunda uyarılarda bulundu. "Estetik yaptıran erkeklerin sayısı artıyor" Artık erkeklerin de estetik ameliyat olduğuna dikkat çeken Dr. Mutluhan Temizsoy, "Bize başvuran hastalara baktığımız zaman, erkeklere nazaran kadınlar daha fazla estetik ameliyat olsa da son zamanlarda erkekler de estetik ameliyatlar için başvurmakta. Bunun başlıca sebeplerinden biri de sosyal medyanın günlük hayattaki popülerliğinin etkisi diyebiliriz" dedi. "Estetik yaptırma yaşı lise çağlarına kadar düşüyor" Sosyal medyanın etkisiyle estetik yaptırma yaşının ciddi derecede düştüğünden bahseden Mutluhan, "Normalde estetik ameliyat için kişinin reşit olması gerekiyor. Reşit olmayan, estetik ameliyat olma talebiyle de başvuran hastalarımız oluyor. Mesela kulak estetiği gibi. Kulak estetiği, okul çağında bazen sosyal problemlere sebep olabilmekte, çocuğun psikolojik gelişimlerini de olumsuz etkileyebilmekte. Bu tip durumlarda akran zorbalığının önüne geçmek için kulak estetiği gibi bir ameliyatı 18 yaşının altında yapabilmekteyiz" diye konuştu. "Ameliyata ihtiyaç olup olmadığını belirleyecek kişi hastanın kendisidir" Estetik ameliyatların gerekip gerekmediğini belirleyecek birinci kişinin hastanın kendisi olduğunu belirten Temizsoy, "Estetik ameliyatlar için tabi ki birinci karar hastaya ait. Bize başvuran hastalara ’Estetik gerekli mi, değil mi?’ şeklinde sorular gelebiliyor. Ancak gerekli olup olmadığına karar verecek kişi hastanın kendisidir. Bazı hastalarımız gerçeklerden biraz uzak ve biraz da takıntılı olabilecek şekilde mükemmeliyetçi bir beklenti içinde olabiliyorlar. Bu hastalar için psikolojik durumlarının hazır olmasını bekliyoruz. Beklemek çok doğru bir karar oluyor. Çünkü hastanın soru işaretlerini gidermek ve iyice emin olmasını sağlamak hastanın ameliyattan daha mutlu bir şekilde ayrılmasını sağlayabiliyor" şeklinde konuştu. "Estetik bağımlılığına yol açıyor" Dr. Mutluhan Temizsoy, estetik bağımlılığı ile ilgili son olarak şunları söyledi: "Bazı hastalarımız ameliyat olduktan sonra geçirdiği ameliyat bölgesiyle alakalı kafasında beliren soru işaretleri olabiliyor. Çok küçük deformiteler olsa da tekrar ameliyat olmak isteyebiliyor. Veya hasta bir burun ameliyatı oldu ve sonucunu beğendi. Bu sefer başka vücut bölgelerine doğru yönelip örneğin kulak ameliyatı ya da yüz germe ameliyatı gibi ameliyatlar olmayı talep edebiliyor ve bir noktadan sonra bu estetik bağımlılığına doğru ilerleyebiliyor."
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
Bursa Kanserle Savaş Derneği’nden Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ziyaret
Bursa Kanserle Savaş Derneği yönetimi ve AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, meme kanseri farkındalık ayı ve kanserle mücadele çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu makamında ziyaret etti. Tüm dünyada ve Türkiye’de Ekim ayı meme kanseri ve farkındalık ayı olarak dikkat çekerken AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Bursa Kanser Derneği Başkanı Ümit Ecemiş ve yönetimi Ankara’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile bir araya geldi. Görüşmede, Bursa’da kanser farkındalığını artırmaya yönelik projeler, erken tanı ve tarama faaliyetleri ile gönüllülük esaslı sosyal destek çalışmaları hakkında bilgi verildi. Başkan Ecemiş, özellikle meme kanseri farkındalığı, mobil mamografi tarama aracı iş birliği ve "Pembe Rota" projesinin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, erken teşhisin kanserle mücadelede hayati rol taşıdığını vurgulayarak, sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki katkılarının değerli olduğunu söyledi. Dernek heyeti, destekleri ve nazik ev sahipliği için Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na teşekkür ederken, ziyarete katkılarından dolayı Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç’a da şükranlarını iletti. "Erken Tanı Hayat Kurtarır" ilkesiyle çalışmalarını sürdüren Bursa Kanserle Savaş Derneği, farkındalık projelerine kararlılıkla devam edeceklerini bildirdi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:29
Tekrarlayan düşüklerin ardından gelen mutluluk
Kahramanmaraş’ta 6 kez düşük yapan bir anne uygulanan tedaviyle sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Önder Ercan, 6 kez düşük yapan bir hastasının uygun tedaviyle sağlıklı bir şekilde doğum yaptığını belirterek, "Bugün hastamızla mutlu sona ulaştık" dedi. Tekrarlayan gebelik kayıplarının hem tıbbi hem de psikolojik açıdan önemli bir durum olduğunu belirten Ercan, "Hastamızda daha öncesinde 6 gebelik kaybı vardı. Sebepler araştırılıp uygun tedaviler uygulandı ve bugün anne ile bebeğin kavuşmasına şahit olduk. Ailemizi tebrik ediyorum" dedi. Benzer vakaların sık görülebildiğini belirten Ercan, "Geçen hafta da 7 düşük öyküsü olan bir hastamız mutlu sona ulaştı. Günlük pratiğimizde bu tür olaylarla karşılaşıyoruz. Ancak bir defa olan düşükleri önemli kabul etmiyoruz, bu durum yaklaşık yüzde 15 oranında görülebilir. Fakat 3 ve üzeri düşüklerde ciddi araştırma yapılmalı ve uygun tedaviye başlanmalıdır" diye konuştu. Ercan, tekrarlayan gebelik kayıplarının aileler üzerinde ciddi stres oluşturduğuna dikkat çekerek, "Bu durum hem çevresel hem de psikolojik baskılara yol açabiliyor. Ancak uygun tetkik ve tedaviyle hastalarımız mutlu sona ulaşabiliyor" ifadelerini kullandı. Baba olmanın mutluluğunu yaşayan Mustafa Babutçu ise, "Önder Hoca’ya teşekkürler. Tedavimiz güzel sonuçlandı. Altıncı düşükten sonra yedinci kez gebelik sonucu yavrumuzu kucağımıza aldık. Allah razı olsun. Hastanemizden de yardımcı oldular" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:21
Güney’de ’Sağlıkla Yaşayan Türkiye’ yürüyüşü düzenlendi
Denizli’de Güney Devlet Hastanesi öncülüğünde düzenlenen "Sağlıkla Yaşayan Türkiye" yürüyüşü, ilçe protokolü, sağlık çalışanları ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Denizli’nin Güney ilçesinde, Güney Devlet Hastanesi tarafından sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla "Sağlıkla Yaşayan Türkiye" temalı yürüyüş etkinliği düzenlendi. İlçe kurum amirleri, kamu personelleri ve vatandaşların katıldığı etkinlikte birlik, dayanışma ve spor dolu anlar yaşandı. Yürüyüşün ardından sağlık çalışanları ile katılımcılar arasında şınav çekme yarışması ve kısa süreli dostluk maçı gerçekleştirildi. Etkinlik, hem sporun hem de sağlıklı yaşam farkındalığının önemini bir kez daha hatırlattı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 00:06
Seydikemer’de bazı üzümlerde yasaklı aktif madde tespit edildi
Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin 2025 yılı hasat öncesi pestisit denetimleri kapsamında, Seydikemer ilçesinde yapılan kontrollerde alınan üzüm numunesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 28 Temmuz 2023 tarihinde yasaklanan aktif madde (Dimethoate) tespit edildi. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilgili mevzuat gereği, söz konusu ürünler için idari yaptırım uygularken, hasada gelen ürünlerin imha işlemi gerçekleştirildi. Bitkisel üretimde gıda güvenliği ve tüketici sağlığının korunması amacıyla pestisit denetimlerinin ilgili birimler tarafından aralıksız devam edeceği açıklandı.
14 Ekim 2025 Salı - 20:45
Kastamonu’da 9 ayda 90 işletmeye 11 milyon 644 bin 539 TL ceza
Kastamonu’da 2025 yılı ieçrisinde gıda sağlığının korunması için yapılan denetimlerde, 90 işletmeye toplam 11 milyon 644 in 539 TL’de para cezası uygulandı. Kastamonu Valiliği koordinasyonunda tüketici sağlığının korunması, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşması için denetimler kesintisiz sürdürülüyor. Bu kapsamda, Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından 2025 yılının ilk 9 ayında 5 bin 598 denetim yapıldı, 174 şikayet değerlendirilerek gıdalardan alınan 253 numune analiz edildi. Yapılan denetimler neticesinde toplam 90 işletmeye idari yaptırım yapılarak 11 milyon 644 bin 539 TL para cezası uygulandı. 6 işletme hakkında da Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.
14 Ekim 2025 Salı - 18:25
Prof. Dr. Metintaş: "Akciğer kanserine karşı sigaradan uzak durun, çevrenize dikkat edin"
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, "Akciğer kanserinden korunmak için, akciğerlerimizle açık temas oluşturan özellikle sigara olmak üzere kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. Akciğer kanserinin kadınlarda meme kanseri sonrası 2’nci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Metintaş, aynı zamanda yaklaşık 20 milyon kanser hastasının yüzde 10’luk kesiminden fazlasını etkilediğini ifade etti. Ayrıca, akciğer kanserinin ortaya çıkış ve gelişim itibarıyla kompleks bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Bir insanda akciğer kanserinin ortaya çıkması için 2 gereklilik yerine gelmiş olmalıdır. İlki, insanın genetik taşınma olarak kanser yapıcı hücrelere dönüşmeye eğilimli hücrelere sahip olması. İkincisi, çevresel/dış ortam kaynaklı kanserojen maddelerle nefes yoluyla temas" dedi. "Normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler" Akciğer kanseri olmak için öncelikle genetik yapıda, dış ortamdaki çeşitli kanser yapma-kanser başlatma yeteneğine sahip maddelerle temas edildiğinde mutasyon/değişime uğrayacak hücreler taşıyor olmak gerektiğini, sonra da yaşanılan ortamda kanser yapıcı (kanserojen) maddelerle temas etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Metintaş "Bu maddeler, konu ettiğimiz hücreler ile temas ettiklerinde onların üzerinde mutasyon yaparak, onları değiştirip, farklılaştırırlar, onlar da atipik hücreler haline dönüşürler, yapıları ve bölünme/çoğalma hızları değişir, nihayet ortaya çıkarak çoğalan atipik, normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler" diye konuştu. "Alınabilecek tek önlem çevresel faktörleri azaltmak" Yaklaşık 20 yıl sürebilen bu seyre ’gen-çevre etkileşimi’ denildiğini aktaran Prof. Dr. Metintaş, genetik faktörler değiştirilemeyeceği için alınabilecek en ciddi önlemin çevresel faktörleri ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. Alınabilecek önlemlere değinen Prof. Dr. Metintaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir. Örneğin, sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Bazı kişiler, ’Babam 70 sene içti, 90 yaşında öldü’ diyorlar. Doğru, yukarıda anlattığım gen-çevre etkileşimi sigara içenlerin yüzde 15’inde akciğer kanseri gelişmesine yol açar ama bu yüksek bir oran değil mi? Ayrıca, iş yerlerinde de kanserojen madde teması muhtemel ise, iş güvenliği önlemlerine çok dikkat etmek gerekir. Çünkü iş yerlerinde kanserojen teması akciğer kanserinin ikinci önemli nedenidir." "Hava kirliliği de önemli bir etken" Yaşanılan kentin hava kirliliği seviyesinin de akciğer kanseri için dikkate alınması gereken bir diğer husus olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metintaş, havada esas kirliliğe yol açan ve akciğerlerimizin uç noktalarına kadar girebilen partiküllerin içinde asbest lifleri tespit edildiğini anlattı. Bu partiküllerin diğer kanserojenleri de taşıyabildiğini belirterek akciğer kanserinin sigaradan bağımsız olarak tüm kanserler içinde 7’nci sıraya yükseldiğini kaydetti. Ayrıca, nedensellik ilişkisi ortadan kaldırılabilirse akciğer kanserinin büyük oranda önemini kaybedeceğini ve aslında ’önlenebilir bir kanser’ olduğunu dile getirdi. "Akciğer kanserinde radikal tedaviler mümkün" Günümüz tıp teknolojileriyle teşhis sürecinin hızlı, kolay ve detaylı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Tedavide de yapılacak çok çok iş var. Artık akciğer kanserinde birçok hastada radikal tedavi mümkün. Hastanelerimizde bu imkanların tamamı var. Cerrahi yeni uygulamalar, artan radyoterapi seçenekleri, yan etkileri kontrol edilmiş kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ilaçları (akıllı ilaçlar) ve immünoterapi. Dahası yeni lokal tedavi seçenekleri ve ömrü uzatan destek tedaviler mevcut. Tedavilerin yan etkilerini önleyen, azaltan tedavi seçenekleri de var" diye belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 17:03
Bozüyük’te genel anestezi altında ilk diş tedavisi başarıyla tamamlandı
Bozüyük Devlet Hastanesi ameliyathanesinde 1 çocuk hastanın genel anestezi altında diş tedavisi başarıyla gerçekleştirildi. Bozüyük Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Bozüyük Devlet Hastanesi arasında Genel Anestezi Protokolü imzalandı. Bu çerçevede, 1 çocuk hastanın genel anestezi altında başarıyla gerçekleştirildi. Merkezde görev yapan Diş Hekimi Işıl Karahasanoğlu tarafından yapılan operasyon, ilk genel anestezi altında diş tedavisi olma özelliğini taşıdı. Bu adım sayesinde, özellikle tedavi korkusu yaşayan, engeli bulunan veya uzun süreli işlem gerektiren hastalara daha konforlu, güvenli ve modern bir tedavi imkanı sunulduğu belirtildi.
14 Ekim 2025 Salı - 16:17
Fethiye’de ticari yatta rahatsızlanan vatandaşa Sahil Güvenlikten tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye açıklarında seyreden ticari yatta rahatsızlanan vatandaş 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak yardım çağrısı yaptı. Yapılan yardım çağrısı sonrası bölgede bulunan Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yaralanan vatandaş kıyıda bekleyen 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
14 Ekim 2025 Salı - 16:13
Boyabat Devlet Hastanesi Acil Servisi yeniden hizmette
Boyabat Devlet Hastanesi’nde bir süredir devam eden yenileme çalışmalarının sona ermesiyle birlikte Acil Servis yeniden hizmete açıldı. Sinop’un Boyabat ilçesinde hizmet veren Boyabat Devlet Hastanesi’nde yürütülen yenileme çalışmaları kapsamında Acil Servis’in zemin yenileme ve tadilat işlemleri tamamlandı. Tamamlanan çalışmaların ardından Acil Servis, yeniden vatandaşların hizmetine açıldı. Yeni yapılan zemin, artırılmış dayanıklılığıyla dikkat çekerken, nem ve ağırlık direncinin güçlendirilmesi sayesinde daha uzun ömürlü bir kullanım imkânı sunuyor. Ayrıca, hijyenik ve kolay temizlenebilir özellikleriyle hasta güvenliği ve konforu da ön planda tutuldu. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, ameliyathane ve yoğun bakım ünitesinde ise tadilat çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Yetkililer, bu birimlerdeki çalışmaların da en kısa sürede tamamlanarak yeniden hizmete açılmasının planlandığını belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 16:07
Türkiye’de 30 bin insan tromboz sebebiyle hayatını kaybediyor
Hematoloji Uzmanı Dr. Zafer Serenli Yeğen, Türkiye’de her yıl 30 bin kişi tromboz hastalığı sebebiyle hayatını kaybettiğini söyledi. Uzmanlar, tromboz yani kan pıhtılaşmasını modern çağın en ağın en yaygın ve tehlikeli sağlık sorunlarından biri olarak nitelendiriyor. Her yıl dünyada 30 milyon, Türkiye’de ise 30 bin insan tromboz sebebiyle hayatını kaybediyor. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Hemotoloji Uzmanı Dr. Zafer Serenli Yeğen, "Milyonlarca insanın yaşamını etkileyen damar tıkanıklıklarına karşı toplumsal bilinç oluşturmalıyız. Her yıl milyonlarca insan tromboz sebebiyle yaşamını yitiriyor. Bu sayı, meme ve akciğer kanserinden ölen hasta sayısı toplamından daha fazladır. Pıhtı yaş, cinsiyet ve ırk ayrımı yapmadan herkesi etkileyebilir. Uzun süre hareketsizlik, pıhtı oluşumu için önemli bir risk faktörüdür" dedi. Düzenli kontrol ve sağlıklı yaşam Tromboza karşı erken tanı ve uygun tedavinin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Dr. Serenli Yeğen, tromboz riskini arttıran faktörleri şu şekilde sıraladı: "Hareketsizlik, obezite ve sağlıksız beslenme, sigara kullananma, cerrahi operasyonlar ve hastanede uzun süreli yatış, kanser hastalıkları ve tedavileri ileri yaş, genetik faktörler, gebelik vehormon replasman tedavileri,östrojen içeren doğum kontrol haplar tromboz riskini artırıyor. Peki, trombozdan korunmak mümkün mü? Elbette ki mümkün. Araştırmalar pıhtıya bağlı ölümlerin en az yarısının önlenebilir olduğunu gösteriyor. En önemlisi sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek. Düzenli fiziksel aktivite yaparak hareketsiz yaşamdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek: Bol sebze-meyve tüketmek, şeker ve tuz alımını kısıtlamak, bol su içmek, sigaradan uzak durmak, uzun süre hareketsiz kalmamak, özellikle uzun yolculuklarda düzenli hareket etmek ve kilo kontrolüne önem vermek. Bununla birlikte ailenizde erken yaşta kalp hastalığı, ani ölüm, diyabet veya kolesterol yüksekliği gibi sorunlar varsa, mutlaka hekiminizle görüşerek risk değerlendirmesi yaptırmalısınız."
14 Ekim 2025 Salı - 15:59
Uzman açıkladı: "Akıllı lenslerle gözlüksüz net görüş mümkün"
Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. Liv Hospital Samsun Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, akıllı lenslerin katarakt ve görme bozukluğu tedavisinde sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Göz sağlığı alanındaki teknolojik gelişmeler, özellikle "akıllı lens" uygulamalarıyla görme sorunlarının tedavisinde yeni bir dönem başlattı. Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu söyleyen Opr. Dr. İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. "Katarakt ve ileri yaş görme bozukluklarında tercih ediliyor" Opr. Dr. İlgüy, akıllı lenslerin en sık katarakt ameliyatlarında tercih edildiğini belirterek, "Katarakt ameliyatı sırasında gözdeki saydamlığını yitirmiş lens çıkarılarak yerine akıllı lens yerleştirilir. Bu sayede kişi ameliyat sonrası hem katarakttan kurtulur hem de gözlük ihtiyacı büyük oranda ortadan kalkar" diye konuştu. Ayrıca İlgüy, miyop, hipermetrop, astigmat veya presbiyopi (yakın görme bozukluğu) gibi sorunları olan ve lazer tedavisine uygun olmayan 40 yaş üstü kişilerde de akıllı lenslerin etkili bir seçenek olduğunu söyledi. "Her göz akıllı lense uygun olmayabilir" Her bireyin bu ameliyat için uygun olmadığını vurgulayan Dr. İlgüy, "Göz tembelliği ve şaşılığı olanlar, ileri sarı nokta hastalığı veya diyabete bağlı retina hasarı bulunan kişiler için akıllı lens uygun değildir. Ayrıca kornea yapısı ileri derecede bozuk olanlar ya da kontrolsüz göz tansiyonu bulunanlarda bu uygulama önerilmez" ifadelerini kullandı. "Akıllı lensin sağladığı avantajlar" Akıllı lenslerin en önemli avantajının, farklı mesafelerde gözlüksüz net görüş sağlaması olduğunu ifade eden Op. Dr. İlgüy, "Katarakt ameliyatı sırasında takılan akıllı lensler ömür boyu göz içinde kalabilir. Göz numaraları sabitlenir ve ilerlemez. Tek bir ameliyatla hem katarakt tedavisi hem de uzak ve yakın görüş düzeltmesi sağlanır. Takıp çıkarma veya zamanla değiştirme gerekmez" açıklamasında bulundu. "Ameliyat öncesi dikkat edilmesi gerekenler" Dr. Serdar İlgüy, akıllı lens ameliyatının cerrahi bir işlem olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Her cerrahide olduğu gibi akıllı lens uygulamalarında da düşük oranda komplikasyon riski vardır. Bu nedenle ameliyat kararı, hasta ile hekim tarafından detaylı değerlendirme sonrasında verilmelidir. Gereksiz cerrahi işlemlerden kaçınılmalı ve hasta bilgilendirilmelidir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder