SAĞLIK
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32 Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
EMŞAV’dan hayatını kaybeden polis memuru için açıklama: "Devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:35 EMŞAV’dan hayatını kaybeden polis memuru için açıklama: "Devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır" SAMSUN (İHA) – Ankara’da araç muayene istasyonunda yaşanan darp olayının ardından hayatını kaybeden polis memuru için Samsun Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı (EMŞAV) Karadeniz Bölge Başkanlığı tarafından basın açıklaması yapıldı. 2 Şubat’ta Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki araç muayene istasyonunda, polis memuru Melih Okan Keskin’e (44) iddiaya göre aracının park lambası arızalı olduğu gerekçesiyle muayeneden geçemeyeceği bildirildi. Arızayı kabul etmeyen Keskin ile çalışanlar arasında tartışma çıktı. Bir grup tarafından darbedildiği öne sürülen Keskin, hastaneye gitti. Beyninde kayma ve kanama tespit edilen Keskin, ameliyat sonrası yoğun bakımda 5 Şubat’ta hayatını kaybetti. Yaşanan olayın ardından EMŞAV Karadeniz Bölge Başkanlığı tarafından Samsun’un İlkadım ilçesindeki vakıf binasında basın açıklaması düzenlendi. Şehit ve gazi yakınları adına konuşan EMŞAV Karadeniz Bölgesi Hukuk İşleri Başkanı Avukat Kürşat Bilgehan Bulat, saldırıyı kınadıklarını belirtti. "Takipçisi olacağız" Bulat tarafından yapılan açıklamada, "Bugün burada, hunharca katledilen bir polis memurumuzun acısı ve öfkesiyle konuşuyoruz. Kamu düzenini ve toplum güvenliğini sağlamakla görevli bir kamu görevlisine yönelik bu saldırı, yalnızca bir kişiye değil; hukuka, devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır. Muayene istasyonunda, hiçbir meşru gerekçesi olmayacak şekilde gerçekleştirilen bu menfur olay, hukuk devleti ilkesini hedef almıştır. Bir polis memurunun can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir ortamın kabul edilebilir hiçbir yönü yoktur. Bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor, hayatını kaybeden polis memurumuza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm Emniyet Teşkilatı’na başsağlığı diliyoruz. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki; bu olayın failleri ve azmettiricileri hakkında yürütülecek adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Soruşturmanın etkin, şeffaf ve gecikmeksizin yürütülmesi, cezasızlık algısına kesinlikle izin verilmemesi hukukun ve adaletin bir gereğidir. Hukukun üstünlüğüne inananlar olarak, kamu görevlilerine yönelik şiddetin normalleştirilmesine asla sessiz kalmayacağız. Adalet yerini bulana kadar sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" diye konuştu. Basın açıklamasına EMŞAV Karadeniz Bölge Başkanı Gazi Bilal Erim, EMŞAV Samsun İl Başkanı Gazi Kenan Kaptan ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.
Mersin’de kan veren itfaiye erleri öğrencilerden alkış aldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:48 Mersin’de kan veren itfaiye erleri öğrencilerden alkış aldı Mersin’de Kızılay’ın ‘Okulumda Kanpanya Var’ projesi kapsamında kurulan kan bağışı çadırına itfaiye erleri de destek verdi. Okul bahçesinde kan bağışında bulunan itfaiyeciler, öğrenciler tarafından alkışlandı. Mersin’de Kızılay tarafından Türk Telekom İlkokulu’nda ‘Okulumda Kanpanya Var’ projesi kapsamında kan bağışı çadırı kuruldu. Okul bahçesinde gerçekleştirilen kampanyaya en yoğun katılımı Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Akdeniz Grup Amirliğinde görevli itfaiye erleri sağladı. Veliler, öğretmenler ve farklı meslek gruplarından vatandaşların da destek verdiği kampanyada çok sayıda itfaiye eri sıraya girerek kan bağışında bulundu. Görevleri gereği hayat kurtaran itfaiyeciler, bu kez kan vererek örnek bir dayanışma sergiledi. "Bir ünite kan bir hayat demektir" Kan bağışında bulunan itfaiye erlerini öğrenciler alkışlarla karşıladı. Kampanyaya destek veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Akdeniz Grup Amirliğinde görevli itfaiye amiri Mehmet Atılgan, "Biz itfaiyeciler olarak görevimiz sadece yangınlara müdahale etmek değil, hayat kurtarmaktır. Bugün de Kızılay’a kan vererek bir hayata umut olmak istedik. Çünkü kan acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır. Herkesi bu dayanışmaya davet ediyorum. Unutmayalım, bir ünite kan bir hayat demektir" ifadelerini kullandı.
Çikolata ve kafein reflü şikâyetlerini artırabilir
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:11 Çikolata ve kafein reflü şikâyetlerini artırabilir Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, çikolata ve kafein tüketiminin reflü şikayetini arttırabileceğini söyledi. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, halk arasında "reflü" olarak bilinen gastroözofagial reflü hastalığının, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan ve toplumda oldukça yaygın görülen bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Reflüde en sık görülen şikayetlerin mide yanması, göğüs ağrısı, ağıza acı su gelmesi ve yutma güçlüğü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ecemiş, bazı hastalarda kuru öksürük, ses kısıklığı ve boğazda gıcık hissi gibi yemek borusu dışı ekstra belirtilerle de kendini gösterebileceğini ifade etti. "Beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı etkili" Reflü hastalığının oluşumunda yanlış beslenme alışkanlıklarının ve obezitenin etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Ecemiş, "Yağlı, baharatlı, asitli yiyecekler, çikolata, kafein ve sigara reflü yakınmalarını artırabilir. Özellikle yemek sonrası hemen yatmak, mide basıncını artırarak şikâyetleri tetikler" dedi. Tedavide ilk adımın yaşam tarzı değişiklikleri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Ecemiş, reflü hastalarının kilo vermeleri, küçük porsiyonlarla beslenmeleri ve yatmadan en az 2 saat önce yemek yemeyi bırakmaları gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, reflünün tanısında gerekirse endoskopik inceleme yapıldığını ve uzun süre tedavi edilmeyen hastalarda yemek borusunda hasar, ülser ve Barrett özofagusu gibi komplikasyonların gelişebileceğini söyledi. Erken tanı ve düzenli takip ile bu komplikasyonların önlenebileceğini belirten Uzm. Dr. Ecemiş, "Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen reflü, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Gecikmeden uzman hekime başvurulmalı" şeklinde konuştu.
Sezaryen sonrası normal doğum mümkün
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:55 Sezaryen sonrası normal doğum mümkün Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Erkan Aslan, uygun şartlar sağlandığında ve deneyimli bir ekip eşliğinde sezaryen sonrası normal doğumun güvenle gerçekleşebileceğini söyledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Erkan Aslan, kamuoyunda sıkça sorulan "Sezaryen sonrası normal doğum olur mu" sorusuna açıklık getirerek bilgilendirmede bulundu. Opr. Dr. Erkan Aslan, her anne adayının durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Bu yaygın yanlış, güncel tıbbi veriler ışığında değişebiliyor. Uygun şartlar sağlandığında ve deneyimli bir ekip eşliğinde sezaryen sonrası normal doğum güvenle gerçekleştirilebilir. En doğru karar, detaylı muayene ve değerlendirme sonrası verilir. Öncelikle sezaryen ve normal doğum arasındaki farkları da söylemek gerekir" dedi. "Sezaryen doğum, bebeğin anne karnından cerrahi bir operasyonla alınmasıdır" diyen Opr. Dr. Erkan Aslan, "Genellikle anne veya bebek için riskli durumlarda tercih edilir. Acil müdahale gerektiğinde hayat kurtarıcıdır; ancak cerrahi bir işlem olduğu için iyileşme süreci normal doğuma göre daha uzun olabilir. Normal doğum ise bebeğin doğal doğum kanallarından dünyaya gelmesiyle gerçekleşir. Anne doğum sonrası daha hızlı toparlanır, enfeksiyon riski daha düşüktür ve doğumdan hemen sonra anne-bebek teması sağlanabilir. İki doğum arasındaki farklar; iyileşme süresidir. Normal doğumda kısa, sezaryende daha uzun. Cerrahi risk, sezaryende mevcut, normal doğumda yok. Hastanede kalış, sezaryende daha uzun. Sonraki gebelikler, sezaryen sayısı arttıkça riskler de artar" diye konuştu. Normal doğum hakkında da bilgi veren Opr. Dr. Erkan Aslan, "Sağlık Bakanlığı’nın kılavuzlarına göre sezaryen sonrası normal doğum belirli şartlar sağlandığında mümkündür. Bu şartlar arasında daha önce yalnızca bir kez sezaryen doğum yapılmış olması, son sezaryen doğumun üzerinden en az 5 yıl geçmiş olması, annede ek bir sağlık sorununun bulunmaması, doğumun, uygun fiziki şartlara sahip ve acil müdahaleye hazır bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bu anlamda anne adaylarının kulaktan dolma bilgiler yerine uzman hekim görüşüne başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu.
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Pedodonti Kliniği hizmete girdi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:48 MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Pedodonti Kliniği hizmete girdi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nde yeni Pedodonti Kliniği’nin açılışı gerçekleştirildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde kurulan yeni Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Kliniği hizmet vermeye başladı. Çocuk hastaların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak açılan klinik, modern donanımı ve çocuk dostu yaklaşımıyla bölge halkına ağız ve diş sağlığı hizmeti sunacak. Yeni klinikte çocuk ve genç bireylerin ağız ve diş sağlığının korunmasına yönelik koruyucu uygulamalar, çürük tedavileri, restoratif işlemler, travma tedavileri ve gerekli görülen diğer pedodontik tedaviler gerçekleştirilecek. Ayrıca klinik, Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin uygulamalı eğitim süreçlerine katkı sağlayarak nitelikli diş hekimlerinin yetişmesine de destek olacak. Kliniğin açılış törenine katılan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Deniz Ülgen ve Prof. Dr. Mustafa Gökçe, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Aladağ ve öğrencilerle birlikte incelemelerde bulundu. Açılış kurdelesini kesen MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kliniğin Muğla’ya hayırlı olmasını dileyerek, "Erken yaşta kazanılan ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları yaşam boyu sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle çocukların düzenli diş hekimi kontrolüne getirilmesi oldukça önemlidir. Pedodonti Kliniğimiz Muğla’ya hayırlı olsun" dedi. Pedodonti Kliniğinin faaliyete geçmesiyle birlikte Muğla ve çevre illerde yaşayan çocukların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine daha kolay erişmesi hedefleniyor.
25 yıllık tiryakiler sigarayı bıraktı, hayatları değişti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:27 25 yıllık tiryakiler sigarayı bıraktı, hayatları değişti Samsun’un Canik ilçesinde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvuran vatandaşlar, uzun yıllar süren sigara bağımlılığını nasıl geride bıraktıklarını anlattı. Kimi 20, kimi 25 yıl sigara içtiğini belirten vatandaşlar, sigarayı bıraktıktan sonra yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. Canik ilçesinde faaliyet gösteren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği, ücretsiz verdiği hizmetle uzun yıllar sigara kullanan vatandaşlara umut oldu. 20 ve 25 yıllık tiryakiler, aldıkları destekle sigarayı bırakarak yaşam kalitelerindeki değişimi anlattı. Sigarayı bırakan 51 yaşındaki Ayşe Torgay, kararı hem sağlığı hem de torunu için aldığını belirterek, "Sigarayı önce sağlık için sonra da canım ciğerim torunum için bırakmaya karar verdim. Kızım sürekli ’anne sigara kokuyorsun, torunun seni nasıl sevecek’ diyordu. O anda kafama koymuştum. Okulda çalışıyorum. Bir öğretmenimiz bana Canik Sağlıklı Hayat Merkezi’nde sigara bırakma polikliniği olduğunu söyledi. Hemen randevu aldım ve sigarayı tamamen bıraktım. 20 yıl boyunca sigara içtim. Son zamanlarda abartmaya başlamıştım. Merdiven çıkamıyordum, nefes nefese kalıyordum. Şimdi çok rahat çıkıyorum, gayet iyiyim" dedi. "Artık yemeklerden tat alabiliyorum" Yaklaşık 25 yıl sigara kullandığını ifade eden İlhan Şahin ise eşinin merkeze gelmesiyle polikliniği fark ettiklerini söyleyerek, "Eşim Canik Sağlıklı Hayat Merkezi’nde Gebe Okulu’na geldiği sırada sigara bırakma polikliniğini görmüş. Sonrasında randevu aldım ve tedaviye başlayarak ilaç desteğiyle sigarayı bıraktım. Sigarayı bırakmadan önce yürürken, rampa çıkarken yoruluyordum, nefes darlığı yaşıyordum. Yediğimiz yemeklerden tam tat alamıyordum. Sigarayı bırakalı 3 ay oldu, şu an gayet iyiyim. İştah artışı ve kilo alma oluyor. Daha önce kendi başıma bırakmayı denedim ama sinirli ve agresif oluyordum. Şimdi bıraktım ve iyiyim" diye konuştu. "150’ye yakın kişi sigarayı bıraktı" Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Elif Nur Gülen ise sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak, "Sigarayı bırakmak isteyen ancak daha önce başarısız olan ya da hiç başvuru yapmamış vatandaşlarımız merkezimize gelerek danışmanlık hizmeti alabilirler. Sigara Bırakma Polikliniğimiz son 3 yılda 600 vatandaşımıza danışmanlık hizmeti verdi. Bu kişilerden yaklaşık 150’si sigarayı bıraktı. MHRS üzerinden ya da ALO 182’yi arayarak randevu oluşturulabilir. Ayrıca merkezimize gelerek de randevu alınabilir" ifadelerini kullandı.
Ramazan’da tatlı tercihi hafiflerken, kestane şekeri öne çıkıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:20 Ramazan’da tatlı tercihi hafiflerken, kestane şekeri öne çıkıyor Ramazan’da uzun süren açlık sonrası ağır şerbetli tatlılar yerine daha dengeli seçeneklere yönelim artıyor. Bu dönemde ölçülü tüketildiğinde kestane şekeri, hem pratik hem de geleneksel bir tatlı alternatifi olarak öne çıkıyor. Ramazan ayı yaklaşırken, iftar ve sahur sofralarında tatlı tüketimi de yeniden gündeme geldi. Uzun süren açlık sonrası vücudun bir anda ağır şeker ve yağ yüküyle karşılaşması, sindirim sistemi ve kan şekeri dengesi açısından dikkat gerektirirken, Ramazan’da tatlı tercihlerinin daha "hafif ve dengeli" seçeneklere yöneldiği ifade ediliyor. Bu dönemde özellikle ağır şerbetli tatlılar yerine, daha kontrollü içeriklere sahip geleneksel lezzetler ön plana çıkıyor. Lif, mineral ve vitamin içeriğiyle bilinen kestanenin tatlı formu olan kestane şekeri ise ölçülü tüketildiğinde hem tatlı ihtiyacını karşılayan hem de daha dengeli bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazara, Cardelion markasıyla ise yurt dışına Bursa kestane şekeri üreten İlka Şekerleme’nin Genel Müdürü Mümin Akgün, Ramazan’da tatlı tüketiminde "ölçü" vurgusunun daha da önem kazandığını belirtti. Akgün, kestanenin doğal yapısının potasyum başta olmak üzere çeşitli minerallerle desteklendiğini, B grubu vitaminleri ve lif oranı sayesinde sindirim açısından daha dengeli bir seçenek sunduğunu dile getirdi. Bu özellikleriyle kestanenin, özellikle iftar sonrası ağır tatlılar yerine daha kontrollü bir alternatif arayan tüketiciler için öne çıktığını ifade eden Akgün, kestane şekerinin de bu doğal ürünün kontrollü bir tatlı formu olarak Ramazan sofralarında yer bulabileceğini söyledi. "Ölçü çok önemli, doğal tatlılar tercih edilmeli" Ramazan döneminde tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çeken Mümin Akgün, bu süreçte vücudu zorlamayan, dengeli içeriklere sahip tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Akgün, "Ramazan’da iftar sonrası tatlı tüketimi artabiliyor. Bu süreçte ağır seçenekler yerine, daha dengeli içeriklere sahip ürünler tercih edilmeli. Kestane şekeri de ölçülü tüketildiğinde hem tatlı ihtiyacını karşılayabilen hem de enerji desteği sunabilen seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı. Ramazan sofralarında geleneksel bir Bursa lezzeti Bursa’nın simge lezzetlerinden biri olarak kabul edilen kestane şekeri, Ramazan döneminde de hem iftar sonrası hem de sahurda küçük porsiyonlarla tüketilebilecek pratik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Özellikle ağır şerbetli tatlılar yerine daha dengeli bir alternatif arayan tüketiciler için kestane şekeri, geleneksel lezzetiyle Ramazan sofralarında yerini koruyor.
Özel öğrenciler "Birlikte pişirdik, birlikte başardık"  etikliğinde buluştu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:09 Özel öğrenciler "Birlikte pişirdik, birlikte başardık" etikliğinde buluştu Medical Point Gaziantep Hastanesi ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi iş birliğinde gerçekleştirilen anlamlı sosyal sorumluluk projesi, özel öğrencilerimizin katılımıyla unutulmaz anlara sahne oldu. "Birlikte Pişirdik, Birlikte Başardık" sloganıyla hayata geçirilen etkinlikte, Özel ihtiyaçlı öğrenciler Gaziantep yöresine ait geleneksel lezzetler omaç ve bastık yaparak hem kültürel mirasa sahip çıktı hem de mutfaktaki hünerlerini sergiledi. Gaziantep mutfağının önemli değerlerinden olan omaç ve bastık, öğrencilerin emeği ve özeniyle hazırlanırken ortaya hem lezzetli hem de duygu dolu anlar çıktı. Etkinlik boyunca öğrenciler takım ruhu içinde çalışarak üretmenin ve paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. Etkinliğe ev sahipliği yapan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi, özel bireylerin sosyal hayata aktif katılımını destekleyen örnek bir organizasyona imza atarken; etkinliğin tüm malzeme temini, mutfak kurulumu ve organizasyon altyapısı Medical Point Gaziantep Hastanesi tarafından sağlandı. Programın jüri koltuğunda ise birbirinden değerli isimler yer aldı. Mutfak Sanatları Merkezi’nin önemli temsilcilerinden, aynı zamanda Musem Akademi’nin kurucularından ve koordinatör şefi Doğa Çitçi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi Şube Müdürü Yılmaz Kayalı, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı ve Engelli Yaşlı ve sağlık hizmetleri daire başkanı Yusuf Çelebi, Gaziantep’in bağrından çıkmış sevilen komedyen Ali Celal Aydıner ve Gaziantep’in ünlü şeflerinden Cuma Kaplan jüri üyeleri oldu. Jüri üyeleri, öğrencilerin büyük emek ve özenle hazırladığı yöresel lezzetleri değerlendirirken günün sonunda en anlamlı kararı verdi. Tüm öğrenciler birinci ilan edilirken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi tarafından etkinliğe katılan öğrencilere ayakkabı hediye edilerek günün anısına anlamlı bir armağan takdim edildi. Etkinliğe Medical Point Gaziantep Hastanesi’ni temsilen, Başhekim Yardımcısı ve Biyokimya Uzmanı Uzm. Dr. Nuri Orhan, Baş Hemşire Sema Serpil Kılıç, İnsan Kaynakları Müdürü Osman Tan, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Erkan Altuncu, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Özer Erzurumluoğlu, Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl ve Ayaktan Hasta Hizmetleri personeli Gizem Beyza Tunç katıldı. Yetkililer, bu tür projelerin özel bireylerin özgüven gelişimine katkı sağladığını ve toplumsal farkındalığı artırdığını vurgulayarak sosyal sorumluluk çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti.
Sivas’ta 100 özel çocuğa akıllı takip cihazı dağıtıldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:58 Sivas’ta 100 özel çocuğa akıllı takip cihazı dağıtıldı Sivas Belediyesi, Akıllı Takip Projesi kapsamında özel ihtiyaçlı çocukların güvenliği için 100 akıllı takip cihazı dağıttı. Sivas Belediyesi tarafından yürütülen Akıllı Takip Projesi kapsamında, özel ihtiyaçlı çocukların güvenliğini artırmak ve ailelerin günlük yaşamda daha huzurlu hissetmelerini sağlamak amacıyla 100 adet akıllı takip cihazı dağıtıldı. Proje çerçevesinde; ağır otizmli, ağır ve çok ağır zihinsel gelişim farklılığı bulunan, az gören ve görme güçlüğü yaşayan 7-15 yaş aralığındaki özel ihtiyaçlı çocuklar için yeni bir destek çalışması başlatıldı. Cihazlar, isminin açıklanmasını istemeyen hayırsever bir iş insanı tarafından Sivas Belediyesi’ne bağışlandı. İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün katkılarıyla belirlenen öğrencilere cihazların dağıtımı gerçekleştirildi. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen dağıtım programına; Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, özel çocuklar ve aileleri katıldı. "Yanımızda birilerinin olduğunu hissediyoruz" Dağıtım programında veliler adına konuşan Dilek Çakmak, özel ihtiyaçlı çocuk annesi olmanın zorluklarına dikkat çekerek, "Özel çocuk annesi olmak gerçekten çok zor; anlatılmaz, yaşanır. Bu tür programlar bizi çok duygulandırıyor, çünkü yanımızda ve arkamızda birilerinin olduğunu hissediyoruz. Sayın Belediye Başkanımız Dr. Adem Uzun’a anlamlı destekleri için yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Annelerin gözü arkada kalmayacak Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Hüseyin Özcan ise Başkan Dr. Adem Uzun’un hem akademisyen kimliği hem de özel ihtiyaçlı çocukların eğitimine verdiği destekten duydukları memnuniyeti ifade ederek "Bugün en çok da annelerin gözünün arkada kalmaması için çok kıymetli bir cihaz desteği sağlanıyor. Sayın Başkanımızın bu cihazların temini ve öğrencilerimize ulaştırılması noktasındaki katkısı son derece değerlidir. Kurumumuz ve şahsım adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. "Cihazlar ailelerimize büyük kolaylık sağlayacak" Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun da yaptığı konuşmada, dağıtılan cihazların hem çocukların güvenliğini artıracağını hem de velilere büyük kolaylık sağlayacağını vurgulayarak "Anahtarlık formunda olan bu cihazlar çocuklarımızın en önemli ihtiyaçlarından birine cevap verecek. Velilerimiz, Android ya da iOS işletim sistemine sahip telefonları üzerinden çocuklarını kolaylıkla takip edebilecek. Cihaz; çocuğun kıyafetine, çantasına ya da engelli aracına rahatlıkla yerleştirilebiliyor. Zaman zaman basında kaybolan çocuk haberleriyle karşılaşıyoruz. Bu çalışmayla olumsuzluklara karşı da bir önlem almış oluyoruz" dedi. Projeye destek veren hayırsever iş insanına da teşekkür eden Uzun, "İstanbul ziyaretlerimiz sırasında Sivaslı iş insanlarımızla bir araya geliyoruz. Bu projeye 100 cihaz bağışlayan kıymetli iş insanımız isminin açıklanmasını istemedi. Ben de huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren engelli kardeşlerimizin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.