SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Yüzlerce kişi sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüdü
07 Nisan 2026 Salı - 18:19 Yüzlerce kişi sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüdü Çorum’da 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen yürüyüşte yüzlerce kişi ellerindeki sağlıklı yaşama dikkat çeken dövizlerle yürüdü. Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen yürüyüş, Çorum’da da 7’den 70’e yüzlerce vatandaşı bir araya getirdi. Kadeş Barış Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri ve vatandaşlar, Veli Paşa Konağı’na kadar yürüdü. Daha sonra buradaki meydanda düzenlenen etkinlikte, hareketli yaşamın teşvik edilmesi ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliğin sonunda çocuklar, gençler ve vatandaşlar birlikte "erik dalı" oynadı. Yürüyüşte konuşan Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Demirkıran, sporun sadece spor müsabakalarında yapılmadığını, sağlıklı yaşam için de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Demirkan, sporun sosyal yaşama da önemli katkı sağladığına dikkat çekti. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Hüseyin Göksal da Dünya Sağlık Günü temasının ‘sağlık için birlikte, bilimin yanında dur’ olarak belirlendiğini belirterek, temanın sağlık hizmetlerinin planlanması aşamasında bilimsel bilginin rehberliğine ve toplumsal iş birliğin önemini vurguladığını söyledi. Yürüyüşe Çankırı Vali Yardımcısı Cengiz Nayman, Çorum Belediye Başkan Tardımcısı Turhan Candan ve kurum müdürleri de katıldı.
Kanserde büyük kesiler yerine milimetrik dokunuşlar
07 Nisan 2026 Salı - 15:27 Kanserde büyük kesiler yerine milimetrik dokunuşlar Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bilgehan Poyrazoğlu, gelişmiş teknoloji sayesinde kanser tedavisinde ileri görüntüleme yöntemleri eşliğinde gerçekleştirilen laparoskopik ve minimal invaziv cerrahilerle, büyük kesiler yerine milimetrik girişlerle operasyonların tamamlandığını söyledi. Büyük Anadolu Hastanesi, her yıl binlerce kişinin hayatını etkileyen kansere karşı farkındalık çağrısında bulundu. Günümüzde görülme sıklığı artan bu hastalıkla mücadelede en güçlü silahın ‘bilinçli birey ve erken teşhis’ olduğu vurgulanırken, tıbbın sunduğu yeni nesil teknolojilerin tedavi başarısını yüzde 90’ların üzerine çıkardığı ifade edildi. Kanserle mücadelede zamanın en kritik faktör olduğunu belirten hastane uzmanları, vücuttaki olağan dışı değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Uzun süreli ses kısıklığı, iyileşmeyen yaralar, açıklanamayan kilo kaybı veya vücuttaki şişlikler gibi belirtilerin erken dönemde yakalanması, hastalığın yayılmadan kontrol altına alınmasını sağlıyor. Bu noktada düzenli sağlık taramaları ve kişiye özel hazırlanan check-up programları, henüz belirti vermeyen riskleri dahi gün yüzüne çıkararak hayati bir koruma kalkanı oluşturuyor. Cerrahi müdahaledeki teknolojik dönüşüme dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bilgehan Poyrazoğlu, gelişen yöntemlerin hasta konforunu en üst seviyeye taşıdığını ifade ederek, "Kanser cerrahisinde artık sadece tümörü temizlemeyi değil, hastanın yaşam kalitesini korumayı da hedefliyoruz. Gelişmiş görüntüleme eşliğinde gerçekleştirdiğimiz laparoskopik ve minimal invaziv cerrahiler sayesinde büyük kesiler yerine milimetrik girişlerle operasyonlarımızı tamamlıyoruz. Bu durum enfeksiyon riskini minimize ederken hastalarımızın sosyal hayata çok daha hızlı dönmesine imkan tanıyor. Doğru tedavi ancak kusursuz bir teşhisle mümkündür. Hastanemizde kanser hastaları onkoloji konseyinde branş hekimleri tarafından multidisipliner şekilde değerlendirilerek en doğru tedaviye karar veriliyor. Bu önemli bir konu. Ayrıca hastane bünyesinde kullandığımız yüksek çözünürlüklü radyolojik cihazlar ve patolojik inceleme teknikleri ile kanserin haritasını henüz başlangıç aşamasında çıkarabiliyoruz. Özellikle cerrahi sınırların belirlenmesinde ve tümörün temizlenmesinde kullanılan sistemler sayesinde operasyonel başarımız uluslararası standartlara taşınıyor" dedi. Kanserin bir yazgı olmadığını, yönetilebilir bir süreç olduğunu hatırlatan Poyrazoğlu, toplumun her kesimini tarama programlarına dahil olmaya davet etti. Genetik yatkınlığı olan veya belirli bir yaş sınırını aşmış bireylerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi uzman kontrolünden geçmesinin önemine değindi. Kanserle mücadelede multidisipliner bir yaklaşımın esas olduğunu vurgulayan Poyrazoğlu, onkoloji, cerrahi ve radyoloji birimlerinin koordineli çalışmasıyla pek çok hastanın sağlığına kavuştuğunu ifade etti.
Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli
07 Nisan 2026 Salı - 15:13 Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek vatandaşları düzenli tarama ve kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı. Kanser hastalarında özellikle tanı anında, metastatik anda genetik yol haritası bilinirse uygulanacak tedavinin temelini oluşturacağını belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Geç kalmadan erken tanı, erken tümörün tanısını ve erken tümörün genetik yol haritasını bilmek hastaya şifa olma açısından önem kazanmaktadır. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri çok sık görülmekte. Ama baktığınız zaman mesela kolorektal (kolon) kanseri her iki grupta da hem sık görülmekte hem de önemli bir kanser türü olarak bilinmekte" dedi. Kanser tedavisinde yol haritası önemli Ailede büyüklerde değil gençlerde kanser varsa endişe duyulması gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Petekkaya, "Aile içerisinde özellikle gençlerde varsa bundan endişelenmeliyiz. Ya da bu hastalarımızda birkaç kanser birden varsa endişelenmeliyiz. Mesela çok yaşlı büyük annenizde var, bu sizin için endişelendirici ya da korkutucu olmamalı" ifadelerini kullandı. Kanserde doğru tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Tecrübeli genetikle çalışan bir genetik merkezinin tanısıyla verilecek bir tedavi var, bir de klasik merkezlerimizde verilecek bir tedavi var. Bir kere kanserin yol haritasını çizmek zorundasınız. Arabaya bindiniz, Ankara’ya, İstanbul’a yola çıkacaksınız. Siz yolu bilirseniz hedefe ulaşabilirsiniz. O yüzden bu çok önemli. Neden çok önemli? Herkesin parmak izi nasıl farklıysa her kanserin de parmak izi, genetik yolu çok farklıdır. Metastatik dönemde ne kadar erken bunu keşfeder, buna yönelik tedavi verirsek o kadar başarılı oluruz. Çok sayıda hastanın bilgi birikimi ve bu genetik çalışmalarla meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser, prostat kanser, pankreas kanseri ve üst kist yani aklımıza gelecek tüm kanser çeşitlerinde birikmiş bir tecrübe ve genetik altyapımız var. Bu altyapıyla tespit ettiğimiz DNA ve RNA mutasyonlarına yönelik akıllı ilaçları hastalarımıza verip şifa olmaya çalışıyoruz. Hastaların hangi mutasyonun DNA ya da RNA’da tümörün çoğalmasına katkı sağladığını görürsek ve erken yakaladığımız bu mutasyonda ona iyi bir akıllı ilaç, hedefli bir tedavi verirsek şansımızın normal klasik kemoterapilerden neredeyse üç ya da dört kat daha fazla faydalı olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli
07 Nisan 2026 Salı - 15:08 Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek vatandaşları düzenli tarama ve kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı. Kanser hastalarında özellikle tanı anında, metastatik anda genetik yol haritası bilinirse uygulanacak tedavinin temelini oluşturacağını belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Geç kalmadan erken tanı, erken tümörün tanısını ve erken tümörün genetik yol haritasını bilmek hastaya şifa olma açısından önem kazanmaktadır. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri çok sık görülmekte. Ama baktığınız zaman mesela kolorektal (kolon) kanseri her iki grupta da hem sık görülmekte hem de önemli bir kanser türü olarak bilinmekte" dedi. Kanser tedavisinde yol haritası önemli Ailede büyüklerde değil gençlerde kanser varsa endişe duyulması gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Petekkaya, "Aile içerisinde özellikle gençlerde var varsa bundan endişelenmeliyiz. Veyahut da bu hastalarımızda birkaç kanser birden varsa endişelenmeliyiz. Mesela çok yaşlı büyük annenizde var, bu sizin için endişelendirici ya da korkutucu olmamalı" ifadelerini kullandı. Kanserde doğru tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, "Tecrübeli genetikle çalışan bir genetik merkezinin tanısıyla verilecek bir tedavi var, bir de klasik merkezlerimizde verilecek bir tedavi var. Bir kere kanserin yol haritasını çizmek zorundasınız. Arabaya bindiniz, Ankara’ya, İstanbul’a yola çıkacaksınız. Siz yolu bilirseniz hedefe ulaşabilirsiniz. O yüzden bu çok önemli. Neden çok önemli? Herkesin parmak izi nasıl farklıysa her kanserin de parmak izi, genetik yolu çok farklıdır. Metastatik dönemde ne kadar erken bunu keşfeder, buna yönelik tedavi verirsek o kadar başarılı oluruz. Çok sayıda hastanın bilgi birikimi ve bu genetik çalışmalarla meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser, prostat kanser, pankreas kanseri ve üst kist yani aklımıza gelecek tüm kanser çeşitlerinde birikmiş bir tecrübe ve genetik altyapımız var. Bu altyapıyla tespit ettiğimiz DNA ve RNA mutasyonlarına yönelik akıllı ilaçları hastalarımıza verip şifa olmaya çalışıyoruz. Hastaların hangi mutasyonun DNA ya da RNA’da tümörün çoğalmasına katkı sağladığını görürsek ve erken yakaladığımız bu mutasyonda ona iyi bir akıllı ilaç, hedefli bir tedavi verirsek şansımızın normal klasik kemoterapilerden neredeyse üç ya da dört kat daha fazla faydalı olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu. (TH-FM-
Diyarbakır’da öğrencilere ağız ve diş sağlığı taraması: 3 ayda 4 bin 456 öğrenciye ulaşıldı
07 Nisan 2026 Salı - 13:53 Diyarbakır’da öğrencilere ağız ve diş sağlığı taraması: 3 ayda 4 bin 456 öğrenciye ulaşıldı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde ağız ve diş sağlığı hizmetleri etkin şekilde sürdürülüyor. 2026 yılının ilk üç ayında gerçekleştirilen saha faaliyetleriyle binlerce öğrenciye ulaşılarak hem erken teşhis sağlandı hem de farkındalık artırıldı. Eğil, Kocaköy ve Kayapınar ilçelerinde bulunan okullarda ilkokul öğrencilerine yönelik yapılan taramalarda, ağız ve diş sağlığı kontrolleri gerçekleştirildi. Taramalar sonucunda tedavi ihtiyacı bulunan öğrenciler ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilirken, öğrencilere ağız ve diş sağlığı konusunda eğitimler verildi. Ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan dönemde toplam bin 573 öğrenciye tarama, 326 öğrenciye yönlendirme yapılırken, 4 bin 456 öğrenciye eğitim verildi. Yapılan çalışmalarla çocuklarda ağız ve diş sağlığı bilincinin artırılması, hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedeflendi. "Erken yaşta bilinç kazandırıyoruz" Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, "Sağlık Hizmetleri Başkanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalarla çocuklarımızın ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmesini sağlıyoruz. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda daha sağlıklı bireylerin yetişmesine katkı sunmaktadır. Taramalar sayesinde ihtiyaç duyan öğrencilerimizi erken dönemde tespit ederek tedaviye yönlendiriyoruz’’ dedi. Asiltürk, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, ağız ve diş sağlığına yönelik eğitim ve tarama faaliyetlerinin il genelinde planlı şekilde devam edeceğini belirtti.
Prof. Dr. Akdağ: ’’Sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır’’
07 Nisan 2026 Salı - 13:35 Prof. Dr. Akdağ: ’’Sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır’’ Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, ‘’Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder’’ dedi. Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, kalp sağlığına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Kalbin, vücudun tüm organlarına, besin ve oksijen ihtiva eden kanın taşınmasını sağlayan hayati bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Akdağ, dolaşım sisteminin temel yapıtaşı olan kalbin, sağlıklı ve dengeli çalışmasının, genel sağlığın korunmasında hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. Akdağ, ‘’ Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder. Dolayısıyla sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır. Kalp hastalıklar; damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği, kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, doğumsal kalp anomalileri ve kalp zarının hastalıkları olarak gruplandırılabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada en sık ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer almaktadır. Ülkemizde de bu durum dünya ortalamasıyla benzer olup, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her üç ölümden biri kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda en önemli risk faktörleri, genetik öykü, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, tütün ve alkol tüketimi, dengesiz beslenme, obezite, hareketsiz yaşam ve strestir. Sigara ve tütün kullanımı, damarların yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttırır. Özellikle genç bireylerde sigara ve her türlü zararlı madde kullanımı, kalp damar hastalıkları gelişiminde en önemli risk faktörlerindendir. Sağlıklı beslenme için kalp damarlarını koruyan, tansiyon, kolesterol ve şekeri dengeleyen besinler tercih edilmelidir. Özellikle zeytinyağı, sebze ve meyveler, tahıl ve çiğ kuruyemişler kalp sağlığı için faydalı gıdalardır. İşlenmiş gıdalardan, aşırı tuz, karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinlerden ve fast-fooddan kaçınmak gerekmektedir. Hareketsiz yaşam ve stres bir diğer risk faktörü olup, kalp yapısına zarar verdiği gibi tansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörlerinin de oluşumuna katkıda bulunur. Düzenli aralıklarla kardiyak muayeneler kalp hastalıklarının erken teşhisine olanak sağlar. Kardiyak muayene esnasında EKG, kalbin elektriksel aktivitesini ölçerek ritim bozuklukları ve kalp krizi ile ilgili önemli bilgiler verir. EKO, kalbin kasılma gücünü, yapısal hastalıklarını, kapaklar ve duvarlar ile ilgili detaylı değerlendirme yapmamızı sağlar. EFOR testi, Holter, koroner BT anjiografi ve daha birçok test ise hekimin gerekli görmesi halinde tanıda yardımcı olan tetkik ve işlemlerdir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en etkili yolu koruyucu önlemler almaktan geçer. Düzenli egzersiz, tansiyon, şeker ve kolesterol seviyelerini dengeler ve kalp damar hastalığı oluşma riskini azaltır. Haftada 4 gün yarım saat tempolu yürüyüş, kalp damar hastalıklarından korunmada son derece etkili bir yöntemdir. Ayrıca haftada 3 gün yarım saat yüzme, kalp krizi ve inme riskini önemli oranda azaltır. Sigara ve her türlü tütün ürünlerinden, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durarak, beslenme ve uyku düzenimize dikkat ederek, düzenli egzersiz yapmayı bir yaşam şekli haline getirerek ve stres faktörlerini en aza indirgeyerek kalp sağlığımızı en iyi şekilde koruyabilir, sağlıklı bir yaşama kavuşabiliriz’’ diye konuştu.
Van’da erken teşhis hayat kurtardı: Bir yılda 67 vatandaşa kanser tanısı konuldu
07 Nisan 2026 Salı - 13:29 Van’da erken teşhis hayat kurtardı: Bir yılda 67 vatandaşa kanser tanısı konuldu Van İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, Van’da 2025 yılı içerisinde yürütülen tarama çalışmaları sonucunda 67 vatandaşa kanser tanısı konularak hızlıca tedavi süreçlerine başlandığını belirterek, erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası çerçevesinde dünya genelinde ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütülüyor. Uzmanlar, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerine karşı tarama programlarının önemine dikkat çekerken, Van’da ulaşılan rakamlar erken tanının önemini bir kez daha ortaya koydu. "Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır" İHA muhabirine konuşan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Uzman Dr. Ay, "Kanserin başlıca nedenleri arasında; tütün ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve sedanter yaşam tarzı gibi bireysel faktörlerin yanı sıra hava kirliliği, elektromanyetik alanlar, radyasyon, kimyasallara maruziyet gibi çevresel etkenler ve genetik faktörler rol oynamaktadır. Ülkemizde kanser insidansı, yani yeni vaka oluşumu yıllar içinde artış göstermektedir. Özellikle Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır. Erkeklerde ilk sırada trakea, bronş ve akciğer kanserleri; kadınlarda ise meme kanseri en sık görülen türlerdir. Kolorektal kanserler ise hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olarak yer almaktadır" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında tarama takviminin hassasiyetle uygulandığını dile getiren Ay, "Bu programın ilk basamağını, primer koruma dediğimiz kanserin önlenmesine yönelik çalışmalar oluşturmaktadır. Özellikle ülkemizde sık görülen, yüksek ölüm oranına sahip ancak erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanserlere karşı yürüttüğümüz tarama programlarımız bulunmaktadır. Meme kanseri tarama programımız kapsamında; kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, yılda bir kez hekim tarafından klinik muayene edilmesi ve 40-69 yaş aralığındaki kadınların iki yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş aralığındaki kadınlara beş yılda bir HPV DNA testi uygulanırken; kolorektal kanserler için 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşlarımıza iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve 50 yaşından sonra her 10 yılda bir kolonoskopi taraması yapılmaktadır" diye konuştu. "Van’da bir yılda 67 kişiye tanı konuldu" İl genelinde yürütülen tarama çalışmalarının meyvelerini verdiğini ifade eden Ay, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlimizde özellikle 2025 yılında yaptığımız taramalar neticesinde; 47 vatandaşımıza meme kanseri, bir vatandaşımıza rahim ağzı kanseri ve 19 vatandaşımıza kolorektal kanser tanısı koyarak hızlıca tedavilerine başladık. Aynı şekilde, henüz kanser aşamasına gelmemiş ancak riskli durumda olan kişiler de tarama programlarımızla tespit edilerek tedavi süreçlerine dahil edilmiştir. Taramalar sonucu tespit edilen pozitif veya şüpheli vakalar, ilimizde bulunan Kanser Teşhis Merkezine yönlendirilmektedir. Uzman hekim kadrosu ve günümüz teknolojisine uygun cihazlarla donatılan merkezimizde, gerekli tanılar konulduktan sonra tedavi ve yönlendirme işlemleri yapılmaktadır. Şüpheli bir sonuç çıktığında vatandaşlarımızla iletişime geçerek randevularını oluşturuyor ve merkezimize yönlendirilmelerini sağlıyoruz. Buradaki amacımız, erken tanı ile mümkün olduğunca çok kişiye ulaşarak hem hayatta kalma sürelerini uzatmak hem de kanser kaynaklı ölümlerin önüne geçmektir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı aile sağlığı merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri, hastanelerdeki KETEM noktaları ve mobil tarama araçlarımızda kanser taramalarını yaptırmaya bekliyoruz. Herkese sağlıklı günler diliyorum."