SAĞLIK
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" 15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10:11 Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:27 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ’Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:23 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ‘Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
Van’da beyin anevrizması ameliyatsız yöntemle tedavi edildi
03 Ekim 2025 Cuma - 15:16 Van’da beyin anevrizması ameliyatsız yöntemle tedavi edildi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Girişimsel Radyoloji Merkezi’nde beyin damarlarında baloncuk (anevrizma) bulunan ve buna bağlı beyin kanaması geçiren 44 yaşındaki kadın hasta, kapalı yöntemle yapılan anjiyografi sayesinde ameliyatsız tedavi edildi. Bitlis Devlet Hastanesine bilinç bulanıklığı ve baş ağrısı şikâyetiyle başvuran 44 yaşındaki Sacide Derman, yapılan tetkiklerde beyin kanaması geçirdiği belirlenince ileri tedavi için Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Burada gerçekleştirilen anjiyografi sonucunda hastanın beyin damarlarında anevrizma (damar baloncuğu) tespit edildi. Girişimsel Radyoloji Merkezi’nde uygulanan kapalı anjiyografik yöntemle, kasıktan girilerek beyin damarlarına ulaşıldı ve anevrizma platin tel (coil) kullanılarak kapatıldı. İşlem sonrası takibi yapılan hastanın sağlık durumunun iyiye gittiği belirtildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, her türlü komplike hastanın merkezlerine sevk edildiğini belirtti. Doç. Dr. Sarıkaya, "Hastamızın dış merkezde yapılan tomografi incelemesinde beyin kanaması ve beyin damarlarında anevrizma tespit edildi. Bunun üzerine hasta 112 ambulansı ile Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Kasıktan girilerek beyin damarlarına ulaşıldı ve endovasküler (kapalı yöntem) tedaviye uygun olduğuna karar verildi. Yaklaşık 1,5 saat süren işlemde, anevrizmanın içine platin teller (coil) yerleştirildi. Bu sayede baloncuğun kanla dolması engellenerek yeniden kanama ihtimali ortadan kaldırıldı" dedi. Bitlis Devlet Hastanesi’ne baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı şikâyetiyle başvuran hastanın daha sonra kendilerine sevk edildiğini aktaran Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Berat Demiral ise "Yapılan tomografi incelemesinde beyin kanaması tespit ediliyor. Ardından çekilen tomografik anjiyoda beyin damarlarında anevrizma (damar baloncuğu) tespit ediliyor. Bunun üzerine hasta, tedavi amacıyla 112 ambulansı ile Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk ediliyor. Hastaya ilk olarak anjiyo işlemi yapıldı. Kasıktan girilerek beyin damarlarına özel kateterlerle ulaşıldı ve anevrizmanın endovasküler (kapalı yöntem) tedaviye uygun olduğuna karar verildi. Yaklaşık 1,5 saat süren işlemde, anevrizmanın ağzına mikrokateterle ulaşılarak içine platin teller (coil) yerleştirildi. Bu yöntemle baloncuğun kanla dolması engellendi ve yeniden kanama ihtimali ortadan kaldırıldı" diye konuştu. "Kapalı yöntem, hasta açısından daha konforludur" Anevrizma tedavisinde iki farklı yöntemin bulunduğunu hatırlatan Demiral, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlki bizim uyguladığımız kapalı yöntemdir. Bu yöntemde kasıktan girilerek beyin damarına ulaşılır, baloncuk platin telle kapatılır. İkincisi ise açık beyin ameliyatıdır. Bu yöntemde kafatası açılarak anevrizmanın boynuna klips adı verilen özel bir kıskaç yerleştirilir ve baloncuğun kanla dolması önlenir. Her iki yöntemde de amaç aynıdır; baloncuğu devre dışı bırakmak. Ancak kapalı yöntem, hasta açısından daha konforludur. Açık yara olmadığından komplikasyon riski daha düşüktür ve hastanede kalış süresi daha kısa olup hastalar daha kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmektedir. Hastamızı bir hafta önce işlem için almıştık. Şu anda durumu gayet iyi olup takibi ve ilaç tedavisi devam etmektedir."
Çayeli Bakır’dan sağlık eğitimine destek
03 Ekim 2025 Cuma - 14:58 Çayeli Bakır’dan sağlık eğitimine destek Çayeli Bakır, Rize’nin Çayeli Hacı Ahmet Hamdi İshakoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin ’Temel Meslek Uygulamaları Laboratuvarı’ yapımına destek oldu. Laboratuvarın bugün gerçekleşen açılış törenine Çayeli İlçe Milli Eğitim Müdürü Muharrem Dindar, Çayeli Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Yılmaz Geçit, Çayeli Bakır Dış İlişkiler Müdürü Osman Zeki Yazıcı ve davetliler katıldı. Açılış töreninde konuşma yapan Çayeli İlçe Milli Eğitim Müdürü Muharrem Dindar, Çayeli Bakır’ın eğitime sunduğu katkılardan dolayı kurumu adına teşekkürlerini sundu. Dindar, bu tür desteklerin ilçedeki eğitim kalitesine önemli katkılar sağladığını vurguladı. Çayeli Bakır Dış İlişkiler Müdürü Osman Zeki Yazıcı ise yaptığı açıklamada, ilçeye değer katacak her türlü projeye destek vermekten memnuniyet duyduklarını ifade ederek, toplumsal fayda sağlayan projelerde yer almaya devam edeceklerini belirtti. Öğrenciler, teorik bilgilerini gerçek hastane ortamına yakın koşullarda uygulamalı olarak eğitim görmelerine destek olacak. Hemşirelik, ilk yardım, anatomi ve fizyoloji dersler, uygulamalı eğitim modeliyle desteklenerek; acil durum yönetimi, hasta bakımı, hijyen, sağlık güvenliği, mesleki etik ve iletişim becerileri geliştirilmiş olacak. Modern standartlara uygun olarak donatılan laboratuvarda; yetişkin, çocuk ve bebek hasta maketleri, ilk yardım eğitim setleri, mikroskoplar, ventilatör ve solunum cihazları, hasta yatakları, tansiyon aleti, stetoskop, termometre ve sterilizasyon malzemeleri bulunuyor. Ayrıca öğrencilerin birebir uygulama yapabilecekleri geniş bir simülasyon alanı da yer alıyor. Laboratuvar yalnızca öğrencilere değil, Çayeli’nde ilk yardım eğitimi almak isteyen yetişkinlere de hizmet verecek. Böylece hem mesleki eğitim kalitesi artacak hem de toplumun sağlık bilinci gelişimine yardımcı olacak.
Karabük’te "Dünya Yürüyüş Günü" etkinliği düzenlendi
03 Ekim 2025 Cuma - 14:46 Karabük’te "Dünya Yürüyüş Günü" etkinliği düzenlendi Dünya Sağlık Örgütü tarafından bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan "Dünya Yürüyüş Günü" dolayısıyla Karabük’te etkinlik gerçekleştirildi. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde Yenişehir Onur Stadyumu’nda düzenlenen programa, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven ve İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş katıldı. Vatandaşlar, sağlık çalışanları, öğrenciler ve sporcuların yoğun ilgi gösterdiği yürüyüşte, düzenli fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki etkilerine vurgu yapıldı. Katılımcılara yürüyüş ve egzersizin obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkların önlenmesindeki rolü konusunda bilgilendirme yapıldı. Yürüyüşün ardından sağlık personeli tarafından egzersiz uygulamaları gösterilerek vatandaşların günlük yaşamlarında aktif hareketi artırmaları için farkındalık oluşturuldu. İl Sağlık Müdürü Kara, burada yaptığı konuşmada, "Dünya Yürüyüş Günü’nün amacı, topluma sağlıklı yaşamın temel unsurlarından biri olan hareketli yaşamı hatırlatmaktır. Vatandaşlarımızın spor ve egzersizi hayatlarının bir parçası haline getirmeleri, sağlıklı gelecek nesiller için büyük önem taşımaktadır. Bugün burada gördüğümüz yoğun katılım da bu bilincin toplumda giderek arttığını göstermektedir." dedi.
Uzmanı ebeveynleri uyardı: "Bu hareketlilik, kalp sorunlarını ustalıkla gizleyebilir"
03 Ekim 2025 Cuma - 12:56 Uzmanı ebeveynleri uyardı: "Bu hareketlilik, kalp sorunlarını ustalıkla gizleyebilir" Okul çağındaki çocuklarda da görülebilen kalp rahatsızlıkları ile ilgili açıklama yapan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, "Çocuğunuz parkta veya kreşte yaşıtlarından önce pes ediyor, hafif bir koşu sonrası nefes darlığı, aşırı terleme veya göğüste huzursuzluk hissediyor ya da efor sonrası dinlenmesine rağmen nabzı yani kalp hızı halen çok fazla seyrediyorsa, çocuk kardiyolojisi uzmanına danışılması gereklidir" dedi. Yetişkinlerde görülebilen kalp rahatsızlıkları, okul çağındaki çocuklarda da baş gösterebiliyor. Gün içerisinde koştururken birden duran, nefesini tutan, göğsü sıkışan ya da arkadaşlarından önce yorulan çocuklarda kalp sağlığı ile ilgili bir hastalığının belirtisi olabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, "3-6 yaş arası çocuklar, enerji patlaması yaşar. Zıplarlar, koşarlar, hayal kurarlar ancak bu hareketlilik, kalp sorunlarını ustalıkla gizleyebilir. Doğuştan kalp defektleri, ritim bozuklukları veya nadir genetik durumlar, belirti vermeden sinsice ilerleyebilir" dedi. Çocuklarda kalp sorunlarının bazılarının ‘tembellik’ sanılarak gözden kaçırıldığını ifade eden Prof. Dr. Osman Yılmaz, "Okul öncesi dönemde basit bir muayene, hayat kurtarıcı olabilir. Çocuğunuz parkta veya kreşte yaşıtlarından önce pes ediyor, hafif bir koşu sonrası nefes darlığı, aşırı terleme veya göğüste huzursuzluk hissediyor ya da efor sonrası dinlenmesine rağmen nabzı yani kalp hızı halen çok fazla seyrediyorsa, çocuk kardiyolojisi uzmanına danışılması gereklidir" dedi. Belirtiler hastalığın habercisi Dudaklarda, tırnaklarda veya ciltte morarmanın veya ani solgunluğun kalbin oksijen dağıtımında sorun olduğunun işareti olabileceğini ileten Prof. Dr. Osman Yılmaz, "Bu belirtiler özellikle soğukta veya ağlarken belirginleşir. Bunun için çocuğunuzun banyo sonrası veya oyun sırasında cildinin incelenmesi gerekir. Gece terlemeleri, kesik kesik nefes veya huzursuz uyku, kalp ritim sorunlarının habercisi olabilir. Aşırı uyuklamalara da dikkate edilmelidir. Çocuğunuzun odasını 23-24 derecede tutun ve uyku düzenini not edin. Uyurken nabzını kontrol edin, dakikada 70-100 arası ve düzenli olmalı. Enfeksiyonlara eğilim, boğaz enfeksiyonları veya viral hastalıklar kalbi hedef alabilir ve miyokardit gibi ciddi sorunlara yol açabilir. El yıkamayı, diş fırçalamayı eğlenceli bir alışkanlık haline getirin" dedi. Aşırı tuz ve şeker ileriki dönemlerde tansiyon sebebi olabilir. Çocuklara renkli sebzeler, balıketi gibi omega-3 kaynakları ve ev yapımı meyve püreleri yedirilebilir. Çocuklar aylık periyotta tartılmalı ve büyüme eğrisi takip edilmelidir" dedi. Okul öncesi kalp kontrolleri önemli Okul öncesi dönemde çocuk kardiyolojisi doktoruna kontrollerin yaptırılmasının önemli olduğunu ileten Prof. Dr. Osman Yılmaz, "Kontroller sırasında hekiminiz stetoskopla üfürüm veya ritim bozukluğu kontrolü, EKG ve EKO, enfeksiyon veya anemi izleri için ise kan tahlilleri yapılması gerekir. Bu rutin kontrol, sonrasında çocuğun karşı karşıya kalabileceği önemli sağlık sorunlarının önüne geçecektir. Eğer ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, hekim kontrolleri yıllık olmalıdır" dedi.
Başhekim Yılmaz: "Anne sütü sadece besin değil, aynı zamanda bebekler için ilaç"
03 Ekim 2025 Cuma - 12:49 Başhekim Yılmaz: "Anne sütü sadece besin değil, aynı zamanda bebekler için ilaç" Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ali Yılmaz, anne sütünün sadece bir besin olmadığını, çocuklar için koruyucu bir ilaç olduğunu söyledi. Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından, 1-7 Ekim Normal Doğum ve Emzirme Haftası etkinlikleri kapsamında Altınordu ilçesindeki alışveriş merkezinde stant açıldı. Stantta, gebeler ile annelere yönelik bilgilendirici broşür dağıtıldı ve ihtiyaç duyulmadığı takdirde sezaryen doğum yerine normal doğum süreci ile anne sütünün ve emzirmenin önemi anlatıldı. Hastanenin Başhekimi Doç. Dr. Ali Yılmaz, Sağlık Bakanlığı koordinesinde sağlığın güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve sağlıklı bir gelecek bırakılması adına çeşitli çalışmaların yapıldığını, anne ve çocuk sağlığının, bu çalışmaların en önemli ayağı olduğunu kaydetti. Anne ve çocuk sağlığına fazlasıyla önem verdiklerini, bir takım yeni projeler, çalışmalar ve bilgilendirmeler yaptıklarını anlatan Doç. Dr. Yılmaz, "Anne ve çocuk sağlığı, bir toplumun sağlık verilerinin düzeltilmesi açısından çok önemli bir etken. Bu süreç annelerimizin gebe kalmasıyla başlıyor ve gebelik süreciyle devam ediyor. Doğum süreci ve sonrasında emzirme süreciyle devam ediyor. Biz burada insanlarımızın yanında ve onlara yardımcı olmayı hedefliyoruz" dedi. Bebek dostu olan hastanelerinin, bu yıl ‘Anne dostu hastane’ unvanını da aldığını aktaran Yılmaz, Ordu’da yaklaşık 500 gebeye eğitim verdiklerini ve babaların da katıldığı programlarda sertifika verdiklerini ifade ederek, gebeleri doğuma hem mental, hem de fiziksel açıdan hazırladıklarını belirtti. Doç. Dr. Yılmaz, "Doğum sürecinde de yanlarında oluyoruz. Sezaryenin bir cerrahi müdahale olduğu, normal doğumla ilgili ön yargılarını kırmaya çalışıyoruz. Doğum sonrası sürecimizde emzirme polikliniğimizde annelerimizin yanındayız. Süt sadece bir besin değil, aynı zamanda bir bağ. Çocuklarımız için bir koruyucu ilaç. Bu anlamda emzirme polikliniğimiz aktif olup annelerimiz ile çocuk arasındaki bağı kurması yönünde ciddi bir çalışma yapılıyor" ifadelerine yer verdi. İlk 6 ay sadece anne sütünün önemine değinen Yılmaz ayrıca, bebeğin 2 yaşına kadar da emzirilmesi yönünde teşvikte bulunduklarını ifade eden Yılmaz, "Ordu’da şuanda kadın doğum hastanemizde emzirme polikliniği, gebe polikliniği ve ebe polikliniğimiz aktif olarak çalışıyor. Bütün hastalarımız gelebilirler, bize kayıt olabilirler. Hem mental, hem de tıbbi açıdan onları takip edip, çocuklar belli bir yaşa gelinceye kadar onların yanında olacağımızı söylüyoruz" şeklinde konuştu.
Sinop’ta ilk radikal prostat ameliyatı başarıyla yapıldı
03 Ekim 2025 Cuma - 12:26 Sinop’ta ilk radikal prostat ameliyatı başarıyla yapıldı Sinop Atatürk Devlet Hastanesi, kentte ve kendi tarihinde bir ilke imza attı. Üroloji Uzmanları Opr. Dr. Özgür Gürboğa ve Opr. Dr. Egemen Öztürk, radikal prostatektomi (radikal prostat ameliyatı) uygulamasını Sinop’ta ilk kez gerçekleştirdi. Birden fazla hastada başarıyla tamamlanan operasyonlar, prostat kanseri tedavisi gören hastalara artık kendi şehirlerinde ileri düzey cerrahi imkânı sunuyor. Ameliyatları gerçekleştiren Opr. Dr. Özgür Gürboğa, "Radikal prostatektomi, ileri cerrahi beceri ve güçlü ekip koordinasyonu gerektirir. Bu ameliyatları ilimizde ilk kez gerçekleştirmiş olmak hem bizim hem de hastalarımız için çok kıymetli," dedi. Op. Dr. Egemen Öztürk ise, "Sinop’ta artık bu düzeyde bir operasyon yapılabiliyor olması, hastalarımızın şehir dışına gitme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kendi yaşadıkları yerde güvenle tedavi olabilmeleri en büyük motivasyonumuz" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen ameliyatların ardından hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu, taburculuklarının sorunsuz yapıldığı ve iyileşme süreçlerinin yakından takip edildiği bildirildi. Hastane yönetimi, operasyonlarla hem teknik hem de bilimsel kapasitenin kanıtlandığını vurguladı. Yapılan açıklamada, "Sinop’ta kamu sağlık hizmetlerinin geldiği nokta açısından önemli bir gelişmedir. Sağlık alanını her geçen gün daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" denildi.
Alaşehir’de ’Dünya Yürüyüş Günü’ etkinliği
03 Ekim 2025 Cuma - 11:59 Alaşehir’de ’Dünya Yürüyüş Günü’ etkinliği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri, "Dünya Yürüyüş Günü" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla kurum önünde dövizlerle toplanarak etkinlik düzenledi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla 3-4 Ekim tarihleri arasında ilan edilen "Dünya Yürüyüş Günü" kapsamında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde etkinlik düzenlendi. Alaşehir’de günün anlamına dikkat çekmek için İlçe Sağlık Müdürlüğü kurum önünde dövizlerle toplantı yaptılar. Etkinlikte katılımcılar, "Sağlığın için yürü", "Her gün 10 bin adım", "Yürüyüş en iyi ilaçtır" yazılı dövizler taşıyarak vatandaşlara fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Dr. Süleyman Çağrı Bozkurt, etkinliğin amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu belirterek, "İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte toplum bilincini artırmak amacıyla bu etkinliği düzenledik. Amacımız, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve vatandaşlarımızı düzenli yürüyüş yapmaya teşvik etmektir" dedi. Etkinlikte vatandaşlara yürüyüşün sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatılarak, düzenli yürüyüşün obezite, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların riskini azalttığı, ruh halini ve uyku kalitesini iyileştirdiği vurgulandı.
Grip ve nezleyi karıştırmayın
03 Ekim 2025 Cuma - 11:55 Grip ve nezleyi karıştırmayın Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, grip ve nezlenin halk arasında çok karıştırıldığını söyleyerek, "Nezle daha hafif semptomlarla giderken, gripte bütün vücutta kırgınlık hissedilebilir" dedi. Özellikle toplu alanlarda kalabalıktan kaynaklı olarak bulaş riskinin arttığını söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, "Tabi ki kışın soğukların artmasıyla solunum yolları enfeksiyonları artmaktadır. Solunum yolu enfeksiyonlarını da üst solunum ve alt solunum enfeksiyonları olarak ikiye ayırabiliriz. Üst solunum yolu enfeksiyonları en sık dünyada doktora başvuru nedenleridir. Nezle, grip, alt solunum yolu enfeksiyonunda da pnömoni yani zatürre olarak bilmekteyiz. Nezle ile grip hep halkımız tarafından karıştırılmaktadır. Nezle daha hafif semptomlarla gider. Sadece kulak çınlaması, hafif bir burun akıntısı, hafif bir boğaz ağrısı ile hafif baş ağrısıyla gitmektedir. Grip ise bütün vücutta kırgınlık, kemik-kas ağrıları, gözlerde kızarma, derinden gelen bir öksürük, kulaklarda ağrı, dolgunluk hissiyatı yapar ve ateş çıkartır. Bunların mevsimsel olmasının başlıca nedeni soğuk havalarda insanların bağışıklık sistemlerinin düşmesidir. Bunun nedeni de solunum yolları florasında mukozanın aşırı kuru havalarda çatlaklık oluşur ve mikroorganizmalar, virüsler daha kolay olarak içeriye girerler. Ayrıca soğuğa çok dayanıklıdır virüsler. Çoğalmaları artmaktadır. Aynı zamanda kış aylarında toplu yaşanan mekanlarda insanların işte gerek mescitlerde gerek AVM’lerde gerek çay ocaklarında çocuklar açısından da kreş ve okullarda kalabalık arttığı için birbirlerine bulaş çok daha fazla olmaktadır" dedi. Selma Erşangur, ilaç kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Güneş ışınlarının azalması D vitamini düşüklüğüne neden olduğu için özellikle D vitamini, çinko, demir, C vitamini eksikliği yine bu hastalıkların daha fazla artmasına neden olur. Bu çok önemli ki özellikle kreş yaşındaki çocukların birbirleriyle oyuncak alışverişi yapmaları, oyuncakları ağıza götürmeleri nedeniyle ve servisler de toplu taşıma araçları olduğu için çocuklara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Bütün insanlar etkilenir ama 65 yaş üstü, gebeler, kronik hastalığı olan özellikle diyabet, astım, KOAH, bronşit, immün sistemi düşürecek olan düşüren romatizmal hastalıklar ve işte malinite ve bunlar için kullanılan immün sistemi düşüren ilaçları kullanan insanlar daha fazla etkilenmektedir. Hamilelerin özellikle ilk 3 ayda çok dikkat etmeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı.