Son Dakika
|
İran'da Hamaney'in ölümünün ardından yüz binler sokakta
İsrail ordusu: "İran’da 30’dan fazla hedef vuruldu"
Sürgündeki Rıza Pehlevi: "Hamaney’in ölümüyle, İran rejimi fiilen sona erdi"
Hamaney’in kızı, damadı, torunu ve gelini hayatını kaybetti
BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı
ABD ordusu, İran’a karadan gerçekleştirilen saldırıların görüntülerini yayınladı
Beyaz Saray, Trump’ın İran saldırılarını izlediği anlara dair fotoğrafları paylaştı
İsrail-İran gerginliği uluslararası uçuşları etkiledi: 227 uçuş iptal edildi
ABD ve İsrail'in İran saldırıları New York'ta protesto edildi
İran saldırılarında Dubai Havalimanı da hasar aldı: 4 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri Cabir El Sabah ile görüştü
Fenerbahçe Beko Başantrenörü Jasikevicius, Dubai’de mahsur kaldı
Netanyahu: "Güçlerimiz şu anda Tahran'ın kalbine saldırılar düzenliyor"
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldürüldüğü iddia edildi
Yunanistan’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları protesto edildi
Bahreyn’de otel saldırının hedefi oldu
İsrail: "İran’ın balistik füze fırlatıcıları ve insansız hava araçları imha edildi"
SAĞLIK
Eskişehir’de mobil sigara bıraktırma aracı taraftarla buluştu
01 Mart 2026 Pazar - 12:52:09
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Mobil Sigara Bıraktırma Aracı", Eskişehir Stadyumu önünde taraftarlarla buluştu. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığını korumak ve tütün bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü saha çalışmalarına bir yenisini ekledi. Eskişehirspor’un iç saha müsabakası öncesinde stadyum girişinde konuşlandırılan mobil sigara bıraktırma aracı, taraftarlardan yoğun ilgi gördü. Sağlık ekipleri, maç atmosferi içerisinde vatandaşlara sigaranın zararları, nikotin bağımlılığıyla baş etme yolları ve profesyonel destek mekanizmaları hakkında birebir bilgilendirmelerde bulundu. "Vatandaşımızın ayağına gidiyoruz" Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sigaranın önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük nedeni olduğunu vurguladı. Bildirici, "Sigara; kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok ciddi soruna zemin hazırlıyor. Mobil aracımızla vatandaşlarımızın ayağına giderek, bırakma sürecinde bilimsel destek sunuyoruz. Sağlıklı bir yaşam için atılan her adım, güçlü bir toplumun temelidir" dedi. 6 farklı merkezde ücretsiz hizmet Tütünle mücadelenin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Bildirici, şehir genelindeki Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin (SHM) sunduğu imkanlara dikkat çekti. Bildirici, buralarda sadece sigara bırakma değil; beslenme danışmanlığı, obeziteyle mücadele, psikososyal destek ve çocuk sağlığı gibi pek çok alanda tamamen ücretsiz hizmet verildiğini hatırlattı. Öte yandan Eskişehir genelinde vatandaşların bu hizmetlere kolayca erişebilmesi amacıyla Odunpazarı ilçesinde Emek, Yenidoğan ve Deliklitaş; Tepebaşı ilçesinde ise Zübeyde Hanım, Şirintepe ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezleri, alanında uzman personeliyle tamamen ücretsiz olarak danışmanlık ve koruyucu sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, mobil sağlık taramalarının ve bilgilendirme faaliyetlerinin kentin farklı noktalarında devam edeceğini bildirirken, tüm vatandaşları sağlıklı bir gelecek için bu merkezlerden destek almaya davet etti.
01 Mart 2026 Pazar - 12:16
Dr. Öztaş’tan gebelik döneminde oruç tutma konusunda önemli uyarılar
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, gebelik döneminde oruç tutma konusunda anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öztaş, karar sürecinde en belirleyici unsurun anne ve bebek sağlığı olduğunu vurguladı. Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
01 Mart 2026 Pazar - 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarında yaşadığı damar tıkanıklığını oradaki hastanelerde tedavi ettiremeyince, Elazığ’a gelerek ameliyat olup sağlığına kavuştu. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 55 yaşındaki 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarındaki damar tıkanıklığı nedeniyle günlük hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyor, kısa mesafelerde bile şiddetli ağrı yaşıyordu. Frankfurt’ta başvurduğu hastanede yapılan kontrollerde bir bacağındaki damarın yüzde 70, diğerinin ise tamamen tıkalı olduğu ortaya çıktı. Kısmen tıkalı olan damar açıldı ancak tamamen kapalı olan damar için doktorlar riskli olduğu gerekçesiyle müdahale edemeyeceklerini, bu nedenle bypass ameliyatı olması gerektiğini belirtti. Açık ameliyat olmak istemeyen Mustafa Katrancı, başka bir çözüm arayışına girdi. Memleketi Elazığ’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı ile iletişime geçen Katrancı, yapılan değerlendirme sonrasında Elazığ’a gelerek Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Burada gerçekleştirilen işlemle hem tamamen tıkalı olan bacak damarı hem de karın bölgesindeki tıkalı damar ameliyatsız bir yöntem olan anjiyografi ile açıldı. Özel ilaçlı balon tekniği kullanılarak yapılan başarılı müdahale sayesinde hasta açık ameliyat olmaktan kurtuldu. İşlem sonrasında yürüyüş mesafesi belirgin şekilde artan Mustafa Katrancı bypass olmaktan kurtulmuş bir şekilde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Almanya’da yaşadığını belirten Mustafa Katrancı, "Almanya’dayken iki bacağımda sorun vardı. Birinde yüzde 70 bir diğerinde ise yüzde 100 tıkanıklık vardı. Orada geçen ay anjiyo oldum. Yüzde 70 tıkalı olan bacağımı açtılar, yüzde 100 tıkalı olan bacağımı ’açamayız, bypass olman gerekiyor’ dediler. Necati hocamı duymuştum ondan dolayı Elazığ’a geldim. Şu anda tıkalı olan damarlarımı açtılar. Şükürler olsun sağlığıma kavuştum kendimi iyi hissediyorum" dedi. Hastanın Almanya’nın Frankfurt kentinden geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı, "Hastamıza orada karın damarı yani eksternal iliak tam çıkış yerinden yüzde 100 tıkalıydı. Göbeğinin alt kısmında kasığını alt kısmına kadar yüzde 100 tıkanıklık vardı. Yan damarlardan doluş sağlanmaktaydı. Bunun üzerine Almanya’da yapılan anjiyo grafiklerinde hastanın kesinlikle açılamayacağını, anjiyo ile olmayacağını mutlaka karın damarından bacak damarına doğru, bypass ameliyatının olması gerektiğini bunun da çok yüksek riskli ameliyat olduğu için ölüm riskinin olduğunu belirtmişler. Hastamız bize ulaştı. Hastamıza yaptığımız muayeneler sonrasında tıkalı damarı açabileceğimizi ifade ettik. Daha sonra anjiyo grafi ile karnın alt kısmında kasığın altına kadar yüzde 100 tıkalı damarı, anjiyo ve ilaçlı balon yöntemiyle stent koymadan tedavi etmiş olduk. Buradaki avantajımız, stentler kendi damarına göre bir tık bacak damarlarında daha kısa süreli tıkandığını gözlemlenmiş. İlaçlı balonlar, özellikle iliak damara uygulanan ilaçlı balonların daha yeni bir yöntemdir. Daha önceden sadece stentle açılabileceği söyleniyordu ama yeni yayınlarda ilaçlı balonlarla da bu damarın açılabileceği bilimsel literatürde ifade edilmişti. Dolayısıyla bizde karın damarından çıkan bu damarı, ilaçlı balonla açarak hastamızı sağlığına kavuşturduk. Dün yaptığımız 1 saatlik işlemle hastamız sağlığına kavuştu. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Almanya’da yapılamaz denilen şey, muhtemelen doktorların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm dünyada yapılan bir işlemi yaptık. Elazığ’da da yaklaşık 13 yıldır bu işlemi yapıyorum. 2012 yılından beri, yüzde 100 tıkalı bacak, karın ve kalp damarları yapıyorum" ifadelerini kullandı.
01 Mart 2026 Pazar - 11:01
Eskişehir Şehir Hastanesi’nde akademik hazırlık: İstatistik kursu tamamlandı
Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık profesyonellerine yönelik düzenlenen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"na ev sahipliği yaptı. Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık alanındaki akademik çalışmaları desteklemek ve bilimsel araştırma yetkinliklerini artırmak amacıyla düzenlenen uygulamalı eğitimlerine bir yenisini ekledi. Hastane bünyesinde gerçekleştirilen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"nda, katılımcılara verilerin analizi ve akademik raporlama konularında kapsamlı bir eğitim sunuldu. Eğitim programının kapanışında düzenlenen törende, Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi tarafından ders veren akademisyenlere teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi. Kursu başarıyla tamamlayan sağlık personeli ve araştırmacılar ise katılım belgelerini Başhekimin elinden aldı. Bu tür eğitimlerin hastanedeki bilimsel veri kalitesini yükselteceği ve nitelikli araştırmaların önünü açacağı vurgulandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Şubat 2026 Cumartesi- 13:01
Uzmanından, "Oruç kesinlikle sigara ile açılmamalı" uyarısı
2
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:29
Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyat gerçekleştirildi
3
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:15
"Migren hastalarına oruç tavsiyeleri"
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:22
Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"
5
28 Şubat 2026 Cumartesi- 13:32
Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri
08 Şubat 2026 Pazar - 13:18
Anadolu Üniversitesi ile AFSÜ arasında akademik iş birliği
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan’ı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde kurulan "İlaç Araştırmaları, Biyoyararlanım/Biyoeşdeğerlik ve Faz 1 Klinikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (PharmAFSU)" ile yürütülecek yeni ilaç geliştirme çalışmalarına ilişkin akademik iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol doğrultusunda Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyeleri tarafından yürütülen araştırmalar sonucunda geliştirilecek ilaç adayı moleküller, PharmAFSU altyapısında preklinik ve Faz I klinik çalışmalara dahil edilecek. Böylece, üniversiteler arası bilimsel güç birliğiyle milli ilaç geliştirme sürecine önemli bir katkı sağlanması hedefleniyor. İki üniversite arasında geçtiğimiz aylarda başlatılan ilk ortak proje kapsamında ise alzaymır hastalığına çare olabilecek yeni ilaç adayı moleküllerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü belirtildi. Proje kapsamında, akademik bilgi birikimi ile ileri araştırma ve klinik altyapının bir araya getirilmesiyle yenilikçi ve özgün sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor. İki üniversite arasındaki akademik iş birliğinin uzun vadede güçlendirilmesi ve kurumsal bir zemine oturtulmasının hedeflendiği protokol kapsamında ortak araştırma projelerinin artırılması, yüksek lisans ve doktora düzeyinde tez çalışmalarının birlikte yürütülmesi, akademisyen ve araştırmacıların karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımının teşvik edilmesi planlanıyor. Protokol çerçevesinde üniversitelerin araştırma altyapılarının ortak kullanımı, nitelikli bilimsel yayınların üretilmesi ve ilerleyen süreçte başta TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri olmak üzere ulusal ve uluslararası fon kaynaklarına birlikte başvurulması amaçlanıyor.
08 Şubat 2026 Pazar - 12:17
Kolu ve bacağı kopan hastalar 10 saatte aynı anda ameliyat edildi
Antalya’da 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında kolu ve bacağı kopan hastalar aynı anda 10 saat süren ameliyatla opere edildiler. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından yapılan operasyon sonrası hastalar yoğun bakımdan çıkıp, serviste tedavilerine devam ediliyor. Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında yolcu otobüsünün virajda bariyerlere çarpıp devrildiği kazada 10 kişi öldü, 25 kişi yaralandı. Kazada yaralanan bir gencin kolu, başka birinin ise bacağı koptu. Jandarma olay yerinde kol ve bacak aradı. 2 yaralı aynı anda Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yüz, rahim ve kol naklinde Türkiye’nin ilki olan Prof. Dr. Ömer Özkan ve Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın ekibi tarafından ameliyat edildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesine getirilen yaralılar arasında Yavuz Selim Yiğit, Neziha Kutlu, Firdevs Sarı, Sedef Sarı ve Abdou Nazirou Gninkougui tedavi altına alındı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından kolu kopan ve bacağı kopan hastalar aynı anda yürütülen operasyonlarla birlikte kopan uzuvları yerlerine opere ettiler. "Kötü bir haberle hepimiz çok ciddi sarsıldık" Yapılan operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Tabii olay herkesi dehşete düşürdü. Aslına bakarsanız pazar sabahı güzel bir güne uyanmışken kötü bir haberle hepimiz çok ciddi sarsıldık. Çünkü çok yüksek oranda kayıplar oldu. Bu korkunç kazada tam Antalya’ya yoluna dönüşünde bir kaza olmuş bildiğimiz kadarıyla oradan bize 5 tane yaralı geldi, 3’ünün durum ağırdı. Bir tanesi genel cerrahi, ikisi de plastik cerrahi ekibimiz tarafından tedavi edildi. Bir bayan hasta 27 yaşında. Sedef Sarı, 21 yaşında da yine Yavuz Selim isminde kolu kopan bir hastayı biz devraldık. Hızlıca ameliyata aldık. Bunlar tabi majör travmalar, büyük travmalar" dedi. 2 vakayı 2 odada aynı anda ameliyat ettik Rektör Özkan, "Hemen bulamamışlar kol ve bacağı, daha sonra insanların aklına geliyor ve uygun şartlar altında getirildiği için biz kolu ve bacağı yerine dikebildik açıkçası. Uzun süren bir ameliyattı. Dün 2 ekip çalıştık. 2 ekip aynı anda 2 odada yan yana o 2 vakayı aldık. Allah’a şükürler olsun ki şu anda durumları gayet iyi ama tabi hep ifade ediyoruz. Mikro cerrahide bu böyledir. Bir hafta 10 günlük süre sıkıntılı damarlarla tekrar tıkanma olabiliyor. Keza bunlar büyük yaralanmalar, büyük organ doku kopmaları, bundan da elbette hayati riski devam ediyor. Şu anda birkaç gün bizim için hayati risk açısından da önem arz ediyor, kol ve bacağını takip açısından da önem arz ediyor" şeklinde konuştu. Organ kayıplarında kritik zaman 4-5 saat Organ kayıplarının yaşandığı vakalarda parçaların doğru şekilde ulaştırılması gerektiğini ifade eden Rektör Özkan, "Elbette tabii burada en önemli olan şey parçaların doğru şekilde bize ulaştırılması. Burada en önemli olan şey bir vakit kaybetmemek. Hani orada burada vakit kaybettiğiniz zaman biz çok zorlanıyoruz. Çünkü 4-5 saatten sonra o organları dikmek. Zarar veriyor dikilmemesi gerekiyor. Çok kritik bir zaman bu 4-5 saat. 4-5 saatte sonra siz ameliyata da yeni başlamış oluyorsunuz. Bunlar çok ciddi zaman kayıpları. O anlamda bir, çok hızlı gelmesi gerekiyor. İki de buzla direkt temas etmeyecek şekilde bunlar ıslak bir spanca temiz spanç sarılacak ve yanlarında direkt temas etmeyeceği şekilde buz olacak. Serin bir ortamla gelmeleri gerekiyor. Tabi direkt buza temas etmemeli, suya koymamaları bazen esef ya da suyun içinde gelebiliyor. Bunlar da olmaması gerekiyor. Bize doğru şartlarda geldi dokular o anlamda da hem hasta hem biz tabi işimiz kolaylaştı hastalar açısından ve bizim açımızdan" dedi. Türkiye’nin ilk yüz naklisi Uğur Acar’ın akrabası Ameliyat edilen Yavuz Selim’in Türkiye’nin ilk yüz naklisi Uğur Acar’ın akrabası olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "O da dışarıda bekliyordu. Ameliyat sonrası onlarla karşılaştık. Her 3 ailenin de yakınları tabi büyük bir merakla bizim çıkışımızı bekliyorlardı. O kadar çok insanın gözlerindeki o dehşeti ve sizden aman dilenmesini görmek hakikaten zor bir süreç doktor açısından da öyle iyi haberleri verdik bütün ailelere. Evet Uğur da onlardan bir tanesiydi. Hatta bir hasta yine bu kolunu transfer ettiğimiz hasta, replant ettiğimiz hastanın da yine yıllar önce başka bir yakınının yine kolunu aynı şekilde kopmuştu ve biz replante etmiştik. Ondan sonra hani o da değişik bir tabi rastlantı oldu açıkçası. Evet, ilginç bir tesadüf gerçekten tabii. Zor bir süreç" ifadelerini kullandı. "Yıllar önce kolunu ameliyat ettiğimiz hastanın yakını" Diğer hastanın durumunu da anlatan Rektör Özkan, "Vedat Sarı’ydı hastamız onun da yine bir kolu kopmuştu. Yıllar çok yıllarca ben asistandım o zaman. Onun kolunu Ömer hocayla beraber yine repland etmiştik. Aynı şekilde o arayınca tabi ilginç bir tesadüf oldu. 2 hasta da çok zor hastalardı açıkçası. Ama umuyorum başarılı geçti ameliyatları ama dediğimiz gibi şu bir hafta on günlük süreç kıymetli ama eğer her şey yolunda giderse tabii hastaların çok ciddi bir kazanımları olacak" dedi. "Tedaviye katılan herkese teşekkür ediyorum" Bunların komplike ameliyatlar olduğunu belirten Özkan, "Kolay ameliyatlar değil. Çünkü bu keskin temiz bir kesi değil koparak yerinden çıkmış. Hem kol hem bacak için söylüyorum bunu. Tabii bunlar çok teknik detaylar ama alıcı damarlarda sıkıntı oluyor. Bu anlamda çok ciddi tabi. Ekibi zorladı. Komplike ameliyatlardı ama dediğim gibi inşallah sonucu bir hafta on gün sonra yine size pozitif bir şekilde veririz. Bu tür ameliyatlarda dakikanın önemi var. Öyle olunca 2 hastada aynı anda ameliyata başlandı. Neredeyse aynı anda ameliyatları da sonlandırdık. Aynı hızla gitti. İkisi de yan yana 2 odada multi travma hastası bunlar. Bu anlamda ekibimiz de çok tabi tecrübeli. Bütün ekibe çok teşekkür ediyorum. Katkısı olan herkese buraya gelmesini sağlayan, organları yine ekstra getiren dokuları yine burada tedavi eden, tedaviye katılan herkese teşekkür ediyorum. Bir insanın hayatına katkı sunmak bizim işimizin en kıymetli, en maneviyatı yüksek tarafı elbette" dedi. "Keşke ayağını kurtardığımıza sevinebilseydi" Bir hastanın kenilerine ’çocuğum ne oldu’ diye sorduğunu anlatan Özkan, "Tabi ona öyle bir haber gidecek. Maalesef çocuğunu kaybetti, o vahim kazada. Keşke ayağını kurtardığımıza sevinebilseydi. Gerçekten çok insanın içini ezen, içini burkan bir olay. Allah sabır versin onlara da. Allah kimseye göstermesin. Çocuğum nerede diye tam uyutulurken soruyordu tabi bu kaza hemen bize gelmedi. Önce Antalya Şehir Hastanesinden bize geldi bu hastalar. O anlamda biz hangi hastanede nerede olduğunu bilmediğimiz için biz de çok vakıf değildik açıkçası çocuğun akıbetine. Ancak daha sonra biz ameliyattayken gelen haber maalesef bütün ekibi çok üzdü. Çocuğu kaybetmişiz. Allah ailesine sabır versin çok, çok zor bir süreç" şeklinde konuştu. Kopan kol ve bacak aynı anda ameliyat edildiler Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise, "Buraya 5 hastamız geldi. Geldikleri gün itibarıyla 3 tanesi ameliyat edildi. 2 tanesi bizim bölümümüz tarafından ameliyat edildi. Genel durumları tabi orta ağır. Elimizden geldiğince kolu kopan hastamızı ve bacağı kopan hastamızı aynı anda ikisini beraber, ekibimizle beraber ameliyat ettik. Şu anda genel durumları iyi yakın takip ediyoruz. İnşallah güzel bir sonuç alırız" dedi. "Ameliyatlar 10 saat sürdü" Ameliyatların 8 ila 10 saat arasında sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Ömer Özkan, "Şu an için sağlık durumları tabii orta" şeklinde konuştu. Kazadan sonra jandarma tarafından uzuvların bulunup getirildiği sorusuna Özkan, "Tabi o kısmı ben de yeni öğreniyorum. Maalesef öyle olduğu için de tabi biraz kirli. O biraz enfeksiyon riski getiriyor inşallah o kısmı da atlatırız. Organların taşınma eğitiminin verilmesi gerekir. Basit de olsa okullara veya genel toplum kamu spotu açısından bunları da bildirmekte fayda var. Bu da önemli bir konu oldukça" şeklinde konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 12:06
Kolu ve bacağı kopan hastalar 10 saatte aynı anda ameliyat edildi
Antalya’da 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında kolu ve bacağı kopan hastalar aynı anda 10 saat süren ameliyatyla opere edildiler. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafnıdanh yapılan operasyon sonrası hastalar yoğun bakımdan çıkıp serviste tedavilerine devam ediliyor.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:38
Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat
Sindirim sistemini ağızdan anüse kadar etkileyebilen Crohn hastalığı, kronik ve iltihaplı yapısı nedeniyle hastaların hayat kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, toplumda yeterince tanınmayan bu hastalıkta teşhis gecikmelerinin sık yaşandığını belirterek, uzun süren sindirim sistemi şikâyetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Crohn hastalığının en sık ince bağırsağın son kısmı ve kalın bağırsağı tuttuğunu ifade eden Hayat Hastanesi Gastroenteroloji UzmanıDr. Evirgen, hastalığın ataklar ve sakin dönemler halinde seyrettiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Evirgen, "Crohn hastalığı, belirtilerinin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa erken tanı, hastalığın seyrini kontrol altına almak açısından büyük önem taşıyor" dedi. Belirtiler haftalarca sürebilir Hastalığın belirtilerinin, tutulum bölgesine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Evirgen; uzun süreli ishal, karın ağrısı ve kramplar, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, dışkıda kan veya mukus, ateş ve kansızlığın en sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını söyledi. Bu belirtilerin haftalarca devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evirgen, "Ertelemek, hem tanıyı hem de tedaviyi zorlaştırabiliyor" uyarısında bulundu. Crohn hastalığının tanısının tek bir testle konulamadığını dile getiren Uzm. Dr. Sami Evirgen, ayrıntılı tıbbi öykü, fizik muayene, kan ve dışkı testleri, kolonoskopi ve biyopsi gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. MR veya BT enterografi gibi görüntüleme yöntemlerinin de tanıda önemli rol oynadığını belirten Evirgen, doğru tanının diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarından ayırıcı olması açısından kritik olduğuna dikkat çekti. Tedavi kişiye özel planlanıyor Crohn hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirten Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Evirgen, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını söyledi. İltihap giderici ve bağışıklık düzenleyici ilaçlar, biyolojik tedaviler, beslenme düzenlemeleri ve destekleyici uygulamaların tedavide yer aldığını aktaran Dr. Evirgen, gerekli durumlarda cerrahi seçeneğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Tedavide asıl hedefin yalnızca belirtileri azaltmak olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Evirgen, "Amaç; bağırsak hasarını önlemek ve hastanın uzun vadeli sağlığını korumaktır" derken, "Crohn hastalığı ile doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür" sözleriyle toplumu bilinçli olmaya da davet etti.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:12
Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal: "Demans parmak izi gibidir, aynı tanıyı alan iki hastanın yolculuğu farklıdır"
Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demansın tek tip bir süreç olmadığını belirterek, "Aynı tanıyı alan iki insanın yaşadığı yolculuk, tıpkı parmak izi gibi birbirinden farklıdır. Hastalığın başlangıcından ilerleme hızına kadar pek çok faktör kişiye özgüdür" dedi. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hasta yakınlarının sıklıkla dile getirdiği, "Başkasında böyle olmamıştı" şeklindeki kıyaslamalara açıklık getirdi. Demansın, alzaymır, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı hastalıkları kapsayan bir şemsiye kavram olduğunu ifade eden Uysal, klinik tablonun geniş bir yelpazede değerlendirildiğini belirtti. "Hastalık her hastada aynı kapıdan girmez" Aynı alzaymır tanısını alan iki kişide bile hastalığın farklı seyredebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Uysal, "Bazı hastalarda unutkanlık ön plandayken, bazılarında kelime bulma güçlüğüyle başlayan dil problemleri görülebilir. Erken dönemde öfke, içe kapanma veya şüphecilik gibi davranış değişiklikleri de ortaya çıkabilir. Bunun temel nedeni hastalığın beynin hangi bölgelerini ve hangi sırayla etkilediğidir" diye konuştu. Hastalığın seyrinde genetik yapı, eğitim düzeyi, stres, hipertansiyon ve diyabet gibi faktörlerin rol oynadığını belirten Uysal, bu durumu "bilişsel rezerv" kavramıyla açıkladı. Uysal, bazı beyinlerin oluşan hasarı daha uzun süre telafi edebildiğini, bu nedenle aynı tanının her hastada aynı klinik tabloya yol açmadığını ifade etti. "Demans sadece hafıza kaybı değildir" Toplumda demansın sadece unutkanlıkla ilişkilendirildiğini ancak beynin etkilenen bölgesine göre belirtilerin değiştiğini aktaran Doç. Dr. Uysal, şunları söyledi: "Beynin ön bölgeleri etkilendiğinde kişilik ve davranış değişiklikleri, yan bölgeler etkilendiğinde dil bozuklukları, derin yapılar etkilendiğinde ise halüsinasyonlar görülebilir. Hasta yakınlarının ’Eskiden böyle biri değildi’ tepkisi anlaşılırdır ancak hastalık kişinin karakterini değil, beynini değiştirir. Hastalıkların birbirleriyle kıyaslanması doğru değildir." "Kıyaslama yapmak süreci zorlaştırır" Tedavi sürecinde kişiye özel yaklaşımın önemine değinen Doç. Dr. Uysal, bazen en doğru tedavinin ilacı artırmak değil, bakım şeklini değiştirmek veya hasta yakınını desteklemek olduğunu belirtti. Başka hastalarla yapılan kıyaslamaların süreci zorlaştırdığını ifade eden Uysal, "Bu süreç kişiye özeldir. Hasta yakınları bunu bildiğinde suçluluk duygusu azalır ve beklentiler gerçekçi hale gelir. Hastaya yargılayarak değil, anlayarak yaklaşmak mümkün olur" dedi. Demansın uzun bir yolculuk olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Beyin çevresini anlamlandıramadıkça beden ve davranışlar alarm verir. Hastaların ’inat’ veya ’huysuzluk’ gibi görünen davranışlarının ardında genellikle korku ve kontrol kaybı yatar. Bu alarmı susturmanın yolu hastayla tartışmak değil, onun dünyasına yaklaşmaktır. Görevimiz, her ailenin ve her beynin kendine özgü hikayesini yargılamadan dinlemektir."
08 Şubat 2026 Pazar - 10:38
Rekor seviyede hastaya bakıldı, en fazla ilgi acile oldu
DÜZCE(İHA) – Nüfusu 412 bin olan Düzce’de 2025 yılında 6 milyon 527 bin 22 hasta doktora başvurdu. En çok ilgi acil serviste yaşanırken, dahiliye ve ortopedi sırasıyla takip etti. Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, milyonlarca hastaya hizmet verildiğini söyledi. Düzce’de sağlık sektöründeki gelişmeler vatandaşların doktora başvuru sayılarına da yansıdı. 2025 yılında 412 bin nüfuslu şehirde, 6 milyon 527 bin 22 hasta Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlara başvuru yaptı. Sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayıları hakkında bilgiler veren Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "2018 yılından bu yana hekim ve personel sayımızı belirli bir seviyede artırdık. Artan hekim sayımız ile birlikte baktığımız hasta sayısı da artış gösteriyor. Sağlık Müdürlüğümüze bağlı hizmet veren sağlık tesislerimize 2025 yılında toplam 6 milyon 527 bin 22 hasta başvurusu gerçekleşti. Bu hastaların 3 milyon 17 bin 514 tanesi polikliniklere muayene olurken, 3 milyon 352 bin 508 kişi ise aile hakimlerinden, 969 bin 583 hastaya da hastanelerimizin acil servislerinde hizmet verildi. Ayrıca geçen yıl il dışından ilimize binlerce hasta kabulü yapıldı" dedi. "65 bin 412 kişi ameliyat oldu" Dr. Yasin Yılmaz, binlerce hastaya görüntüleme hizmeti verildiğini belirterek "İlimizde bir yılda toplam 65 bin 412 hastanın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Güler yüzlü ve tecrübeli personellerimiz ile son teknoloji görüntüleme cihazlarımızla hizmet verdiğimiz sağlık tesislerimizden hastanelerimize başvuran hastalarımıza bilgisayarlı tomografi, ultrasonografi, olmak üzere toplamda binlerce hastaya görüntüleme hizmeti verildi. 300 bin 978 kişi Ağız ve diş sağlığı hastanemizden tedavi aldı" ifadelerinde bulundu. "3 bin 160 doğum gerçekleşti" 2025 yılında 3 bin 160 doğum gerçekleştiğini bildiren Yasin Yılmaz "İlimizde sağlığın korunması, hastalıkların tedavisi ve Rehabilitasyonu için yürüttüğümüz çalışmalarla vatandaşlarımızın nitelikli, ferah ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşması amacına müzahir planlama ve çalışmalarımızı, mesleğimizin kutsallığına inanan tüm sağlık çalışanlarımız ile birlikte, gece gündüz demeden özverili bir şekilde yürütüyoruz. Türkiye yüz yılında ilimizi ülkemizde ve bölgemizde sağlık alanında marka bir şehir olması noktasında desteğini bizlerden esirgemeyen Sağlık Bakanlığımız yetkililerine, devlet büyüklerimize ve her daim yanımızda olan çok kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 09:41
’Organik’ diye satılan ürünlere dikkat
Sağlıklı beslenmeye verilen önemin artmasıyla doğal ve katkısız gıdalara olan talep de her geçen gün artıyor. ‘Organik’ adı altında piyasaya sürülen ürünlerin katkısız olup olmadığının iyi araştırılması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, normal ürüne göre çok daha pahalı satılan ürünler konusunda tüketicileri uyarırken, sertifika kontrolünü vurguladı. Doğal ve katkısız gıdalara yönelik talebin artmasıyla birlikte katkılı besinlerden uzak durmak isteyen vatandaşlar, organik tarım ürünlerine tercih ediyor. Katkı maddesi içermeyen ürünlere yönelik talep artışıyla da ‘organik’ adı altında piyasaya organik olmayan ürünler de sürülüyor. Toplumumda doğal gıda ve organik gıda ile ilgili yanlış anlaşılma olduğuna dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Tontul, "Doğal gıda ve organik gıda konsepti birbiriyle tamamen karışıyor. Bütün gıdalar doğaldır. Yani meyve sebze ya da hayvansal bazda olması hiç önemli değil. Doğada yetişir, doğada yetiştirilir. Dolayısıyla bunlar doğal gıdalardır. Organik gıda ise şimdi özellikle meyve sebzeler özelinde konuşacak olursak tohumdan başlayarak hasada kadar bir süreç var. Bu süreç boyunca her aşamada yani tohum aşamasında da, üretim aşamasında da, hasat aşamasında da çeşitli üretim ajanları, kimyasalların kullanılmaması gerekebiliyor" dedi. "Herhangi bir gıdaya doğrudan organik diyemeyiz" Organik gıdalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. İsmail Tontul, "Organik dediğimiz zaman tohumun da organik olduğu, bütün sürecinde de yapay kimyasal katkıların ya da pestisit gibi ajanların yani böceklere ya da hastalıklara karşı çeşitli kimyasalların kullanılmadığı gıdaları kastediyoruz. Tabii ki bu gıdalara yani herhangi bir gıdaya doğrudan organik diyemeyiz. Bunları kullanmasak da sürecin tamamen denetleniyor olması lazım. Markete gittiğimizde aslında organik sertifikasyon pahalı bir süreç yani konvansiyonel üretime göre bir çiftçinin üretim yapmasına göre ekstra önlemler gerektiriyor. Doğal ajanlar, doğal koruyucu maddeler ya da doğal pestisitler kullanılması gerektiriyor ve bu durum ürünün maliyetini arttırıyor. Dolayısıyla bir üretici organik sertifikasyon sertifikasyonuna sahipse bunu ambalajında özellikle belirtiyor. Dolayısıyla ambalajın üzerinde organik yazmasına ya da çeşitli sertifikasyon kuruluşlarının logosunun bulunmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Tabii pazara gidiyoruz. Birçok üretici el yazısıyla organik yazıyor ama dediğim gibi aslında bu hiçbir şey ifade etmiyor. Maalesef birçok üretici organik kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeden tüketicilerin bunlara daha fazla para ödemeye istekli olduğunu bilerek, ürünlerinin üzerine organik yazıyor. Çok iyi tanıdığınız kişilerden almıyorsanız, yani tanıdığınızdır, akrabanızdır, arkadaşınızdır almıyorsanız aslında bu ifadelerin çok bir geçerliliği yok. Bunu bilerek almanız gerekiyor. Eğer siz o kişiye güveniyorsanız, ürünlerindeki riskleri göze alarak kullanabilirsiniz. Ama şunu düşünmeniz gerekiyor; işte markette normal bir yumurta 5 lirayken organik yumurta 10 liraya satılıyor. Dolayısıyla konvansiyonel bir yumurtayı 10 liraya satarsa satıcı 5 lira ekstra kar etmiş olacak. Yani dolayısıyla bu büyüklükteki bir gelirin de bu olaylara neden olduğunu görüyoruz. İşte çeşitli ürünlerde organik algısı oluşturmak için örneğin yumurta örneğinde, işte pisliğe bulaştırma ya da boyama gibi hilelerin olduğunu görüyoruz. Bunun için hem sertifikasyonlar takip edilebilir, bakanlığın ifşa ettiği daha önce hile yapmış firmalardan satın alma yapılmayabilir. Bunun dışında bir tüketici doğrudan ambalajsız ya da etiketsiz bir ürüne bakarak bunun organik mi değil mi olduğunu anlayamıyor. Maalesef bunu anlamak bizim gibi eğitimli insanlar için bile mümkün değil. Sadece laboratuvarlarda yapılan analizlerle anlaşılabilir" şeklinde konuştu. "İnsan vücudunda birikerek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir" Sahte ürünlerin insan vücuduna zarar verdiğine değinen Doç. Dr. Tontul, "Organik gıda faydalı mı, faydasız mı, buna bir bakmak gerekiyor. Buradaki asıl mevzu konvansiyonel üretimde yani geleneksel üretimde kullanılan kimyasal gübrelerin ve pestisitlerin bıraktığı kalıntılar. Bu kalıntılar insan vücudunda birikerek çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Kansere, hormon bozukluklarına, üreme sorunlarına neden olabilir. Dolayısıyla eğer bütçeniz elveriyorsa organik beslenmeniz sizi bu durumlara karşı koruyabilir. Tüketicinin bilinçlenmesiyle birlikte üreticiler ya da satıcılar da farklı konseptler geliştirmeye başladı. İşte örneğin son zamanlarda karşımıza ’Pestisit yoktur’ ibareli meyve sebze ürünleri çıktı. Bunlar organik olduğu anlamına gelmiyor bu ürünlerin. Ancak bu ürünlerin üretiminde pestisit kalıntılarının olmadığı ya da pestisitlerin izin verilen miktarlarda kullanıldığı anlamına geliyor ki; bu tüketici için iyi bir şey ve daha kolay ulaşılabilir ekonomik olarak. Dolayısıyla organik tüketim mümkünse organik tüketimi tavsiye ediyoruz. Değilse de en azından güvenilir üreticilerden pestisit olmadığı ifade edilen ürünlerin kullanılmasını önerebiliriz" ifadelerini kullandı. "Afişe edilen markaları ya da bu markalarla ilişkili yeni markalara mümkün olduğunca dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz" Tontul, "Tarım ve Orman Bakanlığı özellikle insan sağlığına zararlı bileşenler içerebilecek gıdaları ya da hile yapılmış gıdaları belli aralıklarla afişe ediyor. Dolayısıyla bu afişe edilen markaları ya da bu markalarla ilişkili yeni markalara mümkün olduğunca dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz. İnternette artık birçok bilgiye çok rahatlıkla ulaşabiliriz. Yani bir üreticinin birkaç markası sıkıntılıysa diğer markalarında da sıkıntı olabileceğini düşünerek bu markalardan uzak durmayı tavsiye edebiliriz" diye konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 09:40
Akciğer sağlığı için önemli 10 gıda
Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, insan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade ederek akciğer sağlığı için taze sebze ve meyve yemenin önemli olduğunu söyledi. İnsan vücudunun yiyecekleri yakıt olarak kullandığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Gıdaların vücutta yakıta dönüştürülmesi sürecine metabolizma denir. Oksijenle beraber işlenen gıdaların doğru metabolize olması için sağlıklı solunum sistemine ihtiyacı vardır. Sağlıklı ve çeşitli seçilen besinler ile oluşturulan dengeli bir beslenme planı sağlıklı nefes almayı ve akciğer sağlığını korumayı destekler. Karbonhidratlar metabolize olurken daha çok, yağlar ise daha az karbondioksit üretirler. Bu sebeple solunum sıkıntısı yaşayan kişilerin daha düşük karbonhidratlı ve daha yüksek yağlı diyet uygulamaları daha rahat nefes almalarını sağlar. Akciğer sağlığını korumak için, taze meyve sebze tüketimi, antioksidanlardan zengin vitamin-mineral alımı, yeterince sıvı tüketimi ile ideal kilonun korunması önemlidir" diye konuştu. Medicana Bursa Hastanesi Diyetisyen Hande Güngör, akciğer sağlığı için 10 besin grubunu şöyle sıraladı; "Lif bakımından zengin olan arpa, yulaf ve mercimek gibi gıdalar, B vitamini, magnezyum, selenyum ihtiva eder. Bu gıdalar akciğer sağlığını destekler. Taze sebzeler, yüksek lif ve flavanoid içeriği sayesinde akciğer fonksiyonunu iyileştiren pancar, biber, kabak, domates, kırmızı lahana, pazı gibi besinlerin aynı zamanda KOAH ve akciğer kanseri riskini azalttığı tespit edilmiştir. Taze meyveler, özellikle elma, yaban mersini gibi yüksek antosiyanin ile akciğerlerin oksidatif hasardan korunmasına katkı sağlar. Fonksiyonel gıdalar, yüksek antioksidan, antiinflamatuar içerikleri ile zerdeçal, yeşil çay, kahve ve kakao gibi gıdalar damar sağlığına katkıda bulunarak akciğer fonksiyonları üzerinde olumlu etki gösterir. Omega-3 kaynağı besinler, hamsi, sardalya, deniz somonu gibi besinlerin kaynakları olan omega-3 ün yeterli alımı, hava yolu damar geçirgenliğini arttırarak akciğer sağlığını korur. Kuruyemişler, özellikle selenyumun en zengin kaynaklarından olan brezilya cevizi, yüksek antioksidan içeriğiyle solunum ve vücut direnci fonksiyonlarını iyileştirici etki gösterdiği bilinmektedir. Yoğurt, kalsiyum, fosfor ve selenyum açısından zengin olması sebebiyle KOAH riskini azalttığı tespit edilmiştir. Zeytinyağı, yüksek polifenol içeriği ile akciğer fonksiyonlarının bozulmasıyla seyreden solunum hastalıklarına karşı koruyucu olduğu ifade edilmiştir. Antioksidan yönünden zengin vitaminler ve mineraller, yüksek antioksidan etki gösteren C ve E vitaminin yeterli alımı akciğer fonksiyonunu destekler. Su, akciğer fonksiyonlarının sürdürülmesi için önemli bileşenlerden olan mukus yapısının korunması için yeterli miktarda su gerekir. Kilo başına 30-33 miligram su tüketimi kişinin günlük sıvı ihtiyacını karşılamasını sağlar. İdeal kiloyu koruyarak dengeli ve yeterli bir beslenme planı uygulayan kişilerin hastalık riski azalır, enfeksiyonlara karşı direnci artar, vücut direnci sistemi güçlenir."
08 Şubat 2026 Pazar - 09:27
Lenf kanserini yendi, doktorundan ilham alıp tıp fakültesini kazandı: Yıllar sonra yine aynı karede buluştular
Lenf kanserini yenen 19 yaşındaki Melis Çelenk, kendisini iyileştiren doktorundan ilham alarak Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Doktoru Prof. Dr. Tezer Kutluk ile bir araya gelen genç kız, yıllar önce hasta bir çocukken doktoruyla çekildiği fotoğrafı, bugün sağlıklı ve tıp fakültesi öğrencisi bir genç kız olarak yeniden çektirdi. Çelenk, "Doktorum sayesinde tıp okumaya karar verdim. Tıp istemiyordum, tedavilere gelip gittikçe, tedavi olan çocukları gördükçe yardımcı olabileceğimi düşündüm, ben de onkoloji, kanser alanında çalışmalar yapmak istiyorum" dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 23:34
11 aylık bebek uçak ambulansla Van’dan İstanbul’a sevk edildi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi Hastanesi’nde tedavi gören 11 aylık bebek, uçak ambulansla İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Hastanesi’nde böbrek yetmezliği tanısıyla tedavi gören ve entübe durumda olan 11 aylık A.K.’nin sevki için Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıkta Acil Hava Operasyon Merkezi (SAHOM) koordinasyonunda çalışma başlatıldı. Bu kapsamda görevlendirilen uçak ambulans, saat 21.20’de Van Ferit Melen Havalimanı’na iniş yaptı. Havalimanında hazır bekletilen sağlık ekipleri tarafından teslim alınan A.K., uçak ambulansa alınarak İstanbul’a sevk edildi. Sevk sürecinin uzman sağlık personeli eşliğinde ve gerekli tüm tıbbi donanım sağlanarak gerçekleştirildiği belirtildi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 23:29
Van’dan İstanbul’a 11 aylık bebek için uçak ambulansla sevk gerçekleştirildi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi Hastanesi’nde tedavi altında bulunan 11 aylık A.K., ileri tetkik ve tedavi amacıyla İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne uçak ambulansla nakledildi. Böbrek yetmezliği tanısı bulunan ve entübe durumda olan hastanın sevki için Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıkta Acil Hava Operasyon Merkezi (SAHOM) koordinasyonunda çalışma başlatıldı. Bu kapsamda görevlendirilen uçak ambulans, saat 21.20’de Van Ferit Melen Havalimanı’na iniş yaptı. Havalimanında hazır bekletilen sağlık ekipleri tarafından hastane şartlarında teslim alınan A.K., uçak ambulansa alınarak İstanbul’a sevk edildi. Sevk sürecinin, uzman sağlık personeli eşliğinde ve gerekli tüm tıbbi donanım sağlanarak gerçekleştirildiği belirtildi. (YS-
07 Şubat 2026 Cumartesi - 18:59
Nazilli’de liseli gençlere sağlıklı yaşam eğitimi verildi
Aydın’ın Nazilli ilçesinde lise öğrencilerine yönelik sağlıklı yaşam, ergenlik dönemi aşıları ve zararlı alışkanlıklardan korunma konularında bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Nazilli Zafer Sağlıklı Hayat Merkezi personellerince, Nazilli Sosyal Bilimler Lisesi’nde öğrenim gören 11. sınıf öğrencilerine yönelik sağlık eğitimi düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Genç Akademisi eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen programda öğrencilere, günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken birçok konuda bilgi verildi. Eğitimlerde öğrencilere, düzenli sağlık kontrollerinin önemi, ruhsal ve fiziksel değişimler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, teknoloji kullanımı, stresle baş etme yöntemleri, HPV, tetanoz pekiştirme gibi ergenlik dönemi aşıları ve zararlı alışkanlıklardan korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Yetkililer, gençlerin sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik bu tür eğitimlerin belirli aralıklarla devam edeceğini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder