Son Dakika
|
İran'da Hamaney'in ölümünün ardından yüz binler sokakta
İsrail ordusu: "İran’da 30’dan fazla hedef vuruldu"
Sürgündeki Rıza Pehlevi: "Hamaney’in ölümüyle, İran rejimi fiilen sona erdi"
Hamaney’in kızı, damadı, torunu ve gelini hayatını kaybetti
BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı
ABD ordusu, İran’a karadan gerçekleştirilen saldırıların görüntülerini yayınladı
Beyaz Saray, Trump’ın İran saldırılarını izlediği anlara dair fotoğrafları paylaştı
İsrail-İran gerginliği uluslararası uçuşları etkiledi: 227 uçuş iptal edildi
ABD ve İsrail'in İran saldırıları New York'ta protesto edildi
İran saldırılarında Dubai Havalimanı da hasar aldı: 4 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran halkına başsağlığı diliyorum"
Trump: "İran Donanması’na ait 9 gemiyi batırdık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri Cabir El Sabah ile görüştü
Fenerbahçe Beko Başantrenörü Jasikevicius, Dubai’de mahsur kaldı
Netanyahu: "Güçlerimiz şu anda Tahran'ın kalbine saldırılar düzenliyor"
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldürüldüğü iddia edildi
Yunanistan’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları protesto edildi
SAĞLIK
Eskişehir’de mobil sigara bıraktırma aracı taraftarla buluştu
01 Mart 2026 Pazar - 12:52:09
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Mobil Sigara Bıraktırma Aracı", Eskişehir Stadyumu önünde taraftarlarla buluştu. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığını korumak ve tütün bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü saha çalışmalarına bir yenisini ekledi. Eskişehirspor’un iç saha müsabakası öncesinde stadyum girişinde konuşlandırılan mobil sigara bıraktırma aracı, taraftarlardan yoğun ilgi gördü. Sağlık ekipleri, maç atmosferi içerisinde vatandaşlara sigaranın zararları, nikotin bağımlılığıyla baş etme yolları ve profesyonel destek mekanizmaları hakkında birebir bilgilendirmelerde bulundu. "Vatandaşımızın ayağına gidiyoruz" Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sigaranın önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük nedeni olduğunu vurguladı. Bildirici, "Sigara; kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok ciddi soruna zemin hazırlıyor. Mobil aracımızla vatandaşlarımızın ayağına giderek, bırakma sürecinde bilimsel destek sunuyoruz. Sağlıklı bir yaşam için atılan her adım, güçlü bir toplumun temelidir" dedi. 6 farklı merkezde ücretsiz hizmet Tütünle mücadelenin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Bildirici, şehir genelindeki Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin (SHM) sunduğu imkanlara dikkat çekti. Bildirici, buralarda sadece sigara bırakma değil; beslenme danışmanlığı, obeziteyle mücadele, psikososyal destek ve çocuk sağlığı gibi pek çok alanda tamamen ücretsiz hizmet verildiğini hatırlattı. Öte yandan Eskişehir genelinde vatandaşların bu hizmetlere kolayca erişebilmesi amacıyla Odunpazarı ilçesinde Emek, Yenidoğan ve Deliklitaş; Tepebaşı ilçesinde ise Zübeyde Hanım, Şirintepe ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezleri, alanında uzman personeliyle tamamen ücretsiz olarak danışmanlık ve koruyucu sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, mobil sağlık taramalarının ve bilgilendirme faaliyetlerinin kentin farklı noktalarında devam edeceğini bildirirken, tüm vatandaşları sağlıklı bir gelecek için bu merkezlerden destek almaya davet etti.
01 Mart 2026 Pazar - 12:16
Dr. Öztaş’tan gebelik döneminde oruç tutma konusunda önemli uyarılar
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, gebelik döneminde oruç tutma konusunda anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öztaş, karar sürecinde en belirleyici unsurun anne ve bebek sağlığı olduğunu vurguladı. Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
01 Mart 2026 Pazar - 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarında yaşadığı damar tıkanıklığını oradaki hastanelerde tedavi ettiremeyince, Elazığ’a gelerek ameliyat olup sağlığına kavuştu. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 55 yaşındaki 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarındaki damar tıkanıklığı nedeniyle günlük hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyor, kısa mesafelerde bile şiddetli ağrı yaşıyordu. Frankfurt’ta başvurduğu hastanede yapılan kontrollerde bir bacağındaki damarın yüzde 70, diğerinin ise tamamen tıkalı olduğu ortaya çıktı. Kısmen tıkalı olan damar açıldı ancak tamamen kapalı olan damar için doktorlar riskli olduğu gerekçesiyle müdahale edemeyeceklerini, bu nedenle bypass ameliyatı olması gerektiğini belirtti. Açık ameliyat olmak istemeyen Mustafa Katrancı, başka bir çözüm arayışına girdi. Memleketi Elazığ’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı ile iletişime geçen Katrancı, yapılan değerlendirme sonrasında Elazığ’a gelerek Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Burada gerçekleştirilen işlemle hem tamamen tıkalı olan bacak damarı hem de karın bölgesindeki tıkalı damar ameliyatsız bir yöntem olan anjiyografi ile açıldı. Özel ilaçlı balon tekniği kullanılarak yapılan başarılı müdahale sayesinde hasta açık ameliyat olmaktan kurtuldu. İşlem sonrasında yürüyüş mesafesi belirgin şekilde artan Mustafa Katrancı bypass olmaktan kurtulmuş bir şekilde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Almanya’da yaşadığını belirten Mustafa Katrancı, "Almanya’dayken iki bacağımda sorun vardı. Birinde yüzde 70 bir diğerinde ise yüzde 100 tıkanıklık vardı. Orada geçen ay anjiyo oldum. Yüzde 70 tıkalı olan bacağımı açtılar, yüzde 100 tıkalı olan bacağımı ’açamayız, bypass olman gerekiyor’ dediler. Necati hocamı duymuştum ondan dolayı Elazığ’a geldim. Şu anda tıkalı olan damarlarımı açtılar. Şükürler olsun sağlığıma kavuştum kendimi iyi hissediyorum" dedi. Hastanın Almanya’nın Frankfurt kentinden geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı, "Hastamıza orada karın damarı yani eksternal iliak tam çıkış yerinden yüzde 100 tıkalıydı. Göbeğinin alt kısmında kasığını alt kısmına kadar yüzde 100 tıkanıklık vardı. Yan damarlardan doluş sağlanmaktaydı. Bunun üzerine Almanya’da yapılan anjiyo grafiklerinde hastanın kesinlikle açılamayacağını, anjiyo ile olmayacağını mutlaka karın damarından bacak damarına doğru, bypass ameliyatının olması gerektiğini bunun da çok yüksek riskli ameliyat olduğu için ölüm riskinin olduğunu belirtmişler. Hastamız bize ulaştı. Hastamıza yaptığımız muayeneler sonrasında tıkalı damarı açabileceğimizi ifade ettik. Daha sonra anjiyo grafi ile karnın alt kısmında kasığın altına kadar yüzde 100 tıkalı damarı, anjiyo ve ilaçlı balon yöntemiyle stent koymadan tedavi etmiş olduk. Buradaki avantajımız, stentler kendi damarına göre bir tık bacak damarlarında daha kısa süreli tıkandığını gözlemlenmiş. İlaçlı balonlar, özellikle iliak damara uygulanan ilaçlı balonların daha yeni bir yöntemdir. Daha önceden sadece stentle açılabileceği söyleniyordu ama yeni yayınlarda ilaçlı balonlarla da bu damarın açılabileceği bilimsel literatürde ifade edilmişti. Dolayısıyla bizde karın damarından çıkan bu damarı, ilaçlı balonla açarak hastamızı sağlığına kavuşturduk. Dün yaptığımız 1 saatlik işlemle hastamız sağlığına kavuştu. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Almanya’da yapılamaz denilen şey, muhtemelen doktorların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm dünyada yapılan bir işlemi yaptık. Elazığ’da da yaklaşık 13 yıldır bu işlemi yapıyorum. 2012 yılından beri, yüzde 100 tıkalı bacak, karın ve kalp damarları yapıyorum" ifadelerini kullandı.
01 Mart 2026 Pazar - 11:01
Eskişehir Şehir Hastanesi’nde akademik hazırlık: İstatistik kursu tamamlandı
Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık profesyonellerine yönelik düzenlenen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"na ev sahipliği yaptı. Eskişehir Şehir Hastanesi, sağlık alanındaki akademik çalışmaları desteklemek ve bilimsel araştırma yetkinliklerini artırmak amacıyla düzenlenen uygulamalı eğitimlerine bir yenisini ekledi. Hastane bünyesinde gerçekleştirilen "SPSS Uygulamalı Temel İstatistik Kursu"nda, katılımcılara verilerin analizi ve akademik raporlama konularında kapsamlı bir eğitim sunuldu. Eğitim programının kapanışında düzenlenen törende, Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi tarafından ders veren akademisyenlere teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi. Kursu başarıyla tamamlayan sağlık personeli ve araştırmacılar ise katılım belgelerini Başhekimin elinden aldı. Bu tür eğitimlerin hastanedeki bilimsel veri kalitesini yükselteceği ve nitelikli araştırmaların önünü açacağı vurgulandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Şubat 2026 Cumartesi- 13:01
Uzmanından, "Oruç kesinlikle sigara ile açılmamalı" uyarısı
2
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:29
Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyat gerçekleştirildi
3
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:15
"Migren hastalarına oruç tavsiyeleri"
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:22
Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"
5
28 Şubat 2026 Cumartesi- 13:32
Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri
07 Şubat 2026 Cumartesi - 18:11
Yüksek riskli gebeliklerde erken tani hayat kurtarıyor
Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alp Nuhoğlu, riskli gebeliklerde erken tanı ve düzenli takibin anne ile bebeği tehdit edebilecek ciddi komplikasyonların önüne geçerek sağlıklı doğum sürecini desteklediğini vurguladı. Riskli gebeliklerin takibi ve tedavisinde uzmanlık alanı olan perinatoloji, anne ve fetüs sağlığını korumada kritik rol oynuyor. Uzmanlar, erken tanı ve düzenli perinatolojik takip sayesinde birçok ciddi komplikasyonun önüne geçilebildiğine dikkat çekiyor. Perinatoloji, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek riskli durumların erken teşhisi, izlenmesi ve yönetimini kapsayan ileri bir uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. Yüksek riskli gebeliklerde gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, diyabet, tiroid hastalıkları, erken doğum riski, plasenta yerleşim anomalileri, çoğul gebelikler ve fetal anomalilerin erken tespit edilmesi, anne ve bebeğin sağlığı açısından hayati önem taşıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alp Nuhoğlu, yüksek riskli gebeliklerde erken tanı ve düzenli perinatolojik takibin kritik rol oynadığını vurgulayarak, bu gebeliklerin mutlaka uzman kontrolünde ve planlı şekilde izlenmesi gerektiğini belirtti. Perinatoloji kapsamında risk görülen durumlarda plasentadan biyopsi, amniyosentez ve kordosentez gibi invaziv tanı yöntemleri uygulanabiliyor. Bu yöntemler sayesinde fetal gelişim yakından izlenirken, şüpheli durumlarda kesin tanıya ulaşılabiliyor. Fetal DNA testi ile genetik taramada yüksek doğruluk Gebelikte yapılan önemli tarama testlerinden biri olan Fetal DNA testi, anne kanından alınan örnekle bebeğe ait hücrelerin incelenmesine dayanıyor. Bu test sayesinde genetik anomalilere yönelik yüksek doğruluk oranıyla tarama yapılabiliyor. Şüpheli sonuçlarda ise kesin tanı için amniyosentez gibi ileri tanı yöntemlerine başvuruluyor. Detaylı ultrason kritik haftalarda yapılıyor Uzmanların dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise detaylı ultrasonografi. Tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 3-5’inde fetal anomali görüldüğü belirtilirken, bu anomalilerin önemli bir kısmının organ gelişim bozukluklarıyla ilişkili olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle gebeliğin 21-23’üncü haftaları arasında yapılan detaylı ultrasonun büyük önem taşıdığı aktarılıyor. Özellikle beyin ve kalp anomalilerinin bu dönemde daha sık tespit edildiği, bazı durumlarda yaşamla uzlaşmayan tabloların ortaya çıkabildiği belirtilirken, böyle bir durumda aile ile sürecin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, riskli gebeliklerin standart bir planla değil, kişiye özel takip programlarıyla izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Anne ve bebeğin ihtiyaçlarına göre planlanan multidisipliner yaklaşım sayesinde gebeliğin güvenli şekilde sürdürülmesi ve sağlıklı bir doğum sürecinin desteklenmesi amaçlanıyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:24
Diyarbakır’da UMKE personel sayısı 623’e yükseldi
Diyarbakır’da Ulusal Medikal Kurtarma Ekibine (UMKE) 46 sağlıkçının eğitimlerini tamamlamasıyla 623’e yükseldi. UMKE Temel Eğitimi ve UMKE Medikal Kurtarma Eğitimini başarıyla tamamlayan 46 sağlık personeli için mezuniyet programı düzenlendi. Törende konuşan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, afetlere hazırlığın yalnızca bir görev değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğuna söyledi. 6 Şubat depremlerini hatırlatan Asiltürk, herkes uykudayken dakikalar içinde görev alanına ulaşan ekiplerin UMKE gönüllüleri olduğunu vurgulayarak, o süreçte ortaya konulan özverinin hafızalardan silinmeyeceğini kaydetti. UMKE’nin yalnızca teknik bir ekip değil; adanmışlık, gönüllülük ve fedakarlık ruhuyla hareket eden güçlü bir yapı olduğunu belirten Asiltürk, "Sizlerin her an göreve hazır olması bizlere güven veriyor. Bugün gözlerinizde o enerjiyi ve kararlılığı görüyorum. Bu ruh olduğu sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yok" dedi. İl genelinde görev yapan 577 UMKE gönüllüsüne 46 yeni mezunun daha katılmasıyla Diyarbakır’daki toplam UMKE personel sayısı 623’e ulaştı. Eğitim sürecinde katılımcılara; afet yönetimi, medikal müdahale ve kurtarma teknikleri, saha organizasyonu ve ekip koordinasyonu gibi başlıklarda teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. Eğitimi başarıyla tamamlayan 46 sağlık çalışanı, olası afet ve acil durumlarda aktif görev alabilecek yetkinliğe ulaştı. Program, katılım belgelerinin takdimi ve hatıra pasta kesimi ile tamamlandı.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32
Sinop, sağlık performansıyla dikkat çekti
Sağlık Bakanlığının 2025 yılı performans verilerine göre Sinop, sağlık hizmetlerinde sergilediği başarıyla Türkiye genelinde 22’nci sıraya yerleşti. Bakanlık tarafından açıklanan değerlendirmede; hasta memnuniyeti, randevu süreleri, hizmete erişim, bekleme süreleri, gelir-gider dengesi ve günlük muayene sayıları gibi birçok başlık dikkate alındı. Yapılan ölçümlerde Sinop, söz konusu kriterlerin tamamında 58,73 puan alarak dikkat çekici bir performans ortaya koydu. Elde edilen sonuçlar, Sinop’taki sağlık tesislerinde sunulan hizmetlerin verimliliğini ve vatandaş memnuniyetini yansıtırken, sağlık alanında yürütülen planlama ve iyileştirme çalışmalarının da olumlu karşılık bulduğunu ortaya koydu.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:30
Sinop’ta minik öğrenciler ambulansı yakından tanıdı
Aile Yılı kapsamında Sinop Sultan Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Anasınıfı öğrencileri, gerçekleştirilen çalışma kapsamında ambulansın işleyişi ve acil sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirildi. Programda öğrenciler, ambulansın bölümlerini yakından inceleyerek hangi amaçlarla kullanıldığını öğrenirken, ambulansta görev yapan sağlık personelinin görev ve sorumlulukları hakkında da bilgi aldı. Minikler, acil durumlarda sağlık ekiplerinin nasıl müdahale ettiğini uygulamalı olarak görme imkânı buldu. Eğitici ve öğretici nitelikte geçen çalışmanın, öğrencilerin sağlık hizmetlerine yönelik farkındalıklarını artırdığı belirtilirken, Aile Yılı kapsamında gerçekleştirilen bu tür bilgilendirici çalışmaların devam edeceği ifade edildi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:23
Glütensiz beslenme trendine profesörden uyarı: Teşhis yoksa sağlık riski var
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda moda haline geldiğini belirterek, herhangi bir hastalık teşhisi olmadan bu şekilde beslenmenin ilerleyen süreçte bazı vitaminler, mineral ve besin eksikliklerine yol açabileceğini söyledi. Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda bir trend haline geldiğini belirterek, bunun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Glütensiz beslenmesi gereken bireylerin büyük bir bölümünü çölyak hastalarının oluşturduğunu ifade eden Anıl, "Fbromiyaljide, bağırsak sendromlarında, otizmin bazı gruplarında, haşimatonun bazı durumlarında, glüten alerjilerinde ve sebebi açıklanmayan bazı özel durumlarda glütensiz beslenme gerekiyor. Ancak son dönemde sadece moda veya trend olduğu için glütensiz beslenmek isteyenleri duymaya başladık. Glüten, buğdayın içinde bulunan bir proteindir ve teşhis konulan kişilerin tüketmemesi gerekir, aksi halde rahatsızlık verir" dedi. "Teşhis olmadan glütensiz beslenmek ileride sorunlara yol açabilir" Yaklaşık 15 yıldır glütensiz beslenme üzerine bilimsel çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Anıl, bilinçsiz glütensiz beslenmenin tehlikelerine dikkat çekerek, "20 miligramlık glüten bile bu bireylerde zor anlar yaşatabiliyor ve hastalığı ilerletebiliyor. Ancak diyet yapmak isteyen bazı kişiler ‘glütensiz besleniyorum’ diyerek bunu bir trend haline getirdi. Bu çok sıkıntılı bir durumdur. Eğer herhangi bir hastalık teşhisi konulmadan glütensiz beslenmeye devam edilirse, bazı vitaminler, mineral ve besin bileşenleri gıdalardan alınamaz. Bu da uzun vadede sağlığa zarar verir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Anıl, Samsun’un Atakum ilçesinde açılan özel glütensiz kafeterya ile Büyükşehir Belediyesinin glütensiz kafesinin ise teşhisli bireyler için önemli ve olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. Bilimsel çalışmalar teşhisli bireyler için sürüyor Glütensiz ürün geliştirme çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Anıl, "Bilim durmuyor. Bazı baklagillerden ve mısır unundan iki farklı tarhana geliştirdik. Glütensiz ürünlerde aynı lezzeti yakalamak zordur ama biz bunu bilimsel ortamda aslında uygun hatta daha üstün özelliklerde geliştirdik. Özellikle çocuklar için glütensiz cips ürettik. Ayrıca fonksiyonel özellikleri yüksek bir ürün elde ettik. Tatlı ihtiyacına yönelik olarak da bakla şekeri üzerinde çalışıyoruz. Bakla şekeri üzerine yüksek lisans tezinin tamamladık. Patent aşamasındayız. 9 farklı bakla şekerini bu hastaların faydasına sunacağız" diye konuştu.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:41
Erken tanı hayat kurtarır mottosu esnaflara anlatıldı
DÜZCE (İHA) – Dünya Kanser Günü kapsamında, Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçe merkezinde farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Akçakoca çarşı merkezinde faaliyet gösteren esnaflar sağlık ekipleri tarafından ziyaret edilerek, kanser taramalarının önemi, erken teşhisin hayati rolü ve ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanma yöntemleri hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulunuldu. Ekipler tarafından ayrıca bilgilendirici broşürler dağıtılarak, toplumda kanser konusunda bilinç düzeyinin artırılması hedeflendi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde; meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser başta olmak üzere, düzenli taramaların erken tanıdaki önemi vurgulanırken, vatandaşların tarama programlarına katılım göstermelerinin sağlık açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekildi. Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, kanserle mücadelede erken teşhisin hayat kurtardığını belirterek, toplumun her kesimine yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarının aralıksız sürdürüleceğini ifade etti. Etkinlik, esnaflar tarafından memnuniyetle karşılanırken, vatandaşlar da sağlık hizmetleri hakkında yapılan bilgilendirmelerden dolayı ekiplere teşekkür etti.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:57
Bingöl Devlet Hastanesi’nde hematoloji bölümü hizmete girdi
Bingöl Devlet Hastanesi’nde ilk kez açılan Hematoloji Bölümü hasta kabulüne başladı. Bingöl Devlet Hastanesi’nde hematoloji bölümü hizmete girdi. Yeni hizmete giren bölümle birlikte, hematolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli bir ihtiyacın karşılanması hedefleniyor. Bu kapsada Hematoloji Uzmanı Dr. Osman Can Öztürk, Bingöl Devlet Hastanesi’ne atanarak göreve başladığını belirterek, "Bingöl Devlet Hastanesi Hematoloji Kliniğine yeni atandım. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Kliniğinden hematoloji uzmanlığımı aldım. Bingöl gibi bir ilde, özellikle yaşlanan nüfusla beraber hematolojik hastalık sıklığının arttığı bilinmekteydi ve Bingöl halkı ne yazık ki bu hastalıkları için çevre illere gitmekteydi. Biz özellikle kemik iliğinin miyeloproliferatif hastalıklarında ilerleyen dönemde de kemoterapi ünitemizin tam anlamıyla aktif hale gelmesiyle aylık, haftalık kemoterapi alan hastalarımıza hizmet etmeye çalışacağız. Kan bankasını tekrardan kurup düzenli kan nakli gereken hastalarımıza erteleme olmaksızın kan vermeye çalışacağız. Bunun dışında kronik takipli olan hematoloji hastalarımıza burada yardımcı olacağız. Özellikle ayda bir, üç ayda bir il dışına çıkmaları gereken bireylere burada yardımcı olmaya çalışacağız" dedi. Yeni açılan hematoloji kliniğiyle birlikte, daha önce tedavi için çevre illere gitmek zorunda kalan vatandaşların artık Bingöl’de sağlık hizmeti alabileceği belirtildi. Bölümün faaliyete geçmesiyle birlikte, kemik iliği hastalıkları, kan hastalıkları ve düzenli takip gerektiren birçok rahatsızlığın il içinde tedavi edilebilmesi hedefleniyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:53
Bingöl Devlet Hastanesi’nde hematoloji bölümü hizmete girdi
Bingöl Devlet Hastanesi’nde ilk kez açılan Hematoloji Bölümü hasta kabulüne başladı. Bingöl Devlet Hastanesi’nde hematoloji bölümü hizmete girdi. Yeni hizmete giren bölümle birlikte, hematolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli bir ihtiyacın karşılanması hedefleniyor. Bu kapsada Hematoloji Uzmanı Dr. Osman Can Öztürk, Bingöl Devlet Hastanesi’ne atanarak göreve başladığını belirterek, "Bingöl Devlet Hastanesi Hematoloji Kliniğine yeni atandım. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Kliniğinden hematoloji uzmanlığımı aldım. Bingöl gibi bir ilde, özellikle yaşlanan nüfusla beraber hematolojik hastalık sıklığının arttığı bilinmekteydi ve Bingöl halkı ne yazık ki bu hastalıkları için çevre illere gitmekteydi. Biz özellikle kemik iliğinin miyeloproliferatif hastalıklarında ilerleyen dönemde de kemoterapi ünitemizin tam anlamıyla aktif hale gelmesiyle aylık, haftalık kemoterapi alan hastalarımıza hizmet etmeye çalışacağız. Kan bankasını tekrardan kurup düzenli kan nakli gereken hastalarımıza erteleme olmaksızın kan vermeye çalışacağız. Bunun dışında kronik takipli olan hematoloji hastalarımıza burada yardımcı olacağız. Özellikle ayda bir, üç ayda bir il dışına çıkmaları gereken bireylere burada yardımcı olmaya çalışacağız" dedi. Yeni açılan hematoloji kliniğiyle birlikte, daha önce tedavi için çevre illere gitmek zorunda kalan vatandaşların artık Bingöl’de sağlık hizmeti alabileceği belirtildi. Bölümün faaliyete geçmesiyle birlikte, kemik iliği hastalıkları, kan hastalıkları ve düzenli takip gerektiren birçok rahatsızlığın il içinde tedavi edilebilmesi hedefleniyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:28
Erzurum’da 483 işletme denetlendi
Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üreten işletmelere yönelik denetimler sürüyor. 30 Ocak - 6 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen denetimler kapsamında 483 denetim yapıldı. Denetimler sonucunda, olumsuzluk tespit edilen hususlara ilişkin olarak işletmelere 1 adet idari yaptırım kararı uygulandı. Analize dayalı yürütülen çalışmalarda 9 adet numune alındı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Tüketicilerin her an ulaşabildiği Alo 174 Gıda Hattı üzerinden gelen 13 başvuru değerlendirilmiş olup, gıda denetimlerimiz 7/24 esasına göre devam etmektedir" denildi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:27
Türkiye’de ilk kez görülen dev anevrizma neştersiz iyileşti
Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran ve tıp dünyasında ender rastlanan büyüklükte anevrizma (damar balonlaşması) tespit edilen 75 yaşındaki hasta, uygulanan kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Medipol Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, Türkiye’de tedavi edilen en büyük anevrizmalardan biri olan vakayı, açık ameliyat yerine kapalı yöntemle tedavi etti. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ancak patladığında hayati risk taşıyan aort anevrizması, 75 yaşındaki İsmet Akoğlu’nun hayatını tehdit etti. Şiddetli karın ağrısıyla gittiği sağlık kuruluşunda damar çapının büyüdüğü söylenen Akoğlu, zaman kaybetmeden Medipol Mega Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler korkutucu tabloyu ortaya koydu. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun ve ekibi, 12 santimetreye ulaşmış ve patlamaya hazır bir bombaya dönüşen dev anevrizmayı kapalı yöntemle tedavi etti. Bu operasyon, Türkiye’de tedavi edilen en büyük anevrizma vakası olarak kayıtlara geçti. "Damarın normal çapı 2-3 santim olmalı" Hastanın iki gün süren şiddetli ağrılar nedeniyle ilk olarak başka farklı bir sağlık kuruluşuna başvurduğunu belirten Prof. Dr. Boztosun, "Yapılan ultrasonda karın aortu dediğimiz ana damarda ciddi bir büyüme tespit edilmiş. Normalde 2-3 santimetre arasında olması gereken aort çapının yaklaşık 9,5 santimetreye ulaştığı görülmüş ve acil olarak ileri bir merkeze başvurması önerilmiş. Bize geldiğinde hastamızı vakit kaybetmeden yoğun bakıma yatırdık ve acilen karın bölgesinin tomografisini çektik. Tomografi sonucunda durumun ultrasonda görülenden daha ciddi olduğunu fark ettik. Anevrizmanın 9,5 santim değil, yaklaşık 11,8 santim yani neredeyse 12 santim büyüklüğünde olduğunu saptadık. Bu boyut, ülkemizde bugüne kadar karşılaşılan ve tedavi edilen en büyük anevrizmalardan biri" diye konuştu. "Açık ameliyat yerine kapalı yöntem uyguladık" Hayati risk taşıyan bu tablo karşısında hızlıca müdahale ettiklerini belirten Boztosun, "Hastamıza açık ameliyat yerine kapalı yöntem uyguladık. Her iki kasıktan girereken dovasküler yöntemle abdominalaort anevrizmasının tamirini gerçekleştirdik. İşlem başarılı geçti. Operasyonun ertesi günü hastamız ayağa kalktı ve mobilize oldu. Şu anda genel durumu son derece iyi ve stabil. Hastamız aslında çok şanslıydı. Anevrizma oldukça kritik bir boyuta ulaşmış, hatta yırtılma aşamasına gelmişti. Buna rağmen patlamadan hastaneye ulaşması onun hayatını kurtaran en önemli faktör oldu. Zamanında müdahale sayesinde çok şükür şu an sağlığına kavuşmuş durumda. Planlamamız doğrultusunda yarın taburcu etmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:47
Anne karnındayken milyonda bir görülecek sağlık sorunuyla doğdu
Diyarbakır’da, anne karnındayken milyonda bir görülecek atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya gelen bebek, doktorların zamanla yarışıp 4 saatlik ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Diyarbakır’da bir bebek, anne karnındayken atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya geldi. Milyonda bir görülen sorunla gözlerini açan bebek, Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel’in zamanla yarışmasıyla 4 saat süren ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Op. Dr. Taner Kamacı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, anne karnındayken yapılan son ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğu tespit edilmesi üzerine hastadan haberdar olduklarını söyledi. Hastanın, karnında yaygın bir sıvı ile doğduğunu belirten Kamacı, bebeğin doğar doğmaz hemen değerlendirildiğini ve ultrasonlarını çekip muayenesini yaptıklarını ifade etti. Dr. Kamacı, çekilen ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğunu, çektikleri röntgen filminde de diyafram altı serbest hava olduğunu aktararak, "Bunları bir araya getirdiğimizde hastanın bağırsaklarında bir delinme olmuş olabileceğini düşündük. Hastayı doğduğu gün acil ameliyata aldık. Yaptığımız ameliyatta ince bağırsağının bittiği ve kalın bağırsağın başladığı yerde atrezi dediğimiz doğuştan bağırsağın kapalı olduğu, bundan kaynaklı ince bağırsağın en son kısmında bağırsağın delindiğini tespit ettik. Delinmeden dolayı da bağırsak içeriğinin karnına dolduğunu, ultrasondaki sıvının bu sıvı olduğunu tespit ettik" dedi. Karın içerisini temizledikten sonra bağırsaktaki yapışıklıkları açtıklarını kaydeden Kamacı, konuşmasına şöyle devam etti: "Kapalı olan bağırsak kısmını çıkardık. Karın içinde enfeksiyon olduğu için bağırsağını açtıktan sonra iki ucu birbirine dikemedik ve bağırsağını, ileostomi dediğimiz bir ameliyat ile karın duvarına açtık. Ameliyattan sonra yoğun bakımda enfeksiyon tedavisi süreci başladı. Enfeksiyon değerleri çok yüksekti, yoğun bakım tedavileriyle düştü. Beslenmesine kadar takip ettik. Ameliyattın üzerinden 12 gün geçti. Bebeğimiz gayet sağlıklı. Tamamen ağızdan beslenebiliyor." "Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" Annesine de ostomi bakım eğitimi verdikten sonra hastayı taburcu ettiklerini söyleyen Kamacı, "Kolostomisi olduğu için onun takibini yapacağız ve 2-3 ay sonra bağırsaklarını tekrar ameliyatla kapattıktan sonra tamamen normal hayatına geri dönmüş olacak. İnce bağırsak atrezisi her bin bebekte bir, kalın bağırsak atrezisi 2 bin bebekte bir görülen bir durum. Fakat hastamızda nadir olan şey şu ki, daha anne karnındayken atreziye bağlı bağırsağı delinmişti. 15 yıldır çocuk cerrahisinin içindeyim, yüzlerce atrezi vakası görmüşümdür ama hiç anne karnında delineni görmedim. O kadar nadir. Belki milyonda bir denilecek oranda anne karnında bu delinmenin gerçekleşmesi çok çok nadir görülen bir durum. Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" diye konuştu. Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel ise hastanın, anne karnında sindirim sistemiyle ilgili çok ağır problem yaşadığına dikkat çekti. Bu durumun doğum öncesinde kadın doğum hekimleri tarafından anneye iletildiğini söyleyen Dr. Günel, "Doğumdan sonra bu bilgilendirme doğrultusunda tetkik edip teşhisini çocuk cerrahımızla beraber koyduk. Çocuk cerrahımız çok başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Yoğun bakım sürecinde de hemşirelerimiz oldukça özverili bir şekilde bugünlere kadar getirdiler. Durumu gayet iyi. Ailede oldukça mutlu, bizlerde onlarla aynı mutluluğu paylaşıyoruz" ifadelerinde bulundu. Bebeğin babası İlker Gergerli de, yapılan rutin kontrollerde tespit edilen bir durum oluştuğunu söyledi. Doğuma kadar bunun ne olduğunu bilmediklerini belirten Gergerli, "Doğumun ardından diyaframında hava görüldüğü söylendi. Taner hocamla tanıştık. Bağırsağında yırtık olduğunu ve ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. 4 saatlik bir ameliyat sürecinin ardından çok şükür, oğlum 12 günlük bir yoğun bakım sürecinin ardından kucağımıza almak nasip oldu. Taner hocaya ve Mehmet Emin hocaya teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45
Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı"
Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, 3 ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir" dedi. Mevsimsel viral enfeksiyonlar sonrası sık görülen kuru öksürüğün haftalarca sürebileceğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, en sık yapılan hatanın öksürük geçmediği gerekçesiyle gereksiz antibiyotik kullanımına devam edilmesi olduğunu söyledi. Gribal enfeksiyonların sona ermesine rağmen öksürüğün uzun süre devam etmesinin günümüzde oldukça yaygın bir sorun haline geldiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, öksürüğün her zaman devam eden bir enfeksiyon anlamına gelmediğini vurguladı. Zatürre, bronşit, farenjit, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi enfeksiyonlara bağlı öksürüklerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, buna karşın enfeksiyon sonrasında gelişen bronş aşırı duyarlılığı ve bazı kronik sinüzit vakalarında öksürüğün daha uzun sürebildiğini söyledi. "Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir" Kış döneminde viral enfeksiyonların sık görülmesi nedeniyle hastalık sonrasında uzayan öksürüklerin daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gülbaş, "Bu tür öksürükler çoğu zaman antibiyotik gerektirmez. Ancak hastalar öksürük geçmediği için antibiyotik kullanımını sürdürmekte ya da yeniden antibiyotiğe başlamaktadır. Bu hem faydasız hem de zararlı bir yaklaşımdır. Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle balgamı olan hastalarda öksürük kesiciler balgamın atılmasını engelleyerek iyileşmeyi geciktirebilir. Çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp, tansiyon ve prostat hastalığı olan bireylerde bu ilaçların mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektir" ifadelerine yer verdi. "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir" Öksürüğün aslında solunum yollarını temizlemeye yönelik koruyucu bir refleks olduğunu hatırlatan Gülbaş, "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir. Boğaz, burun, sinüsler, mide, yemek borusu, kalp zarı ve diyafram gibi birçok organın hastalıklarında da öksürük bir belirti olabilir. Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, üç ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Geniz akıntısı, astım, mide reflüsü, iyileşmeyen enfeksiyonlar, bazı akciğer hastalıkları, verem, kalp yetmezliği, kullanılan bazı tansiyon ilaçları, sigara ve akciğer kanseri uzun süreli öksürüğün nedenleri arasındadır. Gece uyandıran öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, uzun süren ateş, istemsiz kilo kaybı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda da süre beklenmeden doktora başvurulmalıdır" cümlelerine yer verdi. Ortamın nem dengesi önemli Halk arasında ‘100 günlük öksürük’ olarak bilinen boğmaca vakalarının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da aktaran Gülbaş, "Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasının yüksek olması sayesinde boğmacanın genel insidansı düşük seyrediyor; ancak ergenler ve yetişkinlerde vakalar görülebiliyor. Riskli gruplarda hatırlatma aşıları koruyucu olabiliyor. Aşıların koruyuculuğu dışında, antibiyotik ve öksürük şurupları hastalığı değil, sadece belirtilerin şiddetini azaltır. Asıl önemli olan öksürüğün nedenini doğru saptamak ve ona yönelik tedavi uygulamaktır. Temiz hava, uygun nem dengesi, yeterli sıvı alımı, gece yatarken başın hafif yükseltilmesi, sigara dumanından uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bireyin alabileceği basit önlemlerdendir" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder