SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Denizli mobil araç sigarayla mücadeleye başladı
03 Nisan 2026 Cuma - 10:09 Denizli mobil araç sigarayla mücadeleye başladı Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, tütünle mücadele kapsamında tütün kullanımının bırakılması ve sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla yeni bir uygulama hayata geçirildi. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların kolay erişim sağlayacağı ‘Mobil Sigara Bırakma Aracı’ Denizli’de vatandaşların hizmetine sunuldu. Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen takvime göre şehrin işlek noktalarına konuşlanacak mobil araçta, tütün bağımlılığı tedavisi konusunda eğitim almış sertifikalı bir uzman hekim ve sağlık personeli tarafından sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara birebir danışmanlık, muayene ve takip hizmeti verilecek. Valilik bahçesinde ilimize kazandırılan mobil sigara bırakma aracının teslim töreni yapıldı. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, İl Protokolü, Kurum Müdürleri ve sağlık çalışanlarının katıldığı törende; Vali Köşger mobil araçta görevli Uz. Dr. Gülten Yılmaz’a aracın anahtarını teslim etti. Sağlık ekipleri tarafından karbonmonoksit ölçümü yapılarak mobil araçta verilecek hizmetler hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Tütün kullanımının önlenebilir ölümler arasında hala ilk sırada olduğunu vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, şehrin yoğun noktalarında ve ilçelerde hizmet verecek mobil hizmetin daha fazla kişiye ulaşılmasında büyük önem taşıdığını söyledi. Öztürk: "Tütün kullanımı, başta kanserler, kalp-damar hastalıkları ve solunum yolu rahatsızlıkları olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açmaktadır. Ancak sigarayı bırakmak mümkündür ve doğru destekle bu süreç çok daha başarılı bir şekilde yürütülebilir. İşte bu noktada Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz, hastanelerimiz bünyesinde İl merkezi ile 10 ilçemizde toplam 22 sigara bırakma polikliniği ile vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Mobil sigara bırakma aracımızda da tütün bağımlığı tedavisi eğitimi almış sertifikalı bir uzman hekim ve bir sağlık personelimiz hizmet verecek olup sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımız, aracımızı ziyaret ederek karbonmonoksit ölçümü yaptırabilir ve hekimlerimizden birebir danışmanlık, tedavi ve takip hizmeti alabilirler" diye konuştu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger ise ‘Mobil Sigara Bırakma Aracı’nın Denizli’ye hayırlı olmasını dileyerek özellikle ulaşım imkânı kısıtlı olan vatandaşlara doğrudan ulaşım sağlanması ve sigara bırakma hizmetlerinin sahaya taşınmasında böyle bir hizmetin Denizli için önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Dumansız bir hava sahası oluşturmak ve sağlıklı bir toplum için sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşların bu hizmetten faydalanmasını isteyen Vali Köşger; "Sigara bırakma hizmetlerini sahaya taşıyan bu mobil araç ile ne kadar insanımızın hayatına dokunabilirsek o kadar mutlu oluruz. Bu hizmetin İlimize kazandırılmasında emeği geçen ve hizmet verecek sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Tütünle mücadelede önemli bir hizmet üstlenecek olan Mobil Araca sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı davet ediyorum" dedi.
Azerbaycan sağlık turizmi heyeti Özel İmperial Hastanesi’ni gezdi
03 Nisan 2026 Cuma - 09:59 Azerbaycan sağlık turizmi heyeti Özel İmperial Hastanesi’ni gezdi Sağlık turizmi alanında uluslararası iş birliklerini geliştirmek amacıyla, Özel İmperial Hastanesi’nin öncülüğünde Azerbaycan’dan Trabzon’a gelen sağlık turizmi heyeti Özel İmperial Hastanesi’ni ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mesul Müdür Op. Dr. Ekrem Sağlam, Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Şahin, Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Doğan, Başhekim Uzm. Dr. Cemil Bayarslan ile Genel Müdür Cihan Başoğlu hazır bulundu. Azerbaycan Sağlık ve Termal Turizme Destek Derneği Kurucu Başkanı Ruslan Guliyev, Özel Tibbi Müesseseleri Topluluğu Baş Sekreteri Vugar Eyvazov, Kalkınma ve Reformlara Destek Veren Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcisi Ramil Aliyev, Azerbaycan Sağlık ve Termal Turizm Derneği Temsilcisi Ceyhun Aşirov, Referans Medikal Grup temsilcisi Anar Yusifovi ve Azerbaijan Health Tourism CEO’su Elnara Cabbarova’dan oluşan Azerbaycan heyetine; hastanenin altyapısı, uzman kadrosu ve uluslararası hasta hizmetleri süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Ayrıca sağlık turizmi alanında gerçekleştirilebilecek ortak projeler üzerine karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. "Sağlık turizmi, yalnızca ülkeler arası hasta transferinden ibaret değil" Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mesul Müdür Op. Dr. Ekrem Sağlam, sağlık turizminin çok yönlü yapısına dikkat çekerek "Sağlık turizmi, yalnızca ülkeler arası hasta transferinden ibaret değil; aynı zamanda bilgi, deneyim ve güven paylaşımını da içeren çok yönlü bir iş birliği alanıdır. Bizler, bu alanda sürdürülebilir ve nitelikli iş birlikleri kurmayı önemsiyoruz. Azerbaycan ile sahip olduğumuz güçlü bağları sağlık alanında da somut projelerle daha ileriye taşımayı hedefliyoruz" dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Şahin ise iki ülke arasındaki kardeşliğe vurgu yaparak "Azerbaycan ile aramızdaki güçlü kardeşlik bağlarını sağlık alanında daha da pekiştirmek bizim için büyük önem taşıyor. Bu tür temasların sadece bugünle sınırlı kalmayıp, uzun vadeli iş birliklerine dönüşeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Sağlık turizmi, hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından büyük bir potansiyel barındırıyor" Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Doğan, sağlık turizminin stratejik önemine değinerek "Sağlık turizmi, hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından büyük bir potansiyel barındırıyor. Bu ziyaretin, karşılıklı güvene dayalı güçlü iş birliklerinin başlangıcı olacağına inanıyoruz. Karşılıklı güven ve ortak vizyonla önemli projelere imza atabileceğimizi düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Başhekim Uzm. Dr. Cemil Bayarslan ise hastanenin tıbbi kapasitesine anlatarak "Hastanemiz, alanında uzman hekim kadrosu ve modern tıbbi altyapısıyla uluslararası hastalara güvenilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunmaktadır. Azerbaycanlı misafirlerimizle bilgi ve deneyim paylaşımında bulunmaktan büyük memnuniyet duyduk. Bu tür etkileşimlerin, sağlık hizmetlerinde kaliteyi daha da artıracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Genel Müdür Cihan Başoğlu da hastanenin uluslararası vizyonuna dikkat çekerek şu açıklamada bulundu: "Özel İmperial Hastanesi olarak, uluslararası standartlarda sunduğumuz kaliteli sağlık hizmetini Azerbaycanlı kardeşlerimizle buluşturmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Azerbaycan ile kurulacak iş birliklerinin bu vizyonumuza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte ortak projeler geliştirerek sağlık turizmi alanında örnek çalışmalara imza atmayı hedefliyoruz." Programın sonunda, hastanede görev yapan hekimlerle bir araya gelinerek tanışma gerçekleştirildi ve karşılıklı soru-cevap şeklinde bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Görüşmelerin ardından, Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu tarafından heyet üyelerine günün anısına plaket takdim edildi.
Kanser tedavisinde yeni dönem: Akıllı radyoterapi
03 Nisan 2026 Cuma - 09:56 Kanser tedavisinde yeni dönem: Akıllı radyoterapi Kanser tedavisinde gelişen teknolojiyle birlikte radyoterapi yöntemleri her geçen gün daha hassas ve etkili hale geliyor. Uzmanlar, akıllı radyoterapi sayesinde tümörün milimetrik hassasiyetle hedef alınabildiğini ve sağlıklı dokuların büyük ölçüde korunabildiğini belirtiyor. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe ise "Gelişen teknolojiler sayesinde tedavi süreçleri daha konforlu geçebiliyor, yan etkiler ise önemli ölçüde azaltılabiliyor" dedi. Kanser tedavisinde teknolojik gelişmeler, radyoterapi uygulamalarında önemli bir dönüşümü beraberinde getirdi. Gelişmiş görüntüleme ve planlama sistemleri sayesinde radyoterapi tedavileri artık çok daha hassas ve hedefe yönelik uygulanabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe, kanser haftası kapsamında yaptığı açıklamada, modern radyoterapi teknikleriyle tümör dokusunun milimetrik hassasiyetle hedef alınabildiğini ve sağlıklı dokuların büyük ölçüde korunabildiğini ifade etti. Radyoterapi kişiye özel planlanıyor Kanser tedavisinde her hastanın durumunun farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Metcalfe, "Tedavi planları kişiye özel olarak oluşturuluyor. Radyoterapi planlamasında hastanın yaşı, kanserin türü, evresi ve genel sağlık durumu gibi birçok faktör değerlendirilir. Günümüzde gelişmiş bilgisayarlı planlama sistemleri sayesinde tedaviler üç boyutlu görüntüler üzerinden planlanabiliyor. Böylece tümör dokusu en doğru şekilde hedef alınırken sağlıklı dokuların korunması sağlanabiliyor" dedi. Geriatrik Onkoloji Derneği başkanlığını da sürdüren Prof. Dr. Metcalfe, ileri yaşın kanser tedavisine engel olmadığını ve yaşlı hastalarda da uygun tedavi planlaması ile başarılı sonuçlar elde edilebildiğini belirtti. Multidisipliner yaklaşım tedavi başarısını artırıyor Kanser tedavisinde farklı branşların birlikte çalışmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Metcalfe, "Kanser tedavisi multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmektedir. Radyasyon onkolojisi, medical onkoloji ve cerrahi ekiplerinin birlikte değerlendirdiği tedavi planları sayesinde hastalar için en uygun yöntem belirlenmektedir. Erken tanı ile birlikte doğru tedavi planlaması yapıldığında günümüzde birçok kanser türünde başarılı sonuçlar elde etmek mümkün olabilmektedir" ifadelerini kullandı. Erken tanı kanserle mücadelede hayati önem taşıyor Kanserle mücadelede en önemli unsurlardan birinin erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Evrim Metcalfe, toplumda kanser farkındalığının artırılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, "Kanser artık birçok türde erken tanı konulduğunda tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Bu nedenle tarama programlarına katılmak, risk faktörlerini azaltacak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek ve şüpheli belirtiler görüldüğünde gecikmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşımaktadır. Bilimsel gelişmeler sayesinde kanser tedavilerinde her geçen gün daha etkili ve daha konforlu yöntemler kullanılmaktadır" dedi.
Doç. Dr. Dişel: "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi"
03 Nisan 2026 Cuma - 09:48 Doç. Dr. Dişel: "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, artık hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ettiklerini belirterek, "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" dedi. Kanser tedavisinde yeni bir döneme girildiğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Kanser tek bir hastalık değil; her bireyde farklı bir yüz gösteren, karmaşık biyolojik süreçler bütünüdür. Bu nedenle aynı organdan çıkan iki tümör bile tamamen farklı tedavi gerektirebilir" ifadelerini kullandı. Kanser tedavisinde moleküler onkoloji yaklaşımını anlatan Dişel, "Moleküler onkoloji; kanser hücrelerinin genetik ve biyokimyasal özelliklerini inceleyerek hastalığın kökenini, davranışını ve tedaviye vereceği yanıtı anlamamızı sağlar. Eskiden hastalar tümörün bulunduğu organa göre tedavi edilirdi. Oysa bugün biliyoruz ki asıl belirleyici olan tümörün genetik yapısıdır. Tedavi kararları artık genel istatistiklerin değil, bireyin tümörünün biyolojisinin rehberliğinde verilmektedir" diye konuştu. "Her hastanın tümörüne özel harita çıkarılıyor" Yeni nesil teknolojilerin tedaviyi kökten değiştirdiğini belirten Onkoloji Uzmanı Dişel, "Yeni nesil dizileme teknolojileri sayesinde tümör dokusundan elde edilen genetik materyalin kapsamlı analizi artık mümkündür. Bu sayede tümörün moleküler kimliği ortaya konulmakta ve her hastaya özel bir tedavi haritası çıkarılmaktadır" şeklinde konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavinin en önemli kazanımının genetik profilleme olduğuna dikkat çeken Dişel, "Genetik profilleme ile tümörde hedefe yönelik ilaçların etki edebileceği mutasyonlar, bağışıklık sistemiyle ilişkisi ve ilaçlara duyarlılığı belirlenebilmektedir. Bu da doğru ilacın doğru hastaya verilmesini sağlar. Yine bu sayede hastanın hangi tedaviden fayda görmeyeceğini de önceden öngörebiliyoruz. Böylece hem gereksiz tedavilerden kaçınılmakta hem de değerli zaman kaybının önüne geçilmektedir" dedi. "Bağışıklık sistemiyle kanserle mücadele mümkün" İmmünoterapinin moleküler onkoloji ile birlikte daha etkili hale geldiğini belirten Dişel, "Bağışıklık sistemini yeniden aktive eden bu tedaviler bazı hastalarda uzun süreli yanıtlar sağlayabilmektedir. Ancak hangi hastanın fayda göreceğini belirlemek için moleküler analizler büyük önem taşır" diye konuştu. "Kanser artık kandan da takip edilebiliyor" Sıvı biyopsi yöntemine değinen Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Sıvı biyopsi ile basit bir kan örneğinden tümöre ait genetik materyali analiz edebiliyoruz. Bu yöntem tedaviye yanıtı erken dönemde izlememize ve hastalığı daha konforlu şekilde takip etmemize imkan sağlar" dedi. "Artık tanıya değil, tümörün biyolojisine bakıyoruz" Tedavi yaklaşımındaki dönüşümü "Artık yalnızca hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ediyoruz. Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" diyerek özetleyen Dişel, "Hedefimiz her hastanın kendi biyolojisine en uygun tedaviyi, en az yan etkiyle ve en güçlü bilimsel kanıtlar eşliğinde sunmaktır" dedi.
Prof. Dr. Avcil’den otizmde erken tanı uyarısı: "Belirtileri göz ardı etmeyin"
03 Nisan 2026 Cuma - 09:41 Prof. Dr. Avcil’den otizmde erken tanı uyarısı: "Belirtileri göz ardı etmeyin" Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibelnur Avcil, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, otizmde erken tanının çocukların gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibelnur Avcil, otizm spektrum bozukluğunun erken çocukluk döneminde ortaya çıkan nörogelişimsel bir durum olduğunu belirtti. Her bireyde farklı belirtilerle görülebileceğine dikkat çeken Avcil, sosyal iletişimde güçlükler, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışların en yaygın belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Erken tanının çocukların gelişim sürecinde belirleyici rol oynadığını vurgulayan Avcil, çocukların gelişiminin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Göz teması kurmama, isme tepki vermeme ve konuşma gecikmesi gibi belirtilerin erken dönemde dikkate alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Erken tanı ile birlikte başlanan özel eğitim ve destek programlarının çocukların sosyal gelişimine önemli katkı sağladığını kaydeden Avcil, ailelerin bu süreçte bilinçlendirilmesinin de kritik olduğunu dile getirdi. Otizmli bireylerin sosyal hayata katılımının desteklenmesi gerektiğine işaret eden Avcil, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında yapılan çalışmaların toplumsal duyarlılığı artırmayı amaçladığını belirtti. Avcil son olarak, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında yürütülen bilimsel çalışmalar ve klinik hizmetlerle, otizm başta olmak üzere nörogelişimsel bozuklukların erken tanı ve tedavisine yönelik çalışmaların Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:30 Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir" Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:57 Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar ile bir araya gelen AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen heyeti, Türkiye’nin sağlık ve ekonomik yapısında ihtiyaç duyulan dönüşümlere ilişkin değerlendirmede bulundu. AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğündeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, Türkiye’nin sağlık ve iktisadi geleceğine yönelik kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen görüşmede; Hekimlik Meslek Kanunu başta olmak üzere sağlık sisteminde köklü dönüşüm ihtiyacı, hekim haklarının güçlendirilmesi ve kamu yararını esas alan sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Aynı zamanda iktisadi yapılanma süreçleri ve çalışan odaklı projelerin ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar stratejik bir perspektifle değerlendirildi. "Sağlıkta ve ekonomide adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz" AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Attığımız her adım; yalnızca bugünü değil, yarının güçlü Türkiye’sini inşa etme hedefinin bir parçasıdır. Sağlıkta ve ekonomide sürdürülebilir, adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz. Bayraktar’ın üstlendiği bu önemli görevin, milletimizin refahına ve devletimizin bekasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi.
Glütensiz proje büyüyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:22 Glütensiz proje büyüyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, glütensiz ürünlere erişimde zorluk yaşayan çölyak hastaları için 2026 yılında 7 bin destek kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak hem yaşamı kolaylaştırmayı hem de ekonomik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Belediye, tüm çölyak hastalarına ulaşmayı ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, proje kapsamında vatandaşlar ürünlere daha kolay eriştiklerini belirtti. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çölyak hastalığı ile mücadele eden vatandaşların en büyük sorunu olan "pahalı ve kısıtlı gıda" bariyerini aşmaları için sürdürdüğü projede bu yıl hedef çıtasını yükseltti. Çölyak hastaları için glütensiz beslenme bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu zorunluluk, beraberinde ciddi bir ekonomik yük ve erişim sorunu getiriyor. Market raflarında sınırlı sayıda bulunan glütensiz ürünler, çoğu zaman yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla 2026 yılında 7 bin adet destek kolisi dağıtacak. Çölyaklı bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artırmayı amaçlayan proje kapsamında ekipler, 2026’nın ilk çeyreğinde bin 750 kişiye gıda kolisi ulaştıracak. Yıl içinde 4 aşamada devam edecek dağıtımlarla toplamda 7 bin destek kolisinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, ilk etapta bin 750 vatandaşa ulaşmayı planladıklarını, yıl içinde bu sayıyı 7 bin koliye tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Ateş, çalışmaların ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde yürütüldüğünü vurgulayarak, "Dağıtımlarımızı koordineli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Amacımız ihtiyaç sahibi tüm çölyak hastalarına ulaşmak ve bu desteği sürdürülebilir hale getirmek" dedi. 2026 yılı boyunca glütensiz gıda kolilerinin 4 ayrı aşamada dağıtılmasının planlandığını aktaran Ateş, glütensiz ürünlerin hem temininde yaşanan zorluklara hem de yüksek maliyetlerine dikkat çekti. Ateş, "Bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmak ve maliyet yükünü azaltmak bizim için çok önemli. Özellikle gelişim çağındaki çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önceliğimiz. Bu nedenle kolilerde çocuklara yönelik atıştırmalıklara da yer veriyoruz" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Çölyak Glutensiz Derneği Başkanı Ekrem Varli, piyasadaki fiyat farkına dikkat çekerek belediyenin desteğinin önemini şu sözlerle anlattı: ’’Normal bir unun kilosu 15-20 lira iken, çölyak hastalarının kullanmak zorunda olduğu unun kilosu 250 TL’yi buluyor. Bir paket normal makarna 20-30 lira iken, glutensiz bir paket makarna 200 lira. Bu durum, dar gelirli bir ailenin bu gıdalara ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Belediye tarafından verilen bu koliler, sofralarımıza sadece gıda değil, aile bütçemize de ciddi destek sağladı.’’ Yüksek fiyatların yanı sıra Diyarbakır’da glütensiz ürünlere erişimde de zorluk yaşadıklarını belirten Varli, ürünleri internet üzerinden temin ettiklerini, ancak belediyenin sağladığı destekle bu erişimin kolaylaştığını ifade etti. Belediyenin desteğinin kendilerini mutlu ettiğini ve güçlendirdiğini dile getiren Varli, projenin devam etmesi temennisinde bulundu. Çölyak hastası iki çocuk annesi Zekiye İçlek, çocuklarına 5 yıl önce teşhis konulduğunu ve o dönemde glütensiz ürün bulmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtti. Daha önce glütensiz ürünlere ulaşmak için market market dolaştıklarını ancak ürün bulamadıklarını ifade eden İçlek, belediyenin desteği sayesinde ürünlere artık daha rahat ulaştıklarını kaydetti. Ürünlerin yüksek fiyatları nedeniyle geçmişte ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan İçlek, düzenli yapılan yardımlar sayesinde aile bütçelerinin rahatladığını ve çocuklarının daha sağlıklı beslenebildiğini söyledi. Çölyak hastası çocuğu bulunan bir diğer vatandaş Şeyhmus Palamut da hastalıkla ilk karşılaştıklarında sürecin oldukça zor geçtiğini ifade etti. Zamanla belediyenin sağladığı destekler sayesinde bu sürecin daha yönetilebilir hale geldiğini belirten Palamut, özellikle son iki yılda yapılan çalışmaların önemli katkılar sunduğunu söyledi. Palamut, ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında glütensiz ürünlerin satılabileceği büfe veya marketlerin açılmasının faydalı olacağını belirterek, desteklerin artarak devam etmesini istediklerini ifade etti.
Şehzadeler Belediyesi personeline kanserde erken teşhis uyarısı
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:21 Şehzadeler Belediyesi personeline kanserde erken teşhis uyarısı Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde Kanserle Savaş Haftası kapsamında belediye personeline yönelik düzenlenen seminerde, kanserde erken teşhisin hayati önemi vurgulandı. Şehzadeler Belediyesi tarafından düzenlenen seminerde konuşan uzmanlar, kanserde erken tanının tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını belirterek düzenli tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Şehzadeler Belediyesi tarafından Kanserle Savaş Haftası kapsamında belediye personeline yönelik "Erken Tanı ve Farkındalık Semineri" düzenlendi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmayı amaçlayan seminer tarihi Bedesten’de gerçekleştirildi. Seminere konuşmacı olarak katılan Şehzadeler İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Yaşam Hekimi Dr. Şebnem Güvenç, kanserle mücadelede bilinçli olmanın ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Dr. Güvenç, "Kanserde erken teşhis tedavi başarısını ciddi oranda artırır. Düzenli taramalar sayesinde hastalık henüz belirti vermeden tespit edilebilir." dedi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada büyük rol oynadığını ifade eden Güvenç, sigara ve alkol kullanımından uzak durulması, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine değindi. Seminerde ayrıca kanserin yaygın belirtileri, risk faktörleri ve tarama programlarının önemi hakkında katılımcılara bilgiler verildi. Programın sonunda belediye personelinin soruları da yanıtlandı. Katılımcılar, bilgilendirici seminer sayesinde sağlık konusunda daha bilinçli hale geldiklerini ifade ederken, yetkililer toplum sağlığını korumaya yönelik bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.