Son Dakika
|
Trump: "ABD Donanması'na Hürmüz Boğazı sularına mayın döşeyen her türlü tekneyi batırma emri verdim"
Galatasaray'dan TFF açıklaması! "İlişkilerimiz askıya alınmıştır"
Almanya'da "muharebeye hazır asker sayısını 460 bine çıkarma" hedefi
Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit bıraktı
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
Kan donduran torun dehşetine rekor ceza
İzmir’de taksi şoförü cinayetinin iddianamesi kabul edildi
Avcılar kıyılarında tedirgin eden görüntü
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Yılların hasreti sona erdi, hacı adayları kutsal topraklara uğurlandı
Polis memurunun dikkati hayat kurtardı
ABD Başkanı Trump: "Boğaz üzerinde tam kontrolümüz var"
Hamaney: "Halk arasındaki birlik nedeniyle düşman saflarında kırılma meydana geldi"
THY uçağı 55 gün sonra Türkiye'ye döndü
ABD Orta Doğu'ya 3'üncü uçak gemisini konuşlandırdı
MHP Lideri Bahçeli, DEM Parti heyeti ile bir araya geldi
SAĞLIK
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
24 Nisan 2026 Cuma - 10:38:08
Erzurum’da ekiplerin yaptığı denetimlerde olumsuzluk tespit edilen 4 işletmeye idari yaptırım kararı uygulandı. Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üreten işletmelere yönelik 17 Nisan - 24 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen denetimler kapsamında; toplam 261 denetim yapıldı. Denetimler sonucunda olumsuzluk tespit edilen hususlara ilişkin işletmelere 4 idari yaptırım kararı uygulandı. Analize dayalı çalışmalar kapsamında 30 adet numune alındı. Tüketicilerin her an ulaşabildiği Alo 174 Gıda Hattı üzerinden gelen 11 başvuru değerlendirildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
Sosyal medyadaki şaşırtıcı "öncesi-sonrası" fotoğrafları ve fenomenlerin önerdiği ağır antrenmanlar ciddi sakatlıklara yol açabiliyor. İnternette satılan veya paylaşılan paket egzersiz programlarının herkes için uygun olamayacağını vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spora başlamak gerekiyor" diyerek sağlıklı yaşam için doğru bilinen yanlışlara dikkati çekti. Sağlıklı yaşam için yapılan sporun, yanlış teknikler ve bilinçsiz yüklenme nedeniyle sakatlığa dönüştüğünü belirten uzmanlar, özellikle ısınmadan başlanan egzersizler ile kişiye uygun olmayan antrenman programlarının kas, bağ ve eklem yaralanmalarını artırdığına dikkat çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, günümüzde birçok kişinin sporu bilimsel kurallardan uzak, kulaktan dolma bilgilerle yaptığını söyledi. Serarslan, sporun kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, cinsiyet, kas gücü, eklem sağlığı ve aerobik kapasite dikkate alınmadan yapılan egzersizlerin ciddi sakatlıklara yol açabileceğini belirtti. Özellikle ısınmadan başlanan antrenmanlar, yanlış yüklenme ve yetersiz dinlenmenin sağlıklı olmak için yapılan sporu, tam tersine sağlık sorununa dönüştürebildiğini kaydetti. "Sporun ilk ve birinci kuralı ısınma" Spora başlamadan önce uygun ısınma ve esneme egzersizlerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Serarslan, "Maalesef sporda yapılan en büyük hatalardan biri, hatta en önemlisi uygun ısınma ve esneme egzersizlerini yapmadan spora başlamak. Eğer bu kurala riayet etmeden egzersize başlarsak zaten gergin olan kaslarımız spor sırasında daha da zorlanıyor ve çok daha fazla hasar görme ihtimaline maruz kalıyor. Bu yüzden sporun ilk ve birinci kuralı, başlamadan önce uygun ısınma egzersizlerini belirli bir süre yapmak, daha sonra sportif faaliyetlere geçmektir. Vücudu spora başlamadan önce birdenbire zorlamamamız lazım. Önce hafif hareketlerle, yavaş egzersizlerle başlayarak, yüksek ağırlıkların altına girmeden, ani zorlayıcı hareketler yapmadan sadece vücudu ısıtmaya yönelik hafif egzersizlerle başlanmalı. Kasların esnekliğini kazandığını hissettikten sonra daha ağır egzersizlere geçmek gerekiyor. Aksi halde kaslar ve eklemler çok daha kolay şekilde sakatlanabiliyor" dedi. "Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir" "Yanlış antrenman" kavramının yalnızca hareketlerin hatalı yapılmasından ibaret olmadığını söyleyen Serarslan, "Yanlış antrenman derken sadece teknik yanlıştan söz etmemiz mümkün değil. Sağlıklı spor, birçok faktörün bir araya gelmesiyle yapılan bir şey. Antrenmanın süresi, yoğunluğu, güç egzersizlerinde kaldırılan ağırlıklar, bunların hepsini tedrici olarak artırmak gerekiyor. Düşük yoğunluktan başlayıp haftalar içerisinde yavaş yavaş artırarak güç kazandıkça zorlamayı artırmak gerekir. Bu kurallardan bir tanesini bile atlamak, o egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelebilir. Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi, ne kadar yoğun egzersiz yaparsak kaslarımızın o kadar gelişeceği yönündedir ama bu yanlış. Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir. Her egzersiz sırasında kaslarımızda ödem, mikro yırtıklar ve laktik asit birikimi gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluyor. Eğer biz vücuda ve kaslara bu dinlenme fırsatını tanımazsak, daha çok hasar oluşur ve tam tersine beklediğimiz faydayı değil zararlı etkileri görmüş oluruz" diye konuştu. "Her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil" Özellikle profesyonel olmayan bireylerde her gün spor yapmanın doğru bir yaklaşım olmayabileceğini kaydeden Serarslan, ağır geçen antrenmandan sonra en az 24 saat dinlenilmesi gerektiğine dikkati çekti. Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Eğer profesyonel sporcu değilseniz, sporu sadece sağlık ve hobi amaçlı yapıyorsanız her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil. Biz haftada iki ya da üç gün antrenmanı öneriyoruz. İnsanlar bazen ne kadar fazla yaparlarsa o kadar iyi sonuç alacaklarını düşünüyor ama vücudun toparlanması için yeterli süre tanınmazsa sakatlık kaçınılmaz hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor" İnternet ve sosyal medyada görülen her egzersiz programının doğru kabul edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Serarslan, şöyle devam etti: "En büyük yanlışlarımızdan biri de sosyal medyada veya internette gördüğümüz şeyleri doğru olarak kabul edip hemen uygulamaya geçmek. Halbuki sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor. Orada gördüğümüz ağır antrenmanlar, öncesi-sonrası paylaşımları ya da paket programlar bizi yanıltabiliyor. Bir kişi için uygun olan program sizin için uygun olmayabilir. Bu yüzden gördüğümüz her şeyi doğru kabul etmeyip mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spor yapmak gerekiyor. Egzersiz tamamen kişiseldir. Her kişinin fizyolojisi, vücut yapısı farklıdır. Sosyal medyada ve internette gördüğünüz paket programlar biri için uygunken sizin için uygun olmayabilir. Vücut yapınız, cinsiyetiniz, yaşınız, o anki aerobik kapasiteniz, kas gücünüz, eklem sağlığınız; bunların hepsi sizin için uygun egzersizi belirlemek adına göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Egzersiz mutlaka kişiye özel planlanmalı ve ona göre uygulanmalıdır." En sık görülen yaralanmalar diz ve tendonlarda Klinik pratikte en sık karşılaştıkları spor yaralanmalarına da değinen Serarslan, özellikle halı sahada yapılan futbolun sakatlık riskini artırdığını belirterek, "Bizim klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız sakatlıkları birkaç gruba ayırabiliriz. Birincisi ani travmayla gelişen akut yaralanmalar, ikincisi ise zamanla tekrarlayan zorlanmalara bağlı oluşan kronik problemler. En çok karşılaştığımız akut travmalar arasında diz yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yaralanmaları, kas travmaları, kas yırtıkları, omuz çıkıkları, omuz bağ ve kas yırtıkları ile özellikle aşil tendon yaralanmaları yer alıyor. Türkiye’de halı sahada futbol çok yaygın ama bu zemin sakatlık açısından da çok riskli bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Vücut sakatlıktan önce mutlaka uyarı verir" Zamanla gelişen sakatlıklarda vücudun önceden sinyal verdiğini de ifade eden Serarslan, "Bu bahsettiğim tabii akut, ani gelişen travmalar değil; daha çok zamanla gelişen sakatlıklarda vücut mutlaka size bir uyarı verir. Bu genelde ağrı şeklinde olur. Bazen bu ağrıya şişlikler, kas krampları ve kas sertlikleri de eşlik eder. Eğer bir eklemde veya vücudun herhangi bir yerinde dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ya da istirahat halinde ağrı oluyorsa mutlaka bu uyarıyı dikkate alıp bir uzmana danışmak gerekir" dedi. "Sakatlığa rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir" Küçük görülen sakatlıkların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Serarslan, sakatlık varken spora devam etmenin hem amatör hem de profesyonel sporcularda ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bazen insanlarımız maalesef ufak sakatlıkları göz ardı edebiliyorlar. Sakatlıklara rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz bazı sonuçlara yol açabiliyor. Bu konuda sadece amatör spor yapanlardan bahsetmiyorum, elit düzeyde, profesyonel düzeyde bu sporu yapanlar da bazen aynı hatayı tekrarlayabiliyorlar. Hatta yakın zamanda dünyada ses getiren ciddi bir sakatlık oldu. Kış olimpiyatlarında dünyaca ünlü kayakçı Lindsey Vonn, ön çapraz bağı kopuk olduğu halde özel bir dizlikle olimpiyatlarda yarışmaya karar verdi. Dünyanın en elit sporcularından biri olmasına rağmen maalesef yarışmanın ilk metrelerinde ciddi bir kaza yaparak çok ciddi parçalı bir kırıkla karşılaştı. Yani bu her zaman sadece amatör sporcuların başına gelen bir şey değil, profesyonel sporcular da bazen bu hatalara düşebiliyorlar. İşte burada aşırı hırs, aşırı ego gibi şeyler devreye giriyor. Bu nedenle sakatlık varken spora devam etme konusunda çok ciddi önlemler almak lazım."
24 Nisan 2026 Cuma - 10:32
Muğla’da ‘Acil Tıp’ eğitim semineri
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen V. Muğla Acil Tıp Sempozyumu, 20-22 Nisan 2026 tarihleri arasında Dalaman’da gerçekleştirildi. Ege Bölgesi’nin en kapsamlı acil tıp bilimsel buluşmalarından biri olarak öne çıkan sempozyum, 15 üniversiteden 45 akademisyen ve 200 asistanı bir araya getirdi. Üç gün süren etkinlik boyunca, acil tıpta güncel kılavuzlar, ileri klinik uygulamalar ve kanıta dayalı yaklaşımlar kapsamlı oturumlarla ele alındı. Bilimsel programda multidisipliner bakış açısı ön planda tutulurken, katılımcı kliniklerin aktif katkıları ve yoğun akademik etkileşim dikkat çekti. Sempozyum, yalnızca bilgi paylaşımına değil, aynı zamanda bölgesel akademik iş birliklerinin güçlenmesine de önemli katkı sağladı. Organizasyon Komitesi adına yapılan açıklamada, sempozyumun her yıl Muğla’nın ev sahipliğinde büyüyerek geliştiği ve acil tıp alanında bölgesel referans toplantılardan biri haline geldiği vurgulandı. Katkı sunan tüm kliniklere teşekkür edilirken, önümüzdeki yıllarda daha geniş katılımla devam edilmesi hedeflendiği ifade edildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:24
Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl: "Sosyal medya, ilişkilerde fark edilmeden uzaklık oluşturabiliyor" dedi.
Gaziantep (İHA)Medical Point Gaziantep Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl, sosyal medya kullanımının ilişkiler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Son yıllarda sosyal medya kullanımının hızla artması, bireyler arası iletişim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirdi. Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, dijital platformların sağladığı kolaylıklara rağmen, özellikle ikili ilişkilerde duygusal bağların zayıflamasına neden olabilecek riskler barındırdığını belirtti. Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, gün içerisinde sosyal medyada geçirilen sürenin artmasının, çiftlerin birlikte geçirdiği kaliteli zamanı azalttığını ifade ederek, "Aynı ortamda bulunulsa bile bireylerin dikkatinin büyük ölçüde ekranda olması, iletişimin yüzeyselleşmesine ve zamanla duygusal mesafenin oluşmasına yol açabiliyor" dedi. Sosyal medyada sürekli etkileşim halinde olmanın, partnerler arasında ihmal edilmişlik ve değersizlik hissi oluşturabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, dijital platformlarda paylaşılan "ideal yaşam" algısının da bireylerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabildiğini vurguladı. Sağlıklı ilişkiler için dijital denge kurulmasının önemine değinen Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, gün içerisinde belirli zaman dilimlerinde teknolojiden uzak kalınması, yüz yüze iletişimin artırılması ve birlikte kaliteli zaman geçirilmesinin ilişkileri güçlendirdiğini ifade etti. Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, sosyal medyanın bilinçli ve dengeli kullanımının, ilişkilerde oluşabilecek görünmeyen mesafelerin önüne geçilmesinde kritik rol oynadığını belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
22 Nisan 2026 Çarşamba- 16:11
Bingöl UMKE uluslararası arenaya açılıyor
2
22 Nisan 2026 Çarşamba- 10:19
’Romatolojik hastalıklar, kas ve eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir’
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 11:43
Bayburt’ta atık ilaçların çevreye etkilerine dikkat çekildi
4
23 Nisan 2026 Perşembe- 13:33
Ünlüler minik kalplere dokundu
5
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:54
Baharla birlikte gelen polen mevsimi kabusunuz olmasın
12 Eylül 2025 Cuma - 09:47
Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler
Kendi çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gören ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden olumlu sonuç alamayan iki baba, Osmanlı dönemindeki tedavi yöntemini keşfederek önce kendi evlatlarını iyileştirdi. Şimdi ise aynı durumda olan ailelere ve gençlere umut olmaya devam ediyorlar. Isparta’da kurdukları Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına uygulanan hamam tedavisinden esinlenerek sauna ve çeşitli aktivitelerle ilaçsız tedavi sunuyor. Bu yöntem sayesinde 11 yılda 800’den fazla kişi bağımlılıktan kurtuldu. Isparta’da 2014 yılından itibaren faaliyet gösteren Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), madde bağımlılarını ilaçsız tedavi eden özel bir iyileştirme merkeziyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilklerine imza atan derneğe başvuran bağımlılar, at bakıcılığı, kütüphane, hobi bahçesi, ahşap ve demir atölyesi, oyun salonu ve su terapisi gibi etkinliklerle sosyal hayata kazandırılıyor. Merkez, AMATEM ve benzeri kuruluşların uyguladığı ilaç tedavisini reddediyor. Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına hamam yöntemiyle uygulanan tedaviden ilham alan dernek, günümüz teknolojisini kullanarak sauna yöntemiyle 6 ay süren bir iyileştirme süreci yürütüyor. Başarı oranının yüzde 70’e ulaştığı merkezde bugüne kadar 800’den fazla genç, madde bağımlılığından kurtularak meslek sahibi oldu. Evlatlarını kurtarma mücadelesinden doğan umut Derneğin kuruluş hikâyesi de ise İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, kendi evlatlarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüklerinde pek çok tedavi yöntemini denedi ancak sonuç alamadı. Katıldıkları bir etkinlikte Osmanlı dönemindeki hamam tedavisinden ilham alan iki baba, apartmanlarının deposuna kurdukları basit bir sauna sistemiyle ilk 6 kişilik bağımlı grubunu 6 ayda iyileştirmeyi başardı. Bu başarının ardından derneği büyüterek, kendi acılarından doğan bu yöntemle başka ailelere de umut kapısı araladılar. Acıdan doğan bir umut hikâyesi UYUMDER’de tedavi olduktan sonra yaklaşık 3 yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapan Mustafa Sarı, "UYUMDER, 11 yıl önce küçük bir depoda, iki evladıyla sınanmış iki baba tarafından, kendi yaşadıkları acılardan yola çıkılarak kuruldu. Daha sonra yapılan çalışmaları gören Isparta Valiliği’nin de destekleriyle derneğimiz, Isparta-Eğirdir Karayolu’nda yaklaşık 52 dönümlük bir araziye taşındı. Kuruluş hikâyesi şöyle: Kurucularımız İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, evlatlarının sigara bile içmediğini düşünürken bir anda onların madde bağımlısı olduğunu öğrendi. Birçok yöntem denemelerine rağmen sonuç alamadılar. Katıldıkları bir seminerde Osmanlı döneminden kalma bir tedavi yöntemini duyduktan sonra bu yöntemi denemeye karar verdiler. Dernek ilk olarak bir apartmanın bodrum katında kuruldu. İlk 6 kişiyle başladılar ve çok zor, çok acılı bir dönemden geçtiler. Daha sonra buranın yetersiz geldiğini anlayınca Gölcük Tabiat Parkı civarında daha büyük bir alana geçerek ilk sauna sistemini orada başlattılar" ifadelerini kullandı. Asırlık yöntemle ilaçsız tedavi Sauna programının Osmanlı dönemine dayandığını belirten Sarı, "O dönemde şarap bağımlıları ve Müslüman olmayı seçen Hristiyanlar, bağımlılıklarından kurtulmak için hamama girerek vücuttaki maddeleri terleme yoluyla atıyorlardı. Biz de burada tamamen geçmişe dayalı bu yöntemi uyguluyoruz. Dışarıda AMATEM veya başka kuruluşların kullandığı ilaç tedavisini kesinlikle uygulamıyoruz" şeklinde konuştu. 18 yılın izleri, 24 günde temizleniyor Derneğin, Türkiye’de ilk ve tek ilaçsız tedavi merkezi olduğunu söyleyen Sarı, "Sauna programımızda 21 ile 24 gün arasında, kullandığımız vitaminlerin de desteğiyle, vücuttaki bağımlılık maddelerini detoks yöntemiyle temizliyoruz. Bazı maddelerin 18 yıl boyunca vücuttan atılmadığı bilinir, biz bu tedaviyle 21-24 günde bu maddeleri sauna yoluyla atabiliyoruz. Başarı oranımız yüzde 70’tir. Kimse ‘yüzde 100 başarı’ iddiasında bulunamaz, böyle bir şey yoktur. Altı aylık tedavi programımızı adım adım uyguladığımızda başarı ortalaması yüzde 70’tir. Yüzde 30’luk başarısızlık oranı ise genellikle kişilerin istikrarsızlığından kaynaklanır. ‘Annem için geldim, babam için geldim, evlatlarım için geldim’ diyerek isteksiz gelen arkadaşlarımız olabiliyor. Bu nedenle zaman zaman başarısızlık yaşanıyor" dedi. Gençlerin hayatına dokunmak için destek çağrısı UYUMDER olarak maddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Sarı, "Biz Isparta’da Valilik onaylı bir tedavi merkeziyiz ve tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz. Ancak gelen arkadaşlarımıza her zaman yeterli imkân sağlayamıyoruz. Örneğin, kuru bakliyatımızı bile Ankara’dan kendi aracımızla temin ediyoruz. Devletimiz her zaman yanımızda, Allah razı olsun, ama biz büyüklerimizin, belediyemizin ve halkımızın desteğinin her zaman omuzlarımızda olmasını istiyoruz. Buradaki yatak kapasitemiz 50 kişi fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle şu anda 20-25 gence destek olabiliyoruz. Belediyemiz, Valiliğimiz ve iş insanlarımız bize destek verirse, sadece 25 değil 50 gencimizi aynı anda tedavi edebilir ve sahip çıkabiliriz" ifadelerini kullandı.
12 Eylül 2025 Cuma - 09:15
Kütahya’da dev guatr ameliyatsız tedavi edildi: Yüzde 90’dan fazla küçülme oldu
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesi Girişimsel Radyoloji Biriminde olağanüstü büyüklüğe ulaşan guatr, mikrodalga ablasyon yöntemiyle tedavi edilerek yüzde 90’dan fazla küçülme gerçekleştirilerek büyük bir başarıya imza atıldı. Mikrodalga ablasyon yöntemi hakkında açıklamalarda bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Girişimsel Radyoloji olarak, dev guatrı nedeniyle İzmir’den bize başvuran hastamız, nefes almakta güçlük, yutkunmada zorluk, fiziksel görünüm bozukluğu ve buna bağlı özgüven kaybı şikâyetleriyle çok zor günler geçiriyordu. Hastamızın önce biyopsisini yapıp sonuçlarını bekledik. Biyopsi sonuçlarından sonra mikrodalga ablasyon işlemine uygun olduğuna karar verdik. Hastamıza bu yöntemi detaylıca anlattık ve kabul etmesiyle birlikte işlemin planlamasını yaptık. İşlem günü yaklaşık 1 saat süren, ameliyatsız ve sadece iğne deliğinden uygulanan mikrodalga ablasyon ile tedavisini gerçekleştirdik. Hastamıza yapılan işlemin ardından 6 ay sonra geldiği kontrolünde guatrında yüzde 90’dan fazla küçülme sağlandığını gördük. Nefes darlığı ve bası şikâyetleri tamamen kayboldu, görünümü normale döndü. Hastamız şimdi çok mutlu. Kendisi, " Artık rahat nefes alabiliyorum, özgüvenim yerine geldi" diyor" diye konuştu. "Hastalara umut olmaya devam ediyoruz" 1000’in üzerinde vaka tecrübesiyle girişimsel radyolojinin gücüyle hastalara umut olmaya devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Merkezimize Türkiye’nin dört bir yanından; tiroid, paratiroid, meme, karaciğer ve böbrek tümörleri için hastalar geliyor ve ameliyatsız şifa buluyor. Ayrıca, kliniğimizde sadece hastalar değil, yurtiçi ve yurtdışından gelen hekimler de bu konuda eğitim alıyor. Böylece mikrodalga ablasyon tedavisinin ülkemizde ve dünyada daha yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz" dedi. "Tiroid nodülü ve mikrodalga ablasyon tedavisi nedir? Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşan ve hastalarda hem kozmetik hem de fonksiyonel problemlere yol açabilen oluşumlardır. Mikrodalga ablasyon, bu nodülleri cerrahi müdahale gerektirmeden (ameliyatsız) etkili bir şekilde tedavi eder. Mikrodalga enerjisi ile nodül dokusu hedef alınarak, hücrelerin kontrollü bir şekilde ısıtılıp yok edilmesi sağlanır. Bu yöntem, cerrahiye gerek kalmadan yapılabilmesi sayesinde hastaların hızlıca günlük yaşantılarına dönmelerine imkan tanır.
12 Eylül 2025 Cuma - 08:53
Kızılay’dan kan bağışı çağrısı
Aydın’da kan stokları kritik seviyelere düşerken, kanın her zaman ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kızılay, kan bağışı çağrısında bulunarak hafta sonu Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan kampanyaya herkesi davet etti. Çeşitli sebeplerle uzun süredir Aydın’daki kan stokları kritik seviyelere ulaşırken, özellikle yaz aylarında azalan kan stoklarını artırmak amacıyla kan bağışı etkinliği gerçekleştirilecek. Özellikle kanser, talasemi gibi hastalıklar sebebi ile tedavi gören vatandaşlar için kanın düzenli olarak ihtiyaç olduğu bilinirken, Kızılay Kan Merkezi vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu. Kanın bir gün değil her gün ihtiyaç olduğuna dikkat çekilirken bu kapsamda 13 Eylül Cumartesi ve 14 Eylül Pazar günü Atatürk Kent Meydanı’nda kan bağışı kampanyası gerçekleştirilecek. Ayrıca kan bağışına teşvik edilmesi amacıyla, bağış yapan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edilecek. Konu ile ilgili Kızılay Kan Merkezi’nden yapılan çağrıda "Yaz aylarında azalan kan stoklarını arttırmak için Aydın Atatürk Kent Meydanında 13 -14 Eylül 2025 Cumartesi ve Pazar günü 15.00-22.00 saatleri arası kan bağışı kampanyası yapılacaktır. Her kan bağışımıza kamp sandalyesi hediye edilecektir" ifadeleri yer aldı.
12 Eylül 2025 Cuma - 08:25
Mut Devlet Hastanesi’ne 13 doktor ataması yapıldı
Mersin’de Mut Devlet Hastanesi’ne 13 doktor ataması yapıldı. Mersin’in Mut ilçesinde bulanan devlet hastanesine 124. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasıyla hekim atamaları yapıldı. Atamanlar arasında 10 tabip ile birer kardiyoloji uzmanı, Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı olduğu bildirildi. Mut Devlet Hastanesi Başhekimi Hüseyin Özer, "Nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek amacıyla, her geçen gün gelişen ve büyüyen hastanemize, Sağlık Bakanlığımızın ve Mersin İl Sağlık Müdürlüğümüzün destekleriyle, 124. Devlet Hizmet Yükümlülüğü Ataması çerçevesinde yerleştirme işlemi yapıldı. Atanan hekimler en kısa zamanda görevlerine başlayacaktır. İlgili takvime göre tebligatın ardından hastanemize yeni katılacak hekimlerimizle birlikte ilçemize daha güçlü ve kaliteli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyoruz"dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 21:24
7 yıldır yürüyemeyen hasta, 9 günde sağlığına kavuştu
Kastamonu’da 40 yaşında başlayan hastalığı sebebiyle 7 yıldır yürüyemez hale gelen hasta, 9 gün süren tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Kastamonu’da yaşayan 67 yaşındaki Safiye Kuru, 40 yaşında başlayan rahatsızlığı sebebiyle 60 yaşından itibaren yürüyemez hale geldi. 7 yıldır desteksiz yürüyemeyen Safiye Kuru, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nörololoji Ana Bilim Dalı Kliniğinde muayene oldu. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk tarafından yapılan muayene sonrasında Kuru’ya "multiple skleroz" hastalığı tanısı konuldu. Ameliyata alınan Kuru, 9 günlük hastane yatışında kortikosteroid tedavisi edildi. 67 yaşındaki Safiye Kuru, tedavisinin üçüncü gününde yürümeye başladı. Sağlığına kavuşmanın sevincini yaşayan Safiye Kuru, kendisini tedavi ederek tekrardan yürümesini sağlayan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk’e teşekkür etti. "Kliniğimiz hastalara umut oluyor" Safiye Kuru’nun tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk, "İlerleyen yaşlarda multiple skleroz ani olmayan güç kayıpları, halsizliklerle ve uyuşmalarla yavaş ilerleyip hastalığın teşhis edilmesini güçleştiriyor. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanemiz Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığımızda gerekli tedavi ve ameliyatlarla hastalarımızı yeniden sağlığına kavuşturuyoruz. Hastanemiz bu anlamda Kastamonu’ya umut oluyor" dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:48
Hekimsen Başkanı Kurban: "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak"
Hekimsen Genel Başkanı Uzman Doktor Adil Kurban, "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek" dedi. Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Kurban, hazırlanan yeni yasa tasarısı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kurban, yasa tasarısının sağlık sisteminde huzuru ve adaleti tesis edeceğini belirterek, hem hekimleri hem de vatandaşları rahatlatacağını ifade etti. Aynı zamanda Adil Kurban, düzenleme ile sağlık giderlerinin azaltılacağını, tıbbi hataların da önüne geçileceğini açıkladı. "Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek" Yasa tasarısının 2 yıllık bir süreç içerisinde, hekimler ve destek verecek kesimler tarafından hazırlandığını dile getiren Kurban, "Son birkaç bölümde çok spesifik, uzmanlaşmış insanlardan ayrıca destek aldık. Türkiye’deki sağlık sisteminde huzuru sağlayacak, adeta barışı tesis edecek, hiyerarşik olarak hakkaniyetli bir dağıtım getirecek. Maaşlarda da, mesela başımızda hiçbir zaman marjinal güçlerin işgal ettiği Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bu şekilde olmayacak. Kısmen Tabipler Birliği, bütün ekipler tarafından temsil edilecek. Deontoloji, bizim tıp ahlakımızı ilgilendiren, zanaatımızı anlatan bir ifade, bir bilim dalıdır. Deontoloji bölümüyle tüm dünyada aslında bakarsanız bir süre sonra hekimlerin ‘Deontoloji Birliği’ kurma çabaları gerçekleşecek. Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek. Bu da ne sağlayacak? Dünya barışına çok büyük katkısı olacak" ifadelerini kullandı. "Emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler" Dünya barışı üzerinde hekimlerin çok büyük etkisi olacağını aktaran Kurban, "Çalışmamızda Hekimsen Sendikası olarak devleti temsil etmiyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu da (SGK) temsil etmiyoruz. Devletin bir kurumu da sadece değiliz. STK bağlamında da eskiden, 40-50 yıl önceye kadar insanlar emekli oldukları zaman aldıkları maaşla ev alabilirlerdi, araba alabilirlerdi ya da çocuklarını evlendirebilirlerdi. Şimdi emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler. En fazla ikinci el bir araba alabilirler. Bunu da bir kenara bırakın, kendi çocuklarını evlendirecek olsalar kendilerine para kalmaz. Bu şekilde bir durum söz konusu" dedi. "Sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum" Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) tarzında bir yapılanmayı sendika bünyelerinde kurmak istediklerini anlatan Kurban, "Bu bir örnek teşkil edecek. Bu bağlamda, OYAK gibi yapılanmaya giden bir arkadaşım, 300-400 bin gibi girdiği yerden, emekli olduğunda 3-4 milyon para alarak çıkacak. Şu an sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum, ümitsiz olmalarını istemiyorum. Ülke dışında çalışmayı hayal etmelerini de istemiyorum. Kendi ülkelerinde mutlu olabileceklerini görüyorum ve biliyorum. Bunun için bu yasa tasarısı hazırlandı" şeklinde konuştu. "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak" İlaç kullanımın ve sağlık giderlerinin azalacağına dikkati çeken Kurban, "Bu yasa tasarısı içerisinde öyle bölümler var ki, mesela malpraktis hekimlerin korkacak bir durumu kalmadı. Devletimiz de bu işten çok karlı çıkacak, milletimiz de karlı çıkacak ve tıbbi hatalar azalacak. Sonuçta bundan kim zarar edecek derseniz, kavga çıkmasını isteyenler, huzursuzluk çıkmasını isteyenler, bu millete fitne sokmak isteyenler. Bunlar bundan rahatsız olacak. Mesela bu yasa tasarısı sağlık giderlerini azaltacak. Belki yarı yarıya azaltacak. Neden azaltacak? Çünkü ilaç kullanımı azalacak. Türkiye ilaç üretecek. O da olayın başka bir yönü. Yine hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek. Gereksiz tetkik de istemeyecekler, bundan sonra daha az isteyecekler. Biz aslında gereksiz yapılacak her şeyi sağlık sistemi içerisinde temizlemeye çalışacağız" diye konuştu.,
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:34
Karabük’te V-NOTES yöntemi ile ameliyat dönemi başladı
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde, modern tıbbın en yeni cerrahi tekniklerinden biri olan V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemiyle ameliyatlar başarıyla uygulanmaya başlandı. Hastane yönetimi tarafından temin edilen tıbbi cihaz ve sarf malzemeleriyle, uygulanmaya başlanan yöntem kapsamında şu ana kadar rahim sarkması, yumurtalık kisti ve rahim alınması gibi şikayetlerle başvuran 50 hasta sağlığına kavuştu. Karın bölgesinde kesi yapılmadan, vajinal yoldan özel portlar ve laparoskopik aletler yardımıyla gerçekleştirilen V-NOTES yöntemi, daha az ağrı, izsiz iyileşme, düşük enfeksiyon riski ve kısa sürede taburculuk gibi avantajlar sağlıyor. Yöntem sayesinde birçok jinekolojik operasyon estetik açıdan da iz bırakmadan tamamlanabiliyor. Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan, yaptığı açıklamada, uygulamanın hasta konforunu önemli ölçüde artırdığını belirtti. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde görev yapan uzman hekimleri ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Doğan, "Karabük’ün sağlığı için gece gündüz fedakârca çalışan, özverili ve nitelikli hizmetleriyle her zaman fark oluşturan kadın doğum uzmanlarımızı, klinik çalışanlarımızı, ameliyathane anestezi ekibini ve cerrahi hemşirelerimizi tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:57
ESOGÜ’de 10 Eylül "Dünya İntiharı Önleme Günü" etkinliği
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde 10 Eylül "Dünya İntiharı Önleme Günü" kapsamında bir etkinlik gerçekleştirildi. ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’ndaki etkinliğe Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman, Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, ESOGÜ Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız ile yöneticiler, öğretim üyeleri, öğrenciler ve üniversite personeli katıldı. Etkinlik programı kapsamında ESOGÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ali Ercan Altınöz, Doç. Dr. Gökçen Yılmaz Karaman; Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş; İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız, Uzm. Dr. Utku Urgan ve Arş. Gör. Dr. Pelin Karaca Dinç tarafından "Ruh Sağlığı" kavramı, "Ruh sağlığını güçlendirmek mümkün müdür?", "Halk Sağlığı bakış açısıyla intihar kontrol programları", "Eskişehir İli İntihar Önleme programının paylaşılması", "Odak kişi gözünde verilerin analizi" ve "Alarm bulguları ve acil durum planı" konuları ele alındı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:47
Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları
Meme estetik cerrahisinde sonbahar ve kış aylarının en ideal dönem olduğuna dikkat çeken Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor" dedi. Meme estetiğinin, günümüzde kadınların en çok tercih ettiği estetik cerrahi işlemler arasında yer aldığı ifade edildi. Göğüslerin şekil, boyut ve simetrisinde yaşanan sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan bu operasyonların, yalnızca estetik kaygıları gidermediği, aynı zamanda psikolojik ve fiziksel rahatlığı da beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Ayrıca göğüslerde görülen şekil farklılıklarının, büyüklük sorunları, sarkmalar veya asimetriler kadınların yalnızca sağlığını değil, özgüvenini de olumsuz etkileyebildiği kaydedildi. Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz’da, meme estetik operasyonlarının kişinin kendine olan güvenini artırdığını belirterek, yazın bitmesi ile birlikte bu işlemler için uygun zamanların da yaklaştığını söyledi. "Amaç doğal bir görünüm elde etmek" Meme estetiğine olan ilginin son yıllarda oldukça arttığına değinen Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Kadınların bu ameliyatları tercih etme nedenleri farklılık gösteriyor. Kimi doğuştan gelen küçük göğüslerinden rahatsız olurken, kimi doğum ya da kilo değişiklikleri sonrası sarkma ve hacim kaybı nedeniyle başvuruyor. Bazı hastalar ise iki göğüs arasındaki belirgin boyut farkını gidermek istiyor. Buradaki ortak amaç ise doğal görünümlü ve kişinin bedenine uyumlu bir sonuç elde etmek oluyor. Meme cerrahisi dendiğinde toplumda akıllara genellikle küçültme ameliyatları geliyor. Oysa ki göğüs büyütme, toparlama ve asimetri düzeltme işlemleri sık uygulanan yöntemler olarak öne çıkıyor. Büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantlar veya kişinin kendi yağ dokusu kullanılıyor. Küçültme operasyonları ise özellikle boyun ve sırt ağrısından şikâyet eden kadınlar için sağlık açısından büyük fayda sağlıyor. Sarkma şikâyetiyle gelen hastalarda ise toparlama ameliyatlarıyla daha dik ve estetik bir görünüm elde ediliyor" diye konuştu. "Doktor ile hasta iletişimi önem kazanıyor" "Başarılı bir sonuç için ameliyat öncesinde doğru planlama, gerçekçi beklentiler ve hasta ile cerrah arasındaki iletişim önem kazanıyor" diyen Dr. Solmaz, "Her hastanın beklentisi farklı olduğundan doktorun belki de en önemli görevi, kişinin vücut yapısına ve ihtiyaçlarına en uygun sonucu planlamak ve bunu hastaya doğru ifade etmek oluyor. Bir diğer önemli konu ise ameliyat için doğru zamanı seçmektir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, doğum ve emzirme süreçlerinden sonra operasyon yaptırmaları en doğru tercih olarak öne çıkıyor. Bu sayede hem elde edilen sonuçlar daha kalıcı oluyor hem de operasyon sonrası yaşanabilecek şekil değişikliklerinin önüne geçiliyor" şeklinde konuştu. "Sonbahar ve kış iyileşme için süre tanıyor" Dr. Solmaz açıklamasının devamında, "Meme estetik cerrahisi her mevsim yapılabilir ancak özellikle sonbahar ve kış ayları en ideal dönem oluyor. Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor. Serin hava, iyileşme sürecini daha konforlu kılarken; kalın kıyafetler bandaj ve özel giysilerin gizlenmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca bu dönemde güneşe maruziyetin azalması, izlerin daha sağlıklı iyileşmesine katkı sunuyor. Meme estetiği sonrası iyileşme süreci de kişiden kişiye değişiyor. Hastalar genellikle 1-2 hafta içinde günlük yaşama dönebilir ancak tam iyileşme süresi yapılan işleme göre değişiklik gösterir. Her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, yara izi, implant ile ilgili sorunlar veya his değişiklikleri gibi riskleri bulunmaktadır. Bu süreçte doktor önerilerine uymak, düzenli kontrole gitmek ve sabırlı olmak önem kazanıyor" ifadelerini kullandı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:33
Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Kayaokay, kireçlenme ve eklem kıkırdağı hasarlarında kök hücre tedavisinin, cerrahiye alternatif etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Kayaokay, "Vücuttan alınan kök hücreleri özel işlemlerle hazırlayıp problemli ekleme enjekte ediyoruz. Böylece doğal bir iyileşme sürecini başlatıyor ve daha etkili olmasını sağlıyoruz" dedi. Yaşam süresinin artması ve insanların hayata daha aktif katılması ile Toplumda diz ve eklem rahatsızlıklarının giderek arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay, özellikle Kondromalazi (kıkırdakta aşınma), kireçlenme (osteoartrit), menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Kayaokay, "Kök hücre, vücudun kendi kendini onarma potansiyelinden faydalanarak hasarlı dokunun yeniden yapılandırılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için önemli bir seçenek sunuyor" dedi. Ağrıyı azaltıyor, hareket kabiliyetini artırıyor Son yıllarda yapılan Yurtiçi ve yurtdışı klinik çalışmaların, kök hücre tedavisinin ağrı kontrolünde ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Kayaokay, "Özellikle başlangıç ve orta düzeydeki vakalarda kıkırdak yenilenmesini destekliyor, eklemdeki iltihabı azaltıyor ve hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor" diye konuştu. Her hastaya uygun değil Her tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Kayaokay, "İleri düzey kireçlenmelerde veya ciddi yapısal bozukluklarda kök hücre yeterli olmayabilir. Genç yaşta spor yapan bir hastadaki kıkırdak lezyonu ile ileri yaşlardaki hastalardaki kıkırdak lezyonlarının hastaya göre değerlendilmesi gerekir.Bu nedenle hastayı detaylı şekilde değerlendirip en doğru tedavi planını kişiye özel hazırlıyoruz" dedi. Erken tanı hayati Geçmeyen diz, kalça veya ayak bileği ağrısı olanları uyaran Kayaokay, sözlerini şöyle tamamladı: "Yürürken zorlanıyor , günlük hareketleriniz kısıtlanıyorsa ya da spor yaparken ağrılarınız artıyor ise vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kıkırdak hasarları menisküs lezyonları gibi birçok eklem hastalığını ilerlemeden Kök hücre tedavisiyle kontrol altına almak mümkün. Erken tanı, kalıcı hasarı önlemenin anahtarıdır."
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:21
Güven Sağlık Grubu 50. yılında ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı
Güven Sağlık Grubu, 50. Kuruluş yılında Güven Hastanesinde doğan çocuklar için özel olarak kurgulanan ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı. Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" dedi. Güven Sağlık Grubu, 50. kuruluş yılını yalnızca sağlık hizmetlerinde değil, toplumsal katkı projelerinde de özel adımlarla taçlandırıyor. Bu kapsamda hayata geçirilen, dünyaya Güven Hastanesi’nde "merhaba" diyen çocuklara özel olarak kurgulanan "Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü", düzenlenen Çocuk Şenliği ile tanıtıldı. Çocuk Şenliği’nde minikler, yaş gruplarına özel atölyelerde fikir üretme yeteneklerini ortaya koyarken, güvenli oyun alanlarında doyasıya eğlendi. Zeka geliştirici oyunlar, sanat çalışmaları, spor aktiviteleri ve eğitici atölyelerle dolu program, çocuklara keyifli anlar yaşattı. Etkinlik boyunca aileler ve çocuklar birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu yaşadı. "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" Etkinliğin açılışında konuşan Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, çocukların sağlık grubunun vizyonundaki önemine dikkati çekerek, "Çocuklar Güven Sağlık Grubu’nun ayrılmaz bir parçasıdır. 50. yılımızda sadece hastalıkların tedavisine odaklanmak değil, sağlıklı büyümeyi destekleyen bütüncül bir yaklaşımı kurumsal bir yapıya dönüştürmek istedik. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü ile gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimlerini bilimsel temelde desteklemeyi hedefliyoruz" dedi. Uzm. Dr. Akman ayrıca, kulübün yalnızca çocuklara değil ebeveynlere de rehberlik eden bir yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "Anne ve babaların bilinçlenmesi, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Bu nedenle kulübümüzde hem çocuklara özel atölyeler hem de ebeveynlere yönelik bilgilendirme programları yer alıyor" ifadelerini kullandı. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü, yalnızca Güven Hastanesi’nde doğan çocuklara özel olarak hayata geçirildi. Kulüp, gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar uzanan dönemde çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek üzere kurgulandı. 0-3, 4-5, 6-7 ve 8-10 yaş gruplarına göre yapılandırılan kulüp; her yaş grubu için ayrı atölyeler, oyun etkinlikleri, eğitim içerikleri ve aile katılımını teşvik eden programlar sunuyor. Böylece çocukların yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve sosyal gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlanıyor. Kulüp aynı zamanda "ilk 1000 gün" yaklaşımına da özel bir vurgu yapıyor. Gebelik dönemi ve doğum sonrası ilk iki yılın, çocuğun gelişiminde kritik bir dönem olduğuna dikkat çekilerek, bu sürece yönelik özel bilgilendirme ve destekleyici içerikler sunuluyor. Ebeveynler için hazırlanan eğitimler, seminerler ve dijital takip kolaylıkları sayesinde aileler de çocuklarının gelişim sürecine aktif olarak dahil ediliyor.
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:19
Siirt İl Sağlık Müdürlüğünden aile kurumunu güçlendirecek eğitim
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığının korunması ve aile kurumunun güçlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla evlilik öncesi danışmanlık eğitimlerini sürdürüyor. Eğitim programında, evlilik öncesi çiftlere aktarılması gereken sağlık bilgileri, üreme sağlığı, kalıtsal hastalıkların önlenmesi, sağlıklı iletişim becerileri ve toplumsal değerler gibi birçok konu ele alındı. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, eğitim sayesinde ebe ve hemşirelerin vatandaşlara doğru ve güncel bilgilerle rehberlik edebileceğini, çiftlerin daha bilinçli kararlar alarak muhtemel sağlık risklerinin önüne geçebileceğini ifade etti. Müdürlük, benzeri eğitim faaliyetlerini düzenli olarak sürdürerek hem sağlık personelinin mesleki gelişimine katkı sağlamayı hem de toplumun genel sağlık düzeyini yükseltmeyi hedefliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder