SAĞLIK
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları 25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:43:30 Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu. Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı. Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı. Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu. Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu. Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi. Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:08 TOGÜ Hastanesi’nde radyoterapi cihazı törenle hizmete girdi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’nde törenle hizmete hizmete alınan ileri teknoloji radyoterapi cihazı sayesinde kanser hastaları artık şehir dışına gitmeden hızlı, hassas ve konforlu tedavi alabilecek. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Kanser tedavisinde ileri teknoloji imkânlar sunan radyoterapi cihazı düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine il protokolünün yanı sıra TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ve hastane personeli katıldı. Bölge sağlığı için stratejik yatırım Açılış töreninde konuşan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversite hastanesinin sağlık alanındaki kapasitesini her geçen gün güçlendirdiklerini vurguladı. Rektör Yılmaz, göreve geldikleri günden bu yana en önemli önceliklerinden birinin, bölge halkına daha nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak olduğunu belirterek, bu kapsamda hastaneye kazandırılan ileri teknoloji radyoterapi cihazının büyük bir ihtiyaca cevap vereceğini ifade etti. Kanser tedavisinde kullanılan bu yeni sistemin yalnızca Tokat için değil, çevre iller için de önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Yılmaz; "Bu cihaz sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitme zorunluluğu büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Artık ileri düzey kanser tedavileri üniversite hastanemizde, en güncel teknolojiyle yapılabilecektir" dedi. Kanser tedavisinde yüksek hassasiyet dönemi Hastanede hizmete alınan Varian TrueBeam radyoterapi sistemi, dünya genelinde birçok ileri merkezde kullanılan son teknoloji cihazlar arasında yer alıyor. Sistem hem klasik radyoterapiyi hem de "nokta atışı tedavi" olarak bilinen radyocerrahiyi aynı platformda sunabiliyor. Tedavi süreleri kısalıyor, konfor artıyor Yeni cihaz sayesinde radyoterapi seans süreleri önemli ölçüde kısalıyor. Geleneksel cihazlarda 15-20 dakika süren ışın tedavileri, TrueBeam ile 5 dakikanın altına düşebiliyor. Hastaların günlük tedavi süreci ise giriş-çıkış dahil yaklaşık 10 dakika içinde tamamlanabiliyor. Bu durum hem hasta konforunu artırıyor hem de tedavi sırasında hareket kaynaklı hataların önüne geçilmesini sağlıyor.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:31 Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, "Ebeler Haftası" dolayısıyla bir kutlama programı düzenlendi. Hastane yönetimi, doğum ünitesi ve kadın doğum servisinde görev yapan ebeleri çalışma alanlarında ziyaret ederek günlerini kutladı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi, Ebeler Haftası kapsamında hastane bünyesinde görev yapan ebelerle bir araya geldi. Doğum ünitesi ve kadın doğum servislerine gerçekleştirilen ziyaretlerde, ebelerin sağlık sistemindeki kritik rolüne vurgu yapıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Gönül Korkmaz, ebelik mesleğinin kutsallığına değinerek "Ebelik, hayatın başlangıcına tanıklık edilen, sevgi, sabır ve özveri gerektiren çok kıymetli bir meslektir. Ebelerimiz, anne ve bebek sağlığının korunmasında üstlendikleri önemli sorumluluklarla sağlık sistemimizin vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. Gösterdikleri fedakârlık ve üstün gayretlerinden dolayı tüm ebelerimize teşekkür ediyor, Ebeler Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Etkinlik kapsamında görev başındaki ebelere çeşitli ikramlar sunulurken, samimi bir ortamda geçen ziyaretler günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu. Hastane yönetimi, özverili çalışmalarıyla sağlık hizmetlerine değer katan tüm ebelere teşekkürlerini ileterek, meslek hayatlarında başarılar diledi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:24 Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.
Çifteler Devlet Hastanesi’ne 6 yeni hemodiyaliz cihazı kazandırıldı
09 Eylül 2025 Salı - 14:45 Çifteler Devlet Hastanesi’ne 6 yeni hemodiyaliz cihazı kazandırıldı Çifteler Devlet Hastanesi’ne kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı sayesinde böbrek hastaları artık şehir merkezine gitmek zorunda kalmadan, kendi ilçelerinde modern ve güvenli şartlarda tedavi olabilecek. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, ilçelerde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için yatırımlarına devam ediyor. Çifteler Devlet Hastanesi’ne kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı, böbrek yetmezliği olan hastaların tedavi süreçlerine büyük kolaylık sağladı. Yeni cihazlar sayesinde hem hasta konforu yükseltildi hem de sağlık çalışanlarının iş yükü azaldı. Böbrek hastaları için hayati öneme sahip Hemodiyaliz, böbrek fonksiyonlarını yerine getiremeyen hastaların yaşamını sürdürebilmesi için düzenli aralıklarla uygulanan hayati bir tedavi yöntemi. Çifteler Devlet Hastanesi’nde hizmete giren yeni cihazlar, güvenliği artırırken hasta konforunu da üst seviyeye çıkarıyor. Şehir Merkezine gitme zorunluluğu ortadan kalkıyor Daha önce diyaliz için Eskişehir merkeze gitmek zorunda kalan birçok hasta, artık kendi ilçesinde tedavi olabiliyor. Bu durum, hem hastalara hem de yakınlarına zaman ve ulaşım açısından büyük kolaylık sağlıyor. İl Sağlık Müdürü Bildirici’den açıklama Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada, "Çifteler Devlet Hastanemize kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı ile vatandaşlarımızın tedavi süreçlerini daha güvenli ve konforlu hale getirdik. Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle Eskişehir’in her ilçesinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya devam ediyoruz" dedi. Her vatandaşa eşit sağlık hizmeti Bildirici, ilçelere yapılan yatırımların önemine dikkat çekerek, "Sağlık hizmetleri sadece merkezde yaşayan vatandaşlarımız için değil, kırsalda yaşayan vatandaşlarımız için de aynı standartlarda olmalıdır. Çifteler Devlet Hastanemize kazandırılan yeni cihazlar, bu anlayışımızın en güzel örneğidir" ifadelerini kullandı. Hasta ve yakınlarından büyük memnuniyet Yeni cihazlarla tedavi almaya başlayan hastalar ve yakınları, hizmetin ilçeye kazandırılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Tedavilerin artık daha konforlu ve ulaşılabilir olduğunu belirten hastalar, hem ekonomik hem de psikolojik olarak rahatladıklarını ifade etti. Sağlık yatırımları devam edecek Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, yalnızca Çifteler’de değil, tüm ilçelerde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yatırımlarını sürdürüyor. Modern cihazlarla donatılan hastaneler, vatandaşların sağlık hizmetine daha kolay ve hızlı erişmesine imkân sağlayacak.
Kars’ta Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi
09 Eylül 2025 Salı - 14:16 Kars’ta Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi Kars İl Sağlık Müdürlüğü, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Bedesten’de stantlar kurarak vatandaşlara sağlık hizmetlerini tanıttı. Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl 3- 9 Eylül tarihlerinde kutlanan "Halk Sağlığı Haftası"nın bu yıl da devam ediyor. Bu haftanın amacı halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak ve yürütülen çalışmaları daha görünür kılmaktır. Halk sağlığı, bireyi sağlıklı ve üretken bir şekilde tutarak toplumsal gelişmeyi sağlamayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak amacıyla bireylerin sağlıklarını korumak ve geliştirmek için gereken tüm sağlık hizmetlerini sunmak esastır. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı birimlerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara sağlık konusunda bilgilendirmeler yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü sağlık personelleri, tütün bırakma, beslenme danışmanlığı ve boy-kilo ölçümü, kanser taramaları, kronik hastalıklar, şeker ve tansiyon ölçümü, ilk yardım ve yabancı cisim çıkarma eğitimi, organ bağışı, anne sütü, akılcı ilaç ve antibiyotik kullanımı ile ağız ve diş sağlığı konularında vatandaşları bilgilendirdi. Ayrıca, katılımcılara broşürler dağıtılarak sağlık farkındalığı oluşturuldu. Stantları ziyaret eden vatandaşlara bilgilendirme yapılarak bardak ve broşür dağıtıldı. Kars İl Sağlık Müdürü Vekili Uzm. Dr. Arif Eker, "3- 9 Eylül tarihleri arasında yaptığımız "Halk Sağlığı Haftası"nın son günündeyiz. Kentin birçok noktasında etkinlik gerçekleştirdik bugün de buradayız. Birçok farklı konuda vatandaşlarımızı bilinçlendirdik ve bu sürecimiz devam ediyor. Randevulu veya randevusuz olarak tüm sağlık birimlerimiz vatandaşlarımızın hizmetindeyiz" dedi.
Tele-müdahale: Doktor telefonda, aile evde zamanla yarıştı
09 Eylül 2025 Salı - 13:53 Tele-müdahale: Doktor telefonda, aile evde zamanla yarıştı DÜZCE (İHA) – Düzce’de komuta merkezindeki doktor, soluk borusuna yemek kaçan yaşlı kadını, telefonla yakınlarına yaptırdığı Heimlich manevrası ve kalp masajıyla hayata döndürdü. Yaşlı kadın, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edinilen bilgiye göre, merkeze bağlı Bataklıçiftlik köyünde yaşayan 84 yaşındaki kadının yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak hastanın yemek yerken soluk borusuna cisim kaçtığını, nefes alamadığını, morardığını ve bilincini kaybettiğini bildirdi. Çağrıyı alan Düzce İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi Hekimi Dr. Ayşe Su Durkut, köye en yakın ambulansı derhal olay yerine sevk etti. Durkut, ambulans ulaşana kadar geçen sürede, telefonda hasta yakınlarına ’yabancı cisim aspirasyonu’ teşhisiyle ilk müdahale talimatları vermeye başladı. Doktorun yönlendirmesiyle Heimlich manevrası yapan hasta yakınları, yaşlı kadının kusarak boğazındaki yemeği çıkarmasını sağladı. Ancak manevraya rağmen hastanın nefesi geri gelmedi ve kalbi durdu. Telefonla kalp masajını tarif etti Bunun üzerine Dr. Durkut, bu kez de telefonla kalp masajı tarif ederek hasta yakınlarına yaptırmaya başladı. Yaklaşık 5 dakika boyunca doktorun talimatlarıyla kalp masajı yapan yakınları, olay yerine ulaşan 112 Acil Sağlık ekibine hastayı teslim etti. Hayatını kaybetti Ekiplerin müdahalesiyle yeniden hayata döndürülen yaşlı kadın, Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Ancak yaşlı kadın, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. "Hastayı an için kurtardık" Yaşadığı süreci anlatan Dr. Ayşe Su Durkut, çağrının "hasta nefes almıyor" şeklinde geldiğini belirterek, şöyle konuştu: "Hasta yemek yerken soluk borusuna yemek kaçmış. Hastanın nefes alamadığını, yüzünün morardığını ve konuşmadığını söylediler. Telefonla yönlendirerek Heimlich manevrası yaptırdık. Manevra sonrası hastanın ağzından gelen olduğunu, kustuğunu ama nefes almamaya devam ettiğini söylediler. Daha sonra ambulans ekibimiz yola çıktı ancak biz hasta yakınları ile konuşarak kalp masajını başlattık. Şansımıza iki kişiydiler. Hasta yakınları iletişime açık ve anlayışlı insanlardı. Birini dışarıya ambulans karşılamaya çıkardık, bir tanesi ise kalp masajına başladı. Hastayı sırt üstü uzatmalarını söyleyerek, kalp masajını tarif ettik. Bu süreçte sürekli hasta yakınlarıyla iletişim halineydik. Daha sonra olay yerine ekip gitti. Kalp masajını ve müdahaleyi ekip devraldı. Ardından hasta devlet hastanesine götürüldü ve yoğun bakıma kaldırıldı. Hasta yakınları ve ekibimiz sayesinde hastayı o an için kurtardık" "Acil dönemlerde hasta yakınlarının sakin olması avantaj sağlıyor" Acil durumlarda hasta yakınlarının sakin kalmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Durkut, "Ekibimiz hastanın yanına 7 dakikada vardı. Telefonla konuşma ve müdahale süreciyle birlikte yaklaşık 5 dakika boyunca hasta yakını müdahale etti. Ekibimiz çok hızlı ulaştı ve vakayı devraldı. Acil dönemlerde hasta yakınlarının iletişime açık ve sakin olmaları gerçekten çok önemli bir avantaj sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Çocuklar sağlık konusunda bilinçlendirildi
09 Eylül 2025 Salı - 13:51 Çocuklar sağlık konusunda bilinçlendirildi Diyarbakır’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Diyarbakır’da 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık çalışmaları yapıldı. Mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme organizasyonlarına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Haftanın son gününde ise Bağlar ilçesindeki Arif Eminoğlu İlkokulu’nda ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Programa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, İl Milli Eğitim Müdürü Sadi Sadoğlu, öğretmen, öğrenciler ve veliler katıldı. Asiltürk ve Sadoğlu, program kapsamında kurulan istasyonları gezdi. İstasyonlarda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, ilk yardım ve arama kurtarma konularında öğrencilere uygulamalı eğitimler verildi. Etkinliklerle, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amaçlandı. Ayrıca Kızılay tarafından kurulan stantlarda öğrencilere ikramlıklar dağıtıldı. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Asiltürk, her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak, yürütülen çalışmaları görünür kılmak ve toplumda farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Asiltürk, "Bu hafta boyunca düzenlediğimiz etkinliklerle sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesini teşvik etmeyi, hastalıkların erken teşhisini sağlamayı ve sağlık okuryazarlığını artırmayı hedefliyoruz. Bu yılki temamız olan ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık oluşturacak etkinlikler planladık ve büyük kısmını hayata geçirdik. Bu kapsamda; mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme gibi çalışmalar gerçekleştirdik. Bugün, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftasının son gününde, ’Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek programı’ vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Programın temel amacı çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmaktır. Çünkü sağlıklı bir toplumun temeli, sağlıklı çocuklardan geçmektedir" dedi. Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocukları kapsayan bu programla çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Asiltürk, "Çocukların aktif katılımını esas alan program sayesinde, her öğrenci edindiği bilgileri çevresiyle paylaşan bir sağlık elçisi olarak yetişecek ve toplumun genel sağlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
Diyarbakır’da ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı
09 Eylül 2025 Salı - 13:48 Diyarbakır’da ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı Diyarbakır’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Diyarbakır’da 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında hafta boyunca birçok etkinlik düzenlendi. ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık çalışmaları yapıldı. Mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme organizasyonları halkın katılımıyla gerçekleştirildi. Haftanın son gününde ise ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Program Bağlar ilçesinde bulunan Arif Eminoğlu İlkokulu’nda gerçekleşti. Programa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, İl Milli Eğitim Müdürü Sadi Sadoğlu, okul öğretmen ve öğrencileri ile veliler katıldı. Asiltürk ve Sadoğlu, program kapsamında kurulan istasyonları gezdi. İstasyonlarda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, ilk yardım ve arama kurtarma konularında öğrencilere uygulamalı eğitimler verildi. Etkinliklerle, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amaçlandı. Ayrıca Kızılay tarafından kurulan stantlarda öğrencilere ikramlıklar dağıtıldı. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Asiltürk, her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak, yürütülen çalışmaları görünür kılmak ve toplumda farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Asiltürk, "Bu hafta boyunca düzenlediğimiz etkinliklerle sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesini teşvik etmeyi, hastalıkların erken teşhisini sağlamayı ve sağlık okuryazarlığını artırmayı hedefliyoruz. Bu yılki temamız olan ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık oluşturacak etkinlikler planladık ve büyük kısmını hayata geçirdik. Bu kapsamda; mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme gibi çalışmalar gerçekleştirdik. Bugün, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftasının son gününde, ’Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek programı’ vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Programın temel amacı çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmaktır. Çünkü sağlıklı bir toplumun temeli, sağlıklı çocuklardan geçmektedir" dedi. Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocukları kapsayan bu program, küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazandırmayı, çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Asiltürk, "Çocukların aktif katılımını esas alan program sayesinde, her öğrenci edindiği bilgileri çevresiyle paylaşan bir sağlık elçisi olarak yetişecek ve toplumun genel sağlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
İlkadım’da öğrencilerin sağlığı kontrol altında
09 Eylül 2025 Salı - 13:25 İlkadım’da öğrencilerin sağlığı kontrol altında Samsun’un İlkadım ilçesinde başlatılan ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi ile okullarda öğrencilerin sağlığı kontrol altında tutulacak. İlkadım Belediyesi, İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ anlayışı doğrultusunda 2025-2026 eğitim-öğretim yılını kapsayacak şekilde Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü imzalandı. Bu protokol kapsamında Tepecik İlkokulu’nda bir dizi etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında öğrencilerin, öğretmenlerin ve okul görevlilerinin sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik bilgilendirmeler yapıldı. Sağlıklı alışkanlıklar kazandırılacak Kurumlar arası imzalanan iş birliği protokolüyle, öğrencilere sağlıklı yaşam tarzı ve alışkanlıklar kazandırılmasının hedeflendiğini söyleyen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "İlkadım Belediyesi, İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortak bir protokole imza attı. Bu noktada okullarımızda öğrencilerimizin sağlığının korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi; öğrencilerimize sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının kazandırılması ve okul sağlığı hizmetlerinin okullarımızda etkin bir şekilde yürütülmesini amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda üç kurum ortak hareket edeceğiz. Proje kapsamında öğrencilerin, okul ve kurum çalışanlarımızın bedensel, ruhsal ve sosyal sağlıklarının korunması için eğitimler ve sağlık izlenimleri yapılacak; projeye uygun materyaller hazırlanacak. İlkadım Belediyesi olarak bizler de geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığı için ilgili kurumlara gerekli destekleri sağlayacağız" dedi. Tepecik İlkokulu’nda düzenlenen etkinliğe; Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fatih Akkuş, Samsun Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Şevki Gülay, İlkadım İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürü Özer Ersoy, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürü Abdullah Akça, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Sağlıklı beden ve zihin, öğrenme sürecinin en önemli destekçileri
09 Eylül 2025 Salı - 12:16 Sağlıklı beden ve zihin, öğrenme sürecinin en önemli destekçileri Öğrencilerin akademik başarısı için yalnızca ders çalışmak yeterli olmuyor. Sağlıklı beden ve zihin öğrenme sürecinin en önemli destekçileri. Dr. Salih Bağdadioğlu, kahvaltının okul başarının temel taşı olduğunun altını çizerek, "Kahvaltı yapmayan öğrencilerde yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlükleri sık görülmektedir. Peynir, yumurta, zeytin, tam tahıllı ekmek, süt ve taze sebzelerden oluşan dengeli bir kahvaltı çocuğun gün boyu zinde kalmasını sağlar" dedi. Özellikle küçük yaş gruplarında sık aralıklarla sağlıklı beslenmenin önemine değinen Bağdadioğlu, beslenme çantalarında meyve, kuruyemiş, yoğurt ve tam tahıllı sandviçlere yer verilmesi gerektiğini, gazlı içecekler ve paketli abur cuburlardan uzak durulması gerektiğini ifade etti. Uyku düzeninin çocuklarda başarıyı doğrudan etkilediğini belirten Bağdadioğlu, "Özellikle yaz tatili ve ara tatillerinde uyku saatleri gece saatlerine sarktığı için okula dönüşlerde çocuklarda adaptasyon problemleri yaşanmaktadır. Anaokulu ve ilkokul çağındaki öğrencilerin günde en az 9-10 saat, ergenlik döneminde olanların ise 8-9 saat kesintisiz uyumaları gerekir. Nispeten küçük çocukların okul başlar başlamaz uyku saatleri kısa sürede düzene girse de özellikle ergenlikten itibaren öğrencilerde sosyal medyanın etkisiyle ekran süreleri arttıkça uyku süresi kısalmakta, bu da hem öğrenme performansını hem bağışıklığı olumsuz etkilemektedir" dedi. Kaliteli uyku için uyunan odadaki ışıklandırmanın minimum olması ve elektronik cihazların uyumadan 2 saat önce kapatılması gerektiğini söyleyen Bağdadioğlu, özellikle bazı küçük çocuklarda sık yaşanan viral enfeksiyonlar ve alerjik reaksiyonlar sebebiyle geniz eti büyümesinin sık görülen bir rahatsızlık olduğunu, gece horlayan çocukların mutlaka bir KBB uzmanına götürülmesi gerektiğini de hatırlattı. "Okul hayatı boyunca fiziksel aktivite de ihmal edilmemelidir" diyen Dr. Salih Bağdadioğlu, şöyle devam etti: "Çocukların her gün en az bir saat hareket etmeleri, spor yapmaları veya açık havada oyun oynamaları onların hem fiziksel gelişimlerini hem de ruhsal dengelerini destekler. Çocukların özellikle ilgi duydukları spor alanlarına yönlendirilmeleri yaptıkları sporu sürekli olarak yapmalarını sağlayacağından yetişkinlik sürecinde de spor alışkanlıklarını geliştireceğinden özellikle obezite ve diyabet gibi hastalıklara daha az yakalanmalarını sağlayacaktır. Ayrıca yapılan düzenli egzersizler kapasitelerini de arttırarak öğrenme becerilerini arttırabilir. Çocukların taşıdığı çantalar ve oturdukları sandalye ve masalar ergonomik açıdan değerlendirilmeli ve çocuklarda duruş bozukluğu yapmayacak, sırt ve boyun sağlığını tehdit etmeyecek şekilde düzenlenmelidir". Okul ortamında hijyenin çocuk sağlığı için vazgeçilmez olduğunu belirten Bağdadioğlu, "El yıkama alışkanlığı erken yaşta kazandırılmalı, sınıflar sık havalandırılmalı, aşılar zamanında yapılmalı ve hasta çocuklar okula gönderilmemelidir. Tüm bunlarla birlikte çocuğun okul başarısında bir düşüklük halinde demir eksikliği, b12 vitamini eksikliği, hipotiroidi vb. gibi sayısız hastalık ve eksiklik sebep olabileceğinden yılda en az 1 kez önce aile hekimine, gerekirse çocuk hastalıkları uzmanına kontrole gidilmelidir. Özellikle okula yeni başlayan öğrencilerde uyum sorunu yaşanabilir. Veliler sabırlı olmalı, çocuklarını desteklemeli ve güven vermelidir. Daha büyük yaşlarda ise akran zorbalığı, dışlanma ya da sosyal uyumsuzluk gibi durumlara karşı velilerin ve öğretmenlerin duyarlı olması gerekir. Çocuğun kendini güvende hissetmesi, kişisel gelişimini olumlu yönde etkileyecektir" dedi.
Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi
09 Eylül 2025 Salı - 11:25 Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 2023 yılında hamileliğinin 7’nci ayında ikiz dünyaya getiren Ayfer Sekman’ın bebeklerinden biri 17 günlükken kuvözden yere düşerken, daha sonra bebekte serebral palsi rahatsızlığı ortaya çıktı. İkizi koşup oynarken çoğunlukla yerde yatan ve 2 yıldır fizik tedavi gören Süleyman bebeğin sorumlu hemşiresi soruşturma geçirmezken, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savunduğu ortaya çıktı. Eskişehir’de yaşayan 31 yaşındaki 4 çocuk annesi Ayfer Sekman 19 Şubat 2023 tarihinde 7 aylıkken sezaryenle bir erkek diğeri kız olmak üzere ikiz bebeği Eskişehir Şehir Hastanesi’nde dünyaya getirdi. Oldukça başarılı geçen doğum sonrası Süleyman ve Zeynep isimli bebekler kuvöze alındı. Henüz 17 günlükken Süleyman Sekman, kuvözden yere düştü. 17 günlük bebeğine yere düşmesiyle alakalı sorumlu ebe hemşire, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savundu. Durumun haber verilmesi üzerine hastaneye gelen anne ve baba yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra 47 gün daha kuvözde kalan ikizler eve getirildi. Mesul ebeye soruşturma dahi yapılmadı Fakat belli bir zaman sonra ikizler arasındaki farklılıklar ailenin dikkatini çekti. Zeynep oturmaya ve daha sonra yürümeye başlarken, Süleyman bebeğin bunları yapamadığı fark edildi. Nöroloji uzmanına götürülen ve muayene edilen Süleyman Sekman’a serebral palsi tanısı konuldu. Bunun üzerine yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edildiği aileye bildirildi. Düşmenin hastalıkla ilgisi olmadığı gerekçe gösterilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmediği ailenin avukatı Buğra Sarı tarafından belirtildi. Avukat Sarı tarafından karar, Bölge İdare Mahkemesi’ne taşınarak itiraz yapıldı. Süleyman bebek tutunarak ayağa kalkarken 2 yıldır fizik tedavi alıyor. "Serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi" Süleyman bebeğin annesi Ayfer Sekman konuyla ilgili, "19 Şubat 2023 yılında 31 haftalık sezeryan doğum yaptım. Çocuklar kuvöze alındı. Prematüre doğdukları için yeni doğan yoğun bakıma alındılar. Süleyman 18-19 günlükken hastaneden beni aradılar. Hastaneye gittiğimde doktor, çocuğun kuvözden düştüğünü söyledi. Orada şok oldum, üzerime kaynar sular dökülmüş oldu. İyi olduğunu söylediler, bütün filmlerini çekmişler. ’Bir sıkıntı yok. Sadece elmacık kemiğinde kırık var’ dediler ama o da geçiciymiş. ’Bizi şikayet edebilirsin’ dediler. Çocuk iyiyse, bir sıkıntısı yoksa niye şikayet edelim diye düşündük. İkisi de 47 gün kuvözde kaldı. Çıktıktan sonra evde zaten bakımını yaptık, kontrolleri oldu. Bir gün yine hastaneye gittiğimizde nöroloji doktoru Zeynep’in iyi olduğunu, ikizi Süleyman’a serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi. 2 senedir tedavisini görüyor. Fiziğe gitmeden önce bir eksikliği falan yoktu ya da ben fark etmedim. Zeynep oturmaya başladı, Süleyman oturmuyordu. Aslında o zaman fark ettim, ’geçer’ dedim. Böyle bir hastalığın tanısının konacağına hiç inanmıyorduk. Zeynep ayağa kalkmaya başladı, yürüdü, Süleyman yürümedi. Süleyman sadece sırt üstü uzanıyordu, ne sağa ne de sola dönüyordu. Fizik doktorumuz Aleyna hocam sağ olsun, Süleyman’a çok iyi geldi. Şu anda oturabiliyor, emekleyebiliyor, koltuğa tutunup kalkabiliyor ama yürüyemiyor" dedi. "Süleyman 2 senedir yürümüyor" Adli sürecin devam ettiğini söyleyen Ayfer Sekman şöyle konuştu: "Şu anda avukatımız davaya bakıyor. Bu durumu reddetmişler, ’biz çocuğu düşürmedik, çocuk kendisi düşmüş’ diye ifade vermişler. Yani çocuğun düştüğünü kabul etmiyorlar. Madem o kadar çok hareketliydi, şimdi niye hareketli değil? Ben buradan annelere sesleniyorum, prematüre çocuklarda zaten sıkıntı var. Zaten çocuklar hayata tutunmaya çalışıyor. Ben bu çocuğu önce Allah’a, sonra onlara emanet ettim ama daha perişan ettiler. Yürüyebilir diyorlar ama herhalde o düşmenin etkisiyle çocuk çok korkuyor, adım atmak istemiyor. Normalde bu durumda ağır engelli olanlar var. Süleyman’ınki hafif. Aslında hafif olanlar daha çabuk yürüyormuş ama Süleyman 2 senedir yürümüyor. Kardeşleri dışarı çıkıyor, oynuyor, o kucağımda öylece bakıyor. Şu an 2 buçuk yaşında. Çocuğum yürüseydi belki bu sorunları yaşamazdık. Bu en çok onların onlar yüzünden oldu, neden bu sorumluluğu kabul etmiyorlar? Biz hakkımızı helal etmiyoruz. Destek olmak isteyen varsa lütfen destek olsunlar. Ben tek başına 4 çocuğa bakan bir anneyim." "Küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş" Konuyla alakalı Avukat Buğra Sarı, "Gerçekten üzücü bir olay. Küçük Süleyman 17 günlükken Eskişehir Şehir Hastanesi’nde kuvözde yatmaktayken gece kuvözden düşmüş, bununla ilgili ailesi gidip görmüş, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine naklini sağlamışlar. Olay sonunda gerçekleştirilen kurum içi tahkikatta tanık ifadeleri alınmış, şüpheli dinlenmiş, bilinç raporları alınmış ve küçük Süleyman’ın kuvözden kendi düştüğü, kuvözünün vidasının çıktığı, hatta Süleyman’ın vidayı çıkarttığı da söyleniyor.17 günlük çocuğun. Ondan sonra Süleyman’ın yere düşmesiyle alakalı bir tahkikat gerçekleştirilmiş. Daha sonrasında Süleyman’ın serebral palsi adında bir hastalığa yakalandığı ortaya çıkıyor. Bu hastalık ömür boyu devam edecek bir hastalık ve amiyane kötü bir tabirle Süleyman bebek ömür boyu sakat kaldı ve yürüyemiyor, sırt üstü yatıyor. İkiz bir doğum oldu. İkiz doğumunda bir ikizi var, bir kız kardeşi var. Kız kardeşi şu an ayakta koşuyor, oynuyor fakat Süleyman bebek yerde yatmak zorunda bu hastalık nedeniyle. Yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edilmiş. Bu nedenle Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmedi. Biz bu soruşturma izni verilmemesi kararına bölge idare mahkemesine itirazımızı yaptık. Şu anda sonucu bekliyoruz. Durum için yapılan tahkikata ilişkin doküman elimizde. Hemşire kendisinin nöbette olduğunu o gün, Süleyman’ı yatırdığını kuvöze daha sonrasında başka bir yere gittiğini, aradan bir zaman sonra geldiğinde küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş, durumu bildirmiş ilgililere. Hatta kuvöz bakımı için gelmişler ve vidanın düşmüş olduğunu fark etmişler. Bu konuyla alakalı olarak benim hiçbir sorumluluğum yok ve vicdanım rahat şeklinde bir beyanda bulunmuş. Fakat dediğimiz gibi küçücük 17 günlük bir bebeğin sağa sola bile dönemeyeceği izahtan var. O bebeğin oradan düşmesiyle ilgili olarak ebenin vicdanının rahat olmasını kabul etmiyoruz. Gerçekten tahkikatın sonucunda tahkikatı raporunu düzenleyen kişi ebenin sorumlu ve ihmalkâr olduğunu ve bu nedenle hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğini mesleki sorumluluk kuruluna mütalaa etmişse de, mesleki sorumluluk kurulu bu konuyla alakalı hiçbir nüansa değinmeden soruşturma izni verilmemesi kararı verdi. Gerçekten de soruşturma izni verilmemesi kararını birkaç satırdan ibaret ve matbu bir karara benziyor. Bu gerçekten bizim vicdanımızı rahatsız etti, itirazda bulunduk. Gerekli incelemeyi bölge idare mahkemesinin yapacağına inanıyoruz" diye konuştu.
Keçiören Belediyesi’nden prostat kanserine farkındalık semineri
09 Eylül 2025 Salı - 10:58 Keçiören Belediyesi’nden prostat kanserine farkındalık semineri Keçiören Belediyesi, ’15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü’ kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Keçiören Belediyesi, prostat kanserine farkındalık oluşturmak amacıyla bir seminer düzenledi. Düzenlenen seminerde prostat kanserinin erken teşhisinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiği ve düzenli kontroller sayesinde kanserin ilerlemeden tedavi edilebileceği belirtildi. "Prostat kanserinde erken tanı, en kritik adımdır" Prostat kanserinin erken teşhisinin tedavi için en önemli adım olduğunu belirten Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Halil Başar, "Kanda Prostat Spesifik Antijen (PSA) değerine düzenli olarak baktırmak, prostat kanserinde erken tanının en kritik adımıdır" diye konuştu. "Farkındalık oluşturan eğitim programlarını sürdüreceğiz" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ise, seminerle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Prostat kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, düzenli kontrollerin önemini hatırlatmak ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bu semineri gerçekleştirdik. ’Sağlıklı bireyler, güçlü bir toplumun temelidir’ anlayışıyla halkımızı bilgilendiren ve sağlık konusunda farkındalık oluşturan eğitim programlarını sürdüreceğiz." Konuşmaların ardından ise prostat bezinin işlevleri, kanserin belirtileri ve farklı tedavi seçenekleri üzerine bilgilendirici bir sunum gerçekleştirildi. Etkinliğin sonunda düzenlenen soru-cevap bölümünde vatandaşlar, uzmanlara merak ettikleri soruları sordu. Programın kapanışında, etkinliğe katkı sunan isimlere plaket takdim edildi. 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirilen seminere Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Celal Biçer, belediye meclis üyeleri, sağlık alanında uzman isimler ve çok sayıda vatandaş katıldı.