SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Klinik psikoloğu ve psikoterapist Görkem Polat’tan velilere uyarı
05 Eylül 2025 Cuma - 11:23 Klinik psikoloğu ve psikoterapist Görkem Polat’tan velilere uyarı Okulların açılmasına kısa bir süre kalırken, Özel Medicabil Hastanesi Klinik Psikoloğu ve Psikoterapist Görkem Polat, çocukların okula uyumu hakkında velilere hatırlatmalarda bulundu. "Okulların tatile girmesiyle çocukların ve ebeveynlerin günlük planları farklılaşarak daha esnek bir program içerisinde, oyun/hobi ağırlıklı zaman geçirebilmektedirler. Oyun oynamak bir çocuğun ruh sağlığı için çok kıymetli ve hayatında olması gereken bir parçadır. Çünkü oyun/hobi çocuğun kendini ifade etme aracıdır. Ancak okulların açılmasına az bir zaman kalmasıyla hem akademik hem oyun/hobi ikilisini dengeleme zamanı gelmektedir" dedi. Klinik Psikolog ve Psikoterapist Görkem Polat çocukları okula hazırlamak ile ilgili şunları söyledi: "Telefon, tablet gibi dijital alana ayrılan süre tatil zamanlarında artmaktadır. Okulların açılmasına 2 hafta kala okul zamanında uygulanacak teknoloji süresine geçiş yapmak gerekmektedir. Ev işlerinde sorumluluk almak çocuğun okul kurallarına yeniden uyum sağlayabilmesini desteklemektedir. Uyku Düzeni Öğrenmeyi Etkiliyor Uyku düzenin, öğrenme süreçleri üzerinde önemli etkisi bulunduğundan 1 hafta önceden eğer düzende bir bozulma var ise okul zamanına göre ayarlanması gerekmektedir. Her çocuk farklıdır ve kendi özelliklerine göre zorlandığı alanlar vardır. Ancak negatif uyarılardan ziyade bu yıl edineceği yeni deneyimlere vurgu yapmak ya da önceki yıllarda zorlandığı ama son eğitim senesinde geliştirdiği bir özelliğini çocuğun kendisiyle paylaşarak ilerlemesi için teşvik etmek okul algısını pozitif şekillendirmek adına yararlı olacaktır. Çok hareketli olan bir çocuğa, ‘bu sene öğretmenlerini, arkadaşlarını üzme daha sakin ve akıllı ol’ uyarısında bulunmak çocuğun kendisini nasıl algıladığına etki ederek negatif algı gelişimine neden olabilir... Öğretmen ve okul kavramı korku ve ceza figürü olarak kullanılmamalıdır. Çocuklara, ‘Böyle yaparsan öğretmenin kızar ya da seni sevmez’, ‘Müdür seni okuldan kovar’, ‘Bugün beni çok yordun ancak sen okula gidince dinlenebiliyorum’ denmemelidir. İlk Kez Okula Başlayan Çocuklar İçin İpuçları Eğer çocuğunuz okula yeni başlıyorsa ve sizden ayrılmakta zorlanıyorsa, ilk önce sizin sakin olmanız önemli. Çocuğunuza, onu okula bırakınca siz ne yapacaksınız, eve nasıl (servis ya da kim alacak) ve saat kaçta döneceğinin bilgisinin verilmesi sakinliğe ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Öz bakım becerilerinin belirli bir düzeyde olması okula uyum sürecini rahatlatır. Bu nedenle zorlandığı becerileri okul öncesinde geliştirmek gerekmektedir. Kıyaslama Zararlıdır Her çocuk ‘Tek, özel ve farklıdır.’ Başka arkadaşlarıyla kıyaslandığını hissetmesi ruhsal ve akademik gelişimi için sağlıksız sonuçlar doğurabilir. Çocuğun öğrenme kavramını bir deneyim ve yaşam kültürü olarak algılamasını ve yeterlilik duygusunun gelişimini sağlamak için hobi ve ilgi alanlarının da desteklenmesi önemlidir. Özel Medicabil Hastanesi Klinik Psikoloğu ve Psikoterapist Görkem Polat açıklamasını, "Son söz olarak, çocuğunuzun bağımsız birey olmasına destek olmanız önemlidir. Bağımsız birey olmanın temel nedeni sağlıklı sosyalleşebilmektir." diyerek tamamladı.
Sağlık taraması yapılmayan çocuklar, eğitim yılını verimli geçiremeyebilir
05 Eylül 2025 Cuma - 10:49 Sağlık taraması yapılmayan çocuklar, eğitim yılını verimli geçiremeyebilir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, okulların açılmasına günler kala çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirmesi için velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Uçar, okula başlamadan önce yapılacak genel sağlık kontrollerinin öğrenim hayatında kayıpların önüne geçebileceğini belirtti. Okulların açılmasına sayılı günler kala, çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirebilmeleri için okula başlamadan önce genel bir sağlık taramasından geçirilmesi büyük önem taşıyor. Göz, işitme ve kan tahlili gibi rutin kontrollerin yapılmaması, öğrenme sürecinde ciddi aksamalara hatta öğrencinin bir eğitim yılını verimli geçirememesine ve aldığı eğitimin seviyesinin düşmesine neden olabiliyor. Düzenli sağlık kontrolleri, doğru beslenme alışkanlıkları, yeterli su tüketimi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi, çocukların hem akademik başarısı hem de psikolojik uyumu açısından büyük önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerine bakılması gerektiğini söyleyerek, "Görme ve işitme sıkıntıları çeken bir çocuk bir eğitim yılını verimli geçiremeyebilir. Bu durum o çocuğun o dönemki aldığı eğitimin seviyesini de düşürür" dedi. "Sağlık kontrolleri önemlidir" Tuğçe Uçar, çocuklarda fark edilemeyen bir problemin çocuğun öğrenim hayatını ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, "Okul çağındaki çocuklarımız için düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir. Yılda bir kez mutlaka kan tahlilleri yapılmalı, göz ve işitme muayeneleri de ihmal edilmemeli. Çünkü bu alanlarda fark edilmeyen bir problem, çocuğun öğrenmesini, algısını ve dikkatini ciddi şekilde etkileyebilir. El hijyeni de çocukların hastalıklardan korunmasında en basit ama en etkili yöntemlerden biridir. Özellikle okuldan geldiklerinde ya da toplu alanlarda oynadıktan sonra ellerini yıkamayı alışkanlık haline getirmeleri, yıl boyunca geçirecekleri enfeksiyon sayısını büyük ölçüde azaltır. Kahvaltıya ayrıca önem vermeliyiz. Pek çok aile bana ‘çocuğum kahvaltı yapmıyor’ diye geliyor. Aslında çocuklar için kahvaltıyı keyifli hale getirmek mümkün. Mesela renkli tabaklar kullanmak ya da iki üç farklı besin alternatifi sunmak onların iştahını açabiliyor. Beslenme düzeninde her gün mutlaka taze meyve ve sebzeler yer almalı. Okul menülerini takip edin. Eğer Beslenme çantasını siz hazırlıyorsanız içinde mevsim sebze ve meyvelerine yer açmayı unutmayın. Ayrıca çocukların günde ortalama 1-1,5 litre su içmeleri gerekiyor. Hava sıcaksa ya da çok hareket etmişlerse bu miktar daha da artmalı. Çünkü susuz kalan çocuk derste daha çabuk yorulur ve dikkatini toparlamakta zorlanır" dedi. "Psikolojik hazırlık çok önemlidir" Uçar, okuldan dönen çocuğu hemen farklı aktiviteler ile doldurulmaması gerektiğini söyleyerek, "Eve dönen çocuğunuzu hemen farklı aktivitelerle doldurmayın. Okulda zaten dersler ve etkinliklerle yoğun bir gün geçiriyorlar. Eve geldiklerinde biraz serbest zaman bırakmak, onların dinlenmesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Son olarak, özellikle ilkokula yeni başlayacak ya da okul değiştirecek çocuklar için psikolojik hazırlık çok önemlidir. Çocuğunuzla okul hakkında konuşun, kaygılarını paylaşmasına izin verin. ‘Okul çok zor olacak’ demek yerine ‘okulda yeni arkadaşların olacak’ gibi motive edici cümleler kurun. Böylece uyum süreci çok daha kolay geçer. Öncelikle çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerini görmek isteriz. Zihinsel fonksiyonları açısından da b12 vitamini seviyelerini kontrol etmek isteriz. Çocuklarda D vitamini eksikliği çok sık karılaştığımız bir durum D vitamini büyümeyi, gelişmeyi ve bağışıklık sistemini etkileyen bir vitamin. Okul öncesinde eksiklik varsa bunu da tamamlamamız gerekir. Tiroid fonksiyonu testlerini de takip ediyoruz" diye konuştu. "Zihinsel fonksiyonlarına bakıyoruz" Okul öncesinde eksiklikler varsa tamamlanması gerektiğini ifade eden Uçar, "Öncelikle çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerini görmek isteriz. Zihinsel fonksiyonları açısından da B12 vitamini seviyelerini kontrol etmek isteriz. Çocuklarda D vitamini eksikliği çok sık karılaştığımız bir durum D vitamini büyümeyi, gelişmeyi ve bağışıklık sistemini etkileyen bir vitamin. Okul öncesinde eksiklik varsa bunu da tamamlamamız gerekir. Tiroid fonksiyonu testlerini de takip ediyoruz. Çocuğun farkında olmadan yaşadığı görme ve işitme sorunu okuldaki dikkatini ve algısını çok ciddi derecede etkiler" şeklinde konuştu.
Göz sağlığı öğrencinin başarısına etki ediyor
05 Eylül 2025 Cuma - 10:41 Göz sağlığı öğrencinin başarısına etki ediyor Okul çağındaki çocukların görme sağlığı, akademik başarı ve genel gelişimleri için hayati öneme sahipken göz problemleri erken yaşlarda tespit edilmediğinde, çocuğun öğrenme yeteneği, sosyal becerileri ve özgüveni üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Bu nedenle düzenli göz taramaları, çocukların hem eğitim hayatları hem de kişisel gelişimleri için kritik bir role sahip oluyor. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, çocuklarda uzak veya yakın görme sorunları hakkında bilgi verdi. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, "Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan aileler, çocuklarının derslerdeki düşük başarı seviyelerini, öğrenme yeteneklerinin düşüklüğüne bağlıyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, iyi göremediği için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında, gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini ciddi oranda etkiliyor" dedi. Gözlerini kısarak bakıyorsa dikkat Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, gözde bozukluğun şu şekilde anlaşılabileceğini sözlerine ekledi: "Göz kayması, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, gözlerini kısarak bakma, çok yakından okuma, okuduğu satırı atlama, TV’yi yakından izleme, düşük performans, baş ağrısı, dalgınlık, başı bir yana eğerek bakma, sık sık gözleri kaşıma ve bebek 3 aylık olmasına rağmen bakışları odaklayamamadır". Erken teşhis önemli Görme problemlerinin erken teşhis edilmesi halinde tedavinin başarı oranının artacağını ifade eden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, göz bozukluğunun belirtilerini şöyle sıraladı: "Çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve dolayısıyla ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar göz bozukluğunun işaretidir. Çocuklarında bu tür şikâyetler gözlemleyen ebeveynlerin en kısa sürede bir hekime başvurmalarında yarar var. Erken konulan teşhis tedavi süreci kolayca atlatılabilir." Düzenli göz muayenesini ihmal etmeyin Çocuklarda görülen göz hastalıklarının başında göz tembelliği, şaşılık, miyop, hipermetrop ve astigmat geliyor. Op. Dr. Ömer Faruk Tabar okul öncesi yapılacak basit bir göz muayenesi ile mevcut görme azlığı problemi, buna neden olan hastalıklar ve şaşılığın erken tespit edilebileceğini belirtti.
Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde yüksek riskli işlemler başarıyla gerçekleşti
05 Eylül 2025 Cuma - 10:27 Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde yüksek riskli işlemler başarıyla gerçekleşti Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, kalp sağlığında önemli sayılan işlemler için çevre illerden gelen hekimlere ve hastalara ev sahipliği yaptı. Hastanede ilk defa Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi ve 7 hastaya yüksek riskli perkütan koroner girişim (Kalp damarlarını stent ve balonla açma işlemi) yapıldı. Yapılan işlem hakkında açıklamalarda bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. Fatih Kahraman, "Girişimci hekimleri ve deneyimli kadrosuyla Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde hizmet kalitesi artarak devam ediyor. İlimiz ve il dışından planlaması yapılmış hastalarımıza özellikli işlemleri ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik. 7 hastaya yüksek riskli perkütan koroner girişim (kalp damarlarını stent ve balonla açma işlemi) yapıldı. Bu işlemlerin çoğu girişimsel kardiyolojinin en riskli işlemleri olan Tam Tıkalı Damar (Kronik Total Oklüzyon) açma işlemleriydi" dedi. "Bir hastaya ilk defa Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi yapıldı" Kütahya Şehir Hastanesinde ilk defa bir hastaya Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi yapıldığına dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Kahraman," Mekanik kalp kapağı olan hastamızın yapılan incelemesinde kapak etrafında tespit edilen ciddi kaçak sadece kasık toplardamarından girilerek başarılı bir şekilde kapatıldı. Yüksek riskli vakaların yönetiminde kliniğimizi ziyaret edip Kardiyoloji Uzmanlarına tecrübe birikimi ile sınırsız destek veren Prof. Dr. Ömer Göktekin’e ve çevre illerden hastanemizi ziyaret edip hastaların yönetimine katkıda bulunan meslektaşlarımıza, koroner anjiyografi, kardiyoloji servis ve yoğun bakım ekiplerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz. Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği hem Kütahya’ya hem de çevre illere artan kalite ve özveriyle hizmet vermeye devam edecektir" diye konuştu
Alanya’da gebe okulu eğitimlerine devam ediliyor
05 Eylül 2025 Cuma - 10:19 Alanya’da gebe okulu eğitimlerine devam ediliyor Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gebe Okulu Birimi, bölge halkına "bilinçli gebelik, güvenli annelik" anlayışını ilke edinerek anne adaylarının gebelik dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmesine ve doğum sonrasına hazır olmalarına katkı sağlıyor. Gebe Okulu’nda 4 hafta boyunca derslere katılan ve bebek bakımı konusunda teorik ve uygulamalı eğitimlerini tamamlayan 13 anne adayına, düzenlenen törenle birlikte katılım belgeleri takdim edildi. Güvenli ve kaliteli gebelik izlemi ile doğum hizmeti almak isteyen anne adaylarına yönelik verilen eğitimler tüm hızıyla devam ediyor. Gebe Okulu’nda ebe, diyetisyen, psikolog ve diş hekimi tarafından; beslenme, temel bebek bakımı, doğum sonrası süreçler ve psikolojik hazırlık konularında kapsamlı eğitimler veriliyor. Gebe Okulu’ndan Sorumlu Hekim Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sezin Ateş ve Uzm. Op. Dr. İbrahim Etlik, Çocuk Sağlığı ve Uzmanı Öğretim Üyesi Uzman Özden Aksu Sayman ile Gebe Okulu Sorumlu Ebesi Ayşe Başar Akdoğan’ın katılımıyla eğitimlerini tamamlayan gebelere sertifika töreni düzenlendi. Düzenlenen organizasyonda, bilinçli ebeveynler yetiştirerek topluma katkı sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan işleyiş hakkında bilgi verdi. Gebe okulu hakkında bilgilendirmelerde bulunan Op. Dr. Eyüp Doğan, "Anne adayları ve baba adaylarımıza; anne sütü ve emzirmenin önemi, doğuma hazırlık, bebek bakımı, gebe ve emziren anne beslenmesi hakkında bilgi verilmektedir. Psikolog eşliğinde ise doğuma hazırlığın psikolojik süreçleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu eğitimler sayesinde anne adaylarının sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmesi, fiziki olarak hazır hale gelerek daha rahat doğum yapması hedefleniyor. Bilinçli ebeveynler için eğitimlerimiz devam edecektir" diye konuştu.
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden prostat tedavisinde yeni dönem
05 Eylül 2025 Cuma - 10:02 Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden prostat tedavisinde yeni dönem Medical Point Gaziantep Hastanesi, erkek sağlığına yönelik en son teknolojik gelişmeleri bölge halkıyla buluşturmaya devam ediyor. Eylül ayı, Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hizmete sunulan "Rezum Su Buharı Terapisi", iyi huylu prostat büyümesinde (BPH) devrim niteliğinde bir tedavi seçeneği sunuyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi, erkek sağlığına yönelik en son teknolojik gelişmeleri bölge halkıyla buluşturmaya devam ediyor. Devrim niteliğinde bir tedavi seçeneği olan "Rezum Su Buharı Terapisi" İyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılıyor. Rezum sistemi, minimal invaziv bir yöntemle prostat dokusunu su buharıyla tedavi ederek cerrahiye gerek kalmadan hızlı ve etkili sonuçlar sağlıyor. Bu sayede hastalar, kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor; klasik ameliyatlara kıyasla çok daha konforlu bir iyileşme süreci yaşıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanları Doç. Dr. Mehmet Solakhan ve Doç. Dr. Osman Barut, Rezum sistemi ile yapılan işlemler hakkında, "Genel anesteziye gerek yok, hastanede yatış gerektirmiyor, cinsel fonksiyonlar korunuyor ve iyileşme süreci son derece hızlı gerçekleşiyor" dedi. Hastane yönetimi, yeni teknolojilere yatırım yapmaya devam ettiklerini belirterek, bölge halkına daha kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Rezum Tedavisinin uygulandığı kişiler hakkında bilgi veren Üroloji Uzmanları Doç. Dr. Mehmet Solakhan ve Doç. Dr. Osman Barut, "İyi huylu prostat büyümesi yaşayan erkekler, anestezi alamayan hastalar, cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen bireyler için ideal bir tedavi alternatifi sunuyor" ifadelerini kullandı. "Cerrahi olmadan, cinsel fonksiyonlar korunarak tedavi mümkün" Cerrahi olmadan, cinsel fonksiyonlar korunarak tedavinin mümkün olduğunu aktaran Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "İyi huylu prostat büyümesi (BPH), 50 yaş üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasını etkileyen yaygın bir sağlık sorunu. Geleneksel cerrahi yöntemler hastalarda uzun iyileşme süresi, yan etkiler ve cinsel fonksiyon kaybı gibi riskler taşırken, Rezum Teknolojisi bu riskleri büyük ölçüde ortadan kaldırıyor" ifadelerine yer verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Barut ise, "Rezum sistemi, sadece su buharı kullanarak prostat dokusunu hedef alıyor. Ameliyatsız, anestezisiz ve kısa sürede yapılan bu işlemle hastalar çok daha konforlu bir iyileşme süreci yaşıyor. Ayrıca cinsel fonksiyonlar zarar görmüyor" şeklinde konuştu. Eylül ayı: Prostat kanserine dikkat çekmenin tam zamanı Eylül ayı, dünyada Prostat Kanseri Farkındalık Ayı olarak anılıyor. Bu dönemde mavi kurdeleyle sembolize edilen farkındalık çalışmaları, erkekleri düzenli kontrole teşvik ediyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak, toplumsal farkındalık oluşturmayı ve en güncel tedavi yöntemlerini Gaziantep ve çevresine sunmayı amaçlıyor. 40 yaş üstü erkeklerin düzenli kontrolü ertelememesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "Erkekler, hayat kurtaran bir kontrolü ertelememeli. Prostat büyümesi ve kanseri genellikle sessiz ilerler. 40 yaş üstü her erkek düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir" diye konuştu. Medical Point Gaziantep: Teknolojide ve toplum sağlığında liderlik Sağlık teknolojilerinde bölgenin öncüsü olmayı sürdüren Medical Point Gaziantep Hastanesi, Rezum cihazıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bu teknolojiye sahip sayılı merkezlerden biri olmanın gururunu yaşıyor.
Kepez Teslime - Hüseyin Acar Aile Sağlığı Merkezi hizmete açıldı
05 Eylül 2025 Cuma - 09:47 Kepez Teslime - Hüseyin Acar Aile Sağlığı Merkezi hizmete açıldı Sağlık Bakanlığı, Antalya Valiliği ve Kepez Belediyesi, işbirliğiyle yapımı tamamlanan Teslime-Hüseyin Acar Aile Sağlığı Merkezi(ASM), Kepez’in Varsak Karşıyaka Mahallesi’nde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Kepez’in Varsak Karşıyaka Mahallesi’ne Sağlık Bakanlığı, Antalya Valiliği ve Kepez Belediyesi işbirliği, hayırseverler Hasibe Özkan Acar ve Hasan Acar desteğiyle Aile Sağlığı Merkezi (ASM) kazandırıldı. Kepez Belediyesi’nin arsa tahsisini gerçekleştirdiği ASM, törenle hizmete açıldı. Teslime - Hüseyin Acar Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışında konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Hayırseverlerimize çok çok teşekkür ediyorum. Rahmetli anne ve babalarının isimlerini burada yaşatmış olacaklar. Sağlık hizmetlerinde Kepez çok ciddi destek alıyor. Devletimizin büyük hizmetleri Kepez’e geliyor. Antalya Şehir Hastanemiz ve Kepez Devlet Hastanemiz gibi mega yatırımlar Kepez’de. Kepez ilçesi Antalya’nın en fazla büyüyen ilçesi, artan nüfusla birlikte ihtiyaçlar da devam ediyor. Bizim görevimiz artan nüfusa başta sağlık olmak üzere temel hizmetleri en hızlı bir şekilde ulaştırabilmektir. Bu hususta devletimizin yapmış olduğu yatırımlara ilave olarak hayırseverlerimizin destekleri çok önemli" dedi. "Bütün kurumlarla dayanışma halindeyiz" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, Kepez’e yeni bir sağlık yatırımının kazandırılmasından dolayı duyduğu mutluluğu ve bu buluşmanın sadece bir Aile Sağlığı Merkezi açılışı olmadığını belirterek, "Burada çok büyük bir dayanışma örneğini görüyoruz. Biz de Kepez Belediyesi olarak devletimizin bütün kurumlarıyla dayanışma halindeyiz. Çünkü kurumlarımızın ortak paydası Şeyh Edebali ne güzel söylemiş. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ İşte! biz de bu anlayışla Kepez Belediyesi olarak elimizden ne geliyorsa tüm kurumlarımızın yanındayız. Bu aile sağlık merkezimiz park alanıydı. Burayı tahsis ettik, sağ olsun hayırseverlerimiz ASM olarak hizmete kazandırdı. Son verilere göre Antalya nüfusu 1.2, Kepez’in nüfusu yüzde 2 oranında artmış. Yani Kepez Antalya’dan daha fazla büyüyor. Her geçen gün ihtiyaçlar daha da fazlalaşıyor. İnsanlarımıza yapılan yatırımların en güzeli sanırım sağlık yatırımı" ifadelerini kullandı. Kepez’de 55 ASM’de, 117 Sağlık hekimi görev yapıyor Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan da, Sağlık Bakanlığı’nın koruyan, geliştiren, üreten sağlık hizmetleriyle Antalya’da 2 milyon 640 bin nüfusa 274 ASM ve 961 aile hekimiyle, Kepez’de ise 55 ASM’de 117 aile hekimiyle vatandaşlara sağlık hizmetinin ulaştırıldığını söyledi. Hayırseverlere teşekkür eden İl Sağlık Müdürü Özkan, Teslime - Hüseyin Acar Aile Sağlığı Merkezi’nde, 3 aile hekiminin hizmet verdiğini belirterek, göreve geldiğinde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün, ‘Laf laf üstüne değil, taş taş üstüne’ sözlerini hatırlatarak "Kim taş taş üstüne koyuyorsa Allah ondan razı olsun" diyerek Başkan Kocagöz’e teşekkür etti. Toplam 196 metrekare kapalı alana sahip olan Aile Sağlığı Merkezi’nde; acil müdahale odası, laboratuvar, 2 muayene odası, aile planlaması odası, aşı odası, emzirme odası, 4 ortak kullanım alanı, ofis, 35 metrekarelik bekleme alanı ve 20 metrekarelik giriş alanı yer alıyor.
Gut hastaları için kritik uyarı
05 Eylül 2025 Cuma - 09:40 Gut hastaları için kritik uyarı Gut hastalığının genetik yatkınlığı olanlarda fazla protein ve alkol tüketimiyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Süleyman Serdar Koca, hastalığın ayak başparmağında şiddetli ağrılarla başladığını belirterek, et ürünlerinden uzak durulması ve bol su içilmesi gerektiğini vurguladı. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Serdar Koca, gut hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Gut hastalığının metabolik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Koca, "Protein yıkımı ile ortaya çıkan ürik asidin böbrekten atılımındaki genetik sorunlar bu hastalığın temelini oluşturuyor. Genetik yatkınlığı olan kişilerde proteinin fazla tüketimi ve alkol kullanımı gutu tetikliyor" dedi. "Çorap ya da ayakkabı giymek dahi imkansız hale gelir" Kandaki ürik asit değerlerinin yükseldiğini ve bunun da böbrekte taş oluşumuna yol açabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Koca, "Gut hastalığı, tansiyon hastasının tuza, şeker hastasının şekere yatkınlığı gibi, genetik olarak uygun bireylerde proteine karşı hassasiyetle ortaya çıkar. Toplumda yaklaşık yüzde beş oranında ürik asidi yüksek olup hiçbir sorun yaşamayan bireyler vardır, fakat bu kişiler hayatlarının bir döneminde eklem problemleriyle karşılaşabilir. Gut artritinin başlangıcı çok tipiktir. Özellikle ayak başparmağında ani ve şiddetli bir ağrı ile başlar, öyle ki çorap ya da ayakkabı giymek dahi imkansız hale gelir. Eğer önerilere uyulmazsa bu ataklar sıklaşır, araları daralır ve eklem tutulumları artar. Bu yüzden iyi bir diyet çok önemlidir. Et ürünlerinden ve alkolden uzak durmak, bol su içmek gerekir" diye konuştu. Tedavide iki yöntem uygulandığını ifade eden Koca, "Bunlardan biri kolşisin tedavisidir; mevcut atağı hızlı geçirir ve yeni atağın önlenmesinde etkilidir. Diğer yöntem ise ürik asidi düşürücü allopurinol veya febuksostat tedavisidir. Ayrıca ürik asit düzeyini düşüren bir diyet, sadece gut hastalığına değil, şeker, tansiyon, kolesterol ve kalp hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın önlenmesine de katkı sağlar. Gut hastalığı, kadınlardan ziyade erkeklerde daha sık görülür" şeklinde konuştu.