Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor
Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"
Trump, saldırganın fotoğrafını yayınladı
Netanyahu’dan Lübnan’a yönelik "güçlü saldırı" emri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Maskat'ta
Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı
SAĞLIK
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32:48
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:08
ASSİM’de diyabet teknolojileri eğitimi verildi
Muratpaşa Belediyesi Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi (ASSİM) yerleşkesinde, Çocuk ve Adolesan Diyabetikler Derneği Antalya Şubesi tarafından Tip 1 diyabetli çocuklar ve ailelerine yönelik "Diyabet Teknolojileri" bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Muratpaşa Belediyesi Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) düzenlenen program kapsamında çocuklar, aileler, çocuk endokrinoloji hekimleri ve hemşireler bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı. ASSİM’de gerçekleştirilen programın ilk bölümünde, kan şekerini sürekli ölçen glukoz sensörlerindeki yenilikler ve cihazların teknik özellikleri tanıtıldı. İkinci bölümde ise cilt altına sürekli insülin infüzyonu sağlayan insülin pompalarının kullanım süreçleri, avantajları ve dikkat edilmesi gereken noktalar detaylı şekilde anlatıldı. Toplantıda ayrıca, glukoz sensörlerinden elde edilen ölçümlerin doğru değerlendirilmesi ve günlük kullanımda dikkat edilmesi gereken hususlara da değinildi. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan glukoz sensörlerinin, Tip 1 diyabetli çocukların hayat kalitesini artırdığı ve aileler tarafından memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
02 Eylül 2025 Salı - 12:16
Psikolog Turan: "Okula uyum süreci hem ebeveynler hem de çocuklar için önemli"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, okula uyum sürecinin hem ebeveynler hem de çocuklar için çok önemli olduğunu söyledi. Uzm. Psikolog Gizem Başkılıç Turan, kreş, anaokulu veya ilkokula başlayacak çocukların uyum sürecinin büyük önem taşıdığını belirterek, bu dönemde çocukların kaygılarını azaltmak ve okula geçişi kolaylaştırmak için ailelere yol gösterecek öneriler paylaştı. "Okul seçimi binanın fiziksel imkanlarından ibaret değildir" Çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayan bir ortamın sağlanmasının, uyum sürecinde belirleyici rol oynadığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Okul öncesi dönemde akademik bilgi değil, oyun ve hareketin ön planda olduğu okullar tercih edilmelidir" dedi. Çocuğun dilinin oyun olduğunu, oyun ile öğrenerek geliştiğini ve kendi ritmini oluşturduğunu ifade eden Uzm. Psikolog Turan, "Çocuğun enerjisini atabileceği bahçe, park ve oyun alanları bulunmayan kurumlar riskli olabilir. Dinamik ve geliştirici ortamlar, çocuğun doğal gelişim süreci için gereklidir. Şeffaf olmayan, ebeveynleri süreçten uzak tutan yaklaşımlar güveni zedeleyebilir. Bu durum hem ebeveynler hem de çocuklar için uyumu güçleştirebilir. Küçük yaşta ekran, akıllı tahta ve dijital materyallerin yoğun kullanıldığı okullar yerine sosyal etkileşimi ve keşfi destekleyen ortamlar seçilmelidir. Dijital denge çağımızın en temel sorunlarından biridir. Bu sınırı koruyabilen ve öğretmenlerle güven ilişkisi kurulan okullar tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Çocuk okula hazır olmalı" "Her çocuk gelişimini kendi hızında tamamlasa da okula başlamadan önce bazı becerilerin edinilmiş olması uyum sürecini kolaylaştırır" diyen Uzm. Psikolog Turan, bu becerileri, "Dil Becerileri: çocuk, ihtiyaçlarını ve duygularını sözel olarak ifade edebilmeli, kısa yönergeleri takip edebilmelidir. Bu, sınıf içi iletişimi ve öğretmenle iş birliğini kolaylaştırır. Bilişsel Beceriler: Dikkatini kısa süreliğine bir etkinlik üzerinde toplayabilmek, renkleri ve şekilleri ayırt edebilmek, basit yönergeleri yerine gelebilmek okuldaki akademik süreçlere hazırlık sağlar. İnce ve Kalın Motor Beceriler: Kalın motor beceriler koşma, zıplama ve dengede durma gibi hareketleri, ince motor beceriler ise kalem tutma, makas kullanma ve küçük parçaları birleştirme gibi el-göz koordinasyonu gerektiren işleri kapsar. Bu beceriler hem sınıf etkinliklerine katılım hem de öz güven gelişimi için önemlidir. Öz Bakım Becerileri: Tuvalet ihtiyacını bağımsız karşılayabilmek, ellerini yıkamak, basit giyinme ve soyunma becerilerini yerine gelebilmek çocuğun okul ortamında kendine yetebilmesini sağlar. Sosyal Beceriler: Yaşıtlarıyla iletişim kurmak, sırayla oynamak, paylaşmak ve iş birliği yapmak okulun sosyal ortamına uyumu kolaylaştırır. Bu becerilerin günlük yaşamda küçük sorumluluklarla ve oyunlarla desteklenmesi, çocuğun özgüvenini artırır ve okula adaptasyonu hızlandırır" ifadelerine yer verdi. Ayrılık kaygısı uyum sürecini olumsuz etkileyebilir "Çocuk, dünyaya gelene dek anne ile tek bedende bir bütündür. Bebekliğin ilk birkaç yılında anneye yakın olma ihtiyacı devam eder" şeklinde konuşan Uzm. Psikolog Turan, şu bilgileri paylaştı: "Bu süreçte öne çıkan dört ayrılık basamağı; anne karnından ayrılma, memeden ayrılma, yatakların ayrılması ve okula başlama. Bu basamaklarda yaşanan zorluklar sonraki uyum sürecini etkileyebilir. Okulun ilk günlerinde çocukların ebeveynlerinden ayrılmakta zorlanması sık rastlanan bir durumdur. Ayrılık kaygısı, çocuğun bağ kurma becerisinin bir göstergesidir ve zamanla azalır." Uzm. Psikolog Turan, bu süreçte ailelere önerilerde bulunarak, "Kısa, net ve güven verici vedalaşmalar yapın. Çocuğunuza verdiğiniz sözleri mutlaka yerine gelsin. Duygularını görmezden gelmeyin, anlayışla karşılayın. Öğretmenle iş birliği yaparak kademeli uyum süreci oluşturun. Ebeveynlerin kendi duygularını da gözden geçirmeleri önemlidir. Çocuğun kaygısını büyüten çoğu zaman ebeveynin kendi ayrılık kaygısıdır. Çocuğunuza güven vermek için önce kendi duygularınızı düzenlemeniz gerekir" dedi. "Okul, günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmeli" Okulun, çocuğun hayatında ayrı ve yabancı bir yer olmadığını, günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesinin uyum sürecini kolaylaştırdığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, bunun için ebeveynlerin atabileceği adımları şöyle sıralayarak, "Düzenli Uyku ve Beslenme: Çocuğun uyku saatlerini okul programına göre düzenlemek, sabahları telaşsız hazırlanmayı sağlar. Dengeli kahvaltı, günün verimli başlaması için önemlidir. Hazırlık Rutinleri: Okula gitmeden önce birlikte çanta hazırlamak, kıyafet seçmek ya da minik bir sabah ritüeli (Örneğin sevdiği şarkıyı açmak) çocuğun sürece katılımını artırır ve güven hissi verir. Sabah Vedaları: Vedalaşmaları kısa, net ve sevgi dolu tutmak çocuğun ayrılığı daha kolay kabullenmesine yardımcı olur. Uzayan vedalaşmalar kaygıyı artırabilir. Okul Dönüşleri: Çocuğun gününü paylaşmasına fırsat vermek, onu dikkatle dinlemek, yaşadığı olumlu ya da zorlayıcı deneyimlerin kabul gördüğünü hissettirir. Oyunla Köprü Kurmak: Evde oynanan oyunlarda okul senaryoları kurmak, çocuğun öğrendiklerini pekiştirmesine ve duygularını ifade etmesine destek olur. Tutarlılık: Okula devamlılığı mümkün olduğunca korumak, sık sık devamsızlık yapmamak, çocuğun okulu güvenilir ve stabil bir yaşam parçası olarak görmesini sağlar. Okulun günlük rutine entegre edilmesi yalnızca çocuğun değil, ailenin de hayatını kolaylaştırır. Düzenli uyku, yemek ve oyun saatleri çocuğa öngörülebilirlik kazandırır. Öngörülebilirlik ise küçük çocuklar için güven duygusunun temelini oluşturur" şeklinde konuştu. Çocuğa destek olmak için sabırlı, tutarlı ve sevgi dolu bir yaklaşımın en büyük anahtar olduğunun altını çizen Uzm. Psikolog Turan, "Her çocuğun uyum süreci farklıdır, gerektiğinde uzmandan destek alınmalıdır" diye konuştu.
02 Eylül 2025 Salı - 12:16
Osmaniye’de ilk defa pelvis ve asetabulum ameliyatı başarıyla yapıldı
Osmaniye Devlet Hastanesi’nde ilk kez pelvis ve asetabulum kırığı ameliyatı başarıyla yapıldı. Osmaniye’de geçirdiği iş kazası sonrası hastaneye başvuran 46 yaşındaki Barış Yıldırım’ın acil serviste yapılan tetkiklerinde pelvis ve asetabulum kırığı tespit edildi. Yapılan tetkikler sonrası hasta Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Kamil İnce ve ekibinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Hastanede ilk kez yapılan ve başarılı geçen operasyonla hastanın başla illere gitmek zorunda kalmadığını anlatan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Kamil İnce, "Osmaniye’de ilk defa gerçekleştirdiğimiz pelvis ve asetabulum kırığı ameliyatını da ekledik. Pelvis (leğen kemiği) ve asetabulum (kalça oyuğu) kırıkları, trafik kazaları, iş kazaları ve yüksekten düşmeler gibi yüksek enerjili travmalar sonucu oluşur. Bu kırıkların cerrahisi, damar ve sinirlere yakınlığı nedeniyle oldukça zor ve dikkat gerektirir. Önceden büyük kesilerle yapılan bu operasyonlar, artık güncel yöntemlerle yaklaşık 7-8 santimetrelik küçük kesilerden, damar ve sinirleri koruyarak gerçekleştirilebiliyor. Hastamızda hem pelvis hem de asetabulum da kompleks kırıklar mevcuttu. Multidisipliner bir değerlendirme sonrası operasyonu iki aşamada planladık ve başarıyla tamamladık. Artık bu tür vakalar başka merkezlere sevk edilmeden ilimizde tedavi edilebilecek. Ameliyat sürecinde emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu. Başarılı geçen operasyon sonrası sağlığına kavuşan Barış Yıldırım, "Çok zor bir ameliyat geçirdim. Doktor Kamil Hoca’mız bana çok büyük bir destek vererek, ekibiyle beraber çok güven verdi herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
02 Eylül 2025 Salı - 11:47
Siirt’te göçer vatandaşlara yaylada sağlık hizmeti
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, göçer vatandaşlara sağlık hizmeti ulaştırmak amacıyla Pervari ilçesinin yüksek kesimlerindeki Çemikari Yaylası’na çıkarak sağlık taramaları gerçekleştirdi. Her yıl farklı illerden gelerek Siirt’in yüksek yaylalarında hayvancılıkla uğraşan göçerler için sağlık hizmeti sunan İl Sağlık Müdürlüğü, Pervari Toplum Sağlığı Merkezi hekim ve hemşirelerinden oluşan ekiple vatandaşların muayenelerini yaptı. Taramalar kapsamında kronik hastalık takibi, bağışıklama çalışmaları ve aşı uygulamaları gerçekleştirildi. Ayrıca anne-çocuk sağlığı, hijyen, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları konularında bilgilendirmeler yapıldı. Aile hekimliği uzmanı Dr. Aslıhan Bayraktar, yapılan çalışmalara ilişkin, "Mobil gezici sağlık hizmetimizle Çemikari Yaylası’na gelerek vatandaşlarımızın parmak ucu kan şekeri ölçümlerini, tansiyon kontrollerini ve kronik hastalık taramalarını yapıyoruz. Eksik aşılı çocuklarımızın aşılarını tamamlıyoruz. Amacımız aile hekimliğine ulaşamayan tüm vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolayca erişimini sağlamaktır" dedi. Yaylada sağlık hizmeti alan vatandaşlardan Salih Beytekin ise ekiplere teşekkür ederek, ’’Pervari’den gelen sağlık ekipleri burada bizi kontrol ettiler. Tansiyonumun biraz yüksek olduğunu söylediler, dikkat etmem gerektiğini belirttiler. Bizlerle ilgilenip buraya geldikleri için çok memnun olduk, teşekkür ederiz’’ diye konuştu.
02 Eylül 2025 Salı - 11:35
’Fındık bahçelerinde çalışan işçilerde bel fıtığı vakaları artıyor’
Fındık bahçelerinde uzun saatler çalışan işçilerde bel fıtığı vakalarının arttığını söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Dr. Hilmi Gözlükaya, "Yanlış çalışma pozisyonları ve ağır yükler omurga sağlığını tehdit ediyor. Bel ve bacaklarda şiddetli ağrı, uyuşma, karıncalanma, bacaklarda güçsüzlük ve yürürken zorlanma bu hastalığın en önemli uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzman hekime başvurulması gerekir. Ağrıyı önemsememek ileride geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir" dedi. Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Ordu ve Giresun gibi fındık üretiminin merkez illerinde hasat hızla devam ederken, bahçelerde çalışan mevsimlik işçiler arasında ’bel fıtığı’ vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Uzun saatler boyunca eğilerek çalışmak, ağır çuvalları sırtlamak ve yeterince dinlenememek, işçilerin omurga sağlığını tehdit ederek ciddi ortopedik sorunlara yol açıyor. "Bel fıtığı vakalarında artış var" Medical Park Ordu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilmi Gözlükaya, özellikle fındık sezonunda bel fıtığı şikâyetiyle başvuruların belirgin şekilde arttığını söyledi. Uzm. Dr. Gözlükaya, "Bel fıtığı, omurlar arasındaki disklerin bozulması ve sinir köklerine baskı yapması sonucu ortaya çıkar. Bahçelerde saatlerce eğilerek çalışmak, çuvalları kaldırırken yapılan ani ve kontrolsüz hareketler, ayrıca dinlenme eksikliği bu rahatsızlığın başlıca sebepleridir. Erken teşhis edilmediğinde ise hastalarda kalıcı sinir hasarı ve yaşam boyu hareket kısıtlılığına neden olabilir" diye konuştu. "Bel fıtığının uyarı sinyalleri" Bel fıtığının göz ardı edilmemesi gereken belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Gözlükaya, "Bel ve bacaklarda şiddetli ağrı, uyuşma, karıncalanma, bacaklarda güçsüzlük ve yürürken zorlanma bu hastalığın en önemli uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzman hekime başvurulması gerekir. Ağrıyı önemsememek ileride geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir" dedi. "İşçiler yük kaldırırken dikkatli olmalı" Bel fıtığının tamamen önlenebilir olmasa da doğru çalışma teknikleriyle riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirten Uzm. Dr. Gözlükaya, işçilerin özellikle yük kaldırırken dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. Uzm. Dr. Gözlükaya, "Ağır çuvallar taşınırken dizlerin bükülmesi, ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçınılması, uzun süre aynı pozisyonda eğilmek yerine zaman zaman dik pozisyonda dinlenilmesi bel sağlığını koruyan önemli alışkanlıklardır. Çuvalların tek başına taşınması yerine yükün paylaşılması ve bahçe çalışmalarında sık sık mola verilmesi de bel fıtığı riskini azaltır. Ayrıca düzenli yapılan egzersizlerle bel kaslarının güçlendirilmesi, işçilerin çalışma kapasitesini artırırken omurga sağlığını da korur" açıklamasında bulundu. "Sağlıklı işçi, güçlü ekonomi" Fındığın, Karadeniz ekonomisinin bel kemiği olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Gözlükaya, "Verimli üretim için sağlıklı işçilere ihtiyaç var. Bel fıtığını önlemeye yönelik alınacak küçük önlemler, hem işçilerin yaşam kalitesini yükseltir hem de üretime uzun vadede katkı sağlar. Unutmayalım ki ‘sağlıklı işçi, güçlü ekonomi’ demektir" diyerek sözlerini tamamladı.
02 Eylül 2025 Salı - 11:32
Uzmanı Alzheimer’ın belirtilerini anlattı
Nöroloji Uzmanı Dr. Yaşar Alpaslan, Alzheimer hastalığının günlük yaşamı nasıl etkilediğini ve belirtilerini anlattı. Alzheimer hastalığına yönelik belirtileri ve tedavilerini değinen Medicana Sivas Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yaşar Alpaslan, "Demanslar birincil olarak beyin hücrelerinin yaşlanma ve ölümü ile giden ‘nörodejeneratif hastalıklar’ dediğimiz hastalıklar bünyesinde gelişir. Bunun dışında, çoklu beyin damar tıkanıklıklarından kronik infeksiyonlara kadar pek çok hastalıkta zihinsel yetilerde bozukluk olaya eşlik edebilir. Nörodejeneratif demanslar içerisinde en sık görülen Alzheimer hastalığıdır. Başlangıç yaşı 40-90 arasındadır. Sıklıkla 65 yaş üzerinde görülür. Hastalığın ilk başlangıç yakınmaları, beyinde sinir-hücre hasar ve ölümünün başladığı bölge ile ilişkilidir" ifadelerini kullandı. Günlük yaşamı olumsuz etkiler Alzheimer hastalığının farklı tipleri bellekten çok mekânı algılama fonksiyonunda bozuklukla başlamakla birlikte; tipik klinik özelliği yakın hafızaya ait bozukluklarla başladığını ileten Uzm. Dr. Yaşar Alpaslan, "Uzun süreli hafıza korunmuşken kısa süreli bellekte bozulmalar dikkati çeker. Zamanla, hastalığın ileri evrelerinde uzak bellek de bozulur. Bu bağlamda hasta, aynı soruları defalarca sorabilir. Anlattığı bir konuyu defalarca kez daha önce hiç anlatmamış gibi anlatabilir. Özel eşyalarını koyduğu yerleri kaybeder, randevularını unutur, yemeği ocakta ya da anahtarı kapıda unutabilirler. Kısa süreli bellek problemleri yanında lisan bozuklukları görülebilir. Hastalarda en sık görülen ve dikkat çeken ise kelime bulma güçlüğüdür. Söyleyecekleri kelime yerine ‘şey’ sözcüğünü sık kullanma görülür. Tutuk konuşma ve cümle uzunluğunun kısalması, evet-hayır şeklinde kısa kelimelerle yanıt verme diğer dikkat çeken durumlardır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde isimlendirme bozukluğu ve akıcı fakat anlamsız konuşma da olabilir. Beceri isteyen motor işlevlerin kaybı bir diğer durumdur ve ilerleyici beceriksizlik, sakarlık şeklinde anlatılır. Hastalar ellerini eskisi gibi kullanamadıkları, objeleri düşürdüklerinden yakınırlar. Üzerini giyip çıkarmada zorlanırlar ya da ters çıkarılmış bir elbiseyi düzeltemezler. Giyme işlemini başlatamaz ya da başarı ile tamamlayamazlar. Çatal, kaşık kullanmada zorlanırlar. Yazı yazma bozulabilir. Dikiş dikememe, marangozluk işlerinde beceriksizlik, mutfak ve diğer ev aletlerini kullanamama olabilir" diye konuştu. İlaçlar yavaşlatır Günümüzde Alzheimer hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmaya yöneliktir olduğunu söyleyen Dr. Alpaslan, "Henüz hastalığı durdurucu ya da tamamen tedavi edici bir ilaç geliştirilememiştir. Bununla birlikte unutkanlık şikâyeti olan bireylerde tanının erken konması ve tedavinin mümkün olduğunca erken başlanması oldukça önemlidir" dedi.
02 Eylül 2025 Salı - 11:21
Dr. Özdemir: "Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılmasıdır"
Algoloji tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Mustafa Özdemir, "Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, kişinin günlük aktivitelerine geri dönmesinin sağlanması ve gereksiz ilaç kullanımının azaltılmasıdır" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Algoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özdemir, Algoloji Kliniği’nde sunulan hizmetler ve ağrı tedavisine yaklaşımlar hakkında bilgiler verdi. Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özdemir, "Algoloji yani ağrı bilimi, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik ya da inatçı ağrıların tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir uzmanlık alanıdır. Bel ve boyun fıtığına bağlı ağrısı olan, baş ağrısı yaşayan, kanser ağrısı çeken, sinir sıkışması veya ameliyat sonrası ağrısı olan, diz, kalça ve omuz eklem bozukluklarına ya da kas-iskelet sistemi bozukluklarına bağlı ağrıları olan hastaların algoloji Polikliniği’ne başvurabilir. Algoloji Polikliniği’ne gelen hastalar detaylı bir şekilde muayene edilir ve değerlendirilir. Gerekli tetkiklerin istenir ve bu tetkiklerin sonucuna göre ağrının tipi ile kaynağı belirlenir. Hastaya özel bir tedavi planı oluşturulur. İlk etapta ilaç tedavisi, ardından sinir blokajları, radyo frekans işlemleri, epidural enjeksiyonlar, kateter ve infüzyon tedavileri gibi uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Yapılan bu işlemlerin büyük çoğunluğu günübirlik olmaktadır, aynı gün hastalarımızı taburcu etmekteyiz. Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, kişinin günlük aktivitelerine geri dönmesinin sağlanması ve gereksiz ilaç kullanımının azaltılması olarak söyleyebiliriz" diye konuştu.
02 Eylül 2025 Salı - 10:55
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nden tütünle mücadelede yeni adım
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, tütünle mücadele çalışmalarının etkinliğini artırmak ve sigara kullanan bireyleri bırakmaya teşvik etmek amacıyla "Tütün İle Mücadele Timleri" (TİM) projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda giydirilen mobil araç, Odunpazarı ilçemizin en işlek caddelerinden biri olan İstiklal Mahallesi, Şair Fuzuli Caddesinde Eskişehir’de vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Tütün Bağımlılığı Tedavisi eğitimi almış hekimler tarafından yürütülen Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara birebir görüşmelerle destek sağlanıyor ve ihtiyaç duyulan poliklinik hizmetleri sunuluyor. Öte yandan sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara yalnızca mobil poliklinik değil, Eskişehir genelinde hizmet veren toplam 13 Sigara Bırakma Polikliniği de destek oluyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların aynı zamanda ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden günün her saatinde ücretsiz danışmanlık hizmeti alabileceğini hatırlatarak, "Sağlıklı bir yaşam için ilk adımı bugün atın" çağrısında bulundu.
02 Eylül 2025 Salı - 10:53
ADÜ’de karaciğer nakli ile sağlığına kavuştu
Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki Hüseyin Bidan, ADÜ Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde gerçekleştirilen başarılı karaciğer nakli ile sağlığına kavuştu. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi Organ Nakil Merkezi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonla bir hastaya daha umut oldu. Didim’de yaşayan 61 yaşındaki Hüseyin Bidan, yapılan karaciğer nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Geçen yıl karaciğer rahatsızlığı nedeniyle sağlık sorunları yaşayan Bidan, yapılan tetkiklerin ardından nakil listesine alındı. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastadan alınan karaciğer, ADÜ Organ Nakil Merkezi’nin uzman ekibi tarafından başarıyla nakledildi. Operasyon, ADÜ Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Erdem Barış Cartı’nın yanı sıra Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Feray Gürsoy, Doç. Dr. Duygu Kara ve Onkoloji Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Öğün Aydoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. "Çocuklarım babasız kalmadı" Ameliyatın ardından duygularını dile getiren Hüseyin Bidan; "31 Temmuz’da gerçekleştirilen operasyonla ikinci bir hayata adım attım. Organ bağışı hayat kurtarıyor, bu konuda herkesin duyarlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Eşi Havva Bidan ise "Organ bağışı sayesinde eşim yeniden sağlığına kavuştu, çocuklarımız babasız kalmadı. Doktorlarımıza minnettarız" dedi. "Organ bağışı, hastalara ikinci bir yaşam fırsatı sunuyor" ADÜ Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Erdem Barış Cartı, ADÜ Hastanesinin Ege Bölgesi’nde öne çıkan nakil merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Merkezimizde bugüne kadar 30 karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi. Şu anda 12 hastamız nakil sırasını bekliyor. Organ bağışı, hastalara ikinci bir yaşam fırsatı sunuyor. Zorlu ancak hayat kurtaran bu süreçte toplumsal farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.
02 Eylül 2025 Salı - 10:45
Uzmanından ailelere uyarı: "Okula hazırlıkta çocuğunuzun duygularına kulak verin"
Yeni eğitim öğretim yılı başlarken çocukların yaşadığı duygusal değişimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, okul oryantasyonu sürecinde çocukların ruh sağlığını desteklemenin, hem akademik hem de duygusal gelişimleri açısından kritik olduğunu ifade etti. Medicana International İstanbul Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, okul oryantasyonunun çocukların tanıdık ve güvenli dünyalarından ayrıldıkları ilk ciddi adım olduğunu ve bu sürecin sadece yeni bir ortama değil, aynı zamanda duygusal bir ayrışmaya da işaret ettiğini ifade ederek, "Bu dönemde çocuklar; ayrılık kaygısı, yeni sosyal çevreye uyum sağlama güçlüğü, günlük rutin değişiklikleri gibi çok yönlü zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Bu duyguların tamamı gelişimsel olarak normaldir ancak doğru destekle daha kolay yönetilebilir hale gelir" dedi. Ebeveyn ve öğretmen desteği belirleyici rol oynuyor Oryantasyon sürecinde çocuğun yaşadığı duyguların fark edilmesi ve bu duygulara alan tanınmasının önemine dikkat çeken Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, "Çocuğun duygularını küçümsemeyen, yargılamayan ve güven veren bir tutum sergileyen ebeveyn ve öğretmen desteği, çocuğun okula uyumunu önemli ölçüde kolaylaştırır. Bu destek sürecinde ebeveynlerin de kendi duygularını fark etmeleri önemlidir" şeklinde konuştu. "Okula duygusal hazırlık, uyum sürecini kolaylaştırır" Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, ebeveynin okul kurumuna duyduğu güvenin, çocuğun da kendini güvende hissetmesini sağladığını belirterek, "Okul ve öğretmenle önceden tanışmak, çocukla birlikte okulu gezmek ve kırtasiye alışverişini birlikte yapmak, çocuğun duygusal olarak okula hazırlanmasına katkı sunar. Ayrıca uyku, yemek ve ekran süresi gibi günlük rutinlerin okul başlamadan önce yavaşça düzene sokulması da uyum sürecini olumlu yönde etkiler. Bunun yanında bu süreçte çocukların gösterdiği duygusal tepkilerin bastırılmaması, aksine kabul edilerek adlandırılması gerekir. ‘Korkma, bir şey olmaz’ demek yerine, ‘Okula başlarken biraz endişelenmen çok normal. Orada birçok arkadaş edineceksin ve eve geldiğinde yine birlikte vakit geçireceğiz’ gibi cümlelerle çocuğun duygularını anlamak ve yanında olduğunu hissettirmek sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar" dedi. "Ebeveynler de bu ayrışmayı ilk kez yaşıyor" Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, bu sürecin yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de yeni ve duygusal bir deneyim olduğuna dikkat çekerek, "Ebeveynlerin de kendi kaygılarını fark etmeleri ve bu duygularla başa çıkmak için gerekirse psikolojik destek almaları, çocuklarına daha sağlıklı bir şekilde eşlik etmelerine katkı sağlar. Kimi zaman alışma süreci bazı çocuklar için daha uzun sürebiliyor, böyle durumlarda da çocukların ihtiyaçlarını anlamaya ve çözmeye yönelik psikolojik destek alınması süreci kolaylaştırabilir. Unutulmamalıdır ki, okula başlangıç dönemi yalnızca akademik bir süreç değil; çocukların bağımsızlıklarını kazandıkları, sosyal ilişkiler geliştirdikleri ve duygusal dayanıklılıklarını pekiştirdikleri bir gelişim alanıdır. Bu süreçte çocukların duygularını ifade edebildikleri güvenli bir ortamda olmaları, sağlıklı bir uyumun anahtarıdır" şeklinde konuştu.
02 Eylül 2025 Salı - 10:35
"Hipertansiyon, kalp krizi ve felç riskini artırıyor"
Hipertansiyonun kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, "Kontrolsüz hipertansiyon; kalp krizi, inme (felç), beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği riskini ciddi şekilde artırır.Erken tanı ve düzenli tedavi ile bu riskleri en aza indirmek mümkündür" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, kontrol altına alınmayan hipertansiyonun ölümcül sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Hipertansiyon (yüksek tansiyon), kanın atardamar duvarlarına yaptığı basıncın sürekli olarak yüksek seyretmesiyle ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, kan basıncının 140/90 mmHg ve üzeri ölçümlerde hipertansiyon olarak değerlendirildiğini belirterek, "Kan pompalandığında ölçülen en yüksek basınç sistolik (büyük tansiyon), dinlenme halindeki en düşük basınç ise diyastolik (küçük tansiyon) olarak adlandırılır. İdeal değerler ise 120/80 mmHg civarında olmalıdır" diye konuştu. "En önemli risk faktörlerinden biri" Hipertansiyonun en sık yaş ve genetik faktörlerle ortaya çıktığını, bu durumun "esansiyel hipertansiyon" olarak adlandırıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Dursun, aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, obezite, sigara ve alkol kullanımı, diyabet ve stresin de hipertansiyon gelişimini hızlandıran unsurlar olduğunu vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Dursun, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 30-79 yaş arası yaklaşık 1,28 milyar yetişkin hipertansiyon hastası bulunuyor. Bu kişilerin yüzde 80’inden fazlasının tansiyonu kontrol altında değildir. Ülkemizde de her üç hastadan ikisinin kan basıncı kontrolsüzdür. Fazla tuz tüketimi, obezitenin giderek artması, ilaçların düzensiz kullanılması, sigara ve stres bu tablonun başlıca nedenleridir" dedi. "Kalp krizi ve felç riskini artırıyor" Hipertansiyonun kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, "Kontrolsüz hipertansiyon; kalp krizi, inme (felç), beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği riskini ciddi şekilde artırır. Ayrıca inmeye sebep olan atriyalfibrilasyon dediğimiz ritim bozukluğunun da en sık nedenlerinden biridir. Özellikle Obstrüktif Uyku Apne Sendromu olan hastalarda hipertansiyon riski daha yüksektir. Dirençli hipertansiyon kalp-damar hastalıkları ve tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarını artırır" açıklamasında bulundu. "Tedavi kadar korunmak da önemli" Hipertansiyonun düzenli takip ve tedavi ile kontrol altına alınabileceğini dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Dursun, şu önerilerde bulundu: "İlaçlar mutlaka düzenli kullanılmalı, tedavi aksatılmamalıdır. İdeal kilo için sağlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Tuz tüketimi azaltılmalı, sigara ve alkol bırakılmalıdır. Düzenli yürüyüş ve egzersiz tansiyon kontrolüne yardımcı olur. Düzenli hekim kontrolleri ihmal edilmemelidir. Şiddetli horlaması olan kişiler KBB veya Göğüs Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır." "Hipertansiyonu küçümsemeyin" Hipertansiyonun sessiz ve sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Dursun, "Pek çok kişi hipertansiyonun farkında değil veya tedavisini aksatıyor. Halbuki kontrol altına alınmadığında kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organlarda ciddi hasarlara yol açıyor. Erken tanı ve düzenli tedavi ile bu riskleri en aza indirmek mümkündür" dedi.
02 Eylül 2025 Salı - 10:04
Salihli Devlet Hastanesi’nde ilk kez çocuk psikiyatristi atandı
Manisa’nın Salihli ilçesinde bölge insanına hizmet veren Salihli Devlet Hastanesine ilk kez çocuk psikiyatristi atandı. Çocuk Psikiyatristi Uzman Doktor Nevzat Yılmaz’ın Salihli’de göreve başlamasıyla hastalar artık hastalar çevre il ve ilçelere gitmeyecek. Aslen Salihlili Uzm. Dr. Yılmaz’ın, çocuk psikiyatrisi kliniğinde 0-18 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerde oluşan ruhsal hastalıkların tedavisi ve takibini yapıp, Otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, enürezis-enkoprezis, duygu durum bozuklukları, zeka gerilikleri, tik bozuklukları, anksiyete bozukları, aile görüşmesi ve tedavisi, gelişimsel testler ile daha birçok alanda poliklinik hizmeti vereceği öğrenildi. Salihli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gürkan Dericioğlu, hasta kabulüne başlayan Çocuk Psikiyatrisi Uzman Doktor Nevzat Yılmaz’a görevinde başarılar diledi. Uzm. Dr. Nevzat Yılmaz kimdir? 1989 Salihli doğumlu olan Uzm. Dr. Nevzat Yılmaz, uzmanlık eğitimini 2018 yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Meslek hayatına Isparta Şehir Hastanesinde başlayan Aydın, daha sonra Diyarbakır Çocuk Hastanesi’nde görev yaptı. Uzm. Dr. Nevzat Yılmaz, son olarak memleketindeki Salihli Devlet Hastanesine atandı.
02 Eylül 2025 Salı - 09:48
Psikoloji ve nöroloji hastalıklarının erken tanı ve tedavisinde teknoloji dönemi
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılan gelişmiş tıp teknolojilerini Nöropsikoloji Laboratuvarı’nda hizmete sunarak erken tanı ve tedavi alanında yeni bir dönem başlattı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder