Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Galatasaray taraftarı, Taksim’de derbiyi bekliyor
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
İsrail Lübnan'da ateşkesi ihlal etti: 7 ölü
Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor
Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"
Trump, saldırganın fotoğrafını yayınladı
Netanyahu’dan Lübnan’a yönelik "güçlü saldırı" emri
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
02 Eylül 2025 Salı - 09:48
Psikoloji ve nöroloji hastalıklarının erken tanı ve tedavisinde teknoloji dönemi
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak kullanılan gelişmiş tıp teknolojilerini Nöropsikoloji Laboratuvarı’nda hizmete sunarak erken tanı ve tedavi alanında yeni bir dönem başlattı.
02 Eylül 2025 Salı - 09:26
Teknolojinin gelişimi duruş bozukluklarını arttırdı
Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının aşırı artması, gençlerde postür (duruş) bozukluğu vakalarının çok daha fazla görünmesine neden oldu. Uzmanlar, ailelerin çocuklarını "dik durmaya zorlamak" yerine, onlara doğru hareket alışkanlıkları kazandırması gerektiğini belirtti. Günümüzde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte hareketsiz yaşam tarzı yaygınlaştı bu da duruş bozukluklarının görülme sıklığını artırdı. Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Fizyoterapi Uzmanı Mustafa Özcan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Özcan, "Okul çağındaki çocuklarda postür bozuklukları çok yaygın. Tablet, telefon ve bilgisayar üçlüsü hayatın merkezine girdi. Eğer bu durum zamanında fark edilirse tamamen düzeltilebiliyor" diye konuştu. "Bir çocuk, kilosunun yüzde 10’undan ağır çanta taşımamalı" Çocuklarda en sık görülen üç postür bozukluğu türü ve nedenlerinden bahseden Fizyoterapist Özcan, "Kamburluk, bel çukurunun artması ve omurga eğriliği en sık karşılaştığımız duruş bozuklukları. Bu sorunların başlıca nedenleri uzun süre hareketsiz kalmak, ekran karşısında yanlış pozisyonda oturmak ve ağır çanta taşımak. Çocuğun hayatı ‘Sandalyede otur’, ‘Tablete bak’ ve ‘Çanta taşı’ döngüsüne sıkıştığında bu problemler kaçınılmaz hale geliyor. Aileler genellikle ‘Aman çocuğum dik dur’ diyor ama bu tek başına bir çözüm değil" ifadelerini kullandı. "Çanta ağırlığı kontrol edilmeli" Fizyoterapist Özcan, bu bozuklukların önlenmesi için ailelere önemli uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Çocukların hareket etmesi teşvik edilmeli. Özellikle yüzme, jimnastik ve basketbol gibi sporlar, çocukların omurga sağlığı açısından son derece faydalıdır. Ekran süresi sınırlandırılmalı. Bilgisayar, tablet ve telefon kullanımına düzen getirilerek, çocukların uzun süre sabit kalmasının önüne geçilmelidir. Çanta ağırlığı kontrol edilmeli. Bir çocuk, kilosunun yüzde 10’undan fazla ağırlıkta çanta taşımamalıdır. Aksi halde bu durum duruş bozukluklarına yol açabilir. Doğru oturuş alışkanlığı kazandırılmalı. Çocuk oturduğunda sırtını sandalyeye tam yaslamalı, ayakları yere tam temas etmeli ve dirsekleri masa hizasında olmalıdır." "Sorunlar küçümsenmemeli" Fizyoterapistlerin egzersiz ve doğru tedavi yöntemleriyle çocukları sağlığına kavuşturduğunu vurgulayan Özcan, "Çocuklarda postür bozuklukları günümüzde çok yaygın ancak çözümsüz değil. Erken fark edildiğinde, düzenli egzersiz ve fizyoterapi desteğiyle çocukların omurgası sağlıklı hale gelebilir. Ailelerin yapması gereken en önemli şey, bu sorunları küçümsememek. Çocukları ‘dik durmaya zorlamak’ yerine, onlara doğru hareket alışkanlıkları kazandırmak gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.
02 Eylül 2025 Salı - 09:22
Bayburt Devlet Hastanesine Ağustos ayında başvuranların sayıları açıklandı
Bayburt Devlet Hastanesi, Ağustos ayında hastaneye başvuran hasta sayılarını açıkladı. Açıklanan verilere göre bu ay hastanede toplam 51 bin 378 hasta muayene edildi. Temmuz ayında 53 bin 208 kişi hastaneye başvururken, Ağustos ayında bu sayı 51 bin 378’e geriledi. Hastanede MHRS randevulu hasta sayısı 12 bin 935, MHRS dışı ayaktan başvuru sayısı 18 bin 722, acil serviste muayene edilen hasta sayısı ise 19 bin 721 olarak kayıtlara geçti. Bu ay en çok başvuru ise iç hastalıkları polikliniğinde gerçekleşti. 01-31 Ağustos tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şu şekilde: Uzman Aile Hekimliği: Bin 321 Anestezi Polikliniği: 371 Beyin Cerrahi: Bin 863 Cildiye Polikliniği: 936 Çocuk Cerrahisi: 360 Çocuk Polikliniği: 2 bin 598 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 227 Enfeksiyon Hastalıkları: 672 Fizik Tedavi Polikliniği: 930 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 874 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 131 Göğüs Hastalıkları: Bin 150 Göz Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 221 İç Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 431 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 261 Kalp Damar Cerrahisi: 573 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 166 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: Bin 952 Nöroloji Polikliniği: Bin 712 Ortopedi Polikliniği: 2 bin 622 Plastik Cerrahi Polikliniği: 226 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: Bin 61 Üroloji Polikliniği: 882 Acil servis hastası: 19 bin 721 Yapılan Ameliyat Sayısı: 395 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 79 Yapılan Endoskopi Sayısı: 105 Yapılan Kolonoskopi Sayısı: 57 Yapılan Bronkoskopi Sayısı: 5 Yapılan Anjiyo Sayısı: 84 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 27 Mhrs Randevulu: 12 bin 935 Mhrs Dışı Ayaktan: 18 in 722 Acil Servis: 19 bin 721 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 51 bin 378
01 Eylül 2025 Pazartesi - 22:49
Van’da sağlık personeline egzersiz eğitimi
Van İl Sağlık Müdürlüğü personeline, "İşine Hareket Kat Projesi" kapsamında masa başı ve duruş egzersizleri eğitimi verilerek çalışanların sağlığının ve iş verimliliğinin korunması hedeflendi. Sağlık Bakanlığınca yürütülen "Fazla Kiloyla Mücadele Kampanyası" kapsamında ofis çalışanlarının daha hareketli bir yaşam sürmesi ve iş verimliliğinin artırılması amacıyla "İşine Hareket Kat Projesi" başlatıldı. Bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı personeline yönelik masa başı ve duruş egzersizleri hakkında bilgilendirme yapılarak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi. Uzmanlar, uzun süre hareketsiz kalmanın ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun, omuz, sırt ve bel ağrılarına yol açabileceğini belirtti. Yapılan egzersizlerin çalışanların kas-iskelet sağlığını korumayı, iş verimliliğini artırmayı ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmayı hedeflediği ifade edildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 19:10
Alaplı Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne Dr. Sultan Özdemir atandı
Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde uzun süredir boş bulunan Halk Sağlığı Müdür vekilliğine atanan Pratisyen Dr. Sultan Özdemir görevine başladı. Alaplı İlçe Sağlık Müdür vekili Pratisyen Dr. Sultan Özdemir, tamamen vatandaş odaklı bir hizmet anlayışıyla çalışacaklarını belirtti. İlçe ve köylerin tamamında vatandaşa daha yakın olacaklarını vurgulayan Özdemir, "Her türlü sorunu hızlıca çözüme kavuşturacağız" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 18:28
Uşak modern teknoloji ve akademik güçle donatılmış diş hastanesine kavuşacak
Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Uşak’a modern ve teknoloji ile donatılmış bir hastane kazandırmak için heyecanla çalıştıklarını ifade etti. Eğitim, araştırma ve sağlık hizmetini entegre eden yapısıyla bölgeye hizmet veren Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin ağız ve diş sağlığı alanında Ege Bölgesi’nin öne çıkan merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Rektör Savaş, modern alt yapısı, akademik kadrosu ve geniş hasta yelpazesi ile bölgesel bir referans merkezi olan hastanenin ileriki zamanlarda daha teknolojik ve modern bir binası ile hizmet vereceğini söyledi. Bölge İçin Önemli Bir Yatırım Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin yeni binasında hizmet vermesiyle Uşak ve çevre şehirlerin önemli bir hizmete kavuşacağını belirten Rektör Savaş, geleceğe yönelik bu yatırıma katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Rektör Savaş, "Yeni hastanemiz, en az 250 diş ünitesine sahip olacak. Aylık poliklinik hasta sayısı 20 binin üzerine çıkarılacak. Gelişmiş ameliyathaneler, sedasyon ve genel anestezi üniteleri ile sadece bölgesel değil, ulusal düzeyde örnek bir sağlık merkezi konumuna ulaşacağız. Bu yatırım, yalnızca Uşak için değil, Ege Bölgesi’nin tümü için stratejik bir sağlık üssü anlamı taşımaktadır." Bölgenin En Önemli Diş Hastanesi Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, hastanenin çok sayıda hastaya hizmet verdiğin belirterek, hastanenin yalnızca Uşak ili için değil, İzmir, Denizli, Afyonkarahisar, Manisa ve Kütahya gibi çevre illerden gelen hastalar için de başlıca başvuru noktası olduğunu ifade etti. Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin bölgede çok önemli bir boşluğu doldurduğunu belirten Rektör Savaş, hastanenin birçok tedavi imkanı sunduğunu ve böylelikle hastaların şehir dışına gitmelerine gerek kalmadığını vurguladı. Her Branşta Nitelikli Tedavi Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi’nin koruyucu, tedavi edici ve estetik diş hekimliğinin tüm dallarında kapsamlı hizmetler sunduğuna dikkat çeken Rektör Savaş, hastanenin her branşta kaliteli bir tedavi imkanı sunduğunu vurguladı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 17:14
"Okul açılışında çocuklarda kaygı ve isteksizlik görülebilir"
Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda kaygı ve isteksizlik görülebileceğini belirten Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Ceren Bilgesoy, "Özellikle ilkokul çağındaki öğrenciler anne-babadan ayrılmayı zorlayıcı bulabiliyor. Bu durum sabahları mide bulantısı, karın ağrısı, uyku düzensizliği ya da ‘okula gitmek istemiyorum’ cümleleriyle kendini gösterebilir. "Bu dönemde ebeveynlerin yaklaşımı belirleyici rol oynar" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Psikiyatri Kliniği’nden Dr. Ceren Bilgesoy, okul kaygısının doğal bir süreç olduğunu vurgulayarak ebeveynlere tavsiyelerde bulundu. "Sabah karın ağrısı ve isteksizlik normaldir" Çocuklar için okulun yeni bir düzen, arkadaş çevresi ve ayrılık anlamına geldiğini dile getiren Dr. Ceren Bilgesoy, "Özellikle ilkokul çağındaki öğrenciler anne-babadan ayrılmayı zorlayıcı bulabiliyor. Bu durum sabahları mide bulantısı, karın ağrısı, uyku düzensizliği ya da ‘okula gitmek istemiyorum’ cümleleriyle kendini gösterebilir" dedi. Kısa süreli kaygının çocuğun uyum sürecinin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Bilgesoy, "Bu dönemde ebeveynlerin yaklaşımı belirleyici rol oynar" şeklinde konuştu. "Çocuğun duygularını kabul edin" Çocuğun kaygısını yok saymak yerine onu kabul etmenin önemine dikkat çeken Dr. Bilgesoy, "Ebeveynler ‘Korkma, bir şey olmaz’ demek yerine ‘Kaygılanman çok normal, birçok çocuk böyle hisseder’ diyerek çocuğun duygusunu onaylamalıdır" ifadelerini kullandı. Ayrıca ebeveynlerin kendi kaygısını kontrol etmesi gerektiğini belirten Dr. Bilgesoy, "Çocuk, anne babasının duygularını çok kolay fark eder. Siz ne kadar sakin olursanız, o da kendini o kadar güvende hisseder" dedi. "Sabah rutini ve kısa vedalar" Okula hazırlık sürecinde düzenli bir sabah rutininin kaygıyı azalttığını vurgulayan Dr. Bilgesoy, şunları söyledi: "Kahvaltı, hazırlık ve yola çıkma saatlerinin düzenli olması çocuğa güven verir. Kaotik sabahlar kaygıyı artırır. Ayrıca vedaları kısa tutmak çok önemlidir. Uzayan ayrılıklar kaygıyı besler. Sakin, net ve sevgi dolu bir ‘okulda görüşürüz’ yeterlidir." "Olumlu tarafları vurgulayın, sabırlı olun" Çocuğun okula bakışını olumlu hale getirmek için küçük ayrıntıların önemine değinen Dr. Bilgesoy, "Arkadaşlar, oyunlar ve yeni bilgiler üzerinden okulu cazip hale getirmek gerekir. Çocuğunuzun deneyimlerini sorgulamak yerine, kendi isteğiyle anlatmasına fırsat tanıyın" dedi. Her çocuğun uyum süresinin farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Bilgesoy, "Sabırlı olun. Acele etmeyin, çocuğunuza zaman tanıyın" diye konuştu. "Profesyonel destek gerekebilir" Çocuğun kaygısının uzun süre devam etmesi halinde profesyonel desteğe ihtiyaç olabileceğini söyleyen Dr. Bilgesoy, "Kaygı haftalarca sürüyor ve derslere ya da sosyal yaşama katılımı engelliyorsa bir uzmandan yardım almak gerekir" açıklamasında bulundu. "En büyük güç sevgi ve destektir" Okulun ilk günlerinin çocuk için hayat boyu unutulmaz bir deneyim olduğunu hatırlatan Dr. Bilgesoy, "Ebeveynlerin sabırlı, anlayışlı ve sakin tutumu çocuğun kaygısını azaltır, güven duygusunu artırır. Çocuğunuzun okula uyumunda en büyük güç sizin sevgi ve desteğinizdir" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 16:21
Ankara’da otomobil ile servis minibüsü kafa kafaya çarpıştı: 12 yaralı
Ankara’da servis minibüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı kazada 12 kişi yaralandı. Kaza, Çankaya ilçesine bağlı Fakülteler Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Erdem Caddesi yönünde ilerleyen T.U. idaresindeki 06 C 5252 plakalı servis minibüsü, kontrolden çıkarak Yeni Acun Caddesi yönünden gelen 14 BZ 008 plakalı otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Kazada minibüsteki 8, otomobilde ise 4 kişi olmak üzere toplam 12 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan yaralılardan otomobil sürücüsü N.Ç.’nin durumunun kritik olduğu öğrenildi. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 15:33
Elazığ’da ’Aşı Karşıtlığı’ konulu konferans
Elazığ’ın Sivrice ilçesinde ’Aşı Karşıtlığı’ konulu konferans düzenlendi. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sivrice Toplum Sağlığı Merkezi tarafından İlçe Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda "Aşı Karşıtlığı" konulu bir konferans düzenlendi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Kevser Tuncer’in katılım ve sunumlarıyla gerçekleştirilen konferansa; ilçedeki kamu kurum yetkilileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar katıldı. Konferansta aşı hakkında yanlış bilinenler, bebeklik döneminde yapılan aşılarla alakalı aşı reddi konusu ve güncel konular hakkında çeşitli bilgiler verildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:56
Yaşlı adamın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’un Vezirköprü ilçesinde akciğer ödemi nedeniyle hayati tehlike yaşayan vatandaşın yardımına Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans helikopter yetişti. Akciğer ödemi tanısıyla ilk olarak Vezirköprü Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 67 yaşındaki Arif Y.’nin, durumunun ciddiyeti üzerine Samsun’daki özel bir hastanenin yoğun bakım servisine sevk edilmesine karar verildi. Hızla havalanan ambulans helikopter, Vezirköprü’ye giderek yaşlı hastayı aldı. Ambulans helikopter pistine getirilen Arif Y., burada bekleyen kara ambulansına transfer edilerek, tedavi göreceği özel hastaneye ulaştırıldı. Akciğer ödemine acil müdahale edilmediği takdirde oksijen yetersizliği, kalp durması ve ölüme yol açabileceği belirtildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:21
Beslenme uzmanından geleneksel mutfak uyarıları:
Geleneksel beslenme alışkanlıklarımızın, sağlıklı gıdalar ve doğru pişirme teknikleriyle adeta "koruyucu hekimlik" yaptığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer, "Turşu gibi fermente gıdalar bağışıklık sistemini güçlendirir. Tarçın kan şekerini düzenler, kekik antibakteriyel, sumak ise güçlü antioksidandır" dedi. Türk mutfağının, yüzyıllardır sadece damak tadımıza değil sağlığımıza da hizmet eden zengin bir miras olduğuna işaret eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Sofralarımızda yer alan pek çok geleneksel yiyecek, günümüz bilimsel araştırmalarıyla birlikte sağlık açısından değerini yeniden kanıtlamaktadır. Doğru kullanıldığında bu kültürel miras, hastalıkları önlemede güçlü bir kalkan haline gelir" dedi. Akdeniz mutfağının en önemli parçası olan zeytinyağlı yemeklerin, sadece hafifliğiyle değil içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve polifenoller sayesinde kalp-damar sağlığını koruduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer "Yapılan çalışmalar, düzenli zeytinyağı tüketiminin kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, iyi kolesterolü (HDL) ise yükseltmeye destek olduğunu göstermektedir. Enginardan taze fasulyeye, yaprak sarmadan taze sebze yemeklerine kadar uzanan zeytinyağlı kültürü, sofralarımızda bir şifa kaynağıdır" diye konuştu. "Bağırsak sağlığının anahtarı fermente gıdalar" Türk mutfağındaki yoğurt, ayran, tarhana, turşu gibi fermente gıdaların, probiyotik içerikleri sayesinde bağırsak florasını desteklediğini belirten Diyetisyen Sayer güçlü bir bağırsak florasının bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu; bilimsel çalışmaların, probiyotiklerin sindirim sorunlarını azalttığını, bağışıklığı güçlendirdiğini ve hatta ruh halini olumlu yönde etkileyebildiğini ortaya koyduğunu söyledi. "Bakliyatlar ve tahıllar kanserden korumaya yardım eder" Mercimek çorbası, nohut yemeği, kuru fasulye pilav gibi yemeklere atıfta bulunan Diyetisyen Sayer geleneksel mutfağımızda sıkça yer bulan baklagillerin bitkisel protein, lif, folat ve magnezyum açısından oldukça zengin olduğunu vurguladı. Düzenli tüketilmelerinin hem kan şekerini dengelemeye hem kolesterolü düşürmeye hem de bağırsak sağlığını destekleyerek kolon kanserinden korunmaya yardımcı olduğunu sözlerine ekledi. Bulgur gibi işlenmemiş tahılların da glisemik indeksi düşük, doyurucu ve sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu dile getirdi. "Kekik antibakteriyel, sumak ise antioksidan" Baharatların ve bitkilerin iyileştirici gücüne değinen Diyetisyen Sayer özellikle nane, kekik, sumak, kimyon ve tarçın gibi baharatların sadece lezzet değil, aynı zamanda antioksidan gücü yüksek olduğunu ve sofrada bulundurulması gerektiğini ifade etti. Örneğin tarçın kan şekerini düzenleyici etkiye sahipken, kekiğin antibakteriyel sumağın ise güçlü antioksidan özelliğiyle bilindiğini anlattı. "Geleneksel yemekler ‘koruyucu hekimlik’ sunuyor" Türk mutfağının sadece yemeklerden ibaret olmadığını; paylaşmak, birlikte yemek yemek ve sofrada çeşitlilik oluşturmanın da kültürümüzün bir parçası olduğuna değinen Diyetisyen Sayer "Soframıza oturduğumuzda mevsiminde sebzeler, doğal fermente ürünler, sağlıklı yağlar ve baharatlarla zenginleşmiş yemekler aslında bize ‘koruyucu hekimlik’ sunar. Modern yaşamla birlikte hazır ve işlenmiş gıdalara yönelmek, bu güçlü kültürel mirası gölgede bırakabiliyor. Oysa kendi mutfağımızın sunduğu geleneksel yiyecekler, sağlığımızı korumanın en doğal ve en lezzetli yoludur. Soframızı yeniden doğallığa çevirmek; hem bedenimize hem de kültürümüze sahip çıkmak anlamına gelir" diye konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:20
Okula başlayan çocuklarda kaygıya dikkat
Eylül ayıyla birlikte milyonlarca öğrenci için yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Özellikle ilkokula adım atan minikler ve aileleri, heyecanla birlikte kaygı da yaşayabiliyor. Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, bu süreçte ebeveynlere dikkat etmeleri gereken noktalar hakkında uyarılarda bulundu. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, çocukların kaygılarını kimi zaman "Okuldan korkuyorum, gitmek istemiyorum" gibi sözlerle, kimi zaman da karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel belirtilerle ifade edebildiğini belirterek, "Çocuğun duygularını küçümsememek, sorularına sabırla yanıt vermek çok önemli" dedi. "Okulu abartılı anlatmayın" Gönül, anne-babalara şu önerilerde bulundu: "Çocuğunuzun duygularını küçümsemeyin, kendi deneyimlerinizi paylaşarak anlaşıldığını hissettirin. Okulu yalnızca oyunlarla dolu ya da sadece sıkıcı bir yer gibi değil, gerçeği sade bir dille anlatın. Okul başlamadan önce okulu ziyaret edin, kırtasiye alışverişini birlikte yapın." "Okul temalı oyunlar, drama çalışmaları ya da kitap okumaları da kaygıyı azaltabilir" diyen Gönül, uyku ve beslenme düzeninin en az bir hafta önceden normale dönmesi gerektiğini hatırlattı. "Ebeveynin kaygısı çocuğa yansır" Okulun ilk günlerinde ebeveynlerin de kendi kaygılarını yönetmeleri gerektiğini vurgulayan Gönül, "Çocuğunuza kaygınızı yansıtmanız onun endişesini artırır. Vedalaşmaları kısa tutun, ne zaman nereden alacağınızı net söyleyin. Ayrılma kaygısı dört haftadan uzun sürerse bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı. Öz bakım ve dikkat becerileri Çocukların okula başlamadan önce öz bakım becerilerinin geliştirilmesinin önemine değinen Gönül, "Tuvalet ihtiyacını karşılayabilmeli, ayakkabı bağcığını çözebilmeli, çantasını hazırlayabilmeli" dedi. Ayrıca dikkat süresini artırmak için puzzle, lego gibi etkinliklerin faydalı olduğunu aktardı. Ara sınıflara öneriler Ara sınıflara devam eden öğrenciler için de önerilerde bulunan Gönül, uzun tatil sonrası uyku ve teknoloji kullanımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Ödevleri son dakikaya bırakan çocuklarda ise ailelerin çok baskıcı olmadan küçük hatırlatmalar yapmasını öneren Gönül, "Yine de yapmıyorsa, sorumluluğu kendisinin almasına fırsat tanıyın." tavsiyesinde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder