Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Galatasaray taraftarı, Taksim’de derbiyi bekliyor
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
İsrail Lübnan'da ateşkesi ihlal etti: 7 ölü
Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor
Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:01
Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor
Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı ile hemşireler eğitim alırken, Türkiye’nin yoğun bakım yatak sayısında dünya ülkelerinin önüne geçtiği vurgulandı. Bugüne kadar 91 hemşirenin sertifika aldığı programda bu yıl 10 hemşire eğitim sürecine dahil oldu. Programın hem güncel bilgi hem de pratik beceri kazandırarak ülke genelinde nitelikli sağlık hizmetine katkı sunacağı ifade edildi. "Türkiye yoğun bakım yatak sayısında Avrupa ülkelerini geçti" Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağatay Onar konuşmasında, "2008 yılında yönergesi yayınlanan hizmetlerde, hizmete sunulması ve hizmet standartlarını arttırması adımı üzerine bizde bu işin hakkını vermemiz lazım. Yeni yetiştirdiğimiz arkadaşlarımız, klinik rehberlerimiz ve eğitimcilerimiz sayesinde bilgilerine bilgi katıyorlar. Teorik eğitimlerini aldıkları, işin pratiğini de kavramaları ve uygulamaları sağlanıyor. Övünerek söylememiz gerekir ki son 20 yılda yapılan yatırımlar sayesinde ülkemiz 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden. Örnek vermek gerekirse sistemi ile çok övünen Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 bin kişiye 36 yatak düşüyor. İspanya’da 7, İngiltere’de 4, Çin’de bu sayı 0.5, Meksika’da 4, İsviçre’de 10’un altında. 2017 verisi bu arada. Türkiye’de ise sonrasında şehir hastanelerinin açılması ile bu sayı çok daha ön plana çıktı ama Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 47, bu 2017 verisi. Şimdi bu sayının 60’a yaklaştığı düşünülüyor. Bunları da gözlemliyoruz ve iftihar ediyoruz. Ben emeği geçen tüm hocalarımıza, eğitim birimimize, devlet büyüklerimize ve başhekimimize teşekkür ediyorum" dedi. "Yoğun bakım en kritik hizmet alanıdır" İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ise "Yoğun bakım hizmetleri esasen sağlık hizmetleri içerisinde belki de işi en yüksek tabakası olarak düşünebilirsiniz. En önemli, en yoğun ve yaşamla ölümün çarpıştığı bir alanda verilen bir sağlık hizmetidir. Burada bilgi önemli, bilenle bilmeyen bir olur mu? İyi bilmek, yaptığımız işin farkında olarak hayatlara hayat kazandırıyoruz. Bir hayatı kurtaranda bütün insanlığı kurtarmış gibi oluyor. O yüzden yaptığınız işin çok değerli olduğunu, yoğun bakımı seven, burada çalışan, burada emek veren arkadaşlarım bilgilerini sürekli güncelleyerek arttırmasının kıymetli olduğunu biliyorum ve bu kursa katılan, bu kursa eğitimci olarak katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:00
Yanlış çalışma hastanelik ediyor
Düzce(İHA) – Düzce’de tarlada, bağda hasat dönemi başladı. Üreticiler yıl boyunca ektikleri mahsulleri toplamaya başladı. Ancak yanlış çalışma yöntemlerine karşı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu uyarılarda bulundu. Çiftçiler, üreticiler için yıl boyunca yaptıkları ekim çalışmalarının meyvelerinin alınma zamanı geldi. Tarlalarda bağlarda çalışan çiftçiler artık yaptıkları çalışmaların sonuçlarını hasat zamanı ile birlikte almaya başladılar. Ancak hasat döneminde mahsuller toplanırken yapılan ufak hatalar dönüşü olmayan ya da tedavisi uzun süren rahatsızlıklara neden oluyor. Özellikle toplanan mahsullerin doldurulduğu kasalar, çuvallar taşınırken yapılan hatalar, tedavisi uzun süren kas ve kemik rahatsızlıklarına neden oluyor. Özellikle hasat döneminde kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığına ve hastaların yoğun şekilde hastanelere başvurduğunu belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdür Yardımcısı ve Fizyoterapist Reşat Hamurcu da çiftçilere uyarılarda bulundu. "Başlarken ve bitirince ısınma önemli" Tarlada, bağda çalışmaya başlarken mutlaka basit açma germe hareketleri ve yürüyerek kasları ısındırmak gerektiğini belirten Reşat Hamurcu, "Mevsim itibariyle tarım işçilerinin yoğun olduğu sezon içindeyiz. Bu sezonlarda kas iskelet sistemi yaralanmaları sıklıkla karşımıza geliyor. Bu yaralanmaların önüne geçmek için ısınma hareketleri yaparak çalışmalara başlamamız gerekiyor. Kaslarımızı ısıtmazsak sakatlık riskini artırırız. Isınmadan kastım ise açma germe basit hareketlerle 5-10 dakikalık yürüyüşler ısınmak için yeterli olacaktır. Özellikle yük kaldırmada bölgemizde fındık sezonu malum. Fındık çuvallarını taşımada yanlış bilinen ve yapılanlar var. Fındık çuvalı ya da mahsul çuvalı gibi ağır yükleri taşırken belden eğilirsek belimizi sakatlayabiliriz. Onun için dizlerden çömelerek yükleri alalım ve o şekilde taşımak daha sağlıklıdır. Taşıma yaparken tek taraflı taşıma yapmayalım. Çift taraflı 2 kişi taşıma yapmaya dikkat edelim. Bunların dışında dik arazilerimiz var. Tarla zeminleri engebeli. O nedenle ayak bileği destekli ayakkabılar kullanmaya dikkat edelim. Daha az sakatlanma riski oluşur. Tarlada iş bittiğinde de direkt dinlenmeye geçmeden önce yine 5-10 dakika kasları soğutma şeklinde açma germe hareketleriyle yürüyüş ile esneme hareketleri öneriyoruz. Onun dışında su tüketimi çok önemli. Kas sistemi yaralamalarında su az olduğunda daha çok karşımıza geliyor. O yüzden su ya da sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" dedi. "15-20 dakikada bir pozisyon değiştirmek gerekir" Reşat Hamurcu ayrıca aynı pozisyonda çok uzun süre çalışmanın da sakatlanmalara neden olabileceğini belirterek, "Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekiyor. 15-20 dakikada bir farklı pozisyonda çalışmak gerekir. Mesela çömelerek çalışıyorsak ayağa kalkıp 2-3 dakikalık ayakta gezintiler yapmamız gerekiyor. Yük taşınacaksa belden taşıma değil, dizleri kırarak yükü kaldırmak, yük gerektiren ağırlık taşınan durumlarda korse kullanılabilir. Çok ağırlıklarda korse beli destekler bel sakatlıklarını azaltır" ifadelerinde bulundu. Hamurcu, patates gibi yerde yetişen mahsullerin toplanmasının ise mutlaka çömelerek yapılması gerektiğini dile getirdi. ’’Sakatlık hissettiğinizde mutlaka yardım alın" Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu ağrı hissedilen durumlarda mutlaka sağlık kuruluşundan yardım alınması gerektiğini ifade ederek; "Sakatlanma ya da bel ya da iskelet sisteminde herhangi bir eklemde ağrı hissedersek öncelikle bir sakatlık bir yırtık olabilir. Bu durumu artırmamak için ağrı hissediyorsak iş bırakılmalı. Kasın sıcaklığıyla ağrıyı hemen hissetmeye de biliriz. Ağrı çoksa hemen acil servise gidilmesi gerekiyor. Diğer türlü ağrının geçmesini biraz istirahat edip beklemeliyiz. Geçmezse yine dediğim gibi acil servise başvurmak gerekiyor. Çalışma sırasında değil de sonrasında meydana gelen tutulmalarda ise bunun genelde en sık nedeni ter vücutta soğuduğunda terleyip soğuduğumuzda kas spazma gidiyor. Kaslar sıkışıyor ve bu ağrıya sebep oluyor. O sebeple dinlenme, yük taşıma şekli, dinlenerek çalışma, pozisyon değiştirerek çalışma, yükü çömelerek alma bunlar önemli" diye konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:52
"Böbrekte kistim var ne yapmalıyım?" sorusu SGM’de cevap bulacak
Sakarya Büyükşehir Belediyesi, 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’nde "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?" konulu konferansta vatandaşların merak ettiği sorulara cevap olacak. 4 Eylül Perşembe günü SGM’de vatandaşlarla buluşacak olan Prof. Dr. Hamad Dheir ve Dr. Öğretim Üyesi Mahmud İslam konuyla ilgili tüm detayları aktaracak. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, hayatın her alanında vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’nde Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ortaklığında vatandaşları bilgilendirici bir konferans ile kafalardaki soru işaretlerini yok edecek. Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ortaklığıyla "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım" konulu konferans programı, 4 Eylül Perşembe günü saat 14.00’da Sosyal Gelişim Merkezi (SGM) Konferans Salonu’nda vatandaşlarla buluşacak. Konferansın moderatörlüğünü Prof. Dr. Hamad Dheir üstleencek ve Dr. Öğr. Üyesi Mahmud İslam konuşmacı olarak katılacak. Alanında uzman iki isim, konuyla ilgili merak edilen tüm sorulara cevap verecek. Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Böbrek sağlığının yaşam kalitemiz için ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Polikistik böbrek hastalığı toplumda sık görülüyor ancak çoğu zaman yeterince bilinmiyor. Erken teşhis ve bilinçlenme ile kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizin sağlığını koruyabiliriz. Bu nedenle tüm hemşehrilerimizi farkındalık programımıza davet ediyoruz" denildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:51
Yanlış çalışma hastanelik ediyor
Düzce’de tarlada, bağda hasat dönemi başladı. Üreticiler yıl boyunca ektikleri mahsullerin toplamaya başladı. Ancak yanlış çalışma yöntemlerine karşı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu uyarılarda bulundu. Çiftçiler, üreticiler için yıl boyunca yaptıkları ekim çalışmalarının meyvelerinin alınma zamanı geldi. Tarlalarda bağlarda çalışan çiftçiler artık yaptıkları çalışmaların sonuçlarını hasat zamanı ile birlikte almaya başladılar. Ancak hasat döneminde mahsuller toplanırken yapılan ufak hatalar dönüşü olmayan ya da tedavisi uzun süren rahatsızlıklara neden oluyor. Özellikle toplanan mahsullerin doldurulduğu kasalar, çuvallar taşınırken yapılan hatalar, tedavisi uzun süren kas ve kemik rahatsızlıklarına neden oluyor. Özellikle hasat döneminde kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığına ve hastaların yoğun şekilde hastanelere başvurduğunu belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdür Yardımcısı ve Fizyoterapist Reşat Hamurcu da çiftçilere uyarılarda bulundu. "Başlarken ve bitirince ısınma önemli" Tarlada, bağda çalışmaya başlarken mutlaka basit açma germe hareketleri ve yürüyerek kasları ısındırmak gerektiğini belirten Reşat Hamurcu, "Mevsim itibariyle tarım işçilerinin yoğun olduğu sezon içindeyiz. Bu sezonlarda kas iskelet sistemi yaralanmaları sıklıkla karşımıza geliyor. Bu yaralanmaların önüne geçmek için ısınma hareketleri yaparak çalışmalara başlamamız gerekiyor. Kaslarımızı ısıtmazsak sakatlık risklini artırırız. Isınmadan kastım ise açma germe basit hareketlerle 5-10 dakikalık yürüyüşler ısınmak için yeterli olacaktır. Özellikle yük kaldırmada bölgemizde fındık sezonu malum. Fındık çuvallarını taşımada yanlış bilinen ve yapılanlar var. Fındık çuvalı ya da mahsul çuvalı gibi ağır yükleri taşırken belden eğilirsek belimizi sakatlayabiliriz. Onun için dizlerden çömelerek yükleri alalım ve o şekilde taşımak daha sağlıklıdır. Taşıma yaparken tek taraflı taşıma yapmayalım. Çift taraflı 2 kişi taşıma yapmaya dikkat edelim. Bunların dışında dik arazilerimiz var. Tarla zeminleri engebeli. O nedenle ayak bileği destekli ayakkabılar kullanmaya dikkat edelim. Daha az sakatlanma riski oluşur. Tarlada iş bittiğinde de direk dinlenmeye geçmeden önce yine 5-10 dakika kasları soğutma şeklinde açma germe hareketleriyle yürüyüş ile esneme hareketleri öneriyoruz. Onun dışında su tüketimi çok önemli. Kas sistemi yaralamalarında su az olduğunda daha çok karşımıza geliyor. O yüzden su ya da sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" dedi. "15-20 dakikada bir pozisyon değiştirmek gerekir" Reşat Hamurcu ayrıca aynı pozisyonda çok uzun süre çalışmanın da sakatlanmalara neden olabileceğini belirterek, "Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekiyor. 15-20 dakikada bir farklı pozisyonda çalışmak gerekir. Mesela çömelerek çalışıyorsak ayağa kalkıp 2 - 3 dakikalık ayakta gezintiler yapmamız gerekiyor. Yük taşınacaksa belden taşıma değil, dizleri kırarak yükü kaldırmak, yük gerektiren ağırlık taşınan durumlarda korse kullanılabilir. Çok ağırlıklarda korse beli destekler bel sakatlıklarını azaltır" ifadelerinde bulundu. Hamurcu, patates gibi yerde yetişen mahsullerin toplanmasının ise mutlaka çömelerek yapılması gerektiğini dile getirdi. Sakatlık hissettiğinizde mutlaka yardım alın" Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu ağrı hissedilen durumlarda mutlaka sağlık kuruluşundan yardım alınması gerektiğini ifade ederek; "Sakatlanma yada bel yada iskelet sisteminde herhangi bir eklemde ağrı hissedersek öncelikle bir sakatlık bir yırtık olabilir. Bu durumu artırmamak için ağrı hissediyorsak işi bırakılmalı. Kasın sıcaklığıyla ağrıyı hemen hissetmeye de biliriz. Ağrı çoksa hemen acil servise gidilmesi gerekiyor. Diğer türlü ağrının geçmesini biraz istirahat edip beklemeliyiz. Geçmezse yine dediğim gibi acil servise başvurmak gerekiyor. Çalışma sırasında değil de sonrasında meydana gelen tutulmalarda ise bunun genelde en sık nedeni ter vücutta soğuduğunda terleyip soğuduğumuzda kas spazma gidiyor. Kaslar sıkışıyor ve bu ağrıya sebep oluyor. O sebeple dinlenme, yük taşıma şekli, dinlenerek çalışma, pozisyon değiştirerek çalışma, yükü çömelerek alma bunlar önemli" diye konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:45
Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor
Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı ile hemşireler eğitim alırken, Türkiye’nin yoğun bakım yatak sayısında dünya ülkelerinin önüne geçtiği vurgulandı. Bugüne kadar 91 hemşirenin sertifika aldığı programda bu yıl 10 hemşire eğitim sürecine dahil oldu. Programın hem güncel bilgi hem de pratik beceri kazandırarak ülke genelinde nitelikli sağlık hizmetine katkı sunacağı ifade edildi. "Türkiye yoğun bakım yatak sayısında Avrupa ülkelerini geçti" Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağatay Onar konuşmasında, "2008 yılında yönergesi yayınlanan hizmetlerde, hizmete sunulması ve hizmet standartlarını arttırması adımı üzerine bizde bu işin hakkını vermemiz lazım. Yeni yetiştirdiğimiz arkadaşlarımız, klinik rehberlerimiz ve eğitimcilerimiz sayesinde bilgilerine bilgi katıyorlar. Teorik eğitimlerini aldıkları, işin pratiğini de kavramaları ve uygulamaları sağlanıyor. Övünerek söylememiz gerekir ki son 20 yılda yapılan yatırımlar sayesinde ülkemiz 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden. Örnek vermek gerekirse sistemi ile çok övünen Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 bin kişiye 36 yatak düşüyor. İspanya’da 7, İngiltere’de 4, Çin’de bu sayı 0.5, Meksika’da 4, İsviçre’de 10’un altında. 2017 verisi bu arada. Türkiye’de ise sonrasında şehir hastanelerinin açılması ile bu sayı çok daha ön plana çıktı ama Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 47, bu 2017 verisi. Şimdi bu sayının 60’a yaklaştığı düşünülüyor. Bunları da gözlemliyoruz ve iftihar ediyoruz. Ben emeği geçen tüm hocalarımıza, eğitim birimimize, devlet büyüklerimize ve başhekimimize teşekkür ediyorum" dedi. "Yoğun bakım en kritik hizmet alanıdır" İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ise, "Yoğun bakım hizmetleri esasen sağlık hizmetleri içerisinde belki de işi en yüksek tabakası olarak düşünebilirsiniz. En önemli, en yoğun ve yaşamla ölümün çarpıştığı bir alanda verilen bir sağlık hizmetidir. Burada bilgi önemli, bilenle bilmeyen bir olur mu? İyi bilmek, yaptığımız işin farkında olarak hayatlara hayat kazandırıyoruz. Bir hayatı kurtaranda bütün insanlığı kurtarmış gibi oluyor. O yüzden yaptığınız işin çok değerli olduğunu, yoğun bakımı seven, burada çalışan, burada emek veren arkadaşlarım bilgilerini sürekli güncelleyerek arttırmasının kıymetli olduğunu biliyorum ve bu kursa katılan, bu kursa eğitimci olarak katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:26
Palu Devlet Hastanesi’nde CPR eğitimi düzenlendi
Elazığ’ın Palu Devlet Hastanesi’nde Kardiyo Pulmoner Resüsitasyon (CPR) eğitimi verildi. Palu Devlet Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı Dr. Alper Demirkol tarafından sağlık personeline yönelik CPR eğitimi verildi. Eğitimde kalp ve solunum durması durumunda uygulanacak temel yaşam desteği yöntemleri anlatıldı ve uygulamalı olarak gösterildi. Eğitimlerin süreceği bildirildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:41
Bitlis’te tıp fakültesi sevinci yaşanıyor
Bitlis’te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) bünyesinde kurulma kararı alınan tıp fakültesinin sevinci yaşanıyor. Bitlis Eren Üniversitesi bünyesinde tıp fakültesinin kurulması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı. Kararın açıklanmasıyla birlikte kentte büyük bir sevinç ve gurur yaşandı. BEÜ Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, fakültenin açılmasının hem eğitim hem de sağlık alanında önemli bir adım olacağını vurguladı. Yeni fakülte ile birlikte Bitlis’te sağlık hizmetlerinin kalitesinin artması, gençlerin başka illere gitmeden tıp eğitimi alabilmesi ve şehre bilimsel katkının sağlanması bekleniyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü, "Bu fakülte sadece Bitlis için değil, tüm bölge için büyük bir kazanımdır. Hem gençlerimize eğitim imkânı sunacak hem de sağlık alanında güçlü bir altyapı oluşturacaktır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. 27 Ağustos tarihinde Resmi Gazetede çıkan karara göre tıp fakültesinin kurulduğunu ifade eden Rektör Elmastaş, "Sayın Cumhurbaşkanımız geçen yıl Malazgirt etkinliklerinde tıp fakültesinin kurulma talimatını verdi ve bizlerde çalışmalarımızı hızlandırarak hazır hele getirdik. Kısa bir süre önce fakültemiz kurulmuş oldu. Bu fakültenin kurulmasında Cumhurbaşkanımız da imza atarak şehrimize ve üniversitemize kazandırması çok önemli. Onun için ben Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yine YÖK Başkanımız, YÖK kurul üyelerimiz Ak Parti Bitlis Milletvekilimiz Turan Bedirhanoğlu yine Cumhurbaşkanımızın Baş Danışmanı Vedat Demiröz ve emeği geçenlerin hepsine teşekkür etmek istiyorum. Çünkü önemli bir projeydi. Aslan biz üç yıl önce başvurumuzu yapmıştık ve kurulmasını istemiştik. Mutlaka Bitlis’te hep bir Tıp Fakültesinin olmasını düşündük. Nihayetinde 27 Ağustos itibari ile bu fakültemiz kurulmuş oldu. Biz şu anda çalışmalara başladık. İnşallah iki yıl içinde hem morfoloji binası hem de hastane binası bitecek. Burayı hem fakülte anlamında hem de hastane anlamında aktif hale getirmiş olacağız. Bu anlamda üniversitemizin her döneminde yanımızda olan Bitlisli Eren ailesine teşekkür etmek gerekiyor. Çünkü bizim hali hazırda hastanemizi onlar inşa ediyor. Bitlis’te önemli bir ihtiyaçtı. Özellikle sağlık hizmeti anlamında ve özellikle ilde cevap verilemeyen bazı hastalıklar anlamında hastalarımız Van, Diyarbakır, Ankara ve İstanbul gibi başka illere gitmek durumundaydı. Dolayısıyla bu anlamda araştırma hastanemiz ve Tıp Fakültemiz çok önemli bir boşluğu dolduracak" diye konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:23
Okul alışverişinde çocuk sağlığına dikkat
Okulların açılmasına günler kala öğrenciler kadar veliler de hazırlık telaşı yaşıyor. Ancak uzmanlar, okul alışverişinde estetikten çok çocuk sağlığının ön planda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bilinçsiz yapılan alışverişlerin alerji, duruş bozukluğu, solunum problemleri ve kaza riskini artırabileceği uyarısı yapılıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İncilay Üstündağ, velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Okul kıyafeti alerji nedeni olmasın Üstündağ, okul kıyafetlerinde sentetik yerine nefes alan pamuklu kumaşların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Kullanılan boyaların toksik madde içermemesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Üstündağ, "Çok bol ya da uzun kıyafetler çocukların düşme ve yaralanma riskini artırır. Ayakkabı seçiminde bağcıklı yerine cırt cırtlı ve kaymaz tabanlı modeller tercih edilmelidir" dedi. Okul çantasını boy ve kiloya göre seçin Okul çantasının çocukların sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Üstündağ, "Yanlış çanta kullanımı omurga eğrilikleri, sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Çantanın çocuğun boy ve kilosuna uygun, hafif ve ergonomik olması, omuz askılarının geniş ve ayarlanabilir olması gerekir. Çantadaki ağırlık, çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10-15’ini geçmemelidir" diye konuştu. Çantanın iki omuzla taşınması gerektiğine değinen Üstündağ, "Ağırlık eşit dağılmalı, gereksiz eşyalar çantada tutulmamalıdır. Ağır kitaplar sırta yakın bölmede yer almalıdır" ifadelerini kullandı. Silgi ve kalem kapaklarına dikkat Kırtasiye ürünlerinin seçiminde de dikkatli olunması gerektiğini hatırlatan Üstündağ, "Renkli, kokulu ürünler cazip gelse de alerji ve zehirlenmeye yol açabilir. Kokulu silgiler solunum yollarında sorunlara neden olabilir. Küçük silgiler ve kalem kapakları ise boğulma riski taşır. TSE veya CE belgeli ürünler tercih edilmelidir" dedi. Üstündağ, güvenli alışveriş için su bazlı boyalar, kokusuz silgiler, sertifikalı kalemler ve küçük parça içermeyen ürünlerin seçilmesi gerektiğini belirtti. Çocuklara malzemeleri ağızlarına almamaları gerektiğinin de mutlaka öğretilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:11
Mikroplastiklerin kadın sağlığına olumsuz etkileri saymakla bitmiyor
Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen plastikler, kadın sağlığını tehdit ediyor. Araştırmalarda rahim dokusunda ve plasentaların yüzde 60’ında mikroplastik izlerine rastlandığını belirten Prof. Dr. Onur Erol, "Her gün farkında olmadan mikroplastikleri yutuyor, soluyor ya da cildimizden emiyoruz" dedi. Hayatımızın hemen her alanına sızan plastikler, artık yalnızca çevre kirliliğinin değil sağlığın da sessiz düşmanı oldu. Bilimsel araştırmalara göre ortalama bir yetişkin yılda yaklaşık 50 bin mikroplastik parçacığı yutuyor. "Mikroplastik" adı verilen 5 milimetreden küçük parçacıkların kadın sağlığını beklenenden çok daha fazla etkilediği ortaya konuldu. Üstelik bu parçacıklar yalnızca cilt ya da akciğerlerle sınırlı kalmayıp üreme organlarına kadar ulaşabiliyor. Yapılan çalışmalarda rahim içi dokuda ve plasentaların yüzde 60’ında mikroplastik izlerine rastlanması, anne karnındaki bebeklerin bile bu kirlilikten etkilenebileceğini gösterdi. "Farkında olmadan vücudumuza alıyoruz" Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Erol, mikroplastiklerin kadın sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Erol, "Her gün, farkında olmadan mikroplastikleri yutmakta, solumakta veya ciltten emilmesiyle vücudumuza almaktayız" diyerek plastik şişeler, damacana sular ve plastik paketlerde saklanan yiyeceklerde bu parçacıklara rastlandığını aktardı. Hatta beş dakika boyunca plastik bardakta bekleyen sıcak içeceklerde milyonlarca mikroplastik taneciği bulunduğunu belirten Erol, kozmetik ürünlerinde kullanılan parlatıcılar, peeling jelleri ve rujlarda da mikroplastiklerin görülebildiğini söyledi. Ayrıca trafik, sanayi atıkları ve sentetik kumaşlardan çıkan liflerin solunan havaya karıştığını vurguladı. Kadın sağlığı üzerindeki riskler Mikroplastiklerin hormon sistemine müdahale eden "endokrin bozucu" maddeler taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Erol, bunun adet düzensizlikleri, yumurtalık rezervinde azalma ve Polikistik Over Sendromu riskinde artış gibi sonuçlara yol açabileceğini dile getirdi. Hamilelik döneminin ise bu açıdan çok daha hassas olduğunu söyleyen Erol, plasentada biriken parçacıkların bebeğe besin ve oksijen geçişini bozabileceğini, iltihaplanmalara yol açarak erken doğum riskini artırabileceğini ve organ gelişiminde geriliğe sebep olabileceğini aktardı. Korunma yolları BPA ve ftalatlar gibi maddelerin östrojen benzeri etki göstererek vücudu yanılttığını kaydeden Erol, bunun adet sancılarının şiddetlenmesi, yumurtlama problemleri ve tüp bebek tedavilerinde başarı oranının düşmesi gibi olumsuzluklara neden olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Onur Erol, mikroplastiklerden korunmak için cam sürahilerde su saklanmasını, filtreli içme suyu tüketilmesini, plastik poşetler yerine bez çanta tercih edilmesini, plastik mutfak gereçlerinin ahşap veya metal alternatiflerle değiştirilmesini ve tek kullanımlık plastiklerin tamamen hayatımızdan çıkarılmasını önerdi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:02
Yaklaşık 9 yıl önce ihalesi yapılmıştı bu yılsonunda projesinin tamamlanması hedefleniyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) bünyesinde bulunan Diş Hekimliği Fakültesi, yaklaşık 9 yıl önce ihalesi yapılırken, aradan geçen zamana rağmen bir türlü tamamlanamadı. Şu an projesinin yüzde 86’lık kısmı tamamlanırken, içerisinde eski binanın iki katından fazla tedavi üniteleri ve ameliyathaneler yer alacak. 2016 yılında ihalesi yapılan Diş Hekimliği Fakültesi binası, müteahhitten kaynaklı problemler nedeniyle bir türlü tamamlanamazken daha sonra tasviye kararı alınmıştı. Fakültenin kalan işler için ikmal ihalesi bu yıl yapılırken projenin de yine bu yılsonunda tamamlanması planlanıyor. Yeni binada zaman zaman projeden kaynaklı zorunlu revizyonlar nedeniyle sayı değişse de içerisinde yaklaşık 240 tedavi ünite bulunacak. Mevcut binada 128 ünite bulunurken yeni binada ise tedavi alanları ve ameliyathaneler yer alacak. Şu an ikmal inşaatında yüzde 45’i gerçekleşirken, toplamda ise projenin yüzde 86’sı tamamlandı. Projenin 2025 yılı sonunda tamamlanması planlanıyor.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 10:39
’Çocuklarda tablet kullanımına sınır konulmalı’
Zorunlu durumlar dışında belli kurallar çerçevesinde çocukların teknolojik cihazları kullanmasına izin verilebileceğine değinen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, "Özellikle okul öncesi dönemde anne-baba etkileşimine açık ve doğru programlarla teknolojik aletlerin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olabilir. Uygun kullanım kuralları ve sınırlamalar çerçevesinde bu araçların faydalı olabileceği unutulmamalıdır" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, çocuklarda teknolojik cihaz kullanımı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, zorunlu durumlar dışında belli kurallar çerçevesinde ve belirli sürelerle çocukların teknolojik cihazları kullanmasına izin verilmesinin uygun olabileceğini belirtti. "Okul öncesinde günlük kullanım süresi 1 saati geçmemeli" 2 yaşından küçük çocukların teknolojik aletlerin kullanmalarının önerilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, "Çünkü dil, zihinsel, hareket ve sosyal-duygusal becerilerin gelişimi için anne-baba ve diğer yetişkinlerle sosyal etkileşim gereklidir. Okul öncesi dönemde günlük kullanım süresi 1 saati geçmemelidir. İlk ve ortaokul döneminde ise hafta içi okul günlerinde 1 saat, tatil günlerinde ise 2 saati aşmamalıdır" diye konuştu. "Uykudan önce kullanılmamalı" Uykudan önceki 1 saatlik zaman diliminde dijital elektronik aletlerin kullanımının önerilmediğini belirten Prof. Dr. Aydın, "Ayrıca kullanılacak sürenin bölünerek birkaç seferde kullanılması uygun olabilir. Ancak eğitim amaçlı kullanımlar, görüntülü görüşmeler veya konuşmalar bunun dışında tutulabilir" bilgilerini verdi. "Uygun sınırlar konulmalı" Günümüzde çocuklar ve ergenler arasında dijital elektronik aletlerin yaygın kullanılmasının, bu araçların eğlence aracı haline gelmesine ve özel dillerin oluşmasına yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Aydın, "Ayrıca, sosyal iletişimde bu aletler önemli bir rol oynamakta ve teknolojiyle olan bağlantılarını sağlamaktadır. Özellikle okul öncesi dönemde anne-baba etkileşimine açık ve doğru programlarla teknolojik aletlerin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olabilir. Uygun kullanım kuralları ve sınırlamalar çerçevesinde bu araçların faydalı olabileceği unutulmamalıdır" şeklinde konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 09:11
Okul çantaları için uzmandan uyarı: "5 kiloyu geçmemeli"
Doç. Dr. Özcan Kaya, okul çantalarının omurga sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yanlış taşınan ve ağır yüklenmiş çantaların çocuklarda sırt ağrısı, duruş bozukluğu ve düztabanlık riskini artırabileceğini söyledi. Okulların başlamasını sayılı gün kala Biruni Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özcan Kaya, ağır okul çantalarıyla ilgili uyarılarda bulundu. Okul çantalarının sırt sağlığı açısından kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, "Çantaların tek omuzda taşınması kesinlikle doğru değildir. Omurga sağlığı açısından oturma alışkanlıkları, sıra ve masa yüksekliği, çantaların ağırlığı oldukça önemlidir" diye konuştu. "Çanta 4-5 kiloyu geçmemeli" Çocukların yaşlarına göre taşıyabilecekleri çanta ağırlığının değiştiğini belirten Doç. Dr. Kaya, "12 yaşından küçük çocuklar en fazla 4 kilogram, 12-15 yaş arası çocuklar ise en fazla 5 kilogramlık çanta taşımalıdır. Ayrıca çantaların uzun süre omuzda kalmaması gerekir" ifadelerini kullandı. "Ayak sağlığını da etkiliyor" Ağır okul çantalarının yalnızca sırtı değil duruşu ve ayak sağlığını da olumsuz etkilediğini dile getiren Kaya, "Çocukluk çağında uzun süre ağır yük taşınması, duruş bozuklukları ve düztabanlık gibi problemlere yol açabilir. Bu nedenle aileler çocuklarını bu konuda yakından takip etmelidir" dedi. "Dik oturuş ve egzersiz çok önemli" Çocukların sıralarda doğru oturmasının omurga sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Kaya, "Çocuklar derste arkalarına yaslanarak dik oturmalı, teneffüslerde sıralarından kalkıp hareket etmelidir. Küçük sırt egzersizleri hem derslerde hem de evde yapılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Beden eğitimi derslerinin de çocukların omurga sağlığına katkı sağladığını kaydeden Kaya, "Haftada iki saatlik beden eğitimi dersi bile çocukların sırt kaslarını güçlendirir. Ancak bu egzersizlerin evde de devam etmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder