Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Galatasaray taraftarı, Taksim’de derbiyi bekliyor
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
İsrail Lübnan'da ateşkesi ihlal etti: 7 ölü
Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor
Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
31 Ağustos 2025 Pazar - 14:35
Sağlık-Sen heyeti Silopi Devlet Hastanesi Müdürü ile bir araya geldi
Sağlık-Sen Silopi İlçe Devlet Hastanesi iş yeri yönetimi ve sendika üyelerinden oluşan heyet, Silopi Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdürlüğüne atanan Fırat Karahan’ı makamında ziyaret etti. Sağlık-Sen Silopi Devlet Hastanesi iş yeri yönetimi ve sendika üyelerinden oluşan heyet, Silopi Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdürlüğüne atanan Fırat Karahan ile makamında bir araya gelerek idari çalışanlar ile hastanenin fiziki açıdan değerlendirmelerde bulundu. Ziyarette üstlendiği yeni görev vesilesi ile Karahan’a hayırlı olsun temennisinde bulunan heyet, hastanenin idari çalışanların da beklentileri üzerinde genel istişarelerde bulunuldu. Ziyarette kurum çalışanların beklenti ve sendikal çalışmalarla ilgili bilgilendirme yapılırken aynı zamanda vatandaşa sunulan sağlık hizmetin idari açıdan ulaşılabilirliği ile ilgili de değerlendirmelerde bulunuldu. Sağlık-Sen heyeti adına Silopi Devlet Hastanesi işyeri temsilcisi Serhat Uyğur, "Değerli müdürümüzün üstlenmiş olduğu yöneticilik görevinde yapacağı her hayırlı işlerde başarılar dilerim. Sağlık çalışanlarının özveri ile yaptığı hizmet çok değerli. Çalışanların da beklentilerine cevap verebilecek yöneticilerin görevde bulunması bizleri ziyadesi ile mutlu ediyor. Müdürümüz ve yönetimine başarılar diliyoruz’’ dedi. Hastane Müdürü Fırat Karahan ise heyete yaptıkları ziyaretlerinden ötürü teşekkür ederek sivil toplum örgütleri ile istişare kültürüne önem vereceklerini ifade etti.
31 Ağustos 2025 Pazar - 14:14
İl Müdürü Bildirici’den sağlık çalışanlarının geçirdiği 2 trafik kazasıyla ilgili taziye mesajı
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ta sağlık çalışanlarının geçirdiği 2 ayrı trafik kazasıyla ilgili bir taziye mesajı yayımladı. Diyarbakır’da kadınları taşıyan minibüsün kontrolden çıkarak devrilmesi sonucunda 2 kadın sağlık çalışanı hayatını kaybetmiş, 15 kişi yaralanmıştı. Kahramanmaraş’ta ise, otomobille çarpışan motosikletin sürücüsü olan hastane güvenlik görevlisi Sait Tolu ve arkasında oturan yolcu yaralanmış, hastaneye kaldırılan Tolu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sağlık çalışanlarının geçirdiği bu trafik kazalarıyla ilgili bir taziye mesajı yayımladı. İl Müdürü Bildirici’nin mesajında, "Sağlık camiamız 2 ayrı elim kazanın acısını yaşamaktadır. Diyarbakır-Eğil karayolunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nde görev yapan Sait Tolu’nun da sabah mesaisi sonrası evine giderken geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiamıza başsağlığı diliyoruz" ifadeleri yer aldı.
31 Ağustos 2025 Pazar - 11:29
Uzmanı uyardı: "Meme kanseri tedavisinde dişler tehlike altında, tamoksifen kullanan her 10 hastadan 1’i tüm dişlerini kaybediyor"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Bilim dünyasını sarsan yeni bir araştırma, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilacın beklenmedik bir yan etkisini ortaya çıkardı. 140 hasta üzerinde yapılan klinik çalışma, ‘tamoksifen sitrat’ etken maddeli ilacı uzun süre kullanan hastalarda diş kaybı riskinin 2.75 kat arttığını tespit etti" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada, meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların yapılan bilimsel deneylerde dişleri çok büyük zarar verdiğinin ortaya çıktığını söyledi. Özkan, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilacın beklenmedik bir yan etkisini ortaya çıkardı. 140 hasta üzerinde yapılan klinik çalışma, ‘tamoksifen sitrat’ etken maddeli ilacı uzun süre kullanan hastalarda diş kaybı riskinin 2.75 kat arttığını tespit etti. Daha da çarpıcı olanı, hastaların %10,7’sinin tedavi sürecinde tüm dişlerini kaybettiği belirlendi" diye konuştu. Özkan, şöyle devam etti: "Meme kanseri tedavisinde kullanılan "tamoksifen" ilacının diş kaybı ve çene kemik ölümü gibi yıkıcı etkilerini bu kadar net görüyoruz. Araştırmanın en ürkütücü sonuçlarından biri de, meme kanserinin yüzde 6-10 oranında çene kemiğine metastaz yapabilmesi. Uzmanlar, bu durumun özellikle ileri evre hastalarda çene kırıklarına ve ciddi ağız sağlığı sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde kullanılan ve östrojen hormonunun etkisini değiştiren güçlü bir ilaçtır. Östrojen, kadınlarda kemik sağlığını koruyan önemli bir hormondur; kemiklerin dayanıklılığını sağlar, kemik yıkımını önler ve kemik yapımını destekler. Tamoksifen ise bu hormonun etkisini hem engelleyebilir hem de bazı durumlarda taklit edebilir. Ancak, özellikle menopoz sonrası dönemde tamoksifen, östrojen dengesini değiştirerek çene kemiğinde zayıflamaya yol açabilir. Çene kemiği, dişlerin sağlam bir şekilde tutunması için hayati öneme sahiptir. Tamoksifen kullanımı sırasında kemik yapımının yavaşlaması ve kemik yıkımının artması sonucunda çene kemiği incelir, güçsüzleşir. Bu da dişlerin destek kaybına, diş eti çekilmesine ve sonunda dişlerin sallanarak düşmesine sebep olabilir. Ayrıca, tamoksifenin sık görülen yan etkilerinden biri olan ağız kuruluğu, ağız içindeki doğal temizleyici ve koruyucu mekanizmaların zayıflamasına neden olur. Bu durum, diş ve diş eti hastalıklarının daha kolay gelişmesine ve ilerlemesine zemin hazırlar." "Tomoksifen kullananlar diş kaybına çözüm olarak implant yaptırabilir mi?" Özkan, "Uzun süre tamoksifen kullanan hastalarda, bu etkiler birleştiğinde diş kaybı riski önemli ölçüde artar. Çene kemiğinin zayıflaması ayrıca implant gibi ileri tedavi seçeneklerini zorlaştırır ve iyileşme süreçlerini geciktirir. Bu nedenle, tamoksifen tedavisi gören hastaların sadece kanser takibi değil, ağız ve çene sağlığı kontrollerini de aksatmadan sürdürmeleri gerekir. Yapılan çalışmaya göre, bir yıldan uzun süre ilaç kullanan hastalarda ortalama diş kaybı sayısı 14’e yaklaşıyor. En dikkat çekici sonuçlardan biri ise, tamoksifeni uzun süre kullanan kadınların yaklaşık üçte birinde 12’den fazla dişin eksik olması. Ayrıca 65 yaş üzeri hastalarda bu risk daha da katlanıyor" dedi. Diş hekimine gitmeyi ihmal etmeyin Özkan, tamoksifen kullanan hastalarda aşağıdaki durumlara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: " 1 yıldan uzun süredir tamoksifen kullananlara 6 ayda bir ağız ve çene muayenesi öneriliyor. Ağız kuruluğu yaşayan hastalarda diş kaybı oranı yüzde 67’ye kadar çıkabiliyor. Tat değişikliği, diş eti kanaması veya çene hassasiyeti olan hastalar derhal diş hekimine başvurmalı. 65 yaş üzeri veya düzenli diş kontrolü yaptırmayan bireylerde risk daha yüksek. Diş sağlığı sadece estetik bir mesele değil. Bu tür hastalarda hayati sonuçları olabilecek sistemik bir göstergedir. Ağız sağlığının da onkolojik takibin bir parçası olması gerekiyor. Ayrıca Tamoksifen kullanan meme kanseri hastalarının, tedaviye başlamadan önce ağız diş ve çene cerrahisi uzmanına konsültasyonu yapılması gerekiyor. Meme kanseriyle savaşan ya da bu savaşı kazanan kadınların yaşam kalitesini koruyabilmesi için, yalnızca tümöre odaklanmak yetmez. Ağız sağlığı da en az tedavi kadar önemlidir." Meme kanserini atlatmanın bir zafer olduğunu ifade eden Özkan, "Ancak bu zaferin bedelini yıllar sonra, birer birer kaybedilen dişlerle ya da sessizce ilerleyen çene kemiği sorunlarıyla ödememek gerekir. Bu genel sağlık zaferinin elde etmeye çalışırken ağız diş ve çene kemik sağlığının korunarak çifte zafer elde edilmesi gerekir. Hastalarımızın hayat kalitesini korumak, sadece kanserle savaşmakla olmaz. Ağız sağlığını da onkolojik tedavi kadar ciddiye almak zorundayız" diye konuştu.
31 Ağustos 2025 Pazar - 11:23
Bu yıl 180 hasta için havalandı
Türkiye’de en çok hava ambulansı kullanılan bölgelerden biri olan Doğu Karadeniz Bölgesinde Hava 61 Helikopter Ambulansı bölgenin zorlu coğrafi şartlarına rağmen hizmet vermeyi sürdürüyor. Trabzon’da 2009 yılı Ekim ayında hizmete giren ambulans helikopter, Trabzon’un yanı sıra zaman zaman bölgeye yakın olan diğer illere de hizmet verirken, en yoğun günlerini yaz mevsiminde yaşıyor. Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Hava 61 Helikopter, bu yılın 8 aylık döneminde 180 hasta için havalanırken, özellikle yaz mevsiminde yoğun hizmet verdi. Önceki yıllara oranla özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yoğun olarak hizmet veren ambulans helikopter, 1 Ocak - 29 Ağustos 2025 tarihleri arasında toplam 180 vakaya ulaşarak hastanelere naklini gerçekleştirdi.
31 Ağustos 2025 Pazar - 10:07
Kepçe kulak estetiği ile özgüven artıyor
Birçok insan için kepçe kulak, yalnızca fiziksel bir özellik değil, özgüveni etkileyen önemli bir faktördür. Çocukluk yıllarında başlayan alaycı bakışlar, ergenlik döneminde özgüven sorunlarına dönüşebilir ve yetişkinlikte estetik kaygıları artırabilir. Özellikle saçlarını toplamaktan kaçınan, fotoğraflarda hep belirli açılardan poz vermeye çalışan veya sosyal ortamlarda rahat hissetmeyen bireyler için bu durum, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Aksoy, kepçe kulak estetiği hakkında bilgi verdi. Toplumda yaygın olarak görülen kepçe kulak deformitesinin sağlık açısından bir sorun teşkil etmediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Doç. Dr. Alper Aksoy, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde bu durumun psikososyal açıdan önemli problemler oluşturabildiğini ifade ederek şunları söyledi; "Kepçe kulak görünümü, özellikle küçük yaşlarda alay konusu olabiliyor. Bu da bireylerde özgüven kaybına ve sosyal çekingenliğe yol açabiliyor. Günümüzde modern cerrahi yöntemlerle uygulanan otoplasti (kepçe kulak estetiği) sayesinde kulaklar yüz ile daha uyumlu bir görünüme kavuşuyor." Lokal ve genel anestezi altında yapılır Operasyon süreci hakkında bilgi veren Doç. Dr. Alper Aksoy, şu bilgileri paylaştı: "Kepçe kulak estetiği, lokal veya genel anestezi altında yaklaşık 1-2 saat süren bir işlemdir. Kulak arkasından yapılan küçük kesilerle gerçekleştirilir. Operasyon sonrası kulaklar koruyucu bandaj ile sarılır ve bu bandaj genellikle 3-7 gün içinde çıkarılır. İlk günlerde hafif ağrı, şişlik ve morluklar görülebilir, ancak bunlar kısa sürede azalır. Hastalar yaklaşık 1 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilir, spor gibi zorlayıcı aktiviteler için ise 4-6 hafta beklenmesi gerekir." Yaşam kalitesine katkı sağlıyor Otoplasti sonrası elde edilen kalıcı ve doğal sonuçların hastaların yaşam kalitesine katkı sağladığını belirten Doç. Dr. Alper Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı; "Kepçe kulak estetiği, bireylerin yalnızca estetik açıdan değil, aynı zamanda özgüvenleri ve sosyal ilişkileri açısından da olumlu sonuçlar doğurur. Bu nedenle operasyon, yaşam kalitesini artıran önemli bir adımdır."
31 Ağustos 2025 Pazar - 09:32
Çocukların okula adaptasyon sürecinde en büyük rol ailenin
Okula yeni başlayan çocukların yaşadığı adaptasyon sürecinde hem öğrenciler hem de veliler zorluklar yaşayabiliyor. Uzmanlar, ailelerin sakin ve destekleyici olmaları konusunda uyarıyor. Uzmanlar, çocukların okul kaygısının en önemli sebeplerinden birinin bilinmezlik olduğunu belirterek, ebeveynlerin sürece olumlu yaklaşmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Okula yeni başlayan çocuklarda en sık görülen sorunlardan biri adaptasyon güçlüğü oluyor. Uzmanlar, bu süreçte anne babaların kaygısını çocuklara yansıtmamasının adaptasyon sürecini kolaylaştıracağını söylüyor. Birinci sınıfa başlamak çocukların ilk geç aşamalarından bir tanesi olduğunu söyleyen Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Kübra Adam, "İlk defa yeni bir ortama girecekler, sınıf ortamını görecekler, okul ortamını görecekler. Bunun ne olduğu hakkında pek bir fikirleri olmadığı için aslında biz bu sürece adaptasyon süreci diyoruz. Adaptasyon sürecinden veliler ve çocuklar çok etkileniyor. O yüzden bu sürecin ne kadar kaliteli, ne kadar güzel bir şekilde geçeceği yine bizim elimizde" dedi. "Çocuğun okuldan korkmasının sebebi de bu bilinmezlik ile ilgili" Çocukların hayatı yeni anlamlandırmaya çalıştığını belirten Psikolog Kübra Adam, "Bir ailede büyüyor ve daha sonrasında bir okul ortamına başlıyor. Okul ortamında nelerle karşılaşacağı hakkında hiçbir fikri yok. Aslında bir bilinmezlik var. Aslında çocuğun okuldan korkmasının sebebi de bu bilinmezlik ile ilgili. Çünkü çocuk oraya gittiğinde ne yapacağını, ne olacağını bilmiyor ve aslında bir ayrılık anksiyetesi yaşıyor. Bu zamana kadar anne babadan ayrılmamış, hep evin içerisinde büyüyen çocuk sürekli bir okula gidecek, belli bir düzen, belli bir rutini olacak. Sabah gidecek, akşam gelecek, saatleri olacak. Buna göre bir rutini oluşturması gerekiyor. O yüzden aslında bu çocuk bundan korkuyor, ne olduğunu bilmiyor. Veliler bunun için ne yapabilir. Öncelikle okula sıcak bakması için oyun yöntemiyle bu okulun ne olduğunu, okula gittiğinde neler yapacağını, okulda neler var, neler yapılıyor, neler öğreniliyor bunun hakkında çocuğa böyle küçük bir oyun oynayabilir. Burada sosyal bir ortam olduğundan bahsediyoruz. Daha sonrasında yeni bilgiler öğrendi. Okulda birçok şey öğreneceksin. Benim bilmediğim şeyleri öğreneceksin belki. Hatta geldiğinde bunları bana anlatacaksın. Ben de seninle birlikte bazı yeni şeyler öğreneceğim diyerek aslında çocuğa okulda neler olacağını, neler biteceğini bu şekilde oyun yoluyla öğretebiliriz" şeklinde konuştu. "Anne babanın tedirgin olduğunu gören çocuk da tedirgin oluyor" Çocukların kaygılanmasının sebeplerinden birinin de veliler olduğunu ifade eden Kübra Adam, "Farkında olmadan anne baba kapının önünde beklerken çocuğa tedirginliğini yansıtmış oluyor. Anne babanın tedirgin olduğunu gören çocuk da tedirgin oluyor. Burada yapılması gereken aslında ilk olarak ebeveynin yani anne babanın duygularını düzenlemesi gerekiyor. Sonrasında çocuğuna güven vermesi gerekiyor. Önce kendi tedirginliğini yok edecek, çocuğuna rahat bir şekilde okula gideceksin, geleceksin, keyifli vakit geçireceksin gibi telkinlerle çocuğa okulu sevdirecek. Aslında yapılması gereken bu" diye konuştu.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:07
Uşak’ta bağışlanan organlar 3 hastaya umut oldu
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen 68 yaşındaki hastanın organları, İzmir ve Muğla’daki üç hastaya nakledildi. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 68 yaşındaki kadın hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi, büyük bir fedakârlık göstererek organlarını bağışladı. Hastadan alınan karaciğer İzmir’de, böbrekler ise İzmir ve Muğla’da organ bekleyen hastalara nakledilerek üç ayrı kişiye yaşam umudu oldu. Konuya ilişkin açıklama yapan Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Vekili Op. Dr. Murat Yanar, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "Organ bağışı, hayat kurtarmanın en anlamlı yollarından biridir. Bugün bağışlanan organlarla üç ayrı hastamıza yeni bir yaşam kapısı açıldı. Bu davranış, toplumsal farkındalığın artmasına ve örnek teşkil etmesine vesile olmuştur. Vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum." dedi.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:57
Karapınar’da kan bağışına yoğun ilgi
Konya’nın Karapınar ilçesinde kan bağışı kampanyası yoğun ilgi gördü. Konya Kızılay ekibi tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, 5 gün içerisinde toplamda 434 ünite kan alımı yapıldı. Kampanyaya, din adamları, eğitim camiası ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlar, kan bağışı öncesinde gerekli formları doldurarak sağlık kontrolünden geçti ve ardından gönüllü olarak kan bağışında bulundu. "Herkesi kan bağışına davet ediyorum" Kampanyaya katılan bağışçılarından Cuma Kaya, kan vermenin toplumsal dayanışma açısından önemine dikkat çekerek, "Kan vermenin hem sağlık hem de toplumsal dayanışma için değerli. Kan, insanlar için sürekli bir ihtiyaç. Bu nedenle kan bağışı yapmak ve insanlara faydalı olmak büyük önem taşıyor. Sağlığım elverdiği sürece kan bağışına devam edeceğim. İnsanlarımız kan bağışı noktasında duyarlı olmaları gerekir. Herkesi kan bağışına davet ediyorum" dedi. Karapınar’da Haziran ayında yapılan kan bağış kampanyasında 297 ünite kan alımı yapılmışken, 3 ay sonra Ağustos ayında düzenlenen kampanyada bu sayı 434 üniteye yükseldi.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:01
Fazla şeker bağışıklığı savunmasız bırakıyor
Rafine ve işlenmiş şeker tüketiminin kısıtlanması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günlük yapılan aktivelere devam edebilmek için kişilerin aldığı enerjinin bir kısmının karbonhidratlardan gelmesi gerektiği bilinmektedir. Fakat karbonhidrat kaynaklarının da basit ve kompleks karbonhidrat kaynakları olarak ayrılması ve en doğru seçimin, kişinin kendisinin seçerek hayat kalitesini yükseltmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. Bağışıklık sistemimizin sağlığını korumak, genel iyilik halimiz için kritik bir öneme sahiptir. Ancak bazı günlük alışkanlıklar, bu sistemin zayıflamasına ve hastalıklara karşı savunmasız hale gelmemize yol açabilir. İşlenmiş gıdalardan ziyade vücudun işleyişi için asıl ihtiyaç duyulan karbonhidrat kaynaklarının meyve, tahıl grubu gıdalar ve kurubaklagiller olduğunu dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günümüzde hazır gıdaya olan eğilim hızlı artıyor. Vücuda alınan rafine şeker miktarı bu sebeple artmaktadır. Kek, pasta, şekerleme, şekerli içecekler, makarna, pilav, beyaz ekmek gibi basit şeker ve boş enerji kaynağını sıklıkla tüketen kişilerde, 4-6 saat aralığında vücudun bağışıklığından sorumlu olan akyuvar hücreleri tarafından kullanılabilen C vitamini oranının yüzde 50 oranında düşmektedir" ifadelerini kullandı. Akyuvar hücrelerinin virüs ve bakterileri etkisiz hale getirebilmek için, vücutta bulunan C vitamini miktarının önemli olduğunu vurgulayan Dyt. Ciğerli, "Bu sebeple şeker tüketimi ve kan şekerinin yükselmesi durumunda akyuvar hücreleri vücuda giren virüs ve bakterilerin yalnızca yüzde 75’ini etkisiz hale getirebiliyor. Yükselme eğiliminde olan şeker seviyeleri bağışıklık sisteminde rol oynayan reseptörleri bloke ederek vücudu bakteriyel enfeksiyonlara açık hale getirip savunmasız bırakıyor" şeklinde konuştu. Kişilerin günlük yaşamda hissettiği şeker ihtiyacı hakkında da bilgiler veren Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Mesela tatlı ihtiyacımız olduğunda, tercihimizi taze meyveler, kuru meyveler, bal, pekmez, kompostolardan yana kullanmamız bizi koruyacaktır. Basit şeker ve basit şeker içeren besinlerden uzak durmalıyız" diye konuştu. Basit şekerlerin sindirilmeden direkt kana karıştığına dikkat çeken Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Özellikle pasta, börek, meşrubatlar ve çeşitli şekerlemelere katılan basit şekerler kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmektedir. Yükselen kan şekeri, vücuda yerleşmeye çalışan virüs ve bakterileri tanıyan reseptörlerin hassasiyetini azaltarak bağışıklık sistemimizin zayıflamasına sebep olmaktadır. Bu sebeple, şeker tüketimine oldukça dikkat etmeliyiz" ifadelerini kullandı.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:00
Cilt yeniliğinde yeni dönem
Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, cilt gençleştirme uygulamaları arasında son yıllarda öne çıkan ‘Gençlik aşısı’ hakkında önemli bilgiler verdi. Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, cilt sağlığını desteklemek ve yaşlanma belirtilerini geciktirmek isteyenlerin tercih ettiği gençlik aşısının aslında bir mezoterapi yöntemi olduğunu söyledi. Açıklamasında gençlik aşısının klasik mezoterapilere kıyasla daha yoğun içeriklere ve daha derin uygulama alanına sahip olduğunu belirten Dr. Mediha Yılmaz, "Gençlik aşısı, deri altına çok ince iğnelerle enjekte edilen yoğun hyaluronik asit içerir. Hyaluronikasit, markaya göre kollajen sentezini uyaran kalsiyum hidroksiapatit ve çeşitli peptidlerle de desteklenebilir" dedi. Cilt kalitesi artıyor, ince kırışıklıklar azalıyor Gençlik aşısının temel amacının cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Yılmaz, "Uygulama sonrası cilt daha parlak, daha sağlıklı görünür. İnce kırışıklıklarda azalma sağlanır. Ayrıca hyaluronik asidin etkisiyle cilt nem desteği kazanır" şeklinde konuştu. 2-3 seanslık uygulamayla kalıcı etki mümkün Gençlik aşısının etkin sonuçlar vermesi için birkaç seansın gerektiğini ifade eden Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, "Bir ay arayla 2 ila 3 seans uygulanmalıdır. Elde edilen etki kalıcıdır ancak yaşlanma devam eden bir süreç olduğu için yılda bir kez hatırlatma seansları öneriyoruz" diyerek düzenli bakımın önemini vurguladı. Estetik kaygıların ötesinde, sağlıklı ve canlı bir cilt görünümüne kavuşmak isteyen herkesin bu uygulamayı değerlendirebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, doğru zamanda ve doğru uzman eliyle yapılan işlemlerin cilt sağlığı açısından önemli kazanımlar sunduğunu söyledi.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:28
Bayburt’ta omurilik basısı olan bir hastaya omurga ameliyatı yapıldı
Bayburt’ta omurilik basısı yaşayan bir hasta, Bayburt Devlet Hastanesinde yapılan omurga ameliyatıyla sağlığına kavuşturuldu. Trokal korpektomi operasyonu ile omurilikteki baskı kaldırılarak, hastanın şikayetleri giderildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Polikliniğine başvuran hasta, Op. Dr. Aziz Kaan Erçandırlı tarafından ameliyat edildi. Operasyonda, omuriliği baskılayan oluşumlar temizlendi, sinirler rahatlatıldı ve omurga stabilize edildi. Başarılı geçen operasyonun ardından hastanın sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrenildi. Öte yandan, boyun omurlarındaki daralma nedeniyle omurilik sıkışması yaşayan başka bir hasta, Op. Dr. Erçandırlı tarafından ameliyat edilmişti ve omurilik üzerindeki baskı ortadan kaldırılmıştı. Bayburt’ta ilk kez yapılan ameliyatla, hasta sağlığına kavuşturulmuştu.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:27
Bayburt’ta 84 yaşındaki hastanın mesane taşları kapalı yöntemle çıkarıldı
Bayburt Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğine başvuran 84 yaşındaki hastaya, prostat büyümesi ve büyük mesane taşları nedeniyle kapalı yöntemle ameliyat yapıldı. Ameliyatı başarılı geçen hasta, sağlığına kavuştu. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mücahit Macit tarafından gerçekleştirilen operasyonda, kapalı prostat ameliyatı ile mesane taşlarının alınması için kapalı yöntemle taş kırma ve çıkarma işlemi uygulandı. Başarıyla tamamlanan operasyonla, hastanın mesane taşları çıkarılarak, prostat kaynaklı şikâyetleri ortadan kaldırıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder