Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi
28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
Tokat’ın Zile ilçesinde kene tutunması sonucu rahatsızlanan 3 yaşındaki çocuk, tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, Zile ilçesinde yaşayan 3 yaşındaki M. B.’nin vücuduna kene tutunmasının ardından bir süre sonra ateş ve halsizlik şikayetleri başladı. Durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürülen küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan M. B.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan Zile ilçesinde 10 gün önce S.G de kene tutunması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
28 Nisan 2026 Salı - 15:25
Burhaniyeliler kan bağışını sevdi
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kan bağısı kampanyası ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Kan vermeyi sevdiğini kaydeden Mahsum Kaya, "Kan verdim rahatladım. Kan verince rahatlıyorum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum" dedi. Kemal İşi de, "Bugün de kan vermeye geldim. 5-6 kere verdim. Bir hastaya vesile oldum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum. Çok iyi oluyor. İnsan kendini çok iyi hissediyor" diye konuştu. Mustafa Sütçüoğlu ise, "Ben Kızılay’a devamlı kan veriyorum. Bu sene 8.yılım. Verdiğim zaman iyi hissediyorum kendimi. İyi oluyorum. Herkesin Kızılay’a kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor
Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
5
28 Nisan 2026 Salı- 12:26
Bolu’daki vahşetin sebebi Lohusa Depresyonu mu
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:08
Diyetisyen Odabaşı’ndan iklim dostu beslenme tavsiyeleri
Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Elif Öksüz Odabaşı iklim dostu beslenme tavsiyelerinde bulundu. İklim değişikliği ile mücadelede beslenme şeklimizin kritik bir rol oynadığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü Diyetisyeni Elif Öksüz Odabaşı insan kaynaklı tüm sera gazı salınımlarının yaklaşık üçte birinin tüketilen besinlerle bağlantılı olduğunun araştırmalarla ortaya konulduğunu söyledi. Et, süt, yumurta gibi hayvansal gıdaların tüketiminin, sebze ağırlıklı beslenmeye kıyasla çok daha fazla karbon salınımına yol açtığını hatırlatan diyetisyen Odabaşı, bitki bazlı diyetlerin sağlık açısından da birçok faydası olduğunu vurgulayarak iklim dostu beslenme tavsiyelerini paylaştı. "Daha fazla bitkisel besin tüketin" Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ile bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların önlenmesinde bitkisel besinlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Odabaşı daha fazla bitkisel besin tüketimine ilişkin önerilerde bulundu. Odabaşı, "Bitkisel protein miktarını artırmak için özellikle nohut, mercimek, barbunya ve kuru fasulye gibi kurubaklagiller, badem, yer fıstığı, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar sofralarda daha fazla yer bulmalı. Salatalarınızı kurubaklagiller ve kuruyemişlerle zenginleştirin, meyvelerinizin yanına kuruyemişleri veya yerli vegan atıştırmalığımız olan leblebiyi ekleyerek hem lezzeti hem de besleyiciliği artırın’’ dedi. Odabaşı ayrıca bitkisel protein kaynaklarının günlük yaşama entegrasyonunu da önerdi. ’Et süt yumurtada dengeyi koruyun’ Hayvansal ürün tüketimini azaltmanın sürdürülebilir beslenme bilincinin temeli olduğunu belirten Diyetisyen Odabaşı, "Sürdürülebilir beslenmede bitkisel kaynaklı besinler önemli bir rol oynasa da, tamamen hayvansal ürünleri dışlamak yerine, dengeli ve esnek bir tüketim modeli benimsemek daha sağlıklı ve uygulanabilir bir yaklaşımdır. Türkiye’ye özgü Beslenme Rehberi de bu dengeyi esas alır, beslenme planlarında dört temel grubu tahıllar, sebze-meyveler, et-yumurta-kurubaklagil ve süt ürünleri dengeli biçimde içeren bir yapı önerilir. Rehbere göre yetişkin bireylerin haftada 2-3 kez kırmızı et, haftada 2-3 kez kurubaklagil, her gün 2-3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmesi önerilmektedir. Bu çerçevede amaç; hayvansal ürünleri tamamen sıfırlamak değil, gereğinden fazla tüketimi azaltarak hem bireysel sağlığı hem doğal kaynakları korumaktır" ifadelerinde bulundu. Diyetimize ek her yıl üretilen gıdanın yüzde 17’sinin israf edildiği ve bu toplam sera gazı salınımının yüzde 8-10’ununa karşılık geldiğini paylaşan Diyetisyen Odabaşı şu önerilerde bulundu: "Yiyecek israfınızı azaltın. Örneğin, olgunlaşmış muzları kek veya pankek yapımında kullanabilir, yumuşamış domateslerle sos veya menemen hazırlayabilirsiniz. Elma ve armut kabukları tarçınla fırınlanarak sağlıklı atıştırmalıklara dönüşebilir. Bayat ekmekleri galeta unu, ekmek tatlısı ya da köfte harcı olarak değerlendirebilirsiniz. Bir gün önceden kalan zeytinyağlı sebze yemekleri börek içi harcı olarak kullanabilirsiniz. Böylece hem ev ekonominize katkı sağlar hem de doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmiş olursunuz."
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:44
Prostat tedavisinde Rezum su buharı tedavisi
İyi huylu prostat büyümesinde Rezum su buharı tedavisinin ameliyatsız, kısa sürede iyileşme ve cinsel fonksiyonların korunması gibi avantajlar sunduğunu belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Sagfettin Kaya, "Rezum, yüksek sıcaklıkta su buharı kullanarak büyümüş prostat dokusunu küçültmeyi amaçlayan modern ve minimal invaziv bir tedavi yöntemidir" dedi. İyi huylu prostat büyümesi (BPH), 50 yaş üstü erkeklerin büyük çoğunluğunu etkileyen, sık idrara çıkma, gece uykudan kalkma ve idrar yaparken zorlanma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini düşüren bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bu alanda artık ameliyatsız, konforlu ve etkili bir tedavi seçeneği mevcut: Rezum su buharı tedavisi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Sagfettin Kaya, yöntemin ayrıntılarını anlattı. Hedef prostatı küçültmek Kaya, işlemin yüksek sıcaklıkta su buharı (termal enerji) ile büyümüş prostat dokusunu küçültmeyi hedeflediğini belirterek, "İşlem, idrar kanalından girilerek yapılır ve yalnızca 10-15 dakika sürer. Bu sürede hedeflenen bölgelere su buharı enjekte edilerek prostatın küçülmesi ve neden olduğu baskının ortadan kalkması sağlanır" dedi. Kimler için uygun? Hafif veya orta düzeyde prostat büyümesi olan, cerrahiye uygun olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen, ilaçlardan fayda görmeyen veya ilaç kullanamayan hastalar için yöntemin tercih edilebileceğini ifade eden Kaya, iyi huylu prostat büyümesinin tekrarlaması halinde işlemin yeniden uygulanabileceğini de aktardı. Rezum tercih ettiren nedenler Rezum tedavisinin en önemli avantajları arasında genel anestezi gerektirmemesi, hastaların çoğunun aynı gün taburcu edilebilmesi, idrar şikâyetlerinde uzun süreli iyileşme sağlaması, cinsel fonksiyonların korunması, ilaç kullanımına gerek bırakmaması ve kısa sürede normal yaşama dönüş imkânı yer alıyor.
15 Ağustos 2025 Cuma - 22:40
Ağrı’da kazada yaralanan çocuk ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi
Ağrı’da meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 12 yaşındaki çocuk, ileri düzey cerrahi müdahale için ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ağrı’da yaşanan trafik kazasında yaralanan 12 yaşındaki Muhammed Hasan Sarı’da ciddi bir kırık tespit edildi. Kırığın risk taşıması nedeniyle ileri düzey cerrahi girişim gerektiği belirlendi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalenin ardından Muhammed Hasan, ambulans uçakla ameliyatın yapılacağı Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 20:22
Siirt’te Sağlıklı Hayat Akademisi Sağlık Elçileri Programı başladı
Siirt’te İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Merkezi Sağlıklı Hayat Merkezi koordinatörlüğünde İl Emniyet Müdürlüğü personeline yönelik "Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) Sağlık Elçileri Programı" kapsamında eğitimler başladı. Programın amacının kurumlar arası iş birliğiyle sağlık bilincini artırmak, erken teşhis ve sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak olduğu belirtildi. Eğitimlere katılan personelin edindikleri bilgileri çevrelerine aktararak, birer "sağlık elçisi" olmaları hedefleniyor. Yetkililer, eğitimlerin belirlenen takvim doğrultusunda devam edeceğini bildirdi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 15:53
Samsunspor Kadın Voleybol Takımının sponsoru Medical Park oldu
Samsunspor Kadın Voleybol Takımı ve Medical Park arasında sağlık sponsorluğu protokolü imzalandı. Protokol kapsamında Medical Park Hastaneler Grubu Samsunspor Kadın Voleybol Takımı’nın sağlık sponsoru oldu. Gerçekleşen imza törenine; Samsunspor Kulübü Başkan Vekili Veysel Bilen, Başkan Yardımcısı Fazlıhan Carus, Mali İşler Sorumlusu Murat Alanyurt, Eğitim Kurumları Sorumlusu İ. Sedat Uygun, Reklam ve Pazarlama Sorumlusu Volkan Erdil, Yönetim Kurulu Üyeleri Giray Şen ve Esat Kasap, Medical Park Samsun Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Şafak Aygül, Başhekim Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Genel Müdür Yardımcısı Fatma Tan Dürüst, Liv Hospital Samsun Başhekimi Opr. Dr. Yılmaz Karagöz ve Genel Müdür Yardımcısı Hatice Bulut katıldı.
15 Ağustos 2025 Cuma - 14:46
Tunceli’de "Akran zorbalığı ve siber zorbalık" söyleşisi
Tunceli’de "Akran zorbalığı ve siber zorbalık" söyleşisi düzenlendi. Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran ve siber zorbalık sorununa dikkat çekmek amacıyla söyleşi düzenledi. Söyleşide, sorunun nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları masaya yatırıldı. Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü kurumun rehberlik öğretmeni Hatice Yalçın Alataş’ın yaptığı söyleşiye Avukat Ali Sait Kaşan, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli rehber öğretmen Erkan Sarıuşak ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Emre Yıldırım konuşmacı olarak katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Okan, Bakanlık vizyonu doğrultusunda çocukların sağlıklı ve mutlu bir geleceğe sahip olmalarının en temel öncelikleri olduğunu vurguladı. Okan, "Bu programda, zorbalığı önleme yolları ve toplumsal farkındalık oluşturma üzerine konuşacağız. Bu söyleşimizin amacı, ailelerin ve toplumun bu önemli soruna karşı bilinçlenmesine, çocuklarımızı ve gençlerimizi koruma yolları hakkında bilgi edinmelerine ve gerekli destek mekanizmalarını tanımalarına yardımcı olmaktır. Ayrıca, bu konudaki kararlılığımızı göstermek adına hazırladığımız ’Akran Zorbalığının Azaltılması’ projemizin de bakanlık onay aşamasında olduğunu belirtmek isterim. Bu proje ile uluslararası başarılı programları yerinde inceleyerek kendi koşullarımıza uyarlamayı hedefliyoruz. Önceliğimiz, ilimizdeki çocuk bakım kuruluşlarında ve aile yanında desteklediğimiz dezavantajlı çocuklarımız olacaktır. Bu projemiz, sadece zorbalığa karşı bir mücadele değil, aynı zamanda çocuklukta başlayan ve yetişkinlikte de devam edebilen şiddet döngüsünün kırılmasına yönelik önemli bir adımdır. Birlikte, çocuklarımızı akran zorbalığının karanlık gölgesinden uzaklaştıracak, onlara aydınlık ve umut dolu bir gelecek sunacağız. Projemizin hayata geçmesiyle birlikte, akran zorbalığıyla mücadelemizi daha somut adımlarla ileriye taşıyacağız" dedi. Hukuki süreçlerin de değerlendirildiği söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 14:36
Doç. Dr. Ökdemir, "Obezite günümüzün en önemli hastalığından biridir"
Obezitenin günümüzün en önemli hastalıklarından biri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Deniz Ökdemir, "Çocuklarda obezite sıklığı çok fazla ve hızlı artıyor. Dünyadaki en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kalp krizi, inme ve diyabet gibi hastalıkların temelinde de obezite var" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Ökdemir, çocuklardaki obezite hastalığı hakkında bilgiler verdi. Ökdemir, "Obezite çocuklarda vücut yağ oranının normalin üzerinde olmasıdır. Bunu anlamak için çocuklarda vücut kitle endeksine bakıyoruz. Vücut kitle endeksi, çocuğun ağırlığının boyunun karesine bölünerek buluyoruz. 30’un üzerinde olması obezite olarak tanımlanıyor. Obezite günümüzün en önemli hastalığından biridir. Çocuklarda obezite sıklığı çok fazla ve hızlı artıyor. Çocuklarımızı küçük yaşta obez olması, erişkin yaşlarda da obez olacakları anlamına geliyor. Dünyadaki en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kalp krizi, inme ve diyabet gibi hastalıkların temelinde de obezite var. Obeziteye karşı çocuklarımızı ekran bağımlılığından korumamız gerekiyor. Onları sosyal alanlara tekrar katmamız gerekiyor. Fast foot gibi yiyeceklerin yaşamlarından çıkarılması ve sağlıklı beslenmelerinin sağlanması gerekiyor. Günlük en az bir-iki saat fiziksel aktivite olması lazım. Obez çocukların aynı zamanda özgüvenleri de düşük olacaktır. Birçok aktiviteye katılmak istemeyecektir. Bu nedenle, çocuklarımızı korumak için farkındalığımızı artıralım, sağlıklı yaşam oluşturalım. Çocuklarımız bizim için çok kıymetlidir" dedi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:40
Böbreğinden 100’e yakın taş çıktı
Yozgat’ta yaşayan 45 yaşındaki Serhat Evran’ın böbreğinden 100’e yakın taş çıktı. Akdağmadeni ilçesinde yaşayan Serhat Evran doktorları bile şaşırtan sağlık problemiyle karşı karşıya kaldı. Şiddetli böbrek ağrısı şikayetiyle Yozgat Şehir Hastanesi’ne başvuran Evran’ın detaylı tetkiklerinin yapılmasının ardından böbreğinde 100 taneye yakın taş tespit edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu ve Op. Dr. Arif Bedirhan Bayraktar hastanın son durumunu kontrol ederek kısa sürede taburcu olacağını söyledi. Hastanın durumu hakkında açıklama yapan Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu hastanın 10 yıl kadar önce sağ böbrekten taş cerrahisi operasyonu geçirdiğini ifade etti. Kocamanoğlu, "Yaptığımız incelemede sağ böbreğin tamamını dolduran taşları vardı. Hastayla görüşerek bu tür büyük taşlarda büyük bir cerrahi olabileceğini ve hastanın birkaç delikten girerek, sırttan delerek ameliyat yapılması gerektiğini söyledik. Hastamız kabul etti. Çarşamba günü hastanın ameliyatını yaptık. Tek delikten girerek neredeyse tamamını temizledik. Bugün de hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu edeceğiz" dedi. "Ülkemizde her 10 kişiden biri böbrek taşından muzdarip" Böbrek taşının yaygın olduğuna değinen Kocamanoğlu, "Böbrek taşı oranı ülkemizde çok yüksek. Her 10 kişiden biri böbrek taşından muzdarip. Taş hastalarına önerilerimiz oluyor. Günlük idrar çıkışları 2 buçuk litreye yakın olacak şekilde sıvı tüketmelerini özellikle su tüketimi öneriyoruz. Spor ve aktivite, tuz kısıtlaması öneriyoruz. Bu önerilere uyarlarsa taş oluşma riskinin azalabileceğini hastalara iletiyoruz. Tedavi sadece cerrahi olarak taşların çıkartılması değil, sonraki yaşam tarzı değişikliği de bizler için çok çok önemli" şeklinde konuştu.
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:29
Kalbinin üzerinden 2 kiloluk kitle çıkarıldı
Van’da göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvuran 60 yaşındaki Ayşe Sever’in kalbinin üst kısmından 13 santimetre çapında, 2 kilogram ağırlığında kitle çıkarıldı.
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:21
Uzmanı uyardı: "Yaz aylarında su tüketimi hayati önem taşıyor"
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yakup Boyraz, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin hayati önem taşıdığını belirtti. Günlük sıvı ihtiyacının kişiye göre değiştiğini vurgulayan Dr. Boyraz, özellikle gebeler, emziren anneler ve ağır işlerde çalışanların su tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Dr. Boyraz, "Sıvı ihtiyacı; fiziksel aktivite düzeyi, hava sıcaklığı ve beslenme şekline göre değişiklik gösterir. Normal şartlarda vücudun toksinleri atabilmesi için günde 8-9 bardak su içilmelidir. Yaz aylarında ise erkekler için bu miktar 2,5-3 litre, kadınlar için 2-2,5 litre, gebeler için en az 3 litre, emziren anneler için ise 3,5-4 litre olmalıdır. Ağır işlerde çalışanlar ve sporcularda bu ihtiyaç 5-8 litreye, bazı durumlarda ise 10 litreye kadar çıkabilir" dedi. Böbrek yetmezliği veya kalp yetmezliği nedeniyle sıvı kısıtlaması gereken hastaların, mutlaka doktorlarının önerilerine uyması gerektiğini belirten Boyraz, "Sıvı ihtiyacının karşılanmasında en iyi içecek sudur. Su içmekte zorlananlar, suyu nane, limon veya çubuk tarçınla aromalandırabilir. Soda, süt, ayran ve limonata da sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur. Ancak çay, kahve gibi kafeinli içecekler, şekerli ve gazlı içecekler ile alkolden uzak durulmalıdır" diye konuştu. Dr. Boyraz, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden de kaçınılması gerektiğini belirterek, "Güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarı çıkılmamalı. Klimalı ortamlarda uzun süre kalınmamalı ve su, ılık şekilde tüketilmelidir" şeklinde konuştu.
15 Ağustos 2025 Cuma - 12:31
Yaz güneşine maruz kalırken cildinize dikkat edin
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yazı son 50 yılın en sıcak yaz aylarından biri olarak kayıtlara geçerken, bilinçsizce güneş ışığı almak bazı riskler taşıyor. Sıcaklık artışına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, güneş maruziyetine karşı uyardı. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, güneş ışınlarına maruz kalma süresini de artırıyor. Kontrolsüz güneşe maruz kalmanın ciddi cilt problemlerine ve uzun vadede cilt kanserlerine neden olabileceğini vurgulayan Medicana Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, güneşin hem yararlı hem de zararlı etkilerini açıkladı. Güneşe çıkış saatine ve giyime dikkat Yaz aylarında artan sıcaklık, nem oranı ve güneş ışınlarına maruziyet çeşitli cilt hastalıklarında belirgin bir artışa neden oluyor. Prof. Dr. Nursel Dilek, özellikle güneş yanıkları, güneş lekeleri, isilik, mantar enfeksiyonları, alerjik döküntüler ve rozasea (gül hastalığı) gibi cilt hastalıklarının yaz döneminde daha sık görüldüğünü belirtti. Güneşin zararlı etkilerinin sadece kısa vadede yanıkla sınırlı kalmayacağını kaydeden Prof. Dr. Nursel Dilek, "Uzun süreli ve kontrolsüz güneşlenme, başta cilt kanserleri olmak üzere birçok ciddi deri hastalığına zemin hazırlar. Ayrıca sıcak ve nemli ortamlarda mantar hastalıkları, terlemenin arttığı bölgelerde isilik gibi şikayetler sık karşımıza çıkar. Özellikle yaz döneminde kişisel hijyenin, uygun kıyafet seçiminin ve güneş koruyucu ürün kullanımının ihmal edilmemesi gerekir" dedi. Güneşten faydalanırken dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Dilek, özellikle 11.00 ile 15.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi. Bu saat aralığının 10.00-16.00 arasında da genişletilebileceğini belirten Dilek, "Güneşin en yakıcı etkisi bu saatlerde görülüyor. Giyilen kıyafetlerin dokusu ve rengi de önemli. Kalın dokulu, açık renkli, kuru kıyafetler tercih edilmeli. Islak kıyafet ya da mayo ile uzun süre güneşte kalmak koruyucu olmaz" şeklinde konuştu. Güneş kremi doğru kullanılmalı Güneşten korunmada güneş koruyucuların önemli bir yeri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nursel Dilek, bu ürünlerin krem, losyon, sprey ve köpük formunda olabileceğini söyledi. Dilek şöyle devam etti; "Mineral içerikli kremler ultraviyole ışınları yansıtırken, kimyasal içerikliler ışınları emerek koruma sağlar. Tüm yaş gruplarına uygun güneş kremi seçimi büyük önem taşıyor. SPF değeri, ürünün koruyuculuğunu gösterir. En az SPF 30 içeren ürünler öneriyoruz. Ancak unutulmamalı ki hiçbir güneş kremi 2-3 saatten uzun koruma sağlamaz. Bu nedenle güneş kremleri 2-3 saatte bir yeniden uygulanmalı. Ayrıca güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürülmesi gerekir." D vitamini eksikliği yapmaz Güneş koruyucuların D vitamini eksikliğine yol açtığı yönündeki iddialara da açıklık getiren Prof. Dr. Nursel Dilek, bu konuda şu bilgileri paylaştı; "Güneş kremleri D vitamini sentezini engellemez. Dirsek ve diz altı bölgeleri 30 dakika boyunca güneşle temas ettiğinde, vücut için gerekli D vitamini sentezi gerçekleşir. Güneş kremini ideal şartlarda kullanan bir kişi bile yarım saatlik korumasız güneş teması ile yeterli D vitamini alabilir. Özellikle çocuklarda 6 aydan itibaren güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşımaktadır. Çünkü çocukluk ve gençlik döneminde oluşan güneş yanıkları, ileride cilt kanseri riskini ciddi şekilde artırmaktadır."
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:46
"Sıcak havalarda tansiyon dalgalanmalarına karşı önlem şart"
Artan yaz sıcaklarının özellikle hipertansiyon hastaları için ciddi risk oluşturabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, yüksek sıcaklık ve nem, damarların genişlemesine neden olarak tansiyonun düşmesine veya ani dalgalanmasına yol açabiliyor. Gün içinde bol su içmek, serin ortamlarda kalmak, güneş altında uzun süre durmaktan kaçınmak ve ilaçların aksatılmaması gerekiyor. Ayrıca ani pozisyon değişikliklerinin de tansiyon dengesini bozabileceği unutulmamalıdır" dedi. Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, sıcak havalarda tansiyon hastalarının nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Artan yaz sıcaklarının özellikle hipertansiyon hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyleyen Uzm. Dr. Akyol, "Yüksek sıcaklık ve nem, damarların genişlemesine neden olarak tansiyonun düşmesine veya ani dalgalanmasına yol açabiliyor. Terleme ile kaybedilen sıvı ise bu durumu daha da ağırlaştırabiliyor. Yüksek tansiyon hastalığının, özellikle 50 yaşından sonra, çoğu zaman hiçbir nedene bağlı olmadan görülebilir. Sağlıklı bireylerde tansiyon değeri 120/80 olarak kabul edilir. Bu değer en fazla 135/85 olabilirken, yüksek tansiyon hastalarında basınç bu ölçümün üzerindedir" diye konuştu. "Genetik faktörlere bağlı gelişebilir" Yüksek tansiyon nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Akyol, "50 yaşın üstündeki yetişkinlerde, her iki kişiden birinde görülen yüksek tansiyon, çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Ailesinde yüksek tansiyon hastası olan kişilerde, ilerleyen yaşla birlikte yüksek tansiyon görülme ihtimali de artar. Öte yandan, yüksek tansiyonu olan kişilerin yaklaşık yüzde 10’unda, tansiyon yüksekliği, hormonal hastalıklar, kalp ve böbrek hastalıkları veya şeker hastalığı gibi başka bir hastalık eşliğinde ortaya çıkıyor" şeklinde konuştu. "Gün içinde bol su içmek önemli" Sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Akyol, "11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Gün içinde bol su içmek, serin ortamlarda kalmak, güneş altında uzun süre durmaktan kaçınmak ve ilaçların aksatılmaması gerekiyor. Ayrıca ani pozisyon değişikliklerinin de tansiyon dengesini bozabileceği unutulmamalıdır. Hipertansiyon hastalarının günlük yaşamlarını hava şartlarına göre planlamaları, sıvı dengesini korumaları ve gerekli durumlarda hekimlerine danışmaları hayati önem taşıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder