SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51 Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13 Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
Sıcak havalar enfeksiyon riskini arttırıyor
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 08:41 Sıcak havalar enfeksiyon riskini arttırıyor Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, yaz aylarında artan enfeksiyon hastalıkları ve alınacak önlemeler hakkında bilgi verdi. Yaz aylarında enfeksiyon hastalıklarında artış gözlemlenmesinin başlıca nedenlerinin; sıcaklık, nem, hijyen şartları ve sosyal davranışlardaki bazı değişiklikler olduğunu ifade eden Dr. Dilek Akıncı, "Sıcaklık ve nem artışı, özellikle gıdalarda mikroorganizmaların çoğalması için uygun bir ortam sağlar. Soğuk zincirin önemli olduğu dondurma, sütlü tatlı gibi gıdalarda bu durum daha önemlidir. Bunun dışında sivrisinek ve kene gibi vektörler, piknik ve açıkta satılan yiyeceklerde hijyen eksikliği, temiz olmayan içme suyu, havuz ve deniz sularının yeterince temiz olmaması, seyahatlerin artması, doğa yürüyüşleri, sık klima kullanımı ve klima sistemlerinin rutin temizliğindeki eksiklikler, kalabalık ortamlara ziyaretler gibi sebeplerle yaz aylarında enfeksiyon hastalıklarında artış görülür" şeklinde konuştu. Yaz aylarında sık görülen ishal ve mide-bağırsak enfeksiyonlarının genellikle bakteri, virüs ve parazitler tarafından oluşturulduğunu dile getiren Akıncı, "En sık kontamine yiyecek ve içeceklerle bulaşan bakteriyel enfeksiyonlardan Escherichia coli, Campylobacter jejuni, Salmonella ve Shigella; en sık kalabalık ortam, havuz suyu ve kamp alanlarından bulaşan viral etkenlerden hepatit A, norovirüs ve rotavirüs; en sık kirli içme sularından bulaşan paraziter enfeksiyonlardan Giardia lamblia ve Entamoeba histolytica diğerlerine göre daha sık görülen enfeksiyon etkenlerindendir" dedi. "Yaz aylarında enfeksiyon riski daha yüksektir" Yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için yaz aylarında enfeksiyon riski daha yüksek olduğunu belirten Dr. Dilek Akıncı açıklamasında, "Yaz aylarında artan sıcaklıklar vücutta sıvı kaybına yol açar. Yaşlı bireylerde susuzluk hissi azalabilir, bu yüzden yeterince su içmediğini fark etmez. Dehidrasyon idrar üretimini azaltacağı için idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Sıcak havalarda gıdalar daha hızlı bozulur. Bazen bozulmuş gıdanın tadı ve kokusu normal görünebilir. İleri yaştaki bireyler yemeğin dışarıda çok kaldığını bazen fark etmez. Terleme ve nem sebebiyle sürekli ıslak kalan cilt ve sinek/böcek ısırıkları cilt enfeksiyonlarına neden olabilir. Yaşlı bireylerde cilt daha hassas olduğu için bu tür enfeksiyonlar da kolaylıkla gelişebilir. Diyabet, KOAH, kalp yetmezliği gibi hastalıkları olan kişilerde de enfeksiyonlar daha sık ve ağırdır. Örneğin, diyabet hastalarında yara enfeksiyonları geç iyileşir ve yaz aylarında yaralanma riski daha yüksektir" ifadelerine yer verdi. "Havuz veya denizden sonra hemen duş alınmalı" Havuz ve deniz gibi ortak kullanım alanlarının bazı enfeksiyon riskleri barındırdığına işaret eden Dr. Akıncı, "Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireyler için daha dikkatli olunması gerekir. Kulak enfeksiyonları özellikle yüzücü kulağı dediğimiz dış kulak yolu enfeksiyonları, konjonktivit diye tabir ettiğimiz göz enfeksiyonları, mantar ve selülit gibi cilt enfeksiyonları, özellikle kadınlarda daha sık görülen idrar yolu ve vajinal enfeksiyonlar, su yutulmasına bağlı gelişen gastroenteritler havuz ve denizden bulaşan enfeksiyonlara örnektir. Bu duruma engel olmak için gittiğiniz havuzun düzenli olarak klorlandığından ve suyun test edildiğinden emin olunmalı, su bulanık veya kötü kokuluysa kesinlikle girilmemeli, duş alma zorunluluğu olan havuzlar tercih edilmelidir. Ayrıca havuz veya denizden sonra hemen duş alınmalı ve ıslak mayoyla durulmamalıdır, mikroorganizmalar ne kadar uzun süre durursa o kadar risk artar. Ayrıca yüzücü gözlüğü, kulak tıkacı kullanılmalı; başkasının hiçbir eşyası kullanılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Belirgin bir artış görülür" Sıcaklık ve nemin, sivrisinek ve kene kaynaklı vektörlerin çoğalması ve yayılması için ideal şartları sağladığını belirten Akıncı, "Sivrisinek veya kene gibi vektör kaynaklı enfeksiyonları önlemek için sineklikli pencere ve kapılar kullanılmalı, sivrisinek kovucu cihazlar ve spreyler kullanılmalı, sivrisineklerin üremesini önlemek için saksı altları ve su kovaları gibi su birikintileri boşaltılmalı, uzun çim ve otlar biçilmeli, uzun kollu ve açık renkli kıyafetler giyilmeli, uzun pantolon giyilmeli ve paçaları çorap içine sokulmalı, şapka kullanılmalı, eve dönünce özellikle diz arkası-koltuk altı-ense-kasık bölgeleri gibi nemli bölgelere mutlaka kene kontrolü yapılmalı ve kene çıplak elle çıkarılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. "Bu belirtiler ciddiye alınmalı" Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Dilek Akıncı, yüksek ateş, ishal, kusma, karın ağrısı, vücutta döküntü ve kızarıklık, şiddetli baş ağrısı, idrar yaparken yanma, öksürük, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, aşırı halsizlik; özellikle sinek veya kene ısırığı sonrası ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilerde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi. "Hijyen kurallarına dikkat edilmeli" Yaz aylarında enfeksiyonlardan korunmak için bireylerin özellikle hijyen kurallarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Akıncı, "Ellerin sabun ve suyla sık sık yıkanması, su ve sabuna ulaşım zor ise el dezenfektanı kullanılması gerekir. Açıkta satılan kaynağı belirsiz yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalı, et, tavuk, ve balık gibi çabuk bozulan gıdalar uygun sıcaklıkta saklanmalı, çiğ sebze ve meyveler iyice yıkanarak tüketilmeli, piknik ve tatil yerlerinde soğuk zincir bozulmamalı, özellikle yazın musluk suyu tüketilmemeli, et ve tavuk ürünleri yeterince pişirilmeli, bol bol temiz su veya sıvı gıdalar tüketilmeli, aşırı sıcakta dışarı çıkılmamalı, havuz ve deniz sonrası hızlıca duş alınmalı, ıslak mayoyla beklenmemeli, şezlong, havlu ve terlik gibi malzemeler ortak kullanılmamalı veya dezenfekte edilmeli, pamuklu çok terletmeyen giysiler giyilmeli, özellikle ayakların nemli kalmaması sağlanmalı, sinek ve kene riski olan bölgelerde uygun kıyafetler giyilmelidir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Manisa Şehir Hastanesinde bir ilk
12 Ağustos 2025 Salı - 16:24 Manisa Şehir Hastanesinde bir ilk Manisa Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisinde ilk defa kapalı yöntemle gerçekleştirilen Atriyal Septal Defekt ameliyatıyla kısa sürede sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi. Manisa Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisinde ilk defa kapalı yöntemle Atriyal Septal Defekt ameliyatı gerçekleştirildi. Çarpıntı ve nefes darlığı şikayetiyle Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne başvuran 38 yaşındaki hasta Emine Özdemir Devirgen’e Atriyal Septal Defekt tanısı konuldu. Kalbin iki kulakçığı arasında doğumda var olan ancak 3 yaşına kadar kapanması gereken anormal bir geçiş durumu olan hasta Devirgen, Kalp Damar Cerrahisine sevk edildi. Kalp Damar Cerrahisi Hekimimiz Op. Dr. Tezcan Bozkurt tarafından kapalı yöntemle ameliyat edilen Devirgen enfeksiyon ve uzun süre yatış yükünden kurtularak kısa sürede sağlığına kavuştu. Rahat bir nefes alan ve çarpıntıları giderilen Devirgen tamamlanan tedavisi sonrası hastaneden taburcu edildi. Yapılan işlemle ilgili bilgi veren Manisa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tezcan Bozkurt, "Hastamız, atriyal septal defekt hastası, kardiyoloji takipli bir hastaydı. Kardiyolojiden bize cerrahi kararıyla geldi, başvurdu. Atriyal septal defekt, kalbin iki kulakçığı arasında doğumda var olan ama 3 yaşına kadar kapanması gereken anormal bir geçiş durumudur. Hastamız, erişkin konjenital kalp hastalıkları grubunda değerlendiriliyor. 3 yaşından sonra kapanmıyorsa zaten yüzde 80 ihtimalle hayatın belli evresinde cerrahiye gidiyor bu hastalar. Tedavisinde, ağırlıklı olarak gelişen teknolojiyle beraber genellikle septal oklüderlerle ameliyatsız kapatılıyor. Ama bizim hastamızda hem defektin büyüklüğü, hem pulmoner basıncının yüksek olması, hem de Atriyal Septal Defekt’in yerleşim yerinin süperior vena kava’ya yakın olması sebebiyle anjiyografik olarak kapanmaya uygun değildi. O yüzden kardiyoloji tarafından bize cerrahi amacıyla yönlendirildi hastamız. Biz hastanın kendisine bilgilendirmelerimizi yaptık. Ameliyatını planlayıp servise yatışını sağladıktan sonra da kapalı yöntem dediğimiz, göğüs kemiğini açmadan sağ meme altından yaklaşık 4-5 cm’lik bir kesiyle ameliyatını gerçekleştirdik" dedi. Atriyal Septal Defekt ameliyatlarının çok sıklıkla yapılmadığın belirten Op. Dr. Bozkurt, "Kapalı ameliyatların şöyle bir avantajı oluyor; hastanede kalış süresi daha kısa oluyor, kanama ve enfeksiyon riski daha az oluyor. Sosyal hayata dönüş, araç kullanma, yan dönme, rahat bir şekilde yatma yönünden klasik cerrahiye göre çok daha avantajlı. Kendisi de hızlı bir şekilde sosyal hayata adapte olacağını düşünüyoruz. Nefes darlığı, çarpıntı ağırlıklı olarak, ‘efor dispnesi’ dediğimiz, merdiven çıkarken tıkanma veya düz bir şekilde yatamama, 1-2 yastıkla yatma gibi şikayetler olabiliyor. Çok ilerleyen evrelerde ise eğer Atriyal Septal Defekt’teki o şantın yönü ters dönüyorsa bu sefer de dudaklarda, parmak uçlarında morarmalar olabiliyor ki bizim hastamızda öyle bir durum söz konusu değildi. Bizim Manisa Şehir Hastanesi’nde ilk kez yaptığımız bir meme altından Atriyal Septal Defekt cerrahisi oldu. Bugün de hastamızı şifayla taburcu edeceğiz" diye konuştu. Ameliyat sonrası hemen ayağa kalkma şansı olduğunu söyleyen hasta Emine Özdemir Devirgen, "Ameliyat sonrası hemen ayağa kalkma şansım oldu. Rahat nefes alabiliyorum artık. Çarpıntılarım yok . Her şey için Tezcan Hocam’a çok teşekkür ederim. Kısa sürede ayağa kalkıp aktivitelerime başlayabildim. Yürüyüşümü yapabiliyorum. Bundan sonraki hayatımda da daha sağlıklı bir hayatım olacağını düşünüyorum. Çok teşekkür ederim. Benim belirti çok azdı, çok az belirtiyle geldim ama bu olmayacak anlamına gelmiyor. Bazı durumlarda hocamızın da belirttiği gibi morarma, bayılma, şişme gibi belirtilerle hastalar başvuruyormuş. Lütfen sağlığınıza dikkat edin ve önemseyin" dedi.
Uzmanı uyardı: "Yaz aylarında anne sütü ile beslenen çocuklar ishalden korunuyor"
12 Ağustos 2025 Salı - 15:11 Uzmanı uyardı: "Yaz aylarında anne sütü ile beslenen çocuklar ishalden korunuyor" Yaz aylarında çocuklarda artan ishal vakaları hakkında açıklamalarda bulunan Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih İbrahim Arabacı, "İshal sırasında vücudun kaybettiği sıvının telafisi de çok önemlidir. Sıvı kaybı hızlı olduğundan, su kaybı giderilmezse, özellikle bebekler ve çocuklar için hayati tehlike oluşabilir" diye konuştu. Ülke genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları insan sağlığı açısından oluşturduğu birçok riski de berberinde getiriyor. Uzmanlar özelikle çocuklarda ve bebekler görülen ishal vakaları ile birlikte vücutta yaşanan sıvı kaybının yaz ayalarında daha çok risk oluşturduğunu dile getiriyorlar. İshal vakarlına kusma, dışkıda kan ve mukus görme durumunda hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini dile getiren Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih İbrahim Arabacı, "İshal özellikle 0-5 yaş grubundaki çocuklarda rastlanan ve en sık ilk 2 yaş içerisinde çocuk ölümlerine sebep olabilen bir hastalıktır. İshal, özellikle virüs kaynaklı ise çoğu zaman kendi kendine düzelir. Bu durumda ateş görülüyorsa, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabildiği gibi, gerektiğinde antibiyotik ve anti-paraziter ilaçlar da alınabilir. Tedavinin temel prensibi sıvı ve mineral kaybının yerine yenisinin konmasıdır" şeklinde konuştu. "Bebeklere ishal kesici ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır" Bebeklerin biberonlarının ve emziklerinin düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini dile getiren Arabacı, "Anne sütü almayan bebeklerde, ishale çabuk yakalanma ve daha fazla ölüm görülmektedir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal durumu oluşursa, anne sütüne mutlaka devam edilmeli ve bebek daha sık emzirilmelidir. Anne sütü almayan bebeklerde ise, normalde aldıkları süt ya da mamalara devam edilmelidir. Kusma ve ishalle kaybedilen sıvı ve mineraller, oral replasman sıvıları, bağırsak florasını düzenleyen probiyotik içeren tozlar kullanılarak giderilebilir. Bebeklere ishal kesici ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Bebek mamayla besleniyorsa mama suyu mutlaka kaynatılmalı, biberon ve emzikler sterilize edilmelidir. Yiyecekler buzdolabında saklanmalıdır. Musluk suları ve kaynağı bilinmeyen sular tüketilmemeli, çiğ sebzelerle hazırlanmış salata ve meyvelerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır. Kabuğu soyulabilen gıdalar soyularak, soyulamayanlar ise iyice yıkanarak yenmelidir. Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir. Gıdaların uygun şartlarda saklandığından emin olunmalı, eller sık sık yıkanmalı, ishalli bireylerle temastan ve aynı eşyaların kullanımından kaçınılmalıdır" diye konuştu. "Yağ ve lif açısından zengin gıdalardan uzak durulmalıdır" Vücuttaki sıvı kaybı dengelene kadar asitli, ambalajlı ve yağlı gıdalardan uzak durulması gerektiğini belirten Arabacı, "Su, ayran, yoğurt, çorba, komposto benzeri sıvı tüketimi artırılmalıdır. İshal düzelene kadar yağsız ve posasız gıdalar alınmalı, bağırsakların daha fazla çalışmasına sebep olan yağ ve lif açısından zengin gıdalardan uzak durulmalıdır. Salata, kuru yemiş, katkı maddesi içeren ambalajlı gıdalar, çikolata, asitli içecekler ve kızartmalar, ishal düzelinceye kadar asla tüketilmemelidir. Meyve tüketiminde şeftali, muz, katı yiyeceklerde yağsız makarna, haşlanmış patates, patates püresi, pirinç pilavı, haşlanmış yağsız et ve tavuk yenilebilir. Vücuttaki su kaybı hafif ve orta derecede olan çocuklarda, belirli oranlarda şeker ve tuz içeren su karışımı ağızdan verilebilir. Ağır vücut sıvısı eksikliğinin olduğu vakalarda ya da ağızdan yeterli miktarda sıvı alınamadığı durumlarda, damardan sıvı ve elektrolit takviyesi tedavisi uygulanmaya başlanmalıdır. Bu durumda çocuğun tedavisinin hastanede yapılması gerekmektedir" dedi.
Taburcu edildi, 3 dakika sonra kalbi durdu
12 Ağustos 2025 Salı - 14:11 Taburcu edildi, 3 dakika sonra kalbi durdu Giresun’da yaşayan Salih Aydın, göğüs ağrısı ve sol kol uyuşması şikâyetiyle başvurduğu Özel Giresun Ada Hastanesi Acil Servisi’nde kalp krizi belirtileri olmasına rağmen "kas ağrısı ve panik atak" teşhisiyle taburcu edildi. Ancak, taburcu edilmesinden sadece dakikalar sonra kalbi ve solunumu durdu. Hastanede uygulanan elektroşok ve kalp masajıyla hayata döndürülen Aydın, kırmızı kod ile acil müdahaleye alındı. Sonrasında stent takıldı. Yaşadıklarının ardından Aydın, "öldürmeye teşebbüs" başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Yoğun bakımda ‘para pazarlığı’ iddiası Yoğun bakımda kendisiyle para pazarlığı yapıldığını ileri süren Salih Aydın, "4 Temmuz’da ikinci stent takılmasının ardından ameliyattan çıktıktan sonra yanımda bulunan Kardiyoloji Uzmanı, ‘Senin oğulların para konusunda sıkıntı çıkardı, sen kaç lira ödeyebilirsin?’ diyerek yoğun bakımda para pazarlığı yaptı. Ayrıca yakınlarıma SGK kapsamında olan tedaviler için ‘SGK bu stentleri karşılamıyor, önce imzalayın, sonra fatura edilir’ şeklinde baskı yapıldı. İlave ücret talebiyle özel stent pazarlaması yapılıyor" dedi. E-Nabız kayıtlarının silindiği iddiası Salih Aydın, tedavi kayıtlarının da gizlendiğini ileri sürdü: "4 Temmuz’daki ameliyat ve tedavi bilgilerimiz Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız sisteminde görünürken daha sonra silindiğini fark ettik. Bu durumun suç delillerinin yok edilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir." Savcılığa suç duyurusu Kasten yaralama, görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik, suç delillerini gizleme ve adam öldürmeye teşebbüs gibi suçlamalarla Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Salih Aydın, "Bu olay sadece bizim yaşadığımız bir trajedi değil; hastaneye güvenerek canını emanet eden herkes için ciddi bir uyarıdır. Hukuki süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Gerekirse tüm detayları ulusal basına taşıyacağız. Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, Giresun İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’nı, görevlerini yerine getirerek bu hastane ve benzeri yerlerde denetimleri sıklaştırmaya, ihmallere göz yummamaya davet ediyoruz. Etrafımızdan ve duyumlarımızdan anladığımız kadarıyla bu hastanede benzer ihmaller ve mağduriyetler az değil. Bu tür olaylar ancak kararlı ve sürekli denetimlerle önlenebilir. Sorumlular korunmadığı, aksine yargı önünde hesap verdiği bir süreç işletilmezse, bu yaşananlar yarın başka ailelerin acısı olacaktır" dedi.
Psikoloğu Kübra Koçer: "EMDR, özellikle travma ve stresle başa çıkmakta zorlanan kişiler için çok etkili bir terapi yöntemidir"
12 Ağustos 2025 Salı - 14:08 Psikoloğu Kübra Koçer: "EMDR, özellikle travma ve stresle başa çıkmakta zorlanan kişiler için çok etkili bir terapi yöntemidir" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Klinik Psikoloğu Kübra Koçer, EMDR’nin (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), özellikle travma ve stresle başa çıkmakta zorlanan kişiler için çok etkili bir terapi yöntemi olduğunu söyledi. Koçer, 1980’lerde Francine Shapiro tarafından geliştirilen EMDR yönteminin ağırlıklı olarak travmatik deneyimlerin işlenmesi, hatıraların yeniden yapılandırılması ve duygusal bozuklukların iyileştirilmesi amacıyla kullanıldığını belirtti. Bu yöntemin, bireylerin travmatik hatıralarına dair duyarsızlaştırma sağlamak için göz hareketlerinden faydalanır. Aslında travma dünyayı ve kendimizi anlamlandırma biçimimizin aldığı derin yaradır" şeklinde konuşan Koçer, şu bilgileri verdi: "EMDR, travmatik hatıraların beynimizde nasıl işlendiğini anlamamıza dayalı bir yaklaşımdır. Bu yöntem, danışanların geçmişteki travmalarını, göz hareketleri gibi bilateral uyarılar kullanarak yeniden işlemelerine imkan tanır. Bilateral uyarılar, beynin iki yarım küresi arasında bir denge kurar ve bu da duygusal hatıraların daha sağlıklı bir şekilde işlenmesini sağlar. Çalışmalar, EMDR’nin beynin duygusal işlemleme süreçlerini etkileyerek, travma sonrası stresin azaldığını ve kişinin psikolojik sağlığının iyileştiğini gösteriyor. Bu terapi yöntemi, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) başta olmak üzere anksiyete, depresyon ve fobiler gibi pek çok durumda etkili bir tedavi seçeneği sunar." EMDR’nin temelinde beynin travmatik hatıraları işleme biçimi yatığını hatırlatan Koçer, "Bilateral uyarılar kullanılan beynin sağ ve sol yarım küreleri arasında bir denge kurulması sağlanır. Bu denge, kişinin olumsuz duygusal hatıralarını yeniden işleyip, daha sağlıklı bir şekilde anlamasına yardımcı olur. Çeşitli klinik araştırmalar, EMDR’nin özellikle PTSD tedavisinde oldukça etkili olduğunu kanıtlamıştır. Travmaların işlenmesi sürecinde beyin, daha sağlıklı bir şekilde hatıraları tekrar yapılandırır ve bu sayede kişi, duygusal yükünü hafifletir" dedi. Kimlere uygulanır EMDR’nin farklı psikolojik sorunları olan kişilerde başarıyla kullanılabildiğini belirten Koçer, "Post-Traumatik Stres Bozukluğu (PTSD): Savaş, taciz, kaza ya da doğal afetler gibi travmatik olaylar sonrası PTSD yaşayan kişilerde EMDR oldukça etkili olmuştur. Anksiyete ve Panik Bozuklukları: Travmalarla ilişkili anksiyete bozuklukları için EMDR iyi bir seçenek olabilir. Depresyon: Geçmişteki travmalar nedeniyle ortaya çıkan depresyon durumlarında, EMDR’nin faydalı olduğu klinik olarak gösterilmiştir. Fobiler: Özellikle travma kaynaklı fobilerde EMDR, kişiyi bu korkularla başa çıkma konusunda destekler. Bireysel Gelişim ve Performans: Ayrıca, travma geçmişi lmayan ancak kaygı, stres ve performans sorunları yaşayan kişilerde de EMDR kullanılabilir" şeklinde konuştu. EMDR’nin faydaları Koçer EMDR’nin faydalarını anlatarak, "Travmatik hatıraların duygusal etkisini hafifletir ve kişiyi bu hatıralara karşı duyarsızlaştırır. Kişinin duygusal işleme süreçlerini düzenler, hatıraları yeniden yapılandırmasına yardımcı olur. Kaygı, stres ve depresyon düzeylerini azaltır. Bireylerin günlük yaşamlarındaki işlevselliği ve ruhsal sağlığını iyileştirir" diye konuştu.
Diş fırçalamak kalp ve damar hastalıkları riskini yüzde 10 ila 20 oranında azaltabilir
12 Ağustos 2025 Salı - 12:06 Diş fırçalamak kalp ve damar hastalıkları riskini yüzde 10 ila 20 oranında azaltabilir Kalp-Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, düzenli olarak günde iki kez diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın, kalp ve damar hastalıkları riskini yüzde 10 ila 20 oranında azaltabileceğini söyledi. Düzenli bir ağız ve diş bakımı, yalnızca sağlıklı bir gülümseme için değil, aynı zamanda genel vücut sağlığının korunması için de büyük önem taşıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Başhekimi ve Kalp-Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, düzenli olarak günde iki kez diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın, kalp ve damar hastalıkları riskini yüzde 10 ila 20 oranında azaltabileceğini söylüyor. "Kan dolaşımına karışan bakterileri kalp kapaklarında ciddi enfeksiyonlara neden olabilir" Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, kötü ağız hijyeninin diş eti hastalıklarına yol açarak vücutta yaygın iltihaplanma oluşturduğunu ve bunun atardamarların sertleşmesini tetikleyerek kalp krizi ve felç riskini yükselttiğini ifade etti. Kan dolaşımına karışan bakterilerin kalp kapaklarında ciddi enfeksiyonlara neden olabileceği uyarısında da bulunan Prof. Dr. Korkmaz, sağlıklı kalpler için ağız bakımının düzenli ve özenli yapılmasının önemine dikkat çekti. Düzenli diş hekimi kontrollerinin de sağlıklı ağız ve kalp sağlığı için vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirten Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, "Erken dönemde fark edilen diş eti problemleri ve enfeksiyonlar, uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir ve kalp-damar sistemine olan olumsuz etkiler en aza indirgenebilir. Ayrıca, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınmak da ağız ve kalp sağlığını korumada büyük rol oynar" dedi. Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, halkı bilinçlendirmek ve koruyucu önlemleri artırmak için ağız sağlığının kalp sağlığıyla olan bağlantısına dair farkındalığın yaygınlaştırılmasının gerekliliğine de dikkat çekti. Sadece dişlerinizi kaybetmekle kalmazsınız Ağız ve diş sağlığının, genel vücut direnci ve kronik hastalıkların önlenmesinde de önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, "Ağızda oluşan bakteriyel enfeksiyonlar sadece kalbi değil, aynı zamanda diyabet, kronik böbrek hastalıkları ve solunum yolu enfeksiyonları gibi pek çok sistemik hastalığı da tetikleyebilir" dedi. Ağız sağlığını ihmal etmenin sadece diş kaybına değil, aynı zamanda genel sağlık durumunun bozulmasına da zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, bu yüzden ağız bakımının bir yaşam tarzı haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Bazı enfeksiyonların tedavisi zor ve uzun süreçler gerektirebilir Dişlerdeki enfeksiyonların iki önemli zararlı etkisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, "Ağızda gelişen enfeksiyonlar vücudun bağışıklık sistemini etkileyerek yaygın iltihaplanmaya yol açar. Bunun yanında, ağır diş enfeksiyonlarında bakteriler kana karışarak kalbe ulaşabilir" dedi. Bu iltihaplanma ve kandaki bakteri varlığının kalp sağlığını nasıl etkilediğini açıklayan Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, "Vücuttaki iltihaplanma, atardamarların sertleşmesine ve daralmasına yol açan tetikleyicilerden biridir. Bu durum, damar tıkanıklığı kalp krizi ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarının riskini artırır" ifadelerini kullandı. "Endokardit" adı verilen ciddi enfeksiyonlara yol açabilir" Kan dolaşımına karışan bakterilerin kalbin iç zarına ve kapaklarına yapışarak "endokardit" adı verilen ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini de belirten Prof. Dr. Korkmaz, bu enfeksiyonların tedavisinin genellikle zor ve uzun süreçler gerektirdiğini söyledi. Bu nedenle ağız ve diş bakımının düzenli ve titizlikle yapılmasının, sağlıklı kalp için kritik bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Sıcak hava dalgası Van’da acil servislerde yoğunluğu artırdı
12 Ağustos 2025 Salı - 11:36 Sıcak hava dalgası Van’da acil servislerde yoğunluğu artırdı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Aykut, öğle saatlerinde güneşe maruz kalan vatandaşlarda sıcak çarpmasına bağlı şikâyetlerde artış yaşandığını söyledi. Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası, Van’da acil servis başvurularını artırdı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, hava sıcaklıkları bu hafta birçok ilde mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Düşük nem oranı ise hissedilen sıcaklığı daha da artırarak özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olanlar için ciddi risk oluşturuyor. Uzmanlar, sıcak havanın yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmadığını, aynı zamanda sağlık üzerinde de ciddi tehditler oluşturduğuna dikkat çekiyor. İHA muhabirine konuşan Başhekim Yardımcısı Acil Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Aykut, sıcaklıkların artmasıyla birlikte acil servis başvurularında sıcak çarpmasına bağlı semptomlarla ilgili ciddi bir artış yaşandığını belirtti. Acil Tıp Uzmanı Dr. Aykut "Vatandaşlarımızın özellikle bu konuda dikkat etmesi gereken bazı hususlar var. Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte özellikle öğle saatlerinde, yani 11.00 ile 16.00 arasında vatandaşlarımızın mümkün olduğunca güneş altında kalmamasını öneriyoruz. Eğer mecburen güneş altında kalacaklarsa ya da kapalı ama sıcak ortamlarda çalışıyorlarsa, bu durumlarda daha ince, açık renkli ve pamuklu, nefes alabilen kumaşlardan yapılmış kıyafetleri tercih etmeleri kendileri için faydalı olacaktır" dedi. "Sıvı tüketmeleri büyük önem taşıyor" Vatandaşların sıcak çarpması konuda dikkat etmeleri gereken bazı belirtiler olduğunu dile getiren Aykut, "Bu belirtiler basit kas kramplarından başlayarak, daha ileri düzeyde sıcağa aşırı maruz kalmaya bağlı idrar çıkışında azalma, nöbet geçirme ve bilinç bozukluğu gibi geniş bir yelpazeye yayılabiliyor. Özellikle kronik hastalığı olan yaşlı bireyler ile bebek ve çocukların, yaz aylarında dışarıda geçirdikleri süre boyunca bol sıvı tüketmeleri büyük önem taşıyor. Acil servise genellikle 40 derecenin üzerinde yüksek ateş şikayetiyle başvuruyorlar. Bunun yanında mide bulantısı, kusma, ishal atakları, ciddi kas ağrıları ve kramplar gibi semptomlar görülebiliyor. Daha ileri vakalarda bilinç değişikliği, konuşma bozukluğu ve çevreyle iletişim kuramama gibi durumlarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Dışarıda baygın halde bulunan vatandaşlar için hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Aykut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servise hem kendi imkanlarıyla gelen hem de 112 aracılığıyla getirilen hastalarımız oluyor. Bu tür hastalara uyguladığımız tedavi süreci genellikle vücut ısısını düşürmeye yönelik oluyor. Bunun için buz paketleri veya fan sistemleriyle soğutma yöntemlerini kullanıyoruz. Ayrıca, sıcak çarpmasına bağlı olarak gelişen aşırı ısınma nedeniyle vücutta sıvı ve elektrolit kayıpları meydana geliyor. Bu kayıpları yerine koymak için damar yolu açılarak serum tedavisi uyguluyoruz. Çok ileri seviyedeki vakalarda ise sıvı kaybı ve elektrolit bozukluklarına bağlı olarak böbrek yetmezliği ya da diğer organ yetmezlikleri gibi ciddi komplikasyonlarla karşılaşabiliyoruz."
Sıcak hava dalgası Van’da acil servislerde yoğunluğu artırdı
12 Ağustos 2025 Salı - 11:34 Sıcak hava dalgası Van’da acil servislerde yoğunluğu artırdı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Aykut, öğle saatlerinde güneşe maruz kalan vatandaşlarda sıcak çarpmasına bağlı şikâyetlerde artış yaşandığını söyledi. Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası, Van’da acil servis başvurularını artırdı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, hava sıcaklıkları bu hafta birçok ilde mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Düşük nem oranı ise hissedilen sıcaklığı daha da artırarak özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olanlar için ciddi risk oluşturuyor. Uzmanlar, sıcak havanın yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmadığını, aynı zamanda sağlık üzerinde de ciddi tehditler oluşturduğuna dikkat çekiyor. İHA muhabirine konuşan Başhekim Yardımcısı Acil Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Aykut, sıcaklıkların artmasıyla birlikte acil servis başvurularında sıcak çarpmasına bağlı semptomlarla ilgili ciddi bir artış yaşandığını belirtti. Acil Tıp Uzmanı Dr. Aykut "Vatandaşlarımızın özellikle bu konuda dikkat etmesi gereken bazı hususlar var. Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte özellikle öğle saatlerinde, yani 11.00 ile 16.00 arasında vatandaşlarımızın mümkün olduğunca güneş altında kalmamasını öneriyoruz. Eğer mecburen güneş altında kalacaklarsa ya da kapalı ama sıcak ortamlarda çalışıyorlarsa, bu durumlarda daha ince, açık renkli ve pamuklu, nefes alabilen kumaşlardan yapılmış kıyafetleri tercih etmeleri kendileri için faydalı olacaktır" dedi. "Sıvı tüketmeleri büyük önem taşıyor" Vatandaşların sıcak çarpması konuda dikkat etmeleri gereken bazı belirtiler olduğunu dile getiren Aykut, "Bu belirtiler basit kas kramplarından başlayarak, daha ileri düzeyde sıcağa aşırı maruz kalmaya bağlı idrar çıkışında azalma, nöbet geçirme ve bilinç bozukluğu gibi geniş bir yelpazeye yayılabiliyor. Özellikle kronik hastalığı olan yaşlı bireyler ile bebek ve çocukların, yaz aylarında dışarıda geçirdikleri süre boyunca bol sıvı tüketmeleri büyük önem taşıyor. Acil servise genellikle 40 derecenin üzerinde yüksek ateş şikayetiyle başvuruyorlar. Bunun yanında mide bulantısı, kusma, ishal atakları, ciddi kas ağrıları ve kramplar gibi semptomlar görülebiliyor. Daha ileri vakalarda bilinç değişikliği, konuşma bozukluğu ve çevreyle iletişim kuramama gibi durumlarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Dışarıda baygın halde bulunan vatandaşlar için hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Aykut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servise hem kendi imkanlarıyla gelen hem de 112 aracılığıyla getirilen hastalarımız oluyor. Bu tür hastalara uyguladığımız tedavi süreci genellikle vücut ısısını düşürmeye yönelik oluyor. Bunun için buz paketleri veya fan sistemleriyle soğutma yöntemlerini kullanıyoruz. Ayrıca, sıcak çarpmasına bağlı olarak gelişen aşırı ısınma nedeniyle vücutta sıvı ve elektrolit kayıpları meydana geliyor. Bu kayıpları yerine koymak için damar yolu açılarak serum tedavisi uyguluyoruz. Çok ileri seviyedeki vakalarda ise sıvı kaybı ve elektrolit bozukluklarına bağlı olarak böbrek yetmezliği ya da diğer organ yetmezlikleri gibi ciddi komplikasyonlarla karşılaşabiliyoruz." (YLM-ŞAK-