SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51 Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13 Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
Medical Point Gaziantep’te yenilikçi yöntemlerle tedavi imkanı
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:15 Medical Point Gaziantep’te yenilikçi yöntemlerle tedavi imkanı Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde görev yapan girişimsel radyoloji uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, ameliyatsız tedavi yöntemleriyle bölge halkına umut olmaya devam ediyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde görev yapan girişimsel radyoloji uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, ameliyatsız tedavi yöntemleriyle ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Şirikçi, "Abse ve kist gibi sıvı birikimlerinden, kanamalara ve tümör tedavilerine kadar pek çok alanda kullanılan minimal invaziv girişimsel radyoloji teknikleri, cerrahiye ihtiyaç duymadan etkili çözümler sunuyor. Vücutta enfekte sıvıların ya da kistlerin birikmesi durumunda uygulanan sıvı drenaj işlemleri, artık çok daha hassas ve konforlu. Ultrason ve bilgisayarlı tomografi (BT) rehberliğinde yapılan bu işlemlerin özellikle yoğun bakım hastaları ve ameliyat riski yüksek bireyler için hayati öneme sahip" dedi. "Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kanamaları durdurmak, tümörlerin beslenmesini kesmek ya da damar hastalıklarını tedavi etmek artık mümkün" Prof. Dr. Akif Şirikçi, "Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kanamaları durdurmak, tümörlerin beslenmesini kesmek ya da damar hastalıklarını tedavi etmek artık mümkün. Embolizasyon adı verilen bu yöntem, belirli damarların kontrollü şekilde kapatılması esasına dayanıyor. Bu modern tekniğin özellikle karaciğer, böbrek ve rahim (uterus) gibi organlardaki kanamalar ve tümörlerde başarıyla uygular. Embolizasyon, hem hasta konforunu artırıyor hem de iyileşme süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Hastanede kalış süresi azalıyor, tedavi süreci çok daha kolay geçiyor. Girişimsel radyoloji, modern tıbbın en yenilikçi alanlarından biri. Cerrahiye gerek kalmadan, hastalığın kaynağına doğrudan müdahale etme imkanı sunuyoruz. Bu sayede hem riskleri azaltıyor hem de yaşam kalitesini artırıyoruz" "Amacımız, en güvenli ve etkili tedaviyi sunmak" Hastalara yalnızca tedavi değil, aynı zamanda konforlu bir iyileşme süreci sunmayı amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Akif Şirikçi, "Sıvı drenajı ve embolizasyon işlemleri sayesinde, pek çok hastalıkta ameliyatsız çözüm sunabiliyoruz. Minimal invaziv tekniklerle yapılan bu işlemler, hem hasta hem de hekim açısından büyük avantaj sağlıyor. Bizler Medical Point Gaziantep olarak, en güncel teknolojiler ve alanında uzman kadromuzla bölge halkına en ileri düzey sağlık hizmetini sunmaya kararlıyız" diye konuştu.
Nazilli Devlet Hastanesi’nden sıcak hava uyarısı
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:52 Nazilli Devlet Hastanesi’nden sıcak hava uyarısı Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar sağlık riskini artırırken, Nazilli Devlet Hastanesi, özellikle risk grubundaki bireylerin önlem almadan dışarı çıkmaması gerektiğini vurguladı. Nazilli Devlet Hastanesi, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların özellikle risk grubundaki bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı. Günün en sıcak saatleri olan 10.00-16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, dışarıya çıkılması durumunda açık renkli ve hafif giysilerin tercih edilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, bol sıvı tüketilmesi, güneş altında uzun süre korunmasız kalınmaması ve basit önlemlerle sıcak çarpması gibi sağlık sorunlarının önlenebileceği hatırlatıldı. Konu ile ilgili Nazilli Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar, özellikle risk grubundaki bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve hafif giysiler tercih edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, güneş altında uzun süre korunmasız kalınmamalıdır. Unutmayınız, alınacak basit önlemler, sıcak çarpması ve benzeri sağlık sorunlarının önüne geçebilir" ifadeleri yer aldı.
Yaz aylarında böbrek sağlığına dikkat edilmesi uyarısı
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:47 Yaz aylarında böbrek sağlığına dikkat edilmesi uyarısı Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sav, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Hava sıcaklığı ile birlikte terlemenin artış gösterdiğine değinen Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sav, "Aşırı terleme ve fark edilemeyen su kayıpları vücutta göreceli bir su eksikliğine neden olarak böbrek çalışmasında bir azalmaya yol açabilir. Akut böbrek hasarı denen bu durum, erken ve uygun yöntemlerle tedavi edilmezse kalıcı bir böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir. Özellikle yaşlı, çok sayıda ilaç kullanan, şeker hastalığı olan ve kalple ilgili problemleri olan hastalar açısından bu risk çok daha fazladır. Ayrıca aşırı tuz alımı, ağrı kesici türü ilaç kullanımı da riski artırmaktadır" dedi. "Sıvı kayıpları eğer telafi edilmezse herkes için böbrek hastalığı riski oluşturabilir" Sıcakla ilgili sıvı kayıpları eğer telafi edilmezse herkes için böbrek hastalığı riski oluşturabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sav, özellikle kalp, şeker ve daha önceden mevcut böbrek hastalığı olanlar daha fazla risk altında olduğunu kaydetti. Vücuda alınan su miktarının azalmasının idrar miktarını etkileyerek yoğun ve koyu sarı bir renk almasına neden olacağını bildiren Prof. Dr. Sav, "Eğer bu tip bir idrar ile karşılaşılırsa derhal alınan sıvı miktarı artırılmalıdır. Ayrıca bulanık veya kanlı idrar, kişinin hemen bir hekime başvurmasını gerektirir. Ayrıca gece aşırı sıvı almadığı halde iki veya daha fazla idrara çıkmak da böbrek hastalığı habercisi olabilir. Mutlaka uzmana başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. Sıcak hava ile birlikte oluşabilecek su kayıplarının yerinin tamamlanmaması durumunda idrarın yoğunlaşmasına ve bazı tip böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Sav, ancak bunun kısa vadede değil, daha uzun sürelerde belki yıllar içerisinde oluşabilecek bir durum olduğunun da altını çizdi. "Böbrek hastaları aşırı sıvı kaybından kaçınmalı" Böbrek hastalarının aşırı sıvı kaybına neden olmamak için günün en sıcak saatlerinde mümkünse dışarı çıkmaması ve sıvı kaybından kaçınması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Sav, "İnce, açık renk giysiler tercih edilmeli ve mecburi olmayan işlerini sabah veya akşamüzeri saatlerinde halletmeye özen göstermelidirler. Efor gerektiren işlerden ve zorlayıcı sportif faaliyetlerden mutlaka sıcak havalarda kaçınmaları gerekir" dedi. Günlük sıvı alımının göreceli bir konu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sav, "Normal bir insanın günlük alması gereken sıvı miktarı normal hava şartlarında yaklaşık 1,5 litre kadar olmakla beraber, günlük aktiviteyle, kaybedilen sıvı miktarıyla yakın ilişkilidir. Bu konuda en önemli belirleyici faktörlerden biri de susama hissidir. Eğer susama hissi varsa, vücutta su eksikliği işareti olacaktır ve mutlaka yeterli sıvı alınmalıdır. Ancak bazı tip kalp hastalıklarında veya diyaliz hastalarında aşırı sıvı almak tehlikeli olabilir. Hastaların mutlaka hekime ne kadar sıvı almaları gerektiğini danışmaları gereklidir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Yaz aylarında artan cilt lekelerine dikkat
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:37 Yaz aylarında artan cilt lekelerine dikkat Havaların ısınması ile birlikte artan cilt lekelenmelerinin cilt kanserine kadar gidebildiğini belirten Cilt hastalıkları uzman doktoru İnci Deniz İnanç, yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler verdi. Havaların ısınması, güneşin yakıcı sıcaklığı ile beraber cilt lekelenmelerinde de artış meydana geldi. Lekelenmelerin çözümleri ve yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler veren Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzman Doktoru İnci Deniz İnanç, "Yazın güneş ışınları daha dik açıyla geldiği için uzun süreli ve korunmasız güneş teması ciltte lekelenmelere sebep olmaktadır. Ultra viyola A ve B ışınları ciltte lekelenmelere sebep oluyor. Erişkinler ve çocuklarda cilt lekelenmeleri görülmektedir. Cilt lekeleri genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve cilt tipi ile uyumlu olarak değişkenlik gösteriyor. Çocuklarda hormonal faktörler hariç cilt lekelenmeleri ön plana çıkıyor. Çocuklarda mineral filtreli güneş koruyucuları erişkinlerde mineral ve kimyasal filtreli güneş koruyucuları hangisi cilde uygunsa kullanılmasını öneriyorum. Açık tenli bireyler ve 10 yaş altındaki çocuklar güneş yanıklarına ve lekelerine daha çok yatkındırlar. Güneş hasar sadece lekelenme değil cilt kanserlerine kadar uzanabilir. Bu sebepten güneş koruyucuları dışarı çıkmadan yarım saat önce sürülmesi ve 2-3 saatte bir yenilenmesi gerekiyor. Çocuklarda mineral filtreli erişkinlerde ise ihtiyaca göre mineral veya kimyasal filtreli güneş koruyucuları kullanılabilir. Güneşin daha dik açılarda olduğu sabah 10.00 ila 16.00 arasında güneşten ve temaslardan kaçınılması gerekiyor. Bu saatler arasında oluşan yanıklar daha kalıcı hasar bırakmaktadır. Cildimizde daha ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.
Sessiz hastalık: Aort anevrizması
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:16 Sessiz hastalık: Aort anevrizması Kalbin ana atardamarı olan aortta meydana gelen anevrizmaların teşhis ve tedavisine ilişkin açıklamalarda bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, anevrizmanın erken dönemlerde genellikle belirti vermediğine dikkat çekti. Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, aort anevrizmasının tanı ve tedavi süreçleri hakkında açıklamalarda bulundu. Aort anevrizmasının, kalpten çıkan ana atardamar olan aortun çapının 2 katına çıkarak normalden fazla genişlemesi durumu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Teskin, "Bu genişleme, zamanla damar duvarında zayıflama ve yırtılma riskini artırabilir. Erken teşhis ve takip, hayati öneme sahiptir" dedi. Anevrizmanın erken dönemlerde genellikle belirti vermediğine dikkat çeken ve tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Önder Teskin, "Hastalarda şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi şikayetler görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında acil müdahale gerekebilir. Cerrahi onarım ve endovasküler yöntemler günümüzde en çok tercih edilen seçeneklerdir. Hastanın durumuna göre hangi yöntemin uygun olduğuna karar verilir. Düzenli takip ve risk faktörlerinin kontrolü, tedavi başarısını artırır" diye konuştu. Öte yandan Prof. Dr. Teskin, aort anevrizmasından korunmak için; sigara kullanımının bırakılması, hipertansiyonun kontrol altına alınması ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine vurgu yaptı.
Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:41 Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu SAMSUN (İHA) – Tokat’tan Samsun’a gelen ve günde 4 farklı oksijen tüpüyle nefes almaya çalışan 71 yaşındaki KOAH hastası, balon genişletme ve inhale PRP tedavisi ile oksijen bağımlılığından kurtuldu ve sağlığına kavuştu. Yıllardır geleneksel yöntemlerle kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığından kurtulmaya çalışan fakat 4 farklı makine desteği ile nefes almaya çalışan Sefer Karabağ (71), Samsun’a gelerek Medicana International Samsun Hastanesi’nde yenileyici tedavilere başvurdu. Önce balon genişletme (balon bronkoplasti) işlemi uygulanan Karabağ, ardından da PRP işlemi ile sağlığına kavuştu. Kullandığı oksijen makinelerinden kurtulan Karabağ, yıllardır ilk kez destek olmadan nefes aldığı için mutlu olduğunu ifade etti. KOAH hastalığında yenileyici tedaviler hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "KOAH, akciğerlerde oluşan geri dönüşümsüz, inflamatuar bir hastalık. Günümüzde bu hastalıkla ilgili geleneksel tedaviler dışında çeşitli girişimsel tedaviler de mevcut. Kronik bronşit baskın KOAH dediğimiz tip hastalarda çeşitli tedavi yöntemleri ile daralan, sıkışan hava yollarını açıp, hastaların daha rahat nefes almasını sağlayabiliyoruz. Çeşitli yenileyici tedaviler de son yıllarda oldukça popüler oldu. Bunun başında da PRP tedavisi geliyor. Bu tedavideki amaç; hasarlı bölgede onarıcı hücrelerin o bölgeye toplanmasını sağlamak, hücre hasarını durdurucu etkenlerin aktif olmasını sağlamak, yeni kan damarlarının oluşumunu ve fonksiyonunu kaybetmiş hücreleri yeniden canlandırmayı sağlamak. Bunları KOAH hastalarında inhale şekilde PRP ya da eksozom tedavisi şeklinde uygulayabiliyoruz. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda da bu yenileyici tedavilerin hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde oldukça başarılı olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir" dedi. "Hastanın kanındaki hücrelerden salınan uyarıcıları alıp, solunum sistemine verdik" Yenileyici tedavi yönteminin yıllardır KOAH’la savaşan Sefer Karabağ’da da işe yaradığını dile getiren Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastanemize başvuran Sefer Bey 71 yaşında kronik sigara kullanıcısı. Buna bağlı olarak da kronik bronşit baskın KOAH hastası. Bu hastaların genel özelliklerinden ‘blue bloater’ denilen görünüme sahip. Siyanotik yüz, karın bölgesinde yağlanma, bacak kaslarında zayıflama, öksürük, balgam şikayetlerine sahip klasik bir kronik bronşit baskın KOAH hastası. Hastamız uzun yıllardır geleneksel yöntemlerle tedavi edilmekteydi. Ona rağmen oksijen bağımlılığından kurtulamıyordu. Bu tip hastalarda balon genişletme ameliyatını (balon bronkoplasti) Sefer Bey’de uyguladık. İşlem sonrası ertesi gün dramatik iyileşme süreci başladı. 1 aylık kontrolde iyilik halini korumak, muhtemel eski olumsuz süreçleri baskılamak ve akciğer içerisindeki ölmüş hücrelerin yeniden canlanmasını sağlamak için de inhale PRP tedavisi uyguladı. Hasta ilk gününde solunum kapasitesi ve efor kapasitesi ilk geldiğine göre büyük ölçüde arttı. Şikayetleri de oldukça geriledi. İlk yaptığımız balon genişletme işlemi 2,5 saat süren derinlemesine bir temizlikti. Dün yapılan PRP tedavisi de 1 saat süreç aldı. İnhale PRP tedavisi kişinin kendi kanındaki büyüme faktörlerinin ve çeşitli doku uyarıcılarının alınıp, ayrıştırıldıktan sonra hastanın solunum sistemine tekrardan verilmesi prensibine dayanıyor. Bundan sonraki süreçte hastayı yakından takip edeceğiz" diye konuştu. "4 farklı makineyle nefes alabiliyordum, şu anda yürüyerek 4. kata çıkabiliyorum" Geleneksel tedavilerden alamadığı cevabı yenileyici tedavi yöntemlerinden aldığına dikkat çeken hasta Sefer Karabağ ise "KOAH hastasıyım. Nefes alamama şikayetiyle hastaneye geldim. Yıllardır nefes almakta zorluk çekiyorum. 4 farklı makine desteği ile nefes alabiliyordum. Sabah, akşam ve gece oksijen takviyesi alıyordum. Tedavimin ardından oksijen takviyesini unuttum. 4 yıldır Tokat’ta acile gidip, geçici çözümler buluyordum. 3 devlet bir de benim aldığım toplam 4 oksijen makinesiyle hayata tutunuyordum. Çok şükür şu anda hepsini attık. Tedaviden önce oksijen takviyesi olmadan hiçbir şey yapamıyordum. Bugün operasyondan sonra ikinci günüm. Kendimi çok iyi hissediyorum. Yürümem de gayet güzel. Hastane merdivenlerinde kendimi deniyorum. 2 kat ile başladım şu anda 4. kata kadar merdivenle çıkabiliyorum. Bu günlerime şükürler olsun" şeklinde konuştu.
İl Müdürü Bildirici: "İbn-i Sina insanlığa ışık tutan büyük bir ilim insanıdır"
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:35 İl Müdürü Bildirici: "İbn-i Sina insanlığa ışık tutan büyük bir ilim insanıdır" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, İbn-i Sina Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, tıbbın babası olarak kabul edilen büyük bilgin İbn-i Sina’nın insanlık tarihine bıraktığı mirasın hala geçerliliğini koruduğunu ifade etti. İbn-i Sina’nın Avrupa’da ’Avicenna’ olarak tanındığını belirten İl Müdürü Bildirici, "Büyük bilgin ve hekimlerin pîri olan İbn-i Sina, 17 Ağustos 980 tarihinde Buhara’nın Afşana kasabasında doğmuş, 21 Haziran 1037’de Hemedan’da vefat etmiştir. Doğumunun 1003’üncü yıldönümü olan 1983’ten itibaren her yıl Ağustos ayının 3’üncü haftası, ülkemizde ’İbn-i Sina Haftası’ olarak kutlanmaktadır" dedi. "Özellikle kalp ve damar sistemi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiş" İbn-i Sina’nın, yaşadığı döneme damga vuran büyük bir düşünür ve hekim olduğunu vurgulayan İl Müdürü Bildirici, "Tıp alanındaki çalışmalarıyla tüm dünyada tanınan İbn-i Sina, özellikle kalp ve damar sistemi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiş, kaleme aldığı eserlerle yüzyıllar boyunca doğu ve batı tıbbına yön vermiştir. 5 ciltten oluşan el-Kânûn fî’t-Tıb (Tıp Kanunu) isimli ansiklopedik eser; anatomi, koruyucu hekimlik, basit ilaçlar, patoloji, cerrahi yöntemlerle tedavi ve ilaç terkipleri gibi pek çok tıbbi konuyu kapsamaktadır. Tıp Kanunu, Batı’da 16’ncı yüzyıla, Doğu’da ise 19’uncu yüzyıla kadar temel kaynak olarak okutulmuş ve kullanılmıştır" ifadelerini kullandı. "Onun ışığında yetişen her sağlık çalışanı, bilgiyle birlikte vicdanı da rehber edinmelidir" İbn-i Sina’nın tıp dünyasında oynadığı öncü rolün bugün hâlâ örnek alınması gerektiğine dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, açıklamasının sonunda şunları söyledi: "İbn-i Sina, sadece bir hekim değil; bilim, ahlak ve insan sevgisini esas alan büyük bir medeniyetin temsilcisidir. Onun ışığında yetişen her sağlık çalışanı, bilgiyle birlikte vicdanı da rehber edinmelidir."
BUÜ’ye AB’den Jean Monnetmodüldesteği
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:06 BUÜ’ye AB’den Jean Monnetmodüldesteği Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) öğretim üyeleri tarafından hazırlanan proje, Avrupa Komisyonu’ndan Jean Monnet Modülü kapsamında destek almaya hak kazandı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite tarihinde ilk kez böyle bir destek almayı başaran akademisyenleri ağırlayarak teşekkür etti. Eğitim Fakültesi ve İİBF öğretim üyelerinin hazırladığı, Avrupa Komisyonu tarafından Jean Monnet Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Problem-posingwith AI throughChildren’s Picture Booksabout EU Values" (PACE) başlıklı projede birlikte görev yapan Prof. Dr. Çiğdem Arslan, Prof. Dr. Şehnaz Baltacı, Prof. Dr. Hülya Kartal, Prof. Dr. Çiğdem Aydın Koyuncu ve Prof. Dr. Yasemin Ertan ziyarette hazır bulundu. Rektör Yılmaz’dan özel teşekkür Avrupa Birliği destekli bu nitelikli girişimin üniversitenin uluslararası görünürlüğüne ve öğretmen eğitimi alanındaki kaliteye önemli katkı sağlayacağını belirten Rektör Yılmaz, yer aldıkları araştırma üniversiteleri kategorisi için de bu çalışmadan özel kazanımlar sağlayacaklarına inandığını aktardı. Akademisyenlere tek tek teşekkür eden Yılmaz, proje sürecini yakından takip edeceklerini ve her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurguladı. Çalışma hakkında bilgi veren Proje Koordatörü Prof. Dr. Şehnaz Baltacı, proje kapsamında Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği Anabilim Dalında açılacak olan Çocuk Kitaplarıyla AB Değerleri ve Problem Kurma başlıklı seçmeli lisans dersi, çocuk kitapları aracılığıyla matematik eğitimi ve Avrupa Birliği değerlerinin disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmasını sağlayacaklarını belirtti. Baltacı, derste Türkiye Yüzyılı maarif modeli çerçevesinde, yapay zekâ destekli problem kurma teknikleri, eleştirel düşünme, çevresel sürdürülebilirlik gibi temalar, öğretmen adaylarının etkileşimli materyaller geliştirerek uygulama yapmalarına imkan tanıyacağının altını çizdi. PACE projesinin Ders Koordinatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Çiğdem Arslan ise açılacak dersin, 2025 Güz döneminde ilk kez Eğitim Fakültesi’nde öğretmen adaylarıyla buluşacağını açıkladı. Arslan, proje kapsamında dijital dönüşümle uyumlu, değer temelli ve çok paydaşlı bir öğretim yaklaşımıyla AB değerlerinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Çocukluk çağında obezite ve insülin direncine dikkat
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:05 Çocukluk çağında obezite ve insülin direncine dikkat Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Tütüncüler, çocuklarda artan obezite ve insülin direnci riskine karşı aileleri uyardı. Obezite ve insülin direnci, yalnızca yetişkinleri değil, çocukları da tehdit eden ciddi sağlık sorunları haline geldiğini ifade eden Dr. Tütüncüler, "Obezite, günümüzde tüm dünyayı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Obezite; çocuklarda ya da yetişkinlerde, vücutta olması gerekenden fazla yağ dokusunun birikmesidir. Bu durum sağlığımızı olumsuz etkiler. Vücutta yağ dokusu arttıkça insülin direnci gelişir. İnsülin direnci arttıkça da vücut daha fazla yağ depolamaya başlar, bu da bir kısır döngü oluşturur. İnsülin direnci ve obezite çocuklarda genellikle sinsi seyreder. Bu yüzden düzenli çocuk sağlığı kontrolleri büyük önem taşır. insülin direncinin belirtilerinden bahsedecek olursak; Bel çevresinde yağlanma, sık sık acıkma ve şekerli gıdalara aşırı düşkünlük, yemek sonrası uyku hali, gün içinde sürekli yorgun hissetme, koltuk altı ve boyun bölgelerinde koyu renkli lekeler (akantozis nigrikans) şeklinde sıralayabiliriz" dedi. "Günlük iki saatin üzerinde ekran başında zaman geçirmek riski artırır" İnsülin direncini tetikleyen faktörlerle ilgili bilgi veren Dr. Tütüncüler, "Ailede obezite veya insülin direnci varsa çocukta da bu duruma yatkınlık olabilir. Günlük fiziksel aktivitesi bir saatin altında olan çocuklarda insülin direnci riski yüksektir. Günlük iki saatin üzerinde ekran başında (tablet, telefon, televizyon vb.) zaman geçirmek riski artırır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocukların genellikle 9-11 saat uyuması önerilir. Geç yatmak ya da az uyumak, insülin direncine zemin hazırlar. Ayrıca obez çocuklar maalesef ki akran zorbalığına da maruz kalabiliyor. D vitamini eksikliği: D vitamini seviyesinin 30’un üzerinde olması istenir. Araştırmalar, bu değerin 50’ye yaklaşmasının insülin direncini azalttığını göstermektedir. Tip 2 diyabet: Eskiden yalnızca yetişkinlerde görülürken artık çocuklarda da yaygınlaşmaktadır. Hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı, fast food tüketimi sınırlandırılmalı, protein ve lif açısından zengin besinler tercih edilmeli, öğün saatleri düzenli olmalı, porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli, çocukların günde en az 1 saat hareket etmeleri sağlanmalı. Bahçede oyun oynamak da bir aktivitedir; profesyonel spora yönlendirme de olabilir. Çocuklar, ebeveynlerini rol model alır. Ailede sağlıklı beslenme alışkanlığı varsa çocuk da bunu benimser. Evde sağlıklı atıştırmalıklar bulundurmak, çocukların abur cubura yönelmesini engeller. Düzenli sağlık kontrolleri, hiçbir şikâyet olmasa bile çocuk doktoruna düzenli kontroller için gidilmelidir. Boy, kilo takibi yapılmalı, gerekli görüldüğünde kan testleri uygulanmalıdır" şeklinde konuştu. Obezitenin tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Dr. Tütüncüler, "Tedavi, çocuğun durumuna göre değişir. Hafif vakalarda yalnızca yaşam tarzı değişikliği yeterli olabilir. Orta ve ağır olgularda ise beslenme uzmanı desteği ve bazı durumlarda ilaç tedavisi gerekebilir. Bu süreç mutlaka bir doktorun takibinde yürütülmelidir" diye konuştu.