Son Dakika
|
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Okan Buruk: "Bu galibiyet şampiyonluk yolunda çok önemliydi"
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
SAĞLIK
NEÜ Diş Hekimliği Fakültesinden uluslararası başarı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08:33
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, bilimsel etkinin önemli göstergelerinden biri olan Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerini 1.51’e yükselterek dünya ortalamasının üzerine çıktı. Uluslararası alanda elde edilen bu önemli gelişmeden ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını belirten NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Diş hekimliği alanında bilimsel etkinin en güvenilir göstergelerinden biri olarak kabul edilen Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerimizin 1.51 düzeyine ulaşması, fakültemizin dünya ortalamasının belirgin ve anlamlı biçimde üzerinde bir akademik etki ürettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sonuç, yalnızca yayın sayısındaki artışı değil; üretilen bilginin uluslararası literatürde karşılık bulduğunu, atıf aldığını ve bilimsel tartışmalara yön verdiğini göstermektedir. Ortaya konan bu başarı; güçlü akademik kadromuzun sistematik ve nitelik odaklı çalışmaları, disiplinlerarası araştırma yaklaşımımız ve uluslararası düzeyde görünürlüğü yüksek yayın politikamızın somut bir çıktısıdır. Fakültemiz, diş hekimliği alanında yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilginin etkisiyle öne çıkan ve referans alınan bir araştırma ortamı olma yolunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir" dedi. Türkiye’nin diş hekimliği alanında, uluslararası mecrada önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dekan Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Elde edilen bu düzey, Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki bilimsel üretim ve etki kapasitesinin uluslararası ortalamaların üzerinde konumlandığını güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri taşımak amacıyla, bilimsel mükemmeliyet, yenilikçilik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:48
Diz protezi her zaman kalıcı mı?
Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı. Balıkesir, 27.04.2026 - "Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir" diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu. Revizyon diz protezi nedir? Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi. Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi. Revizyon ameliyatı neden yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi. Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti. Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti. Ameliyat nasıl yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi. Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi. Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:43
Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun"
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kronik solunum sorunu olan bireylerin, egzersiz, eğitim ve yaşam tarzı düzenlemelerini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyonla hayat kalitelerini artırabileceğini kaydetti. Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını belirten BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, nefes darlığı yaşayan bireylerin zamanla fiziksel aktivitelerden uzaklaşabildiğini, bu durumun kas gücünün azalmasına ve dayanıklılığın düşmesine yol açarak solunum sorunlarının daha belirgin hale gelmesine sebep olabildiğine dikkati çekti. Uzm. Dr. Akpınar, "Pulmoner rehabilitasyon programları bireyin hem fiziksel kapasitesini hem de psikolojik dayanıklılığını desteklemeyi amaçlar" dedi. Pulmoner rehabilitasyonun yalnızca solunum egzersizlerinden oluşmadığını, program kapsamında kişiye özel egzersiz planları, solunum teknikleri, hastalık hakkında eğitim, doğru ilaç kullanımı ve günlük hayat aktivitelerini kolaylaştırmaya yönelik önerilerin de yer aldığını dile getiren Akpınar, şunları kaydetti; "Bu bütüncül yaklaşım sayesinde nefes darlığının azaltılması, fiziksel dayanıklılığın artırılması ve bireyin günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi hedeflenir. Düzenli olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının egzersiz kapasitesini artırdığı, hastaneye yatış oranlarını azalttığı ve genel yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir." Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, solunum hastalıklarında erken değerlendirme ve tedavi sürecine zamanında başlanmasının önemini vurguladı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken zorlanma veya uzun süre devam eden öksürük gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Akpınar, "Bu tür şikâyetler çoğu zaman yaşa ya da sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edilebilmektedir. Oysa erken dönemde başlanan pulmoner rehabilitasyon programları hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynayabilir" diye konuştu. Akciğer sağlığını korumak ve solunum kapasitesini desteklemek için ise Akpınar, şu önerilerde bulundu; "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Temiz hava ortamlarında yürüyüş ve nefes egzersizleri uygulanmalı. Solunum hastalıkları olan bireyler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı. Gerektiğinde pulmoner rehabilitasyon programlarına iştirak edilmesi. Doğru egzersizler, eğitim ve düzenli takip ile solunum hastalığı olan bireylerin daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesi mümkündür."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:22
Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma sürüyor: Yeni birimler hizmette
Samsun Şehir Hastanesi’nde taşınma süreci devam ederken hematoloji, kulak burun boğaz (KBB) ve nefroloji bölümleri 27 Nisan itibarıyla hasta kabulüne başladı. Samsun’da sağlık hizmetlerinin daha modern ve kapsamlı bir yapıya kavuşması amacıyla yürütülen Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma süreci planlı şekilde devam ediyor. Yetkililerden yapılan açıklamaya göre, 27 Nisan Pazartesi günü itibarıyla bazı bölümler yeni yerleşkede hasta kabulüne başladı. Yeni hizmet binasında faaliyet göstermeye başlayan bölümler arasında hematoloji ve KBB ile nefroloji yer aldı. Söz konusu birimlerin, modern donanım ve geniş kapasiteyle vatandaşlara hizmet vermeye başladığı bildirildi. Yetkililer, taşınma sürecinin kademeli olarak sürdüğünü belirterek, vatandaşların randevu alırken hastane seçimine dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve ALO 182 üzerinden randevu oluşturulurken "Samsun Şehir Hastanesi" seçeneğinin kontrol edilmesi istendi. Canik ilçesinde bulunan yeni yerleşkenin, ilerleyen süreçte tüm birimleriyle tam kapasite hizmet vermesi hedefleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
4
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
5
26 Nisan 2026 Pazar- 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
01 Nisan 2026 Çarşamba - 09:02
İşte Erzurum’un sağlık karnesi
Vali Aydın Baruş, İl Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti ve Erzurum’daki sağlık hizmetleri hakkında kapsamlı brifing aldı. İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir tarafından sunulan brifingde; Erzurum’un demografik yapısı, sağlık altyapısı, insan gücü kapasitesi ve hizmet verileri detaylı şekilde ele alındı. Sağlık yöneticileri, il genelinde yürütülen çalışmalar ve ihtiyaç alanlarını kapsamlı verilerle aktardı. Kişi başı hekime başvuru Türkiye ortalamasının üzerinde Brifingde öne çıkan başlıkların başında; Sağlık Altyapısı ve Hastane Hizmetleri: Erzurum Şehir Hastanesi ve Atatürk Üniversitesi Hastanesi’nin yüksek yatak kapasiteleri, yoğun bakım imkânları ve günlük hasta başvuru sayıları ile bölgenin sağlık yükünü karşıladıkları vurgulandı. İnsan Gücü ve Doluluk Oranları: Uzman hekim doluluk oranı yüzde 80, pratisyen hekim yüzde 94, diş hekimi yüzde 111 ve ebe-hemşire yüzde 74 olarak bildirildi. Kişi başı hekime başvuru sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu belirtildi. 416 bini aşkın ziyaret gerçekleştirildi Evde Sağlık Hizmetleri: 2010 yılından itibaren yürütülen evde sağlık hizmetleri kapsamında 416 bini aşkın ziyaret gerçekleştirildi. Hâlihazırda 19 birimde hizmet aktif şekilde devam ediyor. İlçe Hastaneleri: Yatak kapasiteleri, doluluk oranları ve hasta başvuru verileri değerlendirilerek, hizmetlerin yerinde ve etkin sunulmasına yönelik planlamalar paylaşıldı. Ayrıca brifingde; muayene ve ameliyat hizmetleri, halk sağlığı hizmetleri, tütünle mücadele, kanser tarama çalışmaları, normal doğum eylem planı, acil sağlık hizmetleri ve 112 acil ambulans hizmetleri ile 2026 yılı sağlık yatırımları detaylı şekilde ele alındı. Vali Aydın Baruş, Erzurum’daki sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaları dikkatle dinleyerek, gerekli değerlendirmelerde bulundu.
31 Mart 2026 Salı - 20:21
Prof. Dr. Hatice Kumcağız’dan sosyal medya uyarısı: "Sosyal medya bıçak gibidir"
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın evliliğe etkisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın çiftler arasında kıskançlık oluşturduğunu, bu nedenle evliliklerin zedelendiğini vurguladı. Kumcağız, boşanmalarda sosyal medyanın da bir nebze etkisi olduğunu ancak sosyal medyanın çiftler arasında iletişim sağladığını da söyledi. "Evliliklerin yıpranmasına neden oluyor" Sosyal medyadaki pırıltılı yaşamın çiftlerin evliliklerinin yıpranmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "Araştırmalar, Türkiye’de bireylerin 3 ila 5 saatini sosyal medyada geçirdiklerini göstermektedir. Bu durumda çiftler aynı evde, aynı odada, aynı koltukta oturdukları halde uzun süre birlikte olmalarına rağmen fiziksel olarak birlikte, ancak ruhsal olarak birlikte değillerdir. Bu da ilişkilerin zamanla kopmasına vesile olmaktadır. Evlilik birliğinin zedelenmesine, evlilikteki eşlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medyadaki o pırıltılı yaşamı zamanla kendi evlilikleriyle kıyaslamaktalar ve gerçekte kendi evliliklerinde böyle bir durum olmadığını gördüklerinde bu, zamanla ilişkilerin yıpranmasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Sosyal medya kıskançlık duygusu oluşturuyor" Sosyal medyanın eşlerin birbirini kıyaslamasına neden olduğunu vurgulayan Kumcağız, "Eşler arasında sosyal medyada paylaşılan içerikler zamanla kıskançlık duygularının yaşanmasına neden oluyor. Burada başkalarından gelen beğeniler, hikayelerde bırakılan notlar, başkalarının yorumları vesaire, eşlerin birbirine karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmalarına yol açıyor. Çünkü eşlerin birbirleriyle kıyaslama yapmaları, ister istemez zamanla evlilik birliğinin çatırdamasına ve sonlanmasına doğru giden bir sürece çiftleri götürebilir" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri var" Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranı binde 2,26 oranında artış gösterdi. Bu, son 25 yıl değerlendirildiğinde yüksek bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu boşanmalarda tabii ki sosyal medyanın doğrudan etkisi yoktur ancak dolaylı olarak sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri vardır" dedi. "Sosyal medyanın iyi yanları da var" Sosyal medyanın olumlu yanlarına da vurgu yapan Hatice Kumcağız, "Sosyal medya hep kötü ve olumsuz bir şey olarak ifade edilmemelidir, böyle bir algı oluşmasını istemem. Örneğin uzun süre birbirinden ayrı kalan ya da farklı şehirlerde çalışan çiftler, birbirlerine gönderdikleri mesajlar ve videolarla ‘seni düşünüyorum, seni önemsiyorum, seni seviyorum’ mesajını iletmektedirler. Bu da çiftler arasındaki iletişime önemli katkı sunmaktadır." diye ifade etti. "Sosyal medya bir bıçak gibidir" Sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini söyleyen Kumcağız, "Burada en temel kural, dijital dünya ile gerçek dünya arasında bir sınır çizmektir. Bunun için belirli zamanlarda sosyal medya detoksu yapılabilir. Aile üyelerinin bir arada olduğu zamanlarda, özellikle akşam yemeklerinde ve yatak odalarında sosyal medya kullanılmamalıdır. Kısacası şunu söylemek isterim: Sosyal medya bir bıçak gibidir; onunla bir ekmek de kesebilirsiniz, elinizi de kesebilirsiniz." dedi.
31 Mart 2026 Salı - 17:33
Malatya’da havale geçiren bebek hava ambulansıyla sevk edildi
Malatya’nın Darende ilçesinde 1 buçuk yaşındaki bir bebek geçirdiği havale sonrası hava ambulansıyla hastaneye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, Darende ilçesinde rahatsızlanan 1 buçuk yaşındaki Ö.A.Y. havale geçirdi. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye sağlık ekipleri ile birlikte hava ambulansı sevk edildi. İlçe stadyumuna iniş yapan ambulans helikopterde sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan bebek, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk edildi. Bebeğin hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
31 Mart 2026 Salı - 16:58
Yeşilay, Yüreğir’de muhtarlarla buluştu
ADANA (İHA) – Yeşilay, 2026 bağımsızlık seferberliği kapsamında Yüreğir ilçesinde muhtarlarla bir araya gelerek ilçede bağımlılığa karşı kalkan oluşturulacağını duyurdu. Yeşilay ve Yüreğir Kaymakamlığı, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı nesiller yetiştirme hedefiyle başlatılan 2026 yılı bağımsızlık seferberliği kapsamında, Yüreğir ilçesinde muhtarla bir araya geldi. Yüreğir Kaymakamı Mehmet Aksu, gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması adına atılacak somut adımlar ve mahalle bazlı koruma stratejilerini anlattı. Yeşilay’ın ilçedeki destekleyici projelerinin detaylandırıldığı buluşmada, bağımlılıkla mücadelede atılacak somut adımları değerlendirdi. Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım ise muhtarların vatandaşları doğru bilgilendirme ve rehberlik etme konusundaki gücünün bu projenin temel yapı taşı olduğunu söyleyip saha çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini anlattı.
31 Mart 2026 Salı - 16:24
Akseki’de kan bağışı kampanyası düzenlenecek
Türk Kızılay, Antalya’nın Akseki ilçesinde kan bağışı kampanyası düzenleyecek. Türk Kızılayı Antalya Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan, kan toplama çalışmalarının kurumlarda, ilçelerde ve farklı alanlarda aralıksız sürdüğünü belirterek, 2 Nisan Perşembe günü Akseki’de belediye önünde kurulacak kan bağış noktasında vatandaşlardan bağış kabul edileceğini söyledi. "Bir ünite kan 3 hastaya umut oluyor" Bağışlanan her bir ünite kanın laboratuvar ortamında eritrosit, plazma ve trombosit bileşenlerine ayrıldığını ifade eden Erdoğan, bu sayede üç farklı hastaya umut olunabildiğini vurguladı. Düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekilen Kızılay yetkilileri, kanın yapay olarak üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek vatandaşları kampanyaya destek vermeye çağırdı. "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, toplumda kan bağışı bilincinin artırılması hedefleniyor. Hastanelerin kan ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılamayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların Antalya genelinde sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, "Kan herkesin her zaman ihtiyacı. Düzenli kan bağışı yapalım. Zor anlarda ihtiyaç sahiplerinin yanında olalım" dedi. 2 Nisan Perşembe günü 09.30-18.30 saatleri arasında Akseki Belediyesi önünde konuşlandırılacak kan alma otobüsünde bağışların kabul edileceğini belirten Erdoğan, tüm Aksekilileri kan bağışında bulunmaya davet etti.
31 Mart 2026 Salı - 16:14
Siirt’te böbrek tümörü komplikasyonsuz alındı
Siirt’te 78 yaşındaki hastanın böbreğinde tespit edilen tümör, ileri cerrahi teknikle damar akışı durdurulmadan başarıyla çıkarıldı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ileri cerrahi tekniklerle gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı. Şırnak’tan sevk edilen 78 yaşındaki kadın hastanın sağ böbreğinde yaklaşık 3 santimetrelik renal hücreli kanser (RCC) şüphesi taşıyan kitle tespit edildi. Hastane bünyesinde yapılan değerlendirmelerin ardından hasta, başka bir merkeze yönlendirilmeden ameliyata alındı. Yaklaşık 1,5 saat süren operasyon, herhangi bir komplikasyon gelişmeden başarıyla tamamlandı. Ameliyat sonrası yapılan kontrollerde hastanın böbrek fonksiyonlarının normal seyrettiği öğrenilirken, taburculuğunun planlandığı bildirildi. Operasyonda kullanılan "off-clamp" tekniği sayesinde böbreğe giden ana damar sıkılmadan cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Bu yöntemle kan dolaşımı durdurulmadan tümör çıkarılırken, böbrek dokusunun iskemiye maruz kalmasının önüne geçildi. Daha önce de benzer bir vakada başarılı sonuç elde edilen hastanede, bu son operasyonla birlikte ileri düzey cerrahi uygulamaların bölgede güvenle yapılabildiği bir kez daha ortaya kondu. Yetkililer, söz konusu gelişmenin hem hastaların organ fonksiyonlarının korunması hem de bölgedeki sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması açısından önemli olduğunu vurguladı.
31 Mart 2026 Salı - 14:54
Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete açılıyor
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun öncülüğünde hayata geçirilen Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinikleri, Nazilli ve Efeler ilçelerinin ardından Koçarlı’da da vatandaşların hizmetine sunuluyor. Tamamen ücretsiz olarak hizmet verecek olan Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, ilçede yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabilmesini sağlayacak. Nazilli ve Efeler ilçelerinde kısa sürede vatandaşlardan yoğun ilgi gören poliklinik; güçlü teknik altyapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman sağlık personelleri ile Koçarlı’da da hizmet verecek. Vatandaşların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanan poliklinikte, ağız ve diş sağlığı alanında birçok hizmet sunulacak. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, sağlık yatırımlarının kent genelinde devam edeceğini belirterek, "Tüm ilçelerimizde hemşehrilerimizi yatırım ve projelerimiz ile buluşturmaya devam ediyoruz. Nazilli ve Efeler ilçelerimizin ardından Koçarlı’da da Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni hizmete açıyoruz. Aydınımız için çalışmayı, yatırımlarımızı kentimize kazandırmayı sürdüreceğiz. Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Hizmetle büyüyen Aydın" ifadelerini kullandı. Gündoğan Mahallesi Çine Caddesi üzerinde bulunan Aydın Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binasında 2 Nisan Perşembe gününden itibaren hizmete başlayacak olan Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar, 0256 761 41 09 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilecek.
31 Mart 2026 Salı - 13:38
Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri
Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; "Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; "Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor" şeklinde konuştu. "Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor" Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; "Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 13:35
Ulukışla’daki diyaliz hastaları artık tedavi için ilçe dışına gitmeyecek
Niğde’nin Ulukışla ilçesinde kurulan diyaliz ünitesi ile artık hastalar ilçe dışına gitmeden tedavi edilecek. Ulukışla İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan diyaliz ünitesi ile hasta nakil ambulansı düzenlenen programla hizmete sunuldu. Bu sayde, kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar artık ilçe dışına gitmeden tedavi olabilecek. Program kapsamında hastanede kurulan diyaliz ünitesi ile hizmete alınan hasta nakil ambulansını inceleyen Vali Nedim Akmeşe, sağlık hizmetlerinin etkin, erişilebilir ve kaliteli şekilde sunulmasının önemine dikkat çekti. Vali Akmeşe, yapılan yatırımlarla ilçede sağlık hizmetlerinin kapasitesinin önemli ölçüde artırıldığını ifade ederek projeye katkı sağlayanlara teşekkür etti. AK Parti Niğde Milletvekili Prof. Dr. Cevahir Uzkurt ise, "Bugün Ulukışla halkımıza yeni bir sağlık hizmeti kazandırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bu diyaliz merkezimiz Ulukışla’da ihtiyacı olan hastalarımız için özellikle Pozantı’ya, Niğde’ye ya da özel sektördeki diyaliz merkezlerine giden hastalarımız için son derece önemliydi. Yaklaşık 36 hastamıza hizmet verecek diyaliz merkezimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Bütün Ulukışlalı hemşehrilerimize hayırlı olsun diyorum" ifadelerini kullandı. Hastaneye kazandırılan yeni hasta nakil ambulansı da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak. İlçede mevcut ambulans sayısına eklenen araç sayesinde, planlı hasta nakillerinin daha hızlı ve etkin şekilde gerçekleştirilmesi, acil ambulansların üzerindeki yükün hafifletilmesi amaçlanıyor. Açılış programına Niğde Valisi Nedim Akmeşe, AK Parti Niğde Milletvekili Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Ulukışla Belediye Başkanı Ali Uğurlu, İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kürşad Ramazan Zor, hastane yöneticileri ve hayırsever iş adamları katıldı.
31 Mart 2026 Salı - 13:10
Genel Cerrahi Uzmanı Yılmaz: "40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riski daha yüksektir"
Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek olduğunu aktaran Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, "Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, mide kanseri hakkında uyarılarda bulunarak açıklamalarda bulundu. Elazığ ve çevre illerde mide kanserinin yaygın görüldüğünü belirten Yılmaz, "Hastalar genellikle şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma hissi, ağızdan kan gelmesi ve dışkıda kan görülmesi gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Bu tür belirtilerin mide kanserinin habercisidir. Tanı sürecinde endoskopi yöntemiyle mide içerisindeki lezyonlar görünmüyor. Buradan alınan parçalarla kesin teşhisin konuluyor. Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde mide kanseri ameliyatlarının çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Bu yöntemin hastada daha az ameliyat izi bırakması, kesilerin daha hızlı iyileşmesi ve iş hayatına dönüşün daha erken olmasını sağlıyor. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek oluyor. Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor. Bu tür şikayetleri olanların vakit kaybetmeden endoskopi yaptırmaları erken teşhis ve tedavi açısından hayati önem taşıyor" diye konuştu.
31 Mart 2026 Salı - 13:04
Kolon kanserine ‘kolonoskopi’ önerisi
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi. Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de mart ayının "Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi. Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dâhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti. "Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir" Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, "Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir" dedi. Doç. Dr. Sezgin, "Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir" ifadelerini kullandı. Kolon kanserinin risk faktörleri Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, "Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir" şeklinde konuştu. Doç. Dr. Sezgin, "Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir" dedi. Sezgin, "Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 13:02
Yozgat’ta kolorektal kanser testleri yüzde 85 oranında tamamlandı
Mart ayının tüm dünyada ‘Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’ olarak kutlanmasıyla birlikte, Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü yürüttüğü tarama faaliyetlerinde önemli bir başarıya imza attı. İl genelinde sürdürülen çalışmalar neticesinde, hedef nüfusun yüzde 85’ine ulaşılarak kanser taramaları tamamlandı. Yozgat genelinde yapılan taramalar sayesinde, kolorektal kanserin henüz belirti vermediği evrelerde tespit edilmesi hedeflendi. "Kolorektal kanserin önemine dikkat çekmek için etkinlikler yaptık" Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, kolorektal kanserin en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu ifade etti. Karaarslan, "1-31 Mart tarihleri arası ulusal kolorektal kanser farkındalık ayında farklı etkinliklerle insanlarımızı bilinçlendirdiğimiz, onları bu konuda bilgilendirdiğimiz bir ay. Kolorektal kanserin önemine dikkat çekmek, erken tanısının ne kadar önemli olduğunu vurgulamak, bunun belirtilerini anlatabilmek, insanlarımızı erken teşhise ve tedaviye yönlendirebilmek için Mart ayı boyunca etkinlikler yaptık" diyerek farkındalık çalışmaları yapıldığını belirtti. "50-70 yaş arası erkek ve bayanlar taramalarını yaptırmalı" Kolorektal kanserin teşhisi için vatandaşlara dışkıda gizli kan taraması önerildiğini söyleyen Karaarslan, "Yaş olarak 50-70 yaş arası hem erkeklerde hem bayanlarda bu taramaları yaptırmalarını istiyoruz. KETEM’lerde, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ya da Aile Sağlığı Merkezlerinden temin edecekleri bir solüsyon vasıtasıyla bunu kendileri çok rahat bir şekilde yapıyorlar. Sonucunu yine Aile Sağlığı Merkezi, KETEM’deki veya Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki doktorlarımız değerlendiriyor. Eğer bu konuda şüphe varsa onu üst merkeze yönlendirerek bu pozitiflik dışkıda görülen kanın gerçekten bir kansere mi bağlı olduğu yoksa başka daha selim seyreden hastalığa mı bağlı olduğu netleşiyor. Buna göre de kanser belirtisi varsa ona göre tedavilere yönlendiriliyor" dedi. "Yağlı yiyeceklerden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğu kadar uzak durmalı" Kolorektal kanserden korunmak için yapılması gerekenleri sıralayan Karaarslan şunları söyledi: "Öncelikli risk faktörleri olarak karşımıza çıkan obezite yani aşırı kilo. Beslenme alışkanlıkları önemli. Posadan zengin diyetle beslenilmesi önerilir. Ayrıca genetik faktörler önemli. İnsanlarımızın hareketli yaşaması lazım. Sedanter yaşam sıkıntı oluşturuyor. Yağlı yiyecekler ve işlenmiş gıdalar dediğimiz salam, sucuk, sosis gibi gıdalardan mümkün olduğu kadar uzak durmaları gerekiyor." "Yaklaşık 25 bin kişinin bu taramayı yaptırdığını görüyoruz" Kolorektal kanser taramasında ulaşılan sayısal verilere değinen Karaarslan, "Yozgat’ımızda erkek ve kadın olarak bağırsak kanseri taraması yaptırması gereken 50-70 yaş arası nüfustan yıl bazına döndüğümüzde de yıllık olarak 30 bin kişinin bu taramayı yaptırması gerkiyor. Biz de yaklaşık 25 bin kişinin bu taramayı yaptırdığını görüyoruz. Tarama açısından yüksek bir oran. Kolorektal kanser için gaitada gizli kan testlerimiz ücretsiz olarak Aile Sağlığı Merkezlerinde, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ve KETEM’lerde yapılmaktadır. Kanserde erken teşhisin önemli olduğunu hayat kurtardığını tekrar belirtiyoruz. Şu anda ilimiz genelinde yapılması gereken gaitada gizli kan testlerinin yüzde 85 oranında yapılmış olduğunu görüyoruz. Yaptırmayan vatandaşlarımızı da bir an önce bu testlerini yaptırmaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder