Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
SAĞLIK
Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09:54
Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:08
Kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan
Dünya Aşı Haftasında aşının önemine dikkat çeken Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşılamanın her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisi olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu yıl "Her Nesilde Aşılar İşe Yarıyor" temasıyla kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın, bağışıklamanın bireyler ve toplumlar üzerindeki hayati rolünü bir kez daha hatırlattığını belirten İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşının sadece bireysel değil toplumsal bir koruma sağladığını vurguladı. Aşılama hizmetlerinin toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Öztürk; "Her yıl Nisan ayının son haftasında kutlanan Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır. Bu yılki Aşı Haftası’nın DSÖ tarafından belirlenen ‘Her nesilde aşılar işe yarıyor’ teması ile aşıların; nesiller boyunca bireylerin, ailelerin, toplumların sağlığını koruduğu ve geleceğimizi güvence altına aldığı belirtilmektedir. Aşılar sayesinde geçmişte büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da kontrol altına alınmıştır. Aşılama çalışmaları, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını koruyan güçlü bir kalkan görevi görmektedir. Bu nedenle her yaştan bireyin aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Aşı hayatı korur; kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan" İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında çocukluk döneminde birçok hastalığa karşı ücretsiz aşı uygulandığını vurguladı. Dünya genelinde bazı hastalıkların tamamen yok edilme aşamasına geldiğini hatırlatan Öztürk, ancak bazı hastalıkların hâlâ risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Ülkemizde 1981 yılından buyana Genişletilmiş Bağışıklama Programı ve çocukluk çağı aşı takviminde 13 hastalığa karşı (Difteri, Boğmaca, Tetanos, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Çocuk Felci, Hepatit-B, Hepatit-A, Suçiçeği, Haemophilus İnfluenzae, Tip B ve Pnömokoka Bağlı Hastalıklar) aşı uygulanmaktadır. İlimizde 2025 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yaklaşık 340 bin doz aşı uygulanmıştır. İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde aşılama sayesinde görülmemektedir. Aşı sadece bebek ve çocukların değil, yetişkinler, risk grubu hastalıklara sahip kişiler (Diabet, KOAH, Astım, İmmün Yetmezlik, kanser, vb), bazı meslek grupları, tetanos riskli yaralanmalar, kuduz riskli ısırıklar ve gebeler için de büyük bir önem taşımaktadır. Aşılama her birey için hayattır, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08
NEÜ Diş Hekimliği Fakültesinden uluslararası başarı
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, bilimsel etkinin önemli göstergelerinden biri olan Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerini 1.51’e yükselterek dünya ortalamasının üzerine çıktı. Uluslararası alanda elde edilen bu önemli gelişmeden ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını belirten NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Diş hekimliği alanında bilimsel etkinin en güvenilir göstergelerinden biri olarak kabul edilen Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerimizin 1.51 düzeyine ulaşması, fakültemizin dünya ortalamasının belirgin ve anlamlı biçimde üzerinde bir akademik etki ürettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sonuç, yalnızca yayın sayısındaki artışı değil; üretilen bilginin uluslararası literatürde karşılık bulduğunu, atıf aldığını ve bilimsel tartışmalara yön verdiğini göstermektedir. Ortaya konan bu başarı; güçlü akademik kadromuzun sistematik ve nitelik odaklı çalışmaları, disiplinlerarası araştırma yaklaşımımız ve uluslararası düzeyde görünürlüğü yüksek yayın politikamızın somut bir çıktısıdır. Fakültemiz, diş hekimliği alanında yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilginin etkisiyle öne çıkan ve referans alınan bir araştırma ortamı olma yolunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir" dedi. Türkiye’nin diş hekimliği alanında, uluslararası mecrada önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dekan Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Elde edilen bu düzey, Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki bilimsel üretim ve etki kapasitesinin uluslararası ortalamaların üzerinde konumlandığını güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri taşımak amacıyla, bilimsel mükemmeliyet, yenilikçilik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:48
Diz protezi her zaman kalıcı mı?
Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı. Balıkesir, 27.04.2026 - "Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir" diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu. Revizyon diz protezi nedir? Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi. Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi. Revizyon ameliyatı neden yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi. Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti. Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti. Ameliyat nasıl yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi. Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi. Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
3
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:10
Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
5
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
31 Mart 2026 Salı - 12:35
Kolon kanserinde kişiye özel dönem
En sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanserinde, son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmeler tedavi yaklaşımını kökten değiştirdi. Uzmanlar, kolon kanserinin artık tek tip bir hastalık olarak değil, her hastanın genetik özelliklerine göre farklı tedavi planı gerektiren bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Bilim dünyasında yaşanan gelişmelerle birlikte kolon kanserinde "tek tip tedavi" dönemi kapanıyor. Uzmanlar, immünoterapi, sıvı biyopsi ve tümörün genetik analizine dayalı kişiye özel tedaviler sayesinde hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edildiğini vurguluyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ferhat Ekinci, kolon kanserinin uzun yıllardır dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ettiğini söyledi. Son yıllarda bilimsel gelişmelerin bu hastalığa bakış açısını önemli ölçüde değiştirdiğini ifade eden Ekinci, "Kolon kanseri artık tek tip bir hastalık olarak değil, kişiye özel özellikler taşıyan bir tablo olarak değerlendiriliyor. Son dönemde en çok dikkat çeken gelişmelerin başında ‘immünoterapi’ geliyor. Bu tedavi yöntemi, doğrudan kanseri hedef almak yerine kişinin kendi bağışıklık sistemini güçlendirerek tümörle savaşmasını sağlıyor" dedi. Bazı hastalarda tümör tamamen kaybolabiliyor Özellikle belirli genetik özelliklere sahip hastalarda immünoterapinin etkisinin oldukça çarpıcı olduğunu vurgulayan Ekinci, bazı yeni çalışmalarda ameliyat öncesi uygulanan bu tedavi sayesinde tümörün tamamen ortadan kaybolduğu vakaların bildirildiğini kaydetti. Kolon kanserinde kişiye özel tedavi Kolon kanseri tedavisinde bir diğer önemli gelişmenin kişiye özel tedavi anlayışı olduğunu belirten Ekinci, "Artık tümörün genetik yapısı analiz edildiği için her hastaya aynı tedavi uygulanmıyor. Bunun yerine hastanın tümörüne en uygun ilaçlar seçiliyor. Bu sayede hem tedavi başarısı artıyor hem de gereksiz yan etkilerin önüne geçiliyor" diye konuştu. Sıvı biyopsi ile erken takip mümkün Günümüzde dikkat çeken bir başka yeniliğin ise "sıvı biyopsi" yöntemi olduğunu ifade eden Ekinci, bu yöntem sayesinde hastalığın takibi için her zaman doku örneği alınmasına gerek kalmadığını belirterek şunları söyledi: "Basit bir kan testiyle vücutta kanser hücrelerine ait izler tespit edilebiliyor. Bu da özellikle ameliyat sonrası hastalığın geri gelip gelmediğini çok daha erken anlamayı mümkün kılıyor." Tarama yaşı 45’e düştü Öte yandan kolon kanserinin artık daha genç yaşlarda da görülmeye başladığını belirten Ekinci, bu nedenle birçok ülkede tarama yaşının 50’den 45’e düşürüldüğünü söyledi. Uzmanların en önemli uyarısının ise net olduğunu belirten Ekinci, "Belirti beklemeden düzenli tarama yaptırmak hayat kurtarıyor" dedi. Kolon kanseri tedavisinde umut verici bir döneme girildiğini ifade eden Ekinci, "Her ne kadar her hasta için aynı sonuçlar geçerli olmasa da bilim dünyası daha etkili ve daha az yan etkili tedaviler için hızla ilerliyor. Sonuç olarak kolon kanseri artık eskisi kadar ‘tek seçenekli’ bir hastalık değil. Erken teşhis, doğru tarama ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla bu hastalıkla mücadelede her geçen gün daha güçlü hale geliyoruz" diye konuştu.
31 Mart 2026 Salı - 12:12
Amerika ve Avrupa’da yeni ve sinsi bir kovid: "Ağustos böceği"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "ağustos böceği" olarak adlandırılan ve yüksek oranda mutasyona uğramış yeni bir COVID-19 varyantının Amerika ve Avrupa’da yayılmaya başladığını söyledi. Prof. Dr. Özkaya, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre BA.3.2 olarak adlandırılan varyantın en az 25 ABD eyaletinde tespit edildiğini belirterek, "Bu varyantın, aşılar veya önceki enfeksiyonlardan kaynaklanan bağışıklığı daha kolay aşabildiği düşünülüyor. Vakaların genel olarak düşük seviyede seyrediyor, ancak BA.3.2 varyantının dünya genelinde yayılımını sürdürüyor. Bu varyant bir yıldan uzun süredir dolaşımda bulunuyor. Ancak özellikle sonbahardan itibaren ABD dahil birçok ülkede hızlı bir artış göstermeye başladı" dedi. İlk kez Güney Afrika’da görüldü COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün yayılırken sürekli mutasyona uğradığını hatırlatan Özkaya, "Yeni varyantı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, diken proteininde meydana gelen çok sayıda genetik değişikliktir. Bu durum, virüsün bağışıklık sistemi tarafından farklı algılanmasına yol açabilir" diye konuştu. CDC’nin yayımladığı raporlara da değinen Özkaya, bu mutasyonların önceki enfeksiyon veya aşılamayla kazanılan korumayı azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. BA.3.2 varyantının ilk olarak Kasım 2024’te Güney Afrika’da tespit edildiğini aktaran Özkaya, bu varyantın Omicron ailesine ait BA.3 alt varyantının bir devamı olduğunu ifade etti. 2024 yılı boyunca diğer varyantların gölgesinde kaldığını belirten Özkaya, "Sessiz bir şekilde yayılımını sürdürdü ve geçtiğimiz eylül ayından itibaren daha belirgin hale geldi" şeklinde konuştu. Hastalığın etkisi Varyantın etkilerine ilişkin de bilgi veren Özkaya, şu ana kadar daha ağır hastalığa yol açtığına dair bir kanıt bulunmadığını vurguladı Özkaya şunları söyledi: "BA.3.2’nin yaygın olduğu ülkelerde daha ciddi hastalık ya da hastaneye yatış oranlarında belirgin bir artış gözlenmedi. Kağıt üzerinde endişe verici görünse de mevcut veriler, hastalık şiddetinin artmadığını gösteriyor." 23 ülkeye yayıldı Verilere göre 11 Şubat 2026 itibarıyla BA.3.2 varyantının en az 23 ülkeye yayıldığını belirten Özkaya, bazı Avrupa ülkelerinde yayılımın daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Özkaya, "CDC verilerine göre Danimarka, Almanya ve Hollanda’daki vakaların yaklaşık yüzde 30’una bu varyant neden oluyor" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 12:08
İl Sağlık Müdürü Nacar, gençlere tecrübelerini anlattı
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, sağlık sektöründe kariyer hedefleyen gençlerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda düzenlenen Doğu Akdeniz Bölgesel Kariyer Fuarı (DABKAF 26) bölgedeki binlerce üniversite öğrencisini sektör temsilcileriyle buluşturdu. Tecrübelerini paylaştı Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, "Sağlık Hizmetlerinde Gelecek ve Kariyer Planlaması" başlıklı sunumunda sağlık yönetiminden saha hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede tecrübelerini aktardı. Adana ve çevre illerden gelen öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği oturumda, sağlık sisteminin dijitalleşme süreci, kamu yönetiminde iletişim stratejileri ve sağlık hizmetlerinde nitelikli insan kaynağının önemi ele alındı. "Gençlerimizin enerjisi mesleğimizin geleceğidir" Gençlere tavsiyelerde bulunan Nacar, "Sağlık sektörü sadece teknik bir alan değil, adanmışlık ve sürekli gelişim gerektiren bir disiplindir. Adana İl Sağlık Müdürlüğü olarak gençlerimizin kariyer yolculuklarına ışık tutmak, onları kamu hizmeti süreçlerine hazırlamak bizler için öncelikli bir görevdir" dedi.
31 Mart 2026 Salı - 12:08
Dr. Öğr. Üyesi Kübra Aksoy hasta kabulüne başladı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine atanan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Aksoy hasta kabulüne başladı. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yeni doktor atamaları devam ediyor. Bu kapsamda hastanenin Psikiyatri Polikliniğine atanan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Aksoy hasta kabulüne başladı. Öte yandan ise eksik görülen polikliniklerde doktor atamalarının devam edeceği belirtildi.
31 Mart 2026 Salı - 11:48
Yurt dışına gidecek ailelere ‘menenjit’ uyarısı
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, İngiltere’de yeniden gündeme gelen menenjit vakalarına dikkat çekerek, özellikle yurt dışına gidecek çocuklar için erken tanı ve aşının hayati önem taşıdığını vurguladı. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, İngiltere’de son dönemde artış gösteren menenjit vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde özellikle gençler arasında görülen menenjit vakalarının yeniden gündeme geldiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, bu durumun hem İngiltere’de yaşayanları hem de çocuklarını dil eğitimi için yurt dışına göndermeyi planlayan aileleri tedirgin ettiğini ifade etti. Uzm. Dr. Aracı, "Sağlıklı bireylerde bile saatler içinde ağır tabloya ilerleyebilen bu hastalık, maalesef geç kalındığında ölümcül olabilmektedir" dedi. Menenjitin beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı olduğunu belirten Aracı, hastalığın özellikle meningokok kaynaklı formlarının daha ağır seyredebildiğini vurguladı. Hastalığın kısa sürede ilerleyebilmesi nedeniyle erken fark edilmesinin kritik olduğunu dile getiren Aracı, belirtilerin çoğu zaman ani başladığını söyledi. Menenjit belirtilerinin hızlı gelişebileceğine dikkat çeken Aracı, özellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bilinç değişikliği ve ciltte mor döküntüler gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu belirtilerin bir arada ya da kısa sürede artarak görülmesinin ciddi bir tabloya işaret edebileceğini belirten Uzm. Dr. Aracı, "Özellikle ciltte görülen mor döküntüler, hastalığın ilerlediğini gösteren önemli bir uyarı bulgusudur" diye konuştu. Hastalıkta zaman kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Bu hastalıkta ‘bekle-gör’ yaklaşımı doğru değildir. Şüpheli belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu. Menenjit aşılarının hastalığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, özellikle meningokok aşılarının önemine dikkat çekti. Türkiye’de Hib ve pnömokok aşılarının rutin olarak uygulandığını hatırlatan Uzm. Dr. Aracı, meningokok aşısının ise henüz ulusal aşı takviminde yer almadığını ifade etti. Bu yüzden ailelerin bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Aracı, "Ergenler, çocuklar ve riskli gruplar mutlaka aşılanmalıdır. Aşılama planı için hekime başvurulmalı ve çocuğa uygun takvim oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı. Özellikle yurt dışına çıkacak çocuklar için önceden sağlık değerlendirmesi yapılmasının önemine değinen Aracı, farklı ülkelerde görülen enfeksiyon risklerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Dil eğitimi ya da farklı nedenlerle yurt dışına gidecek çocukların, gitmeden önce aşı durumlarının gözden geçirilmesi ve gerekli koruyucu önlemlerin alınması büyük önem taşır."
31 Mart 2026 Salı - 10:55
Trabzon’da 112 camiasını üzen ölüm
Trabzon’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri Helikopter Ambulans Bakım Birimi’nde görev yapan Şükür Erbay görevi başında geçirdiği beyin kanaması sonucu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, Trabzon 112 Acil Sağlık Hizmetleri Helikopter Ambulans Bakım Birimi’nde görev yapan 35 yaşındaki Şükür Erbay, görevi sırasında beyin kanaması geçirdi. Yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne kaldırılan Erbay, burada 2 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Şükür Erbay, Araklı ilçesi Merkezköy Mahallesi’nde bugün toprağa verilecek.
31 Mart 2026 Salı - 10:45
Bayburt’ta Dünya Bipolar Günü dolayısıyla etkinlik düzenlendi
Bayburt’ta Dünya Bipolar Günü dolasıyla kahvaltı programı düzenlenerek, sosyal desteğin önemine dikkat çekildi. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi tarafından Bamsı Beyrek Seyir Terası’nda gerçekleştirilen programda, merkezden hizmet alan bireylerle bir araya gelindi. Etkinlikte, tedavi sürecinde ilaç kullanımının yanı sıra psikososyal desteğin de önemli yer tuttuğu belirtildi. Program, ruh sağlığı alanındaki farkındalığın artırılması ve hizmet alan bireylerin sosyal yaşama katılımının desteklenmesi amacıyla düzenlendi.
31 Mart 2026 Salı - 10:30
Vertigoya dikkat: "Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı"
Toplumda çok sayıda kişiyi etkileyen vertigoya karşı uyaran uzmanlar, "Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi, insanların daha hareketsiz olması. Yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benign vertigoyu görmeye başladık" dedi. Vertigo, genellikle kişinin kendisinin ya da etrafının döndüğünü hissettiği bir durum olarak ifade edilirken baş ağrısı, kulak çınlaması, denge kaybı, mide bulantısı ve kusma, kulakta dolgunluk hissi gibi belirtiler görülebiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Yılmaz ve Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Hıkmat Abbaszade de vertigo hakkında bilgi verirken önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Yılmaz, günümüzde hareketsizliğinde etkisiyle plaza çalışanlarında sık karşılaştıklarını belirtirken tedavi seçeneklerine yönelik konuştu. "Mutlaka hekime başvurmaları gerekiyor" ‘Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Süleyman Yılmaz, "Vertigo çok sık karşılaştığımız şikayetlerden bir tanesidir. Dengesizlik, yerin ayaklarının altından kayması, bayılma hissi şeklinde de tanımlayabiliyorlar. En sık gördüğümüz, benign pozisyonel vertigo dediğimiz baş dönmesidir. Bu baş dönmesi otolit dediğimiz kristallerin yarım daire kanallarına düşmesi sonrası oluşuyor. Bu hastalar genellikle yatarken sağa sola döndükleri zaman baş dönmesi tarifliyorlar. Çok ani hareketlerde başlarını kaldırdıkları zaman kısa süren dengesizlik ve baş dönmesi tarifliyorlar. Kadın ve erkeklerde eşit bir şekilde görülebiliyor. Bu tarz baş dönmesi, dengesizlik şikayeti olanların öncelikle dikkat etmesi gereken, baş dönmesiyle birlikte bulantı, kusmaları, baş ağrıları, kollarda, ayaklarda güçsüzlük var mı? Bunlar nörolojik olabileceğini, santral nedenlerden dolayı vertigo olabileceğini düşündürür, mutlaka hekime başvurmaları gerekiyor" dedi. "Plaza çalışanlarında benin vertigoyu çok sık görmeye başladık" Doç. Dr. Yılmaz, "Hallpike testi ve benzer manevralarla hem tanıyı hem tedaviyi kolaylıkla yapabiliyoruz. Özellikle uyurken kristallerin kendiliğinden bazen yerine oturması gibi durumlar da olabiliyor. Esas tedavi manevradır, manevra ile kristallerin yerine oturmasıyla hastalarımızı tedavi ediyoruz. Hastaların kendilerinin yapabileceği egzersizler vardır. Başları döndüğü zaman hastalarımıza sağa, sola çevirme ya da kendi başlarına manevra yapmalarını hiçbir zaman tavsiye etmiyoruz. Mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerekir. Böyle bir şey olduğu zaman baş hareketlerini kısıtlamaları, ani hareket yapmamaları, en kısa sürede de bir kulak burun boğaz hekimine başvurmalarını öneririm. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi de insanların daha hareketsiz olması. Masa başında uzun süre zaman geçirmelerinden dolayı benign vertigo artmaya başladı. İnsanların çok uzun süre bir pozisyonda kalmamaları, yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benin vertigoyu görmeye başladık" ifadelerini kullandı. "Polikliniklere sık başvuru nedeni’ ‘Vertigo hem kulak burun boğaz hem nöroloji polikliniklerine sıkça başvuru nedeni’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Hıkmat Abbaszade, "Hem merkezi sinir hem de periferik sinir sistemi ve iç kulakla alakalı birçok hastalık vertigoya neden olabilir. Tedavi tamamen nedene bağlıdır. Örneğin; hemen müdahale etmek hatta yatış endikasyonu gerektirecek vertigolar. Bazı vertigolar ayaktan tedavi edilebilir, ilaçlarla manevralarla, fizik tedavi desteğiyle tedavi edilebilir. Pozisyonel denge egzersizleri, bunların da basit ve sofistike metotları var. Vertigoya neden olan, altta yatan hastalık teşhis edildikten sonra ona yönelik spesifik tedavi yöntemi seçilebilir. Bazı hastalarda vertigo çok şiddetli olabiliyor. Özellikle hastayı düşürecek kadar bulantı, kusmaların eşlik ettiği bir durum olabilir. Amacımız, merkezi sinir sistemiyle alakalı olan ve altında ciddi hastalıklar yatabilecek olan vertigoyu zamanında teşhis edebilmek. Kulak burun boğaz hekimleriyle nörologların ortak yaptığı teşhis amaçlı testler vardır. Genelde bize hastalar kulak burun boğaz polikliniğinden yönlendirilir" şeklinde konuştu. "Vertigo bitebilir, yeter ki doğru tanı alıp müdahale doğru olsun" ‘Her vertigo hastasında aynı bulgular olmuyor’ diyen Uzm. Dr. Abbaszade, "Bazen beyin kan akışını rahatlatıcı ilaçlar, invaziv girişimsel işlemler, denge testleri, müdahaleleri, postür egzersizleri, kafa hareketleriyle yapılan egzersizler gibi bir sürü tedavi metoduyla müdahale ediliyor. Bazen vertigo çok dirençli olabiliyor. Hastanın ilk vertigo atağıysa hasta belirli bir yaş üzerindeyse, ek hastalıkları varsa, tansiyon, şeker, yüksek kolesterol veya genetik risk faktörleri de varsa mutlaka tedbirli olunması, muayeneye erken gelmesini öneririm. Çünkü bazı durumlara ne kadar erken müdahale edersek hasta için o kadar karlı oluyor. Bir manevrayla bitirebilir mesela ama bazı vertigolar vardır, bunlar en az 2-3 ay, aylarca sürebiliyor. Vertigo bitebilir, yeter ki doğru tanı alıp, teşhis doğru olsun ve teşhisten sonra da müdahale doğru olsun" diye konuştu.
31 Mart 2026 Salı - 10:27
Kronik ağrı ve spastisite tedavisinde güncel yaklaşımlar
Günümüzde medikal tedavilere dirençli birçok hastalıkta yaşam kalitesini düşüren ağrı ve kas sertliklerinin modern yöntemlerle kontrol altına alınabildiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Enes Kara, "Artık kronik ağrı ve spastisiteye bağlı şikâyetlerde hastaların yaşam kalitesini artırmak mümkün" dedi. Liv Hospital Gaziantep Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Enes Kara, kronik ağrı ve spastisite tedavisinde uygulanan ileri yöntemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Günümüzde medikal tedavilere dirençli birçok hastalıkta, yaşam kalitesini düşüren ağrı ve kas sertliklerinin modern yöntemlerle kontrol altına alınabildiğini belirten Op. Dr. Kara, "Artık kronik ağrı ve spastisiteye bağlı şikâyetlerde hastaların yaşam kalitesini artırmak mümkün" şeklinde konuştu. "Spastisite günlük yaşamı zorlaştırıyor" Spastisitenin beyin veya omurilik kaynaklı sinir hasarlarına bağlı olarak kasların istemsiz kasılı kalmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Op. Dr. Kara, "Bu durum hastalarda hareket kısıtlılığına, ağrıya ve günlük yaşam aktivitelerinde ciddi zorluklara yol açar" diye konuştu. Spastisitenin inme, omurilik yaralanmaları, serebral palsi, multipl skleroz ve travmatik beyin hasarı sonrası gelişebildiğini belirten Op. Dr. Kara, "Tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır. Amacımız sadece kas sertliğini azaltmak değil, hastanın bağımsızlığını artırmaktır" ifadelerini kullandı. "Baklofen pompası ile daha etkili sonuç" İleri düzey spastisite hastalarında baklofen pompası uyguladıklarını söyleyen Op. Dr. Kara, "Bu yöntemle kas gevşetici ilaç doğrudan omurilik çevresine verilir. Böylece daha düşük dozlarla daha güçlü etki elde edilir" dedi. Ağızdan alınan ilaçların yüksek dozlarda yan etkilere yol açabildiğini vurgulayan Op. Dr. Kara, "Baklofen pompası sayesinde hem etki artar hem de yan etkiler minimuma iner" diye konuştu. Pompa sisteminin cerrahi olarak yerleştirildiğini dile getiren Op. Dr. Kara, "İlaç gün boyunca kontrollü şekilde verilir. Bu sayede hastalarda kas sertliği azalır, hareket kabiliyeti artar ve bakım süreçleri kolaylaşır" dedi. "Kemik tutulumu olan kronik kanser ağrısında morfin pompası etkilidir" Şiddetli ve uzun süreli ağrılarda morfin pompasının önemli bir seçenek olduğunu belirten Kara, "Klasik tedavilerle kontrol altına alınamayan ağrılarda bu yöntem etkili sonuçlar sağlar. İlaç doğrudan sinir sistemi üzerinden verilir. Daha düşük dozlarla daha güçlü ve uzun süreli ağrı kontrolü sağlanır. Bu yöntem sayesinde hastaların uyku düzeni, beslenmesi ve günlük aktivitelerinde iyileşme görülür. Ağızdan alınan ilaçlara bağlı yan etkiler de azalabilir" açıklamasında bulundu. "Her bel ve boyun ağrısı ameliyat gerektirmez" Ameliyatsız tedavi yöntemlerinin de uygulandığına değinen Op. Dr. Kara, "Bel ve boyun ağrılarında epidural enjeksiyonlar, sinir blokları ve radyofrekans gibi yöntemlerden faydalanıyoruz. Toplumda sık görülen bel ve boyun ağrıları her zaman cerrahi gerektirmez. Doğru tanı ile birçok hastayı ameliyatsız tedavi edebiliyoruz. Bu işlemler kısa sürede uygulanır ve hastalar aynı gün günlük yaşamlarına dönebilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi sürecinde doğru hasta seçimi önemli" Spastisite ve kronik ağrı tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Op. Dr. Kara, "Nöroloji, fizik tedavi ve beyin cerrahisi uzmanlarının birlikte değerlendirme yaptığı hastalarda başarı oranı artar. Her hasta detaylı şekilde değerlendirilir. Uyguladığımız yöntemler her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle en doğru tedavi planını hastaya özel olarak belirliyoruz" dedi. Açıklamasının sonunda önemli bir mesaj veren Op. Dr. Kara, "Günümüzde ağrı ve spastisite tedavisinde çok önemli gelişmeler var. Doğru hastaya, doğru zamanda uygulanan tedavilerle yaşam kalitesi artırılabilir" dedi.
31 Mart 2026 Salı - 10:17
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde ’Hukuk ve Muhakemat’ mesaisi
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde yürütülen hukuki süreçlerin ve birim faaliyetlerinin değerlendirildiği ’Hukuk ve Muhakemat Birimi Değerlendirme Toplantısı’ gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici başkanlığında düzenlenen toplantıya; başkanlar, başkan yardımcıları ve ilgili birim personelleri katılım sağladı. Toplantının ana gündem maddesini müdürlük nezdinde devam eden hukuki süreçler, dava dosyalarının son durumları ve kurum işleyişini ilgilendiren mevzuat konuları oluşturdu. Birim çalışmalarının daha etkin, hızlı ve koordineli yürütülmesine yönelik stratejilerin ele alındığı görüşmede, karşılaşılan aksaklıklar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. İl Sağlık Müdürü Bildirici, hukuki süreçlerin verimli bir şekilde ilerlemesinin kurum disiplini açısından önemine değinerek, birimler arası koordinasyonun güçlendirilmesi talimatını verdi. Toplantı, mevcut dosyalar üzerindeki detaylı incelemelerin ardından sona erdi.
31 Mart 2026 Salı - 10:02
Varis’te yeni nesil dönem: "Ameliyatsız ve iz bırakmayan tedaviler"
Memorial Bodrum Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Doç. Dr. İbrahim Uyar ve Op. Dr. Filiz Bakkal, varis tedavisindeki güncel yaklaşımları ve hastaların en çok merak ettiği konular hakkında bilgi verdi. Uzman doktorlar Uyar ve Bakkal tarafından yapılan açıklamada, "Varis tedavisi artık yalnızca bir müdahale değil; kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayan estetik bir iyileşme sürecidir. Varis yalnızca bir damar problemi değildir. Bacaklarda oluşan ağırlık, şişlik ve yorgunluk hissinin yanı sıra estetik açıdan da kişilerin kendilerini nasıl hissettiklerini etkileyen bir durumdur. Bu nedenle tedavi planı oluşturulurken hem sağlık hem de estetik beklentiler birlikte değerlendirilir. Günümüzde hastalar tedavi sonrası doğal ve izsiz bir görünüm beklemektedir. Bu nedenle her hasta için damar yapısı, hastalığın derecesi ve estetik beklentiler birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı hazırlanır. Doğal görünen bacaklar, doğru planlanmış tedavilerin sonucudur. Estetik açıdan rahatsızlık oluşturan kılcal damarlar için lazer ve skleroterapi yöntemleri uygulanabilmektedir. Bu işlemler bacaklarda daha homojen ve pürüzsüz bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur. Varis tedavisindeki en önemli gelişme, yöntemlerin ameliyatsız ve çok daha konforlu hale gelmesidir. Günümüzde; Endovenöz lazer, Radyofrekans, Köpük skleroterapisi, Biyolojik yapıştırıcı gibi yöntemlerle hastalar uzun iyileşme süreçleri yaşamadan etkili sonuçlar elde edebilmektedir. Ciltten kabarık diz altı veya diz üstü varisler mevcutsa ve Doppler ultrason incelemesinde toplardamarlarda reflü (kanın geriye kaçması) tespit ediliyorsa tedavi planlanması gerekir. Ancak birçok hasta bu belirtileri görmezden gelerek tedaviyi erteleyebilmektedir. Oysa erken teşhis ve erken tedavi, hastalığın ilerlemesini önlemede büyük önem taşır. Aşağıdaki belirtiler görüldüğünde bir kalp ve damar cerrahına başvurulması önerilir" dedi. Uzmanlar, doktora başvurulmasını gerektiren belirtileri şöyle sıraladı: Bacaklarda belirgin varis damarları, Akşama doğru artan bacak ağrısı, Akşam saatlerinde artan bilek ödemi, Kas krampları, Ciltte kalınlaşma, Ciltte koyu kahverengi renk değişiklikleri. "Varis oluşumunda genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını ifade eden uzman doktorlar Uyar ve Bakkal, "Ancak yaşam tarzı, meslek ve özellikle kadınlarda gebelik sayısı hastalığın ortaya çıkma zamanını ve şiddetini belirleyen faktörler arasındadır. Araştırmalar; anne veya babada varis varsa riskin 2-4 kat arttığını, her iki ebeveynde varsa riskin %70-80’e kadar çıkabildiğini göstermektedir. Bunun başlıca nedenleri damar duvarındaki yapısal zayıflık ve kapakçıkların doğuştan daha dayanıksız olmasıdır. Ailesinde varis bulunan bireylerin erken tanı ve korunma amacıyla düzenli kontrol yaptırmaları önerilir. Varis yalnızca estetik bir problem değildir; tedavi edilmediğinde ilerleyerek; Kronik venöz yetmezlik, Ciltte değişiklikler (kahverengi veya mor renk değişimleri, ciltte incelme, hassasiyet, sürekli kaşıntı, egzama benzeri lezyonlar), Venöz ülser (varis yarası), Pıhtı oluşumu (tromboflebit) gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir" açıklamasında bulundu.
31 Mart 2026 Salı - 09:56
Yüksek sesle kulaklık kullanımı işitme sağlığını olumsuz etkiliyor
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Dr .Öğr. Üyesi Halil İbrahim Altıner, günümüzde yüksek sesle kulaklık kullanımı ve gürültülü ortamlarda uzun süre bulunmanın işitme sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Altıner, kulak ve işitme sağlığına dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl Mart ayı boyunca çeşitli bilgilendirme çalışmaları yapılmakta olduğunu söyledi. Altıner, "İşitme, insan yaşamındaki en temel duyulardan biridir. İnsanların iletişim kurmasını, çevreden gelen uyarıları almasıyla tehlikelerden korunmasını, sosyal hayata katılımını ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen çok önemli bir duyudur.İşitme kaybı her yaş grubunda görülebilmekle birlikte; yaşlanma, gürültüye uzun süre maruz kalma, kulak enfeksiyonları ve bazı ilaçların kullanımı gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Özellikle günümüzde yüksek sesle kulaklık kullanımı ve gürültülü ortamlarda uzun süre bulunmak işitme sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir" dedi. İşitme kaybının erken belirtileri Dr .Öğr. Üyesi Halil İbrahim Altıner, açıklamasının devamında, "Televizyonun sesini normalden fazla açma, konuşmaları sık tekrar ettirme, kalabalık ortamlarda konuşmaları anlamada zorlanma gibi durumlar işitme kaybının erken belirtileri olabilir. Bu tür durumlarda bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmak ve gerekli işitme testlerini yaptırmak önemlidir.İşitme kaybının erken dönemde fark edilmesi büyük önem taşımaktadır. Doğru bilgi, erken teşhis ve tedavi, bireylerin yaşam kalitesini artırmada büyük bir fark oluşturabilir. Bu kapsamda ülkemizde Sağlık Bakanlığımız tarafından yıllardır başarı ile uygulanan tarama programları mevcuttur. Şikayetlerini söyleyemeyen bebeklerin erken tanı ve tedavisi için ulusal yeni doğan işitme taramalarımız var ve ayrıca okul çağındaki çocuklarımıza da işitme taramaları yapılmaktadır" dedi. "Kulaklarımızı temiz tutmalı ancak kurcalamamalıyız" Altıner, son olarak, "İşitme sağlığımızı korumak için yapacağımız en temel şey yüksek ses ve gürültüden kaçınmaktır. Bu gürültü sokakta, işte, okulda olabileceği gibi, kulaklıklarımızda da olabilir. Kulaklık kullanırken ses seviyesine dikkat etmeliyiz. Kulak sağlığımız içinse kulaklarımızı temiz tutmalı ancak kurcalamamalıyız. Temennimiz herkesin sağlıklı olmasıdır. Ancak işitme kaybı durumunda hasta ve hastalığa bağlı olarak çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur. Bu tedavi bazen ilaçlarla, bazen ameliyatla bazen de işitme cihazları ile olabilir ama günümüzde hiç duyamayan kişilerin bile biyonik kulak denilen cihazlarla tedavisi mümkündür. Bu kapsamda, kulak ve işitme sağlığı konusunda farkındalığın artırılması ve bireylerin erken dönemde gerekli önlemleri alması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder