SAĞLIK
Denizli sağlık için hareket etti 10 Mayıs 2026 Pazar - 15:05:57 Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen ve büyük bir katılımın gerçekleştirildiği etkinliğe Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 10.30’da Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in startıyla başlarken, yürüyüşte katılımcılar sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla hep birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Etkinlik boyunca sağlık çalışanları tarafından vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapılırken, fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, sağlıklı bir toplum oluşturmanın ancak sağlıklı bireylerle mümkün olacağını belirterek vatandaşları günlük yaşamlarında daha aktif olmaya davet etti: Köşger, "Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak kalp-damar hastalıkları, obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Bugün de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve her yaş grubunda hareketli yaşam kültürünün geliştirilmesini hedefleyerek İl Müdürlerimiz, vatandaşlarımız ve öğrencilerimizle birlikte yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Başta Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34 Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Medical Point’e Kaizen Award Türkiye birincilik ödülü
18 Haziran 2025 Çarşamba - 12:16 Medical Point’e Kaizen Award Türkiye birincilik ödülü Medical Point Hastaneler Grubu, Kaizen Institute Turkeye tarafından düzenlenen Kaizen Award Türkiye 2025 kapsamında, "Büyüme Stratejilerinde Mükemmeliyet" kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Takdim edilen bu prestijli ödül, kurumun sürdürülebilir büyüme, yenilikçi stratejiler ve sürekli iyileştirme kültürüne olan bağlılığının ulusal düzeydeki en somut göstergelerinden biri oldu. Medical Point Hastaneler Grubu’nun hasta odaklılık, dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve insan kaynağı yönetimi gibi alanlarda geliştirdiği stratejik yaklaşımlar, Kaizen felsefesinin temelini oluşturan "sürekli iyileştirme" ilkesiyle örtüşerek jüri tarafından büyük takdir topladı. Değerlerle güçlenen başarı: 7S etkisi Medical Point’in kurum kültürünü şekillendiren 7S değerleri - Sabır, Sadakat, Sevgi, Sürdürülebilirlik, Samimiyet, Saygı ve Sır - bu başarının ardındaki en önemli yapı taşları arasında yer aldığı, stratejik karar alma süreçlerinden ekip içi iletişime kadar her alanda hissedilen bu ilkelerin, kurumu sürdürülebilir ve güvenilir bir yapıya kavuşturduğu belirtildi. "Bu ödül, ekip olarak ortak vizyonumuza olan inancımızın sonucudur" Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Medical Point olarak, değişen sağlık ihtiyaçlarına en hızlı ve etkili şekilde yanıt verebilmek için daima gelişimi hedefliyoruz. Bu ödül sadece bugünkü başarılarımızın değil, aynı zamanda çalışanlarımızla birlikte kurduğumuz güçlü, yenilikçi ve sürdürülebilir sistemin bir yansımasıdır. 7S değerlerimizle uyumlu bu gelişim anlayışı sayesinde Kaizen felsefesiyle büyümeye ve değer üretmeye devam edeceğiz."
Zihinsel dayanıklılık, sınav başarısının görünmeyen anahtarı
18 Haziran 2025 Çarşamba - 12:09 Zihinsel dayanıklılık, sınav başarısının görünmeyen anahtarı Türkiye’de yüz binlerce öğrenci ve ailelerinin yoğun bir hazırlık sürecinden geçtiği sınav dönemlerinde genellikle zihinsel dayanıklılık faktörü göz ardı edildiğini belirten Psikolog Anıl Özcan, "Akademik bilgi kadar, sınav kaygısıyla başa çıkma becerisi de sınav başarısını doğrudan etkiler" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikoloji Uzmanı Psk. Anıl Özcan, sınav kaygısı hakkında bilgilendirmede bulundu. Sınav kaygısının öğrencilerin zihinsel olarak sınava hazırlandığını gösteren doğal bir tepki olduğunu söyleyen Psk. Özcan, "Ancak bu duygu kontrol altına alınmazsa, zihinsel bulanıklık, unutkanlık ve özgüven kaybı gibi etkilerle öğrencilerin performansını ciddi şekilde düşürebilir. Kaygı ile başa çıkmak öğrenilebilir bir beceridir ve bu beceri zamanında desteklenmelidir" diye konuştu. "Zihinsel dayanıklılığı güçlendirmek mümkün" Sınav döneminde öğrencilerin sadece ders çalışmaya değil, aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini güçlendirmeye odaklanmaları gerektiğini belirten Psk. Özcan, "Gerçekçi ama iddialı hedefler belirlemek, zihinsel odaklanmayı artırır. Hedefi olmayan bir zihnin, kaygıya daha kolay teslim olabilir. Öğrencinin kendi duygularını tanıması ve ‘kaygılıyım’ diyebilmesi, bir zayıflık değil; tam tersine psikolojik farkındalık olarak görülmelidir. Duygular bastırıldıkça büyür, tanındıkça etkisini kaybeder. Nefes çalışmaları, kısa meditasyonlar ve zihinsel görselleştirme teknikleri, öğrencinin zihnini sınav stresine karşı daha dirençli hâle getirebilir. Ayrıca sınav anının zihinsel provası, kaygıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Öğrencinin sınav salonunu, oturacağı sırayı, kalemi eline alışını gözünde canlandırması, tanıdık ortamlarda daha az paniklemesini sağlar" şeklinde konuştu. "Sınav sürecinde aile tutumu psikolojiyi belirliyor" Sınav sürecinin sadece öğrenciler için değil, aileler için de önemli bir dönemeç olduğunu söyleyen Psk. Özcan, "Ailelerin tutumu öğrencinin psikolojisini doğrudan etkilemektedir. Ailelerin çocuklarıyla destekleyici ve yük oluşturmayan bir iletişim dili kurması önem taşıyor. Her sabah ‘Ne kadar çalıştın?’ sorusu yerine ‘Bugün nasılsın?’ gibi duygusal farkındalığı artıran bir yaklaşım, öğrencinin üzerindeki baskıyı azaltabilir. Sonuç odaklı değil, süreç odaklı bir bakış açısı benimsemek de çocukların motivasyonunu olumlu yönde etkiler. ‘Kazandığında mutlu olacağız’ demek yerine, ‘Bu süreci ne kadar sabırla götürdüğünle gurur duyuyorum’ ifadesi çok daha yapıcı bir mesaj taşır. Kuzenler, komşu çocukları ya da aile büyüklerinin eski başarıları, öğrencinin bireysel gelişimini gölgeleyebilir. Öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin şartsız sevgi ve kabul olduğunu hatırlamak, bu süreçte en etkili desteği sunmanın anahtarıdır" ifadelerini kullandı. Sınavların hayattaki birçok duraktan sadece biri olduğunu, asıl önemli olanın öğrencinin kendine inancını ve mücadele gücünü sürdürebilmesi olduğunu söyleyen Özcan, şunları söyledi: "Sınav başarısı kadar sınav sürecinden öğrenilenler de uzun vadeli gelişim açısından büyük önem taşıyor."
Güneş gözlüğü aksesuar değil, sağlık için kalkan
18 Haziran 2025 Çarşamba - 12:08 Güneş gözlüğü aksesuar değil, sağlık için kalkan Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, güneş gözlüğünün bir aksesuar aracı olmadığını, göz sağlığı için kalkan görevi gördüğünü söyledi. Yaz aylarının gelmesi ve sıcaklıkların artmasıyla birlikte parklar, sahiller ve sokaklar yeniden canlandı. Dışarıda geçirilen sürenin artması, güneşin keyifli yüzünü gösterirken, aynı zamanda gözardı edilen bir tehlikeyi de beraberinde getirdi. Uzmanlar ultraviyole (UV) ışınları konusunda dikkatli olunması uyarılarında bulunuyor. Liv Hospital Samsun’dan Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, güneş gözlüğü kullanımının bir moda tercihi olmaktan öte, ömür boyu sürecek göz sağlığı için vazgeçilmez bir koruma kalkanı olduğunu vurgulayarak dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. Güneşten yayılan UVA ve UVB ışınlarının, gözün en hassas dokularına nüfuz ederek zamanla ciddi hasarlara yol açabildiğini belirten Opr. Dr. Serdar İlgüy, "Güneş gözlüğü kullanımı, bir moda tercihi olmaktan öte ömür boyu sürecek göz sağlığı için vazgeçilmez bir koruma kalkanıdır. Bu nedenle pek çok kişi tarafından yeterince önem verilmeyen doğru güneş gözlüğü seçimi, sağlık açısından büyük önem taşır. Güneşten yayılan UVA ve UVB ışınları, gözümüzün en hassas dokularına nüfuz ederek zamanla ciddi hasarlara yol açar. Bu hasarların başında, göz merceğinin şeffaflığını yitirerek bulanıklaşması olan katarakt geliyor. Bunun yanı sıra, keskin ve detaylı görmemizi sağlayan retina merkezinde hasar oluşturan makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) ve gözün beyaz kısmında et büyümesi olarak bilinen pterjium gibi rahatsızlıklar da doğrudan UV ışınlarıyla ilişkilidir. Bu zararlar biriktiğinde, maalesef kalıcı görme kaybına kadar gidebilen geri dönülmez bir sürece girilebilir. Güneş gözlüğü kullanımı bu riskleri bilimsel olarak kanıtlanmış bir şekilde ciddi oranda azaltır" dedi. "Kalitesiz gözlük gözünüze daha çok zarar verir" Piyasada kolayca ulaşılabilen ucuz ve sahte güneş gözlüklerinin yarardan çok zarar getirdiğinin altını çizen Opr. Dr. İlgüy, "Bir camın koyu renkli olması, onun koruyucu olduğu anlamına gelmez. Koruma, camın rengiyle değil, üzerine kaplanan görünmez UV filtresiyle sağlanır. UV filtresi olmayan sahte bir gözlük taktığınızda, karanlık ortam nedeniyle göz bebeğiniz doğal bir refleksle daha da genişler. Bu durum, korumasız olan gözünüzün kapılarını zararlı UV ışınlarına sonuna kadar açmak demektir. Yani gözünüzü korumak yerine, normalden çok daha fazla zararlı ışının içeri girmesine sebep olursunuz. Bu, adeta bir aldatmacadır" diye konuştu. Doğru güneş gözlüğü nasıl seçilir? Doğru gözlüğü seçmenin birkaç temel kuralı olduğunu belirten İlgüy, şu tavsiyelerde bulundu: "Tam koruma arayın. Gözlüğün etiketinde mutlaka yüzde 100 UVA ve UVB korumalı veya UV400 ibaresi bulunmalıdır. UV400 etiketi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan tüm zararlı ışınları bloke ettiğini gösterir. Standartlara güvenin. Avrupa standartlarına uygunluğunu belirten CE işareti, ürünün temel sağlık ve güvenlik gerekliliklerini karşıladığının bir göstergesidir. Yüzünüze tam otursun. Göz çevresini iyi saran, yanlardan ve üstten ışık sızmasını engelleyen daha büyük çerçeveler ideal koruma sağlar. Güvenilir adresleri tercih edin. Gözlüklerinizi mutlaka sertifikalı ürünler satan güvenilir optik mağazalarından temin edin." "Çocukların gözleri güneş ışınlarına karşı daha hassas" Çocukların gözlerinin yetişkinlere göre daha hassas ve UV ışınlarına karşı daha savunmasız olduğunu belirten İlgüy, her yaş grubunun bu konuda bilinçli olması gerektiğine dikkat çekerek, "Göz sağlığı bir ömürlüktür, onu korumayı ihmal etmeyin" şeklinde konuştu.
"Bağışıklık sistemindeki düşüş yaz aylarında zonayı tetikleyebilir"
18 Haziran 2025 Çarşamba - 11:46 "Bağışıklık sistemindeki düşüş yaz aylarında zonayı tetikleyebilir" Yaz aylarında artan stres ve yaşam tarzındaki değişikliklerin, özellikle bağışıklık sistemini zayıflatarak zona hastalığını tetikleyebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Osman Aksoy, "Varisella Zoster virüsü, çocuklukta geçirilen suçiçeği hastalığından sonra sinir köklerinde yıllarca sessiz kalabiliyor. Ancak stres, düzensiz uyku, sıcaklık artışı ve yoğun sosyal aktiviteler gibi yaz aylarına özgü etkenler bağışıklık sistemini baskılayarak bu virüsün yeniden aktif hale gelmesine neden olabiliyor. Stres sadece ruh halinizi değil, cilt sağlığınızı da doğrudan etkiler" dedi. Yaz mevsimi, tatil, deniz ve güneşin keyfiyle birlikte cilt sağlığını tehdit eden bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Medical Park Seyhan Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Osman Aksoy, yaz aylarında artan stres ve yaşam tarzındaki değişikliklerin, özellikle bağışıklık sistemini zayıflatarak zona hastalığını tetikleyebileceğine dikkat çekti. "Stres cilt sağlığını olumsuz etkileyebilir" Yazın vücut direncinin korunmasının önemini vurgulayan Uzm. Dr. Aksoy, "Varisella Zoster virüsü, çocuklukta geçirilen suçiçeği hastalığından sonra sinir köklerinde yıllarca sessiz kalabiliyor. Ancak stres, düzensiz uyku, sıcaklık artışı ve yoğun sosyal aktiviteler gibi yaz aylarına özgü etkenler bağışıklık sistemini baskılayarak bu virüsün yeniden aktif hale gelmesine neden olabiliyor. Stres sadece ruh halinizi değil, cilt sağlığınızı da doğrudan etkiler" diye konuştu. "Bağışıklığınız düşerse, zona kapınızı çalabilir" Erken teşhis ve tedavinin komplikasyon riskini azalttığını belirten Uzm. Dr. Aksoy, "Zona hastalığı; ciltte ağrılı, kabarcıklı döküntülerle kendini gösterirken, en önemli komplikasyonu olan postherpetik nevralji adı verilen sinir ağrıları döküntüler geçtikten sonra da devam edebiliyor. Bu durum, özellikle ileri yaşlardaki hastalarda yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebiliyor" dedi. "Zona aşısı uygulanabilir" Risk grubundaki kişilerin dermatoloji uzmanına başvurarak aşı konusunda bilgi almalarını öneren Uzm. Dr. Aksoy, "Zona hastalığından korunmada en etkili yöntemlerden biri olan zona aşısı, hastalığın ortaya çıkma riskini azaltmakla kalmıyor, şikayetlerin daha hafif seyretmesini de sağlıyor. Yaz aylarında sağlıklı uyku düzeninin korunması, yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve stresin yönetilmesi bağışıklığı güçlendirir. Cilt sağlığını korumanın yolu sadece güneşten değil, stresten de korunmaktan geçer" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzm. Dr. Arslan: ’’İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda suyun fazla tüketilmesi faydadan çok, zarar getiriyor’’
18 Haziran 2025 Çarşamba - 11:25 Uzm. Dr. Arslan: ’’İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda suyun fazla tüketilmesi faydadan çok, zarar getiriyor’’ İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, "Böbrek problemleri olan vatandaşların böbrek yetmezliği düzeyine göre, tüketeceği suyun da ayarlanması gerekiyor. İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda suyun fazla tüketilmesi faydadan çok, zarar getiriyor" dedi. Elazığ Medilines Hastanesinde görevli İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, yaz aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşların su tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini, ileri derece böbrek rahatsızlığı olan vatandaşların ise aşırı su tüketiminden kaçınmaları gerektiğini kaydetti. Yaz aylarında doğru su tüketiminin vücudun metabolizması için olmazsa olmaz olduğunu belirten Uzm. Dr. Serpil Arslan, "Hayati önem arz ediyor. Sıcaklıkların artmasıyla birlikte, deri ve ter yoluyla kaybedilen su miktarı artıyor. Bundan dolayı da vücutta su ihtiyacı oldukça artıyor. Vücuda su alımı böbrek sağlığı için vazgeçilmez sıvılardan birini oluşturuyor. Böbrek sağlığımızı koruyabilmek için, özellikle kronik rahatsızlığı olan diyabet, tansiyon, böbrek kistleri ya da taşları gibi rahatsızlıkları olan vatandaşlarımızın daha fazla su tüketmesi gerekmektedir. Su aynı zamanda sindirim sistemimizi de rahatlatıyor. Kabızlık sorunu olanlar için de etkilidir. Aynı zamanda cildimizin sağlığının yerinde olması, zihin ve kaslarımızın işleyişini sürdürebilmesi için su içmemiz gerekiyor. Yaz aylarıyla birlikte vücuttan eksilen suların yerini su tüketimiyle doldurup, dengeye koymamız gerekmektedir. Normalde 6 bardak su içiyorsak, yaz aylarında bunu 10 bardağa çıkartmamız gerekiyor. Mevcut hastalığımız var ise uzman görüşü dahilinde su tüketimini dengelememiz gerekiyor. Kış aylarında 2 litre su tüketimi yeterli olurken, yazın bunu 3 litre karşılıyor. Böbrek problemleri olan vatandaşların böbrek yetmezliği düzeyine göre, tüketeceği suyun da ayarlanması gerekiyor. İleri derece böbrek yetmezliği olan hastalarda suyun fazla tüketilmesi faydadan çok, zarar getiriyor. Ek olarak, fazla alımlar da mineral dengesizliği de oluşturabiliyor. Kronik rahatsızlığı olan vatandaşların hekim dahilinde hareket etmesi gerekiyor. Taze sıkılmış meyve sularını tavsiye edebiliriz. Maden suyu gibi minareli yüksek sıvılar da içilebilir. Yapay sıvıları kesinlikle önermiyoruz. Katkı maddeli hiçbir sıvı fayda getirmeyeceği gibi, zararı olacaktır. Normal su içilmesi her zaman daha sağlıklı olacaktır" diye konuştu.
En anlamlı babalar günü armağanı
18 Haziran 2025 Çarşamba - 11:06 En anlamlı babalar günü armağanı SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde, Kahramanmaraşlı iki genç, diyaliz tedavisi gören ve tedavi sürecinde arkadaş olan babalarına, Babalar Günü’nde böbreklerini bağışlayarak en anlamlı armağanı verdiler. Yaklaşık üç buçuk yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gören baba Y.C. (52), yıllardır tek böbrekle yaşadığını, ağır işlerde çalıştığı için düzenli kontrollerini ihmal ettiğini belirtti. Oğlu Ü.C. (24) babasının rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla yaptığı araştırmalar sonucu SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne babası ile nakil için başvuruda bulundu. Yapılan tetkikler sonucu Ü.C.’nin böbrek bağışına uygun olduğu tespit edilince babaya böbrek nakli için süreç başlatıldı. Baba Y.C. oğlunun bağışladığı böbrekle sağlığına yeniden kavuşmanın mutluluğunu yaşarken, Ü.C. de babasına sağlıklı bir yaşam için böbreğini bağışlamaktan gurur duyduğunu ve Babalar Günü’nde böyle anlamlı bir armağan verebildiği için büyük mutluluk yaşadığını ifade etti. "Babamın sağlığına kavuştuğunu görünce mutlu oldum" Böbrek yetmezliği olan ve yaklaşık üç yıldır diyaliz tedavisi gören Kahramanmaraşlı H.M.S. (54)’ye de oğlu V.S. (19) böbreğini bağışlamaya karar verdi. Baba H.M.S. (54) oğlunun bu davranışından gurur duyduğunu ifade ederek, "Çok şükür oğlumun da benim de sağlığımız gayet iyi. Hekimlerimizden, hemşirelerinden ve tüm çalışanlarından çok memnun kaldık. Bize çok iyi baktılar. Böbrek bağışıyla insanlar yaşamına yeniden kavuşuyor. Oğluma çok teşekkür ediyorum" dedi. Babasının durumunun kötüleşmesiyle bağış yapmaya karar veren 19 yaşındaki V. S. İse, "Babam son üç yıldır hastalığı nedeniyle çok sıkıntılı süreçler yaşıyordu. Özellikle son dönemde yaşadığı sıkıntılara çözüm bulmak istedim. Babamın sağlığına kavuştuğunu görünce mutlu oldum. Gerekirse tekrar aynı şeyleri babam için yaparım. Bizim naklimiz Babalar Günü’ne denk geldi. Tüm hocalarımıza ve hastane çalışanlarına teşekkür ediyorum" dedi. "Organ nakil süreci titizlik ve özveri gerektiriyor" SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde aynı gün gerçekleştirilen böbrek nakilleri SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Doç. Dr. Yücel Yüksel başkanlığında başarıyla tamamlandı. Organ nakil sürecinin titizlik ve özveri gerektiren multidisipliner bir çalışma olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yücel Yüksel, "Operasyonların ardından hem babalarımızı hem de evlatlarımızı sağlık bir şekilde görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Nakil öncesi hazırlık, ameliyat süreci ve sonrası bakım aşamalarını ekip olarak büyük bir dikkatle ve koordinasyon içerisinde sürdürüyoruz. Hastalarımızın sağlığı ve yaşam kaliteleri için bu sürecin her aşamasını büyük bir dikkat ve özveriyle planlayarak hayata geçiriyoruz" diye konuştu. SANKO Üniversitesi Hastanesi, organ nakli alanındaki deneyimi, akademik kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla bölge halkına umut olmaya devam ediyor.
AÜ’de 289 hekim coşkuyla mezun oldu
18 Haziran 2025 Çarşamba - 11:06 AÜ’de 289 hekim coşkuyla mezun oldu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 2024-2025 Mezuniyet Töreni düzenlendi. Törende 289 hekim adayı mesleğe adım attı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Yemin Töreni, Antalya Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Hüseyin Can Ertürk, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. "Doktorluk mesleği zor, zahmetli" Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Ülkemizin göz bebeği Akdeniz Üniversitesi’nden, Akdeniz Üniversitesi’nin göz bebeği Tıp Fakültesi’nden 289 hekimimiz mezun oluyor. Sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu çocuklarımız sizin göz bebekleriniz, toplumumuzun en zeki, en çalışkan, en fedakâr ailelerinin de en çok emek verdiği bireyler. Doktorluk mesleği zor, zahmetli tabi bir o kadar da toplumun her kesiminin beklediği bir hizmet" dedi. "Dünya standartlarında sağlık sistemine sahibiz" Şahin, "Anadolu, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sağlık personeli başta hekimlerimiz olmak üzere destansı mücadeleleriyle doludur. Anadolu hastalıktan kırılırken bugün geldiğimiz noktada dünya standartlarının üzerinde Avrupa standartlarını yakalamış bir sağlık sistemine, koruyucu hekimliğe ulaşabilmişsek bunu Türk hekimlerine borçluyuz. Cumhuriyetin değerlerine borçluyuz. Şimdi o ordunun birer neferi de sizler olacaksınız ve bu mücadele güçlenerek devam edecek" diye konuştu. "Türk medeniyeti sizlerin omuzlarında yükselecek" Hekimlik mesleğinin sadece hastaya bakmaktan ibaret olmadığını ifade eden Vali Şahin, "Bu toplum sizlerden birer entelektüel olarak da istifade etmek istiyor. Türk aydınlanması, üç okulun sırtında yükselmiştir. Bu okullar; Mülkiye, Harbiye ve Tıbbiyedir. Sizler de Tıbbiyeli olmakla gurur duyun. Bugün inşa ettiğimiz ve dünyanın gıpta ile baktığı büyük Türk medeniyeti, sizin gibi yüksek karakterli, münevver ve entelektüel Türk aydınları sayesinde mümkün olmuştur. Sizlerin, toplumumuza rol model olarak onu daha iyi noktalara taşıyacağına olan inancım tamdır" dedi. "Sağlık sektörünün yarısı kadınlardan oluşmaktadır" Türk kadınının, Balkan Harbi’nde, Cihan Harbi’nde ve Çanakkale Cephesi’nde gönüllü olarak görev aldığını ve yaralı Mehmetçiklerimizin tedavilerine yardımcı olduğunu ifade eden Vali Şahin, "Gelinen süreçte, bugün ülkemizdeki sağlık sektörünün yarısı kadınlardan oluşmaktadır. Öğretmenlerimizin de yarıdan fazlası kadınlardan oluşmaktadır. Şu sıralarda oturan Akdeniz Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcısı, Tıp Fakültesi Dekanı bir kadın. Hem de Rektör ve Dekan Akdeniz Üniversitesi mezunu bu sıralardan çıkmış. Bununla gurur duyalım. Bu, Cumhuriyet’in ve onun kurucu değerlerinin bir sonucudur. Bu değerlere sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir" ifadelerini kullandı. "289 hekimi Türk sağlık sistemine kazandırdık" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün Akdeniz’in güneşi gibi parlayan 289 pırıl pırıl hekimi Türk sağlık sistemine kazandırmanın sevincini yaşıyoruz. Mutluyuz. Gururluyuz. Hep birlikte, bu büyük başarının başından sonuna tanıklarıyız. Tıbbın özünde yalnızca bilgi değil, aynı zamanda insanlık vardır. Bugün sizlere verdiğimiz en büyük miras; vicdanınız, merhametiniz ve insan sevgisidir" dedi. "İyi bir hekim insan onurunu önceler" İyi bir hekimin sadece tanı koyan değil, aynı zamanda anlayan, hisseden ve insan onurunu önceleyen kişi olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Ama bunu aklınızda tutarken şunu da asla unutmayın: Engelliyi küçümseyen, düşkünle alay eden, hasta mahremiyetini hiçe sayan biri, iyi bir hekim olamaz. Onlara sesleniyorum: Bir hasta tekerlekli sandalyede size geldiğinde yüzünüz asılıyorsa, yoksulun reçetesini yazarken burun kıvırıyorsanız. Hastanızın acısını "zayıflık" olarak görüyorsanız. O beyaz önlük sizin üzerinizde sadece kumaş parçasıdır. Çünkü o önlük, bilgiyle olduğu kadar ahlakla, vicdanla, merhametle anlam kazanır. Diplomalar, yalnızca bilgi değil; aynı zamanda insanlığa karşı sorumluluk yükler. Çünkü hekimlik yalnızca tedavi etmek değil, insan onuruna hizmet etmektir. Bir hekimin gerçek gücü, bilgisi kadar yüreğinden gelir. İyi bir hekim; yalnızca bilgili değil, aynı zamanda merhametli, alçakgönüllü ve insan onuruna saygılı olandır" dedi. "Sizler ülkesine ve insanlığa adanmış bir nesilsiniz" Rektör Özkan, "Bugün bu sahneden ayrılırken sadece hekim olmuyorsunuz; aynı zamanda bu ülkenin vicdanı, halkın sesi, insanlığın umudu oluyorsunuz. Unutmayın, beyaz önlüğünüz sizi bir "otorite" değil; bir "hizmetkâr" yapar. Hastanızın gözlerine baktığınızda, kendinizi değil, onu görün. Onun acısını hissettiğinizde, tıbbın gerçek anlamını kavrayacaksınız. Sizler, bilgiyle mücehhez, vicdanla güçlenmiş, ülkesine ve insanlığa adanmış bir nesilsiniz. Safiye Ali’nin azmini, Yaşargil’in derinliğini, Atatürk’ün vizyonunu taşıyorsunuz. Yolunuz açık, kalpleriniz merhametle dolu; elleriniz bu topraklara şifa, emeğiniz milletimize umut olsun" şeklinde konuştu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, fakülte tarihinden bilgiler aktararak mezun olan hekimlere meslek hayatlarında başarılar diledi. Dönem birincisine yüksek onur belgesi takdim edildi Hekimlik Andını Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Terzioğlu’nun öğrencilerle birlikte okumasının ardından, dönem birincisi yaş kütüğüne plaket çaktı. Daha sonra Vali Hulusi Şahin, dönem birincisi Simay Gedik’e yüksek onur belgesini takdim etti. Dönem ikincisi ve üçüncüsüne ise yüksek onur belgeleri sırasıyla Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı tarafından verildi. Tören mezunlara belgelerin takdimiyle devam ederek sonunda mezunların kep atmasıyla sona erdi.
Yüz germe ameliyatlarına tüm dünyadan Türkiye’ye yoğun ilgi: "Yapmadığımız gün yok"
18 Haziran 2025 Çarşamba - 11:04 Yüz germe ameliyatlarına tüm dünyadan Türkiye’ye yoğun ilgi: "Yapmadığımız gün yok" Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, yüz gençleştirme ameliyatlarının son 20 yılda büyük bir ivme kazandığını belirterek, "Plastik cerrahide yüz germe ameliyatları düşünülenin tam tersine artan bir ivme kazandı. Dünyanın dört bir yanından insanlar bu işlemler için Türkiye’ye geliyor" dedi. FBM Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Hayati Akbaş yüz germe ameliyatlarının son yıllarda büyük bir ivme kazandığını ifade ederek açıklamalarda bulundu. Akbaş, " Yüz gençleştirme ameliyatları özellikle son 20 yılda inanılmaz bir ivme kazandı. Gittikçe de ivme kazanıyor. 30 yıl önce benim asistanlık dönemlerimde şöyle bir şeyler söylenirdi: "Bundan 30 yıl sonra yüz gençleştirme teknikleri çok popüler olacak ve ameliyata gerek kalmadan insanlar daha genç görünecek" deniliyordu. Fakat geldiğimiz noktada şu ortaya çıktı: Plastik cerrahide yüz germe ameliyatları, düşünülenin tam tersine, artan bir ivme kazandı. İnsanlar yaşlandıkça, yüzlerinde sarkma meydana geldikçe, kaşları düştükçe, daha genç olma ve eski fotoğraflarını özleme duygusu gelişiyor. Bir iş yerinde bile insanlar çalıştırılırken, daha genç ve güzel olan bireyler bir tık avantajlı olarak hayata başlıyor" diye konuştu. "35 yıl önce hiç yüz germe yapılmazken, bugün yüz germenin yapılmadığı bir gün yok" Akbaş şunları söyledi: " Bize gelen insanlar şunu söylüyor: ’Hocam, benim yüz gençleştirme ameliyatı olmam lazım. Çalışmam gerekiyor ama yaşımdan dolayı iş bulmakta zorlanıyorum. Gittiğim kurumlar daha genç insanları tercih ettiklerini söylüyorlar. Bu durum psikolojik olarak beni etkiliyor’ diyorlar. Yüz germe ameliyatları çok büyük bir ivme kazandı. Bu, tüm dünya için geçerli. Gelişmiş toplumlarda bunun artması son derece doğaldır. Benim tavsiyem ise şudur: Herkes yüz germe ameliyatı olmak zorunda değil. Kriter şu olmalı; bir insanın yüzünde oluşan değişiklikler, o insanın hayat kalitesini, iş ortamını veya sosyal çevresini olumsuz etkiliyorsa, tedavi amacıyla yüz germe ameliyatı yapılmalıdır. Sırf heyecan olsun diye, zevk amaçlı ameliyat olma konusuna biraz daha dikkat etmek lazım. Gereksiz ameliyat asla yapılmamalıdır. Dünyanın bütün ülkelerinden insanlar Samsun’a yüz germe, yüz gençleştirme ameliyatları için geliyor. Amerika’dan, İngiltere’den, Gambiya’dan, Azerbaycan’dan, Rusya’dan, Avusturya’dan, Kolombiya’dan, Fransa’dan Dünyanın farklı kıtalarından insanlar yüz gençleştirme ameliyatı için Türkiye’ye geliyorlar. 35 yıl önce hiç yüz germe yapılmazken, bugün yüz germenin yapılmadığı bir gün yok."
Anne babanın stresi, çocuğa geçiyor
18 Haziran 2025 Çarşamba - 10:50 Anne babanın stresi, çocuğa geçiyor Üniversite giriş sınavına günler kala herkesi basan heyecan konusunda uyarılarda bulunan Psikolog Başak Mutlu, öğrencinin daha başarılı olması için neler yapılacağını sıraladı. Üniversite sınava girecek çoğu genç stresli günlerden geçirdiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikolog Başak Mutlu, "Bu süreç yalnızca öğrenciler için değil, ebeveynler için de zorlayıcı olabiliyor. Birçok ebeveynin zihni, ’Çocuğum sınava yeteri kadar hazır mı?’, ’Sınavda heyecan yapar mı?’, ’Ona nasıl yaklaşmalıyım?’ sorularıyla meşgul. Hatta öyle ki çoğu zaman ebeveynler bu endişeli hallerini farkında olmadan çocuklarının omuzlarına yükleyebiliyor. Masumca söylenen motivasyon cümleleri bile çocuklarda baskı oluşturabiliyor. Bu süreçte izlenecek en iyi yol ebeveynlerin nasihat vermekten uzak durmaları ve çocuğun duygularına alan açmasına imkan tanımaları olacaktır. Yargılamadan dinlemenin, çözüm sunmaya çalışmadan yanında durmanın gücü tahmin edilenden daha büyüktür" dedi. Sınavla ilgili düşünceleri, hisleri konuşmak kadar sınav dışı konuları konuşmak da faydalı olacağını belirten Başak Mutlu "Çünkü aile içi sohbetlerin sürekli sınava bağlanması, sınavı çocuğun tüm yaşamına yayar. Onun hobilerine, ilgi alanlarına, mizahına yer açmak sınavı hayatın tek ekseni olmaktan çıkarır. Küçük bir dokunuş, başını okşamak, birlikte yürüyüş yapmak bazen söylenen tüm sözlerden daha güven vericidir. Bir genç sınav endişesi yaşıyorsa, bu onun disiplinsiz veya tembel olduğu anlamına gelmez. Aksine çoğu zaman bu endişenin altında, potansiyelini sergileyememe korkusu, aileyi hayal kırıklığına uğratma endişesi, mükemmeliyetçilik gibi durumlar yatar. Bu yüzden onu rahatlatmaya çalışırken başarısından çok çabasını takdir edin. Fiziksel sağlığın yerinde olması psikolojik sağlığı olumlu yönde etkiler. Evde sevilen sağlıklı yiyeceklerin pişirilmesi, uyku ve dinlenme saatlerine özen gösterilmesi önemlidir. Rutinlerde büyük değişimlere gidilmemesi de çocuğa güven ve kontrol duygusu verir" şeklinde konuştu. Üniversite sınavı, her ne kadar önemli ve belirleyici gibi görünse de tekrarı olan bir deneyim olduğunu ifade eden Başak Mutlu, "Ancak sınav sürecinde ebeveynin çocukla kurduğu ilişki, gösterdiği anlayış ya da baskı çocuğun hafızasında uzun vadeli bir duygusal iz bırakır. Eğer çocuğunuzda aşırı kaygı, uykusuzluk, sinirlilik, iştah problemleri veya aşırı içe kapanma gibi belirtiler varsa bu dönemde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak oldukça değerlidir. Bu desteğin sadece sınava değil, çocuğunuzun kendisini algılama biçimine de katkısı olur" dedi.
"Saraybosna’da Medicana Hastanesi hizmete başladı"
18 Haziran 2025 Çarşamba - 10:01 "Saraybosna’da Medicana Hastanesi hizmete başladı" Medicana Sağlık Grubu, Türkiye ve yurt dışındaki yatırımlarına devam ederek 19’uncu hastanesini Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da hizmete açtı. Grup, İngiltere’deki yatırımının ardından sağlık hizmetlerini uluslararası alanda genişletiyor. Medicana Sağlık Grubu, sağlık hizmetlerini Bosna-Hersek’e taşıyarak Balkanlar’da yeni bir adım attı. Medicana Saraybosna Hastanesi’nin açılışı, 13 Haziran Cuma günü düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantıya Medicana Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, Medicana Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Berk Bozkurt, Medicana Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Reha Özkaya, Medicana Saraybosna Hastanesi Genel Müdürü Prof. Dr. Sedat Ziyade, Prof. Dr. Zuvdija Kandi, Op. Dr. Adis Kandi, medya temsilcileri ve davetliler katıldı. "Türk sağlık sistemini ve Medicana’nın sektördeki büyük tecrübelerini Bosna Hersek’e taşıdık" Medicana Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi: "Medicana, sağlık alanında Türkiye’de ve uluslararası düzeyde hizmet sunan köklü ve güçlü bir sağlık grubudur. Bugün, yıllara dayanan sağlık deneyimimizi ülke sınırlarının ötesine taşımanın gururunu yaşıyoruz. Medicana Winchester, İngiltere’de açılan ilk Türk hastanesi olarak sağlık tarihinde önemli bir yer edindi ve genel hastane yapısıyla faaliyetlerine devam ediyor. Bunun yanı sıra, farklı ülkelerde faaliyette olan sağlık ofislerimizle de uluslararası hizmet ağımızı genişletiyoruz. Diğer büyük yurt dışı yatırımımızı ise Bosna Hersek’te gerçekleştirdik. Medicana Saraybosna Hastanesi, yalnızca grubumuz için değil; bölge halkı, sağlık sektörü ve Türkiye ile Bosna-Hersek ilişkileri açısından da son derece stratejik ve anlamlı bir adımdır. Amacımız; hasta odaklı yaklaşımımız, ileri tıp teknolojilerimiz ve multidisipliner hizmet anlayışımızla Bosna Hersek’te modern ve erişilebilir sağlık hizmetlerine yeni bir soluk getirmektir." "Türkiye ve Bosna-Hersek arasında sağlık köprüleri kuruyoruz" Sağlık hizmetlerinin, Medicana’nın her zaman en değerli yatırımlarından biri olduğunu ifade eden Dr. Hüseyin Bozkurt, "Bugün de Türkiye ile Bosna- Hersek arasında bir köprü kurarak; Balkanlara Medicana’nın geleneğini sunmak için burada bulunuyoruz. Biz, yalnızca Türkiye’deki değil, global ölçekte de sağlık sektörüne katkı sağlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Medicana Saraybosna Hastanesi, Bosna Hersek’te bir zincir hastane olarak hizmet veren ilk sağlık kuruluş olma özelliğini taşıyor. Güçlü akademik kadromuz ve son teknoloji tıbbi altyapımızla, sadece bugünün değil, bölgenin sağlık alanındaki geleceğini şekillendirmeyi hedefliyoruz. Biz, Medicana geleneğini, Türkiye’de sağlık alanında ulaştığımız başarılarımızı ve tecrübemizi, ülke sınırlarımızın ötesine taşımayı bir görev biliyoruz" şeklinde konuştu. 500 bin uluslararası hastayı ağırlıyor Yılda 5 milyondan fazla hastaya hizmet veren ve 500 bin uluslararası hastayı ağırladığını açıklayan Medicana, yaklaşık 15 bin çalışanıyla bölgeye sağlık hizmeti sunacak. Medicana Saraybosna Hastanesi, grup bünyesindeki bin 200’den fazla hekim ve uzman sağlık profesyonelinin bilgi birikimi ve akademik çalışmalarıyla desteklenerek, Bosna-Hersek’te sağlık hizmetlerine katkı sağlayacak. Tıbbın birçok branşında hizmet veriliyor Medicana Saraybosna Hastanesi; Beyin Cerrahisi, Göz Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, Dermatoloji, Ağız ve Diş Sağlığı, Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi, Kardiyovasküler Cerrahi, Genel Cerrahi, Çocuk Cerrahisi, Üroloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Pediatri, Dahiliye, Gastroenteroloji ve Hepatoloji, Endokrinoloji, Nefroloji, Kardiyoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji, Nöroloji başta olmak üzere ve yeni açılacak bölümlerle birçok farklı branşta hizmet verecek. Yapılan açıklamalara göre hastane; her türlü cerrahi müdahaleye uygun ameliyathaneleri, genel, koroner ve yenidoğan yoğun bakım üniteleri, hasta ve hasta yakınları düşünülerek tasarlanan Onkoloji servisiyle başkent Saraybosna’nın en işlek bölgesinde kesintisiz sağlık hizmetini sürdürecek. Girişimsel Radyoloji ve Onkoloji bölümleri Bosna-Hersek halkının hizmetinde olacak Çok yakında Girişimsel Radyoloji ve Onkoloji bölümleri Bosna-Hersek halkının hizmetinde olacak. Teşhis ve tedavide kararların bir konsey tarafından alındığı merkezde, kapsamlı kanser tedavisi çok yakın zamanda hastaların hizmetine sunulacak. PET-CT ve günümüzün modern kanser tedavisinde kullanılan LINAC cihazları ile hastane, Bosna- Hersek ve çevresinde onkoloji hastalarına da hizmet verecek.