Son Dakika
|
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "İran’ın cevabı kesinlikle kabul edilemez"
Netanyahu: "İran ile savaş bitmedi, daha yapılacak çok iş var"
Dışişleri Bakanı Fidan, Mısırlı mevkidaşı ile görüştü
Letonya Savunma Bakanı Spruds, petrol tesislerine düşen İHA’lar nedeniyle istifa etti
İngiltere’den Tristan da Cunha’ya hantavirüs müdahalesi kapsamında paraşütlü sevkiyat
Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak
Emine Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile bir araya geldi
SAĞLIK
Denizli sağlık için hareket etti
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:05:57
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen ve büyük bir katılımın gerçekleştirildiği etkinliğe Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 10.30’da Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in startıyla başlarken, yürüyüşte katılımcılar sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla hep birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Etkinlik boyunca sağlık çalışanları tarafından vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapılırken, fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, sağlıklı bir toplum oluşturmanın ancak sağlıklı bireylerle mümkün olacağını belirterek vatandaşları günlük yaşamlarında daha aktif olmaya davet etti: Köşger, "Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak kalp-damar hastalıkları, obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Bugün de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve her yaş grubunda hareketli yaşam kültürünün geliştirilmesini hedefleyerek İl Müdürlerimiz, vatandaşlarımız ve öğrencilerimizle birlikte yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Başta Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 14:25
Çine’de astım hastalığına karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Aydın’ın Çine ilçesinde Çine Devlet Hastanesi tarafından astım hastalığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bilgilendirme standı açıldı. Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan stantta, alanında uzman sağlık personelleri tarafından vatandaşlara astım hastalığının belirtileri, tetikleyici faktörleri ve korunma yolları hakkında bilgi verildi. Etkinlikte ayrıca doğru inhaler (nefes açıcı) cihaz kullanım teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, tedaviye uyumun önemine de dikkat çekildi. Hastalar ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik kapsamında broşür ve çeşitli eğitim materyalleri dağıtıldı. Vatandaşların soruları uzman ekipler tarafından yanıtlandı. Çine Devlet Hastanesi yetkilileri, toplum sağlığını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim ile bilgilendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:56
İnme hastasına hayat kurtaran müdahale
Sakarya’da Akyazı Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan tPA (pıhtı eritici) tedavisiyle 73 yaşındaki hasta kalıcı felç riskinden kurtarıldı. Edinilen bilgiye göre, kol ve bacağında güç kaybı ile konuşma bozukluğu şikayetiyle hastaneye getirilen 73 yaşındaki Süleyman Aydın’a, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Bölgesel Kapsamlı İnme Merkezi koordinatörlüğünde anında müdahale edildi. İhtisasını SEAH Nöroloji Kliniğinde tamamlayan Uzm. Dr. Şule Dalkılıç ve Akyazı Devlet Hastanesi acil ekibi tarafından hastaya ilk kez tPA (trombolitik) tedavisi başarıyla uygulandı. Bölgedeki inme tedavisinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilen bu hayat kurtarıcı müdahalenin ardından Aydın’ın şikayetleri tamamen giderilerek kalıcı felç riski ortadan kaldırıldı. "10 Mayıs İnme Farkındalık Haftası"nın son gününde kamuoyuyla paylaşılan vaka, inmede erken teşhis ve doğru koordinasyonla hastalığın tedavi edilebilir olduğunu gösterdi. Öte yandan, Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir ve SEAH Başhekimi Doç. Dr. Fatih Güneysu, sağlık ekibini tebrik etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
2
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 23:59
Sağlık Bakanlığı: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir"
5
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:17
Kökten Hayata Şenliği’ne yoğun ilgi
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:57
Düzce Üniversitesi minik kalplerin yanında
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, uzman kadrosu ve özellikli branşları ile minik kalplerin tanı, tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yanında olmayı sürdürüyor. Doğumdan ergenlik dönemine kadar olan süreçte sağlıklı çocukların takibini gerçekleştiren ve hastalık durumlarında teşhis ile tedavi hizmetleri sunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Batı Karadeniz Bölgesi’nde en çok tercih edilen merkezlerden biri haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı ile ilgili yapılan açıklamada "2 Profesör, 3 doçent, 8 doktor öğretim üyesi ve 15 araştırma görevlisinin görev yaptığı anabilim dalı, özellikli yan dalları sayesinde birçok hastanın çevre illere gitmesine gerek kalmadan hastanemizde tedavi olmasına imkan sağlamaktadır. Üst ihtisas sahibi uzmanların uyum ve iş birliği içerisinde çalıştığı anabilim dalında, multidisipliner yaklaşım gerektiren hastalıkların takibi ve tedavisi titizlikle yürütülmektedir. Çocuk Endokrinoloji, Nöroloji, Nefroloji, Kardiyoloji, Romatoloji, Acil, Gastroenteroloji, Hematoloji ve Onkoloji gibi özellikli yan dalları bünyesinde bulunduran anabilim dalımız; çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini yakından izlemeyi ve sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlamayı amaçlamaktadır" denildi. Çocuk gastroenterolojisi uzmanı göreve başladı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı bünyesinde, Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Belkıs İpekçi’nin hasta kabulüne başladığı bildirilen açıklamada şunlar aktarıldı. "Dr. Öğr. Üyesi İpekçi, yenidoğanlardan ergenlik dönemine kadar olan çocuklarda görülen sindirim sistemi, karaciğer, pankreas ve safra yolları hastalıklarının tanı, tedavi ve takibini gerçekleştirecektir. Çocuklara özel olarak tasarlanmış poliklinik, pediatri yataklı servis, çocuk acil, yenidoğan yoğun bakım ve çocuk acil alanlarında tanı ve tedavi hizmetleri sunan hastanemiz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümüne yılda 60 binden fazla hasta başvurmaktadır. Bölgedeki tek Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği olarak hizmet veren birim, ayaktan hasta bakımının yanı sıra kemoterapi uygulamaları ve yatarak tedavi hizmetleri de sunmaktadır. Hastalarda doğru tanıya ulaşmak ve en iyi şekilde tedavilerini sağlamak amacıyla Çocuk Kardiyoloji Bölümü bünyesinde Çocuk Ekokardiyografi (EKO) ve Çocuk Nöroloji Bölümü bünyesinde Çocuk Elektroensefalografi (EEG) birimleri kurulmuştur. Bu birimlerde çocuk hastaların tetkikleri, erişkin hastalardan ayrı alanlarda gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de sertifikalı iki merkezden biri olma niteliğine sahip olan Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı bünyesindeki Diyabet Merkezi; poliklinik hizmetlerinin yanı sıra danışmanlık, eğitim ve motivasyon çalışmalarıyla diyabetli çocuklar ve ailelerine destek sağlamaktadır. İnsülin pompası ve glukoz sensörü takımında en yüksek uygulama sayısına sahip merkezlerden biri olan Diyabet Merkezimiz; kamp ve kültür gezileri, ev-okul ziyaretleri, halk konferansları, gençlik buluşmaları, online toplantılar gibi etkinliklerle diyabetli çocukların eğitim ve sağlıklarını iyileştirmek adına çalışmalarını sürdürmektedir."
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:37
"İnmemiş testis kansere ve kısırlığa yol açıyor"
"Yeni doğmuş erkek bebeklerde sıkça görülen inmemiş testis, ailelerin çoğu zaman fark etmediği ancak gelecekte ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kritik bir durumdur" diyen Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Onur Danacıoğlu; tedavideki gecikmenin çocuğun doğurganlığını olumsuz etkileyebileceğini ve kanser riskini artırabileceğinin altını çizdi. Yeni doğmuş erkek bebeklerde sıkça görülen inmemiş testis, farkında bile olmayabileceğiniz ancak ileride ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek kritik bir durumdur. "Erkek çocuklarda en sık karşılaşılan ürolojik problemlerden biri olan bu durum, anne karnındaki gelişim sürecinde testislerin olması gereken yere, yani torbalara (skrotum) inmemesiyle ortaya çıkar" diyen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Onur Danacıoğlu, inmemiş testisin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. "Tedavideki gecikme, çocuğunuzun ilerideki doğurganlığını olumsuz etkileyebileceği gibi, ne yazık ki kanser riskini de artırabilir" uyarısında bulundu. "Tedavi için en uygun dönem 6-18 ay" İnmemiş testis vakalarında ilk 6 ay içinde testisin kendiliğinden torbaya inebileceğini, ancak 1 yaşını geçen bebeklerde mutlaka tedaviye başlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Danacıoğlu, "En geç 18’’inci aya kadar bekliyoruz. Bu süreç içinde tedavi edilirse hem ileride sperm üretimi hem de testis kanseri riski açısından çok daha olumlu sonuçlar alıyoruz. İnmemiş testis tedavisinde günümüzde ilk tercih edilen yöntem cerrahi oluyor. Orşiopeksi adı verilen bu ameliyatta, kasık bölgesinden küçük bir kesiyle testis bulunarak skrotuma indiriliyor ve sabitleniyor. Önceki yıllarda uygulanan hormon tedavileri ise artık bilimsel veriler ışığında önerilmiyor" dedi. Geç kalınırsa testis alınabiliyor Tedavide gecikilmesinin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Danacıoğlu, "Özellikle iki taraflı inmemiş testis vakalarında kısırlık riski yüzde 40’a kadar çıkabiliyor. Ayrıca bu hastalarda testis kanseri riski 4 ila 10 kat daha fazla. Ergenlik sonrasında gelen vakalarda testisi torbaya indirmek yerine almak zorunda kalabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Tanıda ilk adım fizik muayene Tanı sürecinde ilk olarak fizik muayenenin uygulandığını belirten Doç. Dr. Danacıoğlu, testisin elle hissedilmemesi durumunda ultrasonografi ve gerekirse MR görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını ifade etti. Testisin bulunamaması durumunda ise tanısal laparoskopi ile cerrahi keşif yapıldığını belirtti. Ailelere önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Danacıoğlu, "Eğer ebeveynler çocuklarında testislerden birinin torbada olmadığını fark ederse, zaman kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmaları büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:36
Organları 5 hastaya umut oldu
Manisa Şehir Hastanesinde beyin ölümü gerçekleşen Esma Çakıroğlu’nun (64) organları, kızları tarafından bağışlanarak en az 5 hastaya umut oldu. Beyin ölümü gerçekleşen Çakıroğlu’nun karaciğer, böbrekler ve korneası, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere yola çıkarıldı. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşayan ve beyin kanaması sebebiyle Manisa Şehir Hastanesine sevk edilen Esma Çakıroğlu, geçirdiği ameliyat sonrası yoğun bakımda 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Beyin ölümü gerçekleşen Çakıroğlu’nun organları, kızları Gizem Başateş ve Sibel Akkar tarafından bağışlandı. "Organ bağışı hayat kurtarır" Manisa Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Önder Yıldırım, beyin ölümü gerçekleşen hastanın ailesinin duyarlılığına dikkat çekerek, "Hastamızın bugün yoğun bakımda 6. günüydü ve beyin ölümü gerçekleşti. Aile hastanın birçok organını bağışladı. Ailenin bu duyarlılığı bizim için örnek alınacak kadar çok kıymetli" dedi. Kızlarından anlamlı açıklama Esma Çakıroğlu’nun kızı Gizem Başateş, organ bağışının önemine vurgu yaparak, "Sonuçta biz bir kayıp yaşıyoruz, bizim için çok üzücüydü o kararı almak. Ama bu konu hakkında çok düşünmemize gerek yoktu. Annemi yaşatamadık. En azından bir parçasının başka bir bedende umut olmasını, onun için bir ışık olmasını umarak böyle bir karar verdik. Umarım başka bir bedende bir parçasını yaşatırız, senelerce başkasına umut olur, ışık oluruz. Bu parçasının toprak altında yok olmasından da başkasının bedeninde taşıyarak ona umut olmasını, yaşamının daha fazla uzun sürmesini sağlamalarını isterim. Çok üstünde düşünülecek bir konu değil bana sorarlarsa, kesinlikle ben sağlıklı olan organlarının toprağın altında yok olmasını tercih etmem. Başkalarına can olmasını umut ediyorum. Umarım o aileler de bize ulaşır, onları görmek isteriz. Annemizin parçalarının kimlerde can bulduğunu, kimlerin bedeninde olduğunu bilmek isteriz. Bence hiç düşünmelerine gerek yok, organ bağışı hayat kurtarır diyoruz her zaman. Dostlar sağ olsun" ifadelerini kullandı. Beyin ölümü gerçekleşen Esma Çakıroğlu’nun organları, Manisa Şehir Hastanesine gelen 5 kişilik uzman ekip tarafından alınarak nakledilecek hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla yola çıkarıldı.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:30
Organları 5 hastaya umut oldu
Manisa Şehir Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen Esma Çakıroğlu’nun (64) organları, kızları tarafından bağışlanarak en az 5 hastaya umut oldu. Karaciğer, böbrekler ve kornea, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere yola çıkarıldı. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşayan ve beyin kanaması sebebiyle Manisa Şehir Hastanesine sevk edilen Esma Çakıroğlu, beyin ameliyatı sonrası yoğun bakımda 6 gün süren tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Beyin ölümü gerçekleşen Çakıroğlu’nun organları, kızları Gizem Başateş ve Sibel Akkar’ın duyarlı kararıyla bağışlandı. "Organ bağışı hayat kurtarır" Manisa Şehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Önder Yıldırım, beyin ölümü gerçekleşen hastanın ailesinin duyarlılığına dikkat çekerek, "Hastamızın bugün yoğun bakımda 6. günüydü ve beyin ölümü gerçekleşti. Aile hastanın birçok organını bağışladı. Ailenin bu duyarlılığı bizim için örnek alınacak kadar çok kıymetli" dedi. Kızlarından anlamlı açıklama Esma Çakıroğlu’nun kızı Gizem Başateş, organ bağışının önemine vurgu yaparak, "Sonuçta biz bir kayıp yaşıyoruz, bizim için çok üzücüydü o kararı almak. Ama bu konu hakkında çok düşünmemize gerek yoktu. Annemi yaşatamadık. En azından bir parçasının başka bir bedende umut olmasını, onun için bir ışık olmasını umarak böyle bir karar verdik. Umarım başka bir bedende bir parçasını yaşatırız, senelerce başkasına umut olur, ışık oluruz. Bu parçasının toprak altında yok olmasından da başkasının bedeninde taşıyarak ona umut olmasını, yaşamının daha fazla uzun sürmesini sağlamalarını isterim. Çok üstünde düşünülecek bir konu değil bana sorarlarsa, kesinlikle ben sağlıklı olan organlarının toprağın altında yok olmasını tercih etmem. Başkalarına can olmasını umut ediyorum. Umarım o aileler de bize ulaşır, onları görmek isteriz. Annemizin parçalarının kimlerde can bulduğunu, kimlerin bedeninde olduğunu bilmek isteriz. Bence hiç düşünmelerine gerek yok, organ bağışı hayat kurtarır diyoruz her zaman. Dostlar sağ olsun" ifadelerini kullandı. Beyin ölümü gerçekleşen Esma Çakıroğlu’nun organları, Manisa Şehir Hastanesine gelen 5 kişilik uzman ekip tarafından başarıyla alındı. Organlar, nakledilecek hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla yola çıkarıldı.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:23
Ağrısız bir yaşam için cerrahi olmayan çözüm: "Radyofrekans"
Beyin ve Sinir Cerrahı Doç. Dr. Mustafa Kılıç; trigeminal nevralji gibi kronik ve nöropatik ağrıların fiziksel sağlığı, psikolojik dayanıklılığı ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini belirterek, hastaların yaşam kalitesini artıran cerrahi dışı etkili tedavi yöntemleri sunduklarını ifade etti. BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Doç. Dr. Mustafa Kılıç, radyofrekans tedavisini şu şekilde tanımladı: "Bu yöntem, sinir dokularına yüksek frekanslı radyo dalgaları iletmek suretiyle hedef sinire kontrollü ısı uygulanarak, ağrı iletiminin kesilmesini sağlar. Bu sayede, ağrıya neden olan sinirin ağrı sinyali taşıma kapasitesi ya azaltılır ya da geçici olarak durdurulur. İşlem, genellikle lokal anestezi altında, özel bir iğne yardımıyla gerçekleştirilmekte olup herhangi bir cerrahi kesi ya da genel anestezi gerektirmemektedir." "Ameliyata uygun olmayan hastalarda yüksek başarı oranları sunuyor" Radyofrekans tedavisi, yalnızca trigeminal nevralji değil; bel ve boyun fıtığına bağlı sinir sıkışmaları, siyatik ağrısı, zona sonrası gelişen sinir ağrıları (postherpetik nevralji), kronik eklem ağrıları, faset sendromu ve çeşitli nöropatik ağrılarda etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Doç. Dr. Mustafa Kılıç, bu yöntemin özellikle ilaç tedavilerinden fayda göremeyen ya da genel sağlık durumu nedeniyle ameliyata uygun olmayan hastalarda yüksek başarı oranları sunduğunu vurguladı. "Cerrahiye alternatif: Güvenli, hızlı ve etkili" Doç. Dr. Kılıç, radyofrekans tedavisinin cerrahiye göre çok daha az risk taşıdığını, işlem sonrası komplikasyonların minimal düzeyde olduğunu ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini belirtti. "Tedavinin hastanede yatış gerektirmemesi, işlem süresinin kısa olması ve hastaların günlük yaşamlarına hızla dönebilmesi, bu yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Ayrıca, uzun süreli ağrı kesici kullanımının yol açtığı yan etkilerin önüne geçilmesi açısından da hastalar için oldukça faydalı bir seçenektir" dedi. Kişiye özel değerlendirme ve uygulama Her hastanın ağrı düzeyi, öyküsü ve genel sağlık durumu farklılık gösterdiği için yönetimindeki ekip tarafından tüm hastaların bireysel olarak değerlendirdiklerini ve kişiye özel bir tedavi planı oluşturduklarını belirten Doç. Dr. Kılıç, "Bu plan doğrultusunda, radyofrekans uygulaması hedef sinirlere yönlendirilerek ağrının kaynağına doğrudan müdahale edilmektedir. Tedavide başarının anahtarı doğru hasta seçimi, doğru hedefleme ve teknolojik altyapıdır" dedi. Bu süreci titizlikle yönettiklerini ifade etti. "Radyofrekans tedavisi gören hastaların büyük çoğunluğunda, işlem sonrası ilk birkaç gün içinde ağrının belirgin biçimde azaldığı, hatta tamamen ortadan kalktığı gözlemlenmektedir" diyen Doç. Dr. Kılıç, tedavi sonrası dönemle ilgili olarak da hastalara özel bir takip süreci uyguladıklarını, gerekli durumlarda destekleyici fizik tedavi veya ilaç planlaması ile sürecin başarı oranının daha da artırıldığını belirtti. Ağrısız bir yaşam mümkün Doç. Dr. Kılıç, "Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve zamanla psikolojik sorunlara da yol açabilen kronik ağrılarla mücadelede radyofrekans tedavisi, umut verici bir çözüm sunmaktadır. Cerrahiye gerek kalmadan yüksek başarı oranıyla uyguladığımız radyofrekans tedavisi ile hastalarımızı yeniden kaliteli bir yaşama kavuşturmayı amaçlıyoruz" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:22
Umuda ’rehber’ oldu
Güzellik ürünleri firmasında satış temsilciliği yapan Neslihan Ergin, pandemi döneminde önce kansere yakalandı, sonra da işinden oldu. Zor günler geçiren 1 çocuk annesi kadın, tedavi gördüğü hastanede hem şifa buldu hem yeniden iş sahibi oldu. Bir çocuk annesi Neslihan Ergin (43) Şubat 2020’de bir folklor çalışmasının ardından memesinde bir sertlik hissedip soluğu doktorda aldı. Yapılan tetkikler sonucunda meme kanseri tanısı alan Neslihan Ergin, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde Nisan 2020’de ameliyat oldu. Meme ucunda da tümör olduğu için sağ memesi alınıp protez takıldı. Pandemi korkusunun yaşandığı, sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü günlerde Neslihan Ergin, Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Merkezi’nde Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Gürümlü’nün takibine girdi ve kemoterapi seansları almaya başladı. Ardından akıllı ilaç ve hormon tedavileri gören, bu süreci atlattıktan sonra tekrar halk oyunları oynamaya başlayan Neslihan Ergin, pandemi nedeniyle işi sekteye uğrayınca tedavi gördüğü hastaneye iş başvurusunda bulundu. Üniversite mezunu Neslihan Ergin geçtiğimiz aralık ayında tedavi gördüğü hastanede iş başı yaptı. Danışmada başlayan görevini kendi isteğiyle onkoloji bölümünde sürdüren Neslihan Ergin, kanser geçirmiş tecrübeli bir hasta olarak hastalara bu yolculukta neler yaşayacakları konusunda rehberlik etmeye başladı. "Benim başıma hiç gelmez diye düşünmüştüm" 5 yıl önce memesinde hissettiği bir kitle sebebiyle genel cerrahiye başvurup ardından ultrason çektirdiğini söyleyen Neslihan Ergin, "Sonrasında meme MR’ı ve mamografi şeklinde kontrollerim devam etti. En sonunda biyopsi yapıldı ve sonucunda kanser olduğumu öğrendim. Ardından doktorum ameliyatımı yaptı. Sonrasında kemoterapi sürecimiz başladı. İlk hissettiğimde ’bu benim başıma gelmez’ diye düşünmüştüm. Çünkü çok hayat dolu, neşeli ve eğlenceli bir insanım. Ardından onkoloji süreci başladı. Kemoterapilerimi aldım, bitirdim, kontrollerime devam ettim. Bu yıl yeniden bir nüks yaşadım. Burada en önemli şey, kontrolleri hiç elden bırakmamak. Başınıza geldiğinde hissettiğiniz ilk şey, ’acaba ben ne yapacağım? Nasıl bir şey olacak’ düşüncesi oluyor. Çünkü kemoterapi ne demek, bilmiyordum. En çok zorlayan şey, bilinmezlik. Çünkü ne yaşayacağınızı bilmiyorsunuz. Kemoterapi size ne hissettirecek, nasıl bir süreç olacak, bunu bilmiyorsunuz. Kontrol aşaması çok önemli. Çünkü bir nüks ya da farklı bir durum olduğunda bu kontroller bize inanılmaz yol gösteriyor. Bu yüzden asla atlamamak gerekiyor. Ve herhangi bir kitle hissettiğimizde, vücudumuzda herhangi bir değişiklik fark ettiğimizde hiç vakit kaybetmeden hemen doktora, bir genel cerraha ya da ilgili bölüme başvuralım. Çünkü erken teşhis hayat kurtarıyor. Benimki de erken teşhisti. Belki gitmeseydim çok daha farklı boyutlarda olacaktı. İyi ki gitmişim, iyi ki erkenden tanı konmuş ve tedavilerim bitmiş" dedi. "Onkoloji tedavisi bir ekip işi" Onkoloji tedavisinin tek başına yürütülebilecek bir süreç olmadığını, bunun bir ekip işi olduğunu; hem tıbbi anlamda hem de evde aile desteğinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Neslihan Ergin, "Bu dönemlerde ailenin desteği çok kıymetli. Kızım olduğu için, en çok düşündüğüm şey ona bu durumu nasıl anlatacağım oldu. Hemen bir pedagogdan yardım aldık. Pedagogla birlikte nasıl yaklaşmamız gerektiğini, nasıl anlatmamız gerektiğini konuştuk. Onun desteği bize çok iyi geldi" şeklinde konuştu. "Hayatın içinden kopmamamız gerekiyor" Her zaman bir dernekte ya da sağlık alanında gönüllü çalışmak istediğini belirten Neslihan Ergin, "2020 yılında ilk tanı konduğunda bu hastanenin hastasıydım. Sonrasında hep destek alarak ilerledim. Zaten yardım etmeyi çok seven bir insanım. Onkoloji hastalarının beni görmesi onlara iyi gelir diye düşündüm. Aralık ayından beri buradayım. İyi ki buradayım. Seviyorum çalıştığım bölümü. Onkoloji demek kötü bir şey değil. Tedavi olmak güzel bir şey. İnsan kendini yalnız hissetmemeli. Ben şu an danışma masasındayım. Geçtiğimiz hafta çarşamba günü radyoterapi sürecimi tamamladım. Işınlanıp yukarıdan aşağı iniyordum, sonra tekrar burada çalışmaya devam ediyordum. Çünkü çalışmak bana iyi geliyor. Ayrıca hastalar beni gördüklerinde, enerjileri yükseliyor. Neden mi? Çünkü toplumda şöyle bir algı var: 2Kanser hastası artık hayatına devam edemez.’ Hayır, öyle değil. Hayat devam ediyor. Hayatın içinden kopmamamız gerekiyor. Onların beni burada, ayakta görmeleri, yaşadıklarını benim de yaşadığımı bilmeleri, birlikte paylaşmamız onlara çok iyi geliyor" diye konuştu. Aynı hastanede kemoterapi tedavisi gören ve hastaneye ziyareti esnasında Neslihan Ergin ile tanıştıklarını söyleyen Aybike Tonguç ise, "Süreçte en kötü kısım, ne yaşayacağınızı bilmemek. O bilinmezlikte, bunu yaşayan birisinden duymak çok daha anlamlıydı. Bir doktordan, hemşireden ya da okuduğunuz kaynaklardan değil de gerçekten bu süreci yaşamış birinden dinlemek, benim için daha kıymetliydi. Bu noktada, bu yolu daha önce yürümüş biriyle beraber ilerlemek insana iyi geliyor. Tedavimi burada alırken sağ olsun, her kemoterapi aldığım gün mutlaka yanıma gelir, nasıl olduğumu sorar. Sadece bana değil, anneme ve kızıma da aynı şekilde destek olur" ifadelerini kullandı. "Hastanın moral ve motivasyonu önemli" Neslihan Ergin’in kendilerine ileri evre meme kanseri ile başvurduğunu; ancak tedaviden sonra çok iyi bir yanıt elde ettiklerini dile getiren Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Gürümlü, "Şu an için herhangi bir hastalık durumu bulunmuyor. Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından hastanemizde çalışmaya başladı. Daha önce hastamızken, şimdi çalışanımız oldu. Üstelik özellikle onkoloji bölümünü tercih etti. Yaklaşık 6 aydır bizimle birlikte çalışmaya devam ediyor. Onun burada bulunmasının, onkoloji hastalarıyla kurduğumuz iletişim açısından oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Hastaların moral ve motivasyonlarının artmasına, sürece alışmalarına ciddi katkılar sağladı. Kanser teşhisi; psikolojik, duygusal, ruhsal ve bedensel anlamda birçok travmayı aynı anda yaşatan bir durum. Bu süreçte hastaların tedaviyi sürdürürken moral ve motivasyonlarının yüksek olması, tedaviye uyumu artıran ve tedavi başarısını ciddi oranda iyileştiren önemli bir faktördür" ifadelerine yer verdi.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 09:16
"Pikniğe çıkarken kene riskine karşı açık renkli kıyafetler giyin"
Yazın havaların ısınmasıyla ortaya çıkan kenelere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, "Orman veya yeşil alanlara çıkarken uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giyilmesi, çorapların pantolon üzerine çekilmesi ısırıklara maruz kalabilecek deri alanını sınırlandırmak açısından önemli tedbirlerdir. Açık renkli giysilerin tercih edilmesi, yapışan kene veya böceklerin fark edilmesini kolaylaştırabilir" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, yaz aylarında görülen kene ısırıkları hakkında açıklamalarda bulundu. "Havaların ısınmasıyla etki gösterirler" Türkiye’de tespit edilen 800 üzerinde kene türünün ülkemizin her bölgesinde bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Fışgın, "Ancak hastalık taşıma olasılığı olan kene türleri daha az olup her kene hastalık bulaştırmamaktadır. Özellikle de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünü taşıyanlar keneler İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeyi, Karadeniz Bölgesi’nin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeyinde görülmektedir. Havaların ısınmasıyla aktif hale gelen keneler, kan emerek yaşamlarını devam ettirmektedirler. Genelde bu virüsü taşıyan keneler nisan ve ekim ayları arasında aktiftirler" diye konuştu. "Bazı kene türleri hastalıklara neden olabilir" Kene ısırıkları sonucu oluşabilecek hastalıklardan bahseden Prof. Dr. Fışgın, "Keneler bir canlıya tutunarak kan emen ve canlılıklarını bu şekilde sürdüren parazitlerdir. Bazı kene türleri insanlara çeşitli mikroorganizmaları bulaştırabilir ve insanlarda hastalık oluşturabilir. Bunlar arasında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme Hastalığı, Riketsiya Hastalığı (Ülkemizde görülen Akdeniz Benekli Ateşi) ve Tularemi sayılabilir" şeklinde konuştu. "KKKA görülebilir" Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Fışgın, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi; Asya, Afrika ve Avrupa’da görülen ‘Viral Kanamalı Ateş’ grubunda yer alan viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık 2002 yılından beri ülkemizde görülmektedir. Virüs bulaştıktan sonra genellikle hastalık oluşturmaz. Hastalığın ortaya çıktığı kişilerin bir kısmında ise kontrol altına alınması güç olan kanamalar sonucu hasta kaybedilebilir. Bulaş virüsü taşıyan kenelerin tutunması veya kenelerin ezilmesi sırasında, kanında virüs bulunan hayvanların kan veya dokuları ile direkt temas ile enfekte hastanın kan veya dokularına korunmasız temas ile laboratuvardan direkt temas ile ve anneden bebeğe gebelik sırasında bulaşabilir" dedi. "Kene ısırığı sonrası görülen belirtiler" KKKA’da görülen belirtilere dikkat çeken Prof. Dr. Fışgın, "Kene ısırdıktan sonra ortalama 3-7 gün sonra kişide ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı-kusma, ishal ve baş dönmesi gibi spesifik olmayan şikayetler ortaya çıkabilir. Ayrıca hastalarda gözde kızarıklık, vücutta döküntü saptanabilir. Hastaların bir kısmında kanama ortaya çıkabilir. En sık kanama burun kanaması, mide ve bağırsak kanaması şeklindedir. Bazı durumlarda kadınlarda uzamış adet kanaması da saptanabilmektedir. Riskli bölgede yaşayan ya da o bölgeye seyahat eden kişilerde kene tutunması sonrasında yukarıda bahsedilen şikayetler görülürse mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Kene vücuttan hemen dikkatlice çıkarılmalı" Kenenin vücuda yapışması durumunda yapılması gerekenlere değinen Prof. Dr. Fışgın, şu bilgileri paylaştı: "Vücutta kene görüldüğü zaman hemen çıkarılmalıdır. Çünkü vücutta ne kadar uzun süre kalırsa hastalık riski o kadar artmaktadır. Kene bir cımbız veya pens yardımıyla kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup, sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra kenenin tutunduğu yere tentürdiyot gibi antiseptik maddeler sürülebilir. Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu içine atılarak öldürülmelidir. Kene çıkarılırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri, kenenin mutlaka tamamının çıkarılmasıdır. Kene kan emerken başı deriye gömülü şekilde kan emmektedir. Kan emen kene şişer. Çıkarırken parçalanıp başı içerde kalabilir. Tamamının çıkarılması önemlidir. Çıkarıldıktan sonra da kenenin parmak arasında ezilerek parçalanması/patlatılması da doğru değildir. Bu durumda da kene taşıdığı mikroorganizmayı bulaştırabilir. Ayrıca, vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli, vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basılmamalı veya kolonya dökülmemelidir. Şayet kişi keneyi belirttiğimiz koşullar altında çıkaramıyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır." "Kene vücuttan çıkarıldıktan itibaren 14 gün ateş takibi yapılmalı" Kene çıkarıldıktan sonra hangi belirtilerin takip edilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Fışgın, "Özellikle KKKA olan bölgede kene tutunması söz konusuysa o kişinin 14 gün boyunca öncelikle ateş takibi yapması gerekmektedir. Bunun dışında halsizlik, baş ağrısı, bulantı-kusma, ishal, burun kanaması, adet kanamasının uzaması gibi durumlarda doktora başvurmalıdır. Ateş en önemli bulgudur" dedi. Kenelerden korunmak için öneriler Prof. Dr. Fışgın, kenelerden korunmak için şu önerilerde bulundu: "Orman veya yeşil alanlara çıkarken uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giyilmesi, çorapların pantolon üzerine çekilmesi ısırıklara maruz kalabilecek deri alanını sınırlandırmak açısından önemli tedbirlerdir. Açık renkli giysilerin tercih edilmesi yapışan kene veya böceklerin fark edilmesini kolaylaştırabilir. Kene ve diğer çeşitli sinek-böcek ısırıklarına karşı en yüksek etkinlik gösteren aktif bileşenler arasında DEET (N,N-dietil-3-metilbenzamid) ilk sırada yer alır. Genel olarak yüzde 10-35 DEET içeren ürünler etkili bir korunma için yeterlidir. Sitronella, okaliptüs yağı gibi çeşitli bitkisel karışımlar veya sinek kovucu bilekliklerin etkinliğinin düşük olduğu bilinmektedir. Açık alandan döndükten sonra ilk 2 saatte duş alınması, giysilerin yüksek ısılı kurutucuda 1 saat süre ile temizlenmesi ek önlemler arasında yer alır. Ayrıca kenelerin sıkça kan emmek için seçtikleri derinin ince yerleri de (kulak arkası, diz ekleminin arkası gibi) tüm vücut ile beraber kontrol edilmelidir." "İlaç tedavisi uygulanabilir" KKKA hastalığının erken döneminde antiviral ilaçların kullanıldığını işaret eden Prof. Dr. Fışgın, " Hastalığın seyrini etkileyen en önemli durum hastaya uygulanacak destek tedavisidir. Bu kapsamda kanamanın takibi ve gerekli durumlarda kan ve trombosit takviyesi gibi ileri destek tedavileri hastalığın prognozunu etkileyen önemli tedavilerdir" diye konuştu.
18 Haziran 2025 Çarşamba - 08:55
Hastanın böbreğinden 23 santimlik kist çıkarıldı
Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Vezir Erçetin’in sol böbreğinden tam 23 santimetre büyüklüğünde dev bir kist çıkarıldı. Karın ağrısı ve karın bölgesinde şişlik şikâyetiyle hastaneye başvuran hastaya yapılan tetkiklerde, sol böbreğinde büyük bir kist tespit edildi. Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinde yapılan kontroller ve tetkiklerden sonra hastayı olumsuz etkileyen ve çevre organlara baskı yapan kistin, acilen alınmasına karar verildi. 56 yaşındaki hastanın karın şişliği şikayeti üzerine polikliniklerine başvurduğunu ifade eden Üroloji Uzmanı Operatör Dr. Ercan Bayrak, "Yapılan görüntülemelerde böbreğinde 23 santimetre büyüklüğünde bir kitlesel lezyon olduğunu tespit ettik. Normalde böbrek kitleleri şikayet vermeyen kitleler olmasına rağmen bu tarz büyük kitlelerde karın ağrısı ve karın şişliği gibi problemleri ortaya çıkartabilir. Yapılan görüntülemede tomografide sol böbrekten kaynaklı 23 santimetre kalın böbrekle ilişkisi olan bir kisti tespit ettik. Ameliyat hazırlıklarımızı yaptık. Başarılı geçen bir cerrahi sonrasında kistin tamamını çıkarıp patolojiye gönderdik. Sol böbreği de koruyabildik. Böbreğin idrar üretim yerini de kistten tamamen ayırarak tekrardan normal bir yapıya büründürdük. Hastamız şu anda gayet iyi durumda servis takiplerimiz devam ediyor. Bu ve benzeri karın ağrısı karın şişlik şikayeti olan hastaların rutin takiplerini yaptırmalarını en yakın üroloji uzmanına başvurmaları ve görüntülemelerde teşhis alabilmeleri mümkün olabilmektedir" dedi. 23 santimetrelik kistin, hastanın böbrek dokusunu neredeyse tamamı kapladığını ifade eden Bayrak, "Bu boyutta bir kiste nadir rastlıyoruz. Erken teşhis edilmemiş olsaydı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirdi" ifadelerini kullandı. Başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan 56 yaşındaki Vezir Erçetin ise sol tarafındaki şişkinlik nedeniyle hastaneye başvurduğunu belirterek, "Ben de taşın sancısı olduğunu zannettim. Hastanede film falan çektiler 23 santimetrelik bir kist olduğunu söylediler. Allah herkesten razı olsun. Beni ameliyat ettiler ve o şişkinliği aldılar. Benim durumumun şu anda gayet iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
17 Haziran 2025 Salı - 20:38
Bakan Memişoğlu: "Sağlıkta illegaliteyle mücadele için dijital teftiş sistemlerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıkta illegaliteyle mücadele için dijital teftiş sistemlerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Sağlık Bakanlığımızca yürütülen rutin genel denetimlere ek olarak büyük bir dijital denetim seferberliğini başlattık" dedi. Bakan Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Sağlıkta illegaliteyle mücadele için dijital teftiş sistemlerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Sağlık Bakanlığımızca yürütülen rutin genel denetimlere ek olarak büyük bir dijital denetim seferberliğini başlattık. Bu doğrultuda, Teftiş Kurulumuz denetime ilişkin yeni yöntem ve teknikler geliştiriyor; etkinliği ve verimliliği artıran dijital teftiş sistemlerini hizmete sunuyor. Yeni dönemde yüzde 90’ın üzerinde başarı oranına sahip Yeni Nesil Teftiş Sistemi olan ’Risk Esaslı Denetim Sistemi’ni (REDES) hayata geçirdik" ifadelerini kullandı. REDES sisteminde neler yapıldığından bahseden Bakan Memişoğlu, "REDES, sağlık hizmeti sunumunda karşılaşılabilecek, insan sağlığı ve mali açıdan risk oluşturabilecek durumları veri analiz yöntemiyle tespit ederek söz konusu risklerin önlenmesine yardımcı oluyor. REDES bünyesinde 81 ilde 210 REDES temsilcisi bulunuyor. Merkez ve saha yöneticilerine tanımlanan yönetici ekranları aracılığıyla riskli bölgeler tespit ediliyor. Yeni denetim modeli ile denetim faaliyetlerinde dijital imkânlar daha etkin biçimde kullanılıyor; olası risklerin önüne geçilmesi sağlanıyor ve teftiş süreci hızlandırılıyor. 5 Aralık 2024 tarihinde çıkarılan Yönerge kapsamında REDES’in eğitim faaliyetlerine 81 ilimizde devam ediyoruz. Bugüne kadar 39 farklı ilde toplam 440 sağlık yöneticisine eğitim verildi. REDES’te izlenen yöntemlerin tanıtımı yapılarak hem bu alanda farkındalık oluşturuldu hem de olası risklere karşı caydırıcılık artırıldı" dedi.
17 Haziran 2025 Salı - 19:18
Ambulans helikopter Malatya’da 2 hasta için havalandı
Malatya’nın Darende ilçesinde kalp krizi ile beyin kanaması geçiren 2 hasta, ambulans helikopterle hastaneye kaldırıldı. Darende ilçesinde kalp krizi geçiren A.F.Y. (83) ile beyin kanaması geçiren S.A. (65) Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Buradaki ilk müdahalelerinin ardından 2 hastanın kent merkezine sevk kararı verildi. Bunun üzerine Darende ilçe stadına inen ambulans helikoptere alınan 2 hasta, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne kaldırıldı.
17 Haziran 2025 Salı - 18:24
Bursa’dan dünyaya sağlıklı gelecek taahhüdü
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı İş Toplantısı ve Teknik Konferansı kapsamında düzenlenen ‘Politik Kurul Toplantısı’na katılarak Bursa Taahhüt Duvarı’na kente dair hayal ve projelerini yazdı. DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın 2025 Yılı İş Toplantısı ve Teknik Konferansı, Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde devam ediyor. 7. fazın son toplantısı olma özelliğini taşıyan ve 8. faza geçiş için stratejilerin belirlendiği konferans kapsamında ‘Politik Kurul Toplantısı’ düzenlendi. Kentlerin geleceğine yön verecek önemli konuların konuşulduğu toplantıda, katılımcılar tarafından Bursa Taahhüt Duvarı’na kentlerine dair iyi niyet ve dileklerini yapıştırdı. "Bu çağrı; eşitlikten, sağlıktan, adaletten yana iradenin ifadesidir" Politik Kurul Toplantısı’nda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, son 5 yılda kentlerin; pandemi, iklim krizi ve art arda yaşanan göç dalgaları gibi çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Büyük değişimin yükünü taşıyan kentlerin aynı zamanda çözümün de merkezinde yer aldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, bu mücadelenin kolektif, küresel ve çok katmanlı bir dayanışmayı zorunlu kıldığını ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü’nün yön veren, yapılandıran ve yerel yönetimlerle el ele yürüyen bir iş birliği aktörü olarak varlık göstermesinin çok büyük bir önem taşıdığını anlatan Başkan Bozbey, "DSÖ’nün çözümün yereldeki taşıyıcıları olan bizlerle birlikte yol alması, hepimizin hayalini kurduğu sağlıklı ve adil bir geleceğe daha güvenle ulaşmamızı sağlayacaktır. Sizlerle paylaştığımız Bursa Taahhüdü, ortak değerlerimizin güncellenmiş bir ifadesidir. Bu çağrı; eşitlikten, sağlıktan, adaletten, barıştan ve doğaya duyulan saygıdan yana bir iradenin ifadesidir. Bursa Taahhüdü’nün temelinde insan, mekân, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlıklılık gibi 7 güçlü ilke yer alıyor. Bu ilkeler sadece bir strateji değildir. Aynı zamanda vicdanla yazılmış bir yol haritasıdır" diye konuştu. "Bu masa, eylemin başladığı yerdir" Kentlerin doğaya saygılı olması gerektiğini savunduklarını hatırlatan Başkan Bozbey, doğayı kaybedenlerin geleceğini de kaybedeceğini dile getirdi. Kentlerin eşitlik üretmesi gerektiğini söyleyen Başkan Bozbey, dışlanan ve yoksullaştırılan bir toplumda barışın inşa edilemeyeceğini belirtti. Bu metnin, yalnızca ideal şehirleri değil; bugünün gerçeklerinden beslenen, uygulanabilir hedefleri de ortaya koyduğunu anlatan Başkan Bozbey, "Çocukların erken yaşta desteklendiği, kadınların görünür olduğu, büyüklerin dışlanmadığı, gençlerin sesinin duyulduğu, engellerin kaldırıldığı bir yaşamı sadece hayal etmiyoruz. Bu yaşamı birlikte inşa etmek istiyoruz. Şimdi, 7. fazdan 8. faza geçerken bir çağrımız var. Artık birlikte taahhüt etme vaktidir. Siyasi irademizi halk sağlığına, iklim duyarlılığına ve toplumsal eşitliğe yönlendirme zamanıdır. İnanıyorum ki Bursa’dan yükselen bu çağrı herkesin vicdanında karşılık bulacaktır. Bu masa, dayanışmanın masasıdır. Bu masa, eylemin başladığı yerdir. Bu nedenle Bursa’dan çıkacak olan taahhüt; kentlerimizden başlayarak ülkelerimize, bölgelerimize ve tüm dünyaya umut taşıyacak bir belgedir. Birlikte düşünecek, birlikte inşa edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından tüm katılımcılar dilek ve hayallerini yazdıkları kağıtları Bursa Taahhüt Duvarı’na astı.
17 Haziran 2025 Salı - 17:39
Sivaslı hayırseverden Gürün’e 112 Acil İstasyonu
Sivas’ın Gürün ilçesinde hayırsever iş insanı tarafından yaptırılan Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu düzenlenen törenle hizmete girdi. Sivas’ta sağlık alanında yatırımlar devam ediyor. Sivas’ın Gürün ilçesinde hayırsever iş insanı Oğuz Yurdakul’un destekleriyle yapılan Gürün 2 No’lu Sevgi-Ömer Yurdakul Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunu düzenlenen törenle hizmete açıldı. Acil müdahale odaları, personel dinlenme alanları, yönetim ofisi, ambulans garajı ve depo alanları gibi birçok alan sahip olan istasyonun açılışına, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Gürün Kaymakamı Abdullah Sarı, Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, hayırsever iş insanı Oğuz Yurdakul ve ailesi ile ilçe protokolü ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, " Elbette sadece merkezde değil ilçelerimizde de vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşması bizim açımızdan son derece önemli" diye konuştu. "Sivas’ımız son yıllarda güçlü bir sağlık altyapısına kavuştu" Sivas’ta son yıllarda sağlık alt yapısının güçlendiğini ifade eden Vali Şimşek "Malumunuz, sağlık hizmetleri bir toplumun huzur ve refahının temel direklerinden biridir. Devletimizin sağlık alanındaki yatırımlarıyla birlikte, Sivas’ımız da son yıllarda güçlü bir sağlık altyapısına kavuştu. Modern hastanelerimiz, donanımlı aile sağlığı merkezlerimiz, yaygın 112 acil sağlık istasyonlarımız ve alanında uzman sağlık çalışanlarımızla vatandaşımıza kesintisiz ve kaliteli hizmet sunmaktayız. Elbette sadece merkezde değil ilçelerimizde de vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşması bizim açımızdan son derece önemli. Bu nedenle özellikle ilçelerimizdeki hastanelerimizi yeniliyor ve 1. Basamak Sağlık Hizmetlerini de yaygınlaştırıyoruz. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu projeyi de 1. Basamak Sağlık Hizmetlerinin yaygınlaştırılması açısından son derece kıymetli görüyorum" şeklinde konuştu. "Devlet ve millet iş birliğinin en güzel örneklerinden birisi" Hayırsever katkıları ile yapılan istasyonun, devlet millet iş birliğinin en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade eden Vali Şimşek "Kuşkusuz ki, bu anlamlı projenin hayata geçmesinde başta bağışçımız Sayın Oğuz Yurdakul olmak üzere, emeği geçen herkese müteşekkiriz. Devlet ve millet iş birliğinin en güzel örneklerinden birini bugün burada hep birlikte yaşıyoruz. İnşaatı, Kaymakamlığımız ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün gözetiminde başarıyla tamamlanan bu modern tesis, acil müdahale odaları, dinlenme alanları, ambulans garajı ve teknik altyapısıyla tam donanımlı bir şekilde halkımıza hizmet verecektir. Bu anlamlı eserin ilçemize, vatandaşlarımıza ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder