SAĞLIK
Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri 14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02:13 Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:23 Aydın’da eczacılar günlerini kutladı Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 14:59 Sağlıkta sahte imza iddiasını Genç Sağlık Sendikası yargıya taşıdı Adana’da sağlık çalışanlarının imzaları taklit edilerek başka bir sendikaya üye yapıldığı iddiaları üzerine Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, "Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. İddiaya göre, Adana’daki çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan kamu çalışanlarının, bilgileri ve onayları dışında, imzaları taklit edilerek usulsüz bir şekilde sendika üyesi yapıldıkları öne sürüldü. İddialar hakkında Genç Sağlık Sendikası, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Sendika üyeleri Adana Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması yapıp konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. "Bu durum düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, 120 üyelerinin sahte belgelerle başka sendikaya üye yapıldığını öne sürerek, "Bu durum ne sendikal etikle ne de hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Sendikal rekabet emekle, projeyle, alın teriyle ve üyeye sunulan hizmetle yapılır. Sahte belge düzenlemek, iradeleri manipüle etmek ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmak açıkça suç teşkil etmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bazı çevrelerin kaybetme korkusunu ve içine düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız" e-Devlet sistemiyle sendika üyeliğinin yapılması gerektiğini savunan İlboğa, daha sonra şunları söyledi: "Bu tür sahteciliklerin ve irade gaspının önüne geçmenin en etkili yolu, sendika üyelik ve çekilme işlemlerinin tamamen e-Devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilmesidir. Islak imza ile yürütülen süreçler maalesef suistimale açık bir zemin oluşturmaktadır. Çalışanların gerçek iradesinin korunması, sahte belgelerin önlenmesi ve sendikal güvenliğin sağlanması için üyelik işlemlerinin yalnızca e-Devlet üzerinden yapılması artık zorunluluktur. Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Bizler bugüne kadar kimsenin hakkına göz dikmedik. Hiç kimsenin emeğine el uzatmadık. Ancak kendi hakkımızın yenmesine de asla sessiz kalmayacağız. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecek. Çünkü üyelerimizin iradesi satın alınamaz, baskıyla yönlendirilemez, sahte belgelerle gasp edilemez. Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız." "Sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" Genç Sağlık Sendikası Adana Şube Başkanı Kadir Demirci ise, "Bizler sağlık çalışanlarıyız. Gece gündüz demeden, insan hayatı için emek veren, fedakarlıkla görev yapan bir meslek grubuyuz. Ancak ne yazık ki bazı yapılar çalışanların haberi olmadan, açık rızasını almadan, hatta sahte imza ve usulsüz belgelerle sendikal üyelik süreçlerini manipüle etmeye çalıştığına yönelik son derece ciddi iddialar tarafımıza ulaşmaktadır. Sendikal özgürlük, anayasal bir haktır. Bir çalışanın hangi sendikaya üye olacağına yalnızca kendisi karar verir. Baskıyla, usulsüzlükle, habersiz üyeliklerle veya sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" dedi.
Kalp sağlığınız için Kurban Bayramı’nda ’tadımlık’ et tüketin
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:30 Kalp sağlığınız için Kurban Bayramı’nda ’tadımlık’ et tüketin Yaz aylarına denk gelen Kurban Bayramı’nda et tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bilal Boztosun, özellikle kalp ve damar hastalarının bu dönemde beslenmelerine özen göstermesi konusunda uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı’nın sıcak yaz günlerine denk gelmesiyle, Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun’dan önemli bir uyarı geldi. Boztosun, "Özellikle kalp ve damar hastaları için bayram sofraları risk taşıyabilir. Dini vecibeler yerine getirilirken, sağlığınızı da göz ardı etmeyin. Et tüketimini ’tadımlık’ seviyede tutmak, kalp sağlığınızı korumak adına atılacak en önemli adımlardan biri. Etin yanı sıra, sofralarınızı çeşitli diğer besinlerle dengelemek, bayramı keyifli ve sağlıklı bir şekilde geçirmenizi sağlayacak. Unutmayın, bu bayramda kalbiniz için seçici olun" dedi. Et tüketiminde tadımlık miktarlar tercih edilmeli Bayramın manevi değerinin yanında sağlığın da korunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bilal Boztosun, "Kurban bizim için çok önemli bir ibadet. Bu günleri geçirirken sağlığımızı kaybetmeden değerlendirmeliyiz. Et tüketimimizi mümkünse haşlanmış olarak tercih edelim. Az miktarda diğer sebze ve meyvelerin tüketimini artırarak dengeli beslenmeye devam edelim. Yaz günleri olduğu için lütfen su alımını da ihmal etmeyelim. Et yerken aldığımız haz önemli ama fazla tüketim sindirimi zorlaştırır ve kalp sağlığını olumsuz etkiler" dedi. "Eti dinlendirin, tadını artırın" Etin dinlenmiş halde tüketilmesinin sağlık açısından daha doğru bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Boztosun, şu ifadeleri kullandı: "Hemen kesilen eti pişirip yemek bizde bir adet. Ancak bu sağlık açısından pek önerilmiyor. Mümkün mertebe dinlenmiş, tabiri caizse ‘rahatlamış’ eti yemek lazım. Bu hem tadını artırır hem de hazmı kolaylaştırır." Kalp ve damar hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Boztosun, "Tüketilen et miktarı ‘doyumluk’ değil ‘tadımlık’ olmalı. Özellikle belli bir yaşın üzerindeysek ve kalp-damar hastalığımız varsa etin miktarını sınırlamalıyız. Ağır yemeklerden uzak durmalı, eti mutlaka sebze ve lifli gıdalarla birlikte tüketmeliyiz. Böylece hem sağlığımızı hem de bayramın neşesini kaybetmeden bu özel günleri geçirebiliriz" dedi.
Vitamin ve mineral uyarısı
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:16 Vitamin ve mineral uyarısı Kütahya’da görev yapan Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, vitamin ve mineral eksiklikleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Korkmaz, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda yaygın olduğunu belirterek, özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğünü söyledi. Korkmaz, "Demir emilimini azaltan ya da engelleyen bazı beslenme alışkanlıkları var. Örneğin çay ve kahveyi, demir içeriği yüksek besinler veya demir takviyeleriyle birlikte tüketmeyin; en az iki saat arayla alın. Aynı şekilde süt, yoğurt ve ayran gibi süt grubu ürünler de demirin emilimini azaltır. Bu yüzden demirden zengin besinlerle birlikte tüketilmemeli" dedi. Demirden zengin besinler arasında et, tavuk, balık, kuru baklagiller, kuru meyveler, kuru yemişler ve yeşil yapraklı sebzeler bulunduğunu belirten Korkmaz, kolesterol problemi olmayanlar için ciğer gibi sakatatların da arada tercih edilebileceğini söyledi. B vitamini eksikliğinin de sık görüldüğünü ifade eden Korkmaz, "B3K2 formunu eksikliği olmasa bile, günde 10 kilo başına bir damla olarak kullanmayı öneriyorum. Ben de bu şekilde kullanıyorum. Ayrıca omega-3 veya krill yağı formları günlük kullanımda tercih edilebilir" diye ekledi. Korkmaz, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesinin sadece kan değerlerini değil, aynı zamanda metabolizma hızını, kilo kaybını ve ideal kiloda kalmayı da desteklediğini belirterek, "Umarım herkes ideal vitamin ve mineral dengesine ulaşır" temennisinde bulundu.
Uzmanından vitamin ve mineral uyarısı
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:08 Uzmanından vitamin ve mineral uyarısı Kütahya’da görev yapan Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, vitamin ve mineral eksiklikleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Korkmaz, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda yaygın olduğunu belirterek, özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğünü söyledi. Korkmaz, "Demir emilimini azaltan ya da engelleyen bazı beslenme alışkanlıkları var. Örneğin çay ve kahveyi, demir içeriği yüksek besinler veya demir takviyeleriyle birlikte tüketmeyin; en az iki saat arayla alın. Aynı şekilde süt, yoğurt ve ayran gibi süt grubu ürünler de demirin emilimini azaltır. Bu yüzden demirden zengin besinlerle birlikte tüketilmemeli" dedi. Demirden zengin besinler arasında et, tavuk, balık, kuru baklagiller, kuru meyveler, kuru yemişler ve yeşil yapraklı sebzeler bulunduğunu belirten Korkmaz, kolesterol problemi olmayanlar için ciğer gibi sakatatların da arada tercih edilebileceğini söyledi. B vitamini eksikliğinin de sık görüldüğünü ifade eden Korkmaz, "B3K2 formunu eksikliği olmasa bile, günde 10 kilo başına bir damla olarak kullanmayı öneriyorum. Ben de bu şekilde kullanıyorum. Ayrıca omega-3 veya krill yağı formları günlük kullanımda tercih edilebilir" diye ekledi. Korkmaz, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesinin sadece kan değerlerini değil, aynı zamanda metabolizma hızını, kilo kaybını ve ideal kiloda kalmayı da desteklediğini belirterek, "Umarım herkes ideal vitamin ve mineral dengesine ulaşır" temennisinde bulundu. (EFE-Y)
Alanya’da bayramın ilk gününde görev başındaki sağlık çalışanları unutulmadı
06 Haziran 2025 Cuma - 16:09 Alanya’da bayramın ilk gününde görev başındaki sağlık çalışanları unutulmadı Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yönetimi, hastanede görev yapan sağlık çalışanlarını Kurban Bayramı’nın 1. gününde yalnız bırakmadı. Birlik ve beraberliği arttırmak ekip ruhunu hissettirmek adına sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen hastane yönetimi her birinin ayrı ayrı bayramını kutladı. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Vekili Uzman Dr. Ali Gök, sağlık personeline özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek, yatan hastaların sağlık durumu, doluluk oranı ve genel durum hakkında bilgi aldı. Bayramların; dayanışmanın, birlik ve beraberliğin pekiştiği özel zamanlar olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gök, "Sağlık hizmeti bir gönül işidir ve bu iş büyük bir sorumluluk ister. Herkesin sevdikleriyle bir arada olduğu bu özel günde, hastanemizde görev başında olacak tüm hekim ve sağlık çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Bu bayramda da ekip arkadaşlarımızla birlikte şifa dağıtmaya devam edeceğiz. Aksaklık yaşanmaması adına gereken birimlere takviyelerimizi gerçekleştirdik. Hastalarımızın durumları hakkında bilgi aldık. Tüm birimlerimiz koordineli bir şekilde ekip ruhuyla çalışmaktadır. Dayanışmanın ve sevginin en güzel ifadesi olan bayramlarımız bizleri birbirimize yaklaştıran sevgi bağlarımızı güçlendiren kırgınlıkları unutturan ve umutları tazeleyen anlamlı özel günlerdir. Bu duygularla bayramda görevini fedakârca yerine getiren başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere herkesin kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar, herkese başta sağlık olmak üzere mutluluk, huzur ve güzel günler getirmesini temenni ederim" diye konuştu.
Uzmanı sağlıklı Kurban Bayramı için uyardı
06 Haziran 2025 Cuma - 12:41 Uzmanı sağlıklı Kurban Bayramı için uyardı Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Özger, Kurban Bayramı’nda sindirim sorunu yaşamamak için porsiyonların küçük tutulması gerektiğini söyleyerek, "Doymuş yağ oranı yüksek olduğu için kavurma tüketimini çok fazla önermiyoruz" dedi. Bayramda beslenmede yaşanan ani değişikliklerin sağlık problemlerine yol açabileceğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Özger, "Kurban Bayramı, paylaşmanın, dayanışmanın ve birlikteliğin en özel zamanlarından biridir. Ancak bu güzel günlerde, sofralarımızda ağırlıklı olarak et tüketildiği için de beslenme alışkanlıklarımız da büyük değişiklikler yaşanıyor. Bu değişiklikler bazen sindirim sorunlarına, kilo artışına ve genel sağlık problemlerine yol açabiliyor. Bugün, Kurban Bayramı’nda sağlıklı ve dengeli beslenmenin püf noktalarını konuşacağız. Bayramda et tüketimi artarken, vücut ani değişikliklere adapte olmakta zorlanabiliyor. Kurban Bayramı’nda sık yapılan hatalar arasında aşırı et tüketimi ve su ile sebze-meyve tüketiminin ihmal edilmesi bulunuyor. Bu durum, hazımsızlık ve kilo artışına zemin hazırlıyor. Bu yüzden de dengeli beslenme için lifli gıdaların artırılması, tatlıların kontrollü tüketilmesi ve bol su içilmesi gerekir. Çocuklar ve yaşlılar, hassas bünyeleri nedeniyle beslenme konusunda özel dikkat gerektirir. Çocuklar ve yaşlılar için porsiyonlar küçük tutulmalı, yağlı ve ağır yiyeceklerden kaçınılmalı, dengeli ve vitamin açısından zengin beslenmeye özen gösterilmelidir" dedi. "Kavurma tüketimini çok önermiyoruz" Özger, doymuş yağ oranı yüksek olduğu için kavurma tüketimini çok önermediklerini söyleyerek, "Kurban eti nasıl tüketilmelidir? Et dinlendirmeden tüketmemelidir. Kesim sonrası en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirin. Yeni kesilmiş et serttir, sindirimi zordur ve mide rahatsızlığı yapabilir. Dinlenince kas yapısı gevşer ve daha kolay pişer ve hazmedilir. Et nasıl pişirilmelidir dersek; haşlama, ızgara, fırın şeklinde tüketebiliriz. Bu süreçte kavurmayı tüketmeyi çok fazla önermiyoruz. Çünkü kavurmanın doymuş yağ oranı yüksek sindirimi zor ve kolesterolü yüksektir. Bu yüzden çok tercih etmemeliyiz. Sakatat olan ciğer, böbrek, beyin gibi gıdalara karşı da talep artıyor. Bunlar da kolestereol ve ürik asit açısından zengindir ve sınırlı tüketilmelidir. Etin sindirimi nasıl kolaylaştırılır. Etin yanında lifli gıdalar tüketilmeli. Salata, sebze yemeği, eti midede daha rahat ilerlemesini sağlar lif sindirimi hızlandırır. Sindirim sorunlarının önlenmesi için ise yavaş yemek, küçük porsiyonlar tercih edilmeli. Yeterli sıvı alınması gerekir. Et protein içerdiği için vücutta suya ihtiyaç artar. Et ağırlıklı beslenme kabızlık riskini artırır. Etin yanına mutlaka sebze, salata veya tam tahıl ekleyin. Emilimde C vitamini demirle birlikte alındığında, demirin emilimini artırır. Örneğin limonlu yeşil salata ve mercimek gibi. C vitamininden zengin besinler olarak da kırmızı, yeşil dolmalık biber, kivi, brokoli, çilek, portakal, limon ve ananas tüketilebilir" ifadelerini kullandı. Yemek sonrası yürüyüşün şişkinlik ve hazımsızlığı önleyeceğini söyleyen Burcu Özger, "Et sindirimini kolaylaştıran besinlerde de; ananas bromelain enzimi içerir ve proteinleri parçalar. Zencefil mideyi yatıştırır, sindirim enzimlerini uyarır. Limon ve sirke özellikle elma sirkesi midenin asidik ortamını destekler ve proteinlerin çözünmesini kolaylaştırır. Yeşil yapraklı sebzeler roka, maydanoz, nane, ıspanak gibi besinler lif içerikleriyle bağırsak hareketlerini artırır. Taze otlar aynı zamanda safra üretimini uyarır ve yağ sindirimi kolaylaşır. Kimyon, rezene gaz ve şişkinliği azaltır. Bu bayram sürecinde kaçınılması gerekenler ise çok soğuk içecekler olabilir. Çünkü mideyi tembelleştirir ve sindirimi zorlaştırır. Etle birlikte fazla miktarda karbonhidrat tüketilmemeli. Özellikle beyaz ekmek, miktarda patates kızartmasından kaçınmalıyız. Bunlar yine aynı şekilde birlikte tüketildiğinde sindirimi yavaşlatan gıdalardır. Hızlı yemek ise mide enzimleri yeterince devreye girmemesine sebebiyet verir. Bu da yine hazımsızlığa sebebiyet verebilir. Çayın yemekten sonra tüketilmesini çok önermiyoruz çünkü demir emilimini azaltır. Bayramda fazla kaçırdıysanız da şu çaylar mideyi rahatlatabilir; rezene, nane-limon, papatya, zencefil çayları tercih edilebilir. Etin iyi pişirilmesi, porsiyon kontrolü yapılması ve aşırı yağlı etlerden kaçınılmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca etin yanında sebze ve meyvenin de mutlaka sofrada yer alması gerekir. Yemek sonrası hafif yürüyüş ise gaz şişkinlik ve hazımsızlığı önler" dedi.
Uzmanından kalp hastalarına et uyarısı
06 Haziran 2025 Cuma - 12:20 Uzmanından kalp hastalarına et uyarısı Bayramda kalp hastalarının et tüketimine dikkat etmesi gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, "Taze kesilmiş etin birkaç gün buzdolabında bekletilmesi, hem pişirme hem de sindirim açısından daha sağlıklı bir tercihtir. Yağsız et tercih edilmesi ve porsiyon kontrolüne özen gösterilmesi, kolesterol düzeyinin dengede tutulmasına yardımcı olurken, kalp ve damar sağlığını koruma açısından da önem taşır" dedi. Kurban Bayramı’nda sıklıkla karşılaşılan sindirim sorunlarına ve kalp damar hastalıklarına dikkat çeken VM Medical Park Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, etin doğru zamanda ve uygun yöntemlerle tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Yeni kesilen kurban etinin sert dokulu yapısı nedeniyle hem pişirme sürecinde hem de sindirimde zorluklar oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Yaşan, "Özellikle mide ve bağırsak rahatsızlıkları olan bireylerin eti hemen tüketmemesi gerekir. Kurban eti, birkaç gün buzdolabında bekletildikten sonra ızgara ya da haşlama gibi sağlıklı yöntemlerle pişirilerek tüketilmelidir" diye konuştu. "Bayram sofralarında kalp ve tansiyon hastaları dikkatli olmalı" Bayramda etin yanı sıra şerbetli tatlıların da sık tüketildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, bu tür yiyeceklerin hipertansiyon, diyabet ve kalp-damar hastalıkları için risk oluşturabileceğine işaret etti. Uzm. Dr. Yaşan, "Bu hastalıklara sahip kişilerin bayram süresince porsiyon kontrolüne dikkat etmesi, tuz ve şeker tüketimini sınırlandırması büyük önem taşıyor. Hücre zarının bütünlüğü ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde görev alan kolesterolün yüzde 60’ı vücut tarafından sentezlenir, geri kalanı ise besinlerle alınır. Ancak kan kolesterol düzeyinin yükselmesi, kalp ve damar hastalıklarının gelişmesine zemin hazırlar. Bu yüzden dengeli beslenme büyük önem taşır" şeklinde konuştu. "Kırmızı et tüketiminde ölçü önemli" Kırmızı etin kolesterol kaynağı olarak görülmesinin yanı sıra, dikkatli tüketildiğinde zararlı etkilerinin azaltılabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Yaşan, "Yağsız dana eti, görünür yağları temizlenerek ve kızartma yerine ızgara, haşlama ya da fırında pişirme yöntemi kullanılarak haftada 350-500 gram arasında güvenle tüketilebilir. Asıl zarar; etin pişirme şekli ve fazla tüketimle birlikte vücutta oluşan bazı yan ürünlerden kaynaklanmaktadır. Taze kesilmiş etin birkaç gün buzdolabında bekletilmesi, hem pişirme hem de sindirim açısından daha sağlıklı bir tercihtir. Ayrıca, etin kızartma gibi yağ oranını artıran pişirme yöntemleri yerine, ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanması önerilir. Yağsız et tercih edilmesi ve porsiyon kontrolüne özen gösterilmesi, kolesterol düzeyinin dengede tutulmasına yardımcı olurken, kalp ve damar sağlığını koruma açısından da önem taşır" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı" Bayram sofralarında tatlı tüketiminin de kontrol altında tutulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Yaşan şunları söyledi: "Şerbetli ve ağır tatlılar yerine meyve bazlı, hafif tatlı seçeneklerinin tercih edilebilir. Hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin ise bayram boyunca beslenme düzenlerine daha fazla dikkat etmeleri gerektiği, sağlıklı bir bayram için atılacak en önemli adımlardan biridir."
Bayramda sağlıklı et tüketimi için 8 altın kural
06 Haziran 2025 Cuma - 09:29 Bayramda sağlıklı et tüketimi için 8 altın kural Dr. Öğretim Üyesi Ece Yıldız Öztürk, Kurban Bayramı’nda ani değişen beslenme alışkanlıkları, özellikle kırmızı etin aşırı ve yanlış pişirme yöntemleriyle tüketilmesinin sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yaşar Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Biyomühendis Ece Yıldız Öztürk, bayramın ruhuna yakışır sofralar kurarken, sağlığı da gözetmek gerektiğini belirtti. Sağlıklı et tüketimi için 8 altın kuralı sıralayan Öztürk, "Güne sağlıklı, hafif bir kahvaltıyla başlamalı, et dinlendirilerek ölçülü tüketilmeli, sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmeli, et tek başına değil, renkli sofralarda tüketilmeli, su tüketimi bayramda daha da önemli, tatlıda geleneksel ölçü: kararında ye, risk gruplarındakiler özellikle dikkatli olmalı, fiziksel aktiviteler artırılmalı" dedi. Dr. Öğretim Üyesi Ece Yıldız Öztürk bayram sofralarının bereketiyle olduğu kadar sağlık açısından da dikkat gerektirdiğine dikkat çekerek, "Kurban Bayramı’nda ani değişen beslenme alışkanlıkları, özellikle kırmızı etin aşırı ve yanlış pişirme yöntemleriyle tüketilmesi; sindirim problemleri, tansiyon yükselmesi, kolesterol artışı gibi birçok sağlık sorununa davetiye çıkarabiliyor. Güne sağlıklı, hafif bir kahvaltıyla başlanmalı. Hafif ama dengeli bir kahvaltı önerisi olarak haşlanmış yumurta, tam tahıllı ekmek, zeytin, az tuzlu peynir, domates, salatalık, maydanoz, yeşillikler açık çay ile birlikte tüketilebilir. Et dinlendirilmeli çünkü yeni kesilen etin içeriğinde ölüm katılığı oluşur. Bu kas sertliği hem sindirimi zorlaştırır ve hem de pişirme kalitesini düşürür" dedi. "Kesimden sonra etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi hem lezzetini artırır hem de mide-bağırsak sistemini yormaz" ifadelerini kullanan Öztürk, "Kızartma ve mangal gibi yüksek sıcaklıkta yapılan pişirme teknikleri yerine ızgara, haşlama veya fırınlama gibi yöntemler tercih edilmeli. Et renkli sofralarda tüketilmeli. Her et öğününde mutlaka taze sebzeler, renkli salatalar, tam tahıllı ürünler (bulgur, tam buğday ekmeği) ve zeytinyağlılar gibi liften zengin besinlerle denge sağlanmalıdır. Bayramda aşırı et tüketimi ve bayram yemekleri, vücutta sıvı dengesizliğine sebep olabilir. Su, metabolizmanın düzenlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasında kilit rol oynar. Ayrıca bayram tatlıları genellikle hem yüksek glisemik indeksli hem de doymuş yağ içeriklidir. Bu da özellikle kan şekeri ve insülin direnci açısından sakıncalıdır. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı hafif alternatifler tercih edilmeli. Hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı olan bireyler için yağsız, az tuzlu, kontrollü pişmiş et tüketimi hayati önem taşır. Hipertansiyon ve böbrek hastaları, tuzsuz ve az yağlı et tercih etmeli, sakatatlardan uzak durmalıdır. Diyabet hastaları, glisemik dengeyi korumak için posalı sebzelerle desteklemelidir. Son olarak da bayram döneminde fiziksel aktivitelerin arttırılması, beslenme düzeninin dengelenmesi açısından diğer önemli bir noktadır" diye konuştu.