SAĞLIK
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40 Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02 Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
Hayat Hastanesi’nde hedef sürdürülebilir bir gelecek
05 Haziran 2025 Perşembe - 14:01 Hayat Hastanesi’nde hedef sürdürülebilir bir gelecek Hayat Hastanesi, çevreye duyarlı sağlık hizmetleri sunma vizyonu doğrultusunda, hem toplum sağlığı, hem de sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle Hayat Hastanesi’nin çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarını paylaşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Kabalar, sürdürülebilirlik ve çevre bilincinin sağlık sektöründeki önemine vurgu yaprak, "Hayat Hastanesi olarak bu anlayışla hareket ediyor ve daha yaşanabilir bir dünya için çalışmalar yapıyoruz" dedi. Açıklamasında 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutlayan Betül Kabalar, "Sağlık sadece bireylerin değil, tüm canlıların ve ekosistemlerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarıyla mümkündür" diye konuştu. Kabalar, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında Orhaneli İlçesi Sırıl Mahallesi’nde 54 bin metrekarelik arazide kurulan 3 MW Güneş Enerji Santrali ile yıllık 4 milyon 400 bin KWH enerji üretimi yaptıklarını ve enerji ihtiyacının büyük bölümünü buradan karşıladıklarını kaydetti. Böylelikle doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıt tüketimini minimuma indirdiklerini söyleyen Kabalar, "Bu sayede hem karbon ayak izimizi azaltıyor, hem de gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmayı hedefliyoruz" dedi. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Kabalar, sürdürülebilirlik anlayışıyla ayrıca, atık yönetimi ve geri dönüşüm süreçlerini titizlikle uyguladıklarını, su tasarrufu ve enerji verimliliği alanlarında sürekli iyileştirme çalışmaları yürüttüklerini, ilaveten çevre dostu uygulamalar ve eğitim programlarıyla çalışanların ve toplumun çevre bilincini artırmayı hedeflediklerini de açıkladı. Kabalar, açıklamasını "Hayat Hastanesi olarak sağlıklı bir gelecek için yalnızca insan sağlığını değil, aynı zamanda doğamızın korunmasını da öncelikli görevimiz kabul ediyoruz. Hem çevreyi hem de toplumsal dayanışmayı önemseyerek sürdürülebilir bir gelecek için el ele vermeye ve daha güzel yarınlar için çalışmaya devam edeceğiz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak herkesin görevi" ifadeleriyle tamamladı.
Ağrı Veteriner Hekimler Odası’ndan kurbanlık uyarısı: Küpesiz hayvan almayın
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:29 Ağrı Veteriner Hekimler Odası’ndan kurbanlık uyarısı: Küpesiz hayvan almayın Ağrı Veteriner Hekimler Odası Başkanı Osman Aldoğan, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara kurbanlık hayvan alımı ve kesimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Aldoğan, hayvanların sağlık durumları, belgeleri ve kesim koşullarına dikkat edilmesinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Kurbanlık hayvan seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Aldoğan, "Büyükbaş hayvanlarda Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı olduğunu gösteren kulak küpesi, pasaport ve Veteriner Hekim tarafından düzenlenmiş sevk raporu bulunmalıdır. Bu belgeler hayvanın sağlıklı olduğunu, bulaşıcı hastalıklardan ari olduğunu ve gerekli aşılarının yapıldığını gösterir. Küçükbaş hayvanlar için de aynı şekilde kulak küpesi, pasaport ve sevk raporu aranmalıdır" dedi. Kurbanlık alırken yaş tayininin ve hayvanın kurbanlık vasfını taşıyıp taşımadığının uzman kişilerce kontrol edilmesinin gerektiğini vurgulayan Aldoğan, vatandaşları bilinçli hareket etmeye çağırdı. Aldoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "TARIMCEBİMDE" mobil uygulaması sayesinde vatandaşların hayvanların kulak küpe numarası ile birçok bilgiye ulaşabileceğini belirtti. Kurban kesiminin, belediyelerin izin verdiği alanlarda veya Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onaylı kesimhanelerde yapılması gerektiğine dikkat çeken Aldoğan, "Kesim işlemleri hijyenik ortamlarda, hayvan refahı gözetilerek ve ehil kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir. Kesim sırasında ya da sonrasında ette veya organlarda herhangi bir şüpheli durum fark edilirse, mutlaka alandaki görevli veteriner hekime bilgi verilmeli, gerekirse tutanak tutulmalıdır" ifadelerini kullandı. Aldoğan açıklamasında, "Veteriner Hekimler Odası olarak, Yönetim Kurulumuz adına tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik eder, bayramın sağlık, huzur ve bereket getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederiz" sözleriyle bayram mesajını da iletti. Aldoğan, insanlarda görülen hastalıkların %60’ının hayvan kökenli olduğuna, gıda kaynaklı risklerin ise %90’ının hayvansal ürünlerden kaynaklandığına dikkat çekerek, sağlıklı kurbanlık hayvan tüketiminin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Yanlış pişirilen et kansere davetiye çıkarabilir
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:03 Yanlış pişirilen et kansere davetiye çıkarabilir Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerini sıraladı. Özbingül, "Eti sebzelerle pişirin, mangalda yüksek ısıdan kaçının, etleri dinlendirerek ve marine ederek tüketin" uyarılarında bulundu. Bayram dönemlerinde rutin beslenme düzeni büyük ölçüde değişebiliyor ve bu değişimler aşırıya kaçabiliyor. Tatlı ve et tüketiminin arttığı Kurban Bayramı’nda ise beslenmeye çok daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, Kurban Bayramı’nda doğru beslenme önerilerinde bulunarak diyabet hastalarına şeker tüketiminde aşırıya kaçmamaları; hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile benzer kronik hastalığı olan kişilere ise et tüketimini kontrollü yapmaları gerektiğini hatırlattı. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerinde de bulundu. "Etleri, sebzelerle pişirin" Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterolden zengin bir besin olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, üzerinde görünen yağlı kısım etten ayrılsa bile kırmızı etteki ortalama yağ oranının yüzde 20 olduğunu söyledi. Kronik hastalığı olan bireylerin yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Özbingül Arslansoyu, etlerin haşlama ya da ızgara şeklinde tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "Etler haşlama ya da ızgara tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir. Etler E ve C vitamini içermez. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi gerekir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğini sağlayacak hem de bazı minerallerin vücut tarafından emilimini arttıracaktır." "Mangalın ısısına dikkat edin" Bayram denilince akla ilk gelenin mangal olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalda pişirilen etlere uygulanan yöntemin çoğunlukla yanlış olduğunu belirtti. Yanlış pişirme yöntemlerinin ette kanserojen maddelerin oluşmasına sebep olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, etin yüksek sıcaklıkta pişip yanması sonucunda heterosiklik, aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) denilen kanserojen maddelerin ortaya çıktığını belirtti. Özbingül Arslansoyu, bu maddelerin etten ateşe damlayan yağlar nedeniyle çıkan dumanın etle temasından oluştuğunu belirtti. "Etlerin baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltıyor" Yüksek ateşin ette kanserojen maddelerin açığa çıkmasına ve B grubu vitaminlerin kaybına yol açtığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalın harlı ateşte yapılmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafenin bulunması gerektiğini ve etlerin alevle yakılarak pişirilmemesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, "Pişirme öncesi etlerin bazı baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltır. Bu yüzden etlerinizi marine edin. Mangal ve ızgaralarınızı her kullanımdan sonra çok iyi temizleyerek, oluşmuş kanserojen maddelerin bir sonraki yemeğinize aktarılmasını önleyin. Ateşe damlayan yağ ile açığa çıkan kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için yağlı etlerden kaçının" ifadelerini kullandı. "Etleri tüketmeden önce dinlendirin" Özellikle Kurban Bayramı’nda çok sayıda hayvanın kesilmesi ile kesim öncesi ve sonrasında gereken kontrol ve hijyen kurallarına uyulmaması ile hastalıkların ortaya çıktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, kurbanlık hayvanın kesiminden sonra "rigor mortis" adı verilen ölüm sertliğinin ortaya çıktığını ve etlerin bekletilmeden bu sertlikle tüketilmesi durumunda midede şişkinlik ve hazımsızlık gibi sıkıntılara yol açacağını belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: "Bunu önlemek için etler kesildikten hemen sonra 5-6 saat serin bir yerde (14-16 C), sonrasında 18-19 saat da buzdolabında bekletilmeli. Böylece etler, toplamda 24 saat bekletildikten sonra tüketmelidir. Etler kesinlikle çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemeli, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde, buzdolabında ya da derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilmektedir. Kıyma olarak saklanacaksa bu sürenin daha da kısa olduğunu unutmayın. Etler dondurulduktan sonra buzdolabında çözdürülmeli, çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır." Uzmanından bayram günü için beslenme önerileri Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın Az ve sık aralıklarla beslenin Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih edin Tabağınızın dörtte birini et, dörtte birini tahıl, kalan kısmını ise sebze yemekleri ve salatadan oluşturun Bol su tüketin Aç karnına bayram ziyaretine gitmeyin Fiziksel aktivitenizi arttırın.
Acil Servisi Uzmanı Dr. Qatada Aldabbas’tan uyarılar
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:00 Acil Servisi Uzmanı Dr. Qatada Aldabbas’tan uyarılar Özel Hayat Hastanesi Acil Servisi’nden Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, Kurban Bayramı’nda artan kesici alet kullanımı nedeniyle oluşabilecek yaralanmalara karşı vatandaşları uyardı. "Bayram coşkusunun, dikkatsizlik nedeniyle kazalara dönüşmemesi için önlem almak çok önemli" diyen Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, özellikle kurban kesimi sırasında sıkça yaşanan el, kol ve bacak kesileri ile derin yaralanmalar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, "Kurban kesimi sırasında en sık karşılaştığımız yaralanmalar, el ve parmak kesileri, tendon yaralanmaları ve damar yaralanmalarıdır. Bu tip yaralanmalar bazen ciddi kanamalara yol açabilir. Özellikle kalabalık ve telaşlı ortamlarda dikkat dağınıklığı bu riskleri artırıyor" şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Aldabbas, kurban kesimi sırasında şu önemli tedbirleri önerdi:Kesim işlemi uzman kişiler tarafından yapılmalı, mümkünse yetkili kesimhanelerde veya hijyenik ortamlarda gerçekleştirilmelidir.Kesim sırasında eldiven kullanılmalı ve kaymaz, sağlam bir yüzey tercih edilmelidir.Kesici aletlerin kontrolü ve keskinliği önceden kontrol edilmelidir.Olası yaralanmalarda kanamayı durdurmak için steril gazlı bez veya temiz bir bezle baskı uygulanmalı ve hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özel Hayat Hastanesi Acil Servisi’nden Uzm. Dr. Qatada Aldabbas açıklamasının sonunda, "Özellikle büyük ve derin kesilerde damar, sinir veya tendon hasarı söz konusu olabilir. Bu nedenle ilk yardım sonrasında mutlaka profesyonel bir sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır" dedi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yeni sağlık uygulamalarını ardı ardına açıkladı
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:36 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yeni sağlık uygulamalarını ardı ardına açıkladı Denizli’de Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 500 yataklı Acil Durum Hastanesinin yılsonuna kadar tamamlanarak hizmete açılacağını duyurdu. Sağlıkta yeni çalışmaların müjdesini de duyuran Bakan Memişoğlu, boy kilo ölçümlerinde 2 milyonu bulan sayının Temmuz ayında 10 milyona kişiye çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Bir dizi ziyaret kapsamında Denizli’ye gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ilk olarak Denizli Valiliğini ziyaret etti. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun tarafından karşılanan Bakan Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından ise inşası devam eden Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi inşaat alanın geçti. Burada yetkililerden bilgiler alan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, daha sonra açıklamalarda bulundu. Denizli Acil Durum Hastanesi’nde çalışmaların sona gelindiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Şehir Hastanesini bin yatakla insanlarımıza 2027 yılında sağlık hizmeti sunar hale getireceğiz. Bunun yanında çok önemsediğimiz 500 yataklı Acil Durum Hastanemizi de bu sene sonu itibariyle insanlarımızın hizmetine sunacağız. İnşaatımız hızlı ilerlemekte. Her türlü altyapıya haiz Acil Durum Hastanemiz hizmete girecek. Bu konuda arkadaşlarımız gece gündüz çalışıyor. 2026 yılı başından itibaren Denizlilerin hizmetine alacağız. Kale ilçesinde 25 yataklı bir hastane inşaatına başlayacağız. 2025 yılı sonunda temelini atmış olacağız. Sarayköy’de 100 yataklı Fizik Tedavi Hastanesini yatırım programımıza aldık. Çalışmalarına çok kısa sürede başlayacağız" dedi. "Kilo ölçümlerinde 2 milyon insana ulaştık. Hedefimiz Temmuz ayında 10 milyon insana ulaşmak" Sağlık alanında devam eden çalışmalar hakkında da bilgiler veren Bakan Memişoğlu, "Hareketli yaşamı teşvik etmeye çalışıyoruz. İnsanlarda bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Kilo vererek sağlıklı yaşam konusunda insanlarımızın gelmesini değil, biz sağlıkçılar olarak insanlarımıza ulaşıp, onlarda bunu farkındalığını oluşturarak sağlıklı kalmalarını sağlamaya çalışıyoruz. 80 yaş üzerindeki yaşlılarımızın raporları ve ilaçları bitmeden elektronik ortamda tespitini yaparak, ilaçlarını, raporlarını evlerine ulaştırır hale geldik. Şu ana kadar 16 bin yaşlımıza bu hizmeti verdik. Aynı zamanda yatalak olan insanlarımıza da bu hizmeti vermeye devam ediyoruz. Kilo ölçümlerinde 2 milyon insana ulaştık. Hedefimiz Temmuz ayında 10 milyon insana ulaşmak. Şu anda Sağlıklı Yaşam Merkezlerimize de başvurular yüzde 30 artmış durumda. Vatandaşlarımıza bu hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Kilo bir süre sonra birçok hastalıkla yaşam kalitesini etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Bu otel zengin mineralli termal sularıyla farklı bir deneyim sunuyor
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:35 Bu otel zengin mineralli termal sularıyla farklı bir deneyim sunuyor Türkiye’nin önde gelen termal bölgelerinden Afyonkarahisar’da konumlanan Oruçoğlu Termal Otel misafirlerine mineral bakımından zengin, berrak ve özel bir termal su deneyimi sunuyor. Oruçoğlu Termal Otel’in CMO-Pazarlama Başkanı Kerem Canarslanlar, termal tatil denilince ilk akla gelen yer olan Afyonkarahisar’ın şifalı suları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Canarslanlar, "Hayalinizdeki tatili düşünün, şifalı termal suların içinde bedeninizi arındırıyor, modern konforla çevrili bir ortamda dinleniyor, aynı zamanda kendinize yatırım yapıyorsunuz. Tüm bunları bir arada sunan bir yer var o da Oruçoğlu Termal Otel. Türkiye’nin termal cenneti Afyonkarahisar’da yer alan Oruçoğlu, sadece bir otel değil, hem ruhunuzu hem bedeninizi tazeleyen benzersiz bir deneyim sunuyor. "Otelimiz yalnızca konaklama değil, aynı zamanda bir doğal tedavi ve yenilenme merkezi" Oruçoğlu Termal Otel’in tercih edilme gerekçelerini anlatan Canarslanlar şunları söyledi: "Oruçoğlu Termal Otel’in en güçlü yanı, sahip olduğu doğal şifa kaynağı termal suyudur. Türkiye’nin önde gelen termal bölgelerinden biri olan Afyonkarahisar’da konumlanan tesis, misafirlerine mineral bakımından zengin, berrak ve özel bir termal su deneyimi sunuyor. Bu özel su, otelin SPA ve termal havuz alanlarında misafirlerin kullanımına sunularak, dinlendirici ve yenileyici bir atmosfer oluşturuyor. Oruçoğlu’nun sunduğu bu ayrıcalıklı deneyim, misafirlerine sıradan bir tatilin ötesinde bir rahatlama hissi yaşatıyor. Bu benzersiz kaynak sayesinde, Oruçoğlu Termal Otel yalnızca konaklama değil, aynı zamanda bir doğal tedavi ve yenilenme merkezi haline geliyor. Bir tatilin güzel geçmesi sadece doğayla değil, konforla da ilgilidir. Oruçoğlu Termal Otel, modern çizgilerle tasarlanmış 306 odasıyla her zevke hitap eden bir konaklama sunuyor. İster tek başınıza, ister ailenizle gelin, her ihtiyacınıza uygun bir oda mutlaka var." "Kısa tatiller için ideal bir kaçış noktası" Otelde kadınlara özel termal havuzlar, çocuklar için güvenli oyun alanları, aile banyoları ve özel küvetli odaların olduğunu ifade eden Canarslanlar, "SPA merkezinde aromaterapi masajlarından çamur banyolarına kadar zengin uygulamalar sunuluyor. Kendinize zaman ayırmak için daha fazla sebebe ihtiyacınız yok. Ayrıca, otelin restoranlarında sunulan sağlıklı ve yöresel lezzetler, tatilinizi adeta bir gastronomi şölenine dönüştürüyor. Oruçoğlu Termal Otel, konforu ve sağlık odaklı hizmetleriyle, tatilinizi sadece güzel değil, aynı zamanda iyileştirici hale getiriyor. Oruçoğlu Termal Otel, Afyonkarahisar şehir merkezine ve ana ulaşım yollarına çok yakın konumda. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerden kara yoluyla rahatlıkla ulaşılabiliyor. Bu da Oruçoğlu’nu hem uzun hem de kısa tatiller için ideal bir kaçış noktası yapıyor" diye konuştu. "Lüks termal deneyimini çok daha uygun fiyatlarla yaşamanız mümkün" Otelde sunulan hizmetlerin tamamı, uzun yıllara dayanan tecrübe ile sunulduğuna dikkat çeken Canarslanlar, "Misafir memnuniyeti odaklı yaklaşım ve profesyonel hizmet anlayışı, Oruçoğlu’nu tekrar tekrar tercih edilen bir marka haline getiriyor. Personelin güler yüzü, hijyenik ortam ve müşteri odaklı çözümler sayesinde kendinizi gerçekten özel hissedeceksiniz. Oruçoğlu Termal Otel, sadece bir otel değil sağlığınız, konforunuz ve mutluluğunuz için düşünülmüş bütüncül bir yaşam alanı. Şifalı termal sularla dinlenmek, modern konforla rahatlamak ve sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirmek istiyorsanız, aradığınız yer burası. Üstelik, dönemsel kampanyalar ve erken rezervasyon fırsatlarıyla bu lüks termal deneyimini çok daha uygun fiyatlarla yaşamanız mümkün. Sağlığınıza yatırım yaparken bütçenizi de düşünen bir tatil seçeneği arıyorsanız, Oruçoğlu tam size göre" dedi.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde anneye en değerli armağan
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:10 SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde anneye en değerli armağan Adana’dan Gaziantep’e gelen 54 yaşındaki A.U., SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), kızı Y.D.’nin bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve beslenememe şikayetleriyle doktora başvuran A.U.’ya yapılan tetkiklerin ardından böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Organ nakli için farklı merkezleri araştıran aile, SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni tercih etti. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel öncülüğünde, başarılı nakille anne ve kızı sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Nakil süreci hakkında konuşan organ bağışçısı Y.D., süreç hakkında şu bilgileri verdi: "Gaziantep’e Adana’dan geldik. Farklı hastanelerle görüşüp, bilgi aldık ama içimize en çok sinen yer SANKO Üniversitesi Hastanesi oldu. Tetkik ve ameliyat süreci çok sistemli ve hızlı ilerledi. Personelin ilgisi, hekimlerin yaklaşımı bizi çok memnun etti. Ameliyat da çok başarılı geçti." Ameliyat sonrası duygularını paylaşan anne A.U. ise anlamlı bağış için kızına teşekkür ederek, duygularını şöyle dile getirdi: "Ben böbrek alıcısıyım, kızıma çok teşekkür ediyorum. Bana canını verdi. Bu bana çok anlamlı ve duygu dolu bir hediye oldu. Hastanede herkes bizimle çok güzel ilgilendi. Şu anda kendimi çok daha iyi hissediyorum. Herkese, ama en çok da kızıma teşekkür ediyorum; onu çok seviyorum." Hem tıbbi başarı hem de güçlü aile bağının anlamlı örneği Organ naklinin, yalnızca cerrahi bir işlem değil aynı zamanda umut ve hayat armağanı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yücel Yüksel şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu özel nakilde hem tıbbi başarı hem de güçlü bir aile bağının anlamlı örneğine tanıklık ettik. Kronik Böbrek yetmezliği tanısı konulan ve diyalize başlaması gerektiği söylenen annesi için hiç tereddüt etmeden annesine böbreklerinden birini bağışladı. Adana’dan gelen hastalarımızın yapılan tetkiklerinde organ nakline engel bir engel bulunmadı. Kızının sağ böbreği tamamen kapalı yöntemle alınırken, annesinin protein kaybına neden olan kendi sol böbreği nakil ameliyatında çıkartıldı ve kızının bağışladığı böbrek başarı ile nakledildi. Nakil ameliyatı esnasında kişinin kendi böbreğini alarak yerine böbrek nakli zor bir ameliyattır. SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak bu ameliyatları sorunsuz yapmaktayız. Hastalarımızın sağlıklı ve mutlu olması bizler için en büyük mutluluk olmaya devam ediyor."
Muratpaşa Belediyesi’nden sağlıklı beslenme uyarısı
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:48 Muratpaşa Belediyesi’nden sağlıklı beslenme uyarısı Muratpaşa Belediyesi Diyetisyeni Tuğçe Karakuş, Kurban Bayramı boyunca sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Muratpaşa Belediyesi Diyetisyeni Tuğçe Karakuş, Kurban Bayramı’nda etin doğru ve sağlıklı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. "Kurban eti kesildikten sonra hemen tüketilmemeli" diyen Karakuş, etin buzdolabına alınmadan önce 10-12 saat dinlendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde hazımsızlık gibi sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Kırmızı etin pişirme yöntemlerine de değinen Karakuş, "Haşlama, ızgara ya da sote şeklinde pişirmek en sağlıklı yöntemlerdir. Kuyruk yağı ve sakatat kullanımından ise kaçınılmalıdır" dedi. Mangal yapacaklara da seslenen Karakuş, "Et, ateşten en az 15 cm uzaklıkta pişirilmeli" uyarısında bulundu. Karakuş ayrıca etin sindirimini kolaylaştırmak için yanında bol yeşillikli salata tüketimi, günde 2-2,5 litre su içilmesi ve günde 45 dakika yürüyüş yapılması önerilerinde bulundu. Kişiye özel diyet desteği Muratpaşa Belediyesi, ücretsiz sunduğu diyetisyenlik hizmetleriyle ilçe sakinlerinin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasına ve obeziteyle etkin bir şekilde mücadele etmesine destek oluyor. Görüşmeler sırasında bireylerin mevcut beslenme düzeni değerlendirilerek, kaçınılması gereken yiyecekler, sağlıklı kilo verme yöntemleri, dengeli beslenme prensipleri ve bağışıklık sistemini güçlendirecek öneriler paylaşılıyor. Her danışan için kişiye özel diyet listeleri hazırlanıyor ve düzenli takip sağlanıyor.
Diyetisyenden uyarı: "Kurban etini hemen tüketmeyin"
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:41 Diyetisyenden uyarı: "Kurban etini hemen tüketmeyin" Kurban Bayramı’nda et tüketimi konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Diyetisyen Senem Alemdar Teke, özellikle etlerin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorladığını söyledi. Teke, "taze kesilmiş etler 12-24 saat arasında dinlemesi gerekiyor" diye konuştu. Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte uzmanlardan peş peşe uyarılar geliyor. Diyetisyen Senem Alemdar Teke, bayramda et ve tatlı tüketiminin artmasıyla birlikte sindirim sorunları ve kilo alımı riskinin yükseldiğini belirtti. Teke, özellikle kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak, sağlıklı ve dengeli bir bayram geçirilmesi için önemli tavsiyelerde bulundu. Senem Alemdar Teke, "taze kesilmiş kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır. Bu nedenle, 12 ile 24 saat arasında buzdolabında dinlendirilmiş etin tüketilmesini tavsiye ediyoruz" dedi. "Et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekiyor" Bayram dönemlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Diyetisyen Senem Alemdar Teke, özellikle et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirtti. Teke, "Bayramlar, bizim için hem kalorili hem birlik ve beraberlik içeren hem de aslında yeme-içme dönemleri olmaktadır. Bu dönemde en sık yapılan hataların başında, özellikle öğün saatlerini ayarlayamamak, çok sık ve porsiyonları ayarlamadan yemek, eti fazla tüketmek ve tatlıları abartmak gelmektedir. Bu dönemde genelde sebze tüketimini çok unutuyoruz. Özellikle gün içinde su tüketimini ihmal ediyor ve oldukça hareketsiz bir bayram geçiriyoruz. Bu da bayram sonrasında bize fazla kalori ve bir miktar kilo alımı olarak geri dönebiliyor. En sık yapılan hataların başında bu nedenle düzensizlik gelmektedir" diye konuştu. "Kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır" Taze kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Alemdar Teke, "Bu süreçte, özellikle taze kesilmiş kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır. Bu nedenle, 12 ile 24 saat arasında buzdolabında dinlendirilmiş etin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Bu şekilde hem etin sindirimi bir miktar kolaylaşmakta hem de daha lezzetli bir et tüketilmiş olmaktadır. Pişirme yöntemleri açısından ise kavurma yerine haşlama ve ızgara gibi yöntemlerin tercih edilmesi sindirimi daha da kolaylaştırmaktadır. Ayrıca sindirimi desteklemek isterseniz, eti mutlaka sebzeyle birlikte tüketmelisiniz. Su tüketimine dikkat etmeli ve mutlaka gün içinde biraz hareket etmelisiniz. Bu şekilde sindirimi bir miktar daha kolaylaştırabilirsiniz" ifadelerini kullandı. "Bayramı kilo almadan atlatmanız mümkündür" Bayramı kilo almadan geçirmek için dengeli beslenmenin önemine değinen Diyetisyen Senem Alemdar Teke, "Bayramı kilo almadan atlatmanın en önemli yolu, özellikle öğünleri düzenli tüketmektir. Hepimiz maalesef sık yemek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle, özellikle yağlı etlerden ve çok şerbetli tatlılardan bir miktar uzak durmak ya da bunları gün içine yayarak tüketmek gerekir. Ayrıca geç saatlerde yemek yememeye özen göstermek ve su tüketimine ekstra dikkat etmek önemlidir. Daha dengeli ve düzenli bir beslenme modeli izleyip porsiyon kontrolü yapabilirseniz, bayramı kilo almadan atlatmanız mümkündür" ifadelerine yer verdi.
KBÜ’nün ‘Akıllı Kapsül’ projesi TEKNOFEST finalinde
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:27 KBÜ’nün ‘Akıllı Kapsül’ projesi TEKNOFEST finalinde Karabük Üniversitesi (KBÜ) Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü akademisyen ve öğrencileri hazırladıkları ‘akıllı kapsül’ projesi TEKNOFEST TEKNOFEST 2025 Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda finale kaldı. Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü tarafından manyetik kontrollü "akıllı kapsül" projesi geliştirildi. Bu projeyle sindirim sistemi hastalıklarında ilaçların sadece hedef bölgeye ulaştırılmasını sağlayarak hem tedavi etkinliği artırılıyor hem de yan etkileri en aza indiriliyor. Proje, TEKNOFEST 2025 Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması kapsamında sağlık alanında ilk 10’a girerek Temmuz ayında düzenlenecek final etabında yarışma hakkı kazandı. Projenin yürütücüsü Doç. Dr. Daver Ali, geliştirdikleri sistemin klasik tedavilere kıyasla çok sayıda avantaj sunduğunu belirterek, "Sindirim sistemi hastalıklarında kullanılan ilaçlar genellikle ağızdan alınıyor ve tüm vücuda kontrolsüz şekilde yayılıyor. Bu durum hem ilacın etkinliğini düşürüyor hem de sağlıklı dokulara zarar verebiliyor. Biz bu soruna çözüm olarak, hedefe yönlendirilebilir bir kapsül sistemi geliştirdik. Böylece tedavi çok daha verimli hale geliyor" dedi. Projede görev alan KBÜ Tıp Mühendisliği öğrencisi Khaoula Chatt ise, proje fikrinin gerçek bir sağlık sorununa çözüm üretme amacından doğduğunu vurgulayarak, "Mevcut kapsüller vücutta kontrolsüz bir şekilde çözülüyor. Biz ise sadece hedef bölgede ilaç salınımı yapabilen bir sistem geliştirdik. Projemizle TEKNOFEST finaline yükselmenin gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.
Tunceli’de Travma İleri Yaşam Desteği eğitimi gerçekleştirildi
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:23 Tunceli’de Travma İleri Yaşam Desteği eğitimi gerçekleştirildi Tunceli’de ilk kez Travma İleri Yaşam Desteği (TİLYAD) eğitimi düzenlendi. Tunceli’de ilk kez, İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, travma olgularında sağlık çalışanlarının bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla Travma İleri Yaşam Desteği (TİLYAD) eğitimi düzenlendi. Eğitim programı, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’nden gelen deneyimli eğitmenlerin katkıları ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan eğitmenlerin katılımıyla başarıyla gerçekleştirildi. Eğitim, Acil Sağlık Hizmetlerinde aktif olarak görev yapan sağlık personeline yönelik planlandı. İlk etapta belirlenen bir grup personelin katılımıyla gerçekleştirilen eğitim programın, ilerleyen dönemlerde Tunceli genelinde görev yapan tüm acil sağlık hizmetleri personeline verilmesi planlanıyor. 4 gün süren eğitim, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen standart müfredata uygun olarak yürütüldü. Eğitim programı; teorik dersler, uygulamalı istasyon çalışmaları, vaka simülasyonları ve sınav oturumlarından oluştu. Eğitimle, travmaya bağlı acil durumlara daha etkili, sistematik ve güvenli müdahale yapılabilmesinin hedeflendiğini dile getiren İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, "Sertifika almaya hak kazanan tüm sağlık çalışanlarımızı içtenlikle tebrik eder, eğitim sürecine değerli katkılarda bulunan tüm eğitmenlerimize özverili emeklerinden dolayı teşekkür ederiz. TİLYAD eğitimi, özellikle travma gibi zamanla yarış gerektiren durumlarda, sağlık çalışanlarının bilimsel ve standart yaklaşımlarla hareket edebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Olay yerinden başlayarak hastaneye ulaşıncaya dek geçen tüm kritik aşamalarda doğru değerlendirme, uygun müdahale ve ekip koordinasyonu hayati önem taşımaktadır. Bu eğitim sayesinde, sağlık çalışanlarının travma yönetimi konusundaki donanımları artırılarak hasta güvenliği ve yaşam şansı yükseltilmiş olacaktır. Müdürlüğümüz, bundan sonraki süreçte de benzer eğitim ve gelişim faaliyetlerine öncülük etmeye devam edecektir. TİLYAD eğitiminin ilimizde ilk kez düzenlenmiş olması, Tunceli’nin sağlık hizmetlerindeki kalite ve nitelik artışı için önemli bir adımı temsil etmektedir" dedi.
Kanser tedavisi sonrası pelvik taban rehabilitasyonu önem taşıyor
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:19 Kanser tedavisi sonrası pelvik taban rehabilitasyonu önem taşıyor Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, "Kanser tedavisi sonrası idrar ve dışkı kaçırma, cinsel işlev bozukluğu ve kronik pelvik ağrı gibi şikâyetler oluşabiliyor. Bu durum yaşam kalitesini düşürerek hastaları olumsuz etkileyebiliyor" dedi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, kanser tedavisi sonrası pelvik taban rehabilitasyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Özcan, kanser tedavisi ardından meydana gelebilen komplikasyonların doktor kontrolünde uygulanacak Pelvik Taban Rehabilitasyonu ile minimalize edilebildiğini söyledi. Özcan, birçok kişinin farkında olmadığı ancak günlük yaşam kalitesini, tuvalet alışkanlıklarını, cinsel sağlığı ve genel konforunu yakından ilgilendiren pelvik taban bölgesi kanser tedavileri sonrasında da en çok ihmal edilen bölgelerden biri olarak dikkat çekti. Kanser tedavilerinin sadece hastalıklı dokuları değil, sağlıklı pelvik yapıları da etkileyebileceğini belirten Özcan "Pelvik taban yapısı rektum, mesane, üretra, rahim ve vajina gibi organları taşıyan bir kas ve bağ dokusu sistemidir. Bu alandaki kaslarda zayıflık, aşırı kasılma ya da iç organ kasları ile uyumsuz çalışma oluştuğunda; hem fizyolojik hem de psikolojik düzeyde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Pelvik taban disfonksiyonuna en sık yol açan kanserler arasında prostat, rahim, yumurtalık, rahim ağzı, mesane, rektum ve kolon kanserleri yer alır. Özellikle pelvik bölgeyi ilgilendiren cerrahi müdahaleler, radyoterapi ve hormon baskılayıcı tedaviler, sinir, kas ve bağ dokularını etkileyerek pelvik taban kaslarında yapısal ve işlevsel bozulmalara yol açabilir. Kadınlarda jinekolojik ve gastrointestinal sistem kanserleri sonrası pelvik taban yapıları sıklıkla etkilenmektedir. Vajinal atrofi, vajinal kuruluk, ağrılı ilişki, idrar ve gaita kontrolünde zorluk gibi sorunlar, tedavi sonrası dönemde yaygın şekilde gözlemlenir. Erkeklerde ise özellikle prostat kanseri cerrahisini takiben görülen idrar kaçırma ve erektil disfonksiyon en dikkat çekici komplikasyonlardandır" diye konuştu. Rehabilitasyon bireye özgü planlanır Kanser tedavisi sürecinin fiziksel olduğu kadar psikolojik yönden de zorlayıcı olduğunu bu nedenle tedavi sonrası dönemde gelişebilecek fonksiyonel kayıpların dikkate alınmasının büyük önem taşıdığına değinen Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan pelvik taban rehabilitasyon tedavisi ile yapılabileceklerine ilişkin şöyle konuştu: "Bu tür durumlarda pelvik taban rehabilitasyonu; kas gücünün yeniden kazanılması, sinir-kas koordinasyonunun sağlanması ve fonksiyonların geri kazanımı açısından bilimsel olarak etkili bir yöntemdir. Rehabilitasyon süreci, bu kas yapısının yeniden işlevsel hâle gelmesini sağlar ve kasların doğru çalışmasına katkıda bulunur. Tedavi her bireyin ihtiyacına özel planlanır. Sadece egzersizle sınırlı kalmayan bu süreç, karın ve pelvik taban masajı, biofeedback, elektroterapi ve manuel terapi gibi güncel ve etkili yöntemlerle ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmektedir. Biz klinikte, hastalarımıza bu süreçte yalnızca fiziksel bir destek değil, aynı zamanda duygusal bir güven ortamı da sunmaya özen gösteriyoruz. Çünkü bir sorunu çözebilmenin ilk adımı, onu kabul etmek ve konuşabilmek. Toplumda bu konuların daha fazla normalleşmesi, bireylerin yardım almaktan çekinmemesi ve farkındalık kazanması çok kıymetli. Çünkü iyileşme, fark etmekle ve konuşmakla başlıyor."