Son Dakika
|
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Rusya’nın Kiev’e yönelik saldırısında ölü sayısı 8’e yükseldi
Bursa’da balkondan düşen kadın ağır yaralandı
CENTCOM: "İran’a yönelik ablukada 70 geminin rotası değiştirildi"
Manisa’yı dolu vurdu
Küba'da elektrik krizi: Halk sokaklara döküldü
Batman’da park halindeki otomobil yandı
SAĞLIK
Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47:09
Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:05
Gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı Adana’ya getirildi
Adana merkezli 21 ilde yürütülen yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı Adana’ya getirildi. Sağlık kontrolden geçen Kütahyalı, "İyiyim baba, bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz" dedi. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında emniyet birimleri Adana merkezli 21 ilde yasa dışı bahis, kara para aklama, rüşvet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından oluşan şebekeye yönelik operasyon yaptı. Aralarında Rasim Ozan Kütahyalı’nın da bulunduğu toplam 200 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Yapılan operasyonda Rasim Ozan Kütahyalı’nın da aralarında olduğu 128 şüpheli gözaltına alındı. Rasim Ozan Kütahyalı karayolu ile Adana’ya getirildi. Adana Adli Tıp Biriminde sağlık kontrolünden geçen Kütahyalı basın mensuplarının sorularına, "İyiyim baba, bende öyle bir hareketlilik yok. Bir yanlış anlaşılma var. Öğreneceğiz, yanlış anlaşılma var" cevaplarını verdi. Sağlık kontrollerinin ardından Kütahyalı ve yanında getirilen 2 kişi sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. (SCİ-
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40
Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02
Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:19
Kanser tedavisi sonrası pelvik taban rehabilitasyonu önem taşıyor
Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, "Kanser tedavisi sonrası idrar ve dışkı kaçırma, cinsel işlev bozukluğu ve kronik pelvik ağrı gibi şikâyetler oluşabiliyor. Bu durum yaşam kalitesini düşürerek hastaları olumsuz etkileyebiliyor" dedi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, kanser tedavisi sonrası pelvik taban rehabilitasyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Özcan, kanser tedavisi ardından meydana gelebilen komplikasyonların doktor kontrolünde uygulanacak Pelvik Taban Rehabilitasyonu ile minimalize edilebildiğini söyledi. Özcan, birçok kişinin farkında olmadığı ancak günlük yaşam kalitesini, tuvalet alışkanlıklarını, cinsel sağlığı ve genel konforunu yakından ilgilendiren pelvik taban bölgesi kanser tedavileri sonrasında da en çok ihmal edilen bölgelerden biri olarak dikkat çekti. Kanser tedavilerinin sadece hastalıklı dokuları değil, sağlıklı pelvik yapıları da etkileyebileceğini belirten Özcan "Pelvik taban yapısı rektum, mesane, üretra, rahim ve vajina gibi organları taşıyan bir kas ve bağ dokusu sistemidir. Bu alandaki kaslarda zayıflık, aşırı kasılma ya da iç organ kasları ile uyumsuz çalışma oluştuğunda; hem fizyolojik hem de psikolojik düzeyde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Pelvik taban disfonksiyonuna en sık yol açan kanserler arasında prostat, rahim, yumurtalık, rahim ağzı, mesane, rektum ve kolon kanserleri yer alır. Özellikle pelvik bölgeyi ilgilendiren cerrahi müdahaleler, radyoterapi ve hormon baskılayıcı tedaviler, sinir, kas ve bağ dokularını etkileyerek pelvik taban kaslarında yapısal ve işlevsel bozulmalara yol açabilir. Kadınlarda jinekolojik ve gastrointestinal sistem kanserleri sonrası pelvik taban yapıları sıklıkla etkilenmektedir. Vajinal atrofi, vajinal kuruluk, ağrılı ilişki, idrar ve gaita kontrolünde zorluk gibi sorunlar, tedavi sonrası dönemde yaygın şekilde gözlemlenir. Erkeklerde ise özellikle prostat kanseri cerrahisini takiben görülen idrar kaçırma ve erektil disfonksiyon en dikkat çekici komplikasyonlardandır" diye konuştu. Rehabilitasyon bireye özgü planlanır Kanser tedavisi sürecinin fiziksel olduğu kadar psikolojik yönden de zorlayıcı olduğunu bu nedenle tedavi sonrası dönemde gelişebilecek fonksiyonel kayıpların dikkate alınmasının büyük önem taşıdığına değinen Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan pelvik taban rehabilitasyon tedavisi ile yapılabileceklerine ilişkin şöyle konuştu: "Bu tür durumlarda pelvik taban rehabilitasyonu; kas gücünün yeniden kazanılması, sinir-kas koordinasyonunun sağlanması ve fonksiyonların geri kazanımı açısından bilimsel olarak etkili bir yöntemdir. Rehabilitasyon süreci, bu kas yapısının yeniden işlevsel hâle gelmesini sağlar ve kasların doğru çalışmasına katkıda bulunur. Tedavi her bireyin ihtiyacına özel planlanır. Sadece egzersizle sınırlı kalmayan bu süreç, karın ve pelvik taban masajı, biofeedback, elektroterapi ve manuel terapi gibi güncel ve etkili yöntemlerle ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmektedir. Biz klinikte, hastalarımıza bu süreçte yalnızca fiziksel bir destek değil, aynı zamanda duygusal bir güven ortamı da sunmaya özen gösteriyoruz. Çünkü bir sorunu çözebilmenin ilk adımı, onu kabul etmek ve konuşabilmek. Toplumda bu konuların daha fazla normalleşmesi, bireylerin yardım almaktan çekinmemesi ve farkındalık kazanması çok kıymetli. Çünkü iyileşme, fark etmekle ve konuşmakla başlıyor."
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:17
Kurban Bayramı’nda zoonotik hastalıklara dikkat
Manisa Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Sevil Sapmaz, Kurban Bayramı’nda hayvanlardan insanlara bulaşabilen zoonotik hastalık riskine karşı vatandaşları uyardı. Dr. Sapmaz, kurbanlık hayvanların kesimi, parçalanması ve etlerin doğranması gibi işlemler sırasında hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Bu tür hastalıkların Kurban Bayramlarında görülme sıklığının yaklaşık yüzde 30 oranında arttığını belirten Dr. Sapmaz, "Kesim işlemlerinin yol kenarlarında veya bahçelerde uygunsuz şekilde yapılması, enfeksiyonların insanlara bulaşmasını kolaylaştırmaktadır" dedi. "Kesim atıklarına dikkat edilmeli" Kesim sonrası atıkların açık alanlara bırakılmaması gerektiğini ifade eden Dr. Sapmaz, "Atıklar derine gömülerek imha edilmeli ve bu atıkların evcil ya da yabani hayvanlar tarafından tüketilmesi engellenmelidir. Kesim alanı ve çevresine hayvanların girişi mutlaka önlenmelidir" diye konuştu. Dr. Sapmaz, alınacak önlemlerin sadece zoonotik hastalıklara karşı değil, diğer hayvan kaynaklı enfeksiyonlara karşı da koruma sağlayacağını belirterek, vatandaşları hijyen ve sağlık kurallarına dikkat etmeye davet etti.
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:04
Çocuklarda obezite ve diyabete karşı ortak çözüm arayışı
Manisa’da çocuklarda teknoloji bağımlılığı, obezite ve tip 2 diyabet gibi tehditlere karşı alınabilecek önlemler, geniş katılımlı bir çalıştayda ele alındı. Sahipkıran Stratejik Araştırma Merkezi (SASAM) Ege Bölge Koordinatörlüğü ile Manisa Gençlik ve Spor, Milli Eğitim ve Sağlık İl Müdürlükleri iş birliğiyle düzenlenen çalıştaya, kamu kurumları yöneticileri, akademisyenler, eğitimciler ve alanında uzman birçok isim katıldı. Çalıştayda, çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimlerini desteklemeye yönelik çözüm önerileri ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında eğitim sisteminin gelecek vizyonuna dair değerlendirmeler yapıldı. Çalıştaya Manisa İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk, Manisa Sağlık İl Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Dr. Nazlı Doğan Ergüt, Diyetisyen Özge Pakize Şanoğlu, Diyetisyen Merve Bal, Psikolog Esra Şanlı Korkmaz, Psikolog Fatma Nur Güneş Kızılay, Rehber Öğretmen Esin Türkoğlu, Antrenör Mehmet Al, Rabia Yılmaz, Ferhat Yıldız ve Mustafa Furkan İnanır’ın yanı sıra, SASAM Başkan Yardımcısı Mesut Uyar, SASAM Yurt İçi Direktörü Murat Aktaş, SASAM Ege Bölge Koordinatörü Osman Güreser ve diğer SASAM bölge sorumluları katılım sağladı. Geleceğe yönelik öneriler sunuldu Alanında yetkin isimlerin katkılarıyla gerçekleştirilen çalıştayda, çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığı ile sosyal gelişimlerini desteklemek için çözüm önerileri üzerinde duruldu. Ayrıca, eğitim sisteminin gelecekteki vizyonu tartışılarak önemli tespitler yapıldı. Sonuçlar kamuoyu ile paylaşılacak Çalıştayda dile getirilen önemli tespitler ve politika önerilerinin yer alacağı rapor, SASAM Ege Bölge Koordinatörlüğü tarafından hazırlanarak ilgili kurumlara ve kamuoyuna sunulacak.
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:00
Uzmanı uyardı, akraba evlilikleri fenilketonüri hastalığını tetikliyor
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Elif Ünver Korğalı, fenilketonüri hastalığına dair bilgiler verdi. Fenilketonürinin metabolik ve kalıtsal bir hastalık olduğunu söyleyen Korğalı, "Besinlerle alınan proteinlerin yapıtaşları aminoasitlerdir. Fenilalanin de böyle bir amioasittir ve normalde fenilalanin besinlerle alındıktan sonra vücutta kullanılıp, parçalanarak vücuttan uzaklaştırılır. Ancak fenilketonüri hastalığında bu maddeyi parçalayan enzimde sorun vardır. Bu nedenle fenilalanin vücuttan atılmaz ve birikmeye başlar. Fenilalaninin vücuttaki oranı arttıkça hastalığın klinik bulguları ortaya çıkar. Fenilketonüri hastalığı otozomal resesif olarak geçer. Yani anne ve baba herhangi bir hastalık bulgusu göstermeseler bile eğer bu hastalığın genini taşıyorlarsa, evlendiklerinde çocuklarının dörtte birinde fenilketonüri hastalığı ortaya çıkar ve çocuklarının yarısı bu hastalık için taşıyıcı olarak dünyaya gelir. Anne ve baba taşıyıcı ise çocuklarından sadece dörtte biri sağlıklı olacaktır. Ülkemizde akraba evlilikleri çok fazla olduğu için fenilketonüri hastalığı da pek çok ülkeye göre daha fazla görülmektedir. Çoğu Avrupa ülkesi ve Amerika’da fenilketonüri sıklığı 10-30 binde bir iken, ülkemizde bu oran 5-6 binde bir olacak şekilde oldukça sıktır. Her yıl ülkemizde fenilketonüri hastası olan 400-450 bebek dünyaya gelmektedir. Ülkemizde her 20-25 kişiden birinin fenlketonüri hastalığı için taşıyıcı olduğu bilinmektedir" dedi. Fenilketonüri hastalığı olan bebeklerin doğduklarında sağlıklı bebeklerden ayırt edilemediğini kaydeden Korğalı, "Ancak sağlıklı bebekler gibi beslenirlerse aylar içerisinde hem zekada hem de vücut fonksiyonlarında gerilik gözlenmeye başlar. Fenilalanin birikimi öncelikle beyne zarar vermeye başlar. Genellikle bebek 5-6 aylık olduğunda belirtiler fark edilir. Başını tutamama, anneyi tanımama, yürüyememe, gülümsememe, oturamama, yaşıtlarına göre gelişiminin geri kalması ve daha büyük çocuklarda ağır zeka geriliği şeklinde bulgular ortaya çıkar. Çocukların beyin gelişimi normal olmadığı için başları da küçük kalabilir. Fenilketonürili çocuklar genellikle anne babalarına kıyasla daha açık bir cilt ve göz rengine sahiptirler. Ciltlerinde egzematöz lezyonlar gözlenebilir. Bu çocuklarda otistik ya da agresif davranışlar, şizofreni gibi durumlara da sık rastlanmaktadır" dedi. Erken teşhis konulması halinde hastalığın tedavisinin mümkün olduğuna vurgu yapan Korğalı, "Hastalığa ait bulgular meydana gelmeden tedavisine başlanılan çocuklar tamamen yaşıtlarına uygun sağlıklı bireyler olarak gelişimlerini tamamlarlar. Tedavi edilmeyenlerde ise hastalığın şiddetine bağlı çok ağır zihinsel özür gelişir. Hastalığın klinik bulguları ortaya çıkmadan tanınması için ülkemizde 2006 yılından itibaren doğan her bebek, doğum sonrası alınan topuk kanında fenilketonüri hastalığı için ücretsiz olarak taranmaktadır. Böylece hastalık henüz klinik bulgu vermeden teşhis edilebilmekte ve bebek özel diyet tedavisi ile yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebilmektedir. Hastalık teşhis edilir edilmez, bebekler fenilalanin içermeyen özel mamalarla ve kandaki fenilalanin düzeyine göre kısıtlı miktarda anne sütüyle beslenmelidir. Bu çocuklar ilk 2 yaşta fenilketonüri hastaları için özel hazırlanmış ve ödemesi devlet tarafından yapılan özel mamalarla beslenebilirler. Daha büyük yaşlarda ise diyetleri hastalıklarına göre düzenlenir. Bu çocukların buğday, çavdar, yulaf, mısır ekmekleri, kuru fasulye, nohut, mercimek, soya fasulyesi, çikolata, kakao, kahve, neskafe, kuru yemişler, süt, peynir, çökelek, yoğurt, ayran, muhallebi, yumurta, et ve sakatatlar, tavuk, balık, hindi gibi besinleri tüketmesi sakıncalıdır. Özellikle beyin dokusunun hızlı geliştiği 8-10 yıl süresince tedavinin çok iyi şekilde uygulanması gerekir. Hastalık yaşın ilerlemesiyle beraber düzelmez. Diyet yaparak fenilalanin düzeyini düşük tutmak gerekir. Beyni etkilememesi için diyet ömür boyu sürmelidir. Özellikle zeka gelişiminde ciddi hasar yaratan bu hastalığın erken teşhisi hayat kurtarıcıdır. Ülkemizde çok sık görüldüğü için bebek doğduktan sonra topuktan alınan 5 damla kan erken teşhis ve tedavi için altın değerindedir. Tüm anne babaların bebeklerinin sağlığı için topuk kanı tarama testleri konusunda duyarlı davranması ve fenilketonüri hastalığı konusunda bilinçli olması çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki bir damla kan bazen hayat kurtarıcı olabilir. Tüm anne babalara bebeklerinden topuk kanı alınması gerektiğini hatırlatıyoruz" ifadelerine yer verdi.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:58
Uzmanı uyardı: "Kurban iç organlarını köpeklere vermeyin"
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok, Kurban Bayramı’nda kesilen kurbanların iç organlarının köpeklere verilmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun insanlarda ölümle sonuçlanabilen tehlikeli bir enfeksiyon hastalığı olan Kist Hidatik’e yol açabileceği konusunda uyardı. Prof. Dr. Ok, kist hidatik hastalığının Echinococcus granulosus adlı bir parazitin neden olduğu, insanlara köpeklerden bulaşabilen bir hastalık olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ok, "Kesim sırasında hastalıklı karaciğer veya akciğer gibi iç organlar köpeklere verildiğinde parazitin yaşam döngüsü tamamlanıyor. Köpeğin dışkısıyla doğaya yayılan yumurtalar, insanlara kirli ellerle, iyi yıkanmamış sebze-meyve ya da içme suyu yoluyla bulaşıyor. Parazit, insan vücudunda karaciğer, akciğer ve diğer organlarda sıvı dolu kistlere neden olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor." dedi. Hastalık en çok Kurban Bayramı’nda yayılıyor Türkiye’de her 160-165 kişiden birinde görüldüğü tahmin edilen bu hastalığın, özellikle Kurban Bayramı’nda dikkatsizlik nedeniyle daha çok yayıldığını belirten Prof. Dr. Ok, vatandaşları uyararak, "Hastalıklı organlar köpeklere verilmemeli, derin çukurlar kazılarak gömülmeli. Kesimler mutlaka veteriner kontrolünde yapılmalı ve mezbahalarda gerçekleştirilmelidir." ifadelerini kullandı. Hastalık belirtileri ve korunma yöntemleri Kist hidatik hastalığının yıllarca belirti vermeyebileceğini, ancak ilerleyen dönemlerde karaciğerde ağrı, ateş, bulantı, kusma gibi şikayetlerle kendini gösterebileceğini kaydeden Prof. Dr. Ok, erken tanının tedavi açısından önem taşıdığını ifade etti. Ok, Tedavi yöntemleri arasında ameliyat, ilaç tedavisi ve ultrason eşliğinde kist içeriğinin boşaltılması yöntemlerinin bulunduğunu belirtti. Hastalığın yayılmasını engellemek için köpeklerin düzenli veteriner kontrolüne alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ok, "Sahipsiz köpeklerin barınma evlerinde toplanıp tedavi edilmesi, sahipli köpeklere ise 2 ayda bir antiparaziter ilaç verilmesi şarttır. Hayvan kesimleri yalnızca mezbahalarda ya da belediyelerce düzenlenmiş özel kesim yerlerinde yapılmalı, kistli organlar uygun şekilde imha edilmelidir" dedi. Toplumun, hijyen ve veteriner kontrolüne duyarlı davranması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ok, "Bu konuda tüm kurumların ve toplumun iş birliği içinde hareket etmesi gerekiyor. Köpek dışkılarının da doğru şekilde bertaraf edilmesi önemlidir" dedi.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:53
80 yaş üstü ile yatağa bağımlı hastalar için reçete ve rapor kolaylığı
Samsun’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar artık sağlık raporlarını, reçetelerini evlerinden çıkmadan alabilecek. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı yeni düzenlemeyle 80 yaş ve üstü ve/veya yatağa bağımlı hastaların sağlık raporlarının bitiş sürelerinin takibinin yapılması ve raporların tıbbi ihtiyaçlar doğrultusunda hastanın ya da yakınının başvurusuna gerek olmadan yenilenmesi uygulaması Samsun’da başladı. Samsun Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezinde startı verilen uygulama hakkında bilgi veren Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Şahin, "Sağlık Bakanlığımız 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı büyüklerimizin ilaç, mama, cihaz ve benzeri raporlarını, reçetelerini hastaneye gitmeye gerek olmadan, evlerinde ya da yaşadıkları yerlerde alabilmeleri için yeni bir uygulama başlattı. Bugün de uygulamanın ilk adımını Atakum, Canik, Bafra, Çarşamba, Lâdik ve Havza ilçelerimizdeki Kurumsal bakım hizmeti sunan yataklı devlet kurumlarında (huzurevi, Yaşlı Bakım Merkezi) başlattık. Müdürlüğümüz Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığımızca organize edilen Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörümüz Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Doç. Dr. Nur Şimşek Yurt ve ekiplerimizle Samsun Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezindeki büyüklerimizin yanındaydık. 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı 69 büyüğümüzün muayenelerini yaptık, tansiyonlarını kontrol ettik, şeker ve satürasyon ölçümlerini yaptık, tıbbi olarak rapor ve reçete gereksinimi olanların da rapor ve reçete işlemlerini tamamladık. Tabii ki bu hizmet sadece huzurevlerinde kalan büyüklerimizi değil il genelindeki tüm 80 yaş üstü büyüklerimizi veya yatağa bağımlı hastalarımızı da kapsıyor. Evde Sağlık Ekiplerimizin bakanlık sistemi üzerinden yaptığı takip sayesinde hizmete ihtiyaç duyan vatandaşlarımız raporlarının bitiş tarihi geldi mi diye kontrol etmek zorunda kalmayacak. Reçete ve muayene işlemleri için hastaneye gitmeyecekler. Ekiplerimiz raporu biten hastalarımızı tespit ettikten sonra onlara doğrudan ulaşacak ve e-rapor hizmet sürecini başlatacak. Bugün bu minvalde sadece Canik’te değil Atakum, Bafra, Çarşamba, Lâdik ve Havza ilçelerimizde bulunan Kurumsal bakım hizmeti sunan yataklı devlet kurumlarında Huzurevi / Yaşlı Bakım Merkezi vb. kurumlarda ikamet eden ve hizmete ihtiyaç duyan büyüklerimizi de ziyaret ettik ve ilaç / rapor işlemlerini tamamladık. Bundan sonra da çalışma çerçevesinde hedefimiz etkin bir muayene ve rapor süreci oluşturarak, uygulamanın tüm il genelinde yaygın bir şekilde 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı bireylerimizi kapsayacak şekilde uygulanması sağlamak olacak" dedi.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:51
Sigara bırakma standında, tiryakiler ikna edilmeye çalışıldı
Ardahan’da 80. Yıl Şehir Stadyumu’nda İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekiplerince açılan sigara bırakma standı, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, 80. Yıl Şehir Stadı’nda sigarayı bırakma standı kurdu. Nefeste karbonmonoksit ölçümleri gerçekleştiren ekipler, Fagerström Nikotin Bağımlılığı Testi, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ile ilgili bilgilendirici faaliyetler gösterdi. Yapılan test sonucu sigarayı bırakmaya karar verenler için kayıt alınırken bu kişilerin sigara bırakma polikliniklerine yönlendirilecekleri belirtildi. Stantta sigaranın insan vücuduna verdiği zararlar anlatılarak, tiryakiler sigarayı bırakmaları konusunda ikna edilmeye çalışıldı. Sağlık personeli Can Baydar, İl Sağlık Müdürlüğü adına sigara testi yaptıklarını söyleyerek, "Sigara kullanan arkadaşları test cihazı sayesinde, ne kadar kullandıklarını ölçüp doktorumuza yönlendiriyoruz. Doktorumuz da gerek ilaç tedavisi, gerekse sözlü olarak bilgilendirip sigarayı bırakması için gereken neyse yardımcı olmaya çalışıyor. Yapılan testte 0 ile 5 arası normal oluyor. 5’in üzeri ise bir nebze içici olarak gözüküyor. Biz İl Sağlık Müdürlüğü ekibi olarak gerek ilaç tedavisi, gerekse de bilgilendirme konusunda arkadaşlara her türlü bilgiyi vermekteyiz" dedi. Dr. Ahmet Tanrıverdi ise vatandaşların sigarayı bırakması konusunda gerekli yardımı yaptıklarını belirtti. Tanrıverdi, "Eğer sigarayı bırakmayı düşünen vatandaşlarımız varsa toplum sağlığı merkezine gelmelerini bekliyoruz. Her perşembe günü sigarayı bırakma polikliniğimizde halkımıza hizmet vermekteyiz" diye konuştu.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:46
Uzmanı uyardı, "Günde 100-150 gramın üzerinde et tüketmeyin"
Uzman diyetisyen, Kurban Bayramı dolayısıyla vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Bayram sofralarında sıkça tüketilen kırmızı etin, doğru şekilde pişirilmesi ve dengeli tüketilmesi gerektiğine dikkat çekip özellikle kronik rahatsızlığı olan bireylerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Yozgat Şehir Hastanesi Uzman Diyetisyeni Esra Uysal, kurban etinin kesinlikle bekletildikten sonra tüketilmesi gerektiğini belirtip, "Kurban Bayramı geleneksel yemeklerin ve özellikle et tüketiminin arttığı özel bir dönemdir. Bu süreçte sağlıklı beslenmek, sağlığımız açısından oldukça önemlidir. Bayramda en çok yapılan hatalardan biri kurban etinin hemen pişirilip tüketilmesidir. Bu hem sağlık hem de lezzet açısından aslında çok uygun değildir. Hayvan kesildiği anda hayvanın kaslarında Rigor Mortis dediğimiz bir süreç başlar. Bu terim ölüm katıldığı anlamına gelir hayvanın kaslarının kesim sonrası bir süre sertleşmesi ve sert kalması durumudur ve yaklaşık olarak 12-24 saat arasında sürebilir. Bu süreçte pişirilen etlerin sert, çiğnemesinin zor, sindiriminin zor olmasının yanında aynı zamanda da özellikle lezzeti de beklentilerin altındadır. Bütün bunlardan dolayı etlerin bir gün dolapta dinlendirilip bekletilerek ertesi gün pişirerek yenmesi hem sağlık hem de lezzet açısından daha uygundur. Kırmızı et yüksek kaliteli protein ve demir açısından oldukça zengindir. Aynı zamanda doymuş yağ oranı yüksektir. Bu yüzden et tüketiminde en dikkat etmemiz gereken noktalardan birisi de aslında etin ölçülü olarak tüketilmesidir, Bayram boyunca günlük 100-150 gram et tüketimi üzerine çıkılması sağlıklı değildir. Bunun üzerine çıkılması durumunda mide problemleri, hazımsızlık, kabızlık, kolesterol yükselmesi gibi durumları ortaya çıkabilir. Yine Kurban Bayramında en çok yapılan hatalardan biri sakatat tüketiminin artmasıdır. Özellikle kolesterol hastalarının ve kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınması gerekir. Yine et tüketiminde dikkat etmemiz gereken en önemli noktalardan biri de etin pişirilme yöntemidir. Etler kesinlikle kızartma yapılarak pişirilmemelidir. Fırında, ızgara, haşlama şeklinde pişirilebilir. Etin kenti yağında pişirmek aslında yeterlidir. Ekstra yağ eklemek kalori alımını arttırıp kilo kontrolünde problemlere yol açabilir. Et yemeklerinin yanında lif açısından zengin sebze yemekleri ve sakatat tüketmek hem sindirimi kolaylaştıracak hem de öğünlerin daha dengeli ve daha doyurucu olmasına yardımcı olur. Özellikle bol limonlu salata tüketmek C vitamini alımını arttırarak bizim etten aldığımız demirin daha verimli bir şekilde emilmesine ve vücutta kullanılmasına fayda sağlar. Yaz aylarında artan suya ihtiyacımız göz önünde bulundurularak günde 2-2,5 litre su tüketiminin altında düşülmemelidir. Yeterli su tüketiminin sindirimi kolaylaştırdığı metabolizmayı hızlandırdığı gibi aynı zamanda da vücuttan toksinleri yani zararlı maddeleri atmasına yardımcı olur. Bu bayram döneminin sağlıklı ve keyfine geçirebilmek için beslenmenize özen göstermeyi unutmayın." dedi. Uysal, bayram süresince aşırı ve dengesiz beslenmenin sağlık sorunlarına yol açabileceğini tekrarlayarak, sebze, yoğurt, tam tahıllar gibi dengeleyici gıdaların ihmal edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:43
Profesör uyardı: "Kabin öksürüğü ve seyahat hastalığı yayılıyor"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, bayramda tatile çıkacak vatandaşlara önemli uyarılarda bulunarak, son dönemde artan "kabin öksürüğü" ve "seyahat hastalığı"na dikkat çekti. Prof. Dr. Özkaya, "Kapalı kabin ortamına maruz kaldığımız bu yolculukların ardından en sık öksürük, halsizlik, eklem ve baş ağrıları yaşıyoruz" dedi. Bayram tatili için yola çıkacak vatandaşlara uyarılarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yeni şikayetlerin kabin öksürüğü ve seyahat hastalığı olduğuna dikkat çekti. Özkaya, "Pandeminin sona ermesi ile insanların otobüs başta olmak üzere, uçak, araba ve gemilerde yılda yaklaşık neredeyse yaklaşık 3 ile 5 seyahat geçiriyoruz. Kapalı kabin ortamına maruz kaldığımız bu yolculuk sonrası en sık öksürük, halsizlik, eklem ve baş ağrıları yaşıyoruz. Basta ’kabin öksürüğü’ diye tanımlanan bu şikayetlerden, kapalı klima sistemleri neredeyse her zaman suçludur; havayı kurutur. Sık kabin içi yolculuk yapan ve klima maruziyeti olan insanlar için kabinin etrafına birkaç nemli havlu örtmek (kabin görevlisinin onayıyla) sorunu hafifletmeye yardımcı olur. Çoğu insan için endişelenecek bir şey yok Uçuşlardaki ve iç mekan klimalarındaki kuru hava, burun kanallarının kurumasına neden olur. Nemlendirmek ve enfeksiyona karşı korunmaya yardımcı olmak için tuzlu burun spreyi kullanın. Pandeminin bitmesiyle beraber ani ısı değişikliklerine, soğuktan sıcağa geçişlere ve klimalara maruz kalmak, grip ile karıştırılabilir ve önemsenmeyebilir. Çocukların ise ne hissettiklerini anlatamadıkları için uzamış öksürük ve ateş şikayeti ile doktora başvurduklarında ciddi zatürre vakaları ile karşı karşıya kalırlar" diye konuştu. Prof. Dr. Özkaya son olarak tatile çıkan veya çıkacak vatandaşların, özellikle çocukları başta olmak üzere, araç ile seyahat ederken açtıkları klimaların temizliğine ve maruziyetine dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, "Özellikle kapalı yerlerde kendilerine dikkat etmeliler, klima ayarlarını ise 22 derecenin altına düşürmemelerini ve çok fazla ısı değişimine maruz kalmamalarını tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:41
Uzmanı uyarıyor; Güneş ışınları cilt kanseri için ana risk faktörü
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi hastalıkları (Dematoliji-Cildiye) Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Yazıcı, cilt kanseri sebepleri ve tedavisi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Güneş ışınlarının cilt kanseri için ana risk faktörü olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Yazıcı; "Solaryumda maruz kalınan yapay güneş ışını da kanser gelişimi için aynı riske sahiptir. Cilt kanseri için diğer risk faktörlerinin başında yaş gelir. Yıllar içerisinde ne kadar süre güneşe maruz kalınırsa cilt kanseri gelişim riski artar" dedi. Açık tenli bireyler ve çocuklar büyük risk altında Açık tenli bireylerin ve çocukların büyük risk altında olduğunu belirten Mustafa Yazıcı; "Deri kanseri, vücutta en yaygın olarak görülen kanser türüdür. Her kanser türünde olduğu gibi deri kanserinde de erken teşhis çok önemlidir. Eğer güneş gören göz etrafları, burun, ağız gibi güneşe daha fazla maruz kalan bölgelerde zamanla açılıp kapanan yaralar varsa veya açılan yaralar tedaviye rağmen kapanmıyor, büyüme gösteriyorsa, üzerinde kabuklanma, kanama ve akıntı gibi belirtiler buna eşlik ediyorsa mutlaka bir uzman hekime görünmek gerekiyor" diye konuştu. Cilt kanserinde en yüksek faktörün güneş ışınları olduğunu aktaran Yazıcı, "Çok fazla güneş altında vakit geçirenler, deniz kenarında yaşayanlar, meslekleri gereği sürekli güneş altında olan balıkçılar, çiftçiler ve denizciler de bu kanser türünün sık rastlandığı grubu oluşturmaktadır. Ayrıca açık tenli olmak, açık göz rengine sahip olmak, çok sayıda çil ve bene sahip olmak daha önceden kendinizin ya da ailenizden birinin deri kanseri geçirmiş olması, doğuştan büyük benlere sahip olmak ve bağışıklık sisteminin baskılanması cilt kanseri riskini artırır" ifadelerini kullandı. Cilt kanserinden korunmak için vatandaşlara devamlı, güneşten korunmalarını, şapka ve güneş kremi kullanmalarını öneren Yazıcı, "Yazın cilt kanserinden korunmak için dikkatli olmamız gerekiyor. Her sene en az bir kere ayna karşısında vücudumuzdaki benleri kontrol etmemiz gerekiyor" dedi.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:30
Uzmanlardan ilk gün et tüketimi ve saklanması ile ilgili tavsiyeler
Kurban Bayramına saatler kala, ilk gün et tüketimi ve etlerin saklanması noktasında uzmanlardan uyarı geldi. Kurban Bayramında et tüketimi ile ilgili uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Kurban Bayramı’nda etin nasıl saklandığı ve tüketildiği sağlığımız açısından oldukça önemli. Taze et kesildikten sonra en az 24 saat dinlenmesini öneriyoruz" dedi. "Ölüm katılığı, kasların sertleşme durumu 24 saat boyunca devam ediyor" Taze etlerin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini yorduğuna değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Vural Öten, "Çünkü ölüm katılığı kasların sertleşme durumu 24 saat boyunca devam ediyor. Et kesildikten 2 ila 6 saat içerisinde başlıyor, 24 saat süre dolana kadar devam ediyor. Bu etin tüketilmesi, sert etin tüketilmesi sağlığımız açısından nasıl bir problem teşkil ediyor dersek, çiğnemesi güç, sindirimi zor, hazmı zor bir et olduğu için sindirim sistemimizi yorabiliyor. 24 saat dinlendikten sonra et daha yumuşamış olacağı için sindirme, hazmı da daha kolay olmuş olacak" şeklinde konuştu. "Eti marine ederken biberiye kullanılmasını öneriyorum" Geleneksel olarak ilk gün et tüketme alışkanlığının ise haşlama veya kavurma olarak tüketilmesine dikkat çeken Diyetisyen Beyza Vural Öten, "Burada eğer yapılacaksa haşlama ya da kavurma olarak tüketilmesini öneriyorum. Çünkü ızgaraya çok elverişli bir et olmamış oluyor. Eti kavururken de asla iç yağ, kuyruk yağ kullanmadan kendi yağıyla kısık ateşte, içerisinde mevsim sebzeleri ekleyerek tüketilmesi en uygun şekli. Çünkü iç yağ, kuyruk yağı koyduğumuz zaman hem tansiyon, hem kalp damar hastalıkları, kolesterol problemleri yaşayabiliriz. Ayrıca etin sindirimine yardımcı olabilecek, sindirim enzimlerini aktive edecek bir baharat var biberiye. Ben mutlaka eti marine ederken biberiye kullanılmasını öneriyorum. Marinasyonunda olabilir, baharat olarak etin içine eklenebilir" ifadelerini kullandı. "Eti direkt buzdolabına koymak, ette çürümeye sebep olabilir" Etin saklanma aşamasını da anlatan Diyetisyen Beyza Vural Öten, "Etin dinlenmesi için tepsi üzerinde hava akımı olacak, serin, karanlık bir yerde beklemesi gerekiyor. Çünkü etin içerisinde hala vücut sıcaklığı devam ettiği için direkt buzdolabına koymak, ette çürümeye sebep olabilir. Ya da bir poşetin içine hava almadan bekletiyor olmak yine ette renk bozulmasına, dokunun bozulmasına, kokusunun değişmesine sebep olabilir. Önce karanlık ve hava akımı olabilecek bir yerde eti dinlendirmek gerekiyor. Daha sonra artı 4 derecede buzdolabı 5-6 gün kadar bekleyebilir. Kesilen kurban etleri parçalara ayrıldıktan sonra derin dondurucuya girmeden önce yıkanmadan, kanı akıtılarak parçalara ayrıldıktan sonra gıdayla saklamaya uygun poşetlerde mümkünse vakumlayarak derin dondurucuda saklanmalı" diye konuştu.
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:29
Uzmanından kronik hastalara et tüketimi uyarısı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gamze Çakaloğlu, Kurban Bayramı’nda et tüketimi miktarının arttığını söyleyerek, kronik rahatsızlığı olan ve yüksek risk grubunda bulunanların dikkatli olması gerektiğini belirtti. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gamze Çakaloğlu, Kurban Bayramı’nda kırmızı et ile tatlı tüketiminin arttığını, kronik rahatsızlığı olan ve yüksek risk grubunda bulunanların (çocuklar ve yaşlılar) dikkatli olması gerektiğini söyledi. Bayramlarda psikolojik olarak daha fazla yemek yeme hissinin ortaya çıktığını aktaran Çakaloğlu, ağır ve aşırı yemenin sindirim zorlukları, gaz sancısı, hazımsızlık, mide bulantısı ve ani tansiyon yükselmesi gibi rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtti. Kırmızı eti öğlen, sebzeyi akşam tüketin Kalp-damar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının normal beslenme düzeninin dışına çıkmamaları gerektiğini söyleyen Diyetisyen Çakaloğlu, dengeli ve sağlıklı beslenmek için yiyecek seçimine, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dağılımına özen gösterilmesi gerektiğini de aktardı. Çakaloğlu, bayramda mideyi koruyacak 7 öneriyi de şöyle sıraladı: 1- Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksektir. Görünür yağlar ayrılsa dahi kırmızı etin ortalama yağ içeriği yüzde 20’dir. Bu yüzden kalp-damar, diyabet, hipertansiyon hastaları yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli. 2- Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk oluşturur, midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları bulunanlar, eti 24 saat bekletmeden tüketmemeli. 3- Pişirme yöntemi olarak haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalı. 4- Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden kendi suyunda kısık ateşte pişirilmeli. 5- Genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. 6-Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir. 7- Günlük 2 ila 2,5 litre su tüketimine özen gösterilmeli."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder