SAĞLIK
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47 Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40 Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
’’Bayram sofrasında ateşe yakın pişen etten uzak durun’’
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:23 ’’Bayram sofrasında ateşe yakın pişen etten uzak durun’’ Ateşe yakın pişirilen etlere dikkat çeken Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Özgenaz Kazan, ’’Özellikle etin ateşe yakın pişirilmesi sırasında protein ve kreatin gibi maddeler reaksiyona girerek kansere neden olduğu belirlenen Heterosiklik Aromatik Aminleri (HAA) oluşturur. Eti marine ederek ve kendi yağında pişirmek de sağlık açısından önemli’’ dedi. Kurban Bayramı’nda neredeyse her sofranın baş köşesinde kırmızı et bulunacak. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Özgenaz Kazan, kırmızı etin nasıl tüketileceğine, nasıl pişirilmesi gerektiğine ve ateşe yakın pişen kırmızı etin neden kanserojen madde içerdiğine dair şu açıklamalarda bulundu: ’’Kurban bayramıyla birlikte kırmızı et tüketiminde büyük bir artış yaşanıyor. Uzmanlar her ne kadar kurban etini 24 saat dinlendirdikten sonra tüketilmesini tavsiye ediyor olsa da, vatandaşlar kesimin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra kurban etini tüketmeye başlıyor. Etin dinlendirilmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına neden olmaktadır. Bayram coşkusunu yaşarken sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmek oldukça önemli. Bayram sofralarında hem yediğimiz etin nasıl piştiğine, yanında tükettiklerimize ve yediğimiz tatlılara özellikle dikkat etmemiz gerekiyor. ’’Kırmızı eti dinlendirmeden tüketmeyin’’ Kurban bayramında, kurban kesildikten sonra hemen kavurma ya da ızgara olarak kurban etinin tüketildiğini görüyoruz. Ancak bu sağlık açısından doğru bir davranış değil. Çünkü kurbanın kesilmesiyle kaslara oksijen gitmez ve enerji üretimi durur. Bu durumda kas lifleri kasılı kalarak sertleşir. İşte bu durum halk arasında ‘Ölüm sertliği’ olarak bilinen rigor mortis dönemidir. Bu dönemde pişirilen etin sindirimi zor, sert ve lezzetsiz olur. Etin yumuşaması için yaklaşık 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerekmektedir. ’’Et ateşe yakın pişirilirse kanserojen madde içerir’’ Etin hijyenik şartlarda kesilmesi kadar tüketimi sırasında da dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle etin pişirilmesi sağlığımız açısından çok ama çok önemli. Özellikle etin ateşe yakın pişirilmesi sırasında protein ve kreatin gibi maddeler reaksiyona girerek kansere neden olduğu belirlenen Heterosiklik Aromatik Aminleri (HAA) oluşturur. Eti marine ederek ve kendi yağında pişirmek de sağlık açısından önemli. ’’ Günde 100-150 gram et tüketmeye dikkat edin ’’ Kırmızı et; protein, demir ve b12 vitamini açısından oldukça zengin bir besin. Ancak aşırı tüketimi sindirim problemlerine, kolesterol seviyelerinde artışa ve kalp-damar hastalıkları riskine yol açabilir. Günde 100-150 gram et tüketimi, sağlıklı bir yetişkin için genellikle yeterlidir. Eti, yanında bol sebze ve tam tahıllı ürünler tercih ederek dengeli bir tabak oluşturarak tüketebilirsiniz. ’’ Eti porsiyonlara ayırarak 6 aya kadar saklayabilirsiniz ’’ Etin sağlıklı kalması için doğru koşullarda saklanması çok önemli. Etleri özellikle porsiyonlara ayırarak buz dolabında 0-4 derecede 2-3 gün saklayabilirsiniz. Daha uzun süre saklamak isterseniz ise derin dondurucuda (-18) derecede yaklaşık 6 ay muhafaza edebilirsiniz. Yapılan yanlışlardan biri çözülen eti tekrar dondurmaktır. Uzmanlar etin çözülmesinin de buzdolabı içerisinde yapılması gerektiğini söylemektedir. ’’ Etin yanında lifli gıdalar ve salata yemeyi ihmal etmeyin ’’ Etin yanında özellikle lifli gıdaları ihmal etmemek gerekir. Sebze, salata ve baklagiller, etin sindirimini kolaylaştırır ve bağırsak sağlığını destekler. Bayram sofralarının olmazsa olmazı tatlılar. Ancak şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih ederek kan şekeri dengesini koruyabilirsiniz. Bol su içmek de sindirimi destekler ve vücudun nem dengesini korur. ’’ Kronik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı ’’ Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet veya böbrek rahatsızlığı gibi kronik hastalığı olanların et tüketiminde daha dikkatli olması gerekir. Tuz ve yağ içeriği yüksek olan sakatat tüketiminden kaçınmalı, etin yağsız kısımları tercih edilmelidir. ’’ Sağlığınız için doktor ve diyetisyen önerilerine bağlı kalın ’’ Kurban bayramı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Ancak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarınızı göz ardı etmeden bu özel günleri geçirmek, uzun vadeli sağlığımız için büyük fark oluşturur. Et tüketiminde ölçülü olmak, sebze ve lifli gıdalarla denge sağlamak bayram coşkusunu sağlıklı bir şekilde yaşamanızı sağlayacaktır. Özellikle doktorunuzun ve diyetisyeninizin önerilerine bağlı kalmak sağlığınız açısından oldukça önemli.’’
Diyetisyen Sobacı’dan Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme uyarıları
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:18 Diyetisyen Sobacı’dan Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme uyarıları Medical Point Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını paylaşarak özellikle mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları bulunanlar için kritik uyarılarda bulundu. Kurban kesiminden hemen sonra etin tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Sobacı, "Kesimden sonra etin dinlendirilmeden pişirilip yenmesi hem mide rahatsızlıklarına hem de sindirim zorluğuna neden olabilir. Etin en az 24 saat dinlendirilmesi, hem lezzet hem de sindirim kolaylığı açısından büyük önem taşır" dedi. "Porsiyon kontrolüne dikkat" Bayramda kırmızı et tüketiminin artmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Sobacı, "Kırmızı et, kaliteli bir protein kaynağıdır ancak aşırı tüketimi kalp-damar hastalıkları ve böbrek sorunlarına yol açabilir. Günde ortalama 120-150 gram pişmiş et tüketimi yeterlidir. Etin yanında mutlaka bol yeşillikli salatalar, haşlanmış sebzeler veya zeytinyağlı yemekler tercih edilmelidir. Bu, bağırsak sağlığını destekler ve doygunluk hissini artırır" ifadelerini kullandı. "Günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin" Bayramların vazgeçilmezi tatlılara ve su tüketimiyle ilgili konuşan Sobacı, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve bazlı hafif alternatifler tercih edilmelidir. Özellikle diyabet hastaları şeker tüketiminde çok daha dikkatli olmalıdır. Günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin. Ayrıca hafif yürüyüşler, sindirime yardımcı olur ve bayram boyunca alınan kalorilerin dengelenmesine katkı sağlar" şeklinde konuştu. Sağlıklı ve dengeli bir Kurban Bayramı geçirmek isteyenlere önerilerini sıralayan Diyetisyen Zişan Sobacı, "Bayram sofralarında keyifli anlar yaşarken, sağlığımızı da ihmal etmeyelim" diye konuştu.
"Açıkta satılan yiyecekler gıda zehirlenmesi riskini artırıyor"
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:59 "Açıkta satılan yiyecekler gıda zehirlenmesi riskini artırıyor" Yaz aylarında sık karşılaşılan gıda zehirlenmeleri hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Öztürk, "Gıda zehirlenmeleri, kontamine gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, uygunsuz hijyen koşullarının da etkisiyle mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırdığından bu tür zehirlenmelerin görülme sıklığı da artar. Açıkta satılan yiyecekler, özellikle hijyen standartlarına dikkat edilmeyen ortamlarda mikroorganizmalara maruz kalabilir" dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Öztürk, yaz aylarında sık görülen gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gıda zehirlenmelerinin nedenlerine değinen Uzm. Dr. Öztürk, "Gıda zehirlenmeleri, kontamine gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, uygunsuz hijyen koşullarının da etkisiyle mikroorganizmaların çoğalmasını hızlanarak bu tür zehirlenmelerin görülme sıklığı artar. Gıda zehirlenmeleri çoğunlukla mikroorganizmalar (bakteriler, virüsler, parazitler), toksinler (mikrobiyal toksinler, doğal toksinler) ve kimyasal kontaminantlar (pestisit, ağır metal, temizlik maddeleri kalıntıları) kaynaklıdır. En sık görülen neden enfeksiyöz ajanlardır. İnsanlara kontamine su, kötü saklama koşulları veya hijyenik olmayan gıda hazırlama süreçleriyle bulaşabilir ve ciddi sorunlara neden olabilirler. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, her yıl milyonlarca insan gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle sağlık birimlerine başvurmaktadır" diye konuştu. "En sık zehirlenmeye neden olan 6 mikroorganizma" Uzm. Dr. Öztürk, gıda zehirlenmelerine en sık neden olan mikroorganizmaları şöyle sıraladı: "Norovirüs: Özellikle toplu alanlarda hızla yayılır, genellikle çiğ kabuklu deniz ürünleri ve kontamine içme suyuyla bulaşır. Salmonella spp.: Özellikle çiğ veya az pişmiş tavuk, yumurta ve süt ürünlerinde bulunur. Escherichia coli (özellikle EHEC): Kontamine kıyma, çiğ sebzeler ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinde bulunabilir. Listeria monocytogenes: Soğuk ortamda dahi çoğalabilir; süt ürünleri, hazır sandviçler ve çiğ sebzeler risklidir. Clostridium perfringens: Toplu yemek servislerinde sık görülür, pişirilip yeterince soğutulmayan gıdalarda çoğalır. Staphylococcus aureus: İnsan cildinden bulaşır, toksin üretir; sütlü tatlılar, sandviçler ve kremalı gıdalar da risklidir." "Güneş altında uzun süre beklemiş gıdalarda bakteri üremesi kolaylaşır" Yaz aylarında riskli gıdalardan bahseden Uzm. Dr. Öztürk, "Açıkta satılan yiyeceklerin, özellikle hijyen standartlarına dikkat edilmeyen ortamlarda mikroorganizmalara maruz kalabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, "Güneş altında uzun süre beklemiş gıdalarda bakteri üremesi kolaylaşır. Çapraz bulaşma (pişmiş gıdaya çiğ gıdanın teması) sık görülür. Temiz su ve el hijyeni eksikliği, pişmiş yemeklerin uzun süre dışarıda bekletilmesi kontaminasyon riskini artırır. Soğuk zincirin bozulması (özellikle dondurulmuş ürünlerde) bakteriyel üremeye neden olur" dedi. "Açık büfedeki yiyeceklere dikkat" Yüksek sıcaklıklar ve uygun olmayan saklama koşullarının, bazı gıdaların daha hızlı bozulmasına yol açtığını söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, bazı riskli olabilecek gıdaları şu şekilde sıraladı: "Et ve tavuk ürünleri (özellikle pişirilip dışarıda bekletilenler), Pirinç içeren ürünler (özellikle pişirilip dışarıda bekletilenler), Süt ve sütlü tatlılar (muhallebi, dondurma, kremalı pastalar gibi), Deniz ürünleri (kabuklu deniz canlıları, çiğ balıklar), Mayonezli salatalar, yumurta içeren soslar, Açık büfe veya piknik gıdaları, Uygunsuz saklanmış konserve ürünler." "Bulantı ve kusma görülebilir" Gıda zehirlemesinde görülebilecek belirtilere dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, "Bulantı, kusma, karın ağrısı, kramplar ve ishal (kanlı ve sümüklü olabilir) görülebilir. Ateş, halsizlik, baş dönmesi ve kas ağrısı da diğer belirtiler arasındadır. Şiddetli ve geçmeyen ishal (özellikle 3 günden uzun süren), kanlı dışkılama, yüksek ateş, ağız kuruluğu, idrar azalması ve idrar renginde koyulaşma (dehidratasyon) varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır." "Evde yapılması gerekenler" Gıda zehirlenmesinde evde ilk yapılması gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Öztürk, "Bol su içilmelidir. Dehidratasyonu önlemek için önemlidir. Kusturmaya çalışmak önerilmez. Probiyotik yoğurt veya hafif yiyecekler başlanabilir. Sebze ve meyve gibi lifli gıdalar bağırsak hareketlerini hızlandıracağı için aktif dönemde önerilmez. Haşlanmış patates, makarna, pirinç lapası gibi yiyecekler öncelikle tercih edilebilir. Ateş ve karın ağrısı için uygun ağrı kesiciler alınabilir, ancak antibiyotik her durumda uygun değildir, gereksiz alınmamalıdır. Şiddetli semptomlarda, özellikle çocuklar ve yaşlılarda tıbbi yardım alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Tedavi yolları" Uzm. Dr. Öztürk, gıda zehirlenmesinde tedavi seçeneklerini şöyle paylaştı: "Hafif vakalarda semptomatik tedavi (hidrasyon, diyet), Orta-ağır vakalarda IV sıvı tedavisi, elektrolit dengesi, Gerekirse antibiyotik (örneğin Shigella, Listeria, Campylobacter enfeksiyonlarında), Gıda kaynaklı toksinlerde (örneğin botulizm) spesifik antidotlar." "Koruyucu önlemler" Alınabilecek önlemleri vurgulayan Uzm. Dr. Öztürk, "Yemekleri birden fazla kez ısıtmak önerilmez. Mikrodalga kullanılıyorsa homojen ısınma sağlanmalıdır. Soğutulmuş gıdalar tekrar ısıtılmadan önce buzdolabında çözdürülmeli. Eller yemekten önce ve sonra yıkanmalıdır. Çiğ gıda ile pişmiş gıdanın temasının önlenmelidir. Gıdalar uygun ısıda pişirilmelidir. Sokakta satılan yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Gıdalar uygun şekilde buzdolabında saklanmalıdır. Son kullanma tarihine dikkat edilmelidir. Sebze ve meyveler iyi yıkanmalıdır. Basit hijyen kurallarına uymak, doğru pişirme ve saklama teknikleri uygulamak, açıkta satılan yiyeceklere dikkat etmek bu zehirlenmelerin büyük çoğunluğunu önleyebilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:56 Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı Sağlık Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda, Türkiye genelinde ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak e-Rapor uygulamasına geçildi. Yeni uygulama kapsamında, özellikle 80 yaş ve üzeri bireyler ile yatağa bağımlı hastalar için önemli kolaylıklar hayata geçiriliyor. Bu yeni sistemle birlikte, hastalık tanısı almış olan 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı bireylerin mevcut sağlık raporları (ilaç, mama, tıbbi cihaz, bez raporu vb.) bitiş tarihine son bir ay kala, hasta ya da hasta yakınının başvurusuna gerek kalmadan otomatik olarak değerlendirilecek. Değerlendirme işlemleri, hastaların evlerinde yerinde yapılabileceği gibi, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) aracılığıyla da gerçekleştirilebilecek. Uygulamanın amacı; hastaların kamu sağlık tesislerine gelişini gerektirmeyen durumlarda bakım yükünün azaltılması, sağlık hizmetlerinin düzenli ve sürdürülebilir hale getirilmesi, takip süreçlerinin kesintisiz sağlanması ve zaman tasarrufu elde edilmesi olarak açıklandı. Yapılan değerlendirmelerde hastaların tansiyon, kan şekeri, ateş, nabız ve kan oksijen seviyesi gibi hayati bulguları ölçülerek, tıbbi ihtiyaçları doğrultusunda sağlık raporları yenilenmektedir. e-Rapor uygulaması ile özellikle yaşlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından önemli bir dönüşüm hedefleniyor. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, geçen hafta açıklanan ve 26 Mayıs tarihi itibari ile uygulamaya başlanan 80 yaş üstü büyüklerin ve yatağa bağımlı hastaların ilaç raporlarını, sağlık raporlarını, alt bezlerini, tıbbi cihazlarını hastaneye gitmeden rapor sürelerinin dolmasına bir ay kala yenilediklerini söyledi. Bu süreçte hastaların, yakınlarının talepleri olsun ya da olmasın müdürlük bünyesinde hizmet veren sağlık tesislerinde ekipler tarafından takip edilerek, evlerinde ziyaret edildiğini ifade eden Asiltürk, "Bu sürecin başlamasıyla birlikte artık ilimizde, hekimlerimiz tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde hastalarımızın ihtiyacı olan raporlarını yerinde ve zahmetsiz bir şekilde düzenleyeceğiz. Yaşlılarımız baş tacımız, onların hastaneye gitmesine gerek kalmadan ekiplerimiz tarafından evlerinde ve hastaneye gitmelerine gerek kalmadan yerinde ve zahmetsiz bir şekilde bu hizmeti vereceğiz. Diyarbakır’da bu hizmeti alacak yaklaşık 6 bin civarında 80 yaş ve üzeri büyüklerimiz ile yatağa bağımlı hastalarımız bulunuyor. Onların da bu işlemlerini en hızlı şekilde tamamlayacağız" şeklinde konuştu. Hastanın bakıcısı Fidan Kılıç ise, "Hastaneye gidilmeden evde yaşlılarımıza bu tarz bakımların yapılması çok güzel. Hizmetlerinden dolayı İl Sağlık Müdürlüğümüze çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Sağlıklı bir bayram için et tüketimine dikkat
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:55 Sağlıklı bir bayram için et tüketimine dikkat Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Kurban Bayramı’nda artan et tüketiminin sindirim sistemi ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaması için vatandaşlara dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Kurban Bayramı’nda aşırı et tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekerek, önemli tavsiyelerde bulundu. Bayram döneminde sofraların zenginleştiğini ve et tüketiminin arttığını belirten Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi,"Kırmızı et, kaliteli bir protein ve demir kaynağıdır; ancak aşırı ve yanlış pişirme yöntemleriyle tüketildiğinde sağlık açısından risk oluşturabilir" dedi. "Eti dinlendirin, pişirme yöntemine dikkat edin" Taze kesilen etin sindiriminin zor olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, "Kesim sonrası etin en az 12-24 saat dinlendirilerek tüketilmesi sindirim sistemini yormaz ve mide rahatsızlıklarının önüne geçer. Etlerin kavurma gibi ağır yöntemlerle değil, ızgara, haşlama ya da fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanması çok daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı. Bayram sofralarında sadece ete odaklanmanın sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, "Sebze yemekleri, salatalar, zeytinyağlılar ve yoğurt gibi probiyotik içeren besinlerle öğünleri dengelemek, hem doygunluk hissini artırır hem de sindirimi kolaylaştırır" şeklinde konuştu. Şerbetli tatlıların bayramlarda sıklıkla tüketildiğine dikkat çeken Başkülekçi, bu tatlıların yerine sütlü tatlılar, meyve bazlı tatlılar veya küçük porsiyonlar tercih edilmesini önerdi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi ,"Tatlı tüketimini sınırlı tutmak, kan şekeri dengesini korumak ve aşırı kalori alımını önlemek açısından çok önemlidir" diye konuştu. "Su içmeyi ve hareket etmeyi unutmayın" Et ağırlıklı beslenmenin vücudun su ihtiyacını artırdığını hatırlatan Başkülekçi, günde en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, bayramda yapılan uzun yemeklerin ardından hafif yürüyüşlerin hem sindirimi destekleyeceğini hem de alınan kalorilerin dengelenmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı
ladı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:52 Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı ladı Sağlık Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda, Türkiye genelinde ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak e-Rapor uygulamasına geçildi. Yeni uygulama kapsamında, özellikle 80 yaş ve üzeri bireyler ile yatağa bağımlı hastalar için önemli kolaylıklar hayata geçiriliyor. Bu yeni sistemle birlikte, hastalık tanısı almış olan 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı bireylerin mevcut sağlık raporları (ilaç, mama, tıbbi cihaz, bez raporu vb.) bitiş tarihine son bir ay kala, hasta ya da hasta yakınının başvurusuna gerek kalmadan otomatik olarak değerlendirilecek. Değerlendirme işlemleri, hastaların evlerinde yerinde yapılabileceği gibi, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) aracılığıyla da gerçekleştirilebilecek. Uygulamanın amacı; Hastaların kamu sağlık tesislerine gelişini gerektirmeyen durumlarda bakım yükünün azaltılması, sağlık hizmetlerinin düzenli ve sürdürülebilir hale getirilmesi, takip süreçlerinin kesintisiz sağlanması ve zaman tasarrufu elde edilmesi olarak açıklandı. Yapılan değerlendirmelerde hastaların tansiyon, kan şekeri, ateş, nabız ve kan oksijen seviyesi gibi hayati bulguları ölçülerek, tıbbi ihtiyaçları doğrultusunda sağlık raporları yenilenmektedir. e-Rapor uygulaması ile özellikle yaşlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından önemli bir dönüşüm hedefleniyor. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, geçen hafta açıklanan ve 26 Mayıs tarihi itibari ile uygulamaya başlanan 80 yaş üstü büyüklerin ve yatağa bağımlı hastaların ilaç raporlarını, sağlık raporlarını, alt bezlerini, tıbbi cihazlarını hastaneye gitmeden rapor sürelerinin dolmasına bir ay kala yenilediklerini söyledi. Asiltürk, bu süreçte hastaların, yakınlarının talepleri olsun ya da olmasın müdürlük bünyesinde hizmet veren sağlık tesislerinde ekipler tarafından takip edilerek, evlerinde ziyaret edildiğini ifade eden Asiltürk, "Bu sürecin başlamasıyla birlikte artık ilimizde, hekimlerimiz tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde hastalarımızın ihtiyacı olan raporlarını yerinde ve zahmetsiz bir şekilde düzenleyeceğiz. Yaşlılarımız baş tacımız, onların hastaneye gitmesine gerek kalmadan ekiplerimiz tarafından evlerinde ve hastaneye gitmelerine gerek kalmadan yerinde ve zahmetsiz bir şekilde bu hizmeti vereceğiz. Diyarbakır’da bu hizmeti alacak yaklaşık 6 bin civarında 80 yaş ve üzeri büyüklerimiz ile yatağa bağımlı hastalarımız bulunuyor. Onların da bu işlemlerini en hızlı şekilde tamamlayacağız" şeklinde konuştu. Hastanın bakıcısı Fidan Kılıç ise, "Hastaneye gidilmeden evde yaşlılarımıza bu tarz bakımların yapılması çok güzel. Hizmetlerinden dolayı İl Sağlık Müdürlüğümüze çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Uzmanından kurban eti tüketimi önerisi
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:51 Uzmanından kurban eti tüketimi önerisi Bayram sofralarında etin ölçüsüzce tüketilmesinin kalp-damar, gut, hipertansiyon ve böbrek hastaları için tehlike oluşturabileceğine dikkat çeken Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, "Kırmızı et içerdiği bazı B grubu vitaminler, folik asit ve demir içeriği sayesinde faydalı olsa da her gün ve her öğün tüketildiğinde sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir" dedi. Kurban Bayramı öncesi uzmanlar, ilk gün dinlendirilmeden yenilen etin zararlarına dikkat çekti. Öğünlerde genellikle ölçünün kaçabildiği Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme prensiplerini hatırlatan Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "Etin çiğnenmesi zor olur" Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından zararlı olduğuna işaret eden Diyetisyen Akgül, "Bayramın ilk günü sabah saatlerinde kesilen etler, öğlen sofralarda yerini alıyor. Ancak kesildikten hemen sonra tüketilen et sağlık sorunu yaşamanıza neden olabilir. Yeni kesilmiş et serttir ve sindirimi zordur. Çiğnemesi zordur, mideyi yorar. Etin hem yumuşaması hem de lezzetinin oturması için en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerekir" diye konuştu. "Dinlenmeden pişirilen et sindirim sorunlarına neden olur" Etin bekletme süresinin hem mide-bağırsak sistemi hem de pişirme kalitesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Akgül, "Dinlenmeden pişirilen et hem lezzet açısından yetersiz kalır hem de hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Özellikle yaşlı bireyler ve mide hassasiyeti olanlar bu noktaya dikkat etmelidir" ifadelerini kullandı. Kurban Bayramı’nda mangalın sık tercih edilen bir pişirme yöntemi olduğunu hatırlatan Akgül, "Mangalda pişirme sırasında etin yüzeyinin yanması, protein yapısının bozulmasına ve sağlıksız birleşiklerin oluşmasına neden olur. Bu yüzden etin ateşe çok yakın temas etmemesi gerekir. Kızartma ve kavurma gibi yöntemlerden uzak durulmalı, mümkünse etler ızgara, haşlama veya fırında pişirilmelidir. Ayrıca ete pişirme sırasında yağ eklenmemeli, kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar hem kolesterolü yükseltiyor hem de kalp hastaları için ciddi bir risk oluşturuyor" diye konuştu. "Kronik hastalığı olanlar tek öğünle sınırlandırmalı" Kurban Bayramı boyunca etin günde üç öğün tüketilmesinin yaygın ancak sağlık açışından çok önerilmeyen bir alışkanlık olduğuna değinen Akgül, "Bayramda neredeyse her öğün et tüketiliyor. Ancak bu özellikle kalp, şeker, gut ve böbrek hastaları için son derece tehlikeli. Kırmızı etin proteini önemli olsa da fazlası vücudu zorlar. Kronik rahatsızlığı olan bireylerin et tüketimini günde bir öğünle sınırlandırması daha sağlıklı bir tercih olacaktır" şeklinde konuştu. "Etler soğuk havada saklanmalı" Etin sebzeler ve salatayla dengelenmesi gerektiğini belirten Akgül, etin uygun şartlarda saklanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Etin yanında bol yeşillik, salata, yoğurt ya da zeytinyağlı sebze yemekleri tüketilerek hem besin çeşitliliği sağlanır hem de sindirim kolaylaşır. Kurban eti mutlaka eksi 18 derecede dondurucuda saklanmalı. Etin buzdolabına konulmadan önce bir süre dışarıda bekletilmesi, sıcak ortamda kalması bakteri üremesine zemin hazırlar. Bu da ciddi gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Etler yemeklik porsiyonlara bölünmeli, yağlı kağıda ya da buzdolabı poşetine sarılarak derin dondurucuya konulmalı. Bu şekilde eksi 18 derecede 6 ila 12 ay arasında güvenle saklanabilir. Ancak çözdürülen et kesinlikle yeniden dondurulmamalı. Çözdürme işlemi oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt rafında yavaş yavaş yapılmalı."
Kurban eti sofrada sert kalmasın: Bu hataları yapmayın
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:31 Kurban eti sofrada sert kalmasın: Bu hataları yapmayın Kurban Bayramı öncesi sofralara lezzet katmak isteyenler için etin doğru saklanması ve pişirilmesi büyük önem taşıyor. Dr. Öğr. Üyesi Nevruz Berna Tatlısu, etin pişirme süreciyle ilgili önerilerde bulundu. Tatlısu, dinlendirme sürecinden sakatatların hazırlanışına kadar pek çok konuda bilinçli yaklaşımın hem lezzeti hem de sağlığı doğrudan etkilediğini vurguladı. "Yeni kesilmiş et hemen pişirilmemeli" İstanbul Gelişim Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nevruz Berna Tatlısu, özellikle kurban etinin kesildikten hemen sonra pişirilmesinin sakıncalı olduğunu belirterek, etin dinlendirilmeden pişirilmesinin yapısal sertlik nedeniyle hem çiğneme zorluğuna hem de lezzet kaybına yol açacağına değindi. Tatlısu, "Kesim sonrası ette başlayan rigor mortis (ölüm katılığı) süreci, kas dokusunun sertleşmesine neden olur. Bu süreç tamamlanmadan et pişirilirse, ısıya karşı dirençli bir yapı oluşur ve sonuçta sert, kuru, aroması gelişmemiş bir ürün elde edilir. Etin 0-4 C arasında, hava alacak şekilde en az 24, tercihen 48 saat dinlendirilmesi gerekir. Bu sürede doğal enzimler devreye girer, kaslar gevşer ve et hem daha kolay pişer hem de daha iyi sindirilir" ifadelerini kullandı. Etin türü, tekniği belirler Farklı et türleri için aynı pişirme yönteminin kullanılmasının yaygın bir hata olduğunu vurgulayan Tatlısu, her türün kendi yapısal özelliklerine uygun tekniği gerektirdiğini belirterek, "Dana eti, yapısal olarak orta düzeyde bağ dokuya sahiptir. Bonfile ve kontrfile gibi yumuşak parçalar yüksek ısıda, kısa sürede ızgara ya da sote edilerek pişirilmelidir. Bağ doku oranı yüksek olan incik ya da gulaş gibi parçalar ise düşük sıcaklıkta, uzun süreli haşlama veya fırınlama gerektirir. Sous-vide yöntemi de son yıllarda özellikle dana etinde öne çıkmakta çünkü kontrollü sıcaklık sayesinde su kaybı azalır, pişirme homojenleşir" dedi. Kuzu etinde ise aromanın ve yağın dengeli çözünmesi gerektiğine dikkat çeken Tatlısu, "But ve kol gibi büyük parçalar, düşük sıcaklıkta fırında uzun süre pişirilmeli; pirzola ve sırt ise kısa sürede, yüksek ısıda mühürlenerek sulu kalmalıdır. Kolajen içeriği yüksek parçalarda ise tandır veya yavaş pişirme tercih edilmelidir" diye konuştu. Koyun eti içinse daha özel bir yaklaşım gerektiğini belirten Tatlısu, "Koyun eti yüksek bağ dokuya ve yoğun aromaya sahiptir. Bu nedenle yahni, güveç gibi nemli ve uzun pişirme yöntemleri uygulanmalı ayrıca aroma dengesini sağlamak için önceden asidik marinasyon yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. Evde yumuşak ve lezzetli et nasıl elde edilir Etin yalnızca doğru pişirilmesi değil, pişirme öncesinde uygulanan işlemlerin de sonuç üzerinde etkili olduğunu ve marine işleminin doğal malzemelerle yapıldığında hem lif yapısını gevşeteceğini hem de aromayı artıracağını ifade eden Tatlısu, "Yoğurt, limon, ananas ya da soğan suyu gibi asidik bileşenler, marinasyon süresine göre etin yapısını yumuşatır. Zeytinyağı, kekik, karabiber gibi bileşenlerle oluşturulan karışımlar da hem pişirme sırasında su kaybını azaltır hem de dış yüzeyde lezzet gelişimi sağlar" dedi. Sağlık açısından en uygun pişirme yöntemleri Fırın, döküm tava, ızgara ve tencere gibi pişirme yöntemleri arasında sağlık açısından farklar olduğunu ve kontrollü sıcaklık ve uygun süre kullanımının kritik olduğunu vurgulayan Tatlısu, "Fırınlama, düşük sıcaklıkta uygulandığında su kaybı az olur ve iç dokular homojen pişer. Tencere yöntemi ise kolajen içeriği yüksek parçalar için idealdir çünkü uzun süreli, düşük ısılı pişirme kolajeni jelatine dönüştürerek ağızda dağılan bir doku oluşturur. Döküm tavada mühürleme, yüksek ısıyı homojen dağıttığı için etin suyunu hapsederek dışta aromatik bir kabuk oluşturur. Izgara da kısa sürede güçlü lezzet profilleri oluşturur ancak doğrudan ateş teması hâlinde sağlık açısından risk taşıyan bileşikler oluşabilir" şeklinde konuştu. Berna Tatlısu, etin suyunu kaybetmeden pişirilmesi içinse şu öneride bulundu: "Et yüksek ısıda mühürlenmeli, sık çevrilmemeli ve tuzlama pişirme sonrasına bırakılmalıdır. Bu, hem sıvı kaybını azaltır hem de dış yüzeyde aromatik bir kabuk oluşmasını sağlar." Sakatat pişirmenin püf noktaları Ciğer, böbrek ve yürek gibi sakatatların pişirme öncesi işlenmesinin kritik olduğunu belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nevruz Berna Tatlısu, şu uyarılarda bulundu: "Böbrek ve yürek gibi organlar zar, sinir ve kan kalıntılarından arındırılmalı; suda bekletilerek renk ve koku dengelenmelidir. Ciğer ise yüksek demir içeriği nedeniyle fazla pişirilmemelidir aksi hâlde metalik tat oluşur. Yüksek ısıda, kısa sürede pişirme ve yanında kullanılan asidik unsurlar (limon, sirke gibi) aromayı dengeler ve sindirimi kolaylaştırır." "Kuzu etinin kokusunu doğru tekniklerle dengeleyebilirsiniz" Tatlısu, kurban sofralarında sık karşılaşılan "kuzu eti kokusu" konusunda da şu açıklamada bulundu: "Koku genellikle yağ dokusunda yoğunlaşır. Bu nedenle fazla yağ ayıklanmalı; zeytinyağı, sarımsak, biberiye ve limon suyu gibi aromatik bileşenlerle yapılan marinasyonlar uygulanmalıdır. Pişirme sırasında defne yaprağı, lavanta ya da karabiber gibi doğal aromatikler de kullanıldığında sonuç çok daha dengeli olur."
Yüksek kolesterolü düşürmenin etkili yolları
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:28 Yüksek kolesterolü düşürmenin etkili yolları Denizli Özel Egekent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Çam, yüksek kolesterolü düşürmenin etkili yollarını anlattı. Yüksek kolesterolün kalp sağlığını tehdit eden en önemli faktörlerden birisi olduğuna dikkat çeken Egekent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Çam, kolesterol seviyelerini kontrol altına almanın, kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurguladı. "Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, yüksek kolesterolü düşürmenin en etkili yollarından biridir" diyen Uz. Dr. Fatih Çam, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesinin bu süreçteki önemine dikkat çekti. Uz. Dr. Çam, "Özellikle katı yağlar ve margarin gibi doymuş yağlar, trans yağ içeriği yüksek hazır paketli cips benzeri gıdalardan kaçınmak, lif açısından zengin sebze ve meyveleri tercih etmek, kolesterol seviyelerini olumlu yönde etkileyebilir" dedi. "Rutin egzersizler kritik önem taşıyor" Düzenli fiziksel aktivitenin kolesterol yönetiminde kritik bir rol oynadığının altını çizen Uzm. Dr. Fatih Çam, haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapmanın, LDL (kötü kolesterol) seviyelerini düşürdüğünü ve HDL (iyi kolesterol) seviyelerini artırdığını ifade ederek; Yürüyüş, koşu, bisiklet sürmek gibi aktiviteler, yalnızca kolesterol seviyelerini değil, genel kalp sağlığını da iyileştirir. Bu nedenle, bireylerin günlük rutinlerine egzersizi dahil etmeleri büyük önem taşımaktadır. Özellikle bilinen kalp hastalığı olan, anjiyo geçmişi olan, balon ve stent öyküsü olan ya da bypass ameliyatı olan kişilerde kolesterol seviyesini düşürmek kritik öneme sahiptir. Bu gruptaki bireylerde diyet ve egzersizle yeterli sonuç alınamıyorsa mutlaka ilaç takviyesi almak gereklidir "Stres yönetimi ve yeterli uyku" Stres yönetimi ve yeterli uykunun kolesterol seviyeleri üzerinde dolaylı etki oluşturduğunu kaydeden Uzm. Dr. Fatih Çam, "Stresin vücutta neden olduğu olumsuz etkiler, kolesterol dengesini bozabilir. Bu yüzden ibadet etmek, meditasyon yapmak ve yoga gibi rahatlama tekniklerini uygulamak ve düzenli uyku almak, kalp sağlığı için önemlidir. Yüksek kolesterol ile mücadelede bütüncül bir yaklaşım benimsemek, bireylerin sağlıklı kalp ve damar sistemine kavuşmalarına yardımcı olacaktır" şeklinde uyarı yaptı.