Son Dakika
|
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Marketten alınan çiğköfte öğrencileri zehirledi
Sunrooftan çıktı, ceza yiyince beddua etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan TDT zirvesi için Türkistan’da
Trump: "Xi, ABD’yi gerileyen bir ülke olarak görmekte haklıydı"
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
Ordu’da yedikleri yemek sonrası rahatsızlanan 21 işçi hastanelik oldu
Avrupa Taekwondo şampiyonu yine Türkiye
SAĞLIK
Yüksekova’da "sessiz tehlike" mesaisi: Her 100 kişiden biri risk altında
15 Mayıs 2026 Cuma - 15:43:45
HAKKARİ (İHA) – Hakkari’nin Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğünde görevli Tabip Zeyad Kasım, Türkiye’de yaklaşık her 100 kişiden birinin çölyak hastası olmasına rağmen tanı alan kişi sayısının oldukça düşük olduğunu belirtti. Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde "Çölyak Farkındalık Haftası" kapsamında vatandaşları bilgilendirmek amacıyla farkındalık standı açıldı. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte, 6 Nolu Aile Sağlığı Merkezi (ASM) girişinde kurulan stantta sağlık görevlileri, vatandaşlara hastalığın belirtileri, tanı süreci ve tedavi yöntemleri hakkında broşürler dağıtarak bilgi verdi. Etkinlikte açıklamalarda bulunan İlçe Sağlık Müdürlüğü personeli Tabip Zeyad Kasım, çölyak hastalığının; arpa, buğday ve çavdar gibi tahıllarda bulunan glüten proteinine karşı bağışıklık sisteminin gösterdiği hassasiyet sonucu geliştiğini belirtti. "Türkiye’de her 100 kişiden biri çölyak hastası" Hastalığın ince bağırsaklarda ciddi hasara yol açabileceği uyarısında bulunan Kasım, şunları kaydetti: "Kişi uzun süre farkında olmadan bu hastalıkla yaşayabiliyor. Türkiye’de yaklaşık her 100 kişiden biri çölyak hastası olmasına rağmen, maalesef tanı alan kişi sayısı oldukça düşük. Bu durum, farkındalığın artırılmasının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor." Çölyak belirtilerinin kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğine dikkat çeken Kasım, en sık karşılaşılan şikayetlerin karın ağrısı ve geçmeyen ishal, kusma, kansızlık ve demir eksikliği olduğunu belirtti. Vatandaşların uzun süreli şikayetlerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Kasım, "Tekrarlayan karın ağrısı, ishal ya da kansızlık gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir dahiliye uzmanına başvurulmalıdır" dedi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 15:36
Akçakoca bahar şenlikleri’nde sağlık standına yoğun ilgi
DÜZCE (İHA) – Düzce Üniversitesi Akçakoca Yerleşkesi’nde düzenlenen Bahar Şenlikleri’nde Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan sağlık standı, öğrenciler ve vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Düzce Üniversitesi Akçakoca Yerleşkesi’nde, Akçakoca Gençlik Merkezi tarafından organize edilen Bahar Şenlikleri renkli görüntülere sahne oldu. Etkinlik kapsamında Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de kurdukları stantla şenlik alanındaki yerini aldı. Festival boyunca öğrenciler ve vatandaşlarla bir araya gelen sağlık ekipleri, çeşitli sağlık konularında bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirdi. Kurulan stantta sağlıklı yaşam, koruyucu sağlık hizmetleri ve bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında katılımcılara çeşitli bilgiler aktarıldı. Şenlik alanında yoğun ilgi gören sağlık standında, vatandaşların soruları sağlık personelleri tarafından yanıtlanırken, gençlere yönelik farkındalık çalışmaları da yapıldı. Etkinlik boyunca öğrenciler hem eğlenceli vakit geçirdi hem de sağlık alanında bilgilendirilme fırsatı buldu. Akçakoca Gençlik Merkezi tarafından organize edilen Bahar Şenlikleri’nin gün boyunca çeşitli etkinliklerle devam ettiği öğrenildi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 15:26
Nörologlar çifte sempozyumda buluştu
8. Nöronutrisyon ve 12. Nörolojik Yoğun Bakım Sempozyumu, 14-17 Mayıs 2026 tarihlerinde Çanakkale’de yapılıyor. Türk Nöroloji Derneği Nöronütrisyon ve Nöroloji Yoğun Bakım Bilimsel Çalışma Grupları tarafından düzenlenen 8. Nöronutrisyon Sempozyumu ve 12. Nörolojik Yoğun Bakım Sempozyumunda, nöroloji ve nütrisyon: temel ilkeler ve pratik yaklaşımlar, klinik nütrisyonda makro ve mikrobesinler: formül seçiminde temel ilkeler ve pratik uygulamalar, nöronütrisyonda özel konular, solunum yetmezliği, akut inme, yoğun bakımda akut nöropati: tanı ve etyoloji, koma: terminoloji ve tanı prosedürleri vb. konular ele alınacak. Sempozyumlar kapsamında nöroloji yoğun bakımda güncel sorunlar tartışılacak, nöroloji yoğun bakımda ultrasonografi ve klinik nöronütrisyon temel uygulamalar kursları gerçekleştirilecek. Organizasyon hakkında bilgi veren TND Nöronütrisyon Bilimsel Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr. M. Akif Topçuoğlu, "Bilimsel program hem nöroloji uzmanlarına hem de nöroloji uzmanlık öğrencilerine yönelik hazırlandı. ‘Temel Nöronütrisyon Kursu’ ve ‘Özel bilimsel konular’ ile zenginleştirildi. Nöronütrisyona dair bilgi ve görgüsünü geliştirmek, en son araştırma sonuçları, rehberler ve gelişmeleri konusunun uzmanları ile görüşülecek" dedi. Nöroloji Yoğun Bakım Çalışma Grubu adına açıklama yapan Prof. Dr. Erdem Yaka, "Sempozyumumuzda bir Nöroloji hekiminin ihtiyaç duyduğu temel konular en güncel bilgiler ışığında Nöroloji Yoğun Bakıma gönül vermiş uzmanlar tarafından tartışılacak ve Ultrasonografi uygulamaları konusunda kursa katılacaklar " dedi. 8. Nöronutrisyon Sempozyumu ve 12. Nörolojik Yoğun Bakım Sempozyumunda 9 panel, 1 Uydu Sempozyumu, 3 kurs, 2 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilerek 11 bildiri sunulacak. Organizasyon kapsamında 150 nöroloğun 3 gece ağırlanacağını söyleyen Hasan Eker BURKON olarak gerçekleştirdikleri kongreler ve sempozyumları ülkenin dört bir tarafından düzenleyerek turizme de katkı sağladıklarını söyledi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 15:11
Germencik Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete başladı
Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Aydın’a kazandırılan 4’üncü Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Germencik’te hizmet vermeye başladı. Nazilli, Efeler ve Koçarlı’nın ardından Germencik’e de kazandırılan poliklinik, ilk günden vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Tamamen ücretsiz olarak hizmete açılan Germencik Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği; modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başladı. Park Mahallesi Atatürk Caddesi adresinde hizmet vermeye başlayan poliklinikte, ağız ve diş sağlığı alanında kapsamlı tedaviler gerçekleştiriliyor. İlk gününde polikliniğe gelen vatandaşlar, sunulan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Aydın’ın dört bir yanında yatırımların artarak devam edeceğini belirten Başkan Çerçioğlu, "Nazilli, Efeler ve Koçarlı ilçelerimizin ardından Germencik’te de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğimizi hemşehrilerimizin hizmetine sunduk. Kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Yatırımlarımızı hemşehrilerimiz ile buluşturmaya, Aydınımız için çalışmaya devam edeceğiz. Hizmetle büyüyen Aydın" ifadelerini kullandı. Vatandaşlar, Germencik Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hakkında detaylı bilgi ve randevu için 444 55 09 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebiliyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
14 Mayıs 2026 Perşembe- 21:47
Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım
5
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:57
Mide ve bağırsak hastaları kurban etini hemen tüketmemeli
Kurban bayramıyla birlikte artan kırmızı et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini dile getiren Diyetisyen Adem Üşümez, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişilerin kurban etlerini hemen tüketmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Diyetisyen Adem Üşümez Kurban Bayramıyla birlikte artan kırmızı et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyerek, kurban bayramının sağlıklı geçirilebilmesi için dengeli beslenilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yağlı etlerin (koyun-kuzu) doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişilerin Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri gerektiğini söyleyen Diyetisyen Adem Üşümez; "Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra tüketmelidir. Genel olarak sakatat tüketimi de bu dönemde artmaktadır. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır" dedi. "Etin yanında sebzeyi ihmal etmeyin" Kesimden hemen sonra etin pişirilip tüketilmesinin sağlık açısından uygun olmadığını belirten Adem Üşümez; Yeni kesilmiş et serttir, mideyi zorlar, etin en az 24 saat buzdolabında dinlenmesi gerekir. Ayrıca etler, C ve E grubu vitaminleri yönünden fakirdir. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/meyve/taze sıkılmış meyve sularının tüketimi oldukça önemlidir. Bu yöntemle sebzelerde bulunan C vitamini demirin emilimini arttırır. Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercihe edilmelidir. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi ’’kanserojen maddelerin’’ oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, özellikle kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar eklenmemelidir" diye konuştu. "Tatlı olarak, sütlü tatlılar ve meyveler ile hazırlanmış hafif alternatifler daha doğru tercih olur" Kurbanda kesilen etin saklama şartlarında da sağlık açısından önem arz ettiğini belirten Diyetisyen Adem Üşümez, etlerin küçük parçalar şeklinde(kuşbaşı veya kıyma), tek pişirimlik miktarlarda buzdolabında 3 gün veya derin dondurucuda -18 derecede 3 ay saklanması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti: "Etler buzdolabında, akan soğuk suyun altında çözdürülmeli, çözdürülen etler tekrar dondurulmamalıdır. Çözdürülmüş etin tekrar dondurulması besin zehirlenmelerine yol açabilmektedir. Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar tercih edilmektedir. Bunun yerine sütlü tatlılar ve meyveler ile hazırlanmış hafif alternatifler daha doğru tercih olur. Ayrıca bayramda yeterli miktarda su içmeyi de ihmal etmeyin" dedi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:47
Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyesi oldu
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyeliğine seçildi. Türkiye’de giderek artan obeziteyle bilimsel temelli mücadele için oluşturulan bu önemli kurulda görev almanın büyük bir sorumluluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bayraktaroğlu, konu ile ilgili açıklamasında şu sözleri dile getirdi: "Ülkemizde ve dünyada giderek artan obezite sorunu sadece bireysel sağlık değil, aynı zamanda toplumsal sağlık politikaları açısından da kritik bir öneme sahiptir. Bu alanda bilimsel yaklaşımlarla çözüm üretmek, stratejik planlamalar yapmak ve sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı 12. Kalkınma Planı ve Sağlık Bakanlığının 2024-2028 Stratejik Planı amaç ve hedefleri doğrultusunda oluşturulan bu değerli kurulun bir üyesi olarak görev yapacak olmak benim için hem bir gurur kaynağı hem de büyük bir sorumluluktur. Bu önemli görevi şahsıma layık gören başta Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere tüm Sağlık Bakanlığı ailesine teşekkürlerimi arz ediyorum. Aynı zamanda başta sağlık alanında Üniversitemizin gelişimine her daim büyük katkılar sunan ve değerli destekleriyle bizlerin her zaman yanında olan Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere tüm akademik ve idari personelimize teşekkürlerimi sunuyorum." BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu’nun Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyeliğine seçilmesini büyük bir gurur ve memnuniyetle karşıladığını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üniversitemizin kıymetli akademisyenlerinden Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu hocamızın Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu’nda görev alacak olması, hocamızın alanındaki hem üstün başarıları hem de Üniversitemizin bilimsel üretkenliğinin, ulusal sağlık politikalarına yön verecek düzeyde olduğunun güçlü kantını ortaya koymaktadır. Hocamızın yıllardır obezite ve metabolizma hastalıkları üzerine sürdürdüğü nitelikli akademik çalışmaları, bu önemli kurulda da büyük katkılar sunacaktır. Bu başarı, üniversitemizin sağlık bilimleri alanındaki bilimsel derinliğini ve topluma fayda üreten misyonunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ortaya koyduğu akademik çalışmalar, bilim dünyasında önem arz ederken Merkezimizdeki ekip ile gerçekleştirdiği kayda değer faaliyetlerle de Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezimiz bu alanda öncü bir kurum haline gelmeye devam etmektedir. Değerli hocamız bu yeni göreviyle, hem ülkemizin sağlıklı nesiller yetiştirme hedefine katkı sunacak hem de genç akademisyenlere örnek olacaktır. Bu vesileyle, böylesine kıymetli bir kurulun oluşturulmasında liderlik gösteren ve hocamıza bu görevi tevdi eden başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere Sağlık Bakanlığının ilgili tüm birimlerine teşekkürlerimi sunuyorum. Bilim temelli politikaların şekillenmesinde üniversiteler ile bakanlıklar arasında kurulan bu güçlü iş birliği, hem ülkemiz halk sağlığı açısından hem de akademik camiamız adına büyük bir kazanımdır. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu hocamızı gönülden kutluyor; bilgi, birikim ve tecrübesiyle bu önemli kurulda, önemli katkılar sağlayacağını temenni ederek başarılarının devamını diliyorum."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:44
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu belirterek, "Vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz" dedi. Özellikle genç yaş gruplarında görülen vakalar, halk arasında endişeye neden oluyor. Siirt’te geçtiğimiz günlerde 6 yaşındaki bir çocuğun kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve halı sahada futbol oynarken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren 24 yaşındaki gencin ölümü, konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Kaynak, özellikle eskiden 50 yaşın üzerinde görülen kalp krizi vakalarının artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekte olduklarına dikkat çekti. Bunda en önemli etkenin kardiyovasküler risk faktörleri olduğunu ifade eden Kaynak, "Gençlerde tütün ürünlerinin kullanımı, tütün ürünlerinin kullanımıyla beraber kalp damarlarındaki damar çeperlerindeki ateroskleroz dediğimiz plak oluşumlarının daha erken yaşlarda oluşmaya başlamasını görüyoruz. Bunun dışında sedanter yaşam dediğimiz hareketsiz yaşamın özellikle gençlerde çok sık görülmesi, insülin direnci ve prediyabet dediğimiz diyabet öncüsü durumun oluşmasını sağlayabiliyor" dedi. Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığını korumada önemli olduğunu dikkat çeken Dr. Kaynak, "Bunun yanında sağlıksız beslenme, doymuş yağlardan zengin gıdalarla beslenme, aşırı kolesterollü yiyeceklerle beslenme, damarlarda çok erken yaşlarda plak oluşumuyla beraber gençlerde kalp krizi zemini oluşturabiliyor. Bu anlamda bizlerin özellikle genç yaşlı demeden, kalp krizini bir yaşlı hastalığı olarak kabul etmiyoruz kesinlikle. Kalp krizi tamamen risk faktörlerinin artmasıyla beraber genç yaşlarda da görülebiliyor. Erken yaşlardan itibaren kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemleri artırmamızı sağlamamız gerekiyor. Tütün ürünlerinin kullanımından kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmamız ve dengeli beslenmemiz lazım. Psikososyal çevremizi iyileştirerek stresten uzak bir yaşam sağlamamız gerekir. Düzenli uyku ve en önemlilerinden biri de erken yaşlarda kalp hastalığı olan bireylerin de erken yaşlarda tarama programlarına alınması, kolesterol değerlerinin sabit tutulması, bu anlamda risk faktörlerinin azaltılması gençlerde koruyucu önlemler olarak çok önemli yer tutmaktadır’’ ifadelerini kullandı. "Çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor" Siirt’te 6 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Muhammed Yusuf Celbek’in babası Bahri Celbek, yaşadıkları acının başka aileler tarafından yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulundu. Celbek, "Arkamı döndüm, bir baktım çocuk yerde. Kaldırdığımda gözleri ters dönmüştü. Gözlerini ters görünce durumun ciddiyetini anladım. Hemen ambulansı aradım, ambulansta kalbi durmuştu. Yolda kalp masajı yaptılar ve kalbi geri döndü. Muhammed Yusuf önce Siirt’te tedavi altına alındı, ardından Elazığ ve Diyarbakır’da çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaklaşık 25-26 gün boyunca Diyarbakır’daki Çocuk Hastanesi’nde kaldık. Sonrasında ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’ndan ricamız, doktorlarımız bu olayları araştırsın. Yazıktır, çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor." şekilde konuştu.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:41
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu belirterek, "Vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz" dedi. Özellikle genç yaş gruplarında görülen vakalar, halk arasında endişeye neden oluyor. Siirt’te geçtiğimiz günlerde 6 yaşındaki bir çocuğun kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve halı sahada futbol oynarken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren 24 yaşındaki gencin ölümü, konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Kaynak, özellikle eskiden 50 yaşın üzerinde görülen kalp krizi vakalarının artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekte olduklarına dikkat çekti. Bunda en önemli etkenin kardiyovasküler risk faktörleri olduğunu ifade eden Kaynak, "Gençlerde tütün ürünlerinin kullanımı, tütün ürünlerinin kullanımıyla beraber kalp damarlarındaki damar çeperlerindeki ateroskleroz dediğimiz plak oluşumlarının daha erken yaşlarda oluşmaya başlamasını görüyoruz. Bunun dışında sedanter yaşam dediğimiz hareketsiz yaşamın özellikle gençlerde çok sık görülmesi, insülin direnci ve prediyabet dediğimiz diyabet öncüsü durumun oluşmasını sağlayabiliyor" dedi. Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığını korumada önemli olduğunu dikkat çeken Dr. Kaynak, "Bunun yanında sağlıksız beslenme, doymuş yağlardan zengin gıdalarla beslenme, aşırı kolesterollü yiyeceklerle beslenme, damarlarda çok erken yaşlarda plak oluşumuyla beraber gençlerde kalp krizi zemini oluşturabiliyor. Bu anlamda bizlerin özellikle genç yaşlı demeden, kalp krizini bir yaşlı hastalığı olarak kabul etmiyoruz kesinlikle. Kalp krizi tamamen risk faktörlerinin artmasıyla beraber genç yaşlarda da görülebiliyor. Erken yaşlardan itibaren kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemleri artırmamızı sağlamamız gerekiyor. Tütün ürünlerinin kullanımından kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmamız ve dengeli beslenmemiz lazım. Psikososyal çevremizi iyileştirerek stresten uzak bir yaşam sağlamamız gerekir. Düzenli uyku ve en önemlilerinden biri de erken yaşlarda kalp hastalığı olan bireylerin de erken yaşlarda tarama programlarına alınması, kolesterol değerlerinin sabit tutulması, bu anlamda risk faktörlerinin azaltılması gençlerde koruyucu önlemler olarak çok önemli yer tutmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. "Çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor" Siirt’te 6 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Muhammed Yusuf Celbek’in babası Bahri Celbek, yaşadıkları acının başka aileler tarafından yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulundu. Celbek, "Arkamı döndüm, bir baktım çocuk yerde. Kaldırdığımda gözleri ters dönmüştü. Gözlerini ters görünce durumun ciddiyetini anladım. Hemen ambulansı aradım, ambulansta kalbi durmuştu. Yolda kalp masajı yaptılar ve kalbi geri döndü. Muhammed Yusuf önce Siirt’te tedavi altına alındı, ardından Elazığ ve Diyarbakır’da çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaklaşık 25-26 gün boyunca Diyarbakır’daki Çocuk Hastanesi’nde kaldık. Sonrasında ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’ndan ricamız, doktorlarımız bu olayları araştırsın. Yazıktır, çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor." şekilde konuştu. (STK-RK-Y)
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:39
Balıkesir’de "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" çocuklara tanıtıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" programı kapsamında Valilik koordinatörlüğünde İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Kızılay’ı Balıkesir Şubesinin işbirliği ile Altıeylül İlçesi Fevzi Çakmak İlkokulu’nda kapsamlı bir tanıtım etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında tüm sınıflarda sağlık personeli tarafından 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), Ağız ve Diş Sağlığı, Aile Hekimliği, Kişisel Hijyen ve Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma, Sağlıklı Beslenme ve Fiziksel Aktivite konularında eğitimler verildi. Okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara broşürler, boyama kitapları, görev kartları ve eğitim materyalleri dağıtılırken sağlık hizmetlerinde kullanılan malzemelerin uygulamalı tanıtımları yapıldı. Ayrıca Müdürlük hizmet araçlarından 112 Acil Yardım Ambulansı, UMKE araçları, aşı nakil aracı ve evde sağlık hizmetleri aracı öğrencilerin incelemesine sunuldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB), Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite ve İlk Yardım konularında oluşturulan stantlarıyla, Türk Kızılay’ı Balıkesir Şubesi saha faaliyetleri ve aşevi aracının tanıtımı ile programda yer aldı. Etkinliğe katılan öğrencilere "Sağlık Elçisi" unvanı verilerek, sağlık bilgilerini çevrelerine yaymaları teşvik edildi. Etkinlik sonunda tüm öğrencilerin katılımıyla müzik eşliğinde fiziksel aktivite ve egzersizler yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen bu etkinlik ile çocuklarda sağlık bilincinin temellerinin atılması ve toplum genelinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması hedeflendi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:08
Halk Süt Projesi 5 yılda 30 bin çocuğa ulaştı
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin çocukların sağlıklı gelişimine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği Halk Süt Projesi, Dünya Süt Günü’nde yine adından söz ettirdi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in çocuklar sağlıkla büyüsün diyerek hayata geçirdiği projeden, şimdiye kadar yaklaşık 30 bin çocuk faydalandı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in, vatandaşın yükünü hafifletmek amacıyla 2020 yılında hayata geçirdiği Halk Süt projesi, 5 yılda 30 binden fazla çocuğa ulaştı. İhtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına ücretsiz olarak ulaştırılan sütler, çocukların temel besin ihtiyacını karşılamakla birlikte, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, şehrin ve ülkenin geleceği olan çocuklara verdiği değerin de bir göstergesi oldu. Aileler, çocukların en temel ihtiyaçlarından biri olan sütün, ücretsiz şekilde dağıtılmasından dolayı çok memnun. 30 bin çocuk faydalandı Gazipaşa’dan Kaş’a kadar Antalya’nın 19 ilçesindeki çocukların sağlıklı yetişmesi için sürdürülen projede şimdiye kadar, toplam 3 milyon 750 bin litre süt, yaklaşık 30 bin çocuğa ulaştırılırken, 2025 yılının ilk 5 aylık bölümünde ise yaklaşık 290 bin litre sütten, 9 binden fazla çocuk fayda sağladı. Başvurular titizlikle inceleniyor Proje kapsamında, 2-5 yaş aralığındaki çocuklara her ay 8 litre ücretsiz süt desteği sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri, özenle hazırlanan süt paketlerini ailelerin evlerine kadar götürerek miniklerin sağlıklı şekilde büyümesine katkı sunuyor. Ailelerin başvuruları sosyal hizmet uzmanları ve sosyologlar tarafından titizlikle incelenerek, süt yardımı, gerçekten ihtiyaç sahibi olan ailelere ulaştırılıyor. Online başvuru Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Süt Projesi’ne başvurmak isteyen ailelerin, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesi olan antalya.bel.tr adresinden başvuru formunu doldurarak, online başvuru yapması gerekiyor.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:01
Antalya’da diyaliz merkezinde notalarla tedavi
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde tedavi gören diyaliz hastalarına moral desteği sağlanıyor. Uzun süreli tedavi süreçlerinde ihtiyaç duyulan motivasyon, sağlık çalışanı hemşirenin gerçekleştirdiği yan flüt konseriyle hastalara ulaşıyor. Geçen yıl hizmete açılan Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 19 Mart’tan bu yana hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesi’nde hastalar için farklı bir uygulamaya başlandı. Hem müzikle moral bulmaları hem de tedavi sürecinin daha verimli geçmesi amacıyla sağlık çalışanları tarafından müzik sunumu gerçekleştiriliyor. Hastalar arasında diyalize yeni başlayanların yanı sıra uzun süredir tedavi görenler de bulunuyor. "Moral motivasyon çok önemli" Döşemealtı Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde geçici görevle bulunan 35 yıllık hemodiyaliz hekimi Saadet Çelikörs, moral desteğinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Yeni açılan ünitede 19 Mart’tan bu yana hasta kabulüne başlandığını belirten Çelikörs, şu ifadeleri kullandı:"1 aydır Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde geçici görev yapıyorum. Burası yeni açılan bir hastane ve çok beğendim. Hemodiyaliz Ünitesi de yeni açıldı, 19 Mart’tan itibaren hasta alınmaya başlandı. Şu an 10 hastaya hizmet vermekteyiz, bayramdan sonra 20 hasta programladık. 20 hastaya hizmet veren güzel bir merkez. Diyaliz hastalarımızın arasında diyalize yeni başlayan hastamız da var. Onun haricinde 2 yıldır, 3 yıldır, 5 yıldır diyalize giren hastalarımız var. Bizim hastalarımız için moral motivasyon çok çok önemli." Hastaların tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla müzik sunumu düzenlediklerini söyleyen Çelikörs, "Hastalarımıza yan flüt konseri düzenledi arkadaşlar ve hastalarımız da gayet memnun oldu. Moralleri düzeldi. Bu hastanede her şey tam anlamıyla dört dörtlük diyebilirim. Cihazlarımız yeni, sıfır cihazlar. Tüm ekipman sıfır ve son model. Teknik açıdan da oldukça iyi. Ekibimiz eğitimli ve deneyimli bir ekip. Hastalarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz" dedi. Hemşire yan flütle destek oluyor Diyaliz hastalarına müzikle moral veren hemşire Nimet Sönmez ise yan flüt eğitimi aldığını ve bu yeteneğini mesleğiyle birleştirdiğini ifade etti. Döşemealtı Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Bekir Çavuşoğlu’nun önerisiyle böyle bir etkinlik düzenlediklerini aktaran Sönmez, şunları söyledi: "Yaklaşık 1,5-2 yıldır yan flüt dersi alıyorum. Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Enstrüman ve müzikle alakam var, seviyorum. Bizim aslında hastane olarak birimlerimizde moral ve motivasyona ihtiyacı olan çok fazla birimlerimiz var. Diyaliz de bunlardan biriydi. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Bekir Çavuşoğlu, Benim de yan flüt çaldığımı bilerek böyle bir fikir sundu. Biz de böyle bir konser verelim dedik." Hem sağlık çalışanı olup hem de müzikle destek sunmasının şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Sönmez, "Aynı zamanda sağlık çalışanı olduğum için biraz şaşırıyor arkadaşlar. Şimdilik iyi. Herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Henüz öğrenme aşamasında olduğum için gelen tepkilere mutlu oluyorum. Çünkü kendimi duyamadığım için daha onların verdiği tepkilerle ne seviyede olduğumu birazcık anlıyorum. Ama öğrenmeye devam tabii ki" diye konuştu. "Böyle bir etkinliği beklemiyordum" Diyaliz tedavisi gören hastalardan 23 yaşındaki Esra Şimşek ise müzik etkinliğinin kendisini olumlu etkilediğini dile getirdi. Sekiz yıldır diyalize girdiğini ve böbrek nakli beklediğini belirten Şimşek, "Burada aldığım hizmetten memnunum, Allah’a şükür şimdilik bir sıkıntımız yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz sıcak kanlı. O açıdan motivasyon oluyor" dedi. Müzik etkinliğinin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Şimşek, "Evet, bayağı bir farklı etkinlik oldu. Böyle bir etkinliği beklemiyordum, güzel geldi. Müzik çok güzeldi" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:58
Antalya’da diyaliz merkezinde notalarla tedavi
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde tedavi gören diyaliz hastalarına moral desteği sağlanıyor. Uzun süreli tedavi süreçlerinde ihtiyaç duyulan motivasyon, sağlık çalışanı hemşirenin gerçekleştirdiği yan flüt konseriyle hastalara ulaşıyor. Geçen yıl hizmete açılan Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 19 Mart’tan bu yana hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesi’nde hastalar için farklı bir uygulamaya başlandı. Hem müzikle moral bulmaları hem de tedavi sürecinin daha verimli geçmesi amacıyla sağlık çalışanları tarafından müzik sunumu gerçekleştiriliyor. Hastalar arasında diyalize yeni başlayanların yanı sıra uzun süredir tedavi görenler de bulunuyor. "Moral motivasyon çok önemli" Döşemealtı Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde geçici görevle bulunan 35 yıllık hemodiyaliz hekimi Saadet Çelikörs, moral desteğinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Yeni açılan ünitede 19 Mart’tan bu yana hasta kabulüne başlandığını belirten Çelikörs, şu ifadeleri kullandı:"1 aydır Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde geçici görev yapıyorum. Burası yeni açılan bir hastane ve çok beğendim. Hemodiyaliz Ünitesi de yeni açıldı, 19 Mart’tan itibaren hasta alınmaya başlandı. Şu an 10 hastaya hizmet vermekteyiz, bayramdan sonra 20 hasta programladık. 20 hastaya hizmet veren güzel bir merkez. Diyaliz hastalarımızın arasında diyalize yeni başlayan hastamız da var. Onun haricinde 2 yıldır, 3 yıldır, 5 yıldır diyalize giren hastalarımız var. Bizim hastalarımız için moral motivasyon çok çok önemli." Hastaların tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla müzik sunumu düzenlediklerini söyleyen Çelikörs, "Hastalarımıza yan flüt konseri düzenledi arkadaşlar ve hastalarımız da gayet memnun oldu. Moralleri düzeldi. Bu hastanede her şey tam anlamıyla dört dörtlük diyebilirim. Cihazlarımız yeni, sıfır cihazlar. Tüm ekipman sıfır ve son model. Teknik açıdan da oldukça iyi. Ekibimiz eğitimli ve deneyimli bir ekip. Hastalarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz" dedi. Hemşire yan flütle destek oluyor Diyaliz hastalarına müzikle moral veren hemşire Nimet Sönmez ise yan flüt eğitimi aldığını ve bu yeteneğini mesleğiyle birleştirdiğini ifade etti. Döşemealtı Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Bekir Çavuşoğlu’nun önerisiyle böyle bir etkinlik düzenlediklerini aktaran Sönmez, şunları söyledi: "Yaklaşık 1,5-2 yıldır yan flüt dersi alıyorum. Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Enstrüman ve müzikle alakam var, seviyorum. Bizim aslında hastane olarak birimlerimizde moral ve motivasyona ihtiyacı olan çok fazla birimlerimiz var. Diyaliz de bunlardan biriydi. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Bekir Çavuşoğlu, Benim de yan flüt çaldığımı bilerek böyle bir fikir sundu. Biz de böyle bir konser verelim dedik." Hem sağlık çalışanı olup hem de müzikle destek sunmasının şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Sönmez, "aynı zamanda sağlık çalışanı olduğum için biraz şaşırıyor arkadaşlar. Şimdilik iyi. Herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Henüz öğrenme aşamasında olduğum için gelen tepkilere mutlu oluyorum. Çünkü kendimi duyamadığım için daha onların verdiği tepkilerle ne seviyede olduğumu birazcık anlıyorum. Ama öğrenmeye devam tabii ki" diye konuştu. "Böyle bir etkinliği beklemiyordum" Diyaliz tedavisi gören hastalardan 23 yaşındaki Esra Şimşek ise müzik etkinliğinin kendisini olumlu etkilediğini dile getirdi. Sekiz yıldır diyalize girdiğini ve böbrek nakli beklediğini belirten Şimşek, "Burada aldığım hizmetten memnunum, Allah’a şükür şimdilik bir sıkıntımız yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz sıcak kanlı. O açıdan motivasyon oluyor" dedi. Müzik etkinliğinin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Şimşek, "Evet, bayağı bir farklı etkinlik oldu. Böyle bir etkinliği beklemiyordum, güzel geldi. Müzik çok güzeldi" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:25
Unutkanlıkla başa çıkmanın yolları: "Her yaşta görülebilir, önlem alınmalı"
Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, unutkanlıkla başa çıkmanın yollarını anlattı. Unutkanlık, sadece yaşlılıkla ilişkilendirilen bir sorun olmaktan çıkıyor. Genç yaşlarda da sıkça karşılaşılan bu durum, zamanla yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Yaş ilerledikçe beyinde de yaşlanma belirtilerinin başladığını ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, "İnsanlar yaşlandıkça beyin de dahil olmak üzere tüm vücut sistemlerinde değişiklikler olur. Bu değişimler, bilgileri hatırlamakta zorlanma, eşyaların yerini karıştırma veya fatura ödemeyi unutma gibi günlük hayatta küçük ama önemli etkiler oluşturabilir" dedi. Unutkanlığın sadece ileri yaşlarda değil, genç bireylerde de çeşitli nedenlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çakmak, "Stres, depresyon, vitamin eksiklikleri, ağır diyetler, tiroid hastalıkları ya da bazı ilaçların uzun süreli kullanımı gençlerde unutkanlığa yol açabiliyor. Bu nedenle yalnızca yaşlı bireylerin değil, gençlerin de bu konuda bilinçli olması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Zihni aktif tutmak şart" Unutkanlıkla mücadelede alınabilecek basit önlemler olduğunu vurgulayan Çakmak, "Zihinsel olarak aktif kalmak büyük önem taşıyor. Yeni bir hobi edinmek, günlük işleri planlamak, yapılacaklar listeleri oluşturmak ve önemli eşyaları her gün aynı yere koymak gibi alışkanlıklar unutkanlığı azaltabilir. Sosyal ilişkileri sürdürmek, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek de beyin sağlığını destekler" şeklinde konuştu. Egzersiz ve beslenme beyin sağlığını destekliyor Fiziksel egzersizin unutkanlık üzerindeki olumlu etkilerine de değinen Uz. Dr. Çakmak, "Düzenli yapılan egzersiz, beynin yeterli oksijen almasını sağlayarak hafızayı güçlendirir. Yürüyüş, yüzme, yoga gibi aktiviteler önerilirken, aşırı fiziksel efor gerektiren sporlardan kaçınılmalıdır" dedi. Dengeli beslenmenin de hafıza üzerinde doğrudan etkili olduğunu kaydeden Çakmak, "B vitamini, Omega-3 ve kaliteli karbonhidrat içeren besinlerin tüketimi beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Aynı zamanda kaliteli bir uyku düzeni ile zihinsel egzersizlerin –bulmaca çözmek, hafıza oyunları oynamak gibi– günlük rutine dahil edilmesi, unutkanlığı önlemeye yardımcı olur" diye konuştu. Bu belirtiler varsa dikkat Unutkanlığın bazı durumlarda daha ciddi bir sorunun belirtisi olabileceğine dikkat çeken Çakmak, "Aynı soruların sık sık tekrarlanması, tanıdık yerlerde kaybolmak, tarifleri veya talimatları uygulamakta zorlanmak, zaman ve yer kavramında karışıklık yaşamak ve kişisel bakımın ihmal edilmesi gibi durumlar varsa, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır" uyarısında bulundu. Tedavi mümkün, erken teşhis şart Unutkanlığın tedavisinde çeşitli yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, "İlaç tedavisi, bilişsel terapi, egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi gibi farklı yaklaşımlar uygulanabiliyor. Ancak altta yatan nedenin erken dönemde belirlenmesi, tedavi sürecinin başarısını artırır. Unutkanlık günlük yaşamı etkileyecek düzeye gelmişse, mutlaka uzman desteği alınmalıdır" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:07
Bayburt Devlet Hastanesinde Mayıs ayında muayene edilenlerin sayısı 50 bine yaklaştı
Bayburt Devlet Hastanesi, Mayıs ayında hastaneye başvuran kişi sayısını açıkladı. Açıklanan sayılara göre muayene edilenlerin sayısı 45 bini geçerek, 47 bin 657 kişiye ulaştı. Geçen ay 42 bin 516 kişi hastanede muayene edilirken, bu ay hastaneye başvuran sayısında 5 bin 141 kişilik artış görüldü. Acil servise başvuran sayısının bu ay bir hayli arttığı verilere göre, bir diğer artışta çocuk polikliniğinde yaşandı. Nisan ayında çocuk polikliniğine 2 bin 403 çocuk muayene edilmek üzerine getirilirken, bu ay bu sayı 2 bin 692 olarak kayıtlara geçti Öte yandan en çok muayenenin yapıldığı poliklinik 4 bin 447 ile iç hastalıkları polikliniği oldu. 01-31 Mayıs tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şöyle: Uzman Aile Hekimliği: Bin 16 Anestezi Polikliniği: 302 Beyin Cerrahi: Bin 457 Cildiye Polikliniği: 905 Çocuk Cerrahisi: 302 Çocuk Polikliniği: 2 bin 692 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 291 Enfeksiyon Hastalıkları: 569 Fizik Tedavi Polikliniği: Bin 284 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 800 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 164 Göğüs Hastalıkları: Bin 427 Göz Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 118 İç Hastalıkları Polikliniği: 4 bin 447 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 375 Kalp Damar Cerrahisi: 296 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 85 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: 2 bin 22 Nöroloji Polikliniği: Bin 548 Ortopedi Polikliniği: 3 bin 326 Plastik Cerrahi Polikliniği: 222 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: Bin 100 Üroloji Polikliniği: 652 Acil servis hastası: 14 bin 363 Yapılan Ameliyat Sayısı: 328 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 83 Yapılan Endoskopi Sayısı: 171 Yapılan Kolonoskopi sayısı: 22 Toplam Yapılan Anjiyo Sayısı: 87 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 25 Toplamda; Mhrs Randevulu: 15 bin 42 Mhrs Dışı Ayaktan: 18 bin 252 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 47 bin 657
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:05
Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir
Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, "Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzm. Dr. Hikmet Dolu, bilgilendirmelerde bulundu. Parkinson’un tanımı yapan Uzm. Dr. Dolu, "Hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmezse zaman içinde hastayı yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson, hayat kalitesini bozan bir hastalık olarak tanımlanabilir. Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği bulunur. Parkinson, çoğunlukla vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması (bradikinezi), genellikle istirahat halindeyken görülen titreme (tremor), kasların düzensiz ve istemsiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi (rijidite) ve postür (duruş) bozukluklarıyla ortaya çıkar. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" diye konuştu. "Hareketlerde azalma görülebilir" Parkinson’un belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Dolu, "Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi, hareketlerde yavaşlama ve/veya titremedir yani tremordur. Sıklıkla tek tarafta, istirahat halinde ortaya çıkan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük Parkinson’un belirtileri arasındadır. Maske (donuk yüz) yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonuyla konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir. Parkinson hastalığında beyinden kaynaklanan hareket bulgularından başka hareket haricinde belirti ve şikâyetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalarda bu tabloya bunama (demans) da eklenir" şeklinde konuştu. "İlaç tedavisi uygulanabilir" Parkinson tedavisinde öncelikle ilaçların kullanıldığını söyleyen Uzm. Dr. Dolu, "İlaçlarla beklenen yanıtın alınamadığı hastalarda veya zamanla ilaçların faydasının azaldığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Yani Parkinson ilacı, dopamini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, beyinde dopamin miktarını artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Ancak Parkinson ilaçlarının uzun süre ve/veya yüksek dozlarda kullanımı ile hastalarda kısa süreli aşırı hareketlilik şeklinde dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) ya da istemsiz hareketler (diskinezi) görülebilir. Bu ilaçları kullanan hastalarda ortalama yüzde 5-7 arasında ortaya çıkabilen bu durumları geciktirmek için rahatsızlığın başlangıcında hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir. Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin etkisini taklit eden ‘dopamin agonisitleri’ ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme, bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikâyetleri görülürse bu şikâyetler için başka bir tedavi stratejileri planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve yaşamlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır. Doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir" ifadelerini kullandı. "İlaç tedavisine yanıt alınmazsa cerrahi tedavi tercih edilebilir" İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedaviye başvurabileceklerine dikkat çeken Uzm. Dr. Dolu, şunları söyledi: "Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir. Amaç beyinde hareketimizle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarının cilt altına yerleştirilen bir kaç cm’lik jeneratör aracılığı ile oluşturulmasıdır. Kalp pili benzeri bir mantık ile düşünülebilir. Uygulamanın tıbbı adı, derin beyin stimülasyonudur."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 11:35
Mardin’de telef olmak üzere bulunan köpek tedavi altına alındı
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde telef olmak üzere bulunan sokak köpeği, belediye ekipleri tarafından alınarak rehabilitasyon merkezine götürülüp tedavi altına alındı. İlçede vatandaşlardan Mehmet Aris, Tepebaşı Mahallesi Kilise Caddesi üzerindeki bir apartmanın bodrum katından kötü bir koku geldiğini fark etti. Ariş, kokuyu takip ederek indiği bodrum katında gördüğü manzara karşısında hayrete düştü. Bodrum katında bir sokak köpeğinin bir deri bir kemik halde can çekiştiğini gören Ariş, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine Mardin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Hayvan Rehabilitasyon Merkezi ekipleri köpeği alıp hayvan hastanesine götürdü. Aris, gördüğü manzara karşısında üzüldüğünü belirterek, "Şu can dostumuzu şu halde gördük. İçimiz el vermedi. Belediyeyi aradık. Birazdan gelip götürecekler. Hayvancağız burada can çekişiyor. Bir deri bir kemik kalmış. Bu hayvanı nasıl bu şekilde bırakmışlar, nasıl böyle terk edilmiş. İçler acısı" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder