SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Sadece iyi duyanlar, iyi öğreniyor
30 Mayıs 2025 Cuma - 09:13 Sadece iyi duyanlar, iyi öğreniyor Duyulmayan seslerin, anlaşılmayan derslere neden olduğunu belirten Ear Technic-Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, İşitme Cihazları Akustik ve Audiology Derneği (İCAAD) Başkanı Pedeakustiker Mehmet Emin Ağaç, "İşitme kaybı, odaklanma, öğrenme ve zihinsel gelişimi sessizce engelleyebilir. Sadece iyi duyanlar, iyi öğrenir" dedi. Hafif düzeydeki işitme kayıplarının bile çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Ear Technic-Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Ağaç, "Özellikle erken yaşlarda fark edilmeyen işitme problemleri, çocuğun dersleri anlayamamasına, sınıf içi etkileşimlerde zorlanmasına ve zamanla akademik performansında düşüş yaşamasına neden olabilir. Çocuk okula gitmek istemiyorsa ya da ders başarısında belirgin bir gerileme varsa, bu durumun altında işitme kaybı yatıyor olabilir. Bu nedenle ebeveynler ve öğretmenler, çocukların işitme yetilerini düzenli olarak kontrol ettirmeli; şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden işitme testi yaptırmalıdır. Çünkü ihmal edilen işitme sorunları, ilerleyen dönemde yalnızca akademik değil, sosyal ve psikolojik sorunları da beraberinde getirebilir. Yeni eğitim döneminin başlamasıyla birlikte bazı öğrenciler, derse adapte olmakta zorlanabilir. Derslerden kaçma ya da ilgisizlik gibi davranışlar, çoğu zaman öğretmenler ve ebeveynler tarafından ‘haylazlık’ ya da ‘sorumsuzluk’ olarak değerlendirilir. Ancak bazı çocuklar, dikkat eksikliği, odaklanma sorunu veya öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir. Bu tür belirtiler duygusal ya da davranışsal sorunlara bağlansa da yapılan pek çok bilimsel araştırma, hafif düzeyde işitme kaybının dahi hem odaklanma hem de öğrenme becerilerini önemli ölçüde zayıflattığını ortaya koymaktadır" diye konuştu. "İşitme kaybı, odaklanma ve öğrenmeyi sessizce engelleyebilir" İşitme kayıplarının genellikle sinsice ve fark edilmeden ilerleyen, acı vermeyen bir sağlık sorunu olduğuna vurgu yapan Mehmet Emin Ağaç, "Erken yaşlarda adapte edilmeyen işitme kaybı, çocuklarda akademik başarısızlık kadar sosyal hayattan dışlanma gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. İşitme sorunu yaşayan çocuk, okul ortamında arkadaş edinmekte zorlanır, sosyal ilişkilerde geri planda kalır ve çoğu zaman oyunlarda devre dışı bırakılır. Zamanla düşük öğrenme performansı ve davranışsal sorunlar artar. Dersleri yeterince duyamayan çocuk, sınıf içi konuları anlamakta güçlük çeker ve bu durum onun için hem zihinsel hem de duygusal açıdan yıpratıcı hale gelir. Okuldaki başarı, büyük ölçüde zamanında alınacak teknik önlemlere bağlıdır. Uygun işitme cihazı ile desteklenmeyen bir çocuk, sadece işitme sağlığını değil, genel gelişimini de riske atabilir. Ne yazık ki toplumda hâlâ hafif düzeydeki işitme kayıpları önemsenmemekte ve çoğu zaman geçici bir durum gibi görülerek göz ardı edilmektedir. Ancak işitmek sadece ses duymaktan ibaret değildir. İşitme; seslerin, anlamların ve bağlamların doğru şekilde algılanmasıdır. Bu sayede birey, çevresiyle ilişki kurar, düşünür, muhakeme eder ve öğrenir" şeklinde konuştu. "İşitme kaybı öğrenme ve zihinsel gelişime zarar veriyor" Bir çocuğun işitme yoluyla çevresinden aldığı çok sayıdaki uyaranla bilişsel becerilerini geliştirdiğinin altını çizen Ağaç, şunları kaydetti: "Bu gelişimin eksik olması, özellikle hafıza kapasitesinde gerilik oluşturur. Duyduğu bilgileri işleyemeyen çocuk, yaşıtlarından geri kalır. Oysa bu yaşta bir bireyin zihinsel gelişimi, sesli uyaranlarla temas etmesine, onları anlamlandırmasına ve hafızasında tutmasına bağlıdır. İşitme kaybı olan çocuklarda bu süreç sekteye uğrar ve hem öğrenme performansı hem de bilişsel gelişim zarar görür. Bir diğer önemli sorun ise odaklanma güçlüğüdür. İşitme kaybı nedeniyle sesleri kopuk kopuk ya da anlamdan yoksun duyan çocuk, dinleme sürecine adapte olamaz. Anlatılanları bütüncül bir şekilde algılayamadığı için dikkatini veremez ve sınıf içi katılımı düşer. Hafıza gelişimindeki yetersizlik ve odaklanma eksikliği birlikte değerlendirildiğinde, işitme kaybının çocuğun eğitim hayatı üzerindeki etkisinin ne kadar derin olduğu daha iyi anlaşılır" "Erken yaşta işitme cihazı kullanımının önemi" "İyi işitmek, anlamanın temel gerekliliğidir" diyen Ağaç, ailelere erken yaşta işitme cihazı kullanımının önemi konusunda şu uyarıları yaptı: "Bir çocuk arkadaşlarını duyduğunu zannedip aslında tam olarak işitemiyorsa, onların anladığını da anlamakta zorlanacaktır. Bu durum, çocuğun bilişsel gelişimi kadar sosyal gelişimini de olumsuz etkiler. Net bir şekilde duyamayan çocuk; öğretmenini dinlemekte, arkadaşlarıyla oyun oynamakta, sorulara cevap vermekte, grup etkinliklerine katılmakta, sınıf içi tartışmaları takip edip katkı sunmakta zorlanır. Oysa bu yaş grubundaki çocuklar için zihin gelişimini destekleyen en önemli unsurlardan biri, akranlarıyla birlikte gerçekleştirdikleri etkileşimlerdir. Teşhis edilmemiş ya da ihmal edilmiş işitme kaybı olan çocuklar, söylenenleri tam kavrayamadıkları için sosyal ortamlarda ve derslerde aktif rol alamazlar. Dersi dinlemekte güçlük çeker, sınıf içinde ilgisiz görünürler. Zamanla geri çekilme eğilimi gösterir, sosyal çevrelerinden uzaklaşır ve yalnızlaşırlar. Bu sürecin sonunda hem akademik başarı düşer hem de kişilik gelişiminde bozulmalar gözlenebilir. Bu istenmeyen sonuçların önüne geçebilmek için, çocuğun işitme durumu olabildiğince erken dönemde değerlendirilmelidir. İşitme testiyle başlayacak süreç, profesyonel bir işitme merkezi tarafından doğru cihazlandırma ve düzenli takip ile desteklenmelidir. Böylece çocuğun yalnızca sesleri değil, eğitimi ve hayatı da eksiksiz şekilde duyması sağlanabilir"
Sosyal Birliktelik Kulübü’nden hayat kurtaran etkinlik: Öğretmen adaylarına ilk yardım eğitimi
29 Mayıs 2025 Perşembe - 22:07 Sosyal Birliktelik Kulübü’nden hayat kurtaran etkinlik: Öğretmen adaylarına ilk yardım eğitimi Sosyal Bilgiler Eğitimi Ana Bilim Dalı bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Birliktelik Kulübü, anlamlı bir etkinliğe imza attı. Kulüp tarafından düzenlenen "İlk Yardım Eğitimi" etkinliği, öğretmen adaylarına yönelik hem teorik hem de uygulamalı içerikleriyle dikkat çekti. Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız da uygulamalı olarak katıldığı ilk yardım eğitiminde, alanında uzman Dr. Öğr. Üyesi Yasin Bilgin ve Dr. Öğr. Üyesi Hakan Taş, tarafından katılımcılara temel ilk yardım bilgileri anlatıldı ve uygulamalı eğitimlerle hayâtî müdahale teknikleri konusunda bilgi verildi. Etkinliğe Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mücahit Kağan, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Erdem Yavuz ve Prof. Dr. İhsan Ünlü, Sosyal Birliktelik kulübü akademik danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Alpaslan Ay, öğretim üyeleri ve öğrenciler de katılarak destek verdi. İlk yardım bilincinin artırılmasını hedefleyen, öğrencilerin acil durumlara karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olmaları amaçlayan bu etkinlikte Dekan Prof. Dr. Mücahit Kağan, etkinliğe katkı sunan tüm akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür ederek, bu tür bilinçlendirici etkinliklerin öğrencilerin kişisel gelişimi ve acil durum yönetimi açısından son derece değerli olduğunu vurguladı. Program dekanın katılımcılara teşekkür belgelerini takdim etmeleriyle sona erdi.
HEKİMSEN: "Hekimlerimiz hak arayışında tehdit edildi"
29 Mayıs 2025 Perşembe - 19:13 HEKİMSEN: "Hekimlerimiz hak arayışında tehdit edildi" HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, 29-30 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen diş hekimleri eylemleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kurban, eylemlerin amacının hak aramak olduğunu belirtirken, bazı diş hekimlerinin idareciler tarafından tehdit edildiğini dile getirdi. HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, sendikanın diş hekimlerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 2 günlük eylem kararı aldığını belirtti. Kurban, yapılan eylemlerin sağlık hizmetine zarar vermek amacı taşımadığını, aksine hizmetin daha nitelikli sunulabilmesi için bir hak arayışı olduğunu vurguladı. 29-30 Mayıs tarihlerinde eylem kararı aldıklarına değinen Uzm. Dr. Kurban, "HEKİMSEN yine eylemde. Diş hekimlerimiz için 29-30 Mayıs tarihlerinde 2 gün eylem yaptık. Bu onların sesini duyurmak için yapılan bir şeydi. Diş hekimlerimiz tehdit edildi, bu kabul edilemez. Bundan çok rahatsız olduk. Özellikle idareciler tarafından tehdit edildi. Bir kısım insanlar onları siyasetle itham etti. Halbuki bununla hiçbir alakası yok" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de 29 ve 30 Mayıs günlerinde diş hekimliği eylemleri olacaktır" Bazı çevrelerin eylem yapan sağlık çalışanlarını siyasi motivasyonlarla itham ettiğini, bu tür suçlamaların dayanaksız olduğunu belirten Dr. Kurban, "Diş hekimlerinin yaptığı eylemin amacı toplumun sağlık hizmetlerinden daha adil şekilde yararlanabilmesini sağlamaktır. Dolayısıyla da hakkını isteyen insanlar yapılan yanlışlara karşı yine halka verilen hizmet için eylem yapmışlardır. Türkiye’de 29 ve 30 Mayıs günlerinde diş hekimliği eylemleri olacaktır. Birçok yerde bazen tamamen bazen kısmen bu eylem yaşanabilir" dedi. İdarecilere çağrıda bulunarak, eylemlere müdahale edilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Kurban, "Bu arada şu konuda idarecilere uyarmak istiyorum. İLO sözleşmesi ve yasalarımız gereği hapisle yargılanmak istemiyorlarsa lütfen eylem yapan arkadaşlarımıza müdahil olmasınlar" diye konuştu.
Samsun’da 493 üründe kalıntı denetimi: 36 üreticiye ceza
29 Mayıs 2025 Perşembe - 15:43 Samsun’da 493 üründe kalıntı denetimi: 36 üreticiye ceza Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, pestisit kalıntısının önlenmesi amacıyla 2024 yılında gerçekleştirdiği denetimlerde 493 ürün numunesi topladı. 16 numunede hasat geciktirme uygulanırken, 36 numune için idari para cezası kesildi. 2025 yılında ise 431 numune alınması planlanıyor. Zirai Karantina Toplantı Salonu’nda düzenlenen "Bitki Koruma Ürünlerinin (Pestisitler) Sürdürülebilir Kullanımı ve Kalıntının Önlenmesi" konulu eğitim toplantısında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, pestisitlerin yanlış kullanımının hem halk sağlığını hem de ihracatı tehdit ettiğini belirtti. "Kalıntısız üretim için denetim ve bilinç şart" Müdür Sağlam, "Bitki koruma ürünleri doğru ve bilinçli kullanılmadığında ürünlerde kalıntı oluşuyor. Bu da hem iç pazarda halk sağlığı açısından hem de dış pazarda ekonomik kayıplara yol açabiliyor. 2012’den bu yana uygulanan Hasat Öncesi Kalıntı Denetim Programı sayesinde riskli ürünlerde ciddi kontrol sağlanıyor. 2024’te 493 ürün denetlendi, 16’sına hasat geciktirme uygulandı, 36 üreticiye idari para cezası kesildi. 2025 için hedefimiz 431 ürün numunesiyle denetimleri sürdürmek" dedi. Toplantının devamında Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Uzmanı Hakan Örnek, pestisitlerin güvenli kullanımı ve kalıntı denetimleriyle ilgili teknik bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda, dünya genelindeki uygulamalar, ülkelerin kalıntı referans değerleri ve numune analiz kriterlerine dair bilgiler paylaşıldı. Toplantıya Risk Değerlendirme Daire Başkanı Mehmet Ali Ünverdi, Bakanlık Müşaviri Muharrem Selçuk, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Grup Çalışma Sorumlusu Sadık Ertuğrul ve Ziraat Mühendisi Hüseyin Akyazı da katıldı.
Edirne’de miniklere sağlık bilinci aşılandı
29 Mayıs 2025 Perşembe - 15:16 Edirne’de miniklere sağlık bilinci aşılandı Edirne’de "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Şükrüpaşa İlkokulu’nda okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki 750 öğrenciye teorik ve uygulamalı sağlık eğitimi verildi. Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü" kapsamında Edirne’de öğrencilere sağlık bilinci kazandırmaya yönelik etkinlik düzenlendi. Şükrüpaşa İlkokulu’nda gerçekleştirilen programda 750 öğrenciye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak amacıyla eğitimler verildi. "8 farklı istasyonda uygulamalı eğitim" Programda okul öncesi, 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine önce teorik, ardından uygulamalı eğitimlerle sağlık okuryazarlığı kazandırılması hedeflendi. Etkinlikte kurulan 8 farklı istasyonda öğrenciler; sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, fiziksel aktivite, bulaşıcı hastalıklar, aile hekimliği, 112 acil ve UMKE çalışmaları hakkında bilgilendirildi. "Çocuklarımız mutlu, sağlıkla tanışıyorlar" Etkinlikte konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, çocuklara küçük yaşlarda sağlık bilinci kazandırmanın önemine dikkat çekerek, "Bugün sağlık elçilerimizle beraberiz. Çok önemli bir aktiviteyi gerçekleştiriyoruz. Sağlık Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımız arasında yapılan protokol çerçevesinde, özellikle okul öncesi ve ilkokuldaki birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıftaki çocuklarımıza sağlıklı yaşam ve sağlık bilincini aşılamak üzere bir çalışma başlatıldı. Bugün Şükrüpaşa İlkokulu’muzda, 750 çocuğumuza bu kapsamda eğitim veriliyor. Hem İl Sağlık Müdürlüğü’müz hem 112 Acil ve UMKE birimlerimiz burada. Sağlıklı beslenme, ilk yardım, spor gibi birçok alanda sağlık çalışanlarımız ve öğretmenlerimiz görev aldı" dedi. "Hayatlarında belki ilk kez doktorlarla birebir iletişim kurdular" Etkinliğin çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiye değinen Vali Sezer, "Çocuklarımız mutlu. Belki de ilk kez doktorlarımızla, sağlık birimlerimizle ve 112 ekiplerimizle doğrudan temas kuruyorlar. Bu da büyük bir farkındalık oluşturuyor. ‘Ağaç yaş iken eğilir’ sözüyle ifade ettiğimiz gibi, çocuklarımızı daha küçük yaşlarda sağlıklı yaşamla ilgili bilgilendirmek çok kıymetli" diye konuştu. "Tüm okullarda yaygınlaştıracağız" Vali Sezer, konuşmasının sonunda programın il genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, "Bu programın Edirne genelindeki tüm okullarda devam etmesini arzu ediyoruz. Emeği geçen tüm sağlık ve eğitim çalışanlarına teşekkür ediyorum. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarımıza da böyle anlamlı bir projeyi hayata geçirdikleri için şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı.