SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Edirne’de miniklere sağlık bilinci aşılandı
29 Mayıs 2025 Perşembe - 15:15 Edirne’de miniklere sağlık bilinci aşılandı Edirne’de "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Şükrüpaşa İlkokulu’nda okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki 750 öğrenciye teorik ve uygulamalı sağlık eğitimi verildi. Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü" kapsamında Edirne’de öğrencilere sağlık bilinci kazandırmaya yönelik etkinlik düzenlendi. Şükrüpaşa İlkokulu’nda gerçekleştirilen programda 750 öğrenciye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak amacıyla eğitimler verildi. "8 farklı istasyonda uygulamalı eğitim" Programda okul öncesi, 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine önce teorik, ardından uygulamalı eğitimlerle sağlık okuryazarlığı kazandırılması hedeflendi. Etkinlikte kurulan 8 farklı istasyonda öğrenciler; sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, fiziksel aktivite, bulaşıcı hastalıklar, aile hekimliği, 112 acil ve UMKE çalışmaları hakkında bilgilendirildi. "Çocuklarımız mutlu, sağlıkla tanışıyorlar" Etkinlikte konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, çocuklara küçük yaşlarda sağlık bilinci kazandırmanın önemine dikkat çekerek, "Bugün sağlık elçilerimizle beraberiz. Çok önemli bir aktiviteyi gerçekleştiriyoruz. Sağlık Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımız arasında yapılan protokol çerçevesinde, özellikle okul öncesi ve ilkokuldaki birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıftaki çocuklarımıza sağlıklı yaşam ve sağlık bilincini aşılamak üzere bir çalışma başlatıldı. Bugün Şükrüpaşa İlkokulu’muzda, 750 çocuğumuza bu kapsamda eğitim veriliyor. Hem İl Sağlık Müdürlüğü’müz hem 112 Acil ve UMKE birimlerimiz burada. Sağlıklı beslenme, ilk yardım, spor gibi birçok alanda sağlık çalışanlarımız ve öğretmenlerimiz görev aldı" dedi. "Hayatlarında belki ilk kez doktorlarla birebir iletişim kurdular" Etkinliğin çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiye değinen Vali Sezer, "Çocuklarımız mutlu. Belki de ilk kez doktorlarımızla, sağlık birimlerimizle ve 112 ekiplerimizle doğrudan temas kuruyorlar. Bu da büyük bir farkındalık oluşturuyor. ‘Ağaç yaş iken eğilir’ sözüyle ifade ettiğimiz gibi, çocuklarımızı daha küçük yaşlarda sağlıklı yaşamla ilgili bilgilendirmek çok kıymetli" diye konuştu. "Tüm okullarda yaygınlaştıracağız" Vali Sezer, konuşmasının sonunda programın il genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, "Bu programın Edirne genelindeki tüm okullarda devam etmesini arzu ediyoruz. Emeği geçen tüm sağlık ve eğitim çalışanlarına teşekkür ediyorum. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarımıza da böyle anlamlı bir projeyi hayata geçirdikleri için şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Keneye yanlış müdahale ölüm getirebilir
29 Mayıs 2025 Perşembe - 15:15 Keneye yanlış müdahale ölüm getirebilir Suşehri Aile Toplum Sağlığı Merkezi, son dönemde artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları nedeniyle vatandaşları kenelere karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Suşehri Aile Toplum Sağlığı Merkezi, son zamanlarda yaygınlaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları nedeniyle vatandaşlara kene tehlikesine karşı tedbirli olmaları çağrısında bulundu. Kene kaynaklı hastalıkların ölümlere yol açması üzerine harekete geçen sağlık merkezi, stant açarak vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıttı. Uzmanlar, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Kişiler vücudunu kontrol etmelidir" Kırsal alanlara giden vatandaşların tedbirli olması gerektiğini söyleyen Suşehri Aile Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Tuğba Topbaş, "Tarla bağ bahçe orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten giysiler giyilmelidir. Riskli alanlardan dönüldükten sonra kişiler kendinin ve çocuklarının vücudunu kontrol etmelidir. Kişi Kene tutmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak elle dokunmadan keneyi vücuda tutan en yakın yerden çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumda en yakın sağlık kuruluşuna derhal başvurması gerekmektedir. Kene tutan kişiler kene vücudundan çıktıktan sonra 10 gün süreyle halsizlik iştahsızlık ateş kas ağrısı bulantı kusma baş ağrısı yönünden takipte kalmalıdır" dedi. "Yanlış yapılan müdahele kenenin daha çok vücuda girmesine sebep olur" Kene üzerine kesinlikle sigara izmariti, kolonya, yağ ya da ateşle müdahale edilmemesi gerektiğini ifade eden Topbaş, "Hastalık belirtisi çıkan kişiler hiç beklemeden tekrar sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Kişiler keneyi çıkaramadığı durumlarda kesinlikle kene üzerine yağ, sigara izmariti, kolonya ateş yakmak gibi iş ve işlemleri yapmaktan kaçınılmalıdır. Aksine yapılan işlemler kenenin daha çok vücuda girmeye çalışmasına ve de enfeksiyonlu kanı tekrar kusmasına yol açacaktır’’ diye konuştu.
Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:56 Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek Erzurum’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" şenliği coşkuyla gerçekleştirildi. Erzurum Sabancı İlkokulunda; Erzurum İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Sağlık İl Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" şenliği büyük bir coşku ve katılımla tamamlandı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Erzurum Büyükşehir Belediyesinin de katkı sunduğu Şenlik’te; sağlık, hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, aşıların önemi, aile hekimliği, ağız-diş sağlığı, beslenme, fiziksel aktivite, ilk yardım, afet bilinci ve geleneksel oyun temalarında istasyonlar kuruldu. Şenliğin amacı sağlık bilgisini artırarak çocukların ve dolayısıyla toplumun sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılması olarak ifade edildi. Vali Mustafa Çiftçi’de, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereği, Valilik himayesinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Sabancı İlkokulunda düzenlenen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programına katıldı. Sağlık okuryazarlığını küçük yaşta çocuklarımıza kazandırma amacı taşıyan bu protokol kapsamında ilimizde 570 öğrenciye, üç merkez ilçemiz (Aziziye, Palandöken, Yakutiye) Sağlık Müdürlüklerinde görevli personel tarafından, Toplum Sağlığı Hizmetleri Birimi koordinasyonunda eğitim verildi. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan her öğrenci "Sağlık Elçisi" ünvanını almaya hak kazandı. Program çerçevesinde çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına yönelik çalışmalar, kurulan çeşitli tematik istasyonlar aracılığıyla tanıtıldı. Vali Çiftçi; Arama Kurtarma İstasyonu, Sağlıklı Beslenme İstasyonu, Hareketli Yaşam İstasyonu, İzcilik İstasyonu, Aile Hekimliği İstasyonu, Ağız ve Diş Sağlığı İstasyonu, Fiziksel Aktivite İstasyonu ile Hijyen İstasyonunu gezerek öğrencilerle bir araya geldi. Programda yaptığı konuşmada Vali Çiftçi, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, ülke genelinde her ilde bir okulda bu etkinliğin hayata geçirildiğini ve bu sayede çocuklara sağlıklı yaşam bilincinin kazandırılmasının hedeflendiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu proje, sağlık okuryazarlığını geliştirmeye ve farkındalık oluşturmaya yönelik önemli bir adımdır. Ağaç yaşken eğilir." Vali Çiftçi, katılım sağlayan öğrencilere ’Sağlık Elçisi Belgeleri’ni takdim etti. Program, halk oyunları gösterisi ve Minik Arama Kurtarma ekibinin sergilediği gösteriyle sona erdi.
Muş Devlet Hastanesinde bir ilk: Epidural doğum başarıyla gerçekleştirildi
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:37 Muş Devlet Hastanesinde bir ilk: Epidural doğum başarıyla gerçekleştirildi Muş Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan epidural doğum yöntemiyle anne adayları için daha konforlu ve ağrısız bir doğum süreci sağlandı. Muş Devlet Hastanesinde anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu geçirmelerini sağlayan epidural doğum yöntemi ilk kez başarıyla uygulandı. Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Leyla Çetin ve Anestezi Uzmanları Uzm. Dr. Fatma Tuğçe Solak ile Uzm. Dr. Murat Şahin’in koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen doğum, hastane tarihinde bir ilk oldu. Epidural doğumla dünyaya gelen bebeğin ve annenin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Söz konusu uygulama, normal doğumun ağrısız bir şekilde gerçekleşmesini sağlayarak anne adaylarına önemli bir rahatlık sunuyor. Başarılı operasyonun ardından İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, süreçte görev alan hekimlere özverili ve başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Hacıoğlu; Op. Dr. Leyla Çetin, Uzm. Dr. Fatma Tuğçe Solak ve Uzm. Dr. Murat Şahin’e teşekkür belgesi takdim ederek, sağlık hizmetlerinde atılan bu önemli adımın kentteki kadın sağlığına büyük katkı sağlayacağını vurguladı. Müdür Hacıoğlu, "Epidural doğum gibi modern ve konforlu yöntemlerin ilimizde de uygulanmaya başlanması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Emeği geçen tüm hekimlerimizi kutluyorum" dedi.
70 hastanın göz ameliyatı 42 ülkede canlı yayınlanacak
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:15 70 hastanın göz ameliyatı 42 ülkede canlı yayınlanacak Bilkent Şehir Hastanesi’nde düzenlenen ‘Canlı Cerrahi Sempozyumu’ kapsamında 4 günde 70 hastanın ameliyatı 42 ülkede canlı yayınlanacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nin 9’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile bugün başladı. 1 Haziran’a kadar devam edecek sempozyuma 42 ülkeye yapılan canlı yayınlarda çevrim içi olarak bin, fiziki olarak ise bin olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Sempozyum çerçevesinde katarakt ve refraksiyon cerrahisi, kornea cerrahisi, şaşılık cerrahisi, vitreoretinal cerrahi, glokom cerrahisi, okuloplastik cerrahisi olmak üzere göz hastalıklarının 6 ana branşında gerçekleştirilecek ameliyatlar, aynı zamanda bilimsel eğitimi ve multidisipliner tartışmayı da bir araya getirecek. Her bir ameliyat yalnızca teknik yönleriyle değil, karar süreçleri ve klinik gerekçeleriyle de konferans salonunda interaktif olarak değerlendirilecek. "Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği mega projeleri bir eğitim üssü yapmak bizim görevimiz" Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, hastanede bulunan 15 göz ameliyathanesinde yapılan sempozyum gibi eğitim faaliyetlerine her zaman destek verdiklerini belirterek, "Hastanemizde şu anda 2 bin 800 asistanımız var. Uzmanlık eğitimi alıyorlar. Göz kliniğimizde de 60 asistanımız var. Uzmanlık eğitimi alarak Türkiye’nin değişik yerlerinde halkımıza hizmet etmek için görevlerini yerine getirecekler. Eğitim faaliyetlerine her zaman destek veriyoruz. Eğitim faaliyetlerimizi daha da geliştirmek için Sağlık Bakanlığımız her zaman bizim arkamızda. Biz de yaklaşık 700 eğitim görevlisi hocamızla Türkiye’ye hizmet edecek uzmanlar yetiştirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği mega projeleri bir eğitim üssü yapmak da bizim görevimiz" diye konuştu. "Dünyada bir ilki gerçekleştiriyoruz" Bu sempozyumun dünyada eşi benzeri olmadığına değinen Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Dr. Huban Atilla ise, "Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında yok. O yüzden dünyada da bir ilki gerçekleştiriyoruz. Katılım sayılarımız her yıl artmakta. Bu yıl ülkemizdeki katılımcı sayısı bin 100’ü geçti. Çevrim içi olarak yurt dışındaki izleyicilere de aktarım yapıyoruz. Gurur verici bir durum bizim açımızdan" açıklamasında bulundu. Göz için önemli denilebilecek bir yaş grubu olmadığını söyleyen Atilla, bunun her yaşta çok önem taşıdığını ve 1 haftalık bebekten 70 yaşındaki hastaya kadar geniş bir yaş aralığını ameliyat ettiklerini vurguladı. "42 ülkeden bin katılımcıya çevrim içi yayın yapıyoruz" Prof. Dr. Özlem Evren Kemer ise 15 göz ameliyathanesinde günde yaklaşık 120-150 arasında ameliyat yapıldığını vurguladı. Kemer, Canlı Cerrahi Sempozyumu kapsamında yayını ulaştırabilmek adına 4 ameliyathaneden yayın yapıldığını açıkladı. 70 vakanın ameliyat edileceğini de söyleyen Kemer, sözlerine şöyle devam etti: "6 branşın tamamı sırayla burada cerrahilerini sergileyecekler. Yapılacak olan cerrahiler genellikle standart dışında yüksek teknoloji gerektiren cerrahiler. Örneğin kornea birimi için ileri kök hücre nakilleri yapılacak, keratokonusta geldiğimiz son noktalardan örnekler gösterilecek. Böylelikle üstün cerrahi bilgi, tecrübe ve teknolojinin varlığında hekimlerimize eğitim fırsatı verilecek. Eş zamanlı olarak uluslararası yayın olduğu için şu anda öğrendiğimiz kadarıyla 42 ülkeden bin kadar katılımcı bizi İngilizce olarak çevrim içi izliyor. Bunu ülkemizin geldiği noktada cerrahimizin üstünlüğü, Türk hekimlerinin yaptığı başarılı ameliyatların yurt dışına aktarılması ve onların da eğitimi açısından son derece kıymetli görüyoruz."
Malatya’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği
29 Mayıs 2025 Perşembe - 13:55 Malatya’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği Malatya Valiliği himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği Niyazi Mısri İlkokulu bahçesinde gerçekleştirildi. Etkinliğe il protokolü, okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrenciler katıldı. Etkinlik kapsamında öğrencilere sağlıklı yaşam bilincini kazandırmak amacıyla çeşitli eğitimler verildi. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite alışkanlıklarının teşvik edilmesi, ekran bağımlılığının azaltılması ve obeziteyle mücadele gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldı. Ayrıca çocuklara temel ilk yardım bilgileri de aktarıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kızılay Malatya Şube Başkanı Sadi Ergül, söz konusu programın İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikler dizisinin bir parçası olduğunu belirterek, "Bu etkinliklerimiz sürecek. Başta Sayın Valimiz olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğümüze ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze verdikleri destek için teşekkür ediyorum" dedi. Malatya İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca ise konuşmasında, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek "Sağlığın kıymetini hasta olmadan bilmek gerekir. Bu doğrultuda Bakanlığımız, çocukluk çağından itibaren sağlık bilincinin geliştirilmesi ve sağlık okuryazarlığının artırılması hedefiyle bu tür projelere büyük önem veriyor. Okullar kapanmadan bu etkinliği gerçekleştirdik ancak benzeri faaliyetlerimiz devam edecek. Hedefimiz, anaokulundan 4. sınıfa kadar ulaşabildiğimiz tüm öğrencileri bu eğitimlerle buluşturmak" ifadelerini kullandı İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Bakır da etkinliğin çocukların gelişimi açısından önem taşıdığını kaydederek, "Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek anlayışıyla düzenlediğimiz bu anlamlı program, çocuklarımızın fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini desteklemek, okul sağlığı hizmetlerini güçlendirmek ve toplum sağlığında kalıcı bir bilinç oluşturmak adına büyük bir adımdır. Sağlık okuryazarlığı, çocuk yaşta kazandırılması gereken hayati bir beceridir. Çünkü sağlıklı çocuklar, sağlıklı toplumun; sağlıklı toplum ise güçlü bir geleceğin temelidir" diye konuştu
Dr. Haydar Yöndem: "Deri kanseri, vücudumuzda en yaygın olarak görülen kanser türüdür"
29 Mayıs 2025 Perşembe - 13:54 Dr. Haydar Yöndem: "Deri kanseri, vücudumuzda en yaygın olarak görülen kanser türüdür" Deri kanserinin vücutta en yaygın olarak görülen kanser türü olduğunu belirten Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Haydar Yöndem, "Her kanser türünde olduğu gibi deri kanserinde de erken teşhis hayat kurtarır" dedi. Tunceli Devlet Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Haydar Yöndem, Cilt Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Dr. Haydar Yöndem, "Deri kanseri, vücudumuzda en yaygın olarak görülen kanser türüdür. Her kanser türünde olduğu gibi deri kanserinde de erken teşhis hayat kurtarır. Eğer güneş gören göz etrafları, buran, ağız gibi güneşe daha fazla maruz kalan bölgelerimizde zamanla açılıp kapanan yaralarımız varsa veya açılan yaralarımız tedaviye rağmen kapanmıyor, büyüme gösteriyorsa, üzerinde kabuklanma, kanama ve akıntı gibi bulgular buna eşlik ediyorsa mutlaka bir uzman hekime görünmek gerekiyor. Uzun süredir var olan ve şikayet vermeyen, hep aynı seyreden yaralarınız için endişe etmenize gerek yok. Vücuttaki bir yarada değişim söz konusu ise bunu kontrol ettirmekte fayda vardır" diye konuştu. Cilt kanserinde en yüksek faktörün güneş ışınları olduğunu aktaran Yöndem, "Açık tenli olmak, açık göz rengine sahip olmak, çok sayıda çil ve bene sahip olmak daha önceden kendinizin ya da ailenizden birinin deri kanseri geçirmiş olması, doğuştan büyük benlere sahip olmak ve bağışıklık sisteminin baskılanması cilt kanseri riskini artırır. Güneşin etkilerinden korunmak için zorunlu olmadıkça saat 10 ile 14.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması gerekiyor. Eğer zorunluluk varsa güneş gözlüğü kullanmak, güneş kremleri kullanmak yararlı olur. Küçük çocukların uzun süre güneş maruziyetinde ciltlerine uygun güneş kremleri kullanılmalı. Yine kendi kendine ben muayenesi yapmak son derece önemli. Bunu bol ışıklı bir odada bir el aynası bir de boy aynasıyla tepeden tırnağa; saçlı deriden ayak tırnağına kadar ayda bir ben muayenesi yapılmalı. Kendimizin göremeyeceği bölgedeki benlerimiz için bir yakınımızdan yardım alabiliriz. Bu kontrolde eğer ki benlerde simetri değişimi, sınır ve boyutlarda değişim, üzerinde yara açılması, kanama görürseniz mutlaka bir uzman hekime muayene olunuz" dedi.
Sigarayı bırakana sertifika verildi
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:56 Sigarayı bırakana sertifika verildi Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, toplumdaki bireyleri tütün kullanımının zararlarından korumak hedefiyle başlattığı "Sigarayı Bırak, Hayatını Değiştir" kampanyasına destek veren kamu kurumlarına teşekkür belgesi verilirken, sigarayı bırakan kamu çalışanlarına ise başarı belgeleri takdim etti. Törende konuşan Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Türkiye’nin sağlık alanında son yıllarda çok önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti. 50-60 sene öncesinde sigara şirketlerinin de reklamları ve teşvikleri ile gitgide sigara içmeye özendirilen bir ortam oluşturduğunu hatırlatan Doğan, "O dönemlerde restoranlarda, otobüslerde, uçaklarda, kamu kurumlarında her yerde sigara içiliyordu. İçmeyen insanlar için bu çok rahatsız edici bir durumdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın da önderliğinde son yıllarda sigarayla mücadele edilmesi için bir ortam oluşturuldu. Bu çerçevede sigara ile mücadele edilmesi konusunda devletimizin almış olduğu bu kararlar son derece etkili oldu. Bu sayede birçok nokta tütünsüz hava sahasının olduğu noktalar oldu. Sağlık çalışanlarımızın da yaptığı bu çalışmalar neticesinde kamu kurumlarında sigarayı bırakan personel arkadaşlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum, sigarayı bırakanların sayısının artarak devam etmesini diliyorum" şeklinde konuştu. Sigaranın içerisinde yer alan maddeler sebebiyle bağımlılık yapıcılığının çok yüksek olduğunun altını çizen Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise, "Bilindiği üzere tütün kullanımı, çok yaygın bir bağımlılık çeşidi olmasının yanı sıra, tütün ve tütün ürünü dumanında bulunan maddelerin insan sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkileri nedeniyle dünyanın ve ülkemizin en önemli ve önlenebilir halk sağlığı sorunlarından biridir. Doğrudan tütün kullanımının getirdiği zararların yanında, Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyondan fazla kişi, tütün ürünü kullandığı için değil, tütün ürünü dumanına maruz kaldığı için hayatını kaybetmektedir" dedi. Günümüzde sigara bırakmada etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi seçenekleri mevcut olduğunu ifade eden Çetin, "Tüm sigara içenler sigarayı bırakma konusunda yardım almak için, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattını kullanabilir veya sigara bırakma polikliniklerine başvurabilirler. İlimizde 16 adet Sigara Bırakma Polikliniği mevcut olup burada tedavi olmak isteyen vatandaşımıza hekimlerimiz tarafından ilaç reçete edilmektedir. Tüm vatandaşlarımızı bu merkezlerden ücretsiz faydalanmaları için bekliyoruz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Uludağ Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ’ın "Tütün ve Tütün Ürünleri ile Mücadelede Güncel Yaklaşımlar" konulu konferansıyla devam etti. Ardından ise sigara bırakma kampanyası çerçevesinde kampanyaya destek veren 11 kamu kurumuna teşekkür belgesi verilirken, kampanya kapsamında sigarayı bırakan 21 çalışana ise başarı belgeleri takdim edildi.
Yaza sağlıklı bir cilt ile girmek için 9 pratik öneri
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:51 Yaza sağlıklı bir cilt ile girmek için 9 pratik öneri Yaz aylarında cildin en büyük düşmanının, yoğun güneş ışınları olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, "Güneşin zararlı UV ışınları, ciltte erken yaşlanmaya, lekelenmelere ve hatta cilt kanserine yol açabilir" dedi. Yaz ayları, beraberinde keyifli zamanları getirirken, cildimiz için bazı riskler de barındırıyor. Güneş ışınlarının etkisiyle artan ultraviyole (UV) maruziyeti, sıcak hava, terleme ve çevresel kirlilik cilt sağlığımızı tehdit edebiliyor. Yaz aylarında cilt bakımına biraz daha fazla özen göstermek gerektiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, bunun için kolay uygulayabilecek, pratik ve etkili önerilerde bulundu. Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, yaza sağlıklı bir cilt ile girmek için 9 öneriyi şu şekilde sıraladı: 1. Güneş koruyucu kullanmadan dışarı çıkmayın Yaz aylarında cildin en büyük düşmanı, yoğun güneş ışınlarıdır. Güneşin zararlı UV ışınları, ciltte erken yaşlanmaya, lekelenmelere ve hatta cilt kanserine yol açabilir. Bu nedenle dışarı çıkmadan 15-20 dakika önce, en az 30 SPF içeren bir güneş koruyucu sürmek çok önemlidir. Koruyucunun her 2-3 saatte bir yenilenmesi gerektiğini de unutmamak gerekir. 2. Cilt temizliğini ihmal etmeyin Ter, makyaj ve dış ortam şartları cilt gözeneklerini tıkayarak siyah nokta ve sivilceye neden olur. Bu yüzden sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez cildi uygun bir temizleyiciyle yıkamak gerekir. Cilt tipinize uygun, alkol içermeyen ve nemlendirici özellikte bir temizleyici tercih etmeniz en doğrusudur. 3. Nemlendirici krem kullanın Yaz aylarında çoğu kişi, sıcak nedeniyle nemlendirici kullanmayı bırakır. Ancak cilt, yazın da neme ihtiyaç duyar. Hafif, su bazlı ve yağsız nemlendiriciler tercih ederek cildinizi nemli tutulabilirsiniz. Özellikle güneşe maruz kaldıktan sonra aloe vera içeren nemlendiriciler cildi yatıştırır ve ferahlatır. 4. Güneş sonrası bakımı unutmayın Güneşte uzun süre kalmak cildi kurutur ve tahriş eder. Bu nedenle güneş sonrası bakım oldukça önemlidir. Duş sonrası nemlendirici losyonlar ve serinletici jeller kullanmak cildin toparlanmasına yardımcı olur. 5. Beslenmenize dikkat edin Cilt sağlığı sadece dışarıdan uygulamalarla korunmaz; içeriden de desteklenmesi gerekir. Yaz aylarında bol sebze ve meyve tüketmek, cilde gerekli vitamin ve antioksidan desteğini sağlar. Özellikle havuç, domates, salatalık, karpuz gibi su oranı yüksek besinler cilt dostudur. Cips, çikolata, gazlı içecekler gibi işlenmiş gıdalardan ise uzak durun. 6. Açık renkli ve pamuklu giysiler giyinin Giyilen kıyafetler de cilt sağlığını etkiler. Yazın açık renkli, bol ve pamuklu giysileri tercih edin. Sentetik kumaşlar teri emmez ve ciltte tahrişe sebep olabilir. Ayrıca şapka ve güneş gözlüğü kullanmak da hem cilt hem de göz sağlığı için faydalıdır. 7. Makyajı azaltın Yaz aylarında ağır makyaj yapmak cildin hava almasını engeller. Bunun yerine hafif BB kremler, renkli nemlendiriciler ya da sadece güneş kremi kullanmak daha sağlıklıdır. Geceleri ise mutlaka makyaj temizlenmeli ve cilt dinlendirilmelidir. 8. Bol su tüketin Yüksek sıcaklıklarla birlikte vücuttan terleme yoluyla su kaybı artar. Bu durum cildin kurumasına, matlaşmasına ve elastikiyetini yitirmesine neden olur. Günde en az iki-iki buçuk litre su içmek, cildin nemli ve sağlıklı kalmasını sağlar. Ayrıca su, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olarak sivilce oluşumunu da engeller. 9. Uyku hijyenine özen gösterin Cilt sağlığını korumanın bir diğer yolu da kaliteli uykudan geçer. Uyku sırasında cilt kendini yeniler. Bu nedenle günde 7-8 saat uyumaya özen göstermek gerekir. Ayrıca stres, hormonları etkileyerek ciltte sivilce ve kızarıklıklara neden olabilir. Stresi azaltmak için yürüyüş, meditasyon veya hobilerden faydalanabilirsiniz."
‘İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:51 ‘İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’ Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Her bir intihar, yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir. Oysa nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek; fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, bilgilendirmelerde bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), Uluslararası İntiharı Önleme Derneği’nin bir girişimi olarak 2003 yılında dünyada intihar olgusu konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 10 Eylül tarihini Dünya İntiharı Önleme Günü olarak ilan ettiğini vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "DSÖ verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir" ifadelerini kullandı. "Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor" Her 25 intihar girişiminden 1’inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, "Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir" diye konuştu. "İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür" Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, şu önerilerde bulundu: "İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz." "İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz" "Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın" diyen Uzm. Dr. Çevik, "Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" şeklinde konuştu.