SAĞLIK
48 yıllık tecrübe Kütahya’da gençlerle buluştu 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33:50 Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşları arasında yer alan ve bu yıl 48. kuruluş yılını geride bırakmanın gururunu yaşayan Hayat Sağlık Grubu, ‘insana dokunan sağlık’ vizyonu doğrultusunda sağlık hizmetlerinin yanı sıra, bilgi ve deneyim paylaşımına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Hasta odaklı yaklaşımı ve sağlıkta kalite anlayışıyla faaliyetlerine devam eden Hastane Yönetimi, son olarak Kütahya’da temaslarda bulundu. Kütahya programına, Kütahya Valisi Musa Işın’ı makamında ziyaret ederek başlayan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, sağlık sektörü, eğitim, gençlerin kariyer planlaması ve bölgesel kalkınma üzerine yürüttükleri çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ziyarette konuşan Vali Musa Işın da, Hayat Sağlık Grubu yönetimini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan Emre Aydın’ın da katıldığı ve karşılıklı görüş alışverişiyle devam eden buluşmada Uzm. Dr. Ahmet Özkul, kaleme aldığı ‘Sağlığa ve Topluma Adanmış Bir Ömür’ adlı kitabını da Muş Valisi Musa Işın’a takdim etti. Aslen Kütahyalı olan Ahmet Özkul’a ziyaret sırasında Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Özkul ile Nurten Molla eşlik etti. "Gençlerin güçlü bir vizyon geliştirmesi büyük önem taşıyor" Kütahya’daki temasları kapsamında öğrencilerle de bir araya gelen Uzm. Dr. Ahmet Özkul, düzenlenen kariyer ve deneyim paylaşımı konferanslarında eğitim ve meslek yaşamından örnekler aktararak gençlere ilham verdi. Hedef odaklı çalışmanın, azmin ve topluma fayda sağlayan bireyler olmanın önemine dikkat çeken Özkul, gençlerin geleceğe hazırlanırken güçlü bir vizyon geliştirmelerinin önem taşıdığını vurguladı. Program kapsamında Kütahya Nafi Güral Fen Lisesi ve Kütahya ASE Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle buluşan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, sağlık sektöründeki deneyimlerini paylaşırken kariyer planlamasında doğru hedef belirlemenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşilerde öğrenciler de merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı buldu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:28 Kalp anjiyosundan korkmayın Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, halk arasında ‘sanal anjiyografi’ olarak bilinen Koroner BT Anjiyografi yönteminin, kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Gümüştaş, sadece birkaç dakika süren bu yöntemle anjiyoya göre damar duvarı ve damarlardaki plakların yapısı hakkında daha detaylı bilgiler edinildiğini belirtti. Günümüzde kalp hastalıklarının erken teşhisinde en çok uygulanan yöntemlerden biri olan Koroner BT Anjiyografi (Kalp Tomografisi), klasik anjiyoya göre sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, bu teknolojinin hastaya hiçbir ağrı vermeden, adeta bir "kalp haritası" çıkardığını ifade etti. Damarın sadece içini değil, duvarını da görüyor Klasik anjiyografi yöntemlerinde sadece damar içi görüntülenebilirken, Koroner BT Anjiyografinin daha kapsamlı bilgi sunduğunu belirten Uzm. Dr. Gümüştaş, "Koroner BT anjiyografi ile başarılı bir çekim gerçekleştirildiğinde neredeyse anjiyodaki gibi üst düzeyde bilgi veren bir görüntü elde edilebilir. Hatta anjiyoda hastanın sadece damarlarının içi görülürken, Koroner BT anjiyografide hastanın damar duvarı da görülebilmektedir. Ayrıca damarlardaki plakların yapısı da analiz edilebilir. Plak içeriği, plak yaygınlığı ve karakteri hastanın yüksek riskli gruba girip girmediği konusunda da bilgi verir" dedi. Birkaç dakikada ağrısız işlem Tetkikin hasta konforu açısından en büyük kolaylığının hızlı ve ağrısız olması olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Gümüştaş, işlemin avantajlarına dair şu bilgileri verdi: "Görüntü kalitesi çok yüksektir. Koroner arter hastalığında yüksek çözünürlüklü görüntü verdiği için çok sık tercih edilmektedir. Komplike ve basit doğumsal kalp hastalıklarında, anatomi ve damarsal bağlantılar konusunda da ileri düzeyde bilgi vermektedir. Çekim için 5-7 dakika gibi kısa bir süre yeterli olduğu ve MR’daki gibi gürültü sorunu söz konusu olmadığı için hastalara rahatsızlık vermemektedir. İşlem sırasında ve sonrasında ağrı olmaz. Stent işlemi ya da bypass ameliyatı geçirmiş kişilerde veya daha önce koroner arter hastalığı olduğu bilinmeyen hasta grubunda güvenle uygulanabilir. Koroner anatomi ve darlık düzeyleri ile ilgili detaylı bilgi alınabilmektedir."
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:17 Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor" Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle baş ağrıları, migren, boyun ve bel fıtığına bağlı ağrılar, kas ağrıları, fibromiyalji ve kas-iskelet sistemi kaynaklı kronik ağrılarda nöral terapinin etkili sonuçlar verebildiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Kronik ağrı nedeniyle uzun süre ilaç kullanmak zorunda kalan hastaların alternatif ve tamamlayıcı tedavilere yönelimi sürerken, nöral terapi de son dönemde kronik ağrı tedavisinde daha fazla tercih edilen yöntemler arasında yer almaya başladı" dedi. "Kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil" Nöral terapinin yalnızca enjeksiyon uygulamasından ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Koca, "Nöral terapi aslında bütüncül bir bakış açısıdır. Hastaya sadece ağrılı bölge üzerinden değil, tüm vücut sistemi üzerinden yaklaşılır. Çünkü kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil, sinir sistemi, stres, geçirilmiş travmalar ve vücudun genel regülasyonu ile ilişkili karmaşık bir süreçtir" dedi. "Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır" Tedavide kullanılan lokal anestezik maddelerin amacının yalnızca ağrıyı uyuşturarak geçici rahatlama sağlamak olmadığını vurgulayan Koca, "Burada amaç sadece ağrıyı kesmek değildir. Kullanılan düşük doz lokal anesteziklerle sinir sisteminin yeniden regülasyonunu sağlamak, vücudun iyileşme yanıtını ortaya çıkarmak hedeflenir. Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır. Yani hastaların düşündüğü gibi sadece uyuşturucu etkisinden faydalanılan bir uygulama değildir" ifadelerini kullandı. Tedavinin doğal bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Koca, kullanılan lokal anestezik maddelerin oldukça düşük dozlarda uygulandığını ifade etti. Prof. Dr. Koca, "Uygun hasta grubunda gebelerde ve emziren annelerde bile kontrollü şekilde uygulanabilen bir yöntemdir. Amaç vücudun bozulan regülasyonunu yeniden dengelemektir" şeklinde konuştu. "Ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" Tedavi süreci hakkında bilgi veren Koca, uygulamanın ortalama 5 dakika sürdüğünü ve hastaların işlem sonrası günlük yaşamlarına rahatlıkla devam edebildiğini söyledi. Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Koca, "Genellikle haftada bir uygulama yapıyoruz. Ortalama 4 ila 8 seans arasında değişebiliyor ancak bu sayı hastanın şikayetine, ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" ifadelerini kullandı. Özellikle uzun süredir devam eden kronik ağrılarda bazı hastaların ilk seanslardan itibaren rahatlama hissettiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Her hastada aynı sonucu beklemek doğru olmaz ancak uygun hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlarla karşılaşabiliyoruz" dedi. Son yıllarda ağrı kesici kullanımının ciddi şekilde arttığına dikkat çeken Koca, hastaların artık daha bütüncül tedavi yaklaşımlarına ilgi gösterdiğini söyledi. "İnsanlar sadece geçici rahatlama değil, sorunun kaynağını anlamak istiyor. Bu nedenle tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelim artıyor" diye konuştu. Tedavinin bilimsel tıp yaklaşımı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Koca, nöral terapinin uygun hasta seçimi ve doğru teknikle uygulandığında etkili sonuçlar verebildiğini ifade etti.
‘İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:51 ‘İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’ Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Her bir intihar, yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir. Oysa nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek; fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, bilgilendirmelerde bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), Uluslararası İntiharı Önleme Derneği’nin bir girişimi olarak 2003 yılında dünyada intihar olgusu konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 10 Eylül tarihini Dünya İntiharı Önleme Günü olarak ilan ettiğini vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "DSÖ verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir" ifadelerini kullandı. "Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor" Her 25 intihar girişiminden 1’inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, "Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir" diye konuştu. "İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür" Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, şu önerilerde bulundu: "İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz." "İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz" "Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın" diyen Uzm. Dr. Çevik, "Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" şeklinde konuştu.
Kalbi duran iki vatandaş Lokman Hekim’de yapılan başarılı ameliyatla tekrar hayata döndürüldü
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:54 Kalbi duran iki vatandaş Lokman Hekim’de yapılan başarılı ameliyatla tekrar hayata döndürüldü Van’da kalp krizi nedeniyle kalbi duran iki vatandaş, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla hayata tekrar döndürüldü. Van’da ikamet eden Halil Zent (52) isimli vatandaş, göğüs ağrısıyla Lokman Hekim Van Hastanesine başvurdu. Burada yapılan eko sonucunda kalp krizi tespit edildi. Anjiyoya götürüldüğü sırada kalbi duran Halil Zent’e yaklaşık 10 dakika kalp masajı yapıldı. Kalp masajı ile birlikte tıkalı olan ana damarına stant takılan Zent, yaklaşık 45 dakika sonra hayata döndürüldü. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suhaib Abu Saif, "Hasta bize göğüs ağrısıyla geldi. İlk olarak çekilen EKG’de kalp krizi saptanmadı. Ancak hastanın göğüs ağrısının devam etmesi nedeniyle yapılan eko sonucunda kalp krizi tespit edildi. Anjiyoya çıkarıldığı sırada hastanın kalbi durdu. Yaklaşık 10 dakika boyunca kalp masajı yapmamıza rağmen kalbi dönmedi. Anladık ki damarı açılamazsa hiç dönmeyecektir. Kalp masajı yapılırken işleme aldık. Ana damarının tıkalı olduğunu tespit ettik. Hemen oraya bir stent taktık. Takıldıktan sonra 35 dakika spiara devam edildi. Yaklaşık 45 dakika spiar sonrası hasta hayata döndürüldü. Yoğun bakımda iki hafta kaldıktan sonra uyandı. Şu an genel durumu iyi ve servise alındı. Bu hastamızın şansı hastane içerisindeydi. Eğer hastane dışında olsaydı, çok ağır bir beyin hasarı gelişebilirdi. Yani göğüs ağrısı olur olmaz hemen hastaneye başvurduğu için bu hasta çok şanslı sayılır. Bu nedenle göğüs ağrısı çekenlerin hemen acil servise başvurması gerekir" dedi. Remzi Akkuş (35) isimli hastanın ise hastane dışında kalp krizine bağlı kalp durması yaşadığını aktaran Dr. Suhaib Abu Saif, "Remzi Bey hastaneye getirildikten sonra 35 dakika kalp masajı yapıldı. Kalbin spontane ritmi sağlandıktan sonra anjiyoya aldık. En önemli damarına stant taktık. Bu durum hastane dışında olduğu için beyin hasarı olma ihtimali çok yüksekti. O yüzden soğutmaya aldık. Özel cihazlı vücut ısısını 38 dereceden 31 dereceye çektik. Böylece hem kalp fonksiyonları hem de beyin fonksiyonları ile beyin hücrelerini koruduk. Yaklaşık 36 saat sonra soğutma cihazı ile soğuttuktan sonra hastayı uyandırdık. Çok şükür hastanın çekilen beyin MR’ında hiçbir hasar gelişmeden taburcu ettik. Şu anda normal yaşamını devam ettiriyor" diye konuştu. İkinci kez hayata dönmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten hastalar ise Dr. Suhaib Abu Saif ve hastane yönetimine teşekkür ettiler.
İEU Medical Point Hastanesi, üçüncü kez "Türkiye’nin En İyi İşverenleri" arasında yer aldı
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:43 İEU Medical Point Hastanesi, üçüncü kez "Türkiye’nin En İyi İşverenleri" arasında yer aldı İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, insan odaklı yönetim anlayışı, güçlü kurum kültürü ve "7S" ilkeleriyle şekillenen yaklaşımı sayesinde Great Place to Work Enstitüsü tarafından açıklanan "Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2025" listesinde bu yıl da yer aldı. Binin üzerinde çalışanı bulunan şirketler kategorisinde Türkiye genelinde yedinci sıraya yerleşen Medical Point Hastanesi, söz konusu listeye art arda üçüncü kez girerek önemli bir başarıya imza attı. Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba tarafından yapılan açıklamada, "7S ile büyüyen kurum kültürü ’Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ listesinde 7.’liği getirdi. Sevgi, Saygı, Sabır, Sır, Samimiyet, Sadakat ve Sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekillenen iş yeri anlayışı, yalnızca hasta memnuniyetini değil, çalışan bağlılığını da en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Great Place to Work Enstitüsü’nün iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi üzerine gerçekleştirdiği değerlendirme sonucunda belirlenen listede yer almak, hastanemizin sürdürülebilir ve güven veren kurum kültürünü ortaya koyarken; çalışanlarımızın gelişimini önceliklendiren uygulamalarımızın ve 7S ilkelerine dayalı çalışma anlayışımızın da bir yansıması olarak değerlendiriliyor." denildi. Çalışan deneyimini odağına alan yönetim modeli, yenilikçi insan kaynakları uygulamaları ve yüksek bağlılık yaratan ekip çalışmasıyla öne çıkan İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, hasta ve çalışan memnuniyetini birlikte yükselten yapısıyla dikkat çekiyor.
Tavas Belediyesinin ücretsiz diyetisyen desteği memnuniyet oluşturdu
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:29 Tavas Belediyesinin ücretsiz diyetisyen desteği memnuniyet oluşturdu Tavas Belediyesi tarafından sağlıklı toplum oluşturmak açıyla hizmet vermeye başlayan ücretsiz diyetisyen desteği Tavaslı vatandaşlardan takdir topluyor. Tavas Belediyesi vatandaşların sağlıklı kilo alma, kilo verme, hastalıklarda beslenme, gebelik dönemi beslenmesi ve çocukluk çağı beslenmesi gibi birçok alanda destek olması amacıyla başlattığı ücretsiz diyetisyen desteği yoğu ilgi görüyor. Verilen hizmet için yapılan anketlerde diyetisyen hizmeti övgüler alıyor. Yapılan anketlerde, daha önce bu tür hizmetin verilmediğini ve sağlıklı yaşam için sunulan hizmetin büyük destek olduğunu ifade eden vatandaşlar, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık’a ve Diyetisyen Ayşegül Atlıoğlu’na övgü dolu mektuplar yazıldı. Vatandaşların övgü dolu mesajlarını sosyal medyada paylaşan Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Tavas Belediyesi olarak başlattığımız Ücretsiz Diyetisyen Danışmanlık Hizmetimiz, mahallelerimizde büyük ilgi görmeye devam ediyor. Bu kapsamda sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi almak için, Diyetisyenimiz Ayşegül Atlıoğlu’nu ziyaret ettim. Bu hizmetten faydalanan vatandaşlarımızın el yazılarıyla ilettiği memnuniyet mesajlarını okumak bizleri hem gururlandırdı, hem de duygulandırdı. Gördüm ki hemşehrilerimiz bu hizmete sahip çıkıyor, sağlıklı yaşam için bilinçli adımlar atıyor. Tavas’ta her bir hemşehrimizin memnuniyeti için çalışmaya, onların hayatına dokunan projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Vatandaşlarımızı bu duyarlılıklarından ötürü yürekten tebrik ediyorum. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ve Diyetisyenimiz Ayşegül Atlıoğlu’na teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Talas Belediyesi’nden biyosidal eğitimine uzman desteği
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:28 Talas Belediyesi’nden biyosidal eğitimine uzman desteği Talas Belediyesi, halk sağlığına yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından 26-28 Mayıs 2025 tarihleri arasında düzenlenen Biyosidal Ürün Uygulayıcı Eğitimi Sertifika Programına, Talas Belediyesi, Veteriner İşleri Müdürlüğü uzman ekipleriyle katkı sundu. Programın son günü gerçekleştirilen uygulama eğitimi, belediyenin deneyimli personeli tarafından sahadaki bilgi birikimiyle desteklenerek verimli bir şekilde tamamlandı. Biyosidal ürünler, haşere, kemirgen ve mikroorganizmalar gibi zararlı canlılarla mücadelede kullanılan, halk sağlığını korumaya yönelik kimyasal maddelerdir. Özellikle yerel yönetimlerin çevre ve halk sağlığı alanındaki uygulamalarında bu ürünlerin doğru kullanımı büyük önem taşır. Bu nedenle, söz konusu eğitim programı belediye personelinin bilinçlenmesine ve teknik donanımının artmasına önemli katkı sağladı. Talas Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, Geriatri Hastanesi Toplantı Salonunda düzenlenen uygulamalı eğitim kapsamında biyosidal ürünlerde kullanılan cihazlarla araçların tanıtımını yaptı, uygulama tekniklerini anlattı ve sahadan elde ettikleri tecrübeleri katılımcılarla paylaştı. Eğitim boyunca gösterilen ilgi, Talas Belediyesi’nin sahadaki uzmanlığına duyulan güveni bir kez daha ortaya koydu. Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, şunları söyledi: "Belediyemiz, halk sağlığını önceleyen projelere her zaman öncülük etmektedir. Biyosidal ürünlerin etkili ve güvenli kullanımı konusunda edindiğimiz bilgi birikimini, bu eğitim programında paylaşmak bizim için büyük bir sorumluluk ve gurur kaynağıdır. İl Sağlık Müdürlüğümüzle uyum içinde yürütülen bu tür iş birlikleri hem personel gelişimini destekliyor hem de ilçemizin yaşam kalitesini artırıyor. Eğitime katkı sunan tüm ekip arkadaşlarıma ve katılımcılara teşekkür ediyorum." Talas Belediyesi, çevre ve halk sağlığı alanındaki teknik kapasitesi ve uzman kadrosuyla benzer projelere destek vermeye ve şehir genelinde bilinçli uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunmaya devam edecek.
Başkan Büyükkılıç’tan Alzheimer’a özel sağlık yatırımı: İnşaatta son aşamaya gelindi
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:22 Başkan Büyükkılıç’tan Alzheimer’a özel sağlık yatırımı: İnşaatta son aşamaya gelindi Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile hayırsever iş birliğindeki önemli ve anlamlı sağlık yatırımı olan Naciye-Ramazan Büyükkılıç ve Kızları Alzheimer Gündüz Bakım Evi’nin kaba inşaatı tamamlandı. Hızla süren çalışmalarda inşaatın yakın zamanda tamamlanacağı ifade edildi. Belediye ve hayırsever iş birliğinde birbirinden güzel, önemli ve anlamlı projeleri hayata geçiren Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, toplumda hızla artış gösteren ve gerek hastaların kendilerinin gerekse yakınlarının büyük zorluk yaşadığı Alzheimer konusunda imzalanan protokol ile yapımına hızla başlanan Naciye-Ramazan Büyükkılıç ve Kızları Alzheimer Gündüz Bakım Evi’nin inşasını sürdürüyor. 3 bin metrekarelik alanda süren inşa çalışmaları, yakın zamanda tamamlanacak Naciye-Ramazan Büyükkılıç ve Kızları Alzheimer Gündüz Bakım Evi hakkında bilgiler aktaran Etüt Projeler Daire Başkanı Murat Baltacı, 3 bin metrekarelik alanda inşaat çalışmalarının hızla sürdürüldüğünü dile getirerek, "Yapımız üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yaşam alanları, ana atölyeler, yemek salonları, çok amaçlı yedek atölyeler, mutfak, banyo, wc, mescit bulunmaktadır. Üst katta yönetim ofisi ve konferans salonu bulunmaktadır. Çok yakın zamanda da inşaatımızı bitirmeyi hedefliyoruz. Kaba inşaatımızı bitirmiş durumdayız. Çatı imalatlarımız devam ediyor, duvar imalatlarımız bitti. Elektrik-mekanik tesisatlarımıza devam ediyoruz. İnşallah hızlı bir şekilde sonuçlandırmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Toplumda önemli bir sosyal sorun haline gelen Alzheimer ile bu konuda inşa edilen merkez hakkında açıklamalarda bulunarak bilgiler veren Daire Başkanı Baltacı, söz konusu merkeze ilişkin, "Hastaların hem kendilerini rahat hissedecekleri hem de sosyal etkileşim ile aktivitelere katılabilecekleri çok yönlü bir yaşam alanı oluşturulması hedeflenmektedir" ifadelerinde bulundu. Yaşam kalitesinin artması, hastalığın ilerlemesinin engellenmesi ve farkındalık oluşması hedefleniyor Baltacı, merkeze yönelik yaptığı açıklamada, "Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın önderliğinde ve Naciye-Ramazan Büyükkılıç ve Kızları hayırseverliğinde yapımına başlanan ve belediyemizce projeye alınan bu merkez, hastalığı ileri seviyede olmayan hastalara gündüz bakım hizmeti sunarak yaşam kalitelerini arttırmayı ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedeflemektedir" diye konuştu. Baltacı, hasta yakınları için düzenlenecek eğitim, seminerler ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ile hasta yakınlarına destek olunması, Alzheimer konusunda ise farkındalık oluşturulmasının hedeflendiğini de sözlerine ekledi.
’’Yaz aylarında gözlerinizi allerjenlerden koruyun’’
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:14 ’’Yaz aylarında gözlerinizi allerjenlerden koruyun’’ Yaz aylarında gözde görülen allerjik hastalıklara dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mediha Tok Çevik, ’’Gözlerde allerjik reaksiyonlar, duyarlı olunan etkene maruz kalındığında ilgili allerjene karşı hassas olan gözlerin verdiği kızarıklık, şişlik, sulanma ile ortaya çıkar’’ dedi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle gözlerde kaşınma, kızarıklık ve şişlikler artarak görülmeye başlandı. Aslında bunlar yaz aylarında gözde görülen allerjilerin belirtileri. Çocuklarda ve adölsan çağdaki bireylerde sıklıkla görülen allerjik hastalıklarla ilgili bilinmesi gerekenleri Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mediha Tok Çevik anlattı. ’’Ülkemizde allerjik hastalıklar endüstrileşme, coğrafik özellikler, yaşam koşulları gibi değişkenlere göre bölgesel farklılıklar gösteriyor’’ Allerjik hastalıkların dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ni etkilediğinin belirten Op. Dr. Mediha Tok Çevik, ’’Günümüzde bu oran her geçen gün daha da artmaktadır. Ülkemizde de allerjik hastalıklar endüstrileşme, coğrafik özellikler, yaşam koşulları gibi değişkenlere göre bölgesel farklılıklar göstermekle beraber genel olarak toplumun yüzde 25’inde görülmektedir. Gözlerde allerjik reaksiyonlar ise, duyarlı olunan etkene maruz kalındığında ilgili allerjene karşı hassas olan gözlerin verdiği kızarıklık, şişlik, sulanma ile ortaya çıkar. Allerjenler gözdeki mast hücreleri dediğimiz bağışıklık hücrelerini uyarırlar ve bu hücrelerden histamin gibi maddeler salınır ve kızarıklık, şişlik, kaşıntı gibi şikayetlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu reaksiyonlar devam ederse daha fazla hücre bölgeye göç eder ve inflamasyon dediğimiz durumu başlatırlar. Sonuç olarak gözlerdeki bu rahatsız edici bulgular daha da artar’’ dedi. Op. Dr. Mediha Tok Çevik, allerjiyi tetikleyen sebepleri ve korunmaya yollarını şöyle açıkladı: ’’Evcil hayvan tüyleri ve ev tozları allerjiyi tetikleyebiliyor’’ ’’Allerjik konjonktivitin en sık görülen tipleri polenler ve küf mantarı sporlarının da etken olabileceği mevsimsel alerjik konjonktivit ve şikayetlerin tüm yıl boyunca devam ettiği perenniyel allerjik konjonktivit şeklindedir. Mevsimsel allerjik konjonktivitli hastalar, ev ya da işyerleri gibi kapalı yerlerde rahat ederken, dışarı çıktıklarında yani havadaki polen, küf gibi allrjenlere maruz kaldıklarında şikayetleri başlar. Ev tozu akarları, evcil hayvanların tüyleri gibi iç ortam allerjenlerine maruz kalındığında allerjik şikayetler artıyor ise bu durum kişinin pereniyel allerjik konjonktivitinin olduğunun işareti olabilir. Bu hastalar gerekli çevresel önlemleri aldıklarında oldukça rahat ederler. ’’Egzoz dumanı ve paketli gıdalarda allerjiyi tetikliyor’’ Allerjk konjonktivitler çocuklarda ve adölasan çağda daha sık görülür. İleri yaşlarda görülme sıklığı giderek azalır. Çevresel faktörlerinin etkisinin ve endüstrileşmenin her geçen gün hızlı bir şekilde arttığı günümüzde, paralel olarak allerji ile ilgili rahatsızlıklar da artmaktadır. Hava kirliliğinin artması, egzoz dumanı, işlenmiş ve paketli gıda tüketiminin artması, mikroplastikler, nanopartiküller ve yoğun deterjan ve kimyasal madde kullanımı durumu ne yazık ki daha da kötüleştirmekte. Küresel ısınma ile birlikte polen mevsiminin uzaması da mevsimsel allerjik konjonktivit sezonunun daha uzun sürmesine ve sonuç olarak hastaların rahatsızlığının süresinin de uzamasına sebep olmaktadır. ’’Yastık, yorgan ve nevresimlerinizi 60 derecede yıkayın’’ Allerji zamanı gelmeden gerekli önlemleri alabilmek için allerjinin neye karşı olduğunu belirlemek, gerekiyorsa allerjiden koruyacak ilaçları zamanında kullanmaya başlamak kişinin yaşam kalitesini arttırmada yardımcıdır. Ayrıca çocukların işlenmiş, paketli, gıda boyalı, kıvam arttırıcılı gıdalardan uzak tutulup mümkün olduğu kadar doğal sebze ve meyvelerle beslenme alışkanlıkları edinmeleri için motive edilmeleri önem arz etmektedir. Mümkünse küçük yaştaki bağışıklık system matürasyonu henüz tamamlanmamış çocukların kreş, alışveriş merkezi gibi ortamlara sokulmaması gerekiyor. Ev içi allerjen miktarını azaltmak da çok önemlidir. Özellikle ev tozu akarlarına karşı allerji var ise kuş tüyü, yün yastık yorgan kullanılmamalı, yün halılardan, kalın perdelerden, nevresimlerden kaçınılmalıdır. Yastık, yorgan, nevresim değişiminin haftalık yapılıp 60 derecede yıkanılması gerekmektedir. ’’Dışarı çıkarken siperli şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı’’ Allerjik konjonktivitin en sık semptomları kaşıntı, kızarıklık ve sulanmadır. Ayrıca yanma, batma, ışık hassasiyeti, göz kapaklarında şişlik ve göz kapağının iç kısmında kızarıklık görülebilir. Göz ile ilgili şikayetlerin yanı sıra burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, astım ve egzamaya ait bulgular da eşlik edebilir. Hastalığın tanısı ayrıntılı öykü ve detaylı göz muayenesi sonucunda koyulur. Allerjik konjonktivitin tedavisinde öncelikle ilgili allerjen tespit edilebiliyorsa allerjene maruziyetin kısıtlanması çok önemlidir. Bu sebeple ev ortamında toz kontrolü, polen mevsiminde camların kapalı tutulması, dış ortama çıkarken mümkünse siperli şapka ve güneş gözlüğü kullanılması gerekmektedir. Gözleri ovuşturmak semptomları daha da kötüleştirebilir ve mekanik etki göze Zarar verebilir. Bu nedenle gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalıdır. İlaç tedavisinde ise birinci basamakta antihistaminik göz damlaları, mast hücre stabilizatörü damlalar, kortikosteroid içeren göz damlaları ve suni gözyaşı damlaları kullanılmakta. Kısa süreli de olsa kortizon içeren damlalar kesinlikle hekim bilgisi dışında kullanılmamalıdır. Bu birinci basamak tedaviye cevap vermeyen hastalarda ikinci basamak ve daha ileri tedavilere geçilmesi gerekir. Tedavi kişiye özel planlanmalıdır. Hedef uzun dönem göz sağlığının etkin bir şekilde korunmasıdır.’’
Kalp kapakçığı çürüyen hasta Van’da şifa buldu
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:05 Kalp kapakçığı çürüyen hasta Van’da şifa buldu Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp kapakçığı çürüyen ve hayati damarları tıkanan 38 yaşındaki hasta, geçirdiği başarılı ameliyatla hayata tutundu. Bitlis’ten Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen Lalihan Demir isimli 38 yaşındaki kadın hasta; nefes darlığı, kilo kaybı, karın ve eklem ağrısı şikayetleriyle tedavi altına alındı. Hastanın 3 yıl önce mitral kalp kapakçığı değişimi geçirdiği ve yaklaşık 1 yıldır brucella enfeksiyonu nedeniyle düzensiz tedavi aldığı öğrenildi. Yapılan tetkiklerde hastanın kalp kapakçığında enfeksiyona bağlı çürüme ve işlev kaybına neden olan pıhtılar tespit edildi. Çekilen tomografide ise karaciğer, dalak ve ince bağırsağı besleyen ana damarların tamamen tıkalı olduğu belirlendi. Durumu ağırlaşan hasta acil olarak ameliyata alındı. Yüksek riskli operasyon, Kalp ve Damar Cerrahı Op. Dr. Tahir Olgaç ve ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası yoğun bakıma alınan hasta, altı günlük yaşam mücadelesinin ardından servise alındı. Serviste bir hafta süren tedavisinin ardından taburcu edilen Demir, sağlığına kavuştu. Konuya ilişkin konuşan Op. Dr. Tahir Olgaç, brucella enfeksiyonunun bölgede sık görüldüğünü belirtti. Olgaç, "Çiğ süt ve et ürünlerinden bulaşan bu enfeksiyon tedavi edilmezse kalp kapakçığında çürümeye ve iç organları besleyen damarların tıkanmasına yol açabiliyor. Toplumumuzun bu konuda daha fazla bilinçlenmesi gerekiyor" dedi. Dr. Olgaç, ameliyat ekibinde yer alan Dr. Hulusi Helvacı, Dr. Uğur Postal, ameliyathane, servis hemşireleri ve yoğun bakım personeline özverili çalışmaları dolayısıyla teşekkür etti.
Bakan Memişoğlu: "62 Yanık merkezinde, toplam 780 yatakla modern ve yaygın bir hizmet ağına sahibiz"
29 Mayıs 2025 Perşembe - 10:27 Bakan Memişoğlu: "62 Yanık merkezinde, toplam 780 yatakla modern ve yaygın bir hizmet ağına sahibiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2002 yılında 3 merkezde, 31 yatak kapasitesiyle sunulan yanık tedavi hizmetlerinin bugün 62 merkezde toplam 780 yatakla modern ve yaygın bir hizmet ağına eriştiğini söyledi. Bakan Memişoğlu, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan bir otelde düzenlenen ‘Bölgemizde Pediatrik ve Erişkin Yanıklar ve Önleme Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan Memişoğlu, Hacettepe Üniversitesi’nde öğrencisi olduğu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın yanık tedavisiyle ilgili çalışmalara 1970’li yıllarda başladığını ve bu alanda Türkiye’ye öncülük ettiğini ifade etti. "62 Yanık merkezinde, toplam 780 yatakla modern ve yaygın bir hizmet ağına sahibiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve liderliğinde Türkiye’nin sağlığın tüm alanlarında olduğu gibi yanık tedavi hizmetlerinde de son 20 yılda çok önemli kapasite gelişimi sağladığını ifade eden Memişoğlu, "2002 yılında yalnızca 3 merkezde, 31 yatak kapasitesiyle sunulan yanık tedavi hizmetleri; bugün 62 merkezde, toplam 780 yatakla modern ve yaygın bir hizmet ağına ulaşmıştır" ifadelerine yer verdi. Özellikle büyük şehirde kurulan ileri düzey yanık merkezlerinin bu alanda kaydedilen gelişimin somut göstergesi olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde bulunan yanık merkezinin Avrupa’nın en büyük tesisi olduğunun altını çizdi. Yanıkların büyük bölümünün aslında önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını dile getiren Bakan Memişoğlu, ev kazaları, iş güvenliği ihmalleri, sıcak sıvı ve ısı kaynaklarına bağlı ihmalkâr davranışlarının hayat boyu sürebilecek ciddi yaralanmalara neden olabildiğini kaydetti. "İlaçtan tıbbi cihaza kadar sağlıkta yerli ve milli üretim kapasitemizi artırıyoruz" Bakan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Koruyucu sağlık hizmetleri ve toplumsal farkındalık çalışmaları, tedavi kadar büyük bir önem arz etmektedir. Bugün sağlık sistemimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil; aynı zamanda geleceğin beklentilerine göre yeniden şekillendiriyoruz. Bu anlayışla, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz çerçevesinde üç temel mottomuzu kamuoyuyla paylaştık; koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık modeli. Bu modelle; koruyucu sağlık hizmetleriyle toplum sağlığını tehdit eden riskleri en aza indiriyoruz. Eğitim, teknoloji ve altyapıya yaptığımız yatırımlarla sağlık sistemimizi sürekli geliştiriyoruz. İlaçtan tıbbi cihaza kadar sağlıkta yerli ve milli üretim kapasitemizi artırıyoruz. Tüm bu adımlarla birlikte, daha güçlü, sürdürülebilir ve dışa bağımlılığı azalmış bir sağlık sistemi inşa ediyoruz." Programın sonunda ise Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na çiçek ve plaket takdim etti.
"Güneş kremini dışarı çıkmadan en geç 20 dakika önce sürün"
29 Mayıs 2025 Perşembe - 10:19 "Güneş kremini dışarı çıkmadan en geç 20 dakika önce sürün" Bilinçsiz güneşlenmenin cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Nasım Behkamı, "Yaz mevsimiyle birlikte güneşli günlerin artması, insanların daha fazla açık havada vakit geçirmesine neden olur. Güneş koruyucu ürünlerin kullanımı da bu süreçte büyük önem taşır. Geniş spektrumlu, yani hem UVA hem UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremleri tercih edilmelidir. SPF değeri en az 30 olan ürünler kullanılmalıdır. Açık tenli, hassas ciltli bireyler için SPF 50 ve üzeri koruma önerilmektedir. Güneş kremi, dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce sürülmeli ve her 2-3 saatte bir yeniden uygulanmalıdır" dedi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Nasım Behkamı, yaz aylarında güneşten korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu. Bilinçsiz güneşlenmenin cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Behkamı, "Yaz mevsimiyle birlikte güneşli günlerin artması, insanların daha fazla açık havada vakit geçirmesine neden oluyor. Güneş ışınları D vitamini üretimi açısından önemli bir kaynak olmakla birlikte, bilinçsizce ve uzun süreli maruz kalındığında cilt sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabiliyor" diye konuştu. "Korunmasız dışarıda bulunmak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir" Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının, cilt üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli hasarlara neden olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Behkamı, "UVA ışınları cildin alt tabakalarına kadar ulaşarak elastikiyet kaybı, kırışıklık ve erken yaşlanma gibi sorunlara yol açarken, UVB ışınları cildin yüzeyinde güneş yanıkları, hücre hasarı ve lekelenmelere sebep olabiliyor. Zamanla biriken UV hasarı, DNA düzeyinde bozulmalara neden olarak cilt kanseri riskini artırıyor. Bu yüzden güneşin etkili olduğu saatlerde korunmasız şekilde dışarıda bulunmak ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir" dedi. "12.00 ila 15.00 saatleri arasında dışarıda bulunmak riskleri artırıyor" Zararlı güneş ışınlarından nasıl korunmamız gerektiğinden bahseden Uzm. Dr. Behkamı, şu bilgileri paylaştı: "Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 12.00 ila 15.00 saatleri arasında dış ortamda bulunmak riskleri artırıyor. Bu saatlerde açık havada kalmak gerekiyorsa, gölge alanlar tercih edilmeli ve fiziksel koruyucular kullanılmalıdır. Geniş kenarlı şapkalar, UV filtreli güneş gözlükleri ve sık dokunmuş, açık renkli pamuklu kıyafetler güneşten korunmada önemli rol oynar. UPF (Ultraviolet Protection Factor) etiketli koruyucu giysiler ise ekstra koruma sağlayarak cildin UV ışınlarına karşı daha dirençli olmasına yardımcı olur." "Yüzme sonrasında güneş kremi yenilenmeli" Güneş koruyucu ürünler seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Behkamı, "Güneş koruyucu ürünlerin kullanımı da bu süreçte büyük önem taşır. Geniş spektrumlu, yani hem UVA hem UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremleri tercih edilmelidir. SPF değeri en az 30 olan ürünler kullanılmalı; açık tenli, hassas ciltli bireyler için SPF 50 ve üzeri koruma önerilmektedir. Güneş kremi, dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce sürülmeli ve her 2-3 saatte bir yeniden uygulanmalıdır. Yüzme, terleme ya da havlu kullanımı gibi durumlarda bu koruma yenilenmelidir. Güneş kremi yalnızca yüz değil, kulaklar, ense, boyun, eller ve ayak üstü gibi genellikle ihmal edilen bölgelere de uygulanmalıdır" açıklamasında bulundu. "Şapka ve şemsiyle güneşten korunmak da önemli" Güneşten korunmada yalnızca kozmetik ürünler değil, fiziksel önlemlerin de oldukça etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Behkamı, "Geniş kenarlı şapkalar yüz, kulak ve ense gibi hassas bölgeleri doğrudan gelen ışınlardan korurken, UV400 filtreli güneş gözlükleri hem gözleri hem de göz çevresindeki ince deriyi güneşin zararlı etkilerinden korur. Şemsiye kullanımı da doğrudan gelen güneş ışığını keserek fayda sağlar; ancak yüzeylerden yansıyan UV ışınlarına karşı tam koruma sağlamadığı için mutlaka güneş kremiyle desteklenmelidir" dedi. "Bol su içmek cildin nem dengesi koruyabilir" Su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Behkamı, "Sıcak havalarda artan terleme ve sıvı kaybı, ciltte kuruluğa ve hassasiyete yol açabilir. Bu yüzden yaz aylarında bol su içmek, cildin nem dengesini koruyarak dış etkenlere karşı direncini artırır. Ayrıca, antioksidan yönünden zengin sebze ve meyvelerle beslenmek, güneşin cilt üzerinde oluşturduğu oksidatif stresi azaltarak cildi içeriden destekler" ifadelerini kullandı. "Ciltte geçmeyen kızarıklık olabilir" Bazı durumlarda uzman hekime danışılmasını vurgulayan Uzm. Dr. Behkamı, şunları söyledi: "Güneşe maruz kalmanın ardından ciltte geçmeyen kızarıklık, su toplama, kabuklanma gibi reaksiyonlar görülüyorsa ya da yeni oluşan, renk veya şekil değiştiren benler fark ediliyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Güneşe bağlı lekelerin kalıcı hale gelmesi veya ciltte uzun süreli hassasiyetlerin oluşması da profesyonel değerlendirme gerektiren durumlardır." "Uygun kıyafet seçimi cilt sağlığını korur" Güneşin zararlı etkilerine karşı alınacak önlemlerin sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca uygulanması gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Behkamı, "Bulutlu havalarda bile UV ışınlarının büyük bir kısmı yeryüzüne ulaşabildiğinden, güneşten korunma alışkanlığı günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Düzenli güneş koruyucu kullanımı, uygun kıyafet seçimi, yeterli sıvı alımı ve bilinçli dış mekân aktiviteleri sayesinde hem cilt sağlığı korunur hem de erken yaşlanma belirtileri geciktirilmiş olur. Cildin sağlıklı, genç ve ışıltılı kalması için bilinçli güneş koruması büyük önem taşır. Basit ama etkili alışkanlıklarla, yaz mevsiminin keyfini çıkarırken cildinizi de koruma altına alabilirsiniz" dedi.