SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Çölyak Şenliği
25 Mayıs 2025 Pazar - 17:36 Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Çölyak Şenliği Samsun’da insan odaklı hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Samsun Büyükşehir Belediyesi daha önce çölyak hastaları ve sağlıklı beslenmeyi tercih eden vatandaşlar için hayata geçirdiği Glütensiz Kafe ile büyük beğeni toplarken, bu kez de Çölyak Farkındalığı Haftası kapsamında "Çölyak Şenliği" düzenledi. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından çölyak hastalığına dikkat çekmek ve toplumun bu konudaki duyarlılığını artırmak adına "Çölyak Şenliği" düzenlendi. Glütensiz Kafe’nin bahçesinde gerçekleşen "Çölyak Şenliği", çölyak hastalarının ve ailelerinin yanı sıra sağlıklı beslenmeye önem veren tüm vatandaşların ilgisini çekti. Düzenlenen programa Samsun Çölyak Derneği üyeleri de katıldı. Şenlik kapsamında özellikle çocuklar için birbirinden renkli ve eğlenceli aktiviteler organize edildi. Yüz boyama atölyesi, palyaço gösterileri, şişme kaydırak ve trambolin gibi hareketli oyun alanları çocukların neşesine neşe kattı. Ayrıca sosis balon etkinlikleri ve nostaljik elle çevirmeli dönme dolap, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu özel gün, çölyak hastalarının sosyal yaşamda kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için güzel bir ortam oluşturdu. Aileler, çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirirken, glütensiz yaşamın yaygınlaşması ve toplumda sağlıklı beslenme kültürünün güçlenmesi adına önemli bir adım atıldı. Çölyak hastalarının yaşam kalitesinin artırılması için farkındalık oluşturulması, şenliğin en önemli hedefleri arasında yer aldı.
‘Sağlık Sokağı’nda vatandaşa ücretsiz sağlık hizmeti
25 Mayıs 2025 Pazar - 14:26 ‘Sağlık Sokağı’nda vatandaşa ücretsiz sağlık hizmeti Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kent Konseyi öncülüğünde sağlık hizmetlerini toplumun merkezine taşımak ve genç sağlıkçıların mesleki gelişimine katkı sağlamak amacıyla Orhangazi Parkı’nda ‘Sağlık Sokağı’ etkinliği düzenlendi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu öncülüğünde Bursa Uludağ Üniversitesi’nin çeşitli öğrenci toplulukları, V. Bölge Bursa Optisyen-Gözlükçüler Odası Genç Optisyenler Komisyonu ve BTM iş birliğiyle Orhangazi Parkı’nda ‘Sağlık Sokağı’ etkinliği düzenlendi. Genç sağlıkçıların gönüllü katılımıyla yapılan çalışma, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Etkinlik kapsamında park içinde bir sokak boyunca kurulan stantlarda katılımcıların ücretsiz şeker ve tansiyon, vücut kilo indeksi ve bel çevresi ölçümleri, temel görme ve renk körlüğü, gözlük ergonomi tamiri, uyku bozuklukları taramaları yapıldı. Ayrıca genç sağlıkçılar tarafından diyabet, göz ve görme sağlığı, kolesterol ve serviks kanserleri, doğru gözlük kullanımı, obezite riski, uyku hastalıkları, meme kanseri, kadınlara bireysel muayene ve sigaranın zararları hakkında bilgilendirme yapıldı. Çocuklar ise yüz boyamadan atölye etkinliklerine kadar birçok eğlenceli aktiviteyle keyifli bir gün geçirdi. Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Türkiye’de tıp eğitimi almanın ve sağlık hizmeti sunmanın zorluklarına ve sağlık emekçilerinin çalışma şartlarına değinerek ülkede kalarak sağlık hizmeti veren gençlere teşekkür etti. Kent Konseyi’nin her zaman halkın faydasına olan projeler geliştirdiğini anlatan Aksoy, "Sağlık okuryazarlığı konusunda ciddi sıkıntılarımız var. Bu etkinlikteki amaçlarımız hem doktorlarımızın sağlık hizmetlerinde deneyimlerini artırmak hem de insan odaklı sağlık hizmetleri konusunda insanlarla buluşmalarını sağlamaktı. Koruyucu sağlık hizmetlerinin toplumun tüm kesimlerine yayılmasını arzuluyoruz. Etkinliğe katkı sunan 140 tıp fakültesi öğrencisine, 22’ye yakın doktor olacak arkadaşımıza ve kurumlara teşekkür ediyorum" dedi. Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Sağlık Sokağı Proje Koordinatörü Furkan Özaltolmaz, Sağlık Sokağı ile genç sağlıkçıların bilgi ve enerjilerini halka taşıdığını ifade etti. Bursa Uludağ Üniversitesi’nin tüm Tıp Fakültesi topluluklarının, çeşitli sağlık topluluklarının ve mesleki odaların katkılarıyla gün boyunca halka 10 farklı alanda sağlık hizmeti verildiğini anlatan Özaltolmaz, projenin hayata geçirilmesinde destek olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e, Bursa Kent Konseyi’ne, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Sağlıklı zayıflamanın püf noktaları
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:54 Sağlıklı zayıflamanın püf noktaları Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklar da hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, ideal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programlarının büyük önem taşıdığını söyledi. Midenin ne yenilirse yenilsin 4 saat içinde boşaldığına dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Bir sonraki öğününüzde fazla yemeyi engellemek için 2-2,5 saatte bir beslenmenizde fayda vardır. Kan şekerinin dengelenmesi için ‘3 ana, 3 ara’ öğün şeklinde beslenme kuralına uymak gerekmektedir" dedi. Düzenli kahvaltı edinme alışkanlığının sağlıklı bir yaşam için şart olduğunu vurgulayan Uz.Dyt. Ciğerli, "Metabolizma uyandıktan hemen sonra kahvaltı yapınca metabolizma hızlanmaya başlayacaktır. Aksi takdirde kahvaltı yapmadan öğle yemeğine kadar aç kalınırsa yavaşlamış metabolizma hızı ile birlikte diğer öğünümüzde daha fazla yemek kaçınılmaz olacağından kilo almakta beklenen bir sonuç olacaktır. Sabahın erken saatlerinde dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak metabolizmamızın hızlanmasını sağlayarak daha rahat kilo vermemize yardımcı olacaktır" diye bilgi verdi. Ekmeksiz diyet yapmayın! Zayıflamak için yemek tabaklarının ve çorba kâselerinin küçültülmesi tavsiyesinde bulunan Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uz. Dyt. Ciğerli, şöyle devam etti; "Böylece ‘sadece 1 kase çorba’ diye kendinizi kandırmazsınız. Psikolojik olarak o tabaktaki yemekleriniz bittiği zaman kendinizi doymuş hissedersiniz. Bir diğer önemli nokta da ekmek tüketimidir. Ekmek ve yerine geçen tahıl ürünleri yemeden zayıflamak söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu denli bilinçsizce yapılan öneriler bireylerde birçok hastalığın artışına sebep olabiliyor. Tam tahıllı ekmek içeren diyet, lif oranı yüksek olduğundan dolayı acıkmayı geciktirir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok kısa sürede beyne tokluk sinyallerini iletir. Öğününüze 1 parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirerek tokluk hissi sağlamış olacaksınız. Ayrıca tam tahıl ekmeği B12 vitamini hariç bütün B grubu vitaminlerinin temel kaynağıdır." Liflerin sadece bitkisel kökenli besinlerde bulunduğumu belirten Uz. Dyt. Ciğerli, "Lifler sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Bu da kişinin uzun süre tok kalmasını sağlayarak daha az yemek yenmesini sağlamaktadır. Lifler, kandaki kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olup, sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlamaktadır. Ayrıca lifli besinler kabızlığın geçmesini, hemoroid problemlerinin giderilmesini, vücudun şeker seviyesinin dengelenmesini sağlar, aynı zamanda kalp sağlığını koruma açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar lifli besin tüketenlerin, tüketmeyenlere göre daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur" dedi. Dyt. Ciğerli, lif içeren yiyecekleri de buğday kepeği, kepekli çavdar unu, arpa unu, yulaf, kuru erik, armut, narenciye ürünleri, elma, muz, fasulye, nohut, sarı ve yeşil mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, brokoli, yeşil fasulye, salatalık, kereviz, soğan, domates, biber, patlıcan ve havuç olarak sıraladı. Hazır gıdalardan uzak durun Uz. Dyt. Ciğerli, sağlıklı bir zayıflama için paketli olarak satılan hazır gıdalardan da uzak durulması gerektiğini ifade etti. Bu ürünlere gıdanın dayanıklılığını artırmak için katkı maddeleri, gıda boyaları ve kimyasal içeren yiyecekler konulduğuna dikkat çeken Uz.Dyt. Ciğerli, "Evde yapılmayan, organik olmayan ve marketlerden alınan hemen hemen tüm paketli ürünler hazır gıdalar sınıfına girmektedir. Hazır gıdaları daha az tüketmek için domates salçası, biber salçası, turşu ve tarhana gibi bütün bir yıl tüketilebilecek besinleri evde yapabilirsiniz. Hazır bulyonları kullanmak yerine et, tavuk ve balık sularını evde hazırlamak, yemeğinize daha az katkı maddesinin girmesini sağlar" dedi. Günde en az 2,5 litre su "Tatlı krizlerinizde tercihinizi meyve ve kuru meyvelerden yana kullanın" diyen Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle tamamladı; "Tatlı ve şeker tüketimini azaltmak veya ortadan kaldırmak için mutlaka diyete doğal şeker içeren kuru meyveler, taze meyveler, meyveli yoğurtlar eklenmelidir. Bu besinleri ara öğün olarak tüketebilirsiniz. Artan sıcak havaların etkisiyle terleme sonucu sıvı kaybı artacağından su tüketimi arttırılmalıdır. Su, metabolizmanın hızlanmasına katkı sağlar, böbreklerdeki toksik maddelerin atımına yardımcı olur. Su içmek için susamayı beklemeyiniz. Ortalama yetişkin bir insanın 2-2,5 litre su tüketmesi, her mevsim ve yaş için önerilir. Metabolizmayı hızlandıran en temel faktör fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır. Günlük hayatta yakın mesafelere araba ile gitmek yerine yürüyüşü tercih etmek, asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmak gibi fiziksel aktivitelerle ya da dans etmek gibi eğlenceli aktivitelerle hem kendinizi daha iyi hissedebilir hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Düzenli uyku ile kilo kaybınızın ve diyete olan uyumunuzun direk ilişkili olduğunu unutmayın. Düzenli uyku zihinsel gelişim ve dinlenmeyi olumlu yönde etkileyerek metabolizma hızının artmasına yardımcı olur."
Prof. Dr. Özkan : "Antidepresan ve epilepsi ilaçları diş çene kemiğini çökertiyor"
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:18 Prof. Dr. Özkan : "Antidepresan ve epilepsi ilaçları diş çene kemiğini çökertiyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, toplumun büyük bir kısmını ilgilendiren bu sessiz tehlikeye dikkat çekti: "Bir tabletle başlıyor, ancak yıllar içinde ağızda, şiddetli dişeti şişmeleri, kontrolsüz dişeti kanamaları, ağız içi ağrılı ülserler, diş kayıpları ve çene kemiği çöküşü! Üstelik çoğu zaman, bunun sorumlusunun kullandıkları antidepresan ya da epilepsi ilacı olduğunu fark etmiyorlar" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada, antidepresan ve epilepsi ilaçlarının dişetini dev bir tümöre çevirdığını belirterek, "Özellikle fenitoin, karbamazepin, lamotrijin ve levetirasetam gibi epilepsi ilaçları ile SSRI ve SNRI grubu antidepresanlar, dişeti dokusunda tehlikeli değişimlere neden oluyor. Antidepresan ve epilepsi ilaçları, dişeti hücrelerinin kontrolsüz büyümesine yol açıyor. Dişeti, olması gereken incelikten çıkarak dev tümör gibi kabarıyor. Diş fırçalama imkânsız hale geliyor, ağızda sürekli bir enfeksiyon hali oluşuyor. Zamanla bu dişeti şişlikleri dişleri boğarak diş kaybına, çene kemiği erozyonuna, çene kemiği erimesi ve ağır yüz deformasyonlarına yol açıyor. Antidepresanlar, kanın pıhtılaşmasını sağlayan plateletleri etkisiz hale getiriyor. Diş fırçalarken, yemek yerken ya da sadece konuşurken bile ağız dolusu dişeti kanaması! Bu dişeti kanamaları kontrol altına alınmazsa, dişetinde nekroz ve diş kaybı kaçınılmaz olur" diye konuştu. Özkan şöyle devam etti: "Yeni nesil antidepresan ve epilepsi ilaçları 5 gün içinde ağrılı ülserlere yol açabiliyor. Epilepsi tedavisinde kullanılan levetirasetam ve lamotrijin gibi ilaçlar, ağız mukozasında ağrılı ülserler ve derin erozyonlar oluşturuyor. Prof. Dr. Birkan Özkan: "İlk etapta küçük bir yara gibi başlar. Ancak birkaç gün içinde yemek yemeyi, konuşmayı, hatta su içmeyi bile dayanılmaz hale getiren derin, iltihaplı ülserlere dönüşür. Bazı vakalarda hastalar, bu ağrılar yüzünden psikolojik çöküntü yaşayacak kadar zorlanır. Ağız kuruluğu gizli tehlikedir. Diş taşı ve plak birikir, dişeti çürür. Özellikle trisiklik antidepresanlar ve gabapentin gibi ilaçlar, ciddi ağız kuruluğu (xerostomia) oluşturur. Bu durum, ağız içi savunma mekanizmasını zayıflatır ve diş taşı ve plak birikimini hızlandırır. Tükürük, ağzın doğal antibiyotiğidir. Kuruduğunda bakteriler ve mantarlar kontrolsüz şekilde çoğalır. Dişler çürür, dişeti enfeksiyonları başlar, ağız kokusu dayanılmaz hale gelir. Kuruluk ayrıca diş protezlerinin kullanımını da imkânsız hale getirir. En kötüsü, çene kemiğini bile etkileyerek erimesine yol açar." Çene kemiği eriyor, yüz şekli değişiyor! Antidepresan ve epilepsi ilaçlarından kaynaklı ağızda oluşan ağrılı ülserler, dişetinde gelişen morluk, dişeti büyümesi, şişlik, kanama ve çene kemiğinde başlayan enfeksiyonlar zamanla çene kemiğine yayıldığnı anlatan Özkan, "Dişeti çekilir, iltihap çene kemiğine ilerler. Çene kemiğini eritir ve dişi destekleyen çene kemik yapısı tamamen kaybolur. Sonuç? Diş kayıpları oluşur çene kemiği erimeye başlar. Çene kemik eridikçe alt yüz kısalır, çökük ve yaşlı bir görünüm ortaya çıkar. Bu fiziksel değişiklikler, kişilerin özgüvenlerini kaybetmesine, sosyal hayattan çekilmesine ve psikolojik yıkıma sürüklenmesine neden olabilir. Yüzde ve ciltte ciddi şekil değişikliği oluşturuyor. Antidepresan kullanımı cillte ve yüzde de anormal değişklik oluşturabiliyor. Trisklik antidepresan grubu ilaçların kullanımı yüzde ciltte ve cilt altı tabakalarda görüntüsel ve yapısal değişiklikler oluşturabiliyor. Bunlar; yüz cildinde deri döküntüleri, ışığa aşırı duyarlı etkiler, egzama, ciltte bölgesel çöküntüler gibi bazı ciddi yan etkilerle karşımıza çıkıyor. Bu yan etkilerin farkına varıldığında Anti depresan kullanımı sonlandırılabiliyor veya antidepresan grup ilacın değiştirilmesi tavsiye edilebilir." Özkan bu tehlikelerden nasıl korunulması gerektiğini 5 hayati öner ile şöyle sıraladı: "Her 3-6 ayda bir diş hekimi muayenesi. Özellikle epilepsi ve depresyon hastaları düzenli dişeti hastalıkları açısından periodontal muayeneden geçmeli. Diş ve Çene cerrahisi uzmanı muayenesi. Antidepresan kullanım sırasında diş dişeti çene ve yüz cildinde oluşabilecek anormal değişiklilerin erken tanısı açısından çene cerrahisi uzmanı muayenesinden geçmeli. İleri diş taşı ve plak kontrolü. Diş taşı temizliği, antiseptik gargaralar, orta sertlikte diş fırçası ve arayüz temizliği şart. İlaç-doz ayarı. Şiddetli yan etkilerde ilgili hekimin bilgisiyle ilaç değişikliği veya doz azaltımı planlanmalı. Kanama testleri: SSRI ve SNRI kullanan hastalarda tam kan sayımı ve trombosit fonksiyonları izlenmeli. Multidisipliner takip. Diş hekimi, çene cerrahı, dermatolog, psikiyatrist ve nörolog iş birliği ile kişiye özel yaklaşım geliştirilmelidir. Diş Hekimi ve Diş Çene Cerrahı olarak görevimiz yalnızca hastalığı değil, hastayı bütüncül olarak korumaktır. Ruhsal ya da nörolojik hastalıklar tedavi edilirken, ağız, diş, dişeti, çene kemik ve yüz cilt sağlığı da korunmalı. Aksi halde tedaviden fayda yerine zarar görmek kaçınılmaz olur. Her hastaya kişiye özel tedavi planlaması multidisipliner ve koruyucu bir yaklaşımla bu yan etkilerin büyük çoğunluğu önlenebilir."
Düzenli fiziksel aktivitenin kanser tanısı sonrası sağkalımı artırdığı ortaya çıktı
25 Mayıs 2025 Pazar - 11:05 Düzenli fiziksel aktivitenin kanser tanısı sonrası sağkalımı artırdığı ortaya çıktı Amerikan Kanser Derneği tarafından yürütülen ve Journal of the National Cancer Institute dergisinde yayımlanan bir analizde düzenli fiziksel aktivitenin kanser tanısı sonrası sağkalımı artırdığı ortaya çıktı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, Amerikan Kanser Derneği tarafından yürütülen ve Journal of the National Cancer Institute dergisinde yayımlanan yeni ve kapsamlı bir analiz hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Coşkun dergide yayımlanan çalışmadaki bilgileri şöyle aktardı: "Kanser tanısı sonrasında yapılan orta ila şiddetli düzeyde fiziksel aktivitenin, mesane, meme, kolon, endometriyal, böbrek, akciğer, ağız, prostat, rektum ve solunum sistemi kanserleri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerine sahip bireylerde sağkalımı artırdığını ortaya koydu. Çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen altı farklı çalışmanın verilerini birleştirerek toplam 90 bin 844 kanserden kurtulan birey üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcıların ortalama yaşı 67 olup, 10,9 yıllık izlem süresi bulunmaktadır. Tanıdan bir yıl veya daha uzun süre sonra ölçülen orta ila şiddetli düzeyde fiziksel aktivite ile yaş, cinsiyet, ırk-etnik köken, sigara kullanımı, alkol tüketimi, kanser tedavisi ve evresi gibi değişkenlere göre ayarlandı. Tanı sonrası önerilen düzeylerde fiziksel olarak aktif olan hastalar ile fiziksel olarak aktif olmayan kanser hastaları ile karşılaştırıldığında, ağız, endometriyal, akciğer, rektum, solunum sistemi, mesane, böbrek, prostat, kolon ve meme kanseri öyküsü olan katılımcılarda genel sağkalım ile olumlu yönde ilişkili olduğu ortaya kondu. Düzenli egzersizin, yıllardır bireylerin daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağladığı bilinmektedir. Bu çalışma kanser tanısı sonrası fiziksel olarak aktif olmanın hayatta kalma ihtimali üzerinde anlamlı bir etkisi olabileceğine dair önemli kanıtlar sunuyor."
4 yaşındaki Yusuf’un delik kalbi, anjiyografik yöntemle kapatıldı
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 15:15 4 yaşındaki Yusuf’un delik kalbi, anjiyografik yöntemle kapatıldı Kayseri’de kalbi delik olan doğan 4 yaşındaki çocuk, Kayseri Şehir Hastanesi’nde geçirdiği başarılı anjiyografik işlemin ardından sağlığına kavuştu. Kayseri’de yaşayan 4 yaşındaki Yusuf Koşar’ın ailesi, çocuklarındaki büyüme geriliği nedeniyle Kayseri Şehir Hastanesine başvurdu. Annesinde de aynı problem olan çocuğun, yapılan kontrollerde kalbinde delik olduğu anlaşıldı. Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Argun ve ekibi tarafından operasyona alınan Yusuf’un kalbindeki delik, yarım saat süren anjiyografik yöntem ile kapatıldı. Sağlığına kavuşan Yusuf, mutlu bir şekilde hastaneden taburcu edildi. İşlem hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Argun, "Hastamız bize kalpte üfürüm duyulması, büyüme geriliği ve annenin kalbinde defekt olması nedeniyle doktorunun yönlendirmesi üzere geldi. Bizim değerlendirmemizde kalbin üst odacıkları arasında defekt olduğunu tespit ettik. Annede de aynı hastalık tespit edilmiş.. Bu nedenle anjiyografik olarak kalbindeki defekt tedavi edilmişti. Aslında bu doğuştan bir kalp hastalığı ve annenin semptomlarda olmasına rağmen tanısı bu zamanda konulmuş. Bu nedenle çocuğunda da kalp hastalığı olabileceği düşünülerek bize yönlendirilmişti. Bizde çocuğun kalbindeki defekti anjiyografik olarak kapattık. Bu işlem 30-40 dakika kadar sürüyor. Anestezi altında uygulanmaktadır. Defekte uygun cihazı kataterler yardımıyla yerleştiriyoruz ve cihazı serbest bırakıyoruz. Daha sonra da 6 ay takip süreci oluyor" dedi. Hastalığın erken teşhisinin önemli olduğunu kaydeden Argun; "Kalp bu hastalığa uzun yıllar maruz kaldığı için kalp odacıklarında genişleme oluyor, kalp yetersizliği ve akciğer tansiyonu gelişebiliyor. Bir takım ritim problemleri de gelişebiliyor. Erişkin çağa kalan kalp defektlerinin tedavisi sonrasında bu sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Çocukluk çağında tespit ettiğimizde ve çocukluk çağında tedavisini yaptığımızda bu tür sorunlar olmuyor. Bu işlem tamamen anjiyografik yöntemle yapılıyor. Toplardamardan giriyoruz ve uygun cihaz seçimi ile kalpteki odacıklar arasına cihazı yerleştirerek yarım saatlik süren bir işlem sonrasında son veriyoruz. 1 gün sonrasında tamamen normal hayatına dönebiliyor. Çocuklarda doğuştan kalp hastalıkları toplumda yüzde 1 civarında gözükmektedir. Bunların yarısı önemli kalp hastalıkları olarak isimlendirdiğimiz ve ilk 1 yıl içerisinde tedavi gerektiren grup oluyor. Bu hastalıkların bir kısmı cerrahi bir kısmı da katater ile tedavi gerektiriyor. Diğer bir kısmı ise kendiliğinden küçülen hastalıklar olabiliyor" ifadelerini kullandı.
Mardin’de 350 sağlık çalışanının katılımı ile sterilizasyon ve dezenfeksiyon eğitimi verildi
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:51 Mardin’de 350 sağlık çalışanının katılımı ile sterilizasyon ve dezenfeksiyon eğitimi verildi Mardin’in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen Sterilizasyon ve Dezenfeksiyon Temel Eğitim Programına çeşitli illerden gelen 350 sağlık çalışanı katıldı. Kızıltepe Devlet Hastanesi Konferans Salonunda, Dezenfeksiyon Antisepsi Sterilizasyon (DAS) Derneği ve Mardin İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Mardin geneli ve çevre illerdeki kamu ve özel hastaneler ile ağız ve diş sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının enfeksiyon kontrolü konusunda bilgi ve farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen programda, alanında uzman isimler çeşitli sunumlar gerçekleştirdi. Programda konuşan Mardin İl Sağlık Müdürü Dr. Saffet Yavuz, Mezopotamya’nın kadim şehri Mardin’de sağlık çalışanlarını ağırlamaktan onur duyduklarını ifade etti. Eğitimlerin önemine dikkat çeken Yavuz, "Bu toplantının hem Mardin’de hem de ülkemizin güzel şehirlerinden gelen siz değerli sağlık çalışanları için ne kadar faydalı olacağına yürekten inanıyorum. Güzel bir gün geçirmenizi diliyorum. Bu toplantının burada gerçekleştirilmesini ilk andan beri Kızıltepe Devlet Hastanesinin tüm idarecileri ve çalışanları sahiplendi ve bu toplantının Kızıltepe’de olmasını istendi. Ne kadar haklı olduklarını görüyorum" şeklinde konuştu. "Mardin’deki ilgi bizi çok memnun etti" DAS Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Öğütlü ise Mardin’deki ilgiden memnun olduklarını söyledi. Öğütlü, "Pek çok şehirde toplantı yaptık ancak Mardin kadar işin üzerine düşen bir yerle karşılaşmadık. Başta il sağlık müdürümüz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Programa ayrıca DAS Derneği Genel Sekreteri Dilek Zenciroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Güven Çelebi, Kızıltepe Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Berivan Tunca Yıldırım, akademisyenler ve sağlık çalışanları katıldı. Toplantıda, oturumların ardından plaket takdimi yapıldı.