SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Şizofrenide damgalanma korkusu tedaviyi geciktiriyor
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:10 Şizofrenide damgalanma korkusu tedaviyi geciktiriyor Şizofreni, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada 21 milyon kişiyi etkiliyor. Her 100 kişiden birinin yaşamı boyunca hastalanma riski var ve sadece genetik yatkınlıktan kaynaklanmıyor. Çevresel faktörler de büyük rol oynuyor. Şizofreni, düşünce, algı, duygu ve davranışlarda bozulmalara yol açan kronik ve epizodik seyirli bir psikiyatrik hastalık. Genellikle ergenliğin sonları veya genç erişkinlik döneminde başlıyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Alp Üçok, "Şizofreni, diyabet ya da hipertansiyon gibi kronik bir hastalık. Ancak bu tedavi edilemediği anlamına gelmiyor. Tedavisi mümkün ama toplumdaki önyargılar nedeniyle hastalar doktora gitmekten çekiniyor, tedaviye direnç gösteriyor. Şizofreni hastaları işinde başarılı olabilir, normal bir yaşam sürebilir. Ancak haberlerde ya da toplumda hep olumsuz örneklerle anıldıkları için, insanlar bu gerçeği göremiyor. Oysaki şiddet içeren pek çok olayın arkasında ruhsal bir hastalık bulunmuyor. Türkiye’de her yıl birçok kadın şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor ama faillerin büyük çoğunluğu psikiyatrik hasta değil. Buna rağmen şizofreni hastaları haksız bir şekilde damgalanıyor. Şizofreninin görülme oranı yüzde 1, ancak ailesinde hastalık öyküsü olanlarda bu oran yüzde 10’a çıkıyor. Yani genetik faktörler etkili ancak tek başına belirleyici değil. Esrar kullanımı dünyada yaygınlaşıyor ama zararları göz ardı ediliyor. Esrarın yanı sıra, çocukluk çağı travmaları da şizofreni riskini artırıyor. Fiziksel ve duygusal ihmal, çocukluk döneminde maruz kalınan şiddet ya da cinsel travmalar, beynin strese tepkisini değiştirerek ilerleyen yıllarda psikoza yol açabiliyor. Her yüz kişiden biri yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşır. Ancak hastaların ailelerinde görülme sıklığı yüzde 10’a çıkıyor. Yani her 10 hastanın 1’inin ailesinde hastalık görülüyor. Genetik mutasyon dediğimiz gen yapısındaki değişiklikler de hastalığa yol açabiliyor" dedi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Erhan Yüksek de, Dünya Sağlık Örgütü’nün gerçekleştirdiği ve 15 ile 25 yıl süren Uluslararası Şizofreni Çalışmasına dikkat çekerek, "Çalışma, şizofreninin iyileşme potansiyeli yüksek bir hastalık olduğunu güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Bu çalışma kapsamında 16 farklı ülkeden yüzlerce hasta, 15 ila 25 yıl boyunca takip edilmiş ve çarpıcı sonuçlar elde edilmiştir. İyileşme, sadece semptomların kaybolması değil; kişinin üretken, anlamlı ve bağlantılı bir yaşam sürmesidir. Şizofreni, dalgalı seyreden ve değişime açık, dinamik bir süreçtir. Bu çalışma, şizofreni hastalarının büyük bir kısmının zamanla belirtilerinden kurtulabildiğini, sosyal hayata dönebildiğini ve üretken bir yaşam sürdürebildiğini göstermektedir. Şizofreni ile ilgili olumsuz ön yargılar maalesef iyileşme öykülerinin bile paylaşılmasının önünde engeldir. Ancak bilimsel veriler artık çok daha net bir biçimde şunu söylemektedir: Şizofreni, doğru zamanda ve doğru şekilde ele alındığında, umut vadeden bir iyileşme süreci barındırır. Sonuç olarak; şizofreni, toplumun yüzleşmesi gereken bir sağlık sorunudur. Tedavi edilebilir, iyileşme mümkündür, yaşam devam eder. Ancak damgalama ve önyargılar, bu süreci yavaşlatır" dedi. Şizofreninin belirtileri üç ana gruba ayrılıyor: "1. Pozitif Belirtiler (zihinsel işlevlerin bozuk çalışmasının sonucu olan belirtiler): Varsanılar (halüsinasyonlar): En sık işitsel halüsinasyonlar (sesler duyma) Sanrılar (hezeyanlar): Gerçek dışı, sabit inançlar (örneğin takip edildiğini düşünme) 2. Negatif Belirtiler (normal zihinsel işlevlerin eksik, azalmış biçimde çalışmasının sonuçları): Duygulanımda küntleşme (yüzdeki duygu ifadelerinin silinmesi) Sosyal çekilme Konuşmada fakirlik 3. Bilişsel Belirtiler: Dikkat dağınıklığı Bellek ve yürütücü işlevlerde bozulma Düşünce organize etmede güçlük".
Check-Up hayat kurtarıyor
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:55 Check-Up hayat kurtarıyor Hayat Hastanesi, 2024 yılı boyunca gerçekleştirdiği Check-Up programlarıyla önemli sağlık kazanımlarına imza attı. Hastaneye başvuran 6 bin 510 kişinin detaylı değerlendirmelerinden elde edilen verilere göre, 165 hastada kanser teşhisi konuldu. Bu vakaların büyük bir kısmı erken evrede tespit edilerek, tedavi süreçlerinde ciddi avantaj sağlandı. Hastane bünyesinde Check-Up sonrasında teşhis edilen çeşitli sağlık problemleri doğrultusunda, aynı yıl içinde 860 hastaya cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Bu veriler, düzenli sağlık kontrollerinin bireyler için ne denli hayati olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Hayat Hastanesi’nin Check-Up Hekimi Dr. Neriman Bakal, check-up uygulamalarının sadece genel sağlık taramasıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda sinsi ilerleyen hastalıkların erken dönemde teşhisinde büyük rol oynadığını belirtti. Dr. Bakal, "Kanser, erken teşhis edildiğinde tedavi başarı oranları ciddi şekilde yükseliyor. Düzenli check-up, sağlıklı bireylerin farkında olmadan taşıdığı riskleri ortaya çıkarabiliyor. 2024 verilerimiz bunu açıkça gösteriyor" dedi. Check-Up Hekimi Dr. Bakal ayrıca, özellikle 40 yaş üstü bireylerin yılda en az bir kez genel sağlık taramasından geçmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin ise doktorlarıyla risk faktörlerini değerlendirmesi ve kişiye özel tarama programlarına yönelmesi gerektiğini ifade etti. Sağlıkta geç kalma, erken tanı için adım at! Hayat Hastanesi’nin gelişmiş laboratuvar altyapısı ve uzman hekim kadrosu eşliğinde sürdürülen Check-Up programları, yalnızca istatistiklere değil, doğrudan yaşam kalitesine ve süresine etki ediyor. Günümüzde pek çok kanser türü, düzenli kontroller sayesinde erken evrede tespit edilebiliyor. Hayat Hastanesi, "erken teşhis hayat kurtarır" ilkesiyle, toplumu düzenli sağlık kontrolleri konusunda bilinçlendirmeye devam ediyor.
Kilolarıyla gündeme gelmişti: 18 gün içerisinde 29 kilo verdi
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:02 Kilolarıyla gündeme gelmişti: 18 gün içerisinde 29 kilo verdi Kahramanmaraş’ta aşırı kilo nedeniyle hem fiziksel hem de psikolojik olarak zor günler geçiren 48 yaşındaki Fatma Dağlı’nın yardım çağrısı karşılık buldu. 224 kilogram ağırlığı ile HG Hospital hastanesinin daveti sonrası tedaviye alınan kadın burada yapılan muayeneler ve diyetler sonucu 195 kilograma düştü. Dulkadiroğlu ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi’nde 14 yaşındaki oğlu ile birlikte yaşayan ve 224 kilogramlık kadın, İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) yaptığı haberin ardından özel bir hastaneye yatırıldı. 3 Mayıs’ta HG Hospital tarafından tedavi altına alınan Dağlı’nın hastaneye başvurduğunda 224 kilogram ağırlığında olduğu, geçen süre içinde ise uygulanan tıbbi destek ve beslenme programıyla 195,6 kilograma düştüğü belirtildi. Uzun yıllardır aşırı kilolarla mücadele eden Dağlı’nın tedavi süreci uzman hekimler tarafından yakından takip edilirken, ilk etapta kilo kaybı ve hareket kabiliyetini artırmaya yönelik bir program uygulandığı kaydedildi.HG Hospital tarafından Dağlı’nın tedavi masraflarını tamamen karşılandığı fiziksel ve psikolojik desteğin de sürdüğü aktarıldı. HG Hospital Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Cem Onur Kıraç, "Biz gereken tedavileri yapmaya çalıştık. Geldiğinde 224 kilogramdı ve solunum sıkıntısı vardı. Şuanda kendisinin de gayreti ile 195 kilograma düştü. Kendi başına hareket etmeye başladı, solunum sıkıntısı gitti. Biz hormon bozukluğu var mı diye araştırma yaptık. Tiroit ilacının dozunu ayarladık. Zayıflama ilaçlarımızdan başladık. Kalp yetmezliğine bağlı ödemleri vardı ve vücudundaki fazla sıvıyı atmaya çalıştık. Bu sayede 29 kilogram kadar kilo verildi. 18 gün içerisinde 29 kilogram verdi ve daha yolumuz var. Bundan sonra biraz daha zayıflayıp mide ameliyatı ya da balon tedavisi uygulanacak" dedi. Kendisine kucak açan hastaneye teşekkür eden Fatma Dağlı ise, "Ben artık ölümümü bekliyordum hastaneler almadı ve habere çıkınca burası kabul etti. Burası o kadar güzel bir hastane hocalarımıza hastanemizin yönetim kurulu başkanımız Halil Gürsoy’a çok teşekkür ederim. Ben cennete düştüm" diye konuştu.
Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando eşliğinde uğurlandı
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:22 Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando eşliğinde uğurlandı Samsun’da kanseri yenen 12 yaşındaki minik Benay, son kemoterapi gününde, hastaneden bando eşliğinde uğurlandı. Kutlama etkinliğinde duygu dolu anlar yaşandı. Geçen yıl baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle VM Medical Park Samsun Hastanesi’ne başvuran Benay Sayın’a yapılan tetkiklerde, çocukluk çağında sık görülen agresif bir beyin tümörü olan, medulloblastom teşhisi konuldu. Ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan zorlu bir tedavi sürecinin ardından minik Benay, son kemoterapisini alarak iyileşme yolunda önemli bir adım attı. Hastane çıkışında ailesi tarafından organize edilen sürpriz kutlamada, bando takımı çaldı; ailesi ve hastane personeli sevinçlerine ortak oldu. Son kemoterapisini alan Benay, "Uzun bir zamandan sonra çok güzel bir durum olduğu için çok mutluyum. Çok uzun sürdü ama sonu çok güzel bitti. Bugünkü etkinlik için de çok mutlu oldum" dedi. "Tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi" Tedavi sürecini değerlendiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Mustafa Bilici, "Benay, baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle bize yönlendirildiğinde yapılan tetkiklerde beyin tümörü tespit ettik. Medulloblastom, çocukluk çağı beyin tümörlerinin yaklaşık beşte birini oluşturur ve agresif seyirli bir kanserdir. Hastanın tedavisini multidisipliner olarak, beyin cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve çocuk onkolojisi olarak planladık. Önce başarılı bir şekilde ameliyatı yapıldı, sonra radyoterapisini aldı ve kemoterapilerini verdik. Fizik tedavi rehabilitasyon bölümünden destek aldık. Benay, tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi. Bugün, son kemoterapisini verdik. Onun bu süreci başarıyla tamamlamış olması bizi son derece mutlu etti. Yakın takiplerine devam edeceğiz" diye konuştu. Küçük Benay’ın mücadelesi ve düzenlenen bu etkinlik hem hastane personeline hem de çevresindekilere umut kaynağı oldu.
Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando ile uğurlandı
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:19 Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando ile uğurlandı Samsun’da 12 yaşındaki Benay, son kemoterapi gününde hastane önünde bando eşliğinde uğurlandı. Kanseri yenen minik Benay için düzenlenen kutlama etkinliğinde duygu dolu anlar yaşandı. Geçen yıl baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle VM Medical Park Samsun Hastanesi’ne başvuran Benay Sayın’a yapılan tetkiklerde, çocukluk çağında sık görülen agresif bir beyin tümörü olan medulloblastom teşhisi konuldu. Ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan zorlu bir tedavi süreci geçiren minik Benay, son kemoterapisini de alarak iyileşme yolunda önemli bir adım attı. Hastane çıkışında ailesi tarafından organize edilen sürpriz kutlamada, bando takımı çaldı; ailesi ve hastane personeli sevinçlerine ortak oldu. Son kemoterapisini alan Benay Sayın, “Çok mutluyum. Uzun bir zamandan sonra çok güzel bir durum oldu. Çok uzun sürdü ama sonu çok güzel bitti. Bugünkü etkinlik için de çok mutlu oldum" dedi. "Tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi" Tedavi sürecini değerlendiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Mustafa Bilici, "Benay, baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle bize yönlendirildiğinde yapılan tetkiklerde beyin tümörü tespit ettik. Medulloblastom, çocukluk çağı beyin tümörlerinin yaklaşık beşte birini oluşturur ve agresif seyirli bir kanserdir. Hastanın tedavisini multidisipliner olarak, beyin cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve çocuk onkolojisi olarak planladık. Önce başarılı bir şekilde ameliyatı yapıldı, sonra radyoterapisini aldı ve kemoterapilerini verdik. Fizik tedavi rehabilitasyon bölümünden destek aldık. Benay, tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi. Bugün, son kemoterapisini verdik. Onun bu süreci başarıyla tamamlamış olması bizi son derece mutlu etti. Yakın takiplerine devam edeceğiz" diye konuştu. Küçük Benay’ın mücadelesi ve düzenlenen bu etkinlik hem hastane personeline hem de çevresindekilere umut kaynağı oldu.
Doktorlar, 10 bin kalbe dokundu
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:01 Doktorlar, 10 bin kalbe dokundu Samsun’da kalp damar cerrahları, meslek yaşamlarında 10 bininci kalp ameliyatına imza attı. Başarılarını kutlamak amacıyla hastanede düzenlenen törende pasta kesildi, doktorlara çiçek takdim edildi. Türkiye’nin önde gelen kalp ve damar cerrahisi merkezlerinden biri olan Medicana International Samsun Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, önemli bir başarıya ulaştı. Hastane yönetimi, kariyerlerinde 10 bin kalp ameliyatını tamamlayan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, Dr. Öğr. Üyesi Hacı Akar, Opr. Dr. Ali Yüksel ve tüm ekip üyeleri için özel bir program düzenledi. "10 bin hayata dokunmak çok büyük bir olay" Programda konuşan Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, "18 yıldır sağlık sektöründe yöneticilik yapıyorum, ilk defa 10 bin hayata dokunulduğuna tanıklık ediyorum. Bu sayı bile söylerken insanı heyecanlandırıyor. Hekimlerimizin yaptığı iş gerçekten takdire şayan. 1990’lı yıllardan bu yana 10 bin ameliyat gerçekleştirmek büyük başarı. Böyle bir ekiple aynı çatıda olmak benim için gurur verici" dedi. "Kalp cerrahisinin her alanında yüzümüzün akıyla görev yaptık" Tüm ekip adına konuşan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hacı Akar ise duygularını şu sözlerle paylaştı: "1990’da mesleğe başladım. 35 yıl geçmiş ve 1998’de de Samsun’a geldim. Yaptığımız hesaplamalarda 10 bin vakaya ulaştığımızı gördük. Sizler de bunun için bir kutlama düşündünüz. Eksik olmayın. Vakaların yüzde 90’ından fazlası Samsun, içerisinde gerçekleştirildi. Üniversitede, devlet hastanesinde ardından bir başka özel hastanede ve son 15 yıldır da Medicana hastanesindeyiz. Mutluyuz, bu iş tek başına olan bir iş değil. Arkamızda büyük bir ekip desteği var. Ekiplerden uzun yıllar geçtiği için gelen, giden, değişenler olmasına rağmen genelde 30-35 kişilik bir ekibin altına düşmedik. Arkamızdaki kardiyoloji desteğiyle birlikte şükür, böyle bir rakama ulaştık. Mutluyuz, gururluyuz. Kalp cerrahisinin her branşından, her alanından, her türlü vakaları şükür yüzümüzün akıyla yaptık. Bundan sonra da sağlığımız müsaade ettiği müddetçe yapmaya devam edeceğiz. Kalp cerrahisini çok seviyoruz. Hatta bu sevgi yetmedi, kendimiz bile bir kalp ameliyatı bile olduk. Bu programla bizleri onurlandıranlara çok teşekkür ederim." Kutlama programı, "Hayat Kurtaran 10 Bin Ameliyat, 10 Bin Yeni Başlangıç" yazılı pastanın kesilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Sarıakçalı, "Obezite konusunda acil eylem planı oluşturulmalı"
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:29 Sarıakçalı, "Obezite konusunda acil eylem planı oluşturulmalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Barış Sarıakçalı, obezite hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Obezite tüm toplumlarda görülen bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Sarıakçalı, "Sağlığı olumsuz etkileyen kompleks ve multifaktöriyel bir hastalık olarak kabul edilen obezite, günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir. Obezite, başta tip 2 diyabet ve prediyabet olmak üzere kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon (HT), hiperlipidemi (HL), serebrovasküler hastalık, çeşitli kanserler, obstrüktif uyku-apne sendromu, non-alkolik karaciğer yağlanması, gastroözofageyal reflü, safra yolları hastalığı, polikistik over sendromu, infertilite, osteoartroz ve depresyon gibi birçok sağlık sorununa neden olarak sağlık harcamalarını arttırmaktadır" dedi. Yetişkin obezite oranlarına benzer olarak, çocukluk çağında da obezite sıklığının arttığını belirten Sarıakçalı, "Bu dönemdeki obezite yetişkin dönemdeki obeziteye öncülük ettiğinden, koruyucu hekimliğin önemli bir hedefi de çocukluk ve adolesan dönemindeki olgular olmalıdır. Ülkemizde yetişkin toplumunda obezite prevalansı, yüzde 30’luk kritik yüksek oranı aşmıştır. Obezite sıklığı kadınlarda daha yüksek olmakla beraber, son yıllarda erkeklerdeki hızlı artış da dikkati çekmektedir" diye konuştu. "Sağlık Bakanlığının obezite konusunda acil eylem planları oluşturması gerekiyor" Ülkemizde obeziteyi belirleyici en önemli nedenlerin yaşlanma, diyabet ve hipertansiyon olduğunu kaydeden Sarıakçalı, "Buna ilaveten yaşanılan çevre, sosyal durum, düşük eğitim düzeyi, fiziksel inaktivite, öğün sayısı, ekmek tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi yaşam tarzını belirleyen etmenlerin de obezite gelişmesine katkıda bulunduğu ortaya konmuştur. Türkiye, Avrupa’da obezitede birinci sırada olduğu belirtilmiştir. OECD ülkelerinin verdiği erişkin nüfustaki obez oranı yaklaşık yüzde 19,5-20’dir. Türkiye, bunun üzerindedir. Türkiye’de erişkinlerde her 3 kişiden 1’i obezdir. Dünyada 650 milyon obez, 1 milyar 9 milyon aşırı kilolu var. Türkiye’de erişkin nüfusunun 20 milyonu obez, bundan daha fazlası aşırı kiloludur. Erişkin nüfusun yüzde 60-65’i aşırı kilolu ve obez olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının obezite konusunda acil eylem planları oluşturması gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.