SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Manisa Şehir Hastanesi sağlıkta kalitesini tescilledi
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:19 Manisa Şehir Hastanesi sağlıkta kalitesini tescilledi Manisa Şehir Hastanesi, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kalite anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar sonucunda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından verilen uluslararası geçerliliğe sahip ’Sağlıkta Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. Türkiye’deki 1.566 hastane arasından yalnızca 9’unun sahip olduğu bu akreditasyonla Manisa Şehir Hastanesi, kamu hastaneleri arasında 5. sırada yer aldı. Elde edilen başarı, hem Manisa’nın hem de Türkiye’nin sağlık alanındaki ilerlemesini gözler önüne serdi. Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Saka, "Bu belge yalnızca bir unvan değil, hastanemizin tüm süreçlerinde sürdürülebilir kaliteyi esas alan bir anlayışın tescilidir" diyerek, "Bu başarı, gece gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımızındır. Hepsine ayrı ayrı gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu süreçte bizlere desteklerini esirgemeyen Manisa İl Sağlık Müdürümüz Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren’e ve İl Sağlık Müdürlüğümüze şükranlarımı sunuyorum" dedi. Saka, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Bu başarı; memleketimize duyduğumuz sorumluluğun, hasta güvenliğini önceleyen hizmet anlayışımızın, şeffaflık ilkemizin ve yüksek kalite standartlarına olan bağlılığımızın bir sonucudur. Manisa artık sağlıkta Türkiye’nin en iyileri arasında yer alıyor. Kalite yolculuğumuz ise durmaksızın sürecek."
Yaza sağlıklı girmek için besin önerileri
23 Mayıs 2025 Cuma - 13:49 Yaza sağlıklı girmek için besin önerileri Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, yaza sağlıklı girmek için 5 önemli kuralı anlattı. Bireyler, yaz aylarına girerken daha iyi hissetmek, hafiflemek, çevreye daha fit görünmek ve sağlıklı yaş almak için bir şeyler yapmak istiyor. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, longevity denilen uzun ömürlü ve kaliteli bir yaşam için tüketilen besinlerin büyük önem taşıdığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Liv Hospital Vadistanbul Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, yaza girerken yapılması gereken 5 altın kuralı anlattı. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur şu önerilerde bulıundu: ’’ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil planları yapılmaya hatta gidilecek yerler bile belirlenmeye başlandı. Peki kıyafetlerin inceldiği vücut hatlarının daha belirgin olduğu yaz aylarına fit bir görüntüyle nasıl gireceğiz? Harvard Üniversitesi’nin önderliğinde yapılan ve 30 yıl boyunca binlerce insanın izlendiği yeni bir araştırma, bazı beslenme alışkanlıklarının 70’li yaşlara sağlıklı ulaşma ihtimalini iki kat artırdığını gösterdi. Özellikle bitkisel bazlı gıdalar, sağlıklı yağlar ve dengeli öğünler bu formülün temel taşları arasında yer alıyor. Peki yaz döneminde hem sağlıklı beslenirken hem de fit görünmek için bu bilgileri soframıza nasıl taşıyabiliriz? İşte sağlıklı yaş almanın ve enerji dolu bir yaz geçirmenin 5 altın kuralı: ’’Sebzeyi, meyveyi sofranın baş köşesine koyun’’ Renkli sebzeler, taze meyveler ve tam tahıllar bağırsak dostudur. Lif oranı yüksek bu besinler hem sindirim sistemini rahatlatır hem de vücudunuzu hastalıklara karşı korur. Özellikle yazın çıkan domates, biber, karpuz gibi antioksidan zengini gıdaları tüketin. ’’Zeytinyağı ve avokado gibi sağlıklı yağlara yer açın ’’ Vücudumuzun yağa ihtiyacı var ama doğru yağlar. Zeytinyağı, ceviz, avokado gibi kaynaklar hem kalbinizi korur hem de cildinize parlaklık kazandırır. Unutmayın, yazın güneşe karşı doğal koruma da içeriden başlar. ’’Kırmızı ve işlenmiş etleri azaltın ’’ Haftada birkaç porsiyondan fazlası, kalp ve damar sağlığı için risk oluşturabiliyor. Bunun yerine ızgara balık, baklagiller ve bitkisel proteinleri tercih edin. Özellikle yaz sofraları için mercimekli salatalar ve soğuk nohut mezeleri hem hafif hem besleyici seçeneklerdir. ’’Şekerli içeceklere veda, suya merhaba’’ Gazlı içecekler ve meyve aromalı şekerli içecekler, farkında olmadan fazla kalori almanıza neden olur. Serinlemek için ev yapımı soğuk bitki çayları, limonlu su ya da nane-detoks suları ideal. Yazın en iyi içeceği hâlâ su. ’’ Öğünleri atlamayın, dengeli tabağı rutinleştirin ’’ Yazın uzun günlerinde öğünler kayabiliyor ama bu metabolizmanız için ideal değil. Günde 2 ana öğün, gerekiyorsa hafif ara öğünlerle, vücudunuzu yormadan besleyin. Porsiyonları abartmayın ama eksik de bırakmayın. Yaz mevsimi sadece tatil değil, aynı zamanda kendimizi yenilemek için bir fırsattır. Sağlıklı beslenme ile daha enerjik hisseder, bağışıklığımızı güçlendirir ve yaş alırken sağlıkla kalmayı başarabiliriz. Unutmayın: Uzun ömür genetik olabilir ama kaliteli yaş almak sizin elinizde ’’
İç Hastalıkları Uzmanı Elif Başaran: "Bilinçsiz besin takviyesi kullanımı kalbi tehdit ediyor"
23 Mayıs 2025 Cuma - 13:35 İç Hastalıkları Uzmanı Elif Başaran: "Bilinçsiz besin takviyesi kullanımı kalbi tehdit ediyor" Özellikle sporcular arasında besin takviyesi kullanımının yaygınlaştığına dikkat çeken Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Besin takviyeleri bilinçsiz ya da kontrolsüz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bunlar arasında karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinin bozulması, hormonal dengesizlikler, kalp ritim bozuklukları sayılabilir" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Günümüzde özellikle sporcular, yoğun fitness yapanlar arasında besin takviyesi kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Protein tozları, amino asitler, yağ yakıcılar ve egzersiz veya antrenman öncesinde kullanılan performans artırıcı (pre-workout) ürünler gibi birçok besin takviyesi; performans artışı, kas gelişimi ya da kilo kontrolü amacıyla tercih edilmektedir. Ancak besin takviyeleri bilinçsiz ya da kontrolsüz kullanıldığında bazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu sağlık sorunları arasında karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinin bozulması, hormonal dengesizlikler, kalp ritim bozuklukları sayılabilir" diye konuştu. "Karaciğer ve böbreği olumsuz etkileyebilir" Özellikle yüksek protein içeren tozların ve yağ yakıcıların uzun vadede iç organlarımızda toksik etkilere neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Elif Başaran, "Vücut bu maddeleri parçalamak için fazlaca çaba harcar ve zamanla karaciğer ve böbrek başta olmak üzere organ fonksiyonlarında bozulmalar yaşanabilir’’ dedi. "Adet düzensizliğine ve testosteron düşüklüğüne yol açabilir’’ Başaran, "Başta anabolik steroid içeren veya hormon düzenleyici etkisi olan besin takviyeleri vücudun doğal hormon dengesini bozabilir. Erkeklerde testosteron düzeylerinde düşüş, kadınlarda adet düzensizliklerine yol açabilir. Kafein, efedrin gibi uyarıcılar içeren pre-workout ürünler ya da yağ yakıcılar, bilinçsiz kullanıldıklarında kalp atış hızını ve tansiyonu artırarak kalp ritim bozukluklarına ve hipertansiyona neden olabilir. Özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireylerde bu tür ürünlerin kontrolsüz kullanımı tehlikeli olabilir’’ diye konuştu. "İshal ve kabızlık görülebilir" Supplement adıyla adlandırılan besin takviyelerinde kullanılan katkı maddelerinin, yapay tatlandırıcıların ve renklendiricilerin alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini söyleyen Başaran, "Ayrıca mide bulantısı, şişkinlik, ishal ya da kabızlık gibi gastrointestinal sistem problemleri de en sık görülen istenmeyen etkiler arasındadır. Bazı besin takviyeleri kullanılan ilaçlarla etkileşime girerek istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Örneğin, kan sulandırıcı ilaç kullanan bir kişinin yüksek dozda E vitamini veya balık yağı alması kanama riskini artırabilir. Sürekli besin takviyesi kullanımı, sporcuda ‘takviye olmadan gelişemem’ düşüncesi oluşturarak psikolojik bağımlılık oluşturabilir" ifadelerini kullandı. "Takviyeler kişisel ihtiyaçlara göre planlanmalı’’ Besin takviyelerinin kontrollü ve gereklilik halinde kullanılırsa fayda sağlayabileceğini belirten Başaran, "Her bireyin ihtiyacı farklıdır ve bu ürünler mutlaka uzman gözetiminde kullanılmalıdır. Besin takviyesi kullananların hem istenmeyen etkilerin önüne geçmek hem de uzun vadede maksimum fayda için doktor kontrollerini aksatmamaları önemlidir. Unutulmamalıdır ki, en iyi ve en sağlıklı sonuçlar doğal ve ücretsiz besin takviyeleri olan dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku ile elde edilir’’ diye konuştu.
Balıkesir, sağlıkta kaliteyi Nev markası ile yakalayacak
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:57 Balıkesir, sağlıkta kaliteyi Nev markası ile yakalayacak 2009 yılında Balıkesir’de hizmet vermeye başlayan Özel Sevgi Hastanesi, aradan geçen 16 yıl sonunda Nev Sağlık Grubu bünyesine dahil oldu. Nev Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ergin Kopal, Türkiye’ye Balıkesir ve Bursa üzerinden açılacaklarını ifade ederken, Bandırma ve Balıkesir’deki sağlık yatırımlarının ardından Güney Marmara’da daha ulaşılabilir, daha modern sağlık hizmeti sunacaklarının taahhüdünü verdi. Balıkesir il merkezinin tek özel hastanesi olan Sevgi Hastanesi, Nev Sağlık Grubu bünyesine katıldı. Konuyla ilgili hastanede bir basın açıklaması yapan Nev Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ergin Kopal, Nev Sağlık Grubu İcra Kurulu Başkanı Dr. Seyhun Yavuz, Yönetim Kurulu üyesi Ferdi Yılmaz gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kopal, "Nev Sağlık Grubu olarak, Güney Marmara Bölgesi’nde kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunma misyonumuz doğrultusunda yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bandırma’daki yatırımımızın ardından şimdi de Balıkesir’in köklü sağlık kuruluşlarını bünyemize katarak, bölgedeki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bu satın alma, sadece bir büyüme hamlesi değil, aynı zamanda Balıkesir halkına daha modern ve erişilebilir sağlık hizmeti sunma taahhüdümüzün bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de teknoloji, insan kaynağı ve hasta memnuniyeti odaklı yatırımlarımızı sürdüreceğiz" dedi. Balıkesir ve Bursa’nın köken, davranışsal ve yaşam şekli olarak birbirine çok benzediğini belirten Kopal, "Her zaman burada olmak istemiştik, çalışmalara Bandırma ile başladık. Bursa’da sağladığımız hasta ve çalışan odaklı sağlık hizmetini buraya taşımak temel amacımız. Çok kısa sürede etkilerini göreceksiniz. Tekrardan hayırlı olsun" dedi. "Kaliteli hizmeti Balıkesir ile buluşturacağız" Toplantıda konuşan Nev Sağlık Grubu İcra Kurulu Başkanı Dr. Seyhun Yavuz ise "Bu yatırım aslında bir bayrak devri oldu. Umarım her şey Balıkesir için iyi olur. Sağlık hizmeti aslında bir kamu hizmeti. Balıkesir’in değerlerine saygı duyarak, kaliteli sağlık hizmetine devam edeceğiz. Balıkesir’in ülkemizdeki öneminin farkındayız. Bölgenin ihtiyaçlarını hep beraber değerlendirerek en iyi hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Hayırlı olsun" dedi. Yapılan anlaşmanın ardından bölgedeki hastaneler Nev Balıkesir ve Nev Altıeylül ismiyle çalışmalarını sürdürecek. Satın alma anlaşması kapsamında, iki özel hastane, iki imarlı arsa ve 1,5 MW kapasiteli güneş enerji santrali (GES) de Nev Sağlık Grubu’nun portföyüne eklendi. Bu yatırım, Nev Sağlık Grubu’nun sürdürülebilir ve çevreci sağlık hizmetleri vizyonunu da destekliyor.
Bakan Memişoğlu: "Ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen"
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:49 Bakan Memişoğlu: "Ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen" Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Dünya Sağlık Örgütü normal doğum oranının en az yüzde 70 civarında olmasını öngörüyor. Aynı zamanda sezaryen doğum oranının da yüzde 10-15 arasında kalması gerektiğini ifade ediyor. Bu oranlar, anne ve bebek sağlığı açısından ideal kabul edilmektedir. Birçok gelişmiş ülkede bu hedeflere ulaşmak için çeşitli programlar yürütülmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen. Bu oran, dünya ortalamasının oldukça üzerindedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda ebe adayları ile buluşan Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı kapsamında koruyan, geliştiren, üreten sağlık modeli mottosuyla, en iyi şekilde erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Bugün sayıları 60 bin 756’yı bulan ebe arkadaşlarımız sağlık hizmeti sunumunda bizim için çok mühim bir yere sahip. Sizler bizim için gerçekten çok kıymetlisiniz. Çünkü gebelik sürecinde, o kutsal annelik yolculuğunda anne adaylarımızın yanlarında oluyor, onlara rehberlik ediyor, özellikle doğum öncesi son 3 ayda gebelerimizin doğumuna hazırlıyor, doğum esnasında annelerimize refakat ederek çok büyük bir görev ifa ediyorsunuz" dedi. "Bilimsel araştırmalar, normal doğumun anneler açısından daha hızlı iyileşme süreci olduğunu gösteriyor" Sağlık Bakanlığı olarak ebelik mesleğini güçlendirmeyi hedefleyerek önemli adımlar attıklarını belirten Bakan Memişoğlu, "Ebelerimizin görev, yetki ve sorumluluklarını güncel sağlık ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlıyoruz. Ebelerimizin danışmanlık, eğitim ve mesleki yetkinliklerini daha görünür ve sistematik hale getiriyoruz. Bu sayede ebelik mesleğini sadece korumakla kalmıyor, aynı zamanda güçlendiriyor, geliştiriyor ve yarınlara taşıyacak yapıyı hep birlikte inşa ediyoruz. Bugün sizlere vatandaşlarımızın gündemini güçlü şekilde taşıyan Normal Doğum Eylem Planımızdan bahsetmek ve Sağlık Bakanlığı olarak hedeflerimizi paylaşmak istiyorum. Sağlık Bakanlığı olarak normal doğumu, anne ve evlatlarımızın sağlıklı geleceği açısından son derece önemli bir mesele olarak görüyoruz. Normal doğum, bir bebeğin anne rahmindeki gelişimini tamamladıktan sonra dünyaya gelme sürecidir. Bu süreç, hem anne hem de bebek sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir yöntemdir. Sezaryen doğum ise, tıbbi bir gereklilik durumunda başvurulan cerrahi bir yöntemdir. Annenin karnına ve rahmine yapılan cerrahi bir kesiyle bebeğin alınması işlemidir. Bilimsel araştırmalar, normal doğumun anneler açısından daha hızlı iyileşme süreci, daha düşük enfeksiyon riski ve daha az doğum sonrası komplikasyon ile ilişkili olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "Ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen" Kemal Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: "Normal doğum bebek için, anneyle erken ve güvenli temas, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve solunum problemlerinin daha az görülmesi gibi önemli avantajlar sağlar. Dünya Sağlık Örgütü normal doğum oranının en az yüzde 70 civarında olmasını öngörüyor. Aynı zamanda sezaryen doğum oranının da yüzde 10-15 arasında kalması gerektiğini ifade ediyor. Bu oranlar, anne ve bebek sağlığı açısından ideal kabul edilmektedir. Birçok gelişmiş ülkede bu hedeflere ulaşmak için çeşitli programlar yürütülmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen. Bu oran, dünya ortalamasının oldukça üzerindedir" "İlk etapta sezaryen oranlarında yüzde 5 oranında bir azalma hedefledik" Sağlık Bakanlığı olarak harekete geçtiklerini söyleyen Bakan Kemal Memişoğlu, "Emine Erdoğan himayelerinde, 3 Ekim 2024 tarihinde ’Doğal Olan: Normal Doğum’ farkındalık kampanyamızı başlattık. Bu süreci sadece tanıtım kampanyası olarak görmedik. Alanında yetkin hekim arkadaşlarımızın ve ebelik hocalarımızın da dahil olduğu kapsamlı bir eylem planı hazırladık. 4 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ve 40 hafta sürecek olan, 14 temel eylemden oluşan bir eylem planı oluşturduk. Bu planın temel amacı, tıbben gerekli olmayan sezaryen oranlarını azaltmak ve normal doğumu teşvik etmektir. İlk etapta sezaryen oranlarında yüzde 5 oranında bir azalma hedefledik" dedi. "Bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettik" Norma doğum teşviki sonrası gelen eleştiriler hakkında da konuşan Memişoğlu, "Elbette bu süreçte bazı çevreler, ideolojik saiklerle, Sağlık Bakanlığı’nın kadınların doğum şekline yönlendirme ya da dayatma yaptığı şeklinde dezenformasyona başvurdu. Oysa biz Sağlık Bakanlığı olarak en başından beri tamamen bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettik. Normal doğumun faydaları konusunda toplumsal farkındalık oluşturmaya çalıştık ve bu çabamızın karşılığını sahada gördük. Normal doğumu desteklemek adına ne gibi çalışmalar yaptık? 13 Aralık 2024’te gebe okulu zorunluluğu getiren düzenlemeyi Resmi Gazete’de yayınlandık. Bu doğrultuda kamu hastanelerimizde gebe okullarımızın sayısını 442’ye çıkarttık. Anne adaylarımızı, gebelik, doğum ve lohusa konusunda bilgilendirecek ’Annelik Yolculuğu’ kitabımızı yayımladık ve bu kapsamda eğitim videoları hazırladık. Annelik Yolculuğu mobil uygulamamızı Mayıs 2025’te aktif hale getirdik" diye konuştu. "81 ilimizin tamamında toplam bin 593 koordinatör ebe belirledik" Anne dostu hastane standartlarını tamamladıklarını ifade eden Memişoğlu, "Bu amaçla yönetmelik taslağı hazırladık. 154 kamu hastanesi ile 200 özel hastane bu statüye aldık. Ebelerimizin görev ve yetkilerini genişleten yönetmeliğimizi 3 Aralık 2024 tarihinde yayınladık. Doğumhane çalışanlarına maddi teşvik sağlamak amacıyla, 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla ek ödeme teşviklerimizi yürürlüğe koyduk. Sorumlu Ebe uygulamamızı, yeni yönetmelikle birlikte uygulamaya aldık. Bu kapsamda, 5 bin 600 ebe arkadaşımızı meslek içi eğitimlere dahil ettik ve bu eğitimleri 31 Ağustos 2025 tarihine kadar tamamlamayı hedefliyoruz. ’Her Ebeye Bir Ebe’ programı kapsamında 357 ebe polikliniğini hizmete sunduk. 81 ilimizin tamamında toplam bin 593 koordinatör ebe belirledik" ifadelerini kullandı. "Nisan sonu itibariyle toplam sezaryen oranında yüzde 1.78 oranında düşüş sağladık" Ebelik kongresi düzenleyerek eğitimler verdiklerini aktaran Bakan Kemal Memişoğlu, "Doğum sonrası süreçler için standartları belirlemek adına, doğum sonrası protokolümüzü yayınladık. Yine ebelerimiz için ’Doğum Yönetim Rehberi’ni hazırladık ve yayın aşamasına getirdik. Sezaryen oranlarının azaltılması amacıyla, 81 ilde özel hastanelere yönelik denetim sürecini başlattık. Ayrıca sağlık yöneticilerinin performans kriterlerinde yeni bir adım attık. Görev sistemimizde, primer sezaryen oranları artık yöneticilerimizin başarı değerlendirme kriterleri arasında yer almaktadır. İletişim çalışmalarımız kapsamında, vatandaşlarımızın farkındalığını artırmak amacıyla kamu spotları, radyo spotları, bilgilendirici broşürler aracılığıyla kapsamlı bir kampanya yürüttük. Normal Doğum Eylem Planımızda yer alan 14 eylemin 9’unu başarıyla tamamladık. Planımızı uygulamaya almadan önce verilerle kıyasladığımızda, nisan sonu itibariyle primer sezaryen oranında yüzde 1.74, toplam sezaryen oranında ise yüzde 1.78 oranında bir düşüş sağladık. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, 3 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ’Doğal Olan Normal Doğum’ farkındalık kampanyası ve eylem planımız ile ülkemizde normal doğum oranlarını sizlerle birlikte artıracağımıza yürekten inanıyoruz" dedi.
İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:49 İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması İzmir’de Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından vatandaşlara boy kilo endeksi ölçümü yapıldı. Fazla kilosu bulunan vatandaşlar, sağlık personeli tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. 81 ilde başlatılan yeni program kapsamında, halkın yoğun olarak bulunduğu meydanlar, kamusal alanlar ve etkinlik alanlarında vatandaşların boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, fazla kilolu bireylerin tespit edilerek Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne yönlendirileceğini ve uygulamayla 10 milyon kişiye ulaşmanın hedeflendiğini, uygulamayla bireylerin sağlık durumlarının yerinde tespitinin amaçlandığını belirtmişti. İzmir’de de "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Konak Meydanı’nda kurulan stantta vatandaşların boy ve kilolarını ölçtü. Elde edilen veriler doğrultusunda vücut kitle endeksi değerleri fazla çıkan vatandaşlar, sağlık personeli tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. "Hedef yarım milyon kişi" 12 günde 83 bin vatandaşa boy ve kilo ölçümü yaptıklarını söyleyen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Metin Kızılelma, hedeflerinin yarım milyon kişiye ulaşmak olduğunu söyledi. Kızılelma, "Sağlık Bakanlığımızın bu konudaki hedefi; 10 Mayıs - 10 Temmuz tarihleri arasında, 2 ay içinde 10 milyon kişiye ulaşarak obezite konusundaki farkındalığı artırmak. Biz de il olarak, bu 2 aylık süre içinde yarım milyondan fazla kişiye ulaşarak boy ve kilolarını ölçüp beden kitle endekslerini hesaplayarak bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bu ölçümlerden sonra kişileri yönlendirdiğimiz Obezite Danışma Birimlerimiz var. Bu birimler; 33 ilde, 11 tanesi Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, 22 tanesi İlçe Sağlık Müdürlüklerinde olmak üzere toplam 33 merkezde hizmet veriyor. Bu merkezlerde, biz ücretsiz olarak diyetisyenlerimiz aracılığıyla beslenme danışmanlığı hizmeti sunuyoruz. Bu sunduğumuz hizmetten vatandaşımızın daha fazla yararlanmasını istiyoruz. Çünkü biliyorsunuz, obezite birçok kronik hastalığın gelişiminde, uzun vadede çok etkili. Kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları engellemek için, kişilerin zamanında bilgilendirilmesi; obezite konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı beslenme sağlanarak ideal kilolarına ulaşmaları amaçlanıyor. Biz, il olarak 12 günde 83 bin kişiye ulaştık. Bu kişileri hem obezite konusunda bilgilendirdik, hem beden kitle endekslerini hesapladık hem de uygun olan kişileri bu merkezlerimize yönlendirdik. Amacımız, daha da hızlanarak yarım milyon kişiyi geçmek" dedi. Bölgede boy ve kilo ölçümü yaptıran vatandaşlardan Yaşar Caner ise, "Biraz kilom var ve sağlık danışmanıyla görüşmemi talep edeceğiz. Bu uygulamayı televizyonda görmüştüm, izledim ama denk gelmemiştik, bu sefer denk geldik. Bir deneyelim dedik ve aldık gerekli bilgileri. Böyle bir değerlendirme yapacağız" diye konuştu.
İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:44 İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması İzmir’de Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından vatandaşlara boy kilo endeksi ölçümü yapıldı. Fazla kilosu bulunan vatandaşlar, sağlık personelleri tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. 81 ilde başlatılan yeni program kapsamında, halkın yoğun olarak bulunduğu meydanlar, kamusal alanlar ve etkinlik alanlarında vatandaşların boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, fazla kilolu bireylerin tespit edilerek Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne yönlendirileceğini ve uygulamayla 10 milyon kişiye ulaşmanın hedeflendiğini, uygulamayla bireylerin sağlık durumlarının yerinde tespiti amaçlandığını belirtmişti. İzmir’de de "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Konak Meydanı’nda kurulan stantta vatandaşların boy ve kilolarını ölçtü. Elde edilen veriler doğrultusunda vücut kitle endeksi değerleri fazla çıkan vatandaşlar, sağlık personelleri tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. "Hedef yarım milyon kişi" 12 günde 83 bin vatandaşa boy ve kilo ölçümü yaptıklarını söyleyen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Metin Kızılelma, hedeflerinin yarım milyon kişiye ulaşmak olduğunu söyledi. Kızılelma, "Sağlık Bakanlığımızın bu konudaki hedefi; 10 Mayıs - 10 Temmuz tarihleri arasında, 2 ay içinde 10 milyon kişiye ulaşarak obezite konusundaki farkındalığı artırmak. Biz de il olarak, bu 2 aylık süre içinde yarım milyondan fazla kişiye ulaşarak boy ve kilolarını ölçüp beden kitle endekslerini hesaplayarak bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bu ölçümlerden sonra kişileri yönlendirdiğimiz Obezite Danışma Birimlerimiz var. Bu birimler; 33 ilde, 11 tanesi Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, 22 tanesi İlçe Sağlık Müdürlüklerinde olmak üzere toplam 33 merkezde hizmet veriyor. Bu merkezlerde, biz ücretsiz olarak diyetisyenlerimiz aracılığıyla beslenme danışmanlığı hizmeti sunuyoruz. Bu sunduğumuz hizmetten vatandaşımızın daha fazla yararlanmasını istiyoruz. Çünkü biliyorsunuz, obezite birçok kronik hastalığın gelişiminde, uzun vadede çok etkili. Kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları engellemek için, kişilerin zamanında bilgilendirilmesi; obezite konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı beslenme sağlanarak ideal kilolarına ulaşmaları amaçlanıyor. Biz, il olarak 12 günde 83 bin kişiye ulaştık. Bu kişileri hem obezite konusunda bilgilendirdik, hem beden kitle endekslerini hesapladık hem de uygun olan kişileri bu merkezlerimize yönlendirdik. Amacımız, daha da hızlanarak yarım milyon kişiyi geçmek" dedi. Bölgede boy ve kilo ölçümü yaptıran vatandaşlardan Yaşar Caner ise, biraz kilo vermesinin gerektiğini, bunun için de sağlık danışmanıyla görüşeceğini söyledi. Caner, "Biraz kilom var ve sağlık danışmanıyla görüşmemi talep edeceğiz. Bu uygulamayı televizyonda görmüştüm, izledim ama denk gelmemiştik, bu sefer denk geldik. Bir deneyelim dedik ve aldık gerekli bilgileri. Böyle bir değerlendirme yapacağız" diye konuştu.
Safra kanalı taşlarında ameliyatsız yöntem: ERCP
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:52 Safra kanalı taşlarında ameliyatsız yöntem: ERCP Gaziantep Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz, "ERCP, cerrahi gerektirmeyen, yani ameliyatsız bir tanı ve tedavi yöntemidir. Bu nedenle hastada herhangi bir kesi yapılmaz ve hastalar çok kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir" dedi. Gaziantep Hatem Hastanesi’nde ileri düzey endoskopik işlemlerden biri olan ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi) yöntemi başarıyla uygulanıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz tarafından gerçekleştirilen bu işlem sayesinde, safra kanalı taşları başta olmak üzere birçok pankreas ve karaciğer hastalığı ameliyat gerektirmeden tedavi edilebiliyor. "Ameliyatsız ve Hızlı İyileşme Sağlıyor" Tedavi hakkında bilgi veren Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz, ERCP işleminin en büyük avantajının cerrahi gerektirmemesi olduğunu belirterek, "ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi), safra kanalı taşları, pankreas hastalıkları ve bazı karaciğer hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan ileri düzey bir endoskopik ve radyolojik yöntemdir. En sık uygulama nedeni safra kanalı taşlarıdır. Bunun dışında bazı pankreas ve karaciğer hastalıklarında ya da safra yolları tümörlerinde de başarıyla uygulanmaktadır. En önemli avantajı cerrahi gerektirmeyen, yani ameliyatsız bir yöntem olmasıdır. Bu nedenle hastada herhangi bir kesi yapılmaz ve hastalar çok kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir. Ameliyatsız bir işlem olduğu için enfeksiyon gibi komplikasyonların görülme riski de oldukça düşüktür" dedi. "Pankreasla ilgili bazı hastalıklarda da ERCP yöntemi başarıyla uygulanmakta ve çoğu zaman cerrahiye ihtiyaç duyulmamaktadır" Uzman Dr. Hüseyin Kaçmaz, "İşlem, hasta uyutularak yapılır. Öncesinde hasta, bir gastroenteroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve ERCP endikasyonu olup olmadığı belirlenir. Daha sonra anestezi uzmanı tarafından anesteziye engel bir durum olup olmadığı araştırılır. Gerekirse ilgili tedaviler yapılır. Tüm bu süreçler tamamlandıktan sonra, hasta aç karnına olacak şekilde ERCP ünitesinde işlem gerçekleştirilir. Hasta herhangi bir ameliyata gerek kalmadan safra kanalındaki taşlar alınabilir. Aynı şekilde, bu bölgede bir tümör varsa tanı amacıyla biyopsi alınabilir. Pankreasla ilgili bazı hastalıklarda da ERCP yöntemi başarıyla uygulanmakta ve çoğu zaman cerrahiye ihtiyaç duyulmamaktadır. Evet, taşların boyutu önemlidir. Genellikle 1 cm’nin altındaki taşlar kolaylıkla çıkarılabilir. Daha büyük taşlar söz konusu olduğunda ise, taş kırma gibi farklı yöntemler uygulanarak taşlar safra kanalında parçalanır ve daha sonra bağırsağa düşürülmesi sağlanır" diye konuştu.
Basit önlemlerle cilt kanserinden korunun
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:50 Basit önlemlerle cilt kanserinden korunun Cilt kanserinin yetişkin ve çocuklarda görebildiğine dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Zekeriya Hannarici, korunmanın basit olduğunu ve ciltte oluşan lekelerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Zekeriya Hannarici, cilt kanserinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden birisi olduğunu belirtti. Erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilir olduğu bilgisini veren Uzm. Dr. Hannarici, "Cilt kanseri, önlenebilir kanserler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. En çok karşılaştığımız cilt kanseri türleri; bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ile en agresif ve en tehlikelisi olan malin melanomdur" dedi. Özellikle güneşe uzun süre ve korunmasız kalmak, solaryum gibi yapay ultraviyole kaynaklarını kullanmak, açık tenli olmak ve ailede cilt kanseri öyküsü bulunmasının riski artıran faktörler olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Hannarici, cilt kanserinden korunmanın mümkün olduğunu ifade etti. Bunun için yapılması gerekenlerin oldukça basit olduğunu vurgulayan Hannarici, "Güneşe çıkarken geniş spektrumlu, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerini kullanmak gerekir. Özellikle saat 10.00-16.00 arasında uzun süre güneşe çıkmaktan kaçınmak gerekir. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafetler tercih etmek lazım. Cildinizde yeni oluşan ya da şekli, rengi, boyutu değişen benleri mutlaka bir dermatoloğa gösterin" şeklinde konuştu. Ciltteki her değişimin basit bir leke olmayabileceğinin altını çizen Hannarici, cilt kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Cilt kanseri sadece ileri yaşta değil, gençlerde ve çocuklarda da görülebiliyor. Bilinçli davranmak kendimizi değil, sevdiklerimizi de korumaktadır. Bugün aynaya baktığımızda sadece bir görüntü değil, aynı zamanda sağlığımıza dair ipuçlarını da görebiliyoruz. Cildinize dikkat edin, değişikliklere geç kalmayın. Korunmak kolay, tedavi mümkün, geç kalmak risklidir."
Bakan Memişoğlu uyardı: "Toplumun yüzde 50’si kilolu, 3’te 1’i sigara kullanıyor"
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:29 Bakan Memişoğlu uyardı: "Toplumun yüzde 50’si kilolu, 3’te 1’i sigara kullanıyor" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplumumuzda yaygın olan kilo, kötü beslenme, hareketsizlik ve bağımlılık gibi bedenimize zarar veren alışkanlıklardan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Kilo sorununu öncelikli olarak ele almamız gerekiyor. Çünkü toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor" dedi. Çeşitli programlara katılmak üzere Kocaeli’ye gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ilk olarak Kocaeli Valiliği’ni ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Kocaeli’nin sağlık hizmetlerini, sağlıkla ilgili sorunlarını ve yapılacak çalışmaları değerlendireceklerini aktardı. Vatandaşa daha iyi sağlık hizmeti sunabilmek için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerini bildiren Bakan Memişoğlu, kente kazandırılan sağlık yatırımları hakkında da bilgi verdi. "Yeni yatırımlarla ilgili çalışma içerisindeyiz" Geçtiğimiz yıl Eylül ayında Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’nin açılışının yapıldığını söyleyen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kocaeli’de bir tane üniversite hastanemiz var, şehir hastanemiz var, 8 devlet hastanesi, 17 özel hastanemiz var. Yeni yatırımlarla ilgili çalışma içerisindeyiz. İnşallah bundan sonra Kocaeli’de sağlık yatırımlarını çok daha hızlı ve etkin hale getireceğiz. Halihazırda Körfez Devlet Hastanesi binasının inşaatı devam ediyor. Çayırova Devlet Hastanesi’nin süreci maalesef uzadı ama artık sonuna geldik. İnşallah haziran ayında yeni yapım ihalesini yaparak çok hızlı şekilde hastanemizi hizmete hazır hale getireceğiz. Kocaelilere müjde vermek istiyorum. 150 yataklı Kartepe Devlet Hastanesi ve 100 yataklı Başiskele Devlet Hastanesini yatırıma aldık, kısa zamanda projelerini hazırlayıp, inşaatlarına başlayacağız. Derince’de iyi bir hastanemiz var kültür anlamında, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi ama fiziki anlamda yenilenmeye ihtiyacı var. Onunla da ilgili 120 yataklı acil durum hastanesi ile 200 yataklı kalıcı olan hastanemizin projelerine başlıyoruz. Onları da çok kısa zamanda, inşallah milletimiz inşaatını görecek ve hizmeti de en kısa zamanda başlatacağız. Bununla beraber, özellikle Darıca tarafındaki hastanemizin analizlerini yapıyoruz. Oraya da inşallah projesini hazırlayacağımız yaklaşık 200 yataklı bir ek bina yapacağız. Analizlerin neticesinde de hangi bloğun çalışacağını, hangi bloğun çalışmayacağını tespit edeceğiz" "Pozitif ayrımcılıkla Kocaeli’yi destekleyeceğiz" Kocaeli Şehir Hastanesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Hayalim" diyerek tabir ettiği bir sağlık yatırımı olduğunu belirten Memişoğlu, "Bu hastane Kocaeli’de büyük emekler neticesinde hizmete sunuldu. Biz Kocaeli’de bu yatırımları çok kısa zamanda yaparak, şehrin sağlık altyapısını daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında, hizmetler anlamında Kocaeli aslında sağlık kültürü olan, geçmişten beri iyi sağlık çalışanlarının ve ekibinin, ordusunun olduğu bir ii. Biz Kocaeli’nin hem altyapı hem de temel sağlık hizmetleri bakımından çok daha iyi yerlere gelmesi için elimizden geleni yapacağız. Sağlık Bakanlığı olarak Kocaeli’ye ayrı bakıyoruz. Pozitif ayrımcılıkla Kocaeli’yi destekleyeceğiz. Çünkü Kocaeli, geçmişte deprem yaşamış, aynı zamanda da destek verilmesi gereken bir sanayi şehri. Aynı zamanda sağlık kültürü olan bir şehir" diye konuştu. "Toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor" Ayrıca Memişoğlu, vatandaşları da uyararak, "Biz her zaman hizmet sunacağız, hizmet vermeye devam edeceğiz ama biz özellikle insanların hastalanmamasını, sağlıklı kalmasını istiyoruz. Bu nedenle, toplumumuzda yaygın olan kilo, kötü beslenme, hareketsizlik ve bağımlılık gibi maalesef bedenimize zarar veren alışkanlıklardan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Farkındalık oluşturmak amacıyla özellikle kilo ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Önceliğimiz, insanların kendi bedenlerini ve sağlıklarını korumalarını sağlamak, bu konuda farkındalık kazandırmak. Bu noktada, kilo sorununu öncelikli olarak ele almamız gerekiyor. Çünkü toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor. Biz sağlık çalışanları olarak elimizden geleni yapıyoruz ancak toplumun da bize destek olması, bu sürece katılması ve bedenini koruyacak alışkanlıklar edinmesi gerekiyor. İnşallah bu sorunların hepsinin üstesinden geleceğiz. Çünkü biz ’Sağlıklı Türkiye’ diyoruz. Sağlıklı bir Türkiye için de bedenimize iyi bakmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.