SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
114 yaşındaki Makbule Nine’ye sağlık ekiplerinden doğum günü sürprizi
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:38 114 yaşındaki Makbule Nine’ye sağlık ekiplerinden doğum günü sürprizi Yozgat Şehir Hastanesi’ne bağlı Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, 1912 doğumlu Makbule Ekinci’nin doğum gününü evinde kutladı. 114 yaşına giren asırlık çınar için sağlık çalışanları sürpriz doğum günü etkinliği düzenledi. Yozgat’ın Tuzkaya Mahallesi’nde yaşayan ve evde sağlık hizmetlerinden faydalanan Makbule Ekinci, 114’üncü yaşına sağlık ekipleri ve ailesiyle birlikte girdi. Yozgat Şehir Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından düzenlenen sürpriz etkinlikte, Makbule Nineye doğum günü pastası kesilerek mumlar üflettirildi. Duygusal anların yaşandığı kutlamada Makbule Ninenin mutluluğu gözlerinden okundu. Yedi çocuğu olduğunu söyleyen Makbule Ekinci, sağlığının iyi olduğunu ve düzenli bakımlarının yapıldığını belirterek, doğum günü sürprizinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Makbule Ninenin oğlu Mehmet Ekinci ise sağlık ekiplerine teşekkür ederek, "Yozgat Şehir Hastanesi’nden gelen arkadaşlarımıza, hocamıza, Başhekimimize teşekkür ederiz. Hastamızla sürekli ilgileniyorlar. Evde bakım hizmetlerimizden. Allah razı olsun hiç problem yok, hizmetlerimizi En güzel şekilde alıyoruz. Annemin şeker, tansiyon, kronik rahatsızlıkları var. Bugün evde sağlık hizmetleri, torunları, çocukları ve biricik oğluyla 114’ncü yaşını kutladık" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan da Makbule Ekinci’nin evini ziyaret ederek doğum gününe katıldı. Kozan, "Evde Sağlık Hizmetlerinin takip ettiği 354 hastadan birini ziyaret ettik. Bu sefer Makbule teyzemin doğum günüydü. Makbule teyzem 114 yaşına bastı. Bu Yozgat’ın bizim için yaş olarak en yüksek yaşına sahip teyzemiz. Biz de burada bulunmak istedik doğum gününü kutlamak istedik. Onunla birlikte olmak bize güç verdi. Hastalarımızın evlerinde bulunmak onların ihtiyaçları için görüşmek her zaman bizim mutlu ediyor. Onların bir şekilde derdine derman olabilmek bizi çok mutlu ediyor. Öncelikle ben evde sağlık ekibine, hekimlerimiz olmak üzere tüm personel arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bizi ağırladıkları için Makbule teyze, tüm çocukları ve torunlarına ayrıca teşekkür ederim. Allah hayırlı ömürler versin Makbule teyzeme. Şu an itibariyle Şeker tansiyon diz ve bileklerde bazı sorunları mevcut ama çok şükür hayati tehlikesi yok. Herhangi bir sıkıntımız mevcut değil, tedavilerini ayarlamak için de Feride ve Şifa hocamla birlikte ilaçlarımızı ayarlıyoruz" ifadelerini kullandı. Makbule Ekinci, doğum gününü çocukları ve torunlarıyla birlikte kutlamanın sevincini yaşarken, onları tek tek öperek sevgisini gösterdi.
Yaz sıcakları kronik hastaları tehdit ediyor
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:23 Yaz sıcakları kronik hastaları tehdit ediyor Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Abdullah Erdem, özellikle hipertansiyon ve böbrek hastalarının sıcak havalarda çok dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Yaz mevsiminde sıcaklar kendini göstermeye başlarken, kronik hastalıkları bulunan bireyler için riskli bir dönemin başladığı ifade edildi. Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi Dahiliye ve İç Hastalıkları Uzmanı Abdullah Erdem, özellikle hipertansiyon ve böbrek hastalarının sıcak havalarda sağlıklarını koruyabilmeleri için dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. "Sıcak hava tansiyon dengesini bozabilir" Erdem, yüksek sıcaklıkların vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesini değiştirdiğini, bunun da özellikle hipertansiyon hastalarında ani tansiyon yükselmelerine ya da düşüşlerine yol açabileceğini ifade ederek, "Yaz aylarında artan sıvı kaybı, tansiyon hastalarında baş dönmesi, bayılma ve kalp krizi riskini artırabiliyor. Bu nedenle ilaç kullanım düzeni, sıvı alımı ve günlük aktiviteler mutlaka gözden geçirilmeli" dedi. "Diyaliz hastaları sıvı tüketiminde aşırıya kaçmamalı" Sıcak havalarda terlemeyle artan sıvı kaybının diyaliz hastalarında susuzluk hissini tetiklediğini ancak bu hastaların sıvı tüketimini doktorlarının önerdiği sınırlar içinde tutması gerektiğini vurgulayan Erdem, "Aşırı sıvı alımı, diyaliz hastalarında ödem, yüksek tansiyon ve nefes darlığı gibi ciddi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. "Hipertansiyon ve diyaliz hastalarına 5 önemli tavsiye" Uzm. Dr. Abdullah Erdem, yaz mevsiminde bu hasta gruplarının sağlığını koruyabilmesi için uyarılarda bulunarak şu ifadeleri kullandı; "Sıvı alımınızı doktor önerisine göre ayarlayın. 11.00- 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya özen gösterin. İlaçlarınızı düzenli kullanın, kontrollerinizi aksatmayın. Tuz tüketimini azaltın, özellikle hazır ve tuzlu gıdalardan uzak durun. Serin ortamlarda kalın, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edin." Her hastanın sıvı ve tuz ihtiyacının farklı olduğunu kaydeden Erdem, "Bu nedenle özellikle yaz aylarında bireysel tedavi planları gözden geçirilmeli, hastalar doktorlarıyla iletişim halinde kalmalıdır. Yaz aylarını sağlıklı geçirmek bilinçli davranışlarla mümkündür" ifadelerini kullandı.
Malatya’da 5 sin 176 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:14 Malatya’da 5 sin 176 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı Malatya İl Sağlık Müdürlüğü, 10-16 Mayıs tarihleri arasında "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" temasıyla halk sağlığı kampanyası düzenledi. İl genelinde 13 ilçede eş zamanlı yürütülen çalışma kapsamında 5 bin 176 kişinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve sağlık evlerinin desteğiyle gerçekleştirilen taramalarda, vatandaşların beden kitle indeksleri (BKİ) hesaplandı. Sağlık ekipleri, ölçüm yapılan bireyleri sağlıklı kilo aralıkları konusunda bilgilendirdi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından oluşturulan 22 saha ekibi, belirlenen noktalarda vatandaşlara ulaştı. Kampanya süresince en yüksek vücut ağırlığı 125 kilogram olarak kaydedilirken, en yüksek BKİ değeri 150 cm boyunda ve 116 kilogram ağırlığında bir bireyde 51,6 olarak belirlendi. Risk grubunda yer alan bireyler, sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek profesyonel destek almaları sağlandı. Kampanya boyunca ayrıca beden kitle indeksinin nasıl hesaplandığı, obezitenin sağlık üzerindeki etkileri, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi gibi konularda vatandaşlara eğitim verildi. Sağlık personelleri, birebir görüşmelerle yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bilgilendirme yaptı. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların kampanyaya gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını belirterek, bu tür saha çalışmalarının toplum sağlığını güçlendirmeye ve obezite ile mücadelede farkındalık oluşturmaya katkı sağladığını kaydetti.
‘Baş ağrısı, yüksek tansiyonunun habercisi olabilir’
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:59 ‘Baş ağrısı, yüksek tansiyonunun habercisi olabilir’ Hipertansiyonun erken belirtilerinden biri olan baş ağrısının çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, "Baş ağrısı, özellikle sabahları ensede hissedilen zonklayıcı tarzda bir ağrı şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durum yüksek tansiyonun habercisi olabilir. Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün" dedi. Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın kronik hastalıklar arasında yer almakta ve kontrol altına alınmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Medical Park Ordu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, hipertansiyon hakkında açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken belirtilerinden biri olan baş ağrısının çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin, "Baş ağrısı, özellikle sabahları ensede hissedilen zonklayıcı tarzda bir ağrı şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durum yüksek tansiyonun habercisi olabilir. Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğinden dolayı da ‘sessiz katil’ olarak adlandırılır" diye konuştu. "Yüksek tansiyon belirtileri" Yüksek tansiyonu işaret edebilecek belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Şahin, "Baş dönmesi, çarpıntı, görme bulanıklığı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve burun kanaması yer almaktadır. Bu belirtilerin herhangi birinin görülmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü olan bireylerin düzenli takip yaptırmaları hayati önem taşır" ifadelerine yer verdi. "Hipertansiyonun gelişiminde yaşam tarzı önemlidir" Hipertansiyonun gelişiminde genetik yatkınlık kadar yaşam tarzının da büyük rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Şahin, "Yoğun stres, hareketsizlik, aşırı tuz tüketimi, düzensiz uyku ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları tansiyonun yükselmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle sadece ilaç tedavisi değil, yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin önemli bir parçasıdır" diye konuştu. "Düzenli tansiyon takibi hayat kurtarır" Uzm. Dr. Şahin, hipertansiyonun erken teşhis edilebilmesi için düzenli olarak tansiyon ölçümünün yapılması gerektiğine dikkat çekerek, özellikle 40 yaş üzeri bireylerin yılda en az bir kez iç hastalıkları muayenesinden geçmelerini tavsiye etti. Uzm. Dr. Şahin, ayrıca baş ağrısı gibi şikayetlerin sürekli hale gelmesi durumunda ihmal edilmemesi gerektiğini de kaydetti. "Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün" Uzm. Dr. Şahin, şu ifadelere yer verdi: "Vücudumuz bize çeşitli sinyaller verir. Bu sinyalleri ciddiye almak, kronik hastalıkların erken tanısı ve tedavisi açısından büyük önem taşır. Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün."
Doç. Dr. Ünal: "Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir"
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:52 Doç. Dr. Ünal: "Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir" Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, çocukluk çağında özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının, zamanında tanı konulmadığında kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi kalıcı sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Avrupa Üroloji Derneği’nin güncel kılavuzlarına göre, çocukluk çağında özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının, zamanında tanı konulmadığında ya da doğru yönetilmediğinde kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirten Medical Park Adana Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, bu yüzden yalnızca enfeksiyonun geçici tedavisi değil, altta yatan ürolojik nedenlerin ve anatomik bozuklukların titizlikle araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu hakkında açıklamalarda bulunan Ünal, "Birçok çocukta idrar yolu enfeksiyonu nedeni basit olabilirken, bazı çocuklarda tekrarlamasının altında yapısal problemler yatabilir" diye konuştu. "Bu anatomik bozukluklara dikkat edilmeli" Doç. Dr. Ünal, enfeksiyonlara zemin hazırlayan anatomik bozuklukları şu şekilde sıraladı: "Vezikoüreteral Reflü: Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçmasıdır. Bu durum böbrek dokusuna zarar verebilir, hatta skar (nedbe) oluşumuna yol açabilir. Hafif, orta ve ileri evrelerde mutlaka medikal veya cerrahi tedavi gerekebilir.Üreterovezikal Bileşke Darlığı: İdrarı mesaneye taşıyan üreterin, mesaneye giriş yerindeki doğuştan darlığı nedeniyle idrar akışı zorlaşır. Sonuçta enfeksiyon, böbrekte şişlik (hidronefroz) ve böbrek fonksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Üreteropelvik Bileşke Darlığı: Üreterin böbrekten çıkış noktasında daralma olması, idrarın böbrekte birikmesine neden olur. Üreterovezikal darlığa benzer şekilde komplike olabilir. Pediatrik Taş Hastalıkları: Çocuklarda idrar yollarında taş oluşumu, hem enfeksiyon riskini artırır hem de idrar akışını engelleyebilir. Disfonksiyonel İşeme: Tuvaleti erteleme, kabızlık gibi nedenlerle mesanenin tam boşalamaması, enfeksiyona zemin hazırlar." "Tanı koymada en kritik adım, doğru alınmış bir idrar örneğidir" Belirtiler ve tanı konma sürecinden bahseden Doç. Dr. Ünal, "Bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu yüksek ateş, huzursuzluk, emmeme, kusma gibi genel belirtilerle kendini gösterebilir. Daha büyük çocuklarda idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, alt ıslatma ya da karın-bel ağrısı dikkat çeker. Tanı koymada en kritik adım, doğru alınmış bir idrar örneğidir. Bebeklerde genellikle steril kateterle alınan örnek tercih edilir. İdrar tahlili ve kültürü ile enfeksiyonun varlığı ve etken bakteri tespit edilir. Ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren her çocukta ultrasonografi, gerekirse VCUG ve DMSA sintigrafisi gibi ileri tetkikler yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Altta yatan yapısal bozuklukların tanısı konulup tedavi edilmesi gerekmektedir" Ünal, "İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde yalnızca enfeksiyonu geçirmek yeterli değildir. Altta yatan yapısal bozuklukların araştırılması gerekmektedir" diyerek tedavi seçeneklerini şu şekilde sıraladı: "Vezikoüreteral Reflü (VUR): Hafif vakalarda antibiyotikle izlem yapılabilir, ileri vakalarda endoskopik veya cerrahi tedavi gerekebilir. Üreterovezikal Bileşke Darlığı: Hastaya uygun yöntem ile darlık cerrahi olarak düzeltilebilir. Üreteropelvik Bileşke Darlığı: Hastaya uygun yöntem ile darlık cerrahi olarak düzeltilebilir. Taş Hastalıkları: ESWL, endoskopik ya da açık cerrahi yöntemlerle taşlar alınır. Metabolik inceleme ve diyet önerileri de tedavinin parçasıdır. Disfonksiyonel işeme: Davranışsal eğitim, mesane eğitimi ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır." Doç. Dr. Ünal, "Her bir nedenin tedavisinde amaç, enfeksiyonların tekrarını önlemek, böbrek fonksiyonlarını korumak ve çocuğun ileride yaşayabileceği kalıcı sorunların önüne geçmektir" dedi. "Üroloji uzmanına danışılmalı" Doç. Dr. Ünal, çocukta tekrarlayan, nedeni açıklanamayan ateş varsa, idrar yaparken ağlama, sık idrara çıkma, gece alt ıslatma gibi şikayetler gözlemleniyorsa ailede böbrek hastalığı ya da çocukluk hipertansiyonu öyküsü varsa, üroloji uzmanına başvurmanın çok önemli olduğunu hatırlatarak, "Basit gibi görünen enfeksiyonlar, aslında çocuğun böbrekleri için sessiz bir tehdit oluşturabilir. Erken tanı, doğru tedavi ve gerekirse cerrahi müdahale ile bu çocuklar sağlıklı bir böbrek fonksiyonuna ve kaliteli bir yaşama kavuşabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Denizli’de ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi hayata geçirildi
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:44 Denizli’de ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi hayata geçirildi Toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin arttırılması amacıyla Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesinin Denizli’de ilk saha uygulaması yapıldı. Küçük yaşlardan itibaren çocuklarda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasını, sağlık okuryazarlılığının arttırılmasını ve temel sağlık kavramlarının eğlenceli bir ortamda öğretilmesini amaçlayan Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek programı Denizli’de de hayata geçirildi. Osman Aydınlı İlkokulu’nda düzenlenen programa Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, sağlık çalışanları, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program kapsamında Osman Aydınlı İlkokulu’ndaki etkinlik alanında "Aile Hekimliği İstasyonu, Ağız ve Diş Sağlığı İstasyonu, Sağlıklı Beslenme İstasyonu, Fiziksel Aktivite İstasyonu, Kişisel Hijyen ve Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma İstasyonu, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) Tanıtım İstasyonu, Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı" kuruldu. Sağlık eğitiminin eğlenceli ve kalıcı hâle getirilmesine katkı sağlamak amacıyla etkinlikte; çocuklara özel olarak hazırlanmış şarkılara, boyama kitaplarına, mini eğitim kitapçıklarına ve interaktif oyunlara yer verildi. ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programının Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde hassasiyetle durduğu konuların başında geldiğini belirten Denizli Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, "Öğrencilerimizin akademik başarılarının yanında mutlu, kendini seven ve bedenen sağlıklı bireyler olmasını önemsiyoruz. Vücudumuza iyi bakmak, sağlıklı beslenip, sağlımıza iyi gelecek faaliyetlerde bulunmak büyük önem arz etmektedir. Bunun için eğitiminizin yanında sağlıklı yaşamanız için de size hizmet etmek ve sizlerin geleceği için çalışmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye yüzyılının sağlıklı bireylerin ellerinde büyüyeceğine inanarak bu etkinliğin gerçekleşmesinde başta Sayın Valimiz olmak üzere, İl Sağlık Müdürümüze, Müdürlüğümüz çalışanlarına ve kıymetli öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum" dedi. "Çocuklarımızı birer sağlık elçisi haline getireceğiz" Sağlık Bakanlığı tarafından "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık" modeliyle başlatılan Sağlıklı Türkiye Yüzyılının en önemli parçalarından biri olan Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programını Denizli’de başlattıklarını ifade eden Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, "Sağlıklı nesiller yetiştirmek, sağlıklı bir toplum elde etmek, hayata aktif katılan sağlıklı bireylerin olduğu, koruyucu sağlık hizmetlerinin önde gittiği bir ülke olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bugün burada Sağlık Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek programının startını verdik. Anaokulu ve ilkokullardaki öğrencilere sağlıklı bir yaşam nasıl kurulabilirin eğitimini vererek, çocuklarımızı birer sağlık elçisi haline getireceğiz. Çocuklar burada öğrendiklerini ailelerine anlatacak. İnşallah Denizli sağlıklı nesillerin yetiştiği, hastalıkların az görüldüğü, sağlık okuryazarlığının arttığı bir şehir olacak. Programda emeği geçen Sayın Valimiz başta olmak üzere Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve sağlık çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Bundan sonra çocuklar bizim sağlık elçilerimiz" Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek programının geleceğimizin teminatı olan çocuklar için çok önemli olduğunu vurgulayan Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, "Çocuklar toplumumuzun temel taşı, umudumuzun ve yarınlarımızın güvencesidir. Onların fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri yalnızca ailelerinin değil toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazandırmak, çocukların sağlık konularındaki bilgi düzeylerini ve farkındalıklarını arttırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımız arasında Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek protokolü imzalandı. 81 ilde uygulanacak olan bu program, temel eğitim kademesindeki okul öncesi ve ilkokuldaki öğrencilere yönelik olarak hem teorik hem de uygulamalı eğitimleri içerecek şekilde planlanmıştır. Programın merkezinde yer alan "Sağlık Elçisi" modeli, çocukların sağlık bilgilerini sadece öğrenmekle kalmayıp paylaşma ve yayma sorumluluğu kazanmalarını da sağlayacaktır. İlimizde de İl Sağlık Müdürlüğümüz ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz işbirliğinde Osman Aydınlı İlkokulu’nda Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programının tanıtımını yapıyoruz. Bugün burada bulunan 850 öğrencimiz de bizim Sağlık Elçimiz olacak. Bundan sonra hepinize büyük görevler düşüyor. Sağlıklı besleneceksiniz, dişlerinizi fırçalayacaksınız, televizyon ve internetten uzak durarak bol bol spor yapacaksınız. Ailenizde sigara içen varsa bu sizin sağlığınıza zararlı lütfen içme diyerek uyaracaksınız, kilolu olan kişilere lütfen sağlıklı beslen ve hareket et diyeceksiniz. Bundan sonra siz bizim sağlık elçimizsiniz. Artık geleceğimizin sağlığı sizin ellerinizde" şeklinde konuştu.
Termomineral suların terapötik etkisi anlatıldı
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:39 Termomineral suların terapötik etkisi anlatıldı Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fuat Yalman, bikarbonat içeren termal suların mide-bağırsak ve idrar yolu rahatsızlıklarına, klorür içerenlerin yüksek tansiyona, sülfat ve kükürt içerenlerin ise romatizma ağrılarına iyi geldiğini, selenyum içeren suların ise ciltteki yara ve doku iyileşmelerine katkı sağladığını vurguladı. Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından, Orman Fakültesi Konferansları Serisi kapsamında düzenlenen, Termomineral Suların Terapötik Etkisi başlıklı konferans, Orman Fakültesi Toplanı Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahim Aydın, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Yılmaz Türk ve Doç. Dr. Halil İbrahim Şahin ile fakülte akademisyenleri katılım sağladı. Etkinliğe davetli konuşmacı olarak katılan Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fuat Yalman, termomineral suların tedavi edici etkilerine dair kapsamlı bir sunum yaptı. Termal ve termomineral sular arasındaki farkları anlatan Yalman, bu suların uygulama yöntemleri ve etki mekanizmalarını detaylandırdı. Termal suların, kaldırma kuvveti, viskozite, termik ve kimyasal etkiler, penetrasyon ve flüsyon gibi etki mekanizmaları olduğunu söyleyen Yalman, termomineral suların kimyasal özelliklerine de değindi. Bikarbonat içeren termal suların mide-bağırsak ve idrar yolu rahatsızlıklarına, klorür içerenlerin yüksek tansiyona, sülfat ve kükürt içerenlerin ise romatizma ağrılarına iyi geldiğini belirten Yalman; selenyum içeren suların ise ciltteki yara ve doku iyileşmelerine katkı sağladığını vurguladı. Sitz banyosu, soğuk-sıcak oturma banyoları ve kelebek banyosu gibi çeşitli hidroterapi uygulamaları hakkında da bilgi veren Yalman, termomineral suların vücut direncini artırma, kas gevşemesi sağlama, dolaşımı hızlandırma gibi pek çok faydasını katılımcılarla paylaştı. Kaplıca suyunun tıbbi kullanımıyla ilgili önemli uyarılarda da bulunan Doç. Dr. Yalman, su sıcaklığının 36-41C arasında olması gerektiğini, banyoların günde bir kez yapılmasının yeterli olacağını ve her banyodan sonra vücudun durulanmadan sadece iyice kurulanması gerektiğini belirtti. Termal havuzda hareketsiz kalınması ve kullanım sonrası sırt üstü yatılarak dinlenilmesinin etkileri artırabileceğini ifade eden Yalman’ın bilgilendirici sunumu katılımcılardan yoğun ilgi gördü.
Sosyal medya diyetlerine kapılmayın
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:37 Sosyal medya diyetlerine kapılmayın Sosyal medyada sıkça karşılaşılan "10 günde 5 kilo" gibi abartılı vaatlere kapılmamak gerektiği uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, kısa egzersizler ya da basit aktivitelerin metabolizmayı hızlandırmak için yeterli olduğunu söyledi. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte formda kalmak, enerjik hissetmek ve fazla kilolardan kurtulmak isteyenlerin sayısı artıyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamada bulundu. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte birçok kişi hem bedenen hem de zihnen hafiflemek, daha enerjik hissetmek ve formda kalmak istediğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Gündüz, "Burada önemli olan, kısa vadeli ve sağlıksız çözümler yerine, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam tarzını benimsemek" dedi. "Her bedenin ihtiyaçları ve metabolizması farklıdır" Sosyal medyada sıkça karşılaşılan "10 günde 5 kilo" gibi abartılı vaatlere kapılmamak gerektiğine dikkat çeken Diyetisyen Gündüz, "Unutmamalıyız ki her bedenin ihtiyaçları ve metabolizması farklıdır. Kendinize uygun, sürdürülebilir hedefler koymak hem başarı hissinizi artırır hem de motivasyonunuzu korur. Günde 10-12 bardak su içmeye özen gösterin. Yaz aylarında terleme ile artan sıvı kaybını da düşünerek, bu miktar bireysel ihtiyaca göre artabilir" şeklinde konuştu. "Lif içeriği yüksek sebzeler hem tokluk süresini uzatır" Taze sebze ve meyveler açısından yaz aylarının oldukça zengin bir mevsim olduğunu hatırlatan Diyetisyen Gündüz, "Lif içeriği yüksek sebzeler hem tokluk süresini uzatır hem de sindirim sistemini destekler. Tabaklarınızı ne kadar renklendirirseniz, besin çeşitliliği açısından o kadar zengin bir beslenme planı oluşturmuş olursunuz. Yoğun geçen günlerde öğün atlamak ya da hızlıca geçiştirmek kolay olabilir. Ancak bu durum, günün ilerleyen saatlerinde kan şekeri düşüklüğüne, tatlı krizlerine ya da aşırı yeme ataklarına yol açabilir. Her öğünde protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağlara yer vererek dengeli beslenmeye çalışın" diye konuştu. Her gün saatlerce spor salonunda vakit geçirmeye gerek olmadığına da değinen Gündüz, "Günlük 45-50 dakikalık yürüyüşler, evde yapılan kısa egzersizler ya da açık havada yapacağınız basit aktiviteler bile metabolizmayı hızlandırmak için yeterlidir. Hareketi bir zorunluluk değil, yaşam tarzınızın doğal bir parçası haline getirin. Unutmayın ki bu bir yarış değil. Vücudunuzun değişimi zaman alabilir ve herkesin süreci kendine özgüdür. Acele etmeden, kendinize karşı nazik olarak bu süreci bir dönüşüm fırsatı gibi görebilirsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.
Ar-Ge ekibi bu defa uyku sorunu yaşayanlar için çalıştı
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:37 Ar-Ge ekibi bu defa uyku sorunu yaşayanlar için çalıştı Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te yürütülen başarılı Ar-Ge çalışmaları kapsamında geliştirilen HBX-Ar-Ge ekibinin ürettiği 2371 Uyku Kremi adlı ürün ile doğanın en zengin kaynaklarından biri olan beyaz dut ve ceviz sütü ile uyku sorunları ve stresle mücadelede dikkat çekici sonuçlar elde ettiğini açıkladı. Karya Farma HBX Ar-Ge ekibinden Uzm. Dr. Burak Alptekin, bitkisel moleküllerin sinir sistemi üzerindeki etkilerini bilimsel yaklaşımla birleştirerek, yenilikçi bir biyokozmetik formülasyon oluşturduklarını belirtti. Beyaz dutun içerdiği doğal flavonoidler, glikoz kaynaklı serotonin öncüleri ve cevizde bulunan omega-3 ile B vitamini kompleksi, sinir sistemi üzerinde doğal ve dengeli bir etki oluştururduğunu belirten Alptekin, "HBX-2371 Uyku Kremi, bu bileşenlerin uygun oranlarla birleştirildiği ve cilt yoluyla uygulandığı bilimsel temelli bir çalışmadır. Uykuya geçişi kolaylaştırma ve stres tepkilerini yumuşatma noktasında oldukça başarılı buluyoruz. Bunun yanında beyaz dut, yüksek C vitamini, doğal şekerler (glikoz, fruktoz), quercetin ve resveratrol gibi antioksidanlarla beyni yatıştırır. Ceviz sütü ise içerdiği omega-3 yağ asitleri, magnezyum, triptofan ve B1-B6 vitaminleri ile hem zihinsel gevşeme hem de cilt destekleyici etkiler sağlar. HBX-2371, bu güçlü doğal kaynakları moleküler düzeyde harmanlayarak, duyusal ve biyolojik bir rahatlama sunar" diyerek bu bileşenlerle oluşturulan doğal ürünün uyku sorunu yaşayanlara yardımcı olacağına inandığını kaydetti. Oluşturulan kremin bir bakım ürünü değil doğal bir denge sistemi olarak gördüklerini kaydeden HBX Ar-Ge ekibinden Kimyager Aslı Aktaş ise "Dut ve ceviz sütünden elde edilen biyomoleküller sadece cilde değil, aynı zamanda sinir sistemine de dolaylı etki eder. Bana göre HBX-2371 bu geçişi sağlayan doğal bir denge sistemidir. Cilt üzerinden uygulanan bu formül, duyusal gevşeme ve uykuya geçişte kullanıcıya destek olur" ifadelerini kullandı. Çalışmalarında tabiatın pek çok kişinin bilmediği zenginliklerinden faydalandıklarını ve bugüne kadar 18 ayrı patent aldıklarını belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık ise "Bilim ve doğanın buluştuğu bu özel formülasyon, modern yaşamın getirdiği stres, uykusuzluk ve zihinsel yorgunluk gibi sorunlara karşı etkili bir çözüm sunmaya çalışıyoruz. İş hayatından aile yaşantısına, sosyal hayattan özel hayata kadar insanlarımızın en büyük sorunlarından biri stres ve buna bağlı olarak yaşadığı uykusuzluk. Bu çalışma ile uyku sorunu yaşayanlara yardımcı olmak istiyoruz" dedi.