SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Uzmanlardan kene uyarısı: "Hastalık ölümcül olabilir"
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:31 Uzmanlardan kene uyarısı: "Hastalık ölümcül olabilir" Van İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ferdane Şeyma Toplu, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında artış gösteren Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Sıcak havaların gelmesiyle birlikte uzmanlar, kenelerin taşıdığı virüsle bulaşan KKKA hastalığının hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Hastalık genellikle ateş, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtilerle ortaya çıkarken, bazı vakalarda iç ve dış kanamalara yol açarak ölümle sonuçlanabiliyor. Uzmanlar, KKKA’nın Türkiye’de en çok İç Anadolu’nun kuzeyi, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ve Orta Karadeniz bölgelerinde görüldüğünü hatırlattı. Konuya ilişkin açıklama yapan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ferdane Şeyma Toplu, KKKA’nın, kenelerin taşıdığı virüsün insanlara bulaşmasıyla ortaya çıkan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirtti. Dr. Toplu, "Hastalık ateş, bulantı, kusma ve ishal gibi semptomlarla seyredebilir. Daha ciddi vakalarda kanamalar görülebilir ve hastalık ölümle sonuçlanabilir. Ülkemizde hastalık genellikle ilkbahar ve yaz aylarında ortaya çıkmakta; en çok İç Anadolu’nun kuzeyi, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ve Orta Karadeniz bölgelerinde görülmektedir. Bulaşma genellikle virüsü taşıyan kenelerin insanlara temasıyla olur" dedi. "Vücuduna kene tutunanlar 10 gün boyunca kendilerini izlemeli" Tarla, bağ, bahçe, tarım arazisi ve orman gibi kenelerin bulunabileceği yüksek riskli alanlara gidilirken, kişilerin vücutlarını örten kıyafetler giymesi gerektiğini vurgulayan Dr. Toplu, "Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı, açık renkli giysiler tercih edilmeli ve yere oturulacaksa açık renkli örtüler serilerek kenelerin fark edilmesi kolaylaştırılmalıdır. Bu alanlardan dönüşte, hem kendilerinin hem de çocuklarının vücutları kene açısından mutlaka kontrol edilmelidir. Özellikle saçlı deri, ense, kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkası gibi bölgeler dikkatle incelenmelidir. Kene görüldüğünde, bir bez, eldiven veya poşet yardımıyla vücuttan uzaklaştırılmalıdır. Eğer kişi bunu kendisi yapamıyorsa, en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Vücuduna kene tutunan kişiler 10 gün süreyle kendilerini izlemelidir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, ateş ve halsizlik gibi belirtilerden biri ya da birkaçı görülürse mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu. "Keneler kesinlikle patlatılmamalı veya ezilmemelidir" Kenelerin kesinlikle patlatılmaması veya ezilmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Toplu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Keneler, vücuda tutunmuş ya da hayvanların üzerinde görülmüş olsa bile kesinlikle patlatılmamalı veya ezilmemelidir. Üzerlerine sigara basmak, kolonya, alkol, gaz yağı gibi kimyasallar dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Hastalık bazı durumlarda belirti göstermeden de seyredebilir. Bu nedenle, hayvanların kanlarına, dokularına veya çıkartılarına çıplak elle temas edilmemelidir. Ayrıca, hastalığa yakalanan kişilerle temas halinde bulunan bireyler; eldiven, maske ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipmanları mutlaka kullanmalıdır."
Beyin sağlığına giden yol ağızdan geçiyor
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:30 Beyin sağlığına giden yol ağızdan geçiyor Ağız ve diş sağlığı, lokal bir sorun olmanın çok ötesinde bir önem taşıyor. Ağızdaki bazı bakteriler önlem alınmazsa beyin sağlığını da tehdit edebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hasan Armağan Uysal, özellikle yaşlı bireylerde ağız sağlığının beyin üzerinde belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekerek, "Ağız sağlığı, beynin sağlığıyla doğrudan ilişkili. Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarla uğraşan bizler için, sistemik inflamasyonun beyne yansımaları çok önemli" dedi. Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, ileri diş eti hastalığı olarak tanımlanan periodontitisin, kronik inflamasyon oluşturan bir tablo olduğuna dikkat çekerek, "Bu durumda özellikle ‘Porphyromonas gingivalis’ gibi bakteriler diş eti dokusuna yerleşir ve zamanla kan dolaşımına karışır. Buradan da beyin bariyerini aşarak merkezi sinir sistemine ulaşabilecekleri düşünülmektedir" açıklamasında bulundu. ‘Ağızdaki yangının dumanı, beynimize gidiyor’ Bilimsel çalışmaların bu bakterilerin DNA’sının Alzheimer hastalarının beyinlerinde tespit edildiğini ortaya koyduğunu belirten Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Bu bakterinin salgıladığı gingipain adlı enzim, beyin dokusunda nörotoksik etkilere neden olabilmektedir. Aynı zamanda bu tür kronik enfeksiyonlar, mikroglial aktivasyonu tetikleyerek beyinde nöroinflamasyonu artırmaktadır" dedi. Ağız sağlığıyla beyin arasındaki bağlantıya da değinen Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerine şöyle devam etti: "Bu konuda en çok üzerinde durulan yol trigeminal sinir yoludur. Dişlerden ve diş etinden çıkan duyusal lifler trigeminal sinir aracılığıyla ponsa, oradan da merkezi sinir sistemine taşınır. Bakteriyel enfeksiyonların sinir yolu üzerinden beyne taşınması daha çok olfaktör sinir aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Koku alma siniri doğrudan beyinle bağlantılıdır ve olfaktör epitelyum bariyer özellik göstermez. Bu nedenle, bazı araştırmalar ağız ve burun florasındaki mikroorganizmaların, özellikle olfaktör yol üzerinden limbik sisteme ulaşabileceğini öne sürüyor. Bu yollar, sadece duyuyu iletmekle kalmayıp, aynı zamanda enfeksiyonların veya inflamasyonun da ‘sessiz taşıyıcısı’ olabilir." Ağız bakterileri Alzheimer’ı tetikleyebilir mi? Alzheimer hastalığıyla ağız bakterileri arasında kuvvetli bağlar olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Çalışmalara göre Porphyromonas gingivalis, Alzheimer hastalarının beyninde daha sık görülüyor. Bu bakteri, beta-amiloid üretimini artırıcı yönde etki gösteriyor. Yani ağız bakterisi sadece enflamasyon oluşturmakla kalmıyor, Alzheimer’ın en temel patolojik sürecini doğrudan etkileyebiliyor. Fare deneylerinde bu bakteriye maruz bırakılan hayvanlarda bellek bozuklukları ve amiloid birikimi bulundu. Ağzımızdaki mikroorganizmaların, sadece ağızda değil, beynin hücresel düzeydeki yapısını bile değiştirebileceğini gösteren çok sayıda kanıt vardır. Biz nörologlar için bu çok değerli bir bilgi çünkü Alzheimer’ın önlenebilir faktörleri arasında artık ağız sağlığı da yer alıyor" ifadelerini kullandı. Ağız-kalp-beyin üçgenine dikkat! Bu üç sistemin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, şunları ekledi: "Ağız sağlığı bozulduğunda, bakteriler kana karışır ve sistemik inflamasyonu artırır. Bu inflamasyon, damar duvarlarını etkileyerek ateroskleroz sürecini hızlandırabilir. Kalp-damar sistemi etkilendiğinde, beynin kanlanması bozulur, vasküler demans riski artar. Aynı zamanda inflamasyon, Alzheimer sürecine katkıda bulunan sitokinleri de yükseltir. Yani bu bir domino taşı etkisi gibidir: Ağızda başlayan bir sorun, damar sistemine, oradan da beyne uzanan zincirleme bir bozulmaya neden olabilir." Diş fırçalamak beyni de koruyor Ağız sağlığının demansla mücadelede önemli bir başlık hâline geldiğini belirten Uzm. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Diş fırçalamak sadece ağız sağlığı için değil, beyin sağlığı için de bir alışkanlık. Bu nedenle özellikle yaşlı bireylerde, demans riski olan hastalarda ağız sağlığına özel önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Alzheimer’dan korunma stratejilerinde artık diş fırçası da rol oynuyor."
Denizli Tekden Hastanesi Başhekimliğine tecrübeli isim getirildi
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:23 Denizli Tekden Hastanesi Başhekimliğine tecrübeli isim getirildi Denizli’de öncü sağlık kuruluşlarından olan Özel Denizli Tekden Hastanesi’nde Başhekimlik görevine, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Hulusi Deniz Oğuz getirildi. Tekden Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Kemal Tekden ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruziye Tekden’in katılımıyla düzenlenen Başhekimlik devir teslim töreninde Dr. Şakir Bayur görevini, Uz. Dr. Hulusi Deniz Oğuz’a teslim etti. Özel Denizli Tekden Hastanesi’nde gerçekleşen Başhekimlik devir-teslim töreninde konuşan Tekden Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Kemal Tekden, "23 yıldır Denizli’de sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz hizmetlerimizin her zaman daha kaliteli olması için mücadele ettik. Bu mücadele sonucu Denizli’de aile ortamı olan bir hastane oluşturduk. Bugün bu bayrak değişimi ile her zaman yeniliklere dayalı hizmetimizde bir adım daha atarak tecrübesi ile bizlerin daha da kaliteli hizmet vermesinde büyük bir rol oynayacağına inandığımız Uz. Dr. Hulusi Deniz Oğuz bey hastanemizde başhekimliğe geldi. Kendisinin tecrübesine ve geçmiş yıllarda göstermiş olduğu hizmetlere şahit olduk. Umuyoruz ki kendisi hastanemiz adına da bu özveri ve gayretle güzel ve örnek olacak işlere imzasını atacaktır. Bu vesileyle yıllardır hastanemizde Başhekimlik görevini ifa eden Dr. Şakir Bayur kardeşime de hastanemizde başhekimlik görevi boyunca vermiş olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Biz burada tüm hekim kadromuz ve tüm çalışanlarımız ile büyük bir aileyiz. Bu değişiminde tüm Denizli’ye ve sağlık camiamıza hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz" şeklinde konuştu. "Var gücümüzle işimizin başındayız" Tekden Hastanesi’nde yeni başhekim olan Uz. Dr. Hulusi Deniz Oğuz, "Hastanemizin sağlık sektöründe göstermiş olduğu hizmetler geleceğimize de ışık tutacaktır" diyen Başhekim Oğuz yaptığı konuşmada," Bir aileden daha fazlası olan Tekden Hastaneleri, Denizli’de göstermiş olduğu sağlık hizmetindeki başarılarıyla geleceğimizin en büyük ışık kaynağı olmuştur. Bu geçmiş ile gelecekte hizmet kalitemizi daha da ileriye taşımanın gayretinde olacağız. Bizlere bu görevi layık gören Yönetim Kurulu Başkanımız Op. Dr. Kemal Tekden’e ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ruziye Tekden’e, teşekkür ederim. Başhekimlik görevini şahsıma başarıyla devreden ve bugüne kadar göstermiş olduğu hizmetlerden dolayı Doktor Şakir Bayur’a da teşekkürü bir borç biliyorum" ifadelerini kullandı. "Oğuz’a başarılar dilerim" Tekden Hastanesi’nin yıllardır bir ferdi olarak bu görevi gururla taşıdığını belirten Dr. Şakir Bayur ise "Hedeflerimiz amaçlarımız bir, sağlık sektörünün öncü kuruluşu olmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Bugün görevi Uz. Dr. Hulusi Deniz Oğuz hocamıza devrettim. Kendisinin de başarılı olacağından eminim ben kendisinin her zaman yanında olacağıma söz veriyorum. Ve kendisinin başarılı olacağından da fazlasıyla eminim sağlık camiamıza ve hastanemize hayırlı olsun" dedi.
"Kontrol altına alınmayan diyabet, ciddi hastalıklara neden olabilir"
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:11 "Kontrol altına alınmayan diyabet, ciddi hastalıklara neden olabilir" Göz ardı edilen diyabetin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Saydam, "Tip 2 şeker hastalığı genellikle 30 yaştan itibaren başlamaktadır. Tip 2 şeker hastalığı, aslında küçük damarları tuttuğundan birçok hastalığa ve organ yetmezliklerine yol açabilir" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Saydam, tip 2 diyabet hakkında açıklamalarda bulundu. Tip 2 diyabetinin tanımını yapan Doç. Dr. Saydam, "Tip 2 diyabet, insülin eksikliği ve dokularda insülin etkisine karşı gelişmiş direnç nedeniyle ortaya çıkan, pek çok organı etkileyerek sistemik bir tutuluma yol açan, kan şekeri yüksekliği seyreden karbonhidrat metabolizma bozukluğudur" dedi. "Çevresel faktörler neden olabilir" Tip 2 diyabetin nedenlerinden bahseden Doç. Dr. Saydam, "En önemli nedenler çevresel ve genetik faktörler olarak gösterilmektedir. Özellikle bünyenin, kendi insülin salgılayan hücrelere karşı otoantikor üretmesi en çok etki eden faktörlerden biridir. Bunun dışında diğer etkenler arasında pankreas hastalıkları, endokrin hastalıklar, ilaç veya kimyasal nedenler, enfeksiyonlar, genetik sendromlar ve gebelik de meydana gelen diyabet gibi hastalıklar da bulunmaktadır" şeklinde konuştu. "Halsizlik ve bulanık görme görülebilir" Doç. Dr. Saydam, tip 2 diyabette görülen belirtilerini şöyle sıraladı: Poliüri (çok idrara çıkma), polidpsi (aşırı su içme isteği), polifaji (sık sık yemek yeme) ve iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu, nokturi (geceleri düzenli idrara çıkma), bulanık görme, açıklanamayan ağırlık kaybı, inatçı enfeksiyonlar tekrarlayan mantar enfeksiyonları, kaşıntı" Teşhis süreci Tanı konma sürecini anlatan Saydam, "Açlık kan şekeri 126 mg/dl üzerindeyse veya oral şeker testi sonrası 2. saatte 200 mg/dl üzerindeyse, bunların dışında rastgele yapılan kan şekeri ölçümünde 200 mg/dl üzerinde bir değerle birlikte diyabet semptomları görülüyorsa ve yine halk arasında şekerli hemoglobin denilen HbA1c değeri yüzde 6,5 değerinin üstündeyse tanı konulmaktadır" diye konuştu. "Genellikle 30 yaş üzerinde başlıyor" Risk altındaki bireylere dikkat çeken Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tip 2 şeker hastalığı genellikle 30 yaş üzerinde başlamaktadır. Özellikle birinci ve ikinci derece akrabalarında Tip 2 şeker hastalığı olanlar, obezite hastalığı olanlar, kronik hastalıkları olanlar, sedanter yani hareketli bir yaşamı olmayan bireyler, egzersiz yapmayan bireyler, özellikle karbonhidrat ağırlıklı besleneneler özellikle risk altındadırlar. Tip 2 şeker hastalığı esasında küçük damarları tutan bir hastalık olduğundan her türlü hastalığa ve organ yetmezliklerine yol açabilmektedir. Bunlar arasında en bilinenleri böbrek yetmezlikleri, kalp rahatsızlıkları, görme bozuklukları, cilt rahatsızlıkları, geçmeyen yaralar, ayakta venöz ülserlerle başlayan diyabetik ayak bozuklukları sayılabilmektedir. Tip 2 şeker hastalığı oluşumunda çok sayıda genetik faktör ve hastalık suçlanmıştır. Bunlar arasında, çeşitli kromozom bozuklukları (20, 7, 12, 13, 2, 9, vs) ve çeşitli genetik sendromlar (Down sendromu, Huntington korea, vs.) bulunmaktadır" "Kalorisi yüksek besinlerden uzak durulmalı" Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Saydam, diyabet hastalarının uzak durması gereken besinler hakkında da bilgi verdi. Saydam, "Doymuş yağlardan zengin, posadan fakir, kalorisi yüksek ve hızlı hazırlanabilen besinlerle oluşan beslenme tarzından uzak durulmalıdır. Ayrıntı verilecek olunursa, fast food tarzı besinler, gazlı içecekler, paketli gıdalar, kızartmalar, ağır yağ içeren besinlerden mümkün olduğunca uzak durmak gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Tip 2 şeker hastalığının hem medikal hem de cerrahi tedavi şekillerinin olduğunu aktaran Saydam, "Her iki tedaviden önce özellikle bu hastalığın çevresel faktörlerden çok etkilenebildiği bilindiği için mutlaka yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme tarzı değişiklikleri, egzersizin hayatımıza dahil edilmesi önemli yer tutmaktadır. Medikal tedavide kademe kademe ağızdan alınan ilaçlar ve ileriki adımlarda insülin tedavisine başlanmaktadır. Bu tedavilere rağmen düzelme olmuyorsa ve kontrolsüz bir diyabet durumu mevcutsa, o zaman Tip 2 şeker hastalığının cerrahi tedavisi mevcuttur" dedi. Cerrahi operasyon yapılabilecek bireyler Doç. Dr. Saydam, cerrahi operasyonların özellikle hangi bireylere uygulanabileceğini ise şu şekilde sıraladı: "Yaşam ve beslenme tarzı değişikliklerle, medikal tedaviye rağmen başarı sağlanamamış, HbA1c si 6,5 üzerinde olan, yapılan tetkiklerde C peptid seviyeleri yeterli miktarda olan (yani vücudunun insülin ürettiği saptanan), kontrolsüz diyabeti olan, organ hasarı gelişmeye başlamış (görme bozuklukları, iyileşmeyen yaralar, böbrek hastalıkları, kalp hastalıkları gibi), batın operasyonlarını olmaya engel teşkil edebilecek kardiyak ve solunumsal sıkıntıları olmayan her Tip 2 şeker hastası ameliyat olmaya adaydır ve bu ameliyatlar sonucunda da yüksek başarı oranları ile yapılmaya devam edilmektedir".
Minik yüreklerden büyük farkındalık
22 Mayıs 2025 Perşembe - 23:37 Minik yüreklerden büyük farkındalık Sağlık Bakanlığı’nın 81 ilde başlattığı "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" kampanyası kapsamında Muş’ta düzenlenen etkinlikte çocuklar hem eğlendi hem öğrendi. Sağlık Bakanlığı’nın 81 ilde eş zamanlı başlattığı "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" kampanyası kapsamında Muş’ta etkinlik düzenlendi. Çocukların sağlık konularındaki ilgi düzeylerini artırmayı amaçlayan etkinlik, hem eğitici içeriği hem de farkındalık oluşturucu faaliyetleriyle dikkat çekti. Ertuğrul Gazi İlkokulu öğrencilerinin hazırladığı sahne gösterileri büyük beğeni toplarken, en fazla ilgi gören bölüm küçük yaşlardaki öğrencilerin yaptığı ilk yardım uygulaması oldu. Sahneye temsili olarak yerleştirilen bir öğrenci üzerinden, diğer çocuklar "yaralıya" nasıl müdahale edilmesi gerektiğini uygulamalı olarak gösterdi. Etkinlikte kurulan sağlık stantlarında çocuklara; sağlıklı yaşamın temel prensipleri, dengeli beslenme, hijyen ve düzenli fiziksel aktivitenin önemi anlatıldı. Törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları arasında imzalanan protokol doğrultusunda programın tüm Türkiye genelinde yürütüldüğünü belirtti. Müdür Kıvanç, "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek projesi; çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı ve sağlık konularında bilinç düzeylerini artırmayı amaçlamaktadır. Program kapsamında öğrencilere; 112 Acil sağlık hizmetlerinin kullanımı, afet durumlarında yapılması gerekenler, UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) çalışmaları, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği sisteminin önemi, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen ve fiziksel aktivite başlıklarında eğitimler verilecek. Bu bilgilerle çocukların hem kendi sağlıklarını koruyan bireyler olması hem de çevrelerine örnek olmaları hedeflenmektedir" dedi. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Besim Hacıoğlu ise konuşmasında, Cumhurbaşkanı tarafından çizilen "koruyan, geliştiren ve öğreten sağlık modeli" vizyonuna atıfta bulunarak, Türkiye’nin sağlıkta yeni yüzyıla sağlam temellerle ilerlediğini söyledi. Hacıoğlu, "Sağlıklı kalmayı öncelik kabul ediyoruz. Kendi bedenine bakan, sağlığı için bilinçli adımlar atan bir toplum oluşturmayı hedefliyoruz. Çocuklukta sağlıklı ve mutlu olmayan bir bireyin yetişkinlikte mutlu ve başarılı olması mümkün değildir. Çocuklara yalnızca bilgi kazandırmak değil, bu bilgileri davranışa dönüştürmelerini sağlamak önceliğimizdir. Böylelikle çocuklar, hem kendilerinin hem de çevrelerinin sağlığını koruyan bireyler haline gelecektir" şeklinde konuştu. Etkinliğe kurum yöneticileri, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri, sağlık çalışanları, veliler ve öğrenciler katıldı.
Sağlık Bakanlığından "Hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin otopside yerinde bulunamadığı" iddialarıyla ilgili açıklama
22 Mayıs 2025 Perşembe - 21:38 Sağlık Bakanlığından "Hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin otopside yerinde bulunamadığı" iddialarıyla ilgili açıklama Sağlık Bakanlığı tarafından, bazı medya organlarındaki haberlerde yer alan, ’Türkiye’de hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin, İngiltere’de yapılan otopside yerinde bulunamadığı’ iddialarıyla ilgili yapılan açıklamada, "Beth Martin, hastanedeki tedavisi sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği gibi herhangi bir organının çıkarılması da söz konusu değildir" denildi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında, "Bazı medya organlarında yer alan haberlerde; Türkiye tatilinde hayatını kaybeden İngiliz vatandaşı Beth Martin’in kalbinin, İngiltere’deki otopside yerinde bulunamadığı iddiaları ortaya atılmıştır. Beth Martin eşiyle birlikte İngiltere’den İstanbul’a geldiği sırada uçakta rahatsızlanmış, eşinin beyanına göre, mide bulantısı ve kusma şikayeti yaşamıştır. Ailesiyle birlikte yerleştikleri otelde durumu ağırlaşan Martin, ambulansla Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisine kaldırılmıştır. Crohn adıyla bilinen ince bağırsak hastalığı bulunduğu öğrenilen, karaciğer fonksiyon testleri yüksek sonuçlanan ve tansiyonu düşük seyreden hastaya ‘Toksik Hepatit ve Septik Şok’ tanıları konulmuştur. Tetkik ve ilk müdahalelerin ardından yoğun bakımda tedavi altına alınan hasta, ‘çoklu organ yetmezliği nedeniyle gelişen kalp durması’ nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Beth Martin’in eşinin, seyahat öncesi ülkelerinde yedikleri bir yemekten zehirlenmiş olabilecekleri yönündeki beyanı ve ilk bulguların da eşliğinde hasta, hastane kayıtlarına ‘adli vaka’ olarak geçmiştir" ifadelerine yer verildi. Beth Martin’in hastanedeki sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği ve herhangi bir organının çıkarılmasının söz konusu olmadığı belirtilen açıklamada, "Adli vaka prosedürü ve eşinin de bu yöndeki talebi doğrultusunda hastanede, ön otopsi gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet Savcısı ve adli tıp doktorunun katılımıyla gerçekleşen ön otopsideki mevcut bulgularla, Martin’in kesin ölüm sebebi belirlenememiştir. Beth Martin, hastanedeki tedavisi sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği gibi herhangi bir organının çıkarılması da söz konusu değildir. Savcılık ön otopsinin ardından Martin’in Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine ve klasik otopsi yapılmasına karar vermiştir" denildi.
Erkek kısırlığı toplum tarafından görmezden geliniyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:30 Erkek kısırlığı toplum tarafından görmezden geliniyor Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon çift, çocuk sahibi olamıyor ya da zorlanıyor. Kısırlığın (infertilite) toplumda görülme oranı ise yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor. Türkiye’de 2 milyon çiftin çocuk sahibi olamadığını belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Akif Diri, kısırlığın kadın doğurganlığı ile eş tutulduğu için toplumumuzda erkeklere ait kısırlığın görmezden gelindiğini söyledi. Doç. Dr. Diri, basit ama yaygın alışkanlıkların sperm kalitesini düşürebildiğini belirterek, erken tanı ve tedavi ile kısırlık riskiyle karşılaşan çiftlerin çocuk sahibi olabileceğini açıkladı. Doç. Dr. Diri, "Kadınlara ait sebepler kısırlığa ne kadar sebep oluyor ise erkeklere ait kısırlık sebepleri de en az kadınlar kadar fazladır. Kısırlık kadın doğurganlığı ile eş tutulduğu için toplumumuzda erkeklere ait kısırlık sebepleri daha çok görmezden geliniyor, üstüne gitmekten çekiniliyor. Kısırlık, yalnızca kadınlara özgü bir durum değil. Erkek infertilitesi tek bir nedene bağlı gelişmediğini, çoğu zaman birden fazla faktörün etkili" dedi. Diri, "Sigara, alkol, paketli gıdalar, işlenmiş etler yani toplumda değişen yemek alışkanlıkları, fast foodlar, uyuşturucu kullanımı, spor merkezlerinde yaygın olarak kullanılan bazı ilaçlar hatta kabuklu deniz ürünlerinin fazla tüketilmesi bile sperm üretimini ve hareketliliğini ciddi şekilde düşürür. Ayrıca aşırı stres, obezite, dar iç çamaşırı kullanımı, sık sauna veya hamam gibi sıcak ortamlarda bulunmak, sperm hücrelerinin yapısını bozabilir. Bazı vakalarda tüm tetkikler normal olsa bile kısırlığın nedeni tespit edilemeyebilir. Bu durumda detaylı bir fiziki muayene ve laboratuvar değerlendirmesi büyük önem taşır" dedi. Diri, en sık görülen nedenleri şöyle sıraladı: "Varikosel: Testislerde toplardamar genişlemesi sonucu sperm üretimi azalabilir. İnmemiş testis: Doğumsal bir durum olup, sperm kalitesini etkileyebilir. Kabakulak sonrası orşit: Testis iltihabına neden olarak sperm üretimini bozabilir. Radyasyon ve kemoterapi: Üreme hücrelerine zarar vererek kalıcı kısırlığa yol açabilir. Genetik bozukluklar: Sperm üretimi ya da taşınması genetik nedenlerle engellenebilir. Sperm kanallarında tıkanıklık: Vas deferens gibi kanallarda doğuştan yokluk veya sonradan gelişen tıkanıklık sperm çıkışını engeller. Hormon bozuklukları: Hipofiz veya hipotalamus kaynaklı hormonal eksiklikler sperm oluşumunu azaltabilir. Tiroid hastalıkları: Tüm hormonal sistemi etkileyerek sperm üretimini dolaylı olarak etkiler". Diri, kısırlık şüphesi olan her erkeğin gecikmeden uzman bir üroloğa başvurması gerektiğini belirterek, gelişen tıbbi yöntemler sayesinde ve erken tanı ile birçok vakada tedavi ve çocuk sahibi olmanın mümkün olabildiğini kaydetti.
Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:11 Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi Batman’ın Sason ilçesinde köy okulunda "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü yönetiminde, çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla düzenlenen programa; Vali Ekrem Canalp, Sason kaymakamı Furkan Başar, İl Sağlık Müdürü Dr. Murat Solmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciger, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayda vatandaş katıldı. Ergünü köy okulunda öğrencilere verilen çeşitli eğitimlerin ardından, öğrenciler ve sağlık çalışanları tarafından hazırlanan çeşitli etkinler sunuldu. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri, hareketli yaşamın sağlık üzerindeki etkileri gibi konular ele alındı. Öğrencilere, hareketli yaşamı eğlenceli hale getirecek çeşitli aktiviteler de sunuldu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kan Merkezi personeli Demet Arslan, sağlık farkındalığının çocuk yaşta başlaması gerektiğine inandığını, bu etkinliklerin de anlamına uygun, amacına ulaştığını düşündüğünü söyledi. Etkinlikteki müzik lokalinde yer alan Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Anestezi Teknikeri Fener Alp, "Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Mereto Dağı eteklerinde böyle bir etkinlikte yer aldığımız için çok mutlu olduk. Burada sanatsal ve müzik etkinliği sunmak için bu programa katıldık. Bu etkinliklerin devam etmesini umuyoruz" dedi. Programın sonunda öğrenciler, katılımcılar ile birlikte toplu olarak ellerindeki balonları havaya bırakarak sağlıklı günler dileğinde bulundu.
Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:09 Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi Batman’ın Sason ilçesinde köy okulunda "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü yönetiminde, çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla düzenlenen programa; Vali Ekrem Canalp, Sason kaymakamı Furkan Başar, İl Sağlık Müdürü Dr. Murat Solmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciger, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayda vatandaş katıldı. Ergünü köy okulunda öğrencilere verilen çeşitli eğitimlerin ardından, öğrenciler ve sağlık çalışanları tarafından hazırlanan çeşitli etkinler sunuldu. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri, hareketli yaşamın sağlık üzerindeki etkileri gibi konular ele alındı. Öğrencilere, hareketli yaşamı eğlenceli hale getirecek çeşitli aktiviteler de sunuldu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kan Merkezi personeli Demet Arslan, sağlık farkındalığının çocuk yaşta başlaması gerektiğine inandığını, bu etkinliklerin de anlamına uygun, amacına ulaştığını düşündüğünü söyledi. Etkinlikteki müzik lokalinde yer alan Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Anestezi Teknikeri Fener Alp, "Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Mereto Dağı eteklerinde böyle bir etkinlikte yer aldığımız için çok mutlu olduk. Burada sanatsal ve müzik etkinliği sunmak için bu programa katıldık. Bu etkinliklerin devam etmesini umuyoruz" dedi. Programın sonunda öğrenciler, katılımcılar ile birlikte toplu olarak ellerindeki balonları havaya bırakarak sağlıklı günler dileğinde bulundu.
Bu ders çok farklı: Öğrenciler hem eğlendi hem sağlıklı yaşamla ilgili eğitim aldı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:42 Bu ders çok farklı: Öğrenciler hem eğlendi hem sağlıklı yaşamla ilgili eğitim aldı Kastamonu’da yürütülen program çerçevesinde öğrencilere sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla eğitimler verilecek. Bu çerçevede gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, tüm çocuklara sağlık bilincini aşılamak istediklerini ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, Kastamonu’da düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. Çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla hayata geçirilen program çerçevesinde düzenlenen etkinliğe Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Mesut Şekerci ve Yaşar Dolapcı, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. etkinlik çerçevesinde Ali Fuat Darende İlkokulu bahçesinde kurulan stantlarda öğrencilere çeşitli eğitimler verildi. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri konusunda çocuklara bilgiler verildi. İl Ambulans Servisi Başhekimliği ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından okul bahçesine getirilen ambulans ve UMKE araçları da öğrencilere tanıtıldı. Etkinliğe katılan öğrencilere "sağlık elçisi" rozeti ve "sağlık elçisi görev kartı" verildi. Sağlık eğitiminin eğlenceli ve kalıcı hale getirilmesine katkı sağlamak amacıyla yürütülen program çerçevesinde, tüm çocukların bilgilendirilmesi hedefleniyor. "Sağlıklı çevre olmadan yaşamak mümkün değildir" Okul bahçesinde kurulan stantları gezen Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, programın önemine değinerek, "Sağlık İl Müdürlüğümüz, çocuklarımıza sağlık konusunda bilinç kazandırmak için UMKE’siyle, Aile Hekimleri ile bütün birimleriyle burada yer alıyorlar. Öğretmenlerimiz ve doktorlarımız, hemşirelerimiz işbirliği yapıyorlar. Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakmak için sağlıklı bir gelecek bırakmak için öncelikle bilinçli olmak gerekiyor. Bizim amacımız burada bir sağlık bilincini kazandırmak. Sağlıklı çevre, sağlıklı çocuk ikisi birbirini tamamlayan unsurlardır. Bugün dünyada maalesef yüzde 60 oranında sağlıklı çevre olmamasından dolayı çocuklarımızda astım hastalığının fazla olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde derelerde kullanılan plastik ürünlerden dolayı pestisit denen bitkisel ilaçlardan dolayı çocuklarımızda yine rahatsızlıklar görülmektedir. Sağlıklı çevre olmadan yaşamak mümkün değildir. Çocuklarımızın daha çocuk yaşta hastanelerde aslında ve diğer hastalıklarla boğuşmamasını istiyoruz. Biz istiyoruz ki çocuklarımızın yeşil alanları artsın" dedi. "Buradaki eğitimlerimizi bütün okullarımızda arkadaşlarımız giderek veriyorlar" Sağlıkla ilgili eğitimleri il genelindeki tüm okullarda gerçekleştireceklerini belirten İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz ise, "Ülkemizin ve geleceği olan çocuklarımızın sağlık bilincini bu yaşlarda oluşturmak, onların bir farkındalığını artırmak ve ailelerine de bu farkındalığı sirayet ettirmek istiyoruz. Burada 78 tane istasyonumuz var. Ulusal Medikal Kurtarmadan 112’ye, hareketli yaşamdan ağız diş sağlığına, aile hekimliğinden aşıdan hareketli yaşama kadar bütün alanlarda çocuklara bir farkındalık oluşturmak ve onların da sağlık bilincini bu yaşlarda kazanmasını sağlamak ve dolayısıyla da gelecekteki sağlık yaşamlarına olumlu katkıda bulunmak istiyoruz. Bir planlama çerçevesinde belki bu kadar geniş katılımlı olamayabilir ama eğitimlerimizi bütün okullarımızda arkadaşlarımız giderek okullarımıza veriyorlar. Bu eğitimi de biz, bütün bu yaştaki çocuklara Milli Eğitim Bakanlığımıza ortaklaşa vermek istiyoruz" şeklinde konuştu. Eğitimlere katılan Ali Fuat Darende İlkokulu öğrencisi Almira Simsar, "112 acilin görevlerini, UMKE’nin görevlerini, dişimizin nasıl fırçalanacağını, sağlıklı beslenmeyi öğrendik. Bunun yanı sıra bir sürü oyunlar oynuyoruz. Hepsi de çok heyecanlı ve çok güzel, çok eğlenerek oynuyoruz. El baskısı yaptık. Ellerimizi nasıl yıkayacağımızı öğrendik. Çok güzel bir etkinlikti, çok faydalı olmuş, özellikle de biz öğrenciler faydasını gördük. Burada öğrendiklerimi evde de uygulamaya çalışıyorum. En çok dikkatimi ambulans çekti. Orada ilk acil müdahaleleri yapan sağlık ekiplerinden çok şey öğrendim" ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de şap aşılama kampanyası yüzde 100 başarıyla tamamlandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:32 Eskişehir’de şap aşılama kampanyası yüzde 100 başarıyla tamamlandı Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 yılı için planlanan şap aşılama kampanyası kapsamında, aşılama süreci yüzde %100 başarıyla tamamlandı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, ilkbahar dönemi şap aşılması ile ilgili yapmış olduğu açıklamada "Hastalıkla mücadele kapsamında 144 bin 226 doz aşı uygulanarak tüm büyükbaş hayvanlar aşılanmıştır. Bu süreçte mesai mefhumu gözetmeden aşılama uygulamalarını belirlenen takvimde ve yüksek aşılama oranı ile tamamlayan, sahada özveri ile görevini gerçekleştiren tüm veteriner sağlık personeline, aşılama çalışmalarında gösterdikleri duyarlılık ve hassasiyetten ötürü tüm yetiştiricilerimize, teşekkür ederim. Hastalıklarla mücadelenin en önemli ayaklarından olan tüm programlı aşılama faaliyetlerinde aynı hassasiyetin gösterileceği konusunda üreticilerimize olan güvenimiz tamdır’’ dedi. Şap hastalığı, hayvansal üretimde verim kayıplarına, hayvan sağlığına olumsuz etkiler yapmaya, tedavi ve ilaç masraflarını artırmaya ve ticaretin kısıtlanmasına yol açarak büyük ekonomik zararlara neden olabilmektedir. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hedefi, olumsuz etkilerin önüne geçmekti ve Eskişehir’de aşılama süreci %100 başarı oranı ile tamamlandı.