SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Diyarbakır’da 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:18 Diyarbakır’da 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kenttin farklı noktalarında kurulan sağlık stantlarında taraması yapılan 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı. İl Sağlık Müdürlüğü, kenttin farklı noktalarında açtığı stantlara "ideal kilonu öğren, sağlıklı yaşa" ve "sigarayı bırak, hayatını değiştir" kampanyası ekledi. Stantlarda, vatandaşlara ücretsiz olarak boy, kilo ve nikotin bağımlılığı testleri yapılıyor. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan yardımcısı ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Damla Kılıç, Cumartesi gününden beri haftanın 7 günü şehrin farklı bölgelerinde stantlar kurarak ölçüm hizmetleri vermekte olduklarını söyledi. İl merkezinde, ilçelerde, hastanelerde, kamu kurumlarında stantlar kurup kişilerin boy ve kilolarını ölçtüklerini belirten Kılıç, beden kitle endekslerini hesaplayıp daha sonrasında kitle indekslerinde fazla kilolu obezite olan vatandaşlar varsa da onları ücretsiz diyetisyen polikliniklerine yönlendirdiklerini ifade etti. Kılıç, şu ana kadar 7 bin 125 kişiyi taradıklarını söyleyerek, "Bunların içerisinde yaklaşık yüzde 58’i normalin üzerinde kilo değerlerine sahipti ve hepsini de bakanlığımızla birlikte geliştirmiş olan QR kod üzerinden diyetisyenlerimize yönlendirdik ve onların da ücretsiz hizmet alarak sağlıklı kiloya ulaşmalarını sağlıyoruz. Bu kampanya kapsamında da kişilerin karbon monoksit ölçümlerini yapıyoruz. Sigara kullanımı öykülerini alıyoruz ve daha sonrasında da sigara bırakma açısından da sigara bırakma polikliniklerine yine yönlendirmelerini yapıyoruz" dedi. Sigara testi yapan vatandaşlardan Cengiz Kızılgüneş, güzel bir etkinlik olduğunu, desteklenmesi ve çoğaltılması gerektiğini söyledi.
Türk Doktorlarla Moskova’da Protez devrimi: Osseointegrasyon ve Precice konuşuldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 15:24 Türk Doktorlarla Moskova’da Protez devrimi: Osseointegrasyon ve Precice konuşuldu Medipol Üniversite Hastanesi ve Medscan Tıp Merkezleri Ağı, Rusya’nın başkenti Moskova’da, "Uzuv Restorasyonu ve Uzatma İçin Yenilikçi Teknolojiler: Osseointegrasyon, Precice ve Robotik Rehabilitasyon Çözümleri" başlıklı seminer düzenledi. Dünyanın dört bir yanından uzmanların katılım sağladığı etkinlikte, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Kara ile Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman da yer aldı. Seminerde, uzuv restorasyonu ve protezlerin geleceğini şekillendiren yenilikçi çözümler ele alındı. Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan Skolkovo İnovasyon Merkezi, "Uzuv Restorasyonu ve Uzatma İçin Yenilikçi Teknolojiler: Osseointegrasyon, Precice ve Robotik Rehabilitasyon Çözümleri" seminerine ev sahipliği yaptı. Seminere tıp, teknoloji ve rehabilitasyon alanlarında dünyanın önde gelen isimleri katılım sağladı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Kara uzuv restorasyonu konusundaki uzmanlığıyla öne çıkarken, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman modern rehabilitasyon teknikleri hakkında katılımcılara bilgi paylaşımında bulundu. Osseointegrasyon ile protezlerde devrim Seminerin en dikkat çekici konularından biri, protezlerin doğrudan hastanın kemiğine entegre edilmesini mümkün kılan yenilikçi bir teknoloji olan osseointegrasyon yöntemi oldu. Bu yöntem, protezlerin daha güvenli bir şekilde sabitlenmesini sağlarken, işlevselliğini artırıyor ve hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlıyor. Osseointegrasyon sayesinde, hastalar geleneksel protez yöntemlerine kıyasla çok daha özgür bir şekilde hareket edebiliyor ve günlük yaşamlarını daha aktif bir şekilde sürdürebiliyor. Seminerde, osseointegrasyonun yanı sıra birçok yenilikçi teknoloji hakkında da bilgi verildi. Bunlardan biri olan Manyetik Çubuk Teknolojisi (Precice), uzuv uzatma tedavisinde çığır açarak uzuv kusurlarına yönelik yeni imkanlar sunuyor. Bir diğer önemli yenilik ise Robotik Rehabilitasyon Çözümleri oldu. Bu teknolojinin, rehabilitasyon süreçlerini daha verimli hale getirerek hastaların çok daha hızlı ve etkili bir şekilde iyileşmesine imkan tanıdığı belirtildi. İleri teknolojilerle umut dolu bir gelecek Seminer, tıp teknolojilerinin gelişiminde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Tanıtılan yenilikler, sadece hastaların yaşam kalitesini artırmakla kalmadı, aynı zamanda uluslararası iş birliğiyle ortak çözümler geliştirilmesi için de yeni ufuklar açtı. Bu çözümler, teknolojik ilerlemenin ötesinde, dünya genelindeki hastalara umut veren bir gelecek vaadi olarak anlam taşıdı.
Doktor uyardı: "Mevsim geçişlerinde çocuklarda ishale dikkat"
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:14 Doktor uyardı: "Mevsim geçişlerinde çocuklarda ishale dikkat" Çocuklarda ishalin en sık nedeninin virüsler olduğunu dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "İshal, daha çok mevsim geçişi dönemlerinde gözlenir. Sulu kakaya; ateş, kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık da eşlik edebilir. Bakteri ve parazitlerin sebep olduğu ishaller mikrobun bulaştığı yiyecek-içecek veya temas etmiş ellerin ağıza götürülmesi ile bulaşır. İshal sık karşılaşılan ve nadiren ciddi seyreden bir hastalık olmakla birlikte küçük bebeklerde ateş ve kusmanın eşlik ettiği durumlarda çocuk doktoruna başvurmak oldukça önemlidir" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, mevsim geçişlerinde çocuklarda sıklıkla görülen ishal konusunda açıklamalarda bulundu. Çocuklarda ishalin en sık nedeninin virüsler olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çebi, "İshal, daha çok mevsim geçişi dönemlerinde gözlenir. Sulu kakaya; ateş, kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık da eşlik edebilir. Bakteri ve parazitlerin sebep olduğu ishaller mikrobun bulaştığı yiyecek-içecek veya temas etmiş ellerin ağıza götürülmesi ile bulaşır. Virüslerin sebep olduğu ishaller temas ile kolayca bulaşabilmektedir. İshal sık karşılaşılan ve nadiren ciddi seyreden bir hastalık olmakla birlikte küçük bebeklerde ateş ve kusmanın eşlik ettiği durumlarda çocuk doktoruna başvurmak oldukça önemlidir" diye konuştu. "Belirtiler bir veya iki gün sürebilir" Çocuklarda ishalin genellikle 24-48 saat içinde düzelen kusma atağı ile başladığını belirten Uzm. Dr. Çebi, "Belirtiler bir veya iki gün süren hafif ishal ve bulantıdan, birkaç gün süren şiddetli ve bol sulu dışkılamaya kadar değişkendir. İshal, genellikle 24 saat içinde en az üç kez gözlenen yumuşak kıvamlı veya sulu dışkılama olarak ifade edilmektedir" şeklinde konuştu. "Yüksek ateş görülebilir" Uzm. Dr. Çebi, çocuklarda ani başlangıçlı ishalin yaygın belirtilerle ilgili, " Yumuşak kıvamlı veya sulu dışkılama, dışkılama ile rahatlayan ve kramplar halinde gelen karın ağrısı atakları, bulantı ve kusma, yüksek ateş, kas veya baş ağrısı. İshal genellikle 3-5 gün sürüyor. Yumuşak kıvamlı dışkılama, bağırsaklar normal düzenine dönmeden bir hafta kadar daha sürebilir. Bazı çocuklar, akut ishalden sonra zaman içinde düzelen geçici bir laktoz intoleransı geliştirirler; bu durumda süt içtikten veya süt ürünleri tükettikten sonra yumuşak kıvamlı dışkılarlar. İdrar çıkışında azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, göz kürelerinde çöküklük, halsizlik ve huzursuzluk sıklıkla gözlenebilen dehidratasyon belirtileridir. Ancak, acil tıbbi yardım alma gereksinimi ifade eden uykuya meyilllilik, soluk veya alacalı bir cilt, soğuk el ve ayaklar, ıslak bez sayısında ciddi azalma, hızlı ve yüzeysel soluma gibi belirtiler dehidratasyonun şiddetli olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "Bol su tüketimi önemli" Bol su tüketiminin öneminden bahseden Uzm. Dr. Çebi, "Çok sulu sümüksü ve kanlı dışkı, siyah-katran rengi dışkı, idrar yapamama ya da idrar renginde kırmızılık önemlidir. Bu durumu çocuk doktorunuzla mutlaka görüşmelisiniz. Evde bol su ve anne sütü ile sık besleme uygulanmaktadır. Şekerli, yağlı salçalı gıdalar verilmemelidir. Yağlı gıdalar, meyve suları ve çok şekerli içecekler ishali arttırabilir. İshale yönelik ilaç tedavisi doktorunuz önermedikçe gerekli değildir. Destek için doğal ya da ilaç formunda probiyotikler kullanılabilir. 1 yaşından küçük bebekler, kanlı ishal, kusma ağızdan beslenememe, uyuklama hali, halsizlik, ağız kuruluğu, idrarda azalma ve yüksek ateş durumunda hemen çocuk doktoruna başvurulmalıdır, gözetim altında tutulmalıdır" ifadelerini kullandı.
İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 12:44 İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu İzmir ve Kahramanmaraş’ta glomus tümörüne yakalanan hastalar, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, son iki haftadır 6 tane glomus tümörü ameliyatı yaptıklarını ifade ederek, "İl dışından gelen bu iki hastamız hem yaşları genç hem de tümörleri oldukça ileri tümörlerdi. İzmir’den gelen Ayça Özgem Gürsoy 24 yaşında ve yaklaşık 7 santimlik tümörü olan bir hastamızdı. Bu hastamız, çocukluğundan beri sürekli doktor kontrolünde olup boynunda zaman zaman şişkinlikler olmuş ama hiçbir ultrasonla bu kontrol edilmemiş. Bize geldiğinde 7,5 santim glomus tümörü vardı ve tamamen şahdamarını sarmış hem internal karotis hem eksternal karotisi içine alan bir tümördü. Oldukça zor bir ameliyattı. Bu kadar ameliyat yapmama rağmen beni bile çok zorlayan bir tümördü. Allah’a şükür çıkardık ve hiçbir komplikasyon da gelişmedi. Nilüfer Özyeşildağ isimli hastamız da Kahramanmaraş’tan geldi. Nilüfer hanımın tümörü 10 santime yakındı. Onun en büyük avantajı, damarı sarmadığı için tümörü daha büyük olmasına rağmen daha rahat çıktı. İkisi de çok özellikli hastalardı. Bunlar başka yerlerde çıkarılamaz denilen tümörlerdi. Allah’a şükür ikisinin de ameliyatı başarıyla geçti. İkisi de taburcu haline geldi" dedi. Glomus tümöründe en önemli şeyin erken tanı olduğuna vurgu yapan Dr. Başel, "Burada en önemli şey erken tanıdır. Eskiden hekime ulaşmak, tetkik yapmak, bu tür filmleri çekmek zordu ama şu anda öyle değil. Artık her yerde bunların filmleri çekilebiliyor. Özellikle ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boyunda kitle hissi olduğu zaman bir ultrason çekilip tanısı konsa, hastalarımız bu kadar mağdur olmaz. Ayça hanımın bütün ailesi bir haftadır burada. Yine Nilüfer hanımın riskli olduğu için bütün ailesi bir minibüsle buraya geldiler. Bu sıkıntılar neden yaşasınlar ki. Basit bir şekilde erken tanı konsa, bulundukları şehirde bunun tedavisi yapılır" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 4 ay önce boynunda tümör olduğunu öğrendiğini belirten Ayça Özgem Gürsoy ise tümörün çok hızlı büyüdüğünü belirterek, "Büyük hastanelerde MR çekildi. Bu arada bizde daha önce aynı hastalıktan burada tedavi olmuş Bursalı bir hastaya ulaştık ve Halil Hocayı bulduk. Şu anda iyiyim. Çok teşekkür ederim" dedi. Kahramanmaraş’tan gelen Nilüfer Özyeşildağ isimli hasta ise 2019 yılında çekilen MR’ında tümörün gözükmesine rağmen kimsenin fark edemediğini belirterek, Bize lenf bezi dediler. Çok hastaneler gezdik ama gittiğimiz hastanelerde ‘felç olabilir, ses kısıklığı olabilir’ gibi çok riskler söylediler. Bizde araştırmalar sonucunda Van’a geldik. Burada korktuğumuz bir şey olmadı. Çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Longevity yaşam kalitesini artırdığı için tercih ediliyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:55 Longevity yaşam kalitesini artırdığı için tercih ediliyor Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, son yıllarda popüler olan "Longevity" felsefesine dikkat çekerek, "Bu yaklaşımda yaşlanma sürecini geciktirmek, kronik hastalıkları önlemek ve genel sağlık düzeyini yükseltmek amaçlanır" diye belirtti. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, Türkçesi ’uzun ömürlülük’ olan ve son yıllarda tıp dünyasında gittikçe yaygınlaşan "Longevity" kavramı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Erden bu kavramın sadece insan ömrünü uzatmayı değil, aynı zamanda ömrün sağlıklı geçirilen kısmını artırmayı amaçladığını vurguladı. "Yaşlılık ve hastalık bağlantısını ortadan kaldırıyor" Longevity kavramının sadece hastalanınca tedavi sunan alışılagelmiş sağlık sisteminden öte aslında bir sağlık rehberliği olduğunun altını çizen Diyetisyen Erden, şu şekilde anlattı. "Longevity, en genel tabiriyle bireylerin biyolojik yaşlarını anlamalarına ve yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olmayı amaçlar. Temel hedefleri kronik hastalıkları önlemek, metabolizmayı dengelemek, genetik yatkınlıkları optimize etmek, enerji seviyesini artırmak ve bilişsel fonksiyonları korumaktır. Bu unsurları hayata geçirebilmek için de kişilerin sadece yaşlılıklarına değil, yaşam tarzlarına odaklanmak gerekir. Bu şekilde yaşlılık ile hastalık bağlantısı ortadan kaldırılabiliyor. Longevity kavramı, modern tıbbın sunduğu imkanlarla bireyin biyolojik yaşını anlamasına ve bu süreci en iyi şekilde yönetmesine yardımcı olmayı hedefliyor. Hücresel sağlık, genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve çevresel faktörler longevity yaklaşımının temel taşlarını oluşturuyor." "Longevity yaklaşımı hücre ve beyin sağlığını koruyor" Bu yaklaşımda yaşlanma sürecini geciktirmenin yanı sıra, kronik hastalıkları önlemek ve genel sağlık düzeyini yükseltmek için multidisipliner bir yöntem benimsendiğini belirten Diyetisyen Erden; bu sayede bireylerin hem daha uzun hem de daha sağlıklı bir yaşam sürmesinin hedeflendiğini söyledi. Ayrıca bu programların bireyin metabolik esnekliğini artırarak en iyi sağlık şartlarını oluşturmayı hedeflediğini belirten Erden, son yıllarda longevity çalışmalarının, biyoteknoloji, genetik mühendisliği ve yapay zeka destekli sağlık analizleri sayesinde hız kazandığını aktardı. Erden, longevity’nin bilimsel dayanaklarından birinin genetik faktörler olduğunu; kişinin genetik yapısı, yaşam süresi ve yaşlanma süreci üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu ifade etti. Dengeli ve doğru beslenmenin, hücre yenilenmesini destekleyerek sağlıklı yaşlanmayı teşvik ettiğini belirten Diyetisyen Erden, "Longevity diyetleri, bu diyetleri planlama konusunda yetkin diyetisyenler tarafından hazırlanır ve genellikle antioksidanlardan, sağlıklı yağlardan ve mikro besinlerden zengin içerikler şeklinde planlanır. Longevity araştırmaları, hücre sağlığını koruyarak oksidatif stres ve enflamasyonu önlemeyi hedefler. Uzun ömürlü olmanın yanı sıra beyin sağlığını korumak, bilişsel fonksiyonları desteklemek longevity stratejileri içinde büyük yer kaplar" dedi. "Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve kaliteli uyku" Longevity’nin sadece tıbbi bir uygulama değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğuna işaret eden Diyetisyen Erden tedavi planlarının aşamalarına dair ise şunları söyledi: "Genetik testler, kan tahlilleri ve metabolik incelemeler yapılarak kişinin biyolojik yaşı belirlenir. Hücre sağlığını koruyan ve yaşlanmayı yavaşlatan beslenme planları oluşturulur. Biyoeşdeğer hormon tedavileri ile hormonel denge sağlanır. Toksin atılımını hızlandıran detoksifikasyon programları uygulanır. Vitamin ve mineral desteği sağlanarak hücresel yenilenme desteklenir. Dengeli beslenme ile hücresel sağlık korunarak yaşlanma geciktirilir ve genel sağlık dengesi iyileştirilir. Düzenli egzersiz ile fiziksel sağlığı koruyarak dayanıklılık ve kalp damar sağlığı desteklenir. Stres yönetimiyle zihinsel ve ruhsal sağlık korunarak kronik stresin olumsuz etkilerini azaltılır. Kaliteli uyku ve biyolojik saat düzenlenmesiyle bağışıklık sistemi ve bilişsel fonksiyonlar güçlendirilir" ifadelerini kullandı.
İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası’na ilk hafta yarım milyondan fazla kişi katılım sağladı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:53 İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası’na ilk hafta yarım milyondan fazla kişi katılım sağladı İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası’nda ilk haftada 551 bin 980 kişinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesi için boy, kilo ve vücut kitle indeksi uygulamasını içeren İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası, geçtiğimiz günlerde tüm Türkiye’de başlamıştı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 10 Temmuz tarihine kadar 10 milyon kişinin boy-kilo ölçümlerini yapılması hedeflenen kampanya çerçevesinde 10-16 Mayıs tarihleri arasında 551 bin 980 kişinin boy ve kilo ölçümlerinin yapıldığı ifade edildi. Açıklamada, vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayan vatandaşların tercihleri doğrultusunda Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine, Toplum Sağlığı Merkezlerine ve İlçe Sağlık Müdürlüklerine yönlendirildiğine de dikkat çekildi. "Toplumda farkındalık oluşturulması amaçlanıyor" Fazla kilonun tüm dünyada toplumu etkileyen bir sağlık sorunu olarak öne çıktığının altı çizilen açıklamada, "Bu sorunla etkin şekilde mücadele etmek için toplumda farkındalık oluşturulması, sağlıklı beslenme davranışının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin artırılması büyük önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası da bu amaçla hayata geçirildi" ifadeleri kullanıldı. "10 milyon kişiye ulaşılması hedefleniyor" Kampanya çerçevesinde eş zamanlı olarak Türkiye’nin il ve ilçelerinin tamamında çok sayıda ekibin sahada olduğu vurgulanan açıklamada, "Bu kapsamda 10 Temmuz tarihine kadar 10 milyon kişinin boy-kilo ölçümleri yapılacak. Vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayan kişilerin yönlendirildikleri merkezlerde gerekli danışmanlık ile sağlık hizmetlerini almaları, kişiye özel hazırlanan beslenme programı ve belirli periyotlarla yapılacak kontrollerle sürecin kişinin ihtiyacı kalmayıncaya kadar devam etmesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi. Açıklama şöyle devam etti: "Danışmanlık hizmeti almak isteyen kişiler merkezlere yönlendirilirken bir bilgi kartı veriliyor. O bilgi kartında yer alan karekod ile kampanyanın internet sayfasına ulaşılıyor. İnternet sayfasında bilgilendirme metin ve videosu ile birlikte 81 ilde ücretsiz olarak beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmeti alınabilecek olan Sağlık Bakanlığına bağlı birimlerin adresleri yer alıyor. Ayrıca fazla kiloları nedeniyle merkezlere başvuran kişiler, KETEM, sigara bırakma, üreme sağlığı gibi diğer alanlarda da bilgilendiriliyor. Gerektiğinde bu merkezlerde yine ücretsiz olarak hizmeti almaları sağlanıyor."
Yaz gelirken daha güzel bir cilt için 5 kural
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:51 Yaz gelirken daha güzel bir cilt için 5 kural Dermatoloji Uzmanı Dr. Tahsin Çağdaş Akaslan, yaz gelirken daha güzel bir cilt için 5 kuralı açıkladı. Güneşin yüzünü daha fazla göstermeye başladığı bu günlerde, cildimize gereken özeni göstermek her zamankinden daha önemli. Yaz aylarında artan sıcaklık, UV ışınları ve nem değişiklikleri, cilt sağlığını doğrudan etkiler. Dermatoloji Uzmanı Dr. Tahsin Çağdaş Akaslan, yaz gelmeden önce nelere dikkat edilmesi ve hangi dermatolojik işlemlerle cilt yaza hazırlanır konusunda açıklamalarda bulundu. Dr. Tahsin Çağdaş Akaslan, daha güzel bir cilt için 5 kuralı şöyle açıkladı: ’’Yaza ışıldayan, sağlıklı bir ciltle girmek hayal değil. Cildinize yapacağınız küçük yatırımlar, uzun vadede büyük kazanımlar sağlar. Unutmayın, her cilt özeldir. Kişiye özel dermatolojik analiz ve tedavi planlaması ile doğal, sağlıklı ve estetik sonuçlar elde etmek mümkün. İşte yaz aylarına girdiğimiz bu günlerde daha güzel bir cilde kavuşmanın 5 kuralı. ’’Güneş koruyucu kullanımı artık bir zorunluluk ’’ Yazın en büyük cilt düşmanı kontrolsüz güneşlenme. UVA ve UVB ışınları ciltte leke oluşumuna, erken yaşlanmaya ve hatta cilt kanserine neden olabilir. Geniş spektrumlu (SPF 30 ve üzeri) bir güneş koruyucuyu, sadece deniz kenarında değil şehirde yürürken bile kullanmak gerekiyor. Özellikle leke eğilimi olan ciltler için yaz öncesi dermatolojik değerlendirme şart. ’’ Cilt temizliği ve nem dengesi şart ’’ Yaz aylarında terleme ve nem artışından dolayı gözenekler daha fazla tıkanır ve akne problemleri artabilir. Bu yüzden medikal cilt bakımı, yaz öncesi yapılabilecek en faydalı işlemlerden biri. Cilt tipine özel peeling ve nemlendirici uygulamalarla sağlıklı bir zemin oluşturmak mümkündür. ’’Doğal cilt ışıltısı için mezoterapi & PRP’’ Yaza girerken cildinizdeki matlık, ince kırışıklıklar veya leke problemleri için ameliyatsız çözüm arıyorsanız; mezoterapi ve PRP uygulamaları tam size göre. Kişinin kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazmanın (PRP) cilde uygulanması, kolajen üretimini artırır ve cilde doğal bir ışıltı kazandırır. Mezoterapi ise vitamin, mineral ve aminoasit karışımlarıyla cildi derinlemesine besler. ’’ Botoks ve dolgu: Yazın en doğal dokunuşları ’’ "Yazın botoks yaptırılır mı?" sorusu çok sık gelir. Evet, yaz aylarında da botoks güvenle yapılabilir. Terleme tedavisi olarak koltuk altına uygulanan botoks ise yaz mevsiminin en konforlu çözümüdür. Dudak çevresi, göz altı veya elmacık kemikleri gibi bölgelere yapılan hyaluronik asit dolgular ise hem hacim kaybını telafi eder hem de cilde tazelik kazandırır. ’’ Cilt Gençleştirmede yeni nesil teknolojiler ’’ Ameliyatsız yüz gençleştirmede kullanılan Altın İğne (Fraksiyonel Radyofrekans), Hydrafacial, Hollywood Peelinggibi işlemler; cildin elastikiyetini artırır, gözenekleri sıkılaştırır ve lekeleri azaltır. Bu işlemler genellikle sosyal hayata ara vermeden uygulanabilir, üstelik etkisi gün geçtikçe artar.’’
Dijital diyabet yönetiminde Sanofi ve Corpal’dan iş birliği
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:48 Dijital diyabet yönetiminde Sanofi ve Corpal’dan iş birliği Sanofi, sağlıkta inovasyon ve girişimciliği desteklemek amacıyla hayata geçirdiği PharmUp Programı kapsamında dijital sağlık girişimi Corpal ile yeni bir iş birliğine imza attı. Bu iş birliği, özellikle diyabet gibi kronik hastalıkların, hastalar tarafından daha etkin şekilde yönetilmesini sağlayacak dijital çözümlerin geliştirilmesine odaklanıyor. Sanofi, hastaların sağlık yolculuklarını daha etkin ve bütüncül bir şekilde desteklemek amacıyla yalnızca tedavi çözümleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda hasta yolculuğunu iyileştirebilecek yenilikçi dijital yaklaşımları da desteklemeye devam ediyor. Bu doğrultuda, sağlık mesleği profesyonellerinin hasta takibini kolaylaştırabilecek dijital araçların geliştirilmesine yönelik girişimlerle iş birlikleri kuruyor. PharmUp programı girişimcilerinden Corpal ile hayata geçirilen bu iş birliğiyle, sağlık mesleği profesyonellerine hasta süreçlerini daha kolay ve etkin şekilde izleyebilecekleri modüller sunulması; aynı zamanda hastaların kendi sağlıklarını daha yakından takip edebilecekleri yenilikçi bir sistem altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Diyabet yönetimi için sürdürülebilir yaklaşım Açıklamaya göre şirket, diyabet yönetiminde yenilikçi çözümleriyle hasta yolculuğuna değer katıyor. Bugüne kadar yürüttüğü hasta destek programları kapsamında Türkiye’de binlerce insülin kullanan hastaya insülin kalemi eğitimi desteği sunan şirket, sürdürülebilirlik stratejileri doğrultusunda diyabetli bireylerin uzun vadeli sağlık yolculuklarını desteklemeyi sürdürüyor.
Gineli hasta şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde buldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:47 Gineli hasta şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde buldu Ülkesinde geçirdiği trafik kazasının ardından yapılan ameliyattan sonuç alamayan 45 yaşındaki Gineli M.M.B., tedavi için tercih ettiği SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde geçirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Trafik kazasında her iki bacağında çoklu kırıklar oluşan M.M.B., ülkesinde geçirdiği ameliyatın ardından herhangi bir iyileşme olmayınca, uzun süren ağrılar ve hareket kısıtlılığı nedeniyle farklı bir ülkede tedavi arayışına girdi. Türkiye’de ve Almanya’da yakınları aracılığıyla araştırmalar yapan M.M.B. tedavi sürecine SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde devam etme kararı aldı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cenk Cankuş tarafından değerlendirilen hasta yaşadıklarını şöyle aktardı: "Kazadan sonra yürüyemez hale gelmiştim. Gine’de yapılan ameliyat yeterli olmadı. Araştırmalarımızla SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştık. Dr. Öğr. Üyesi Cenk Cankuş’un yaklaşımı, gerçekleştirdiği ameliyat ve uyguladığı tedavi sayesinde tekrar yürüyebiliyorum. Tercihimin doğru olduğunu yaşayarak gördüm. Kendisine ve tüm sağlık ekibine teşekkür ederim." Hastamızın tekrar yürüyebilmesi bizim için büyük mutluluk Dr. Öğr. Üyesi Cenk Cankuş ise hastasına ve gerçekleştirdiği ameliyata yönelik şu bilgileri paylaştı: "Gerçekleştirdiğimiz kapsamlı muayene ve tetkikler sonucunda, parçalı kırık olan hastanın önceki ameliyatının işlevsel açıdan yeterli olmadığını tespit ettik. Sağ bacağına özel olarak tasarlanan intramedüller çivi yöntemiyle cerrahi müdahale planladık. Başarıyla gerçekleşen ameliyat sonrasında 10 gün boyunca hastanede gözetim altında tutulan M.M.B., sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu edildi. Hastamızın tekrar yürüyebilmesi bizim için büyük bir mutluluktur. Amacımız, hastalarımıza doğru ve etkili tedavi sunarak yaşam kalitelerini geri kazandırmaktır. Bölge halkının yanı sıra farklı ülkelerden gelen hastalarımıza da ileri düzeyde sağlık hizmeti sunarak, uluslararası alanda da SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak hizmet kalitemizden ödün vermeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
Ayna karşısında duruş bozukluğu skolyozun habercisi olabilir
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:43 Ayna karşısında duruş bozukluğu skolyozun habercisi olabilir Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde görevli Uzm. Dr. Fatma Özkurt, skolyozun omurganın sağa, sola eğilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle karakterize bir deformite olduğunu söyledi. Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Hastanesi hesabından yapılan canlı yayın ile hastane doktorlarından Uzm. Dr. Fatma Özkurt Skolyoz hakkında bilgiler verdi. Skolyozun tanımı, tespit yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Özkurt, özellikle erken tanının önemine dikkat çekti. Fizyoterapist Fatih Çubukçu’nun sorularını yanıtlayan Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde görevli Uzm. Dr. Fatma Özkurt, skolyozun omurganın sağa, sola eğilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle karakterize bir deformite olduğunu belirtti. Özkurt, skolyozun fiziksel belirtilerle fark edilebileceğini ifade ederek, "Kişi, ayna karşısında ayaklar bitişik ve dik şekilde durduğunda omuz hizasında fark, kalça çıkıntısı, başın yana eğilmesi ya da kıyafetlerin bir tarafının uzun diğerinin kısa görünmesi gibi işaretlerle skolyozu fark edebilir" dedi. Skolyozun kesin tanısının radyolojik görüntüleme ile konduğunu belirten Özkurt, eğrilik derecelerine göre sınıflandırmanın yapıldığını söyledi. Özkurt, "0-10 derece skolyoz olarak değerlendirilmezken, 10-25 derece arası hafif, 25-40 derece arası orta, 45 derece üzeri ise şiddetli olarak kabul ediliyor. Hafif vakalarda egzersiz ve takip, orta vakalarda ise ehli ellerde yapılmış, doğru şekilde uygulanmış korse tedavisi öneriyoruz. 45 dereceden sonra ise cerrahi müdahaleye gönderiyoruz" diye konuştu. Dr. Özkurt ayrıca, cerrahinin her zaman mümkün olamayabileceğini, bazı iç organ deformiteleri veya malformasyonlar nedeniyle cerrahinin uygulanamadığı durumların da bulunduğunu ifade etti.