SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası 17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21 Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21 Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39 Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Muş’ta "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası
16 Mayıs 2025 Cuma - 18:23 Muş’ta "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası Muş’ta başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla binlerce vatandaşın boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçülerek obeziteye karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütülüyor. Hedef, 15 Temmuz’a kadar 200 bin kişiye ulaşmak. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Muş’ta vatandaşlara yönelik boy, kilo ve vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümleri yapılmaya başlandı. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Besim Hacıoğlu koordinesinde oluşturulan 25 ekip, kent merkezi başta olmak üzere iş yerleri, banka şubeleri, cami önleri, otobüs durakları ve kalabalık caddelerde vatandaşlara ulaşıyor. Ekipler, yapılan ölçümler sonucunda ideal kilosunun üzerinde çıkan kişileri Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirerek diyetisyen desteği sağlıyor. Yapılan tüm ölçümler ve değerlendirmeler tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Vücut kitle indeksi yüksek çıkan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilerek burada da hiçbir ücret ödemeden diyetisyen desteği alabiliyor. Sağlık ekipleri, kampanya süresince her vatandaşa ulaşmayı hedefleyerek obeziteyle mücadelede erken adım atılmasının önemine dikkat çekiyor. Hedef 200 bin kişiye ulaşmak Kampanyayla ilgili açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Hacıoğlu, üç aydır sahada aktif bir çalışma yürüttüklerini belirtti. "Şu ana kadar özellikle okullarda 70 binin üzerinde öğrenciye ulaştık. 15 Temmuz’a kadar hedefimiz 200 bin kişiye ulaşmak" diyen Hacıoğlu, "Vatandaşlarımızın kilosunu, boyunu ve vücut kitle indeksini ölçüyoruz. Sonuçlara göre obezite riski taşıyan bireyleri diyetisyenlerimize yönlendiriyoruz. Bu çalışmayla obezite kaynaklı hastalıkları henüz oluşmadan önlemeyi amaçlıyoruz. Çünkü fazla kilo; kalp-damar hastalıklarından diyabete, solunum sorunlarından eklem rahatsızlıklarına kadar birçok sağlık problemine yol açabiliyor" dedi. "Amaç, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak" Kampanyaya halkın ilgisinin yüksek olduğunu dile getiren Hacıoğlu, bu uygulamayla bireylerin kendi sağlık durumlarını fark etmelerinin sağlandığını ifade etti. Özellikle gençler ve çalışan kesimin kampanyaya ilgi gösterdiğini belirten Hacıoğlu, "Sadece kilo ölçmekle kalmıyoruz, insanlara ideal kilonun ne olduğunu ve neden önemli olduğunu anlatıyoruz. Amacımız, sağlıklı yaşam konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak" diye konuştu.
Hakkari’de şap alarmı: İl içi ve dışı bütün hayvan hareketleri yasaklandı
16 Mayıs 2025 Cuma - 17:51 Hakkari’de şap alarmı: İl içi ve dışı bütün hayvan hareketleri yasaklandı HAKKARİ (İHA) – Hakkari’nin Derecik ilçesinde görülen şap hastalığı nedeniyle, kent genelinde il içi ve il dışı hayvan hareketleri ikinci bir emre kadar yasaklandı. Hakkari Tarım ve Orman Müdürlüğünün sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, Derecik ilçesinde şap hastalığı ortaya çıktığı belirtilerek, "İnsanlarda herhangi bir rahatsızlığa sebep olmayan ancak büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda özellikle kuzu, oğlak ve buzağılarda ölümlere sebep olmaktadır. Bu nedenle büyük ekonomik kayıplara sebep olan şap hastalığının yayılmasını engellemek amacıyla il geneli karantina tedbirleri kapsamında il içi ve il dışı bütün hayvan hareketleri ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır" denildi. Açıklamada, virüsün bulaştığı hayvanlarda gözlemlenen bazı semptomlar ise şöyle sıralandı: "Hayvanlarda bulaşma; solunum, temas ve aynı merada otlanma ile olmaktadır. Ateş, iştahsızlık, depresyon ve süt veriminde azalma ilk bulgulardır. 24 saat içerisinde salya akışı başlar ve dil dişetinde yaralar şekillenir. Bu yaralara meme derisinde, ağız ve burun mukozasında rastlanabilir. Dildeki yaraların genellikle birkaç günde iyileşmesine rağmen ayaklardaki ve ağız bölgedeki yaralar geç iyileşme gösterebilir. Şap hastalığının yayılmasını önlemek için karantina kurallarına uymak büyük önem arz ederken, sadece bu yöntem ile sonuç alınamayacağı açıktır. Ancak diğer yöntemler ile birlikte uygulandığında anlam taşımaktadır. Bu yöntemlerden bir diğeri ise aşılama çalışmasıdır. Aşılamadaki amaç, hastalığın yaygın olduğu köylerdeki hayvan topluluğunda yüksek bağışıklık düzeyinin sağlanmasıdır. Bu amaçla düzenli ve yoğun aşılama programları ile hayvanlarda virüse karşı direnç sağlanması hedeflenmektedir. Ancak başarı sağlanabilmesi için karantina ve önleyici tedbirlere ihtiyaç vardır. Şap hastalığına karşı yetiştiricilerimizin alacağı önlemler, hastalığın yayılması ve ekonomik kayıpların önüne geçilmesinde ciddi önem arz etmektedir." Şap hastalığına karşı koruyucu olarak yetiştiricilerin alacağı bazı önemlere de değinilen açıklamada, "Ahır girişleri ve ahır içerisine şap hastalığında etkili dezenfektanlar ile müdahale edilmesi, ahırlara hayvan bakıcılarından başka kimsenin sokulmaması, bakıcıların da farklı kıyafet ve ayakkabı ile ahıra girmesi, sağım öncesi ellerin, otomatik sağım makinelerinin ve memelerin temizliğine özen gösterilmesi, mera mevsiminde enfekte meralara hayvanların gönderilmemesi, enfekte bölgelerden ot, saman alınmaması, müdürlüğümüzce belirlenen tedbir şartlarına uygun hareket edilip, görevli veteriner hekim arkadaşların uyarılarının dikkate alınması büyük önem arz etmektedir" denildi.
DRFK Turkish International Day Surgery Center, Dubai’de şube açtı
16 Mayıs 2025 Cuma - 17:02 DRFK Turkish International Day Surgery Center, Dubai’de şube açtı Dubai’de düzenlenen törenle Türk sağlık merkezi DRFK Turkish International Day Surgery Center’ın şube açılışı gerçekleştirildi. Sağlık merkezi Dubai’de aynı gün tedavi konseptiyle hizmet verecek. DRFK Turkish International Day Surgery Center, 10 Mayıs tarihinde Dubai Jumeirah’da düzenlenen törenle resmen açıldı. Op. Dr. Fatih Kırar tarafından kurulan merkez, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Türk sağlık sistemine dayanan ilk sağlık kurumlarından biri olma niteliği taşıyor. Açılış törenine, BAE Türkiye Büyükelçisi Lütfullah Göktaş, Dubai Başkonsolosu Onur Şaylan, yerel yöneticiler ve farklı sektörlerden birçok davetli katıldı. Minimal invazif tedavilerle öne çıkıyor Merkezin kurucusu olan ünlü beyin cerrahı Op. Dr. Fatih Kırar, Türkiye’de geliştirdiği "regresyon ve robotik lazer tedavisi" yöntemini Dubai’ye taşıyor. Özellikle ameliyatsız bel fıtığı tedavisi üzerine uzmanlaşan merkez, aynı zamanda minimal invazif omurga cerrahisi gibi ileri seviye uygulamalara da yer veriyor. Dr. Kırar, "BAE’nin küresel bir turizm merkezi olarak güçlü itibarı, dünya standartlarındaki altyapısı ve sağlıkta mükemmeliyete verdiği önem, burayı uluslararası merkezimiz için ideal kıldı" diyerek merkezin kuruluş motivasyonunu aktardı. Büyükelçi Göktaş, bu donanımlı Türk sağlık merkezinin Türkiye ile BAE arasında sağlık alanında ilişkilerin ileri düzeye taşınmasına ciddi katkı sağlayacağını ifade etti. Sağlık merkezinin vereceği hizmetler şöyle açıklandı: Aynı gün içerisinde implant ve saç ekimi DRFK, tanıdan tedaviye kadar tüm süreçleri aynı gün içinde tamamlayabilen bir yapıda tasarlandı. Merkezde 3D diş tarama teknolojisi kullanılarak 45 dakika içinde diş implantı yapılabiliyor. Ayrıca 3D saç tasarımı sayesinde hastalar, saç ekimi işleminden önce nihai sonucu görebiliyor. Bu teknolojiyle birlikte aynı gün içerisinde saç ekimi gerçekleştirilmesi mümkün hale geliyor. Yapay zeka destekli çözümler Avrupa, ABD ve Japonya menşeli yapay zeka destekli tanı sistemleriyle donatılan merkezde, tanısal endoskopi, estetik lazer uygulamaları ve floroskopi rehberliğinde omurga-diz-eklem tedavileri gibi ileri hizmetler sunuluyor. Ayrıca merkez; beyin cerrahisi, plastik cerrahi, ortopedi, gastroenteroloji, kadın doğum, üroloji, fizyoterapi, kalp ve damar cerrahisi, konuşma terapisi gibi birçok branşta Türkiye’den gelen uzman doktorlarla çalışıyor. Medikal turizmin yeni durağı Dubai’deki bu yeni sağlık merkezi, on yılı aşkın süredir Türkiye’deki ana klinik ve Köln merkezli medikal turizm ofisi aracılığıyla hizmet alan hasta kitlesine, doğrudan yerinde hizmet sunmak amacıyla kuruldu. Bölgedeki artan talep doğrultusunda konumlanan DRFK Turkish International Day Surgery Center, aynı gün tedavi hizmetlerini yaygınlaştırmayı hedefliyor. Merkez, tanı, tedavi, görüntüleme, laboratuvar, prosedür odaları, ameliyathane ve eczane gibi birimleri tek çatı altında toplayarak hem yerel halka hem de sağlık turizmi kapsamında gelen hastalara hizmet veriyor.
ERÜ Hastanelerinde tanı ve tedaviler daha da kolaylaşacak
16 Mayıs 2025 Cuma - 16:34 ERÜ Hastanelerinde tanı ve tedaviler daha da kolaylaşacak Erciyes Anadolu Holding tarafından Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı bünyesinde kullanılmak üzere ‘Endoskopi ve Kolonoskopi Skopu’ bağışlandı. Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin; "Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniği, İç Anadolu bölgesinde önemli bir nüfusa hizmet vermektedir. Kayseri ve çevre iller dâhil olmak üzere gastroenteroloji hastalıklarının tanı ve tedavi planlanması, acile başvuran gastroenterolojiyi ilgilendiren hastalıkların acil müdahaleleri ve tedavileri açısından çok önemli bir kliniktir. Endoskopi cihazları bu hastalıkların belirlenmesi, acil müdahalelerin yapılması ve daha ileri düzey endoskopik işlemlerin yapılabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Kliniğimizde yılda yaklaşık olarak 15 binden fazla endoskopik işlem gerçekleşmektedir" şeklinde konuştu. Endoskopi işlemlerinin yapılabilmesinde kullanılan son teknoloji ile üretilen endoskopik skopların tanı ve tedavi kalitesinin artırılabilmesi için çok önemli olduğuna değinen Doç. Dr. Gülten Can Sezgin; "Endoskopik işlemlerde lezyonların iyi değerlendirilebilmesi için son teknoloji ile üretilen endoskopik skoplar ile endoskopi işlemlerinin yapılabilmesi tanı ve tedavi kalitesinin artırılabilmesi için çok önemlidir. Ayrıca ileri düzey endoskopi işlem olan endoskopik submukozal diseksiyon (ESD) işlemleri erken dönem mide ve kolon kanserlerinin tespit edilerek cerrahiye gerek olmadan daha az invaziv bir şekilde lezyonun çıkarılabilmesine imkân sağlamaktadır. Konvansiyonel yöntemlerle çıkarılamayan büyük ve geniş tabanlı mide ve kolon polipleri de ESD ile çıkarılabilmektedir. Endoskopi işleminde kullanılan skopların yüksek manevra kabiliyeti, yüksek çözünürlükte görüntülemeye imkân sağlaması ve mukozal yüzeydeki kılcal damarların netliğini artıran dar bant görüntüleme teknolojisini kullanabilmesi hekimin teropatik işlemler sırasında, tümörü tespit edebilmesi ve sınıflandırabilmesine destek olmakta ve ESD işleminin sınırları belirlenmiş alanda yapılmasına yardımcı olmaktadır" dedi. Doç. Dr. Gülten Can Sezgin sözlerini; "Endoskopi ve kolonoskopi skopu’nu bağışlayan Erciyes Anadolu Holding yöneticilerine, bölümümüz adına şükranlarımızı sunuyoruz" cümleleriyle tamamladı.
’Sağlık Elçileri’ sağlıklı yaşam konusunda rehberlik edecek
16 Mayıs 2025 Cuma - 15:48 ’Sağlık Elçileri’ sağlıklı yaşam konusunda rehberlik edecek Mersin’de toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi yönünde bilinçli ve donanımlı bireylerin yetişmesi hedeflenen proje kapsamında düzenlenen eğitimlerde başarılı olan katılımcılar, ’Sağlıklı Hayat Elçisi’ unvanını almaya hak kazandı. ’Sağlık Elçileri’, edindikleri bilgilerle çevrelerine sağlıklı yaşam konusunda rehberlik edecek. Sağlık Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ programı çerçevesinde koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli ile Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) önemli bir adım attı. Bu kapsamda düzenlenen Sağlık Elçileri Akademi eğitimlerinin ilk grubu, Toroslar Akbelen Sağlıklı Hayat Merkezi (SHM) tarafından başarıyla tamamlandı. 4 gün süren yoğun eğitim programı, 15 farklı modülden oluştu. Eğitimler sonunda katılımcılar, sağlık alanındaki bilgi ve becerilerini artırarak ’Sağlıklı Hayat Elçisi’ unvanını almaya hak kazandı. Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi yönünde bilinçli ve donanımlı bireylerin yetişmesi hedeflenen eğitimler kapsamında, ’sağlık elçileri’ edindikleri bilgilerle çevrelerine sağlıklı yaşam konusunda rehberlik edecek ve önemli bir farkındalık oluşturacak. "Sağlıklı yaşam konusunda öncü rol üstlenecekler" İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Ekici, eğitimlerin tamamlanması dolayısıyla düzenlenen törende, sağlıklı bir toplum inşa etme hedefi doğrultusunda hayata geçirdikleri eğitimlerin ilk meyvelerini vermesinden dolayı büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Sağlık elçilerinin, edindikleri bilgi ve bilinçle toplumun her kesimine ulaşarak sağlıklı yaşam konusunda öncü rol üstleneceklerine inandığını dile getiren Ekici, "Bu program, ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuzun önemli bir parçasıdır" dedi. Törene Destek Hizmetleri Başkanı Mehmet Şengönül, Halk Sağlığı Başkanı Dr. İlhan Aydın, Başkan Yardımcısı Dilek Özer, Dr. Fatih Demirci ile Toroslar İlçe Sağlık Müdürü Hasan Dinçer de katıldı.