Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
Fethiye’de orman yangını
TAG Otoyolu’nda feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
16 Mayıs 2025 Cuma - 14:49
MEAH’ta Psikiyatri Kliniği’nin 12. uzmanı Koca, oldu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi alan Dr. Fatma Taşkın Koca, 5 Mayıs 2025 tarihinde girdiği uzmanlık sınavını başarıyla tamamlayarak psikiyatri kliniğinin 12. uzmanı olmaya hak kazandı. Uzmanlık sınavı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Virit başkanlığında gerçekleştirildi. Sınav jürisinde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Derya Şahin, Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Selçuk, Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Semai Bek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilfer Şahin yer aldı. Dr. Fatma Taşkın Koca’nın uzmanlık tez danışmanlığını Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Selçuk üstlenirken, Dr. Taşkın Koca, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden uzmanlığını alan 172. araştırma görevlisi hekim oldu. Sınavın ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, sınav jürisi üyelerini ve Dr. Fatma Taşkın Koca’yı ziyaret ederek tebriklerini iletti.
16 Mayıs 2025 Cuma - 14:28
ESOGÜ Hastanesi personeli Hemşirelik Haftası Konseri verdi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü tarafından "Hemşirelik Haftası" kapsamında Türk Halk Müziği konseri düzenlendi. ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konsere ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ile Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Emine Gümüşsoy ve Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman da katıldı. ESOGÜ Hastanesi çalışanlarından oluşan Türk Halk Müziği korosu ile ESOGÜ Halkbilim Uygulama ve Araştırma Merkezi (HAMER) orkestrasının konserinde birçok yöreden eserler seslendirilirken, seyircilerin yer yer eşlik ettiği türküler büyük alkış aldı. Konser sonunda Şef ve Müzik Öğretmeni Muharrem Atabay, Hastane Başmüdürü Ayşe Kırcı ve Hastane Sağlık Hizmetleri Müdürü Zeynep Akgözlü’ye teşekkür plaketi takdim edildi.
16 Mayıs 2025 Cuma - 13:34
Söke’de riske dayalı gıda işletmeleri denetlendi
Aydın’ın Söke ilçesinde halk sağlığının korunması hedefiyle riske dayalı gıda işletmelerinde denetim gerçekleştirildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde il genelinde gıda satış ve toplu tüketim yerleri ile üretim yerlerine yapılan denetimler aralıksız devam ediyor. Bu çerçevede sahaya inen Söke İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri riske dayalı gıda üretimi ve satışı yapılan işletmelerde gerçekleştirdikleri denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Denetimlerde yapılan hijyen kontrollerinin yanı sıra kızartmalarda kullanılan yağlara yönelik kontroller de yapılırken, mevzuata uygun davranmayan işletmelere idari yaptırımlar uygulandı. 5996 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen riske dayalı gıda işletmeleri denetlemelerin aralıksız süreceği öğrenildi.
16 Mayıs 2025 Cuma - 13:18
Marmara Adası’nda hemodiyaliz ünitesi hizmete açıldı
Marmara Adası’nda hizmet veren Süleyman İlik İlçe Devlet Hastanesi’nde kurulan ’hemodiyaliz ünitesi’ hasta kabulüne başladı. Ünitenin haftanın 6 günü hizmet vereceği bildirildi. Marmara Süleyman İlik İlçe Devlet Hastanesi’nde yapımı tamamlanan hemodiyaliz ünitesi, 16 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kaliteli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunmaya başladı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Başhekim Dr. Hasan Aydın, "Kurumumuzda kurulan hemodiyaliz ünitemizle birlikte önemli bir ihtiyaca cevap vermeye başlamış bulunuyoruz. Diyaliz tedavisine ihtiyaç duyan hastalarımız, artık deniz ve kara yolculuğu ile birlikte günlük gidiş geliş yaklaşık 5 saat süren yolculukla Erdek ve Bandırma ilçelerine gitmeden tedavilerini Marmara’da alabilecekler. Ünitemiz her hafta Pazartesi gününden başlayıp Cumartesi günü dahil haftanın 6 günü 08.30 ile 17.30 saatleri arasında hizmet verecektir. Sabah 08.30-12.30 ve öğleden sonra 13.30-17.30 olmak üzere iki seans halinde hastalarımıza diyaliz hizmeti sunulacaktır" dedi. Başhekim Aydın, ünitede 3 aktif diyaliz cihazı bulunduğunu, muhtemel teknik aksaklıklara karşı 1 yedek cihazın da hazır olduğunu belirtti. 3 yatak kapasitesiyle hizmet veren ünitenin, hastaların başka ilçelere gitmeden tedavi olabilmesine imkan sağladığı bildirildi. Aydın ayrıca, "Hemodiyaliz ünitemizin açılış sürecinde emeği geçen İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Serkan Kadir Keskin olmak üzere, kurumumuza adını veren yeni hizmet binamızın bağışçısı merhum Süleyman İlik’e, hemodiyaliz ünitemiz için bağışta bulunan Avni Şahin’e, Cemil Dalkıran’a, Yaşar Dalkıran’a, Hüseyin Semerci’ye, Kurtuluş Akkuş’a, Özdemir Ata’ya, Mehmet Ali Akkuş’a, Serhat Semerci’ye, Yalçın Akın’a ve Ahmet Önel’e, tüm sağlık yöneticilerimize, hastane personelimize ve katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
16 Mayıs 2025 Cuma - 13:07
Van’da sağlıklı yaşam için kilo kontrolü uygulaması başlatıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından 81 ilde eş zamanlı başlatılan "Kilo Kontrolü Uygulaması" kapsamında Van’da da etkinlik düzenlendi. Van İl Sağlık Müdürlüğü öncülüğünde Cumhuriyet Caddesi yakınlarında bulunan Sanat Sokağı’nda gerçekleştirilen programa Van Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Muhammed Taha Bostancı, İpekyolu İlçe Sağlık Müdürü Dr. Zubeyde Kul katıldı. Etkinlikte vatandaşların boy, kilo ve vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümleri ücretsiz olarak yapıldı. Uzman sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen ölçümlerin ardından, bireyler Sağlıklı Hayat Merkezi ve Aile Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirilerek diyetisyen kontrolünde kişiye özel danışmanlık hizmeti verilecek. Konuya ilişkin konuşan Van Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Muhammed Taha Bostancı, uygulamanın obeziteyle mücadele açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Vatandaşları sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite konusunda bilinçlenmeye davet eden Başkan Dr. Bostancı, "10 Mayıs Cumartesi günü itibariyle iki ay sürecek stantlarımızı kurduk. ‘İdeal kilonu öğren, sağlıklı yaşa’ düşüncesiyle kurduğumuz stantlarda kilo ve boy ölçümleri yapıyoruz. Vatandaşlara, ölçüm sonuçlarına göre kartlar veriyoruz. Eğer beden kitle indeksleri (BKİ) 25’in üzerinde ise fazla kilolu olarak değerlendiriliyorlar ve bu kişiler sağlık hayat merkezlerimize, İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğümüze ya da diğer ilçe sağlık müdürlüklerimizdeki diyetisyenlerimize yönlendiriliyor" dedi. "Ülkemizde obezite hızla artıyor" Amaçlarının vücutta biriken anormal ya da aşırı yağın doğuracağı olumsuz sonuçları önlemek olduğunu dile getiren Bostancı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizde de, tüm dünyada olduğu gibi maalesef obezite hızla artıyor. Bizim de bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda farkındalık oluşturmak istedik. Bu çerçevede vatandaşların kilo ölçümlerini yapıyoruz. Beden kitle indeksi 25’in üzerinde ise ‘fazla kilolu’, 30’un üzerinde ise ‘obez’ olarak tanımlanıyor. Bu vatandaşların diyetisyenle görüşerek sağlıklı yaşam için gerekli önerileri ve beslenme programlarını almalarını sağlıyoruz. Aynı zamanda, hareketsiz yaşam tarzına dikkat çekiyoruz. Birçok vatandaşın, bir egzersiz programı oluşturarak fiziksel aktivite planları yapmasını ve sağlıklarına yatırım yapmalarını istiyoruz. Proje 2 ay sürecek. Bu süre içinde tüm Türkiye genelinde 10 milyon insanın ölçümünün yapılması hedefleniyor. Biz de ilimizde yaklaşık 150 bin civarında ölçüm yaparak il risk haritasını oluşturacağız. Sonrasında, vatandaşlarımızın daha sağlıklı yaşamaları için bireysel sağlıklı beslenme programları oluşturup kendilerine vereceğiz." Sağlık ekiplerince ücretsiz şekilde boy ve kilo kontrollerini yaptırdıklarını ifade eden vatandaşlar ise fazla kilolarından dolayı sağlık hayat merkezlerine yönlendirildiklerini belirterek, çalışmada emeği geçenlere teşekkür ettiler.
16 Mayıs 2025 Cuma - 13:04
Bahar alerjisine öğle saati uyarısı
Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, mevsimin değişmesi ile özellikle alerjik çocukların atak dönemlerinin arttığını söyleyerek, Polenlerin en yaygın oldukları saatler 12.00-17.00 arası ve alerjik çocukların bu saatlerde dışarı çıkmamasına dikkat etmek gerekiyor" dedi. Çocuklarda tespit edilen belirli alerjenler varsa özellikle polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalarına dikkat etmek gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Samet Özer, "Mevsimin değişmesi ile birlikte çocuklarda da alerjik hastalıkların görülme sıklıkları giderek artmaktadır. Özellikle alerjik çocuklarda alerjik rinit, astım gibi kronik hastalıkların görülme sıklığı ve atak dönemleri bu aylarda giderek artıyor. Çocukların bu mevsimlerde özellikle tespit edilen bir alerjenleri varsa, bu alerjenlerle karşılaşmamak amacıyla daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bunun için de polen mevsiminde polenlerin en yaygın olduğu saatler genellikle 12.00 ile 17.00 arasındaki saatlerde çocukların mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları ya da göz veya yüz koruyucu maske kullanmaları tavsiye edilmektedir. Astım açısından da çocukların bu dönemde özellikle kronik astımı olan çocukların ilaçlarını düzenli bir şekilde takip ederek kullanmaları gerekmektedir. Bu çocukların sağlığının ya da hayat konforlarının daha iyi olmasını sağlamaktadır" dedi. Özer, alerjinin kaşıntı, akıntı ve döküntü gibi belirtilerle kendisini gösterdiğini söyleyerek, "Mevsimle beraber çocuklarda görülen alerjik hastalıklar genellikle ciltte döküntü, burunda kaşıntı ve akıntı, hapşırma, gözlerde kızarıklık ve akıntı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Alerjik konjonktivit, alerjik rinit ya da akciğer semptomları önde olacak şekilde öksürük şikayetlerinin artması ile alerjik belirtileri görebiliriz. Özellikle bahar mevsiminde ve yaza doğru geçişlerde çocuklarda öğlen saatlerinde özellikle de polenlere karşı dikkatli olmaları tavsiye edilebilir" ifadelerini kullandı.
16 Mayıs 2025 Cuma - 12:46
Söke’de Dünya Çölyak Farkındalık Günü için yürüyüş düzenlendi
Söke İlçe Sağlık Müdürlüğü, 9 Mayıs Dünya Çölyak Farkındalık Günü kapsamında Atatürk Parkı’nda farkındalık yürüyüşü düzenledi. Etkinlikte, glutensiz yaşamın mümkün olduğu vurgulanarak çölyak hastalığına dikkat çekildi. Çölyak hastalığı, bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus yapıların zarar görmesiyle birlikte, besin emiliminin bozulmasına neden olan alerjik bir sindirim sistemi rahatsızlığı olarak biliniyor. Yiyeceklerde bulunan gluten maddesine karşı hassasiyeti bulunan bireyler, yaşamları boyunca glutensiz beslenmek zorunda kalıyor. Söke’de düzenlenen yürüyüşe İlçe Sağlık Müdürü Dr. Esma Gürsoy, Söke Huzurevi Müdürü Serbil Bakır, Türk Kızılay Söke Şube Başkanı Funda Öztürk, Atatürk Mahalle Muhtarı Arda Canbul, İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı diyetisyen ve fizyoterapistler, sağlık çalışanları, bir grup çölyak hastası ve öğrenciler katıldı. Yürüyüşle birlikte topluma çölyak hastalığı hakkında bilgi verilmesi ve farkındalığın artırılması amaçlandı. Katılımcılar, glutensiz ürünlerin yaygınlaştırılması ve çölyak hastalarının yaşam şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
16 Mayıs 2025 Cuma - 12:45
Çocuğunuzun alerjisini hafife almayın
Bahar mevsimiyle birlikte çocuklarda görülen alerjik rahatsızlıkların tedavi edilmediğinde çeşitli enfeksiyonlara sebep olabileceğini vurgulayan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görevli Çocuk Alerji Uzmanı Dr. Demet Hafızoğlu, doğru tanı ve tedavi için alerji testlerinin yapılması gerektiğini belirtti. Mevsimsel alerjinin toplumda sıklıkla görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Hafızoğlu, ilkbahar mevsimiyle birlikte başlayıp sonbahara kadar bireyleri etkilediğini söyledi. Alerjik belirtilerin gözde kaşınma, batma, yanma, sulanma şeklinde olabileceğini dile getiren Hafızoğlu, "Göz dışında burunda tıkanıklık, sık hapşırma atakları, kaşıntı, burunda çekme ya da burun akıntısı şeklinde kendini belli edebilir. Geniz akıntısı öksürüğe neden olabilir. Çocuk yattığında öksürük ataklarıyla kalkmasına neden olabilir. Sürekli burun tıkanıklığı çocuğun uyku kalitesini, genel sağlığını ve hayat kalitesini bozacak şekilde sorunlara neden olabilir" şeklinde konuştu. Doğru tedavi önemli Alerjinin tedavi edilmediğinde sık enfeksiyon tablolarına neden olduğunun altını çizen Hafızoğlu, "Sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu, sinüzit, kulak veya boğaz iltihabı gibi durumları da tetikleyebilir. Alerjik nezlesi olan hastaların genelinde eşlik eden alt solunum yollarını ilgilendiren tekrarlayan bronşitler ya da astım atakları da olabilir. Bu gibi durumlar açısından da alerjinin düzgün bir şekilde tedavi alt solunum yollarını da rahatlatacaktır. Bu nedenle çocukların ebeveynleri olarak gereken durumlarda alerji bölümüne başvurarak tetkik edilmesini öneririz" diye konuştu. Evinizi öğleden sonra havalandırın Polen alerjisi olan bireylerin dikkat etmesi gereken hususları sıralayan Hafızoğlu, "Özellikle bahar mevsiminde rüzgârlı havalarda parkta oynadıktan sonra eve gelince ellerimizi ve yüzümüzü yıkamalıyız. Mümkünse duş alabiliriz. Üzerine sinen polenlerin rahatsız etmemesi adına kıyafetlerimizi değiştirmeliyiz. Bunu mutlaka öneriyoruz. Polen yoğunlukla sabah vakitlerinde havada en yüksek oluyor. Bu nedenle sabah değil de öğleden sonra evimizin pencerelerini açıp havalandırmayı öneriyoruz. Polen zamanında nazal yıkama dediğimiz burunda özel aparatlarla sinüs yıkaması yapılması da alerjik nezleli çocuklarda o alerjenleri mekanik yıkama yaparak rahatlatma sağlanacaktır" ifadelerini kullandı.
16 Mayıs 2025 Cuma - 12:45
Elazığ’da dengeli beslenme ve hareketli yaşam kurul toplantısı
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Türkiye Obezite ile Mücadele ve Kontrol Programı kapsamında obezite ile mücadele faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütmek ve takip etmek üzere "yeterli dengeli beslenme ve hareketli yaşam kurul" toplantısı düzenlendi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığında düzenlenen toplantıya, Elazığ’daki paydaş kamu kurumu yetkilileri, STK temsilcileri, idareciler, ilgili birim sorumlusu hekim ve çalışanlar katıldı. Elazığ yeterli, dengeli deslenme ve hareketli yaşam kurulunun 26’ncısı olarak gerçekleştirilen toplantıda, obezite ile mücadelenin kararlılıkla devam edilmesi, mevcut çalışmaların değerlendirilmesi ve ileriye dönük eylem planı ele alınırken, kurul üyeleri tarafından gündeme alınan konular ve öneriler üzerinde de karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunuldu.
16 Mayıs 2025 Cuma - 12:25
Manisa Şehir Hastanesi’nden randevusuz obezite tedavisi hizmeti
Manisa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Obezite Bölümü Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Emre Mandacı, Obezite polikliniğine hafta içi mesai saatleri içerisinde randevusuz başvuru yapılabildiğini ifade ederek, başvuru yapan hastalara önce detaylı kan tetkiklerinin uygulandığını, çıkan sonuçlara göre ilgili branşlara yönlendirme yapıldığını ve ardından obezite grup programına dahil edildiklerini söyledi. Manisa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Obezite Bölümü Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Emre Mandacı, 17 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, obezitenin birçok ciddi hastalığa yol açtığını belirterek, bu kronik hastalıkla mücadelede bütüncül ve ekip temelli yaklaşımın önemine dikkat çekti. Obezitenin; kalp-damar hastalıkları, diyabet, karaciğer yağlanması, solunum yolu rahatsızlıkları, eklem problemleri, bazı psikiyatrik bozukluklar ve kanser türleri gibi çok sayıda sağlık sorununa zemin hazırladığını ifade eden Uzm. Dr. Mandacı, obezitenin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu vurguladı. Her yıl mayıs ayının üçüncü cumartesi günü Avrupa Obezite Günü olarak kutlandığını hatırlatan Mandacı, bu özel günde obezitenin zararlarına dikkat çekmek amacıyla çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenlendiğini belirtti. Randevusuz poliklinik hizmeti Manisa Şehir Hastanesi bünyesinde kurulan Obezite Merkezi’nin kapsamlı ve multidisipliner bir tedavi modeli sunduğunu belirten Uzm. Dr. Emre Mandacı, "Merkezimizde obezite hemşiresi, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist ve hekimlerimizle birlikte çalışarak hastalarımıza kişiye özel çözümler sunuyoruz" dedi. Obezite polikliniğine hafta içi mesai saatleri içerisinde randevusuz başvuru yapılabildiğini ifade eden Mandacı, başvuru yapan hastalara önce detaylı kan tetkiklerinin uygulandığını, çıkan sonuçlara göre ilgili branşlara yönlendirme yapıldığını ve ardından obezite grup programına dahil edildiklerini söyledi. Eğitim ve takip süreciyle etkin mücadele Obezite grup programında ilk haftanın farkındalık ve bilgilendirme süreciyle geçtiğini kaydeden Mandacı, bu dönemde hastalara obezitenin nedenleri, etkileri ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı eğitim verildiğini belirtti. Eğitim haftasını takiben haftalık takip süreci başladığını söyleyen Mandacı, hastaların bu süreçte obezite hemşiresi, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist ile bire bir görüşmeler yaparak kendilerine özel bir tedavi planına yönlendirildiklerini ifade etti. Mandacı ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın 81 ilde yürüttüğü ’Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’na da Manisa Şehir Hastanesi olarak aktif katkı sunduklarını belirterek, halk sağlığına yönelik çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü söyledi. Uzm. Dr. Emre Mandacı açıklamasını, "Fazla kilolarımızla birlikte mücadele edelim, sağlıklı kalalım" sözleriyle tamamladı.
16 Mayıs 2025 Cuma - 12:24
MSKÜ’lü aşçılardan tüm kategorilerde altın madalya
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Datça Kazım Yılmaz Meslek Yüksekokulu Aşçılık Bölümü öğrencileri, Öğretim Görevlisi Dr. Yusuf Yiğit’in gözetiminde katıldıkları ‘Boat Star Chef’ aşçılık yarışmasına damga vurdu. Daha önce de birçok ulusal ve uluslararası yarışmada adını duyuran öğrenciler, bu kez Göcek’te düzenlenen yarışmada çok önemli bir başarıya daha imza attı. Toplamda 6 mutfak yarışmasına katılan öğrenciler, tüm kategorilerde altın madalya elde etti. Hande Tören somon yemeği, Tuğba Aygün saksı kebabı yemeği, Sami Tahir Açıkgöz levrek yemeği, Efe Cem Muslu pirzola yemeği, Yiğit Karaağaç beğendili kebap yemeği, Şevval Seydioğlu ise tavuk yemeği kategorilerinde 100 üzerinden 90 üstü puan alarak altın madalyanın sahibi oldu. Ayrıca, Tuğba Aygün aldığı 92 puanla 3.lük kupası, Hande Tören 91,8 puanla 4.lük plaketi almaya hak kazandı. Ekip yönetiminden sorumlu Öğretim Görevlisi Dr. Yusuf Yiğit, daha önce birçok yarışmada kazandıkları başarılarla MSKÜ’yü en iyi şekilde temsil ettiklerini ve bu etkinliklerde öğrencilerin kendine olan güveninin arttığını vurguladı. Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar adına teşekkür plaketi Ayrıca yarışmada en çok öğrenci sayısı ile temsil edilen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine teşekkür plaketi takdim edildi. Plaketi, Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar adına üniversite akademisyenlerinden Öğretim Görevlisi Emine Ay Yiğit teslim aldı. Öğretim Görevlisi Emine Ay Yiğit, Üniversite adına bu ödülü almaktan hem gururlu hem de çok mutlu olduklarını ifade etti. Göcek aşçılık yarışmasında, Datça Aşçılık Programı öğrencileri toplamda; 6 altın madalya, 1 onursal teşekkür plaketi, 1 adet Türkiye 3.’lük kupası, 1 adet 4.’lük plaketi ve 2 adet öğretim görevlisi teşekkür plaketi alarak 11 ödülle Datça’yı ve Üniversitemizi gururla temsil etti.
16 Mayıs 2025 Cuma - 11:37
Prof. Dr. Şendur: "Torunlarla oynamak da egzersiz sayılır"
İleri yaşlarda sağlıklı kalmanın en etkili yollarından biri düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, yaşa ve sağlık durumuna uygun şekilde planlanmış egzersiz programının yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "İleri yaştaki insanlar, ne tür bir aktivite yapması gerektiğine karar veremiyor. Egzersiz sadece spor salonuyla sınırlı değil. Bahçede vakit geçirmek, merdiven inip çıkmak, torunlarla, çocuklarla oyun oynamak da egzersiz sayılır" diye konuştu. Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, yaşla birlikte fiziksel aktivitenin öneminin daha da arttığını belirterek, "Egzersizler fiziksel ve ruhsal sağlığınıza olumlu etki etmektedir. Kalp atış hızını artırmak ve kasları zorlamak vücuttaki hemen hemen her sisteme fayda sağlamaktadır. Fiziksel aktivite, sağlıklı bir kan basıncını korumaya yardımcı olarak atardamarlarda zararlı plakların birikmesini önlemekte, iltihabı azaltmakta, kan şekeri seviyelerini iyileştirmektedir. Egzersiz, kemikleri güçlenmesine ve depresyonu önlemeye de yardımcı olmaktadır. Ayrıca daha kaliteli bir uykuya erişimi sağlamaktadır. Bazı kanser risklerine yakalanma riskini azaltabilmektedir. Sonuçta uygun ve düzenli egzersizlerle daha uzun ve kaliteli bir yaşama erişebilmek mümkündür" dedi. Doğru planlanan egzersiz yaşam kalitesini olumlu etkiler İleri yaşlarda egzersiz yapmanın, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve sosyal sağlığın da korunması açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Hareket etmekten çekinmemek gerekir. Doğru planlanmış bir egzersiz programı düşme riskini azaltır, eklem sağlığını destekler ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Özellikle denge, kuvvet ve esneklik üzerine odaklanan egzersiz türleriyle bireyler uzun yıllar bağımsız kalabilir" ifadelerini kullandı. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, egzersize başlamak isteyen birçok yetişkinin, ne tür aktivitelerin güvenli ve etkili olduğu konusunda tereddüt yaşayabildiğini belirterek, başlangıçta düşük yoğunluklu egzersizlerle başlamanın, ardından kondisyon geliştikçe orta yoğunluklu aktivitelere geçiş yapmanın önerildiğini ifade etti. Haftada en az 2-3 saat orta yoğunlukta egzersiz yapılmasının, sağlığın korunması açısından yeterli görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerine şöyle devam etti: "Egzersiz, illa bir spor salonunda yapılmak zorunda değil; merdiven kullanmak, bahçeyle ilgilenmek ya da torunlarla vakit geçirmek de aktif bir yaşam tarzının parçası olabilir. Her bireyin sağlık geçmişi farklı olduğundan, özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp veya akciğer hastalıkları, osteoporoz ya da nörolojik rahatsızlıkları olanların bir hekime danışarak egzersiz planı oluşturması gerekmektedir. Kalp ve akciğer sağlığı için temel olan aerobik egzersizler arasında yürüyüş, yüzme, dans ve bisiklet gibi tüm vücudu harekete geçiren aktiviteler yer alır. Bu tür egzersizler yalnızca yağ yakmakla kalmaz; aynı zamanda ruh halini iyileştirir, inflamasyonu azaltır ve kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Kas gücünü artırmak içinse haftada iki ila üç kez uygulanan direnç egzersizleri tavsiye edilir. Vücut ağırlığıyla ya da ağırlık, bant gibi ekipmanla yapılan çömelme, şınav, plank gibi hareketler hem kas kitlesini koruyor hem de yeni kas oluşumunu destekler." Denge problemi için egzersiz önerileri Esneklik ve dengenin ileri yaşlarda korunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Kasları ve tendonları esnetmeye yönelik hareketler, duruşu düzeltirken hareket kabiliyetini artırabilir. Tai Chi ve yoga gibi uygulamalar ise yalnızca dengeyi geliştirmekle kalmıyor; zihinsel rahatlama sağlayarak kişinin kendini daha enerjik hissetmesini de sağlayabilir. Denge problemi yaşayan bireyler, destek alarak, örneğin bir sandalyeden tutunarak yapabilecekleri basit ama etkili egzersizlerle düşme riskini büyük ölçüde azaltabilirler. Yaşla birlikte toparlanma süresi uzayabileceğinden, vücudu dinleyerek egzersiz yoğunluğunu dengede tutmak önem taşımaktadır. Antrenman sonrası hafif kas ağrıları normal kabul edilirken, şiddetli ağrı ya da tutukluk yaşandığında tempoyu biraz azaltmak gerekebilir. Yaş kaç olursa olsun, hareket etmekten vazgeçmemek sağlıklı bir yaşama adım atmak için önemlidir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder