SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası 17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21 Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21 Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39 Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Balıkesir’de ilk defa latarjet omuz ameliyatı gerçekleştirildi
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 18:11 Balıkesir’de ilk defa latarjet omuz ameliyatı gerçekleştirildi Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinde il genelindei ilk defa yapılan Latarjet Omuz ameliyatı gerçekleştirildi. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinde ilk defa Latarjet Omuz ameliyatı gerçekleştirildi. Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan basın açıklamasında daha önceden yaklaşık on beş defa omuzu çıkan ve başka İllerde bulunan özel hastanelerde üç defa ameliyat olan hasta şikayetlerinin geçmemesi ve omuzunun tekrar çıkması üzerine Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğine başvurdu. Hastanın yapılan muayenesi ve tetkikleri sonucu, hastanın omuz ekleminde aşırı kemik dokusu kaybı mevcut olması sebebiyle "Latarjet omuz ameliyatı" planlandı. Balıkesir de ilk defa uygulanan bu yöntem Doç. Dr. Özgün Karakuş ve Op. Dr. Fatih Işık tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan hasta bir gün sonra taburcu edildi. İl Sağlık Müdürlüğü, "Ameliyat öncesi ve sonrası desteğini esirgemeyen anestezi ekibine, servis, ameliyathane ve yoğun bakım ekibine ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür eder, hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz" açıklaması yaptı. Latarjet Omuz ameliyatı nedir? Latarjet prosedürü, travmatik omuz çıkığı (çıkıkları) sonrasında kemik hasarı oluşan bir omuza kemiksel stabilizasyon sağlamak için yapılan cerrahi bir prosedürdür. Ameliyat kemik kaybını geri kazandırır ve ön tarafta bir kas askısı sağlar. Latarjet ameliyatı, önemli kemik kaybı nedeniyle omuz instabilitesi (sabit olmayan) yaşayan hastalarda önemli ve sıklıkla önerilen bir omuz ameliyatıdır.
83 yaşındaki hastaya başarıyla kornea nakli yapıldı
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 17:22 83 yaşındaki hastaya başarıyla kornea nakli yapıldı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen kornea nakliyle, 83 yaşındaki bir erkek hastanın görme umudu yeniden yeşerdi. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli bir sağlık başarısına daha imza atıldı. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen kornea nakli operasyonuyla, 83 yaşındaki bir erkek hastaya görme kabiliyetini kazandıracak adım atıldı. Nakil, Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Aydın tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Organ bağışı yoluyla temin edilen kornea, yapılan titiz bir operasyonla hastaya nakledildi. Başarıyla tamamlanan ameliyat, Samsun’un sağlık altyapısındaki güçlenmenin ve nitelikli sağlık hizmetlerinin somut örneklerinden biri oldu. Operasyonu yapan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Aydın, "83 yaşındaki hastamız daha önce katarak ameliyatı oluyor. Buna bağlı yaşla beraber gelişen korneanın en alt tabakasının yetmezliğine bağlı glokom gelişiyor. Dış merkezlerde yaklaşık 2 buçuk yıldır nakil sırası bekliyor. Yeteri donanım sağlandıktan sonra ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Bölge hastanesi olarak, bölge halkına faydalı olmak, Ankara, İstanbul’a giden hastalarımızı mağdur etmemek adına bundan sonra bu ameliyatları burada gerçekleştirmeyi düşünüyoruz" dedi. "Bu ameliyatı gerçekleştirmek için uzun zamandır uğraş vermekteyiz" Hastane Başhekimi Doç. Dr. Ümit Çallı ise, "Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez bir kornea nakli ameliyatı gerçekleştirdik. Bu ameliyatı gerçekleştirmek için uzun zamandır uğraş vermekteyiz. Gerekli cerrahi donanımı sağladık. Hastamız daha önce geçirdiği bir ameliyat sonrasında kornea dokusunda beyaz leke gelişen bir hasta. 46 yaşında bir donörden elde ettiğimiz korneayı başarılı bir şekilde naklini gerçekleştirdik" diye konuştu. Sağlık alanında gerek uzman kadrosu gerekse teknolojik donanımıyla adından söz ettiren Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gerçekleştirdiği bu ilk kornea nakliyle birlikte önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Elde edilen bu başarı, hem hasta hem de sağlık ekibi açısından büyük bir memnuniyet oluşturdu.
Yalova Eğitim ve Araştırma’da başarılı ileri kardiyovasküler girişimler
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 16:15 Yalova Eğitim ve Araştırma’da başarılı ileri kardiyovasküler girişimler Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri kardiyovasküler girişimler başarıyla gerçekleştirildi. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesinde güncel kardiyoloji uygulamalarını içeren bir damar içi görüntüleme (IVUS), kireçli damarların tranşlanması (Rotasyonel aterektomi) ve yapısal kalp hastalıkları workshopu başarıyla gerçekleştirildi. Koşuyolu Yüksek İhtisas Kalp Damar Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimi Doç.Dr. Regayip Zehir gözetiminde Araştırma Hastanesi kardiyoloji uzmanlarının yoğun emek verdiği program sabah 10.00’da başlayan işlemler gece 23.00’te sonlandı. Bu özel program çerçevesinde 9 farklı hastaya ileri düzey girişimsel işlemler uygulandı. Yalova’da ilk defa doğumsal kalp hastalığı olan 2 hastanın atriyal septal defekt (ASD) denilen kalp deliği ameliyata gerek duyulmadan, özel cihazlar kullanılarak kapatıldı. Dört hastada ise, kalbin en önemli damarı olan sol ana koroner arter (LMCA) damar içi ultrasonografi (IVUS) yöntemiyle detaylı şekilde görüntülendi. Damarları ciddi kireçli olan 2 hastaya damar içi tıraşlama uygulandı. Bu hastalara kompleks stentleme teknikleri uygulanarak damarları başarıyla açıldı. Bu modern teknikler hastaların by-pass’a gerek olmadan sağlıklarına kavuşmalarına imkan sağladı. İki hastada ise, FFR (Fraksiyonel Akım Rezervi) adı verilen, damar içine yerleştirilen özel bir basınç teli yardımıyla darlıkların tedavi gerektirip gerektirmediği değerlendirildi. Konuyla ilgili Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Bu teknik, gereksiz müdahalelerin önüne geçilmesini sağlayan, güncel kılavuzlarda önerilen ileri düzey bir yöntemdir. Bu workshop çerçevesinde uygulanan tüm işlemler, dünyada kabul gören ve ileri merkezlerde gerçekleştirilen modern teknikler ile yapılmıştır. Yalova Eğitim Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği uluslararası standartlarda, güncel tedaviyi takip eden modern tekniklerle kendisini sürekli geliştiren bir klinik olduğunu bir kez daha göstermiştir. Tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" denildi.
"Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı" eğitimi Antalya’da gerçekleştirildi
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 16:02 "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı" eğitimi Antalya’da gerçekleştirildi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, Antalya Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi tarafından düzenlenen "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı Uzman Hekim Eğitimleri – I" programı, 14 Mayıs Çarşamba günü hastanenin Cumhuriyet Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Orhan Aras, organ bağışı sürecinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Aras, "Bugün burada, sadece bir bilimsel toplantıya değil, aynı zamanda hayatın devamı için verilen ortak bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Beyin ölümü tanısı, yalnızca tıbbi değil; etik, hukuki ve duygusal boyutları da olan çok katmanlı bir karardır. Bu nedenle bu eğitim programının, yaşamın sürekliliğine yapılan bir yatırım niteliği taşıdığına inanıyorum" dedi. Eğitim programı boyunca, organ nakli sürecinde büyük önem taşıyan başlıklar alanında uzman isimler tarafından detaylı şekilde ele alındı. Dr. Gözde Özge Ertunç, Bölge Koordinasyon Merkezi’nin işleyişi hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Tuğba Özel Tura, beyin ölümü tanısı ve bu süreçte yapılan radyolojik incelemeleri anlattı. Prof. Dr. Melike Cengiz, donör bakımının nasıl yürütülmesi gerektiğini kapsamlı şekilde aktardı. Prof. Dr. Derya Seyman, organ bağışında enfeksiyon yönetiminin önemini vurguladı. Öğr. Gör. Nilgün Bilal ise yoğun bakımda hasta yakınlarıyla iletişim kurmanın yöntemlerini katılımcılarla paylaştı. Organ nakli konusunda farkındalığın artırılması, tanı süreçlerinin standardize edilmesi ve hekimler arasında ortak bir dil oluşturulması amacıyla düzenlenen program, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.
Bolu’da içme suyundan 80 kişi etkilendi, Valilik açıklama yaptı
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:31 Bolu’da içme suyundan 80 kişi etkilendi, Valilik açıklama yaptı Bolu merkeze bağlı 4 köyde, mide bulantısı, ishal ve kusma şikayetleriyle 80 kişinin etkilendiği olayla alakalı Bolu Valiliği açıklama yaptı. Valilik tarafından yapılan açıklamada, "İlk laboratuvar sonuçları normal olarak çıkmıştır. Yeni numunelerin sonuçları takip edilmektedir" ifadelerine yer verildi. Olay, Bolu’nun merkeze bağlı Örencik, Okçular, Ilıcakınık ve Çamyayla köylerinde meydana geldi. Aynı içme suyu hattını kullanan köylerde, su deposunda yapılan temizlik çalışmasının ardından çok sayıda kişi rahatsızlandı. İshal, mide bulantısı ve karın ağrısı şikayetleriyle bir haftalık zaman diliminde hastaneye başvuran 80 kişi tedavi altına alındı. Hastaneye başvuran vatandaşların tamamının taburcu edildiği öğrenilirken, İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından su deposundan numuneler alınarak laboratuvar incelemesine gönderildi. Okçular köyünden kimse etkilenmemiş Sağlık kuruluşlarına başvuran 80 vatandaş tedavilerinin ardından taburcu edilirken, bir vatandaşın ise gözlem amacıyla hastanede tutulduğu öğrenildi. Ayrıca Okçular köyü Muhtarı Emin Akgül’den köyde ikamet eden vatandaşların sudan etkilenmediği, depolarının temiz olduğu öğrenildi. "İlk laboratuvar sonuçları normal olarak çıkmıştır" Valilik açıklamasında, şebeke suyu kaynaklarından numuneler alındığı, bakiye klor ölçümleri yapıldığı ve laboratuvar analizlerinin sürdüğü bildirildi. Valilik tarafından yapılan açıklamada, "11 Mayıs 2025 Pazar günü saat 21.00 sularında, Merkez ilçemize bağlı Çamyayla köyünden bulantı ve kusma şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına yapılan başvurular üzerine, Valiliğimiz koordinesinde İl Sağlık Müdürlüğümüzce derhal inceleme başlatılmıştır. Yapılan ilk değerlendirmeler neticesinde, aynı su kaynağından beslendiği tespit edilen Çamyayla köyü, Örencik köyü, Okçular köyü ve Ilıcakınık Mahallesi’nden benzer şikayetlerle başvuran vatandaşlarımız da incelemeye dahil edilmiştir. Şebeke suyu kaynaklarından numuneler alınmış olup, bakiye klor ölçümleri yapılmakta ve laboratuvar analizleri sürdürülmektedir. Sağlık kuruluşlarına başvuran vatandaşlarımız, yapılan tetkik ve tedavilerinin ardından taburcu edilmiş, bir vatandaşımız gözlem amacıyla hastaneye yatırılmış olup taburcu edilmesi planlanmaktadır. İlk laboratuvar sonuçları normal olarak çıkmıştır. Yeni numunelerin sonuçları takip edilmektedir. Konuya ilişkin tüm halk sağlığı tedbirleri alınmış olup, gerekli saha çalışmaları ve incelemeler titizlikle sürdürülmektedir" denildi.
Kilis’te vatandaşlara sağlıklı yaşam eğitimi verildi
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:11 Kilis’te vatandaşlara sağlıklı yaşam eğitimi verildi Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde başlatılan ‘Obeziteyle Mücadele’ programı Kilis’te de çeşitli bilgilendirmeler ile gerçekleştirildi. Gün boyu süren etkinlikte normal doğum, gebelik süreci, emzirme danışmanlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinliğe katılan Kilis Vali Yardımcısı Okan Dağlı vatandaşlarla birlikte boy ve kilo ölçümü yaptırdı. "Bu barkodlar sayesinde internet üzerinden detaylı bilgi alabiliyorlar" Kilis Toplum Sağlığı Merkezi’nde görevli Hemşire Şeymanur Güzel, ölçümler sonrası vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini belirterek, "Verdiğimiz bilgilendirme kağıtlarında barkod bulunuyor. Bu barkodlar sayesinde internet üzerinden detaylı bilgi alabiliyorlar. Sağlıklı yaşam merkezlerimizde diyetisyen desteği de sunuyoruz" dedi. "Burada bireysel diyet planlamaları ve egzersiz programları uygulanacak" İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Kadir Söylemez ise "Cumhuriyet Meydanı’nda sağlıklı kilo alma, kilo takibi ve obeziteyle mücadele konusunda bilgilendirme yapıyoruz. Uygun vatandaşlarımızı diyetisyen ve fizyoterapistlerle buluşturmak üzere sağlıklı hayat merkezlerimize yönlendireceğiz. Burada bireysel diyet planlamaları ve egzersiz programları uygulanacak" ifadelerini kullandı. Hastalığa uygun egzersiz programları uygulanıyor Sağlık Hizmetleri Başkanı Sıdıka Ezgi Cabioğlu da, "Öncelikle aile hekimlerimize başvurarak kan tahlillerimizi yaptırıyoruz. Sonuçlara göre diyetisyen ve sağlıklı yaşam merkezlerine yönlendirme yapıyoruz. Kilis’te Kayabaş Camii arkasında bulunan sağlıklı yaşam merkezimizde vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz" dedi. Cabioğlu, bireylerin hastalıklarına uygun diyet listelerinin diyetisyenler tarafından hazırlandığını, fizyoterapistlerin de hastalığa uygun egzersiz programları uyguladığını belirtti.
Karacan: "Takviyeler mutlaka eczacı kontrolünde verilmeli"
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:10 Karacan: "Takviyeler mutlaka eczacı kontrolünde verilmeli" Samsun Eczacı Odası Başkanı Onur Ferhat Karacan, vitamin, mineral ve bitkisel takviyelerin hekim tavsiyesi ve eczacı kontrolüyle satılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi. 14 Mayıs bilimsel eczacılığın 186. yılı ve Samsun Eczacı Odası’nın 69. kuruluş yıldönümü kapsamında Atatürk Anıtı’nda tören düzenlendi. Törene İl Sağlık Müdürlüğü, Samsun Eczacı Odası, Samsun Tabip Odası, Samsun Diş Hekimleri Odası ve Samsun Veteriner Hekimler Odası temsilcileri katıldı. Çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Samsun Eczacı Odası Başkanı Onur Ferhat Karacan açıklamalarda bulundu. "Sahte ilaçlarda suç sayısı yüzde 38 arttı" Karacan, sahte ilaçların küresel bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayarak, "Uluslararası raporlara göre sahte ilaçla ilgili suçlar 2021’e göre yüzde 38 oranında arttı. Bu sorunla mücadelede güçlü yasal düzenlemelere ve ilaç takip sistemi gibi etkin teknolojik çözümlere ihtiyaç var. Eczanelerden alınan ilaçlar her zaman kayıtlı, orijinal ve güvenilirdir. Vatandaşlarımızın ilaca en doğru şekilde ulaşabilmesi için çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Takviyeler mutlaka eczacı kontrolünde verilmeli" Vitamin, mineral ve bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Karacan, şu ifadeleri kullandı: "Bu ürünlerin internet ve zincir marketlerde kontrolsüz biçimde satılması çok tehlikeli. Bilimsel araştırmalar bu ürünlerin büyük kısmının etiketinde yazan içeriği taşımadığını, bazılarında ise yasaklı maddeler bulunduğunu gösteriyor. Özellikle hamileler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için ciddi risk oluşturuyor. Bu ürünler yalnızca hekim tavsiyesiyle ve eczacı danışmanlığında kullanılmalı. Sağlığa ilişkin tüm ürünler Sağlık Bakanlığı kontrolünde, yalnızca eczanelerden halka sunulmalıdır." Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.