Son Dakika
|
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Susurluk’ta yolcu otobüsü devrildi: 25 yaralı
Süper Lig’e veda eden son takım Antalyaspor oldu
Trump: "İran için zaman daralıyor"
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
SAĞLIK
Kanser araştırmalarının geleceği ALIS26’da masaya yatırıldı
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:36:07
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerince bu yıl dokuzuncusu düzenlenen ALIS26 Kongresinin teması onkoloji oldu. "Oncoverse: Horizons in Cancer" temalı kongrede dünyanın önde gelen bilim insanları ile öğrenciler bir araya geldi. Kongrede kanser araştırmalarının geleceği, yeni nesil tedavi yöntemleri ve güncel bilimsel çalışmalar ele alındı. Acıbadem Üniversitesi’nde 15-17 Mayıs tarihlerinde Türkiye’nin en büyük öğrenci organizasyonlu tıp kongrelerinden ALIS26 - Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi düzenlendi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerince bu yıl "onkoloji evreni" temasıyla organize edilen kongrede; immünoterapi, yapay zekâ destekli tanı sistemleri, mikrobiyom araştırmaları, organoid teknolojileri, radyoterapi, CAR-T hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavileri gibi alanlardaki son gelişmeler ele alındı. Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher’in de aralarında bulunduğu çok sayıda bilim insanı kongrede sunum gerçekleştirdi. Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden de çok sayıda öğrencinin katıldığı kongrede, bilimsel oturumlar ve paneller yoğun ilgi gördü. "Öğrenciler için dünya çapında uzmanlarla bir araya gelme fırsatı sunuyor" Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özden Hatırnaz NG, ALIS’in Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından düzenlenen bilimsel bir kongre olduğunu dile getirerek, "Bu yıl 9’uncusunu düzenliyoruz. Her yıl farklı bir temayla düzenleniyor. Bu yılki konumuz da onkoloji evreni. ALIS birkaç açıdan çok önemli; bunlardan bir tanesi öğrenciler için dünya çapında uzmanlarla bir araya gelme fırsatı sunuyor. Ayrıca da standart kongrelerden farklı olarak güncel bilimi ve bilimin geleceğini tartışabilen bir program oluşturuluyor. Burada en önemli şey öğrencilerimizin vizyonu. Düzenleyici komitedeki öğrencilerimizin hepsi tıp fakültesi öğrencileri ve müthiş bir vizyon ve müthiş bir hayal dünyasıyla bu kongrelerin programlarını hazırlıyorlar, uzmanları buluyorlar, onlara ulaşıyorlar, organizasyonları da onlar yapıyorlar ve ülkemizden ve yakın coğrafyadaki uluslararası merkezlerdeki tıp fakültelerinden de çok sayıda öğrenci ALIS’e katılma fırsatı buluyor. Bu da 7 farklı kıtadan insanların, araştırmacıların bir araya gelmesi ve onların deneyimlerinden faydalanmalarını sağlıyor" dedi. Canan Dağdeviren: "Uzun vadede evlerde kullanılabilecek bir cihaz haline dönüştürülmesini planlıyoruz" Geliştirdiği elektronik sütyen teknolojisi ile meme kanserinin teşhisinde çığır açabilecek bir buluşa imza atan Doç. Dr. Canan Dağdeviren, meme kanserini erken teşhis eden cihazın insan denemeleri aşamasında olduğunu söyledi. Yaklaşık 1000 hasta üzerinde denenmesi gerektiğini ve yüzüncü denemenin bitmiş durumda olduğunu aktaran Dağdeviren, "Heyecanlı bir süreç. Önümüzdeki Eylül ayından itibaren de 6 aylık bir izin aldım üniversiteden, sabbatical dönemimde şirketleşme üzerine çalışmayı öngörüyorum. İlk aşamada daha çok kliniklerde mamografiye ek olarak alınabilecek bir terapi şeklinde uygulanacak ve uzun vadedeki aşamasında da evlerde kullanılabilecek ve her kadının çekmecesinde bulunabilen, satın alması kolay olabilecek bir cihaz haline dönüştürülmesini planlıyoruz" diye konuştu. "Amacımız sadece belli bir popülasyona hitap etmek değil tüm kadınları kapsayacak, kucaklayacak bir sistem oluşturmak" Yaklaşık 7 yıl önce cihazı yapma fikrinin oluştuğunu belirten Dağdeviren, "Teyzemi maalesef meme kanseri nedeniyle kaybetmiştim ve onun son günlerini yaşarken onu rahatlatmak için aslında bir kağıt üzerinde çizimlerini yapmıştık. Aynı cihaz olmasa da ilk fikir orada oluşmuştu ve sonrasında da aslında hiç de ilgim olmamasına rağmen meme kanseri üzerine evrilmeye başladı yapacağımız projeler. Yıllar içerisindeki gelişimini görmek, o sancılı dönemleri hissetmek ama sonraki bu ödüllendirici zamanla birlikte insanlara bu teknolojiyi duyurmak, hastalar üzerinde denemek, onlardan yorumlar ve geri dönüşler almak çok güzel bir duygu. 100 kişi üzerinde denediğimiz sırada özellikle meme dokusu farklı olan hastalar üzerinde aletin aynı hassasiyeti devam ettirdiği ve meme boyutuna fark oluşturmaksızın hastalar üzerinde bir fark oluşturmadığını gördük. Bu bizim için çok motivasyon kaynağı da oldu çünkü amacımız sadece belli bir popülasyona hitap etmek değil tüm kadınları kapsayacak, kucaklayacak bir sistem oluşturmaktı. Bunu da ilk 100 hasta denemesinde görmek bizim için gerçekten ilham vericiydi." ifadelerini kullandı. "Bu cihazla kadınların kafasında soru işaretleri kalmamasını sağlamak istiyoruz" Meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Dağdeviren şunları söyledi: "Meme kanseri hikayesine sahip olan insanlarda hayatta kalma oranı yüzde 22’lere kadar düşüyor. Fakat erken tanıyla birlikte bunu yüzde 98’lere kadar çıkarabiliyoruz. O nedenle memenin sıkça kontrol edilmesi, objektif bir şekilde kontrol edilmesi ve kafada soru işareti kalmaması kadınların özellikle hayatlarına normal bir şekilde, stressiz bir şekilde devam etmeleri için çok mühim. Bu cihazla birazcık da onu sağlamayı planlıyoruz. Evlerinde kullanabilecekleri veya klinikte hızlı bir şekilde birkaç saniye içerisinde sonucu alıp ’evet sende bir şey yok, meraklanmana gerek yok’ veya ’burada kuşkulu bir şey gördük, mamografi yaptırman gerekiyor veya daha sofistike MR çektirmen gerekiyor’ demek bile bence hastanelerdeki trafiği azaltıyor, kadınların farklı prosedürleri daha az almalarını belki de sağlayacak, gereksiz hastaneye gitmeyi belki önleyecek. Bunların hepsi tabii öngörü. Biz bunları çalışarak ve doğru temeller üzerine oturtarak, piyasaya da doğru noktadan girerek umarım verimli bir hikaye oluşturacağız" "Atatürk’ün ’İstikbal göklerdedir’ cümlesini yıllar sonra kendi cihazımla birlikte hatırlatmış oldum" Cihazın uzaya da çıktığını söyleyen Dağdeviren, "Geçtiğimiz Nisan ayında. Jeff Bezos’un Blue Origin Flight’ıyla birlikte hepsi kadınlardan oluşan uzay ekibiyle birlikte uzaya çıktı. Astronotlardan biri de bana ulaştı ve benim yaptığım cihazı çok beğendiğini, bunu uzayda denemek istediğini söyledi. Aldığım en güzel tekliflerden biriydi, hemen evet dedim tabii ki. Ve kullandığı, yaptığımız cihazı bir petri dish’in içerisinde oğlum Tayga’nın fotoğrafı ve Atatürk’ün kalpaklı bir fotoğrafı, altında da bu cihazı yapmamı sağlayan öğrenci arkadaşlarımın fotoğraflarıyla birlikte uzaya göndermiş olduk. Atatürk’ün ’İstikbal göklerdedir’ cümlesini yıllar sonra kendi cihaz birlikte hatırlatmış oldum" dedi. "Sadece kan kanserinde değil, katı tümörlerin tedavisinde de ileride kullanılabilecek" Düzenlenen kongrede CAR-T hücreleriyle kanser tedavilerindeki gelişmeler hakkında bilgi veren King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher, "Benim çok yakından ilgilendiğim ve benim için çok özel bir tedavi yöntemi. Burada kişinin beyaz kan hücrelerini alıp, bu beyaz kan hücrelerini tekrar programlayarak yapay bir reseptör oluşturuyoruz. Bunlar modüler birleşenler, kompenentler diye düşünebiliriz ve bazı alanlarda aktive ediyoruz. Sentetik reseptörlerle hedef hücreleri, mesela tümörleri öldürebiliyoruz. Bu düzeyde çok işe yarar bir noktaya geldi CAR-T hücre tedavileri ve özellikle kan kanserlerinin tedavisinde çok etkili bir yöntem olarak düşünebiliriz. Farklı solid tümörlerde de bir sonraki çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaya devam edecek" değerlendirmesinde bulundu. CAR-T hücre tedavisi yönteminin onkoloji tedavisinin geleceğinde büyük rol oynayacağına dikkat çeken Maher, "Sadece kan kanserinde değil, katı tümörlerin tedavisinde de ileride kullanılabilecek. Ayrıca kronik hastalıklarda da büyük bir rol oynamaya devam edecek" dedi. "Tümör hücreleri ölürken bağışıklık sistemine alarm veriyor" Tümör hücrelerinin ölürken bağışıklık sistemine alarm verebildiğini keşfeden Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi ise bağışıklık sistemi tarafından kanser hücrelerinin tespit edilebildiğini ve bir şekilde ortadan kaldırıldığını, bağışıklık sistemi ile birlikte uygulanan kanser tedavilerinin artık değişime uğradığını söyledi. Galluzi şöyle devam etti: "Aynı zamanda onkoloji açısından baktığımızda yani daha öncesinde daha çok bakteri, tıpkı bakterilerin antibiyotik tarafından öldürülmesi gibi, bu şekilde kanser hücrelerinin de öldürülmesine odaklanılıyordu daha öncesinde, daha önceki tedavilerde. Ama bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle immünoterapi gibi seçenekler daha fazla ortaya çıktı artık ve aynı zamanda daha işlevsel, daha uygun bir şekilde immünoterapi sistemi ile ilgili çalışmalar yapılabilmeye başlandı ve bu, daha önceki tedavileri de sorgulamamıza neden oldu. Çünkü daha öncesinde bağışıklık hücrelerinin de öldürülmesine yol açılabiliyordu kanser tedavileri. Dolayısıyla artık bunun kabul edilemez olduğu ortaya çıktı bu yeni buluş sayesinde. Radyoterapi ve kemoterapi tabii ki hala geçerli. Bunlar son derece yerleşik ve belirlenmiş başarılı olan tedavi modaliteleri; ama öte yandan artık tabii ki bağışıklık sisteminin de önemini göz ardı etmememiz gerekiyor, böyle bir gerçek var." "Kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte immünoterapi daha büyük bir tedavi optimizasyonu olacak" Kemoterapi ve radyoterapinin hala toksik olmadığını ve uygulanabilir olduğunu anlatan Galluzi," Gitgide artan bir şekilde kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte immünoterapinin de devreye girmesiyle daha büyük bir tedavi optimizasyonu söz konusu olacak. Bunu söyleyebiliriz. Bu tabii ki tümör içerisinde mevcut olan bağışıklık hücrelerinin miktarına da dayalı. Buna dayalı olarak hastaların yanıtı biraz farklı olabiliyor ama bunu tabii ki etkileyen başka faktörler de var. Tabii ki önceden biz bu etkileri tahmin edemiyoruz yüzde yüz olarak. Yani bazı hastalarda etkilemeyecek diye düşünüyoruz, etkili oluyor ya da tam tersi geçerli oluyor. Dolayısıyla burada süreci etkileyen çok sayıda başka etmen var ve şu anda çok sayıda araştırmacı bu etmenleri tespit etmek üzerinde çalışıyor" diye konuştu. "Önceden tespit edilemeyecek lezyonları nasıl öngörürüz, buna odaklanmamız gerekiyor" Klinik tabloya bakıldığında genel anlamda bütün araştırmacıların ve tıp uzmanlarının hedefinin, kanseri tamamen kökünden ortadan kaldırmak olduğunu belirten Galluzi, "Tamamen ortadan kaldırmak mümkün değilse de hasta başka bir nedenden hayatını kaybedene kadar mümkün olduğunca riski en aza indirmektir, minimize etmektir kanseri. Kanser aslında zor bir hastalık. Amacımız hastanın durumunu iyileştirmek. Önemli olan başka bir nokta da şu; bazı lezyonlar vardır, bunları önceden tespit etmek mümkün değildir. Bunları tespit etme oranımızı iyileştirmemiz gerekiyor bizim aslında. Çünkü bu hastanın yaşam kalitesini de iyileştirebilir, sağ kalım beklentisini de iyileştirebilir. Şu anda odaklanılması gereken nokta bu, önceden tespit edilemeyecek lezyonları nasıl öngörürüz, buna odaklanmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka tanı ve tedavide büyük değişikliğe neden oldu" Yapay zekanın tanı ve tedavide çok büyük değişikliğe neden olduğunu aktaran Galluzi şunları söyledi: "Dijital patoloji çok önemli. Buna ek olarak kişiye özel tedavi aslında artık bir devrim değil, alışılmış bir şey haline geldi. Bildiğiniz gibi genom sekanslaması, dizilemesi yapılıyor, kişiye özel mutasyonlar tespit edilebiliyor ve aynı zamanda kişiye özel tedaviler geliştirilebiliyor. Tümör mikro ortamına yönelik tedaviler geliştiriliyor ve aynı zamanda immünoterapi açısından baktığımızda antikor ilaç konjugatı adını verdiğimiz tedaviler var; bunlar da son derece büyük bir yenilik bizim için. Şu anda bizim yaklaşımımızdaki en önemli nokta hastalara daha entegre bir şekilde yaklaşmamız."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:29
Elmalı’ya 2 yeni sağlık tesisi
Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında, Elmalı ilçesinde inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için iş birliği protokolü imzalandı. Elmalı ilçesi Yeni Mahalle’de inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında iş birliği protokolü imzalandı. Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda düzenlenen protokol törenine Vali Hulusi Şahin, Elmalı Kaymakamı Faruk Erdem, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman katıldı. ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi’nin zemin ve ikinci katında hizmet verecek olan Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi)’in inşası tamamlandıktan sonra Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:18
Uzmanından uyarı: "Tanı yanlışlığı hastaların hayatını riske atıyor"
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı kaynaklı olmadığını belirterek, yanlış tanı nedeniyle bazı hastaların kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şen, aylarca boyun fıtığı tedavisi gören bir hastasının yapılan tetkikler sonucu kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildiğini anlattı. Uzmanlar, özellikle kola yayılan ağrılarda sadece boyun fıtığı ihtimaline odaklanılmasının ciddi sağlık sorunlarını gözden kaçırabileceğine dikkat çekiyor. Benzer şikayetlerle uzun süre fizik tedavi gören veya farklı yöntemlerle ağrısını gidermeye çalışan bazı hastalarda, asıl sorunun kalp damar hastalıkları olduğu sonradan ortaya çıkabiliyor. Özellikle eforla artan kol ağrılarında detaylı değerlendirme yapılması gerektiği belirtilirken, yanlış tanının ölümcül sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. "Her kola vuran ağrı boyun fıtığı değildir" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, toplumda kola yayılan ağrıların çoğu zaman boyun fıtığıyla ilişkilendirildiğini ancak bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Şen, "Bu ağrılar sağ kolda da olabilir. Özellikle efor sırasında artıyorsa dikkat edilmesi gerekir. Merdiven çıkarken, yürüyüş yaparken ya da ağır spor sırasında kol ağrısı artıyorsa bu durum kalp kaynaklı olabilir. Boyun fıtığında ise ağrı genellikle sürekli olur, eforla belirgin şekilde artmaz" dedi. "Nörolojik tespit yoksa dikkatli olunmalı" Boyun fıtığına bağlı ağrılarda nörolojik muayenede kuvvet ve duyu kaybı görülebileceğini ifade eden Şen, kalp kaynaklı ağrılarda ise bu tespitlerin ortaya çıkmadığını söyleyerek, "Kola vuran ağrıda ilk akla gelen boyun fıtığı olmamalı. Bunun kalp krizinin habercisi olabileceği unutulmamalı. Bu tespitler, beraberinde kalp krizinin bir habercisi olabilir" diye konuştu. "Her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk" Prof. Dr. Şen, yaklaşık 6-7 ay boyunca boyun fıtığı tanısıyla takip edilen bir hastanın yaşadıklarını da anlatarak, şunları söyledi: "Hastamız bize gelmeden bir gece önce şiddetli kol ağrısı yaşamış. Ailesi ameliyat için bize başvurdu. Filmlerine baktığımızda boyun fıtığı vardı ancak ameliyat gerektirecek düzeyde değildi. Muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı da yoktu. Bunun üzerine kardiyoloji değerlendirmesi istedik. Yapılan koroner anjiyoda hastanın kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildi ve aynı gün stent takıldı. Kardiyoloji uzmanı meslektaşım, ’Bir iki gün daha gecikseydi hastayı kalp krizinden kaybedebilirdik’ dedi. Kalp krizine bağlı ölümlerin nedenlerinden biri de tanı yanlışlığıdır. Hastayı yeterince sorgulamamak ve her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk oluşturuyor."
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
17 Mayıs 2026 Pazar- 11:12
Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
5
17 Mayıs 2026 Pazar- 09:53
Eşyalarla kurulan tehlikeli bağın perde arkası
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:48
Aşırı tuz tüketimi kalp, böbrek ve kemik sağlığını tehdit ediyor
Her yıl 1,89 milyon ölümün fazla sodyum tüketimiyle ilişkili olduğu belirtilirken, uzmanlar günde 1 çay kaşığı tuzun yeterli olduğunu vurguluyor. Aşırı tuz tüketimi hipertansiyondan inme riskine kadar birçok hastalığa zemin hazırlıyor. Sofra tuzu olarak bilinen sodyum klorür, besinlere lezzet katmasının yanı sıra bir gıda koruyucu olarak da kullanılıyor. Ancak Memorial Antalya Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ümit Çakmak, "12-18 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası" dolayısıyla yaptığı açıklamada, aşırı tuz tüketiminin hayati tehlike oluşturduğuna dikkat çekti. Günlük sodyum ihtiyacının yaklaşık 500 mg olduğunu belirten Dr. Çakmak, yetişkinlerin günde 2 bin 300 miligramdan (yaklaşık 1 çay kaşığı tuz) fazla sodyum almamaları gerektiğini ifade etti. Vücutta sinir iletimi, kas fonksiyonları ve sıvı dengesi için gerekli olan sodyumun fazlası, sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Aşırı tuz tüketiminin neden olabileceği hastalıklar ise; kalp kası büyümesi, baş ağrısı, böbrek hastalığı, osteoporoz, inme, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve böbrek taşı olarak sıralanıyor. "Yemek pişirirken ve sofrada ekstra tuz eklemekten kaçının" Dr. Çakmak, fazla tuz tüketildiğinde vücudun bu yüksek sodyum seviyesini dengelemek için su tuttuğunu, bunun da kan hacmini ve basıncını artırarak hipertansiyona yol açtığını belirtti. Hipertansiyonun ise kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini vurguladı. Tuz tüketimini azaltmak isteyenlere çeşitli önerilerde bulunan Çakmak, yemek pişirirken ve sofrada ekstra tuz eklemekten kaçınılması gerektiğini, işlenmiş ve hazır gıdaların sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Ketçap, soya sosu, turşu gibi ürünlerde gizli tuz bulunduğunu belirten Dr. Çakmak, düşük sodyumlu veya tuzsuz ürünlerin tercih edilmesini önerdi. "Yemeklerin tuzsuz hazırlanmasını talep edin" Dışarıda yemek yerken de dikkatli olunması gerektiğini kaydeden Dr. Çakmak, "Yemeklerin tuzsuz hazırlanmasını talep edin, salata soslarını ayrı isteyin. Eğer bir öğünde fazla tuz aldıysanız, günün kalanında düşük tuzlu besinler tüketmeye özen gösterin" şeklinde konuştu.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:43
Ebelik Normal Doğum Bilgi ve Beceri Artırma ve Afete Hazırlık eğitiminin ikinci etabı başladı
Eskişehir’de ebelik mesleği ve sağlık hizmetleri açısından önemli bir yere sahip olan, gelişen bilgi ve teknolojiler doğrultusunda güncellenerek inovatif yaklaşımlarla hayata geçirilen "Ebelik Normal Doğum Bilgi ve Beceri Artırma ve Afete Hazır Oluşluk Eğitimi" programının ikinci etabı başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından "Doğal Olan Normal Doğum" temasıyla yürütülen Normal Doğum Eylem Planı kapsamında gerçekleştirilen eğitim programı, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü iş birliğinde düzenleniyor. Eğitimin ikinci etabı, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında ebelik mesleğinin gebe, anne, bebek, aile ve toplum sağlığı açısından taşıdığı önemi vurgulayan Doç. Dr. Bildirici, ebelerin yalnızca normal doğum süreçlerinde değil, afet şartlarında da kritik roller üstlendiklerine dikkat çekti. Bu kapsamlı eğitim programının sağlık hizmetlerine önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirtti. Eğitimin ilk etabı 7-11 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş ve 40 ebe katılım sağlamıştı. İkinci etap ise 12-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında Yunus Emre Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenecek. Bu aşamada kamu hastaneleri, özel hastaneler ve üniversite hastanesinden gelen toplam 55 ebe eğitim programına katılım sağlayacak. Program kapsamında, normal doğum süreçlerine ilişkin bilgi ve becerilerin geliştirilmesi hedeflenirken, afetlere hazırlık konusunda da kritik bilgiler paylaşılacak. Ayrıca, simülasyona dayalı pratik uygulamalarla teorik bilgilerin pekiştirilmesi sağlanacak.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:33
Kopan kulak memesi süpermikrocerrahi ile yerine dikildi
Gaziantep’te bir vatandaşın kopan kulak memesi, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde yapılan süpermikrocerrahi operasyonuyla tekrar yerine dikildi. Gaziantep Şehir Hastanesi’nde süpermikrocerrahi operasyonuyla önemli bir sağlık başarısına imza atıldı. 40 yaşındaki erkek hasta Fadil Karakan, kulak memesinin tamamen kopması nedeniyle hastaneye başvurdu. Plastik Cerrahi ve Mikrocerrahi ekibinin hızlı değerlendirmesi sonrası, 2 saat süren başarılı bir operasyonla kulak memesi yerine dikildi. Operasyonu gerçekleştiren Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanları Op. Dr. Serkan Tokgönül, Op. Dr. Hüseyin Demir ve Op. Dr. Ahmet Coşar, süpermikrocerrahi yöntemiyle milimetreden küçük damarların onarıldığını, bu sayede dokunun yeniden kanlanmasının sağlandığını belirtti. Mikrocerrahi ekibi sorumlusu Dr. Tokgönül cerrahi ekip, operasyon sonrası kulak memesinin canlılığını koruduğunu ve hastanın durumunun iyi olduğunu ifade etti. "İleri düzey cerrahi işlemler konusunda güçlü bir altyapıya ve deneyimli ekiplere sahibiz" Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Mehmet Doğan, operasyonun hem teknik açıdan hem de hasta memnuniyeti yönünden önemli bir başarı olduğunu vurgulayarak, "Hastanemiz ileri düzey cerrahi işlemler konusunda güçlü bir altyapıya ve deneyimli ekiplere sahiptir. Bu tür vakalar, multidisipliner yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koyuyor" dedi. "Hem sağlık açısından hem de estetik açıdan gayet memnunum" Operasyon sonrası duygularını paylaşan hasta Fadil Karakan, "Kulağımın ilk kopan parçasını bulduğumuzda çok tedirgin olduk. Bir daha eskisi gibi olmaz diye düşündük. Çok şükür, şu anda eski görüntüsüne kavuştu ve gayet mutluyum" diyerek memnuniyetini dile getirdi.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:09
Uzman Dr. Derya Bekteş’ten Bahar alerjisinden korunma yöntemleri
Bahar alerjisine alınabilecek önlemlere değinen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Bekteş, Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınılmasını, halı ve perdelerin sık sık temizlenmesini belirtirken, bahar alerjisinin kendiliğinden geçmeyeceğini ve doktora danışılması gerektiğini söyledi. Bahar aylarında etrafa yayılan çim, ot ve ağaç polenlerinin burun, göz ve akciğer gibi mukoza zarlarıyla etkileşime girerek bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlara neden olduğunu belirten Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Bekteş bahar alerjisiyle ilgili anne babaları aydınlatacak bilgiler verdi. Saman alerjisi de denilen bu durumun, vücudun çevresindeki zararsız maddelere karşı gösterdiği aşırı tepki olduğunu dile getiren Dr. Bekteş ailede alerjik astım veya egzama öyküsü bulunmasının, çocukta besin alerjisi veya atopik dermatit varlığının ve öncesinde geçirilen solunum yolu veya virüs kaynaklı hastalıkların alerji riskini artırabileceğini söyledi. "Griple karıştırılıyor ama ateşe neden olmuyor" Dr. Bekteş bahar alerjisinin genellikle burun akıntısı, tıkanıklığı, hapşırık, burun ve boğaz kaşıntısı, gözlerde sulanma, kaşıntı, kızarıklık ve morluk, öksürük, geniz akıntısı, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, uyku sorunları, irritabilite ve ciltte kaşıntı ile döküntü gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. Alerjik rinitin grip ile sıkça karıştırıldığını ancak gripten farklı olarak ateş yapmadığını ve belirtilerinin haftalarca sürdüğünü anlattı. Bebeklerin anneden geçen antikorlarla ilk aylarda alerjiye karşı dirençli olsa da genetik ve çevresel faktörlerle bahar alerjisi görülebileceğini belirten Dr. Bekteş bebeklerde huzursuzluk ve beslenme sorunları gibi yakınmalar oluşabileceğini dile getirdi. "Alerji belirtileri okul başarısını bile etkileyebilir" Çocuğun günlük yaşamını etkileyen birden çok belirti varsa doktora başvurulması gerektiğine işaret eden Dr. Bekteş, "Kontrol altına alınamayan alerji belirtileri uyku kalitesini bozarak yorgunluğa ve dikkat dağınıklığına neden olabilir, okul başarısını olumsuz etkileyebilir; alerji tedavisi çocuğun genel sağlığı için önemlidir. Bahar alerjisi genellikle kendiliğinden geçmez, her bahar tekrar edebilir ve tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini düşürebilir, hatta astım gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bazı çocuklarda alerji belirtileri zamanla hafifleyebilir ancak alerji kendiliğinden geçmez. Hatta bazı durumlarda alerji ilerleyebilir ve yeni alerjiler ortaya çıkabilir; bu nedenle tedavi çok önemlidir" diye konuştu. Belirtiler sürekliyse ve çocuğun yaşam kalitesini etkiliyorsa alerji testinin faydalı olacağını vurgulayan Dr. Bekteş test sonuçlarının çocuğun öyküsü ve fizik muayenesi ile birlikte değerlendirilmesi ve mutlaka hekim önerisiyle yapılması gerektiğini söyledi. "Evdeki halı ve perdeler kaldırılmalı" Alınabilecek önlemlere değinen Dr. Bekteş, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınılmalı, ev ve araba pencereleri kapalı tutulmalı, klima ve HEPA filtreli hava temizleyici kullanılmalı, dışarıdan gelindiğinde kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalı, çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, evdeki halı ve perde gibi eşyalar sık sık temizlenmeli veya kaldırılmalıdır. Evde toz alma ve temizlik işlemleri sık sık nemli bezle yapılmalı, kuru bez kullanımından kaçınılmalıdır. HEPA filtreli vakumlu temizleyiciler halı ve diğer yüzeylerdeki polenleri etkili bir şekilde temizler" tavsiyesinde bulundu. Sigara dumanının alerjik reaksiyonları tetiklediği ve solunum yollarını tahriş ettiğini anlatan Dr. Bekteş "Çocuğun bulunduğu ortamlarda sigara içilmemelidir. Anne karnında veya doğum sonrası sigara dumanına maruz kalmak alerji riskini artırır. Evdeki nem oranı yüzde 30-50 arasında tutularak küf oluşumu engellenmelidir ve ev içinde alerji yapma potansiyeli düşük bitkiler tercih edilmelidir" dedi. "Hekim önerisiyle alerji aşısı uygulanabilir" Çeşitli ilaç ve göz damlalarının ancak doktor kontrolünde kullanılabileceğinin altını çizen Dr. Bekteş tuzlu su içeren burun spreylerinin kullanılabileceğini ve bol sıvı tüketmeye özen göstermek gerektiğini söyledi. Bitkisel ilaçların zararlı olabileceğini ve bu nedenle reçetesiz ilaçları doktora danışmak gerektiğini sözlerine ekledi. Dr. Bekteş alerji aşısının (immünoterapi), alerjik rinit ve alerjik astımı olan ve ilaçlarla yeterli kontrol sağlanamayan çocuklarda mutlaka hekim önerisiyle uygulanmasını önerdi. Çocuğumuzun belirtilerini dikkatle gözlemleyerek ve önlem alarak bu sürecin daha rahat geçirilebileceğine işaret eden Dr. Bekteş sözlerini şöyle tamamladı: "Hekiminizin önerdiği tedavi planına sadık kalmak çok önemi. Evde temizliğe özen gösterilmeli ve çocuğun açık havada oynadığı saatlere dikkat edilmeli. Okul yönetimiyle iletişim halinde olunmalı Ayrıca, stresin alerjiyi artırabileceğini unutmayalım ve çocuğun stres yönetimine destek olunmalı. Her çocuğun farklı tepki verdiğini de unutmayalım. Bu yüzden alerji belirtisi gördüğünüzde hemen bir çocuk doktoruna veya alerji uzmanına danışın."
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:04
Şırnak İl Sağlık Müdürü Sili göreve başladı
Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Sait Değer’in Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü görevinden istifa etmesinin ardından yerine Sağlık Müdürü olarak atanan Opr. Dr. Murat Sili göreve başladı. Şırnak İl Sağlık Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Sait Değer’in istifasının ardından yerine Manavgat Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Hastalıkları Doktoru Murat Sili atandı. Göreve başlayan Sili, "Geçmiş yıllarda Şırnak ilimizde görev almam sebebiyle bölge halkını biliyorum. Görev sürem boyunca gerek kurumda gerekse sahada vatandaşlarımızın sağlık alanındaki ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılamak için birlikte çalışacağız" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:42
Bakan Memişoğlu: "Toplumumuzun yüzde 50’si kilolu"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplumumuzun yüzde 50’si kilolu. Kilo demek hastalık demek, ileride hastalanacağız demek. Genç yaştaki çocuklarımız kilolu, vücut dirençleri yüksek ve o yüzden hastalanmıyorlar ama yaşlanmaya başlayınca o kilo; eklem ve kalp hastalıkları haline gelecek" dedi. Bakan Memişoğlu, bakanlık binasında düzenlenen Ebe ve Hemşireler Günü programına katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün önemine dair kısa film gösterimi gerçekleştirildi. Bakan Memişoğlu, hemşirelik ve ebeliğin sadece bir meslek olmadığına dikkati çekerek, deprem ve Covid-19 döneminde sergilenen özverili çalışmalarından dolayı Türk milleti adına teşekkürlerini iletti. "Türkiye sağlıkta yeni bir aşamaya geçecektir" Bakan Memişoğlu, Türkiye’de halihazırda 265 bin 305 hemşire ve 61 bin 756 ebenin aktif görev yaptığını ifade ederek, "Bunlarla dünyaya örnek olan bir sağlık hizmeti veriyoruz. Bu, Covid döneminde, depremde, dünyada ispat edilmiş iyi bir sağlık hizmeti sunan ülke olmamızdan ve şu anda da dünyanın her yerinden insanların gelerek, Türkiye’de sağlık hizmeti almasından anlaşılıyor. Artık Türkiye sağlıkta yeni bir aşamaya geçecektir. Bu aşama sadece hizmet değil, aynı zamanda bunun koruyucu temel sağlığını çok da ön plana tutarak, aynı zamanda üreterek sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştirme mükellefiyetimiz var. Koruyan, geliştiren, üreten sağlık modelimizle esasında yeni bir başarı hikayesi yazmak durumundayız. Ben eminim 1,5 milyonluk sağlık ordusu bunu yapabilecek iradeye ve bilgiye sahip. Hep beraber bunu başarabileceğiz" diye konuştu. Bakan Memişoğlu, tedavi hemşireliğinin yanı sıra bakım hemşireliği ve koruyucu hemşireliği gibi 13 sertifika programıyla Türkiye’nin hemşirelikte dünya üzerinde yeni ufuklar açabilecek altyapı ve insan gücüne sahip bir ülke olduğunu söyledi. "Doğumhanelerin standartlarını oluşturduk" Normal doğumu teşvik etmek amacıyla bir kampanya başlatıldığını ve bu kampanyada ebelere de yetki verildiğini ifade eden Memişoğlu, "Bugün doğumhanelerin standartlarını oluşturduk. Aynı zamanda da 257 tane ebe okuluyla insanlarımıza, anne adaylarımıza doğumun doğal olanının yapılması için yardım edeceğimizi anlatıyoruz. Çok yakın zamanda bununla ilgili de bir mobil uygulamaya geçeceğiz" dedi. "Türkiye sağlıkta artık bir dünya markası" Türkiye’nin sağlık insan gücüyle artık bir dünya markası olduğunun altını çizen Bakan Memişoğlu, "Bugün Avrupa’nın veya gelişmiş ülkelerin hemşire sayısının neredeyse yarısında olan hemşire sayısına rağmen, Türkiye sağlıkta çok iyi yerlerde. Hekimler de keza öyle, sayısına baktığın zaman OECD ortalamasının hala altındayız. Buna rağmen bu kadar iyi sağlık hizmeti verebiliyorsak, kendimizi geliştirdiğimizde çok daha iyi sağlık hizmeti vereceğiz. Daha iyi sağlık teknolojisi bilgisi üreteceğiz. Aynı zamanda da koruyucu sağlık hizmetlerini geliştireceğiz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Toplumumuzun yüzde 50’si kilolu" Vatandaşların sağlığı için 10 milyon kişiye ulaşma hedefiyle hayata geçirilen Vücut Kitle İndeksi ölçümlerinin detaylarına ilişkin soruya Bakan Memişoğlu, şu cevabı verdi: "Detaylar anlatılacak ama biz önce sağlıklı kalmayı hedefliyoruz. Toplumumuzun sağlıklı kalmasını hedefletiyoruz. Bedenimiz bize emanet, ona iyi bakmayı öğreteceğiz. Tabii ki hastalanınca biz bakacağız ama önemli olan bugün toplumumuzun riski olan kilo, bağımlılık ve hareketsizlik gibi unsurları minimize etmek istiyoruz. Doğumun da her zaman söylediğimiz gibi doğalı olan normal doğumu teşvik etmek istiyoruz. Toplumumuzun yüzde 50’si kilolu, kilo demek hastalık demek, ileride hastalanacağız demek. Genç yaştaki çocuklarımız kilolu, vücut dirençleri yüksek ve o yüzden hastalanmıyorlar ama yaşlanmaya başlayınca o kilo; eklem, kalp hastalıkları haline gelecek. Bugün dünyada senede 17 milyon insan sadece dolaşım hastalıklarından ölüyor. Biz öncelikle toplumumuzu sağlıklı kılmayı hedefledik." Programın sonunda ise Bakan Memişoğlu, hemşireler ve ebelerle günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:01
Çarşamba’da şap hastalığı taraması
Samsun’un Çarşamba ilçesinde hayvancılık işletmelerine yönelik şap hastalığı tarama çalışması gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan çalışmalar kapsamında, Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ilçedeki hayvancılık işletmelerini tek tek ziyaret ederek şap hastalığına karşı tarama yaptı. Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen denetimlerde herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmazken, şap hastalığına karşı kontrollerin titizlikle sürdürüldüğü bildirildi. Yetkililer, hayvan sağlığını korumaya yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceğini vurguladı.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:17
Edirne’de sağlık kahramanları unutulmadı
Edirne’de, Hemşireler Haftası ve Ebeler Günü dolayısıyla tören düzenlendi. Edirne’de Atatürk Heykeli önünde yoğun katılımla gerçekleştirilen Hemşireler Haftası ve Ebeler Günü töreni, çelenklerin sunumu ile başladı. Çelenk sunumunun ardından bando eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törene katılan Edirne İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. M. İshak Yıldırım, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. 5 Mayıs’ın Ebeler Günü, 12 Mayıs’ın ise Hemşireler Günü olarak kutlandığını hatırlatan Yıldırım, sağlık sisteminin en önemli yapı taşlarından birinin ebe ve hemşireler olduğunu vurguladı. Ebe ve hemşirelerin sadece bilgileriyle değil, yürekleriyle, fedakarlıklarıyla, özverileriyle, yılmadan, usanmadan çalıştığını söyleyen Yıldırım, "Dünyanın hiçbir yerinde bulamayacağımız kadar değerli hemşirelere sahibiz" diyerek tüm hemşirelerin bu özel gününü kutladı. Törende konuşan Trakya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Dekan V. Prof. Dr. Özgür Erol, hemşireliğin bilginin, sabrın, şefkatin ve insan sevgisinin birleştiği en kutsal mesleklerden birisi olduğunu söyledi. Hemşirelik Haftası’nın yalnızca bir kutlama değil, mesleğin taşıdığı anlam ve değerleri hatırlamak, yeniden hissetmek, bir araya gelmek, gücünün farkına varmak ve geleceğe güvenle bakmak adına çok önemli ve değerli olduğunu belirten Erol, "Hemşireler, her şartta insan sağlığına önem ve değer veren bir meslek grubudur. Sağlık sisteminin bir üyesi olarak, salgın, deprem, sel gibi tüm olağanüstü durumlarda ve zor şartlarda ellerinden gelenin fazlasını yaparak toplumun güvenini defalarca kazanmışlardır. Uluslararası Hemşireler Birliği, 2025 yılı temasında sağlık hizmetlerinin genel işleyişi açısından sağlıklı ve güvenli bir hemşirelik iş gücünün ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır" ifadelerine yer verdi. Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğrencisi İdal Usta da günün anlam ve önemini belirten şiirini okudu. Düzenlenen tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:17
Mardin’de ’Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek’ Projesi
Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programının Mardin’deki saha uygulaması, Selahaddin Eyyübi İlkokulunda gerçekleştirildi. Etkinlik öncesinde, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünün hazırladığı rehber doğrultusunda öğrencilere teorik sağlık eğitimleri verildi. Etkinlikte konuşan Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programının, İstanbul ve Ankara’dan sonra Mardin’de başlatmanın çok kıymetli olduğunu belirtti. Atak, "Sağlık Bakanlığı olarak uzun bir süredir aslında Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programını hazırlanıyorduk. Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu İstanbul’da İl Sağlık Müdürü iken bu programı başlatmıştı. Bütün okullarda çocukları, sağlık çalışanlarına bir araya getirerek buluşmasına fırsat verecek bir süreç vardı. Geçtiğimiz ay Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında iş birliği protokolü imzalandı. Ve bundan sonraki süreçte de tüm Türkiye’de Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek diyerek bütün okullarımızda, milli eğitim ve il sağlık müdürlüklerinin müşterek organizasyonuyla da biz iyi bir program hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi. Buradaki amaçlarının sağlık okuryazarlığına katkı sağlamak olduğunu belirten Atak, şöyle devam etti: ’’Çocukların özellikle davranış değişikliği yapması ve çocukların bilgiyi öğrenmesi kendi hayatına tatbik etmesi nispeten daha kolay. Biz de tüm okullarımıza Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programlı uygularken de çocuklarımızın sağlıkla ilgili bilgilerini arttırmaya, sağlıkla ilgili farkındalıklarını artırmayı hedefliyoruz. Bizim buradaki temel hayallerimizden biri her bir çocuğun mümkün mertebe sağlık elçisi olarak toplumun her noktasına gitmesine fırsat tanımak. Dolayısıyla biz eğitimleri verirken bu çocuklarımıza birer sağlık elçisi olarak topluma tekrardan kazandırmayı hayal ediyoruz. Bu çocuklar öğrenmiş oldukları bilgileri de hem kendi hayatlarına hem de aileleri ve çevrelerinde savunuculuğu yapacak şekilde bizim değerli çalışma arkadaşlarımız olarak bu süreci yürütmüş olacaklar. İlk önce İstanbul, Ankara ve şimdi de Mardin’de kıymetli İl Sağlık Müdürümüz ve ekibiyle birlikte bu süreci elimizden geldiğince tabii kıymetli milli eğitim müdürlüğü ve öğretmenlerimizle birlikte yaygınlaştırmamaya çalışacağız." "Yarının bilinçli bireylerini bugünden hazırlıyoruz" İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz ise sağlıklı nesillerin sağlıklı bir toplumun temel taşı olduğunu söyledi. Yavuz, "Bugün burada, çocuklarımızı yalnızca kendi sağlıklarını koruyan bireyler olarak değil, aynı zamanda ailelerine ve çevrelerine örnek olacak birer sağlık elçisi olarak yetiştiriyoruz. Onlara kazandırdığımız bu bilinç sayesinde, temizlikten beslenmeye, hijyenden ağız ve diş sağlığına kadar pek çok konuda edindikleri bilgileri, evlerinde ve çevrelerinde yayarak toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlayacaklar. ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı ile aslında yarının bilinçli bireylerini bugünden hazırlıyor, hep birlikte daha sağlıklı bir geleceğe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bu sürecin Türkiye genelinde kalıcı ve güçlü etkiler olacağına yürekten inanıyorum. Toplumda birer sağlık elçisi olacak çocuklar için de etkinlik alanımızda kurulan 8 sağlık istasyonumuz yer almaktadır. Aile hekimliği, ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma, UMKE, evde sağlık hizmetleri ve 112 istasyonlarımızda çocuklarımız bilgi ediniyor. İnşallah hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı için çok kıymetli bir nesil yetiştireceğiz" diye konuştu. Program sonunda etkinliğe katılan öğrencilere "Sağlık Elçisi" belgesi verildi.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:17
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden ’yaza merhaba’ etkinliği
Medical Point Gaziantep Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Servet’in ev sahipliğinde hastane doktorları için özel ’yaza merhaba’ etkinliği düzenledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi "Yaza Merhaba" etkinliği düzenledi. Etkinlikte, katılımcılara stresli iş temposundan uzaklaşma fırsatı sunarak, eğlenceli anlar yaşattı. Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Kubba, "Bugün burada, Medical Point Gaziantep Hastanesi ailesi olarak bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu güzel etkinliğin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Özellikle Op. Dr. Ercan Servet’in babası, değerli iş insanı Mehmet Servet’e ayrı bir teşekkür borçluyuz. Kendisinin ev sahipliğinde gerçekleşen bu organizasyon, katılımcılarımıza unutulmaz anlar yaşatırken, hastanemiz doktorlarının moral bulmalarına da katkı sağladı. Mehmet Bey’in gösterdiği misafirperverlik için bir kez daha teşekkür ederim" dedi. Etkinlikte, Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Kubba, Op. Dr. Ercan Servet’in ailesine, Gaziantep’in simgesi haline gelmiş bakır bir set, takdim etti. Kubba, Op. Dr. Ercan Servet’e de teşekkür plaketi takdim etti.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:11
Mardin’de ’Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek’ Projesi
Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programının Mardin’deki saha uygulaması, Selahaddin Eyyübi İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Etkinlik öncesinde, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı rehber doğrultusunda öğrencilere teorik sağlık eğitimleri verildi. Etkinlikte konuşan Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programının, İstanbul ve Ankara’dan sonra Mardin’de başlatmanın çok kıymetli olduğunu belirtti. Atak, "Sağlık Bakanlığı olarak uzun bir süredir aslında Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programını hazırlanıyorduk. Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu İstanbul’da İl Sağlık Müdürü iken bu programı başlatmıştı. Bütün okullarda çocukları, sağlık çalışanlarına bir araya getirerek buluşmasına fırsat verecek bir süreç vardı. Geçtiğimiz ay Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında iş birliği protokolü imzalandı. Ve bundan sonraki süreçte de tüm Türkiye’de Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek diyerek bütün okullarımızda, milli eğitim ve il sağlık müdürlüklerinin müşterek organizasyonuyla da biz iyi bir program hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi. Buradaki amaçlarının sağlık okuryazarlığına katkı sağlamak olduğunu belirten Atak, şöyle devam etti: ’’Çocukların özellikle davranış değişikliği yapması ve çocukların bilgiyi öğrenmesi kendi hayatına tatbik etmesi nispeten daha kolay. Biz de tüm okullarımıza Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programlı uygularken de çocuklarımızın sağlıkla ilgili bilgilerini arttırmaya, sağlıkla ilgili farkındalıklarını artırmayı hedefliyoruz. Bizim buradaki temel hayallerimizden biri her bir çocuğun mümkün mertebe sağlık elçisi olarak toplumun her noktasına gitmesine fırsat tanımak. Dolayısıyla biz eğitimleri verirken bu çocuklarımıza birer sağlık elçisi olarak topluma tekrardan kazandırmayı hayal ediyoruz. Bu çocuklar öğrenmiş oldukları bilgileri de hem kendi hayatlarına hem de aileleri ve çevrelerinde savunuculuğu yapacak şekilde bizim değerli çalışma arkadaşlarımız olarak bu süreci yürütmüş olacaklar. İlk önce İstanbul, Ankara ve şimdi de Mardin’de kıymetli İl Sağlık Müdürümüz ve ekibiyle birlikte bu süreci elimizden geldiğince tabii kıymetli milli eğitim müdürlüğü ve öğretmenlerimizle birlikte yaygınlaştırmamaya çalışacağız." "Yarının bilinçli bireylerini bugünden hazırlıyoruz" İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz ise sağlıklı nesillerin sağlıklı bir toplumun temel taşı olduğunu söyledi. Yavuz, ’’Bugün burada, çocuklarımızı yalnızca kendi sağlıklarını koruyan bireyler olarak değil, aynı zamanda ailelerine ve çevrelerine örnek olacak birer sağlık elçisi olarak yetiştiriyoruz. Onlara kazandırdığımız bu bilinç sayesinde, temizlikten beslenmeye, hijyenden ağız ve diş sağlığına kadar pek çok konuda edindikleri bilgileri, evlerinde ve çevrelerinde yayarak toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlayacaklar. ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı ile aslında yarının bilinçli bireylerini bugünden hazırlıyor, hep birlikte daha sağlıklı bir geleceğe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bu sürecin Türkiye genelinde kalıcı ve güçlü etkiler olacağına yürekten inanıyorum. Toplumda birer sağlık elçisi olacak çocuklar için de etkinlik alanımızda kurulan 8 sağlık istasyonumuz yer almaktadır. Aile hekimliği, ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma, UMKE, evde sağlık hizmetleri ve 112 istasyonlarımızda çocuklarımız bilgi ediniyor. İnşallah hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı için çok kıymetli bir nesil yetiştireceğiz’’ diye konuştu. Program sonunda etkinliğe katılan öğrencilere "Sağlık Elçisi" belgesi verildi.
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:02
ESOGÜ Hastanesi’nde geri dönüşüm bitkisel atık ile ilgili etkinlik düzenlendi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde Tıp Fakültesi 1’inci Sınıf sosyal sorumluluk proje ekipleri tarafından "Geri Dönüşüm Bitkisel Atık" etkinliği düzenlendi. Hastane poliklinikler girişinde düzenlenen bilgilendirme etkinliği Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız, Hastane Başmüdürü Ayşe Kırcı, Çevre ve Denetim Sorumlusu Fatma Övenler, Mutfak Sorumlusu Nurdoğan Erafacan Gül ve Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Esin Gökalp’ın katılımıyla gerçekleşti. "Kanser ve mide rahatsızlıklarının artmasına sebep oluyor" Geri dönüşümün etkileri hakkında konuşan Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Bitkisel atık yağlar çevre ve insan sağlığına önemli ölçüde zarar vermektedir. Lavabolara dökülen atık yağlar yer altı sularımıza, deniz ve göllerimize karışarak temiz su kaynaklarımızı yok etmektedir. Kanalizasyonlara karışan atık yağlar giderlerin tıkanmasına sebep olmaktadır. Lisanssız ve illegal toplayıcılara satılan atık yağlar temiz yağlara karıştırılarak yeniden piyasaya sürülmektedir. Bu da kanser ve mide rahatsızlıklarının artmasına sebep olmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yayımlanan 06.06.2015 tarih ve 29378 sayılı Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre bitkisel atık yağların dökülmesi, çöpe atılması ve satılması yasaklanmıştır. Bitkisel atık yağların ayrı kaplarda biriktirilerek sadece lisanslı firmalara teslim edilmesi zorunludur. Lisanslı toplayıcılar tarafından toplanan bitkisel atık yağlar, çevreci yakıt olan biodizel yapımında kullanılmaktadır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder