SAĞLIK
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:00 Dalaman Kargınkürü Mahallesi’ndeki içme suyu şebeke hattı yenilendi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Dalaman Kargınkürü Mahallesi Kıryer Mevkiinde ekonomik ömrünü tamamlayan ve vatandaşların parsellerinden geçtiği için yaşanan arızalara müdahale güçlüğü yaşatan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu şebeke hattı yeniledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, kullanım ömrünü tamamlamış olan eski içme suyu hatlarının modernleştirilerek vatandaşlara kesintisiz su sağlanmasına yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü projelerine Dalaman’da devam ediyor. Bu kapsamda Kargınkürü Mahallesi Kıryer mevkiinde, kullanım ömrünü tamamladığı için sık arızalara neden olan ve vatandaş parsellerinden geçtiği için arızalara müdahale zorluğu yaşatıp kesinti sürelerinin uzamasına yol açan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu hattını kamusal alana taşıyarak yeniledi. Tamamlanan yenileme projesi sayesinde kesintisiz içme suyu Dalaman ilçesi Kargınkürü Mahallesi Kıryer Mevkiinde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan ve sık sık arızalara neden olan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu hattı yenilendi. Vatandaş parsellerinden geçen eski hat arıza durumlarında müdahaleyi zorlaştırarak hem iş gücü kaybına yol açıyordu hem de müdahale süresi uzadığı için kayıp-kaçak oranını artırıyordu. Bölgenin artan nüfusla birlikte eski ve yetersiz kalan hatlarda yaşanan arızalar daha sık hale gelirken, aynı zamanda yüksek kotta bulunan bölgelere su ulaştırılmasında zaman zaman aksamalara neden oluyordu. Yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla 2 bin metre uzunluğundaki hatlar vatandaşların arazilerinden çıkarılıp yol kenarına alındı. Bu sayede muhtemel arıza durumlarında hem arızanın tespiti daha hızlı hale getirildi hem de teknik personelin müdahalesinde bir zorluk söz konusu olmayacak. Aynı zamanda yenilenen şebeke hattının çapları da büyütülerek yüksek kotlara ulaştırılması için gerekli basınca dayanıklı hale getirilmiş oldu. İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Daha hızlı müdahale sağlayacağız" Değiştirilen içme suyu şebeke hattı sayesinde bölgede yaşanan sıkıntıların sona ereceğini söyleyen İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Dalaman ilçemiz Kargın Kırı Mahallesi Kariyer Mevkiimize vatandaşlarımız ve muhtarımızın talebi doğrultusunda vatandaş parsellerinden geçen şebeke hattımızı projelendirerek 2 kilometre kadastral yollara taşıdık. Bu sayede hem ekonomik ömrünü tamamlayan boruları yenilemiş olduk hem de vatandaş parsellerinden çıkararak buraları kadastral yollara alıp arızalara bu sayede daha hızlı müdahale sağlayacağız. Minimum arıza ve minimum su kesintisi doğrultusunda çalışmalarımıza devam etmekteyiz." diye belirtti. Kargınkürü Mahallesi Mahalle Muhtarı Vedat Dursun, "Ekipler hızlıca harekete geçti" MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne taleplerine hızla yerine getirerek hatlarının yenilenmesiyle mutluluğunu vurgulayan Kargınkürü Mahallesi Mahalle Muhtarı Vedat Dursun, "Bizim Kıryer bölgesinde, ana hat üzerinde bir içme suyu hattımız vardı. Ancak bu hat tarla içinden geçtiği için ulaşımı zor bir güzergahtaydı ve arıza durumlarında müdahale etmek oldukça güç oluyordu. Özellikle yaz aylarında tarla içinde meydana gelen patlaklar geç fark edildiği için vatandaşlarımız uzun süre susuz kalabiliyordu. Bu durumu yetkililerimize ilettik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın talimatlarıyla, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül ve ilgili ekipler hızlıca harekete geçti ve hat yol güzergahına alındı. Önceden 60’lık olan hat, artan nüfus ihtiyacına uygun şekilde 110’luğa çıkarıldı. Yapılan bu çalışmanın en önemli faydası, arıza durumlarında artık çok daha hızlı müdahale edilebilecek olması. Ekipler hattın bulunduğu noktaya kolayca ulaşabilecek ve tarlaya girmeye gerek kalmadan yol üzerinden müdahale edilebilecek. Bu da hem zaman kazandıracak hem de vatandaşlarımızın mağduriyetini önleyecek. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, bölge müdürümüz ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza köyümüz adına teşekkür ediyorum. Gerçekten çok memnunuz" dedi.
Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu
11 Mayıs 2025 Pazar - 11:28 Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda, uzman hekimler tarafından, diğer uzman hekimlere ve asistan doktorlara nadir hastalıklar hakkında bilgiler aktarıldı. Amaçlarının, nadir hastalıklara yakalanan hastaların geç tanı almasını engellemek ve doktorları nadir hastalıklara karşı hazırlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Amacımız, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması" dedi. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Nadir Hastalıklar Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, çok sık rastlanmayan nadir hastalık sahibi olan hastalarla karşılaşmış ve tedavilerini sağlamış olan uzman hekimler tarafından diğer hekimlere ve asistan doktorlara, nadir hastalıklar ve tedavileri ile alakalı bilgi ve tecrübeler aktarıldı. Bu sayede nadir hastalıklara yakalanan hastaların yalnızlık psikolojisinden kurtularak daha iyi hizmet alabilmesi, geç tanı almasının engellenmesi, nadir hastalıklarla karşılaşan doktorların daha hazır halde olması ve tedavinin daha hızlı şekilde sağlanması hedeflendi. Sempozyumda, uzman hekimler tarafından Nutcracker Sendromu, May-Thurner Sendromu ve Superior Mesenterik Arter Sendromu gibi hastalıklar masaya yatırıldı. Ayrıca sempozyuma katılan doktorlar, nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturmak amacıyla özel baskılı tişörtler giydi. Erişkin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Vasküler hastalıklar dediğimiz hastalıkların nadir görülen formlarını bugün inceledik ve tartıştık. Bunları tartışma sebebimiz, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması ve daha bilgili bir şekilde hastalarımızı karşılaması. Bu nedenle bir farkındalık toplantısı oluşturduk. Bu hastalarımız yalnız değil, bu hastalarımıza sahip çıkan hekimlerimiz var. Amacımız hastaların geç tanı almasını ve hastanede vakit kaybetmesini engellemek. Ayrıca hekimlerimize bu hastalıkları düzgün şekilde anlatabilmek ve hekimlerimizde bu hastalıklara karşı farkındalık oluşturup bu konuya eğilmelerini de amaçlıyoruz. Dolayısıyla hekimlerimize bu tarzda bir hasta geldiğinde hastalığı bilmez pozisyonda olmamaları ve hastaları en azından gerektiğinde nasıl yönlendirileceklerine dair bilgi vermeleri sağlanmış olacak" dedi. Prof. Dr. Sarıkaya, "Hasta bu hastalıkla baş başa kaldığında ciddi bir arayışa girmekte. Etrafındakilerine bakmakta, günümüz ortamında sosyal medyaya girip bu hastalığa yakalananları araştırmakta, hastalığının grupları var mı diye aramakta, farklı doktorlara gitmekte. Yani bu hastalarımızda kavram ve kafa karışıklığı oluşuyor ve ne yapacaklarını bilemez pozisyona geliyorlar. Bu yüzden hastalar bu konuyla ilgili branş hekimlerimize gittiğinde özellikle branş hekimlerimizin bu konuda bilgili olması gerekir. Bizim birbirimizi ve hekimlerimizi bilgilendirmemiz, hastalarımızın ortada kalmamasını ve hastane köşelerinde mağduriyet yaşamamalarını sağlamak istiyoruz. Biz bu hastalıkları tedavi etmeye başladığımızda biz de aynı pozisyondaydık ama 5 yıl uğraş verdik ve bazı nadir hastalıkları bizim hastanemizde tedavi edilebilir pozisyona getirdik. Bu konuda Avrupa ve hatta Amerika dahil olmak üzere çok önemli bir merkez haline geldik" şeklinde konuştu.
Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu
11 Mayıs 2025 Pazar - 11:22 Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda, uzman hekimler tarafından, diğer uzman hekimlere ve asistan doktorlara nadir hastalıklar hakkında bilgiler aktarıldı. Amaçlarının, nadir hastalıklara yakalanan hastaların geç tanı almasını engellemek ve doktorları nadir hastalıklara karşı hazırlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Amacımız, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması" dedi. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Nadir Hastalıklar Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, çok sık rastlanmayan nadir hastalık sahibi olan hastalarla karşılaşmış ve tedavilerini sağlamış olan uzman hekimler tarafından diğer hekimlere ve asistan doktorlara, nadir hastalıklar ve tedavileri ile alakalı bilgi ve tecrübeler aktarıldı. Bu sayede nadir hastalıklara yakalanan hastaların yalnızlık psikolojisinden kurtularak daha iyi hizmet alabilmesi, geç tanı almasının engellenmesi, nadir hastalıklarla karşılaşan doktorların daha hazır halde olması ve tedavinin daha hızlı şekilde sağlanması hedeflendi. Sempozyumda, uzman hekimler tarafından Nutcracker Sendromu, May-Thurner Sendromu ve Superior Mesenterik Arter Sendromu gibi hastalıklar masaya yatırıldı. Ayrıca sempozyuma katılan doktorlar, nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturmak amacıyla özel baskılı tişörtler giydi. Erişkin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Vasküler hastalıklar dediğimiz hastalıkların nadir görülen formlarını bugün inceledik ve tartıştık. Bunları tartışma sebebimiz, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması ve daha bilgili bir şekilde hastalarımızı karşılaması. Bu nedenle bir farkındalık toplantısı oluşturduk. Bu hastalarımız yalnız değil, bu hastalarımızı sahip çıkan hekimlerimiz var. Amacımız hastaların geç tanı almasını ve hastanede vakit kaybetmesini engellemek. Ayrıca hekimlerimize bu hastalıkları düzgün şekilde anlatabilmek ve hekimlerimizde bu hastalıklara karşı farkındalık oluşturup bu konuya eğilmelerini de amaçlıyoruz. Dolayısıyla hekimlerimize bu tarzda bir hasta geldiğinde hastalığı bilmez pozisyonda olmamaları ve hastaları en azından gerektiğinde nasıl yönlendirileceklerine dair bilgi vermeleri sağlanmış olacak" dedi. Prof. Dr. Sarıkaya, "Hasta bu hastalıkla baş başa kaldığında ciddi bir arayışa girmekte. Etrafındakilerine bakmakta, günümüz ortamında sosyal medyaya girip bu hastalığa yakalananları araştırmakta, hastalığının grupları var mı diye aramakta, farklı doktorlar gitmekte. Yani bu hastalarımızda kavram ve kafa karışıklığı oluşuyor ve ne yapacaklarını bilemez pozisyona geliyorlar. Bu yüzden hastalar bu konuyla ilgili branş hekimlerimize gittiğinde özellikle branş hekimlerimizin bu konuda bilgili olması gerekir. Bizim birbirimizi ve hekimlerimizi bilgilendirmemiz , hastalarımızın ortada kalmamasını ve hastane köşelerinde mağduriyet yaşamamalarını sağlamak istiyoruz. Biz bu hastalıkları tedavi etmeye başladığımızda biz de aynı pozisyondaydık ama 5 yıl uğraş verdik ve bazı nadir hastalıkları bizim hastanemizde tedavi edilebilir pozisyona getirdik. Bu konuda Avrupa ve hatta Amerika dahil olmak üzere çok önemli bir merkez haline geldik" şeklinde konuştu. (CGK- GÇ-
Ağızdaki bu belirti löseminin ilk işareti olabilir
11 Mayıs 2025 Pazar - 09:25 Ağızdaki bu belirti löseminin ilk işareti olabilir Şiddetli diş eti büyümesi, kanayan diş etleri ve dişlerin sallanması, kötü ağız kokusu Çoğu zaman basit bir diş eti iltihabı zannedip geçiştiriyoruz. Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, yeni bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarına dikkat çekiyor: Şiddetli diş eti hiperplazisi (dişeti şişmesi), bazen akut miyeloid löseminin (AML) erken habercisi olabiliyor. Diş Eti Şişmesi Lösemik Hücrelerin İstilasından Kaynaklanıyor! Akut Miyeloid Lösemi (AML), yetişkinlerde en sık görülen akut lösemi türüdür. Kemik iliğinde anormal çoğalan beyaz kan hücreleri (lösemik hücreler), kemik iliğini istila ederek normal kan hücresi üretimini durdurur. AML’nin ağız içi belirtileri arasında, özellikle diş eti dokusunda belirgin hiperplazi (dişeti büyümesi) ve aşırı dişeti kanaması bulunuyor. Dişeti büyümesi yalnızca kötü ağız hijyen kaynaklı değil! Bilimsel araştırmalar ışığında, diş eti büyümesi şikâyetiyle başvuran 16.364 hasta arasında yapılan taramada, 117 kişide ciddi diş eti büyümesi saptandı. Daha da çarpıcısı, bu hastaların yüzde 1,7’sinde doğrudan AML tanısı kondu. Diş etlerinde anormal büyümenin, sadece iltihap veya kötü ağız hijyeninin sonucu olmadığını, bazen kan hücresi kanserinin ilk sessiz alarmı olabileceğini vurguladı. AML, özellikle 65 yaş üstünde görülme sıklığı artan, hayatı tehdit eden bir hematolojik malignite türü. Bu hastalıkta, kemik iliğinde normal kan hücresi üretimi durur ve yerini anormal lösemik hücrelere bırakır. Bu süreç ağızda, özellikle diş etlerinde büyüme, şiddetli kanama ve dişlerde gevşeme gibi erken belirtilerle kendini gösterebilir. Prof. Dr. Birkan Özkan bu konuda şöyle uyarıyor: "Diş eti büyümesi sadece diş taşı veya dişeti iltihap kaynaklı değildir. Bazı vakalarda, lösemik hücrelerin doğrudan diş etine yerleşmesiyle oluşan bir reaksiyondur. Bu durum, diş etlerinde şişmeye, aşırı kanamaya ve hatta dişlerin yerinden oynamasına sebep olabilir. Erken teşhis edilmediğinde ise hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabilir." Çene kemiği erimesi ve diş kaybına dikkat! Dişlerin sallanmasının sadece diş kaybı anlamına gelmediği, diş etindeki lösemik infiltrasyon, zamanla çene kemiğine kadar ilerleyerek çene kemiğin yapısını da çökertiğini anlatan Prof. Dr. Birkan Özkan, bu hastalarda gözlemlenen kritik belirtileri şöyle sıraladı: "Diş etlerinde kırmızı-mor renkli, halka şeklinde şişlikler, en ufak dokunuşta bile durmayan dişeti kanamaları, inatçı hiç geçmeyen kötü ağız kokusu, dişlerde sallanma ve çene kemiğinde hızlı erime, ağız içinde tekrarlayan enfeksiyonlar ve iyileşmeyen yaralar. Bağışıklık sistemi zaten lösemi nedeniyle çökmüş durumdayken, ağız içi enfeksiyonlar vücudun tamamına yayılarak ölümcül sepsis (kan zehirlenmesi) riskini artırıyor. Bir başka deyişle, başlangıçta yalnızca bir diş eti kanaması gibi görülen durum, tedavi edilmezse tüm vücudu etkisi altına alarak geri dönüşü olmayan yıkımlara yol açıyor. AML, hızlı ilerleyen ve ölüm oranı çok yüksek bir kanser türüdür. Erken evrede teşhis edildiğinde kemoterapi ve kemik iliği nakli gibi yöntemlerle yaşam şansı artırılabilir. Ancak diş eti belirtileri gözden kaçırıldığında ve hastalık vücutta yaygınlaştığında, tedavi çoğunlukla işe yaramaz hale gelir. Bu nedenle diş etinde olağan dışı bir büyüme, kanama, renk değişikliği veya dişlerde anormal hareketlilik gözlemleyen herkesin mutlaka ileri tetkiklerden geçmesi gerekiyor. Basit Bir Diş Eti Kanaması Hayat Kurtarabilir Son olarak Prof. Dr. Birkan Taha Özkan’dan önemli hayati uyarılar; "Biz diş hekimleri için bir hastanın diş eti muayenesi, sadece diş sağlığını değil, genel sağlığı da koruma mücadelesidir. Diş eti büyümesi sıradan bir diş eti iltihabı gibi görünse bile, aslında vücuttaki kan hücrelerinin trajik bir değişiminin ilk habercisi olabilir. Aklınızda tutun: ağız, vücudun aynasıdır. Diş eti kanaması, şiddetli dişeti büyümesi, kötü ağız kokusu ve diş sallanması gibi belirtiler yalnızca ağız içi bir sorun değil; çoğu zaman sistemik bir hastalığın ilk belirtisidir. Bu yüzden dişlerinizi fırçalarken ya da aynada ağzınıza bakarken gördüğünüz her olağan dışı değişimi ciddiye alın veya detaylı düzenli diş hekimi muayenesi olun. Çünkü bazen küçük bir diş eti kanaması, hayatınızın kurtulmasına vesile olabilir."
Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın
11 Mayıs 2025 Pazar - 09:22 Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmak ve makyajda hijyene dikkat etmemek, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini ifade eden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, "Makyaj malzemeleri kişiye özel olmalıdır. Makyaj ürünleri açıldıktan sonra genellikle 3-4 ay içinde tüketilmelidir, aksi halde bakteriler oluşabilir. Göz makyajı yapılırken, eyeliner ve göz kalemi gibi ürünler gözün iç kısmına sürülmemelidir" dedi. Kozmetik ürün kullanımında pek çok hata yapıldığını ve bunlardan birinin de makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılması olduğunu söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin İpçioğlu, "Göz enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişiye makyaj malzemenizi verirseniz, gözünüz enfeksiyon kapabilir. Mağazalarda veya ortak kullanım alanlarında bulunan deneme ürünleri de göz sağlığınızı tehdit edebilir. Her kozmetik ürünü gibi makyaj malzemelerinin de belirli bir kullanım süresi olduğuna dikkat edilmeli. Makyaj malzemeleri açıldıktan sonra belli bir süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre genel olarak 3 ya da 4 ay olarak kabul edilmekle birlikte, makyaj malzemesinin özelliğine göre süre değişebilir. Kullanım süresi dolan malzeme bitmese bile atılmalıdır. Çünkü süresinden daha fazla kullanılan makyaj malzemelerinin hemen hemen hepsinde bakteri ürediği kanıtlanmıştır" diye konuştu. Gözdeki yağ bezleri tıkanabilir Makyaj malzemelerinde bulunan etkin ve koruyucu maddelerin alerjik bünyesi olan kişilerde göz alerjisine neden olabileceğini vurgulayan Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, şu bilgileri verdi; "Alerjik bir bünyeniz varsa ve birden çok kozmetik ürünü aldıysanız, bunları sırayla denemeli ve alerji yapmadığına emin olduğunuz ürünleri kullanmaya devam etmelisiniz. Kirpik diplerinde göz sınırlarını belirgin hale getirmek için eyeliner veya göz kalemi kullanırken, kirpiklerin göze yakın olan iç kısmına değil, dışına sürmeye dikkat etmelisiniz. Çünkü kirpiklerin göze yakın olan iç kenarlarında gözyaşına katkıda bulunan meibomian yağ bezleri bulunur. Bu bezler, makyaj yapılırken tıkanırsa gözyaşı kalitesizleşir ve gözde batma, yanma, kızarma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Hatta göz kapağında arpacık gibi enfeksiyonlar gelişebilir. Rimel, kalem, far gibi göz makyajı ürünlerini uygularken, uygulama yönü gözden dışarıya (uzağa) doğru olmalıdır. Böylece ürünleri sürmek için kullandığınız fırça, kalem gibi araçların saydam tabakaya (kornea) batma inhtimali azalır. Makyaj yaparken bir ürün gözünüze batarsa önce bol suyla yıkamalı, gözde rahatsızlık devam ederse göz hekimine danışılmalıdır."
Denizli sağlık için yürüdü
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 20:01 Denizli sağlık için yürüdü Denizli İl Sağlık Müdürlüğü ve Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenlendi. Ayrıca ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ ve ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projelerinin de startı verildi. 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında Denizli’de düzenlenen yürüyüş etkinliği büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen etkinliğe Denizli Valisi mer Faruk Coşkun, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Hıdır Ayçiçek, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, sağlık çalışanları, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 11.00’de Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’un startıyla başlarken, protokol üyeleri ve vatandaşlar birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, hareketsiz yaşam tarzının çağın en önemli sağlık sorunlarından birisi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Sağlık Bakanlığımız tarafından ülke genelinde en az 10 milyon vatandaşımıza ulaşılması hedeflenen ‘’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’’ kampanyasıyla 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında, ilimizde vatandaşlarımızın ölçümleri yapılarak toplumda fazla kiloluluk ve obezite ile mücadele konusunda farkındalık oluşturulması hedeflenmektedir. Yine Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 18 Nisan 2025 tarihinde imzalanan ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ protokolü ile Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak, çocukların sağlık konularındaki bilgi düzeylerini ve farkındalıklarını artırmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda bugün gerçekleştirdiğimiz yürüyüşle birlikte ilimizde bu projelerinin de startını vermiş bulunuyoruz. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz"
Uzmanı uyardı:  "Annelerin ruh sağlığı, toplumsal bir meseledir"
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 16:57 Uzmanı uyardı: "Annelerin ruh sağlığı, toplumsal bir meseledir" Dr. Öğr. Üyesi Didem Bostan Bendaş, Anneler herhangi bir ruhsal sorun yaşadığı zaman bir profesyonel yardıma başvurabilmeleri gerektiğini ve bundan da çekinmemeleri gerektiğin söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda görevli Dr. Öğr. Üyesi Didem Bostan Bendaş, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla annelerin ruh sağlığına destek için yapılaması gerekenlere değindi. Annenin toplumdaki ve aile ortamındaki önemi ile ruh sağlıkları açısından ne gibi destekler beklediklerine değindi. Annelerin kendisine zaman ayırabilmesinin arkadaşları ve sevdiği kişilerle iletişim halinde olmasının, psikolojik olarak destekleyici olacağını ifade eden Bendaş, "Çocuk gelişimi üzerinde özellikle anne psikolojik olarak sağlıklıysa çocukların güvenli bağlanmasından önemli rol oynar" şeklinde konuştu. "Bir annenin kendini güçlü hissetmesi, sosyal yaşantısında mutlu olmasına neden olur" Bir annenin kendini güçlü hissetmesi, sosyal yaşantısında mutlu olmasına dengeli ilişkiler kurabilmesinde yardımcı olacağını belirten Bendaş, "Çocuk gelişimi üzerinde özellikle anne psikolojik olarak sağlıklıysa çocukların güvenli bağlanmasından önemli rol oynar. Duygusal olarak kendini güçlü hissetmesi, ilerdeki sosyal yaşantısında mutlu olması, dengeli ilişkiler kurabilmesi ve kendine güveninin olması noktasında oldukça önemlidir. Aile sağlığı açısından değerlendirdiğimizde ruh sağlığı yerinde olan bir anne sorumluluklarının farkına varıp yerine getirebildiğinden, aile içerisinde daha uyumlu ve dengeli oluyor. Bu yüzden aslında baktığımızda annelerin ruh sağlığı sadece bireysel olarak değerlendirilmeyip, toplumsal bir sağlık meselesi gibi de düşünülebilir" şeklinde konuştu. "Bir annenin eşiyle zorlandığı durumları paylaşması destekleyici olacaktır" Bir annenin zorlandığı bir sorunu eşiyle paylaşmasının, onun ruh sağlığı içinde destekleyici olacağını ifade eden Bendaş, "Annelik zorlu bir süreç ancak şunu unutmamak gerekiyor, annelikte mükemmeliyetçi olmadan her şeyin en iyisini yapmaya çalışmaktansa yeterince iyi annelik diye bir kavram var. Yeterince iyi anne olmak aslında elinden geldiğini yaptığını bilmek, annelerin ruhsal sağlığı için çok önemli. Anneler herhangi bir ruhsal sorun yaşadığı zaman bir profesyonel yardıma başvurabilmeli ve bundan çekinmemelidir. Maalesef çoğu birey profesyonel birisine başvurmayı zayıflık olarak görebiliyor. Diğer bir önemli nokta ise kendilerine zaman ayırabilmeleridir. Günde 15 dakikalık bir yürüyüş, arkadaşlarıyla iletişimde kalması, sevdiği aile bireyleriyle iletişimde olması ve eşiyle zorlandığı durumları paylaşması gerçekten anne için destekleyici olacaktır" dedi.