Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Mersin’de 4 kişinin öldüğü silahlı saldırı anı kamerada
Beşiktaş’ta 39 maçlık ikinci Sergen Yalçın dönemi
Shakira, İspanya’da vergi savaşını kazandı
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Van’da 4 metrelik karla mücadele
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Beşiktaş bu sezon yine hayal kırıklığı yaşadı
SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28
Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29
Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54
Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın"
Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05
"Sessiz katil" hipertansiyona dikkat
Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:35
Şeker sanıp yuttu, pil olduğu filmde ortaya çıktı: "Ölüme kadar götürebiliyor"
3
17 Mayıs 2026 Pazar- 11:12
Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
5
17 Mayıs 2026 Pazar- 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
09 Mayıs 2025 Cuma - 21:22
Otobüsün bagajında çöp kovasında taşınan 100 kilo midyeye el konuldu
Muğla’nın Menteşe ilçesinde şehirlerarası otobüs terminalinde sağlıksız şartlarda taşınan 100 kilogram midyeye el konuldu. Muğla Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, gelen bir ihbar üzerine yaptıkları denetimde, bir otobüsün bagajında çöp kovaları içerisinde taşınan yaklaşık 100 kilogram işlenmemiş midyeye el koydu. Midyelerin, hiçbir hijyen kuralına uyulmadan, soğuk zincirden yoksun bir şekilde ve çöp kovalarında taşınması halk sağlığı açısından büyük risk oluşturması nedeniyle el konuldu. Olay yerine çağrılan Menteşe İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli, ürünleri incelemek ve gerekli işlemleri başlatmak üzere teslim aldı. Yetkililer, bu şekilde taşınan midyelerin ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabileceğini belirterek, olayın halk sağlığı denetimleri açısından büyük bir tehlike arz ettiğini vurguladı. El konulan midyelerin inceleme işlemlerinin tamamlanmasının ardından imha edilmesi bekleniyor.
09 Mayıs 2025 Cuma - 20:41
Yabancı turist Esnaf Hastanesi’nde sağlığına kavuştu
Fethiye’de yamaç paraşütü kazası geçiren Alman turist, Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde başarılı operasyonlarla sağlığına kavuştu. Omurga çökmesi kifoplasti yöntemiyle tedavi edilirken, kalça kırığı ve diğer yaralanmalar da aynı merkezde uzman ekipler tarafından giderildi. Turist, "Almanya’ya dönmeme gerek kalmadı" diyerek hastaneye teşekkür etti. Fethiye’de yaşanan yamaç paraşütü kazasında ağır yaralanan Alman turist, Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde sağlığına kavuştu. Babadağ’dan yaptığı atlayış sırasında kayalık alana düşerek yaralanan turist, olay yerine hızla ulaşan ekiplerce hastaneye kaldırıldı. Kazazede, hastanedeki modern imkanları görünce Almanya’ya dönmek yerine tedavisini Fethiye’de sürdürmeyi tercih etti. Omurgasında ciddi çökme tespit edilen Alman hasta, Lokman Hekim Esnaf Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Uzm. Dr. Necati Uğur Hazar tarafından kifoplasti operasyonuyla tedavi edildi. Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen bu müdahalede, çöken omur içerisine yerleştirilen balonla yükseklik sağlandı ve ardından kemik çimentosu ile kalıcı stabilizasyon sağlandı. Operasyon sonrası hasta aynı gün ayağa kalkabildi. Ayrıca, kazada sağ kalçasında kırık oluşan hastaya, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Eroğlu tarafından başarılı bir cerrahi müdahale uygulandı. El ve dirsek bölgesindeki yaralanmalar ise alçı ile tedavi edildi. Tüm ortopedik sorunların aynı merkezde çözülmesi, multidisipliner ekip çalışmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Alman turist, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Ölüdeniz’de yamaç paraşütü yaparken yaklaşık 50 metre yükseklikten düştüm. Kurtarma ekibi bir dakika içinde geldi ve hemen hastaneye kaldırıldım. Harika bir tedavi süreci geçirdim. Çok iyi ağırlandım, bundan iyisini bulamazdım. Hiçbir ücret ödemedim; seyahat sigortam tüm masrafları karşıladı. Tamamen iyileşince yeniden yamaç paraşütü yapacağım" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Necati Uğur Hazar, omurga kırıklarının özellikle yaşlı bireylerde ya da travmalarda sık karşılaşılan ancak gözden kaçabilen ciddi sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti. Hazar, "Kifoplasti gibi yöntemlerle bu kişilere hızlı, etkili ve konforlu bir tedavi sunmak mümkün" dedi. Lokman Hekim Esnaf Hastanesi, sadece yerli değil, uluslararası hastalara da güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunarak Fethiye’nin sağlık turizmindeki önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
09 Mayıs 2025 Cuma - 17:17
Muğla EAH’ta diyabetik ayak farkındalık standı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimlerinden Sualtı Hiperbarik Tıp Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Ergözen sorumluluğunda Tıp Fakültesi 1.sınıf öğrencileri tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında ‘Ayaklarını Özgür Bırak! Unutma Diyabetik Ayağa Karşı Savunmasız Değilsin’ sloganıyla diyabet hastalarında diyabetik ayak yara bakımı farkındalık standı kurularak diyabet hastaları, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarına diyabetik ayak, korunma yöntemleri ve ayak bakımı hakkında bilgilendirme yapılıp, broşür dağıtılarak farkındalığın artırılması hedeflendi. Diyabetik Ayak Farkındalık standında Başhekim Yardımcıları Op. Dr. Süreyya Kolcuoğlu, Op. Dr. Alper Gökbel, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Özlem Palancıoğlu ve yardımcıları, hekimlerimiz ve çalışanlar destek vererek insan vücudundaki yara ve bakımlarına dikkat çektiler. Diyabetik ayakta risk faktörleri nelerdir? Hastalarda nöropatik ayak, periferik damar hastalığı, ayak deformiteleri, enfeksiyonlar, ayak ödemi, makrovasküler hastalık, sigara kullanımı, hijyen yetersizliği, ayak bakımının yetersizliği, kan şekerinin düzensiz kontrolü, kilo kontrolünün sağlanmaması obezite ve ileri yaş olarak sıralanabilir. Burada ileri yaş dışındaki tüm risk faktörleri gerekli önlemlerin alınması ile risk faktör listesinin dışında bırakılabileceği ve ayak ülserleri önemli ölçüde azaltılabilir. Diyabetik Ayak komplikasyonları sadece eğitimle önlenebilir. Erken tanı ve tedavinin ayak kurtarıcı olacağı ve hastanın ayağına sahip çıkmasının gerekliliği anlatılarak hastalara doğru alışkanlıkların kazanılması için ayak bakımı hakkında genel bilgiler, tırnak kesimi ve bakımı, ayak bakımı nasıl yapılmalı, ayakkabı seçimi, çoraplar, diyabetli hastalarda ayak bakımı ve kurumumuzda bulunan Yara Bakımı Polikliniğinde verilen sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirme yapıldı.
09 Mayıs 2025 Cuma - 16:31
Kahta Belediyesi mezbahası yenilendi
Adıyaman Kahta Belediyesi tarafından ilçeye hizmet veren mezbahada başlatılan bakım ve yenileme çalışmaları tamamlandı. Tamamen elden geçirilen mezbaha, artık daha sağlıklı ve modern koşullarda hizmet verecek. Et işleme sürecinin her aşamasında hijyen standartlarını yükselten tadilat sayesinde, hem kasap esnafının çalışma koşulları iyileştirildi hem de vatandaşlara daha güvenli gıda sunulması sağlandı. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren, halkımıza en kaliteli hizmeti sunmayı temel ilkemiz olarak benimsedik. Bu anlayışla, ilçemize hizmet veren mezbahayı baştan sona yenileyerek daha hijyenik, daha modern bir yapıya kavuşturduk. Esnafımızla el ele vererek yürüttüğümüz bu süreci kısa sürede tamamladık. Ayrıca, gıda güvenliğini öncelik haline getirerek eski et nakil aracımızın yerine, soğutma sistemine sahip, tam donanımlı yeni bir aracı filomuza dahil ettik. Bu yatırımla birlikte hem halk sağlığını koruma hem de hizmet kalitesini artırma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. Tüm bu çalışmaların Kahta’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Daha sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir bir ilçe için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
09 Mayıs 2025 Cuma - 16:26
Başhekim Uzm. Dr. Mustafa Akel göreve başladı
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’ne başhekim olarak atanan Uzm. Dr. Mustafa Akel, görevine başladı. Kahta Devlet Hastanesi’nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Mustafa Akel, çalıştığı hastanede başhekim olarak göreve başladı. Adıyaman Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı olarak atanan eski Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Fedli Emre Kılıç, düzenlenen devir teslim töreniyle görevini Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Akel’e devretti. Dr. Öğr. Üyesi Fedli Emre Kılıç, Kahta Devlet Hastanesi’ndeki tüm başarılarda ekip arkadaşlarının katkısı olduğunu söyledi. Şimdi ise Uzm. Dr. Mustafa Akel ile Kahta Devlet Hastanesi’nin daha da büyüyeceğine inandıklarını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fedli Emre Kılıç, Başhekim Uzm. Dr. Mustafa Akel’e yeni görevinde başarılar diledi. Kahta Devlet Hastanesi’nin misyon ve vizyonunu sürdüreceğini belirten Başhekim Uzm. Dr. Mustafa Akel ise özellikle hasta memnuniyetine yönelik projelere öncelik vereceğini ifade ederek sağlık hizmetlerinde daha iyiye ulaşmak adına tüm ekip arkadaşlarla birlikte özveriyle çalışacağını söyledi.
09 Mayıs 2025 Cuma - 15:46
Glütensiz yaşam için farkındalık etkinliği düzenlendi
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 9 Mayıs Dünya Çölyak etkinlikleri kapsamında " Temiz Çevre, Sağlıklı Yaşam " projesi nedeniyle bir dizi etkinlik yaptı. Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürlüğü Salonunda Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun eşi Güney Hacıbektaşoğlu’nun yanı sıra protokol ve bazı siyasi parti glütensiz hayata dikkat çektiler. Atatürk Devlet Hastanesi Görev yapan Diyetisyen Dilek Yıldırım ile Kantin İşletmecileri Derneği Başkanı Süleyman Erbay tarafından organize edilen glütensiz poğaça yapım atölyesinde, çölyak hastalığına dikkat çekilerek glütensiz beslenmenin önemi vurgulandı. Katılımcılar, bizzat poğaça yapım sürecine eşlik ederek çölyaklı bireylerin yaşadığı günlük zorlukları deneyimlediler. Etkinliğe gösterilen ilgi ve duyarlılıktan dolayı, İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Ertuğrul Güner tarafından katılımcılara teşekkür edilerek katılım belgeleri takdim edildi. Glütensiz ürünler, Zonguldak Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve halka açık olarak düzenlenen söyleşi programında ikram edilerek katılımcılara sunuldu. Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Ertuğrul Güner Çölyak hastalığı konusunda şu bilgileri verdi; "Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten isimli proteine maruz kalma sonucu gelişen, kronik, immün aracılı bir ince bağırsak enteropatisidir. Dünya çapında gün ve haftalar ile farkındalık çalışmalarıyla konuya dikkat çekilmektedir. Çölyak hastalığı temelde ince bağırsağı etkilese de, klinik özellik yelpazesi hem intestinal hem de ekstraintestinal semptomlar ile çok geniştir. Her yaş grubunda, her ırkta ve her iki cinste de görülebilir. Çölyak hastalığında etkin olduğu bilinen tek tedavi, glutenin ömür boyu diyetten çıkarılmasıdır. Glutensiz diyet uygulanmasındaki amaç, hastalığın var olan semptomlarını kontrol altına almak, hastaların yaşam kalitelerini arttırmak ve hastalıkları ile ilgili komplikasyonların oluşmasını önlemektir. Özellikle çölyak hastalığında erken tanı çocuklarda büyümenin yakalanmasında, uzun dönem komplikasyonlarının önlenmesinde önemlidir. Hastaların çoğunda, diyet tedavisine tam uyum sağlamalarının ardından klinik bulgularının tamamen düzeldiği, serolojinin normale döndüğü gözlenmektedir. Çölyak hastalığı toplumun yaklaşık %1- %0.03 etkilemektedir. Hastalığın çok geniş bir klinik yelpazeye sahip olması, atipik seyir gösterebilmesi veya hiç bulgu vermemesi nedeniyle gerçek bir prevalans vermek zorlaşmaktadır, bu nedenle hastaların ancak yüzde 10’nuna tanı konulduğu tahmin edilmektedir. Çölyak hastalığı, bilindiği üzere hem çocuklar hem de erişkinlerde geniş bir klinik yelpazeye sahiptir. Organizmada etkilemediği sistem ya da organ yoktur. Tüm sistemlere yönelik semptomlara neden olması çok ciddi tanı karmaşasına yol açmaktadır. Bu durum tıbbın her disiplininden hekimleri ilgilendiren evrensel bir sorundur. Geçmeyen, yineleyen ve adı konulamayan her türlü sağlık sorununda çölyak hastalığının akla getirilmesi gerekir. Toplumda tanı almamış hastalar buz dağının görünmeyen kısmıdır. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler ile ön tanı konmakta ancak kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır. Tedavisi diyet ile mümkün olan çölyak hastalığında erken teşhis çölyaklıların yaşam kalitesinin tekrar düzelmesi ve kaybedilecek sağlık maliyetinin önüne geçilmesi için son derece önemlidir. Çölyak glutensiz beslenme ile bir hastalık değil yaşam tarzı olarak hayata yerleşmelidir."
09 Mayıs 2025 Cuma - 15:40
Sinop’ta eczane denetimi
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kent genelinde faaliyet gösteren eczanelerde denetim gerçekleştirdi. İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen denetimlerde, miadı dolan ilaç ve sağlık ürünleri, yangın tüplerinin uygunluğu, ecza depolarının düzeni ve genel hijyen koşulları başta olmak üzere birçok unsur titizlikle kontrol edildi. İl Sağlık Müdürlüğünden konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Amacımız; vatandaşlarımızın ilacına güvenle ulaşabilmesi, eczanelerimizin mevzuata tam uyum içinde çalışması ve sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kaliteyi sağlamaktır. Güvenli ilaca, denetimli hizmetle ulaşılır. Sağlıkta kalite, düzenli denetimle başlar" denildi.
09 Mayıs 2025 Cuma - 15:37
Zonguldak’ta "Sağlıklı ve hareketli yaşama merhaba" yürüyüşü düzenlendi
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda 10 Mayıs Sağlık için Hareket Et Günü ve 6 Mayıs Dünya Astım Günü kapsamında "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba" yürüyüşü düzenlendi. Zonguldak Kemal Köksal Stadyumu’nda bir araya gelen sağlık çalışanları ve öğrenciler spor antrenörleri önderliğinde yapılan ısınma hareketleri sonrasında ellerinde pankartlarla alan içinde yaklaşık 40 dakikalık bir yürüyüş gerçekleştirdi. Düzenlenen yürüyüşün ardından bir konuşma yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ertuğrul Güner fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek şöyle dedi: "Dünya Astım Günü’nün bu yılki teması "Astımda inhaler tedavi: Ne kadar doğru o kadar etkili" şeklinde belirlenmiştir. Dünya Astım Gününde, aile hekimleri başta olmak üzere çeşitli branştan hekimlerimize, eczacılarımıza, hemşirelerimize ve hastalarımıza yönelik etkinlikler düzenlenerek güncel astım tedavisi ve inhaler eğitimi ile ilgili bilgilerin güncellenmesi planlanmıştır. Astım hava yollarını etkilemektedir ve dolayısı ile verilen ilaçların hava yoluna ulaşması gereklidir. İnhaler yolla verilen tedaviler, hava yollarına yani hastalığın olduğu yere doğrudan ulaştırılmaktadır. İnhaler yolla uygulama, astım ilaçlarının çok daha düşük dozlarda ve etkili şekilde verilmesine olanak sağlamaktadır. Düşük doz kullanım, beraberinde çok daha az ilaç yan etkisi anlamına gelmektedir. İnhaler ilaçların bu olumlu sonuçları için doğru şekilde kullanımı da çok önemlidir. Ancak yapılan araştırmalar, pek çok astımlı hastanın, sprey tipi veya kuru toz şeklindeki inhaler cihazını doğru teknikle kullanmadığını göstermiştir. Doğru uygulanmadığında, ilaç, akciğerlere yeterli miktarda ulaşamayacağı için tedavi de etkili olamayacaktır " İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Güner, " Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Etkinliklerde küçükten büyüğe herkesin desteği ve katılımı sağlanarak, hareketli yaşam ve sağlık üzerine etkilerinin önemi vurgulanmaktadır." Yürüyüşün ardından Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından katılımcılara elma, şapka ve broşürler dağıtıldı.
09 Mayıs 2025 Cuma - 15:01
23 ildeki 26 merkezde ’hiperbarik oksijen tedavisi’ hizmeti veriliyor
Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastaneleri bünyesinde 23 ilde aktif olan 26 merkezde ’hiperbarik oksijen tedavisi’ hizmeti veriliyor. Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), mayıs ayı itibarıyla Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastaneleri bünyesinde 23 ilde aktif olan 26 merkezde uygulanıyor. 2024 yılında bin 659’u acil, 14 bin 187’si diğer kapsamında olmak üzere toplam 15 bin 846 hastaya, bu yılın ilk 3 ayında ise 543’ü acil, 5 bin 200’ü diğer kapsamında olmak üzere toplam 5 bin 743 hastaya hiperbarik oksijen tedavisi uygulandı. Hiperbarik oksijen tedavisi nedir? Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), bir basınç odasında tümüyle basınç altına alınan bir hastaya aralıklı olarak yüzde 100 oksijen solutmak suretiyle uygulanan tedavi yöntemidir. HBOT, dekompresyon hastalığı (vurgun), hava ve gaz embolisi, karbonmonoksit zehirlenmesi, duman inhalasyonu (solumak), gazlı gangren, Crush yaralanması, yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (diyabetik, cerrahi yaralar, arteriyel ve venöz yetmezlik, dekübit ülser yaraları), termal yanıklar (ikinci derece ve özellikle yüz, el ve ayaklardaki yanıklar), ani işitme kaybı, ani görme kaybı gibi birçok hastalık ve yaralanmada kullanılmaktadır.
09 Mayıs 2025 Cuma - 14:26
Elazığ’da aşılama ve küpeleme çalışmaları sürüyor
Elazığ’da küçükbaş hayvanlara aşı ile küpeleme çalışması sürüyor. Karakoçan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde küçükbaş hayvanları aşılama ve küpeleme çalışması başlattı. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda ayrıca besicilere bilgilendirmelerde bulunuldu. Aşılama çalışmalarının süreceği kaydedildi.
09 Mayıs 2025 Cuma - 13:36
Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol Van’daki sağlık merkezlerini gezdi
Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, Van’daki sağlık merkezlerini ziyaret etti. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol’un Van’a düzenlediği ziyaretlerle ilgili açıklamada bulunan Van İl Sağlık Müdürü Muhammed Tosun, "Halk Sağlığı Genel Müdürümüz ziyaretin ilk gününde; birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetleri açısından neler yaptığımızı değerlendirmek için sahada bir takım ziyaretlerde bulundu. Öncelikli olarak Halk Sağlığı Başkanlığımızda hizmet veren personellerimizle bir araya gelip hem isteklerini dinledi hem de sahada yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Daha sonra hizmet vermekte olan aile sağlık merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri ve ilçe sağlık müdürlüklerini ziyaret etti. Burada aile hekimlerimiz ve aile sağlığı çalışanlarıyla bir araya gelip, son dönemde halk sağlığı tarafından yapılan çalışmalarla ilgili fikir alışverişinde bulundu. Bunun yanında Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun yaptığı saha eğitimlerinin İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğündeki açılışında, ilk dersi kendisi verdi. Burada İpekyolu ilçesinde görev alan mahalle muhtarlarımızla bir araya gelip, onlara sağlık okur yazarlığını yükseltmek için sahada ne kadar önemli bir görev yaptıklarını, halkı nasıl yönlendirmeleri gerektiğini ifade ederek, bu konuda desteklerini istedi. Yine mahallelerde ihtiyaç olan sağlık tesisleri ile ilgili muhtarlarla bilgi alışverişinde bulundu. Ayrıca Van, Ağrı, Muş ve Iğdır illerinin müdürleri ve ekipleriyle beraber ‘Halk Sağlığı Bölge Değerlendirme Toplantısı’nı gerçekleştirdik. Daha sonra Bahçesaray ilçemize geçen Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, burada yapılan çalışmalarla ilgili bilgi aldı" dedi. Van’ı ziyaret eden Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol’a kentin ihtiyacı olan sağlık hizmetleri taleplerini ilettiklerini aktaran Tosun, "Bizde kendisine ihtiyacımız olan fiziki yapıları, halkı bilinçlendirmek için eğitim taleplerimizi ilettik. İnşallah şehrimiz açısından geri dönüşü güzel olacak bir ziyaret olduğuna inanmaktayız. Şu an için aile sağlığı merkezi açısından çok ciddi bir eksiğimiz yok. Ancak haliyle yapısı eskimiş, uzun yıllardır kullanılan aile sağlığı merkezlerimiz var. Bunların yenilenmesi yönünde taleplerimiz oldu. Kendisi de bunu uygun değerlendirdi. İnşallah önümüzdeki süreçte bunları yatırıma alarak, bir bir yenilemeyi planlamaktayız" ifadelerini kullandı.
09 Mayıs 2025 Cuma - 13:18
Rize’nin çayı ballandı
Uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda bilimsel olarak desteklenmiş Türkiye’nin ilk bal genomlu probiyotikli ve simbiyotikli siyah ve yeşil çayı Rize’de üretildi. Rize Ticaret Borsası Çay Araştırma ve Uygulama Merkezi’yle (ÇAYMER) birlikte 2010 yılında Araştırmacı Habib Koçal’ın çalışmaları sonuç verdi. Uzun çalışmalar sonucunda bilimsel araştırmalarla desteklenmiş Türkiye’nin ilk bal genomlu ‘Probiyotikli ve Simbiyotikli Siyah ve Yeşil Çayı’ geliştirildi. Geliştirilen çaylar 2020 yılında yurtdışında uluslararası akredite olan laboratuvarlarda 16s DNA ve ITS meta genom haritası çıkarıldı. Her bir ürün içeriğindeki probiyotik mikroorganizmalar çeşitliği ayrı ayrı sayısal değerlerde tamamlanarak 2020 yılından itibaren Patent Koruma kapsamına alındı. Yapılan çalışmanın ardından ortaya çok değerli bir ürünün çıktığını dile getiren Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan "Yaklaşık laboratuvar kurulduğundan bugüne çay üzerine birçok çalışma ve geliştirmeler yaptık. Bugün piyasada yaklaşık 19 çeşit çayımız piyasada bundan 5-10 yıl öncesine bakarsak siyah çay, yeşil çay ve beyaz çay vardı sadece. şimdi ise dünyada üretilebilecek bütün çayların çeşitleri deneniyor ve piyasaya sürülüyor. Daha neler yapılabilir mantığında giderken Habib Koçal arkadaşımız bu konuda çalışmalar yapmış. Probiyotik çaylar ve simbiyotikli çaylar şeklinde bir çalışma yapmış. Normalde piyasada bir markanın bu tip ürünleri var mikroorganizmalar yurtdışından getirilip burada çaya karıştırılıyor. Bunu değerli bulmamızın nedeni bal genomlu yani baldan üretilmesi. Bu tip mikroorganizmalarda probiyotik enzimleri çaya bulaştırarak çayın kalitesini arttırmak, sindirim sisteminde insan sağlığına fayda sağlayan ürünlerin daha ileri çıkması ve insan sağlığına faydalı olması çalışmalarına başlamıştı. Biz de laboratuvarımızda yaklaşık 1-2 yıldır bu arkadaşımızla beraber çalışmalarımızı sürdürdük. Ortaya gerçekten aynı ürünün probiyotikli olanıyla konvansiyonel olanını denediğimiz zaman içim kalitesi, tadı, rengiyle birlikte çok güzel bir ürün çıktı ortaya. Bu ürünü gördüğümüz zaman dedik ki bunu kamuoyuyla paylaşalım çünkü piyasada belki de insanların beklediği bir üründü" dedi. Uluslararası laboratuvarlarda çalışmaları tamamlanan ürünün şimdi Recep Tayyip Erdoğan (RTEÜ) laboratuvarlarında daha da zenginleştirileceğini kaydeden Erdoğan "Daha henüz laboratuvar aşaması yeni tamamlanmış. Uluslararası laboratuvarlarda da denemeleri yapıldı. Şimdi bir sonraki aşamaya geçtik. RETÜ laboratuvarımız ve bu arkadaşımız ile beraber bu çalışmayı zenginleştirip, hızlandırıp, inşallah en kısa zamanda ürüne çevireceğiz. Ben inanıyorum ki çay sektöründe çığır açacak bir ürün. Belki de Türkiye’nin içecek sektörü, Dünya açılacak olan çay sektörü de bundan çok büyük fayda görecektir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Geliştirilen çay sayesinde hazır yiyecekler ve işlenmiş gıdaların bıraktığı zararlı etkilerin vücuttan atılmasında hız kazanacağını kaydeden Erdoğan "Beslenme alışkanlıklarımız da yani çok hazır doğru gidiyoruz. Yani bugün insan sağlığını tehdit edici bir sürü genetiği değiştirilmiş ürünler veya raf ömrü olsun diye katılmış şeylerle insan vücuduna giren gıdalardan geçerli besini alamıyor. Veya faydalı olanları alamıyor zararlı olanları alıyor. Bu mikroorganizmalar normalde vücutta olması gereken şeyler ama bu beslenme alışkanlığından dolayı bu şeydeki probiyotiklerimiz bizim yok olmuş veya çok az durumda. Bunları canlandırdığımız zaman almış olduğumuz gıdadaki besinlerin vücuda faydalı olanlarının geçişi, diğerlerinin vücuttan atılışı hızlanıyor. İnsan sağlığına faydalı hale geliyor. O enzimler vücutta kaldığı zaman, hem vücut direncini hem sindirim sistemi vücutta oluşabilecek hastalıklara karşı direnen mekanizmaları daha güçlü tutacak probiyotikler ihtiyacı vardır. Çayımızla bunu sağlayabiliriz. Vücutta eksik olan bazı şeyleri bununla tamamlamayı hedefliyoruz. Ben birçok probiyotik bir ürün kullanan arkadaşımla bu konuyu görüştüğüm zaman yani yoğurdu çocuklara içiremiyoruz ama çayı içilebiliriz. Bu bir çay tüketim alışkanlığını da değiştirebilir. İyi bir çalışma olacağına, güzel sonuçlar vereceğini de inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder