SAĞLIK
Medicana Sohbetleri’nin konuğu Deniz Celep oldu 22 Mayıs 2026 Cuma - 17:57:28 Medicana International İzmir Hastanesi’nin düzenlediği Medicana Sohbetleri söyleşi serisinin "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı oturumuna konuk olan TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep; yönetiminde yer aldığı tesiste yüzde 89 kadın istihdamı sağladıklarını ve İzmir’in kadın girişimciliğinde öncü olduğunu belirtti. Kadınların iş dünyasındaki rolünü artırmak için yürütülen projelere ve küresel hedeflere dikkat çeken Celep, "Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi’nin gelenekselleşen "Medicana Sohbetleri" söyleşi serisinin Mayıs ayı konuğu, tarım ve gıda sektörünün öncü girişimcilerinden, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) İcra Kurulu Başkanı Deniz Celep oldu. Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı söyleşide, kadınların iş hayatındaki gücü, sürdürülebilirlik, inovasyon ve kadın girişimcilerin desteklenmesinin önemi masaya yatırıldı. Söyleşinin açılışında İzmir’in tarih boyunca Amazonlardan bu yana kadına değer veren ve kadın öncülüğünü destekleyen bir şehir olduğunu vurgulayan TOBB İzmir KGK Başkanı Deniz Celep, kentin girişimcilik istatistiklerine dikkat çekti. İş İnsanı Girişimci Deniz Celep, "İzmir’de kadın girişimci oranı yüzde 39 ile Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Ancak küresel ölçekte henüz istediğimiz sıralamalarda değiliz. Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor. Biz de kurul olarak ‘Eşitlik Yıldızları’ gibi projelerimizle eşit işe eşit ücret ve cinsiyet eşitliği konularına odaklanıyor, kadınlarımızın uluslararası temsiliyetlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Yüzde 89 kadın istihdamı ve dünyanın 35 ülkesine ihracat Ailesinin tarım sektörüne nasıl başladığını ve sektördeki dönüşümünü paylaşan Deniz Celep, 1953 yılında dedesinin kurduğu ilk çiftçi fabrikasından bugüne, 3. kuşak olarak tarıma dayalı sanayide büyümeye devam ettiklerini belirtti. Abisi ile birlikte yönettikleri tesiste Ege Bölgesi’nin ürünlerini dünyanın 35 ülkesine ihraç ettiklerini ifade eden Deniz Celep, şirketteki kadın gücünü şu sözlerle aktardı: "400 çalışanımız içinde yüzde 89 kadın çalışan oranına sahibiz. Ne kadar güçlü bir teknoloji altyapımız olursa olsun, bizim için kadın emeği önceliklidir. Tarımda sürdürülebilirliği, planlamayı ve disiplini sağlayan en büyük güç kadın çalışanlarımızın varlığıdır." Kadın girişimcisinin önündeki en büyük engel: Finansmana erişim Kadın girişimcilerin e-ticaret alanına olan ilgisine ve bu alanda İzmir’den çıkan Tire’deki iğne oyası üreticisi İpek Hanım ile ödüllü bebek taşıma çantası tasarımı yapan Duygu hanım gibi başarı hikayelerine değinen Deniz Celep, en büyük zorluğun finansman olduğunu belirterek, "Kadın girişimciliğinde en kritik nokta finansmana erişim ve nakit akış yönetimidir. Sermaye gücü düşük başlayan kadınlarımızı güçlendirecek projeler üretiyoruz. İş hayatının temel kuralı, gerçekleştirebileceğiniz vaatlerde bulunmaktır. Kısa sürede zengin olma hayalleri yerine, planlı ve kaliteli hizmet sunarak uzun soluklu iş birlikleri kurmalıyız. Bu süreçte kadınların ‘Ben yaptım, sen de yapabilirsin’ diyerek birbirine deneyim aktarması çok kıymetli" sözlerini kaydetti. Kurumların ortak sinerjisi ve gençleri kentte tutma hedefi İzmir’deki oda, borsa ve yerel yönetimlerin kadın projelerine çok büyük destek verdiğini belirten Deniz Celep; EİB, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarının altını çizdi. İzmir’in Urla, Çeşme, Foça gibi parlayan bölgeleriyle yeniden bir cazibe merkezi olduğunu ifade eden Deniz Celep, genç istihdamını kentte tutmak için TOBB Genç Girişimciler Kurulu ile ortak projeler yürüttüklerini ve Medicana gibi şehre değer katan yatırımların bu anlamda çok önemli birer rol model olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.
22 Mayıs 2026 Cuma - 17:08 Uzmanından bayramda diyabet ve tansiyon hastalarına uyarı Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Emine Hande Öksüz, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bayram sürecinde beslenme düzenlerini korumaları gerektiğini söyledi. Bayram dönemlerinde artan kırmızı et, tatlı ve ikram tüketiminin kronik hastalıklarda sağlık risklerini artırabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Öksüz, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarına dikkat çeken Uzm. Dr. Öksüz, "Bayramlar; ikramların, tatlıların ve düzensiz öğünlerin arttığı özel dönemlerdir. Ancak özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bu süreçte beslenme ve yaşam düzenlerine daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir. Artmış kırmızı et, şerbetli tatlı ve ikramların fazlaca tüketilmesi hastalarımızın tedavilerinde aksaklıklara yol açmaktadır" dedi. "Gün içerisinde yeterli su tüketin" Dikkat edilmesi gereken hususları vurgulayan Uzm. Dr. Öksüz, "Bu hususta dikkat edilmesi gereken noktalar, diyabet hastalarımız için öğün saatlerini mümkün olduğunca düzenli sürdürün. Uzun süre aç kalmayın. Şerbetli tatlılar, şekerlemeler ve çikolataları kontrollü tüketin. Mümkünse sütlü tatlıları tercih edin ve küçük porsiyonlar kullanın. Bayram diye ilaç ve insülin dozunuzu aksatmayın, tedavilerinizi düzenli alın. Gün içerisinde yeterli su tüketin. Bayram ziyaretlerinde kısa yürüyüşler yapmak kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Kan şekeri ölçümlerinizi ihmal etmeyin. Halsizlik, aşırı susama, çarpıntı gibi belirtilerde mutlaka kan şekeri ölçümlerinizi yapın. Hipertansiyon hastalarımız için artmış kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinin tüketimi kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyonla ilişkili bulundurulmuştur. Tuzlu yiyecekler, salamura ürünler, işlenmiş etler, aşırı çay-kahve tüketiminden kaçının. Ağır ve yağlı yemekler yerine dengeli porsiyonlar tercih edin. İlaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin. Tansiyon takibinizi ihmal etmeyin; baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı gibi belirtilerde tansiyon ölçümünüzü yapın. Yeterli uyku ve dinlenme sağlamaya çalışın. Aşırı stres ve uykusuzluk tansiyonunuzda yükselmelere yol açabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün en sık tüketilmesi gereken besinleri; sebze, meyve, tam tahıllar ve bakliyatlar olarak belirlediğini dile getiren Öksüz, "Bu besinler yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak mikrobiyatasını destekler, kolesterol düşürücü etkiye sahiptir ve kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçer. Son olarak; tuzu günlük bir çay kaşığını geçmeyecek şekilde tüketmek böbrek sağlığının korunmasında ve hipertansiyonun önlenmesinde yardımcı olur. Unutmayın, bayram sofralarında önemli olan miktar değil, paylaşım ve keyiftir. Sağlıklı tercihlerle bayramınızı güvenle ve huzurla geçirebilirsiniz" ifadelerine yer verdi.
22 Mayıs 2026 Cuma - 16:06 Kurban bayramı’nda sağlıklı beslenmenin püf noktaları Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, Kurban Bayramı’nda artan et ve tatlı tüketimine karşı vatandaşları uyardı. Porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi, su tüketimi ve hareketin önemine dikkat çeken Kaleli, bayramın yasaklarla değil dengeyle geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa, Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, "Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek" dedi. "Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı" Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100-150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, "Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor" diye konuştu. "Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli" Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, "Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur" dedi. "Pişirme yöntemine dikkat" Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, "Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli" ifadelerini kullandı. "Etin yanında mutlaka salata tüketin" Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, "Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor" dedi. "Tatlı tüketiminde "tadımlık" önerisi" Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, "Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır" diye konuştu. "Su tüketimi ve yürüyüş önerisi" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5-3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. "Önemli olan dengeyi koruyabilmek" Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, "Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi" açıklamalarında bulundu.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "4 yılın sonunda yıllık 20 milyar dolarlık bir gelir hedefliyoruz"
26 Nisan 2025 Cumartesi - 16:48 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "4 yılın sonunda yıllık 20 milyar dolarlık bir gelir hedefliyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık turizmi faaliyetleri ile 3 milyar dolarlık gelir seviyesine ulaştıklarını belirterek, "Yeni adımlarla birlikte inşallah önümüzdeki dört yılın sonunda yıllık 20 milyar dolarlık bir gelir hedefliyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 26-27 Nisan tarihlerinde sağlık alanında yenilikçi gelişmelere yön verecek ortak çalışmalar yapılmasına zemin hazırlamak ve bölgesel iş birliğini güçlendirmek amacıyla Edirne’de bir otelde gerçekleştirilecek olan Balkan Ülkeleri Sağlık İş Forumu’na katıldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Memişoğlu, Türkiye olarak Balkan devlet ve toplumlarının tamamıyla çok yönlü, uzun soluklu ve samimi ilişkiler yürüttüklerini dile getirdi. Ayrıca Bakan Memişoğlu, siyasi ilişkilerde istikrarın korunmasına öncelik verdiklerini ve sağlık, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da ilişkileri her geçen gün geliştirdiklerini ifade etti. "4 yılın sonunda yıllık 20 milyar dolarlık bir gelir hedefliyoruz" Yurt dışından çok sayıda yabancı hastanın Türkiye’ye gelip sağlık hizmeti aldıklarına ve yurt dışında yaşayan Türklerin de sağlık sorunlarının çözümü için Türkiye’de tedavi olmayı tercih ettiklerine dikkati çeken Bakan Memişoğlu, "HealthTürkiye markasıyla yürüttüğümüz sağlık turizmi faaliyetleri ile önceki yıllarda 3 milyar dolarlık gelir seviyesine ulaştık. Elbette bu seviyeyi yeterli görmediğimizi daha önce de ifade etmiştim. Bu bakış açısıyla hızla harekete geçtik; bu alanda daha etkin olabilmek için, tüm sektörü kapsayacak ve sağlık turizminin koordinasyonunu sağlayacak şekilde Bakanlığımızın bünyesindeki Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.’yi yeniden yapılandırıyoruz. Türkiye’de sağlık sektöründeki tüm paydaşlarımızı, kısa adı USHAŞ olan kuruluşumuz aracılığıyla uluslararası alanda tanıtıyoruz ve kamu-özel tüm sağlık tesislerimizin sundukları hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarıyoruz. Özellikle, sağlıklı yaşam, geriatri, termal turizmi gibi alanlarda atmakta olduğumuz yeni adımlarla birlikte inşallah önümüzdeki dört yılın sonunda yıllık 20 milyar dolarlık bir gelir hedefliyoruz" dedi. "Health Türkiye markasına güvenen kimseyi güvencesiz bırakmıyoruz" Resmi Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik ile sağlık turizmi alanında erişilebilirlik, kurumsallaşma, kalite, denetim ve muhtemel komplikasyonlar karşı en üst seviyede sorumlu bir vizyonu ön plana çıkardıklarını kaydeden Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "İddialı bir yaklaşım içerisindeyiz; sağlık turizmi çerçevesinde sunulan tüm hizmetler HealthTürkiye portalı üzerinden takip edilebilecek, yurt dışından gelen hastalarımız aldıkları sağlık hizmetini bu portal üzerinden görüntüleyebilecek. Sağlık tesislerinde sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında yapılacak tüm cerrahi işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılmasını zorunlu tutuyoruz çünkü sağlık hizmeti almak için Health Türkiye markasına güvenen kimseyi güvencesiz bırakmıyoruz." Balkan İş Sağlık Formu’na katılan Kuzey Makedonya Sağlık Bakanı Arben Taravari ise Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerini ifade ederek, diğer alanlarda olduğu gibi sağlık alanlarında da işbirliğini artırmak istediklerini vurguladı. Programa katılan Bulgaristan Sağlık Bakanı Silvi Kirilov da ortak coğrafyada yaşayan ülkeler arasında koordine ve ilişkilerin artırılmasının bölgesel ilişkiler için de çok önemli olduğunu sözlerine ekledi. Programın sonunda Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Sarayı’nın çini örneğini bir tablo olarak hediye etti. Bakan Memişoğlu ise günün anısına programa katılan Bulgaristan Sağlık Bakanı Silvi Kirilov’a ve Kuzey Makedonya Sağlık Bakanı Arben Taravari’ye ise tablo hediye etti.
Uzmanından önemli tavsiye: "Sağlıklı beslenme ile Demans hastalığından korunmak mümkün"
26 Nisan 2025 Cumartesi - 15:43 Uzmanından önemli tavsiye: "Sağlıklı beslenme ile Demans hastalığından korunmak mümkün" Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Topluluğu tarafından düzenlenen Ulusal Tıp Kongresi’nde uzman isimler, geleceğin doktorları ile bir araya geldi. Demans ve Alzheimer hastalığının nedenleri korunma yolları hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aybala Neslihan Alagöz, "Demans çoğunlukla tesadüfi şekilde görülüyor ve küçük bir kısmı genetik geçiş gösteriyor. Sağlıklı yaşam ilkeleri uygulandığında Demans dahil birçok hastalıktan korunmak mümkün. Akdeniz tipi beslenme, bol su tüketimi ve düzenli fiziksel egzersiz bu süreçte kritik rol oynuyor" dedi. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Topluluğu (KOÜBAT) tarafından bu yıl 12. kez düzenlenen Ulusal Tıp Kongresi "Nörosentez", sağlık dünyasına önemli katkı sunuyor. 25 Nisan tarihinde başlayan ve yarına kadar devam edecek olan kongre, Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam ediyor. ?Türkiye’nin dört bir yanından tıp fakültesi öğrencilerini bir araya getiren kongre, bu yıl nörolojik bilimler temasıyla (Nöroloji - Nöroşirürji - Radyoloji - Psikiyatri) alanında uzman isimleri ve öğrencileri buluşturuyor. HEKİMSEN sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinlik katılımcıların beğenisini topladı. Geleceğin doktorları uzmanlarla bir araya geldi Salih Çağlıyan ve İrem Kara başkanlığında kongreyi düzenleyen öğrenciler, "Nörosentez" adının tesadüfi olmadığını vurguladı. Öğrenciler, amaçlarının yalnızca tek bir branş üzerinden ilerlemek değil, dört farklı alandaki uzmanlık bilgisini bir araya getirerek daha kapsayıcı ve bilimsel açıdan zengin bir program sunmak olduğunu belirtti. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 12 konuşmacı akademisyen, bu dört branşa dair en güncel bilgileri ve klinik tecrübeleri katılımcılarla paylaştı. Kocaeli Üniversitesi’nden 80 kişilik gönüllü öğrenci ekibi, yaklaşık 6 ay süren yoğun hazırlık süreci sonunda 20 farklı üniversiteden gelen 600’e yakın tıp öğrencisini ağırladı. Bu büyük organizasyon, yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda mesleki dayanışmayı da güçlendiren platform olarak dikkat çekti. "Sağlıklı beslenme ile Demans hastalığından korunmak mümkün" Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aybala Neslihan Alagöz, özellikle toplum sağlığını ilgilendiren konulara vurgu yaptı. Demans ve Alzheimer hastalıklarına yönelik gerçekleştirdiği sunumunda, hastalığın nedenleri, korunma yolları ve yaşam tarzı etkileri aktaran Doç. Dr. Alagöz, "Demans, özellikle Alzheimer hastalığı üzerinden ele alındı. Hastalık çoğunlukla tesadüfi şekilde görülüyor ve küçük bir kısmı genetik geçiş gösteriyor. Ama net olarak söyleyebiliriz ki sağlıklı yaşam ilkeleri uygulandığında Demans dahil birçok hastalıktan korunmak mümkün. Akdeniz tipi beslenme, bol su tüketimi ve düzenli fiziksel egzersiz bu süreçte kritik rol oynuyor." ifadelerini kullandı. "Bu kongre, bilim dallarının iş birliğiyle oluşan bir sentezin en güzel örneği oldu" Kongreye sponsor olan HEKİMSEN Sendikası da etkinlikte yer aldı. Bu etkinliği desteklemekten duydukları memnuniyeti dile getiren HEKİMSEN Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Nörosentez, dört farklı branşın ortak bilimsel neticelendirme olarak çok değerli bir fikir. Nöroşirurjik travmaların psikiyatrik sonuçları olabileceği gibi, diğer branşlar arasında da birbirini tamamlayan ilişkiler mevcut. Bu kongre, bilim dallarının iş birliğiyle oluşan bir sentezin en güzel örneği oldu." dedi.
Afyonkarahisar’ın termal suları güzellik ve cilt bakımı alanında da adından söz ettiriyor
26 Nisan 2025 Cumartesi - 14:37 Afyonkarahisar’ın termal suları güzellik ve cilt bakımı alanında da adından söz ettiriyor Yüzyıllardır şifa kaynağı olarak bilinen termal sular, son yıllarda güzellik ve cilt bakımı alanında da adından söz ettiriyor. İçeriğinde doğal olarak bulunan mineraller sayesinde Afyonkarahisar’daki termal sular cildi arındırıyor, besliyor ve yeniliyor. Türkiye’nin ilk 5 yıldızlı termal oteli olma özelliğini taşıyan Oruçoğlu Termal Otel’in CMO-Pazarlama Başkanı Kerem Canarslanlar, Türkiye’nin termal başkenti olarak anılan Afyonkarahisar’ın yalnızca sağlık değil, güzellik arayışındaki tatilciler için de gözde bir destinasyon haline geldiğini ifade etti. Canarslanlar, "Termal suyun içerdiği kalsiyum, magnezyum, sodyum ve sülfat gibi mineraller; cildin doğal bariyerini güçlendirerek dış etkenlere karşı koruma sağlıyor. Özellikle kuru, hassas ya da akneye yatkın cilt tiplerinde dengeleyici ve yatıştırıcı etkisiyle öne çıkıyor. Uzmanlar, düzenli termal banyo veya buhar uygulamalarının, ciltteki ölü hücreleri arındırarak yenilenmeyi hızlandırdığını belirtiyor. Afyonkarahisar’daki birçok termal otel, güzellik ve bakım rutinlerini termal kaynaklarla birleştiriyor. Bu tesislerden biri olan Oruçoğlu Termal, sunduğu kapsamlı SPA hizmetleri ve termal cilt bakımı uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Otelin SPA merkezinde yer alan cilt bakım seansları, termal çamur maskeleri ve mineralli peeling uygulamaları, ziyaretçilere hem estetik hem de iyileştirici bir deneyim sunuyor. Bu hizmetler, kadın misafirlerin yanı sıra son dönemde erkek misafirler tarafından da yoğun ilgi görüyor" dedi. "Kadınlar termal güzellik ritüellerinden faydalanıyor" Cilt bakım uzmanlarının, termal suyun düzenli kullanımıyla birlikte ciltte gözle görülür bir canlılık ve parlaklık elde ettiğini hatırlatan Canarslanlar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Güneş lekeleri, ince kırışıklıklar ve cilt tonu eşitsizlikleri gibi problemler üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlemleniyor. Ayrıca termal su ile yapılan buhar banyoları, gözenekleri açarak cildin nefes almasına yardımcı oluyor. Termal güzellik uygulamaları yalnızca otel konuklarıyla sınırlı değil. Afyonkarahisar’daki bazı merkezlerde, tıpkı Oruçoğlu Termal’de olduğu gibi günlük bakım seansları da sunuluyor. Bu da bölgeye günübirlik gelen ziyaretçiler için büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle şehir yaşamının yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen kadınlar, hafta sonu kaçamaklarıyla termal güzellik ritüellerinden faydalanıyor. Güzellik için doğallık arayanlar, kimyasal içeriklerden uzak durmak isteyenler için termal sular adeta doğanın sunduğu güzel bir dokunuş olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin termal zenginliği ile tanınan Afyonkarahisar ve deneyimiyle öne çıkan Oruçoğlu Termal, bu eşsiz şifa ve güzellik yolculuğunu herkes için erişilebilir kılmaya devam ediyor."
7 yıl boyunca çürümüş böbrekle yaşayan kadın, 4 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu
26 Nisan 2025 Cumartesi - 14:02 7 yıl boyunca çürümüş böbrekle yaşayan kadın, 4 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu Tunceli’de, 7 yıl boyunca çürümüş böbrekle yaşayan 55 yaşındaki Çiçek Durmaz isimli hasta, 4 saat süren başarılı bir ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu. Tunceli Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyata üroloji uzmanları Op. Dr. Burak Karakuş, Op. Dr. Ömer Özkan’ın yanı sıra genel cerrahi uzmanları Op. Dr. Gülberk Uslu ve Op. Dr. Baran Demir ile yardımcı sağlık personeli katıldı. Ameliyata ilişkin bilgi veren üroloji uzmanı Op. Dr. Burak Karakuş, "Hastamız bize sağ yan ağrısıyla geldi. Yaptığımız tetkikler sonucunda hastamızın sağ böbreğinin taş nedeniyle tamamen çürümüş olduğunu gördük. Buna bağlı hastaya çürümüş böbreğinin alınması gerektiğini anlattık. Hastamız korku ve endişe içerisindeydi. Çünkü farklı merkezlerde de bu ameliyatın olması gerektiği ancak çok riskli olduğunu anlatmışlar. Biz hastamıza korkularını yenmesini gerektiğini ve risklerini de bizim göğüsleyeceğimizi söyledik ve hastamızı genel cerrahi ile ortak bir şekilde ameliyata aldık. Vakamızda genel cerrahi fıtık nedeniyle bağırsakları bölgeden uzaklaştırdı. Biz üroloji ekibi olarak bölgeyi çepeçevre döndük ve çürümüş böbreği tamamen dışarı aldık. Ameliyatta böbreğin tamamen çürümüş olduğunu kanıtlamış olduk" dedi. Hastanın şimdi gayet iyi olduğunu belirten Op. Dr. Karakuş, "Hastamız ameliyattan sonra gayet iyi. Serviste takip ediliyor. Hatta taburculuk için neredeyse hazır. Daha önceki yıllara göre kendisini çok daha iyi hissettiğini söylüyor. İltihap değerleri neredeyse tamamen normale döndü" diye konuştu. Taş hastalığı geçirmiş olan kişilerin ürolojik kontrollerinin önemli olduğunun altını çizen Op. Dr. Karakuş, "Altı ayda senede bir üroloji poliklinik kontrollerini yapmalarını öneriyoruz. İyi sıvı tüketimi özellikle su tüketiminin aksatılmaması gerekiyor" şeklinde konuştu.
‘Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’na yoğun katılım
26 Nisan 2025 Cumartesi - 12:56 ‘Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’na yoğun katılım Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından Muğla’da ilk defa düzenlenen Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’na Türkiye ve yurt dışından yaklaşık 170 Gastroenteroloji hekimi katıldı. İki gün süren etkinlikte çağın en önemli rahatsızlıklarından birisi olan bağırsak hastalıkları ile ilgili yeni gelişmeler ele alındı. ‘Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’nun Muğla’da düzenlenmesine öncülük eden Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burak Özşeker, bu tür toplantıların hem Muğla’nın tanıtımına, hem de sağlık turizmine büyük katkı sunacağını açıkladı. Bodrum Torba Mahallesindeki bir otelde düzenlenen ‘Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’nda bölüm ile ilgili yeni gelişmeler hekimler arasında bilgi paylaşımı yapılmasına ve hastaların tedavisinde yeni bilimsel gelişmelerin katılımcılara aktarımı öngörülüyor. Etkinliğin ilk defa Muğla’da düzenlenmesinin önemli olduğunu belirten Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burak Özşeker, "İlimizde daha önce yapılmayan, ilk kez gerçekleştirilen bir toplantı olan Gastroenteroloji Bağırsak Okulu’na Türkiye’den ve yurtdışından, Avrupa’dan birbirinden değerli meslektaşlarımız, gastroenteroloji alanında uzman hekimler ve katılımcılar davet edildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz bu iki günlük toplantı hem güncel bilgiler eşliğinde gelişmeleri aktarmak ve bilgi paylaşımı yapmak, hem de hastalara sağlık sunan, hizmet sunan meslektaşlarımızın tam da gerekli incelemelerin yapmak fırsatını sağlamış olduk. Bunun tabi aynı zamanda Muğla’mız için de sağlık turizmi için, bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yani bağırsak hastalıkları günümüzde oldukça sık görülen, hastalarımızın çok sık yakındığı hastalıklarla ilgili bir bölüm. Bizim de ilgi alanımıza giriyor zaten gastroenteroloji. Bununla ilgili de güncel hastalıkların güncel tedavileri, hastaların tedavisinde kullanacak yeni gelişmeler, yeni endoskopik teknikler, yeni cihazlar, ya da yeni ilaçlarla ilgili, ya da hastalara söylenebilecek yeni öneriler ile ilgili tüm incelemeleri burada meslektaşlarımızda yapıyoruz. Bunları da hastalarımızın sağlığında kullanmak üzere donanımlanıyoruz. Gerekli güncellemeleri hem de sosyal medyadan, Gastroenteroloji Derneği’ni takip ederek, hem de bizim sosyal medya hesaplarımızdan gerekli güncellemeleri aynı zamanda hekimlerine başvurarak, gastroenteroloji hekimlerine başvurarak bu konudaki güncellemelerden, güncel bilgilerden hastalarımız ve halkımız gerekli bilgileri alabilir" dedi.
Proje sayesinde çocuklar sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi öğrenecek
26 Nisan 2025 Cumartesi - 12:01 Proje sayesinde çocuklar sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi öğrenecek Yunusemre Kaymakamlığı AB Proje Ofisi Yürütücülüğünde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde hazırlanan "Çocuk bizim, gıda bizim, gelecek bizim" projesi, lansman toplantısı ile başladı. Manisa Valiliği Planetaryum ve Bilim Evi’nde gerçekleştirilen lansman toplantısına Yunusemre Kaymakamı Atilla Kantay ve eşi Müjgan Kantay, Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdürü Yıldıray Demirtaş, Yunusemre İlçe Sağlık Müdürü Süleyman Souksu, Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürü Bülent Güleç, öğretmenler ve öğrenci velileri katıldı. Toplantıda açılış konuşması yapan Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdürü Yıldıray Demirtaş, bu projenin ilçedeki anaokulu ve ilkokul öğrencilerinin sağlıklı ve bilinçli beslenme alışkanlıkları kazanmalarını sağlamak amacıyla tasarlandığını vurgulayarak, projenin temel hedefinin, çocuklara erken yaşta sağlıklı gıdaların önemi, besin değerleri ve sürdürülebilir beslenme konularında farkındalık kazandırmak olduğunu kaydetti. Projeyle, öğretmenler ve okul yöneticilerinin bu konuda bilinçlenmeleri ve eğitim süreçlerine sağlıklı beslenme yaklaşımlarını entegre etmelerinin teşvik edileceğini kaydeden İlçe Milli Eğitim Müdürü Demirtaş, çocuklarımız dünyaya geldikçe ve bu çocuklara beslenmesi devam ettikçe bu proje öneminin devam edeceğini anlattı. Demirtaş, "Geçen hafta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ülkemizin şu anda çocuklarla ilgili yani yeni doğanlar ile ilgili bir süreçte geriye doğru gitmeler var kaygılarımız var nüfusumuzun savaştan daha tehlikeli, onun için biz hem neslimizin üremesini devam etmesini istiyoruz." dedi. Lansman açılış toplantısı ardından İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Aile Hekimliği Uzm. Dr. İclal Esen Toroman, çocukların büyüme ve gelişmesinde yeterli ve dengeli beslenme konusunda videolar ile sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi. Diyetisyen Hatice Nur Ege ise çocukların sağlıklı, geleneksel ve doğal beslenmelerine yönelik yaptığı konuşmasında ’Çocuklukta beslenme alışkanlıklarının temeli’, ’Sınıf içi davranışların etkisi’ ve ’Gerçek örnekler ve öğretmen destekli başarılar’ konularında bilgiler aktardı. Projeye katkı çağrısında bulunan Yunusemre Kaymakamı Atilla Kantay ise, "Bu proje kapsamında, yerel ve geleneksel tarım ürünlerinin tanıtılması, ata tohumlarının kullanımının teşvik edilmesi ve sağlıklı gıdaların tercihine yönelik çalışmalar yürütülecektir. Böylece çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerine katkı sağlanırken, toplumda uzun vadeli bir sağlıklı beslenme kültürünün oluşturulması ve gelecek nesillere örnek olunması hedeflenmektedir. Yerel üreticilerin sağlıklı gıda üretimine yönlendirilmesi, okullarda sağlıklı gıda tüketiminin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir bir beslenme anlayışının toplumda kök salması amacıyla temel bir adım niteliği taşıyan proje, ilçedeki ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle hayata geçirilecektir. Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesini desteklerken, öğretmenler ve veliler için de bilinçlendirme çalışmaları içeren bu proje, toplum genelinde beslenme bilincinin artırılmasını ve sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesini amaçlamaktadır." diye konuştu.
İEÜ Medical Point Hastanesi’nde kanser tedavisinde büyük başarı
26 Nisan 2025 Cumartesi - 11:50 İEÜ Medical Point Hastanesi’nde kanser tedavisinde büyük başarı İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, ileri evre prostat kanseri tedavisinde uyguladığı Lutesyum-177 PSMA yöntemiyle önemli bir başarıya imza attı. Almanya’da prostat kanseri teşhisi konulan ve uzun süre kemoterapi gören Ali Göksu, tedaviye yanıt alamayınca Türkiye’ye dönerek Medical Point Hastanesi’nde şifa aradı. 15 günde ağrılar sona erdi İEÜ Medical Point Hastanesi’nde yapılan değerlendirmelerin ardından, hastalığın kemiklere yayılması ve şiddetli ağrılar nedeniyle Lutesyum-117 PSMA tedavisine başlanmasına karar verildi. Tedavi sürecini yöneten Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Özgür Şanlı, "Ali Bey geldiğinde çok yoğun kemik ağrıları yaşıyordu. Önceden farklı tedaviler denenmişti ancak sonuç alınamamıştı. Lutesyum tedavisine başladıktan sadece 15 gün sonra ağrılarının tamamen geçtiğini gözlemledik. Şu anda hastalığın yalnızca birkaç odağı kaldı ve son tedavi kürüne yaklaşıyoruz. Kendisine sağlığını kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu. "Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" Yaşadığı zorlu süreci anlatan Ali Göksu ise, "Almanya’da yoğun bir kemoterapi süreci geçirdim ama hiçbir fayda görmedim. Şiddetli ağrılarla yaşamak zorundaydım. Türkiye’ye geldiğimde bu hastaneye yönlendirildim. Lutesyum tedavisine başladıktan sonra 15 gün içinde ağrı kesici kullanmaya gerek duymadım. Uykularım düzeldi, yürüyemediğim mesafeleri rahatça yürümeye başladım. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Bu tedaviyle kanseri yendim diyebilirim" ifadelerini kullandı. Lutesyum-117 PSMA Yöntemi Nedir? Lutesyum-177 PSMA tedavisi, prostat kanseri hücrelerine seçici olarak bağlanabilen özel moleküller kullanılarak gerçekleştirilen ileri bir nükleer tıp yöntemidir. Hastalık vücuda yayıldığında ve klasik tedavilere direnç geliştiğinde umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor.
‘Migren sadece bir baş ağrısı değil’
26 Nisan 2025 Cumartesi - 11:50 ‘Migren sadece bir baş ağrısı değil’ Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Yakup Türkel, migrenin 50 yaş altındaki bireylerde engelliliğe neden olan hastalıklar arasında ilk sırada yer aldığını; iş, okul ve sosyal yaşamı ciddi şekilde etkileyen bu hastalığın toplumda da önemli bir sosyoekonomik yük oluşturduğunu söyledi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Yakup Türkel, Amasya’daki bir fabrikada çalışanlara migren ve baş ağrıları hakkında bilgilendirici bir sunum gerçekleştirdi. "Migren sadece bir baş ağrısı değil" Sunumda migrenin sadece bir baş ağrısı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Türkel, hastalığın yaşam kalitesine etkileri ve tetikleyici faktörleri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Migrenin özellikle 20-50 yaş aralığında ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Türkel, "Migren, 50 yaş altındaki bireylerde engelliliğe neden olan hastalıklar arasında ilk sırada yer alıyor. İş, okul ve sosyal yaşamı ciddi şekilde etkileyen bu hastalık, bireylerin günlük yaşamını sekteye uğratmakla kalmıyor, aynı zamanda toplum genelinde de ciddi bir sosyoekonomik yük oluşturuyor" dedi. "Açlık, uykusuzluk, stres ve parlak ışık gibi tetikleyicilerin farkında olunmalı" Migrenin, beynin zarlarındaki damarların iltihaplanması sonucu geliştiğini belirten Doç. Dr. Türkel, hem epizodik hem de kronik migrende erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Sunumda ayrıca migreni tetikleyen unsurlar hakkında da bilgi verildi. Açlık, uykusuzluk, stres, parlak ışık, keskin kokular, hava değişiklikleri ve bazı gıdalar gibi faktörlerin migren ataklarını artırabileceğini ifade eden Doç. Dr. Türkel, "Tetikleyicilerin farkında olmak ve bunlardan mümkün olduğunca uzak durmak, migrenin kontrol altına alınmasında en etkili yollardan biridir" diye konuştu. Çalışanların ilgiyle takip ettiği sunumun ardından katılımcılar, merak ettikleri soruları yönelterek birebir bilgi alma imkânı buldu.